Çevirmen:
Ahmet Angın
Tasarımcı:
Ayşe Çelem
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
352
Basım Tarihi:
Ocak 2014
İlk Yayın Tarihi:
1946
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Yunanca: Βίος και πολιτεία του Αλέξη Ζορμπά
Orijinal Dil:
Yunanca
Orijinal Ülke:
Yunanistan
ISBN:
9789755101613
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir dostluk hikayesi..
7/10
·352 syf.·
2026 39. kitabı
"Ruhunu sıkı tut dostum, Dağılmasın!" Bir insanın, beklenmedik bir anda hayatımıza girmesi, bizi ne derece etkileyebilir ki? İki farklı karakter, bambaşka bakış açıları... Bir tarafta okuyan ve hayatı sorgulayan Patron, diğer tarafta ise okuma yazma bilmeyen, hayatı tutku ve neşeyle yaşamayı seçen Zorba... Hayata çok farklı bir pencereden bakan, bazen kimsenin düşünemediği kadar incelikli düşünen, güçlü kuvvetli, söz konusu çalışmak olunca dişini tırnağına takan değişik bir adamdır Zorba. Kelimelerin yetersiz geldiği yerde devreye giren santuru ve danslarıyla, tasvirleri ve enerjik yapısıyla dikkat çekiyor. "Bir insan kederini nasıl giderebilir? Sözle mi? Püff!.." Zorba'nın kadınlar hakkındaki söylemleri yer yer kızdırdı. Sonra bir an geldi ki, kadınların narin olduğu ve onları incitmemek gerektiğini söyleyerek de gönül aldı. "Herkes kendi yolunu izler. İnsan bir ağaç gibidir. Neden kiraz vermiyor diye incir ağacını hiç azarladığın oldu mu?" Her insanın mizacının farklı oluşundan ve insanı üzenin beklenti olduğundan bahsederiz sürekli. İşte Zorba uzun uzun anlatmak yerine, böyle özetleyiveriyor mevzuyu :) Zorba'dan çok Patron'la bağ kurmam daha kolay oldu. Yine de onu hiç sevmedim değil, hayat felsefesinden çıkarılacak dersler var. Yazardan okuduğum ilk kitaptı, dili akıcı ve hikayesi dikkat çekici. Arada Albert Camus havası da hissetmedim değil. Kitap bitince arayı soğutmadan filmi de izledim. Anthony Quinn ve yine o şahane oyunculuk (◕‿◕) Hemen herkesin kendi içinde, zihninde zincirleri vardır, umarım o zincirleri bir an önce kırıp vakit kaybetmeden kendimizi keşfederiz. Herkese keyifli okumalar diliyorum..
1000Kitap
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2024 01:30
Budha dünyaüstü bir güzelliğe sahiptir, ama onda Yunan Zorba'nın güzelliği yoktur. Zorba tamamen dünyevidir. İnsan aynı anda ikisi birden olmalı: Zorba isimli bir Budha. İnsan meditatif (düşünce odaklı olmak) olmalı ama duygu pahasına değil. Osho Zorba... En iyi nasıl anlatılabilirsin? Yanmış, yakmış, yıkmış, herşeyi görmüş, geçirmiş bir adam. Ve sonunda pişmiş. Tanrıya ve aynısı gördüğü Şeytana bile eyvallahı yok. Korkusuz, hayatı saçlarından yakalamış ve dört nala sürmekte sonunu düşünmeden. Ama duraksadığı anlar var, balmumu gibi eridiği anlar. Hiçbir gönülü kırma taraftarı değil. Bu bir yaşlı Türk'ün nasihatini içselleştirmesi. Hele o gönül bir kadınınsa, nasıl kırsın Zorba. Kendini Zeus'la kıyaslıyor. Hani çapkın, uçanın, kaçanın elinden kurtulamadığı Tanrı Zeus. Ama ona göre bir şehvet perest değildir Zeus. Kadınlara acımaktadır, hiçbir kadının yalnız kalmasına, ahlayıp inlemesine aldırışsız kalamaz. Zorba da öyledir. Ona göre en büyük günah bir kadının gece yalnız yatmasıdır. Ah Zorba seni nasıl anlamalı, nasıl anlatmalı... Sonu toprak olan, kurtların yiyeceği bir et parçası olan biz insanların ne kadar da çok olmazları varmış meğer! Ve ne kolaymış özgür olunduğunda hepsini elinin tersiyle itmek. İnsan olmak, özgür olmak... Kimin derdi bugün? Ne zaman kimin derdi oldu ki? Muhteşem bir dostluk hikayesi. Bir dünya literatürü devi. Okumadan geçmeyin. Pamuk eller cebe. Allah razı olsun... Kitapla kalın...
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 12. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 15:09
Bu Adam Haklı Ama Sinir Bozucu” Zorba Hakkında Dürüst Bir İnceleme...Gelin okuyun boşuna mı ?? yazdık:) Zorba kendisine şöyle "Benim gibi adamların bin yıl yaşa­ması gerekirdi." Diyor..;) şimdik gelelim Zorba’ya Zorba’yı okurken sabit bir duyguda kalmak imkânsız. Bir yerde ona hak veriyorsun, birkaç sayfa sonra sinirleniyorsun. Bazen üzülüyorsun, bazen kızıyorsun, bazen de istemeden merhamet duyuyorsun. Ve tam da bu yüzden Zorba gerçek. Çünkü gerçek insanlar ya sevilir ya nefret edilir değil; çoğu zaman aynı anda ikisi de olur. Kendi kendime sık sık şunu sordum: Zorba gibi biri etrafımda olsa onu sever miydim? Pek sanmıyorum. Hayatına misafir olarak ilginç, ama sürekli yanında olması zor. :) :) Zorba’nın kadınlara, Tanrı’ya, ölüme ve mutluluğa bakışı bazen rahatsız edici, bazen gülünç, bazen de insanın kalbine dokunacak kadar gerçek. O yüzden bu karakteri sevmek zorunda değilsin ama onu ciddiye almamak mümkün değil.. Kitap bize şunu anlatıyor aslında: Hayatı sadece düşünerek yaşamak mümkün değil. Anlatıcı bunun örneği. Okumuş, sorgulamış, zihni dolu ama hayatı hep bir adım geriden izliyor. Zorba ise düşünmeden yaşıyor. Sorun şu ki, ikisi de eksik. Kazancakis burada ince bir mizah yapıyor: )Biri aklını fazla çalıştırdığı için hayatı kaçırıyor, diğeri hayatı fazla ciddiye almadığı için etrafı dağıtıyor. Zorba’nın felsefesi kulağa çok cazip geliyor: Özgür ol, korkma, yaşa, dans et.. Zorba’nın özgürlüğü başkalarına bedel ödettiğinde, okur olarak durup düşünüyorsun. Demek ki mesele “Zorba gibi yaşamak” değil, Zorba’nın cesaretini alıp onun kör noktalarını görmezden gelmemek. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun. Zorba bir yaşam koçu değil. O, anlatıcının ve bizim bastırdığımız tarafımız. İçimizdeki “sonra yaparım” diyen sese karşı bağıran, “yarın yokmuş gibi yaşa”
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2021 324. kitabı
Yıllar sonra bir kez daha okudum Zorba'yı. Çoğu kişi gibi kitaptan çok filmiyle yer edinmiş zihnimde. Nikos Kazancakis'in 1946 yılında yazdığı Zorba, en çok da bilinen kitabı sanırım. Kitabın başında yer alan  önsözde Nikos Kazancakis:  " Eğer bugün, dünyada bir ruh kılavuzu, Hintlilerin dediği gibi bir 'guru', Aynaroz papazlarının dediği gibi bir 'yeronda' seçmem gerekseydi, kesinlikle Zorba'yı seçerdim." diyerek, Zorba'nın onun için ne denli önemli olduğunu belirtiyor. Patron olarak bahsedilen entelektüelin ağzından anlatılan hikâye ilerledikçe,  neden Zorba'nın ruh kılavuzu olarak seçilmiş olabileceğine dair pek çok fikriniz oluyor. Zorba hayatı doyasıya yaşayan, yaşadıklarından dolayı pişmanlıkları  olsa da kendini bu pişmanlıklara hapsetmeyen, düşüncelerini dile getirmekten çekinmeyen, hiçbir yere ait olmayan bir karakter.Yaşadığı an önemli  Zorba için. Vatan kavramı üzerine olan düşünceleri beni etkiledi diyebilirim. Kadınlar üzerine düşünceleri ise yer yer sinirlendirdi.Ben herkesin aksine Kazancakis'e değil, Zorba'ya kızdım. Zorbanın " kâğıt faresi" olarak nitelendirdiği Patron ise okuyan, düşünen belki de bu özellikleriyle yaşamı ıskalayan biri. Yine yeniden zevkle okudum Zorba'yı.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
Kalbimin kardeşi Zorba...
10/10
·352 syf.·
2021 5. kitabı
Kazancakis bir Osmanlı vatandaşıydı. Giritli. Kandiye (Heraklion) doğumlu. Yani yerdeşimiz; bizden biri. Akdeniz coğrafyasının koca bir yazarı. Şiirleri de var. İçli, lirik, mavimsi… Aleksi Zorba, romanı okumaya başlar başlamaz kalbimin kardeşi oldu. Akdeniz insanının ne denli yüce ruhlu ne denli koca yürekli ve hayatı bilgece kucakladığının gerçekliğini bu romanla bir kez daha iyice kazıyacaksınız kalbinize... Girit’i görmek isteyeceksiniz. O mavi sahillerin esintisine karşı oturup bir bardak uzo eşliğinde yaşam ve ölüm üstüne bir kez daha düşünmek, hatta doğada gördüğünüz ve daha önce üstüne hiç kafa yormadığınız her şeyi kucaklamak duygusuyla dolacaksınız. Yüreği dünyaya sığmayan yazarlar böyle büyük yapıtlar verebilir ancak. Kazancakis tam da böyle bir yazar…
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
8/10
·352 syf.··
2021 13. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 17:01
Aleksi Zorba ve Patronun birbirlerinin zıttı iki insanın yollarının kesişmesiyle başlayan olaylar.. Patron kendisini kitaplarda arayan genç bir adam.. Zorba ise aklına geleni yapan, söyleyen, yaşayarak her şeyi öğrenmiş, hayatla barışık bir karakter.. Zorbanın kadınlara dair konuştuğu, düşündüğü bölümlerde kendisinden biraz nefret etmiş olabilirim. Bu özelliği rahatsız edici düzeydeydi. Yine de fazla takmamaya çalışarak kitabın felsefi yönlerine bakmaya çalışıyorum. Hayat yaşanarak mı öğrenilir yoksa okuyarak mı ikilemi çok güzeldi. Kitaptaki Zorba karakterini; 'özgür bir insanın simgesi' olarak adlandırıldığını okumuştum. Yazar da kendisini Zorba karakteriyle özdeşleştirmiş olabilir. Yazarın mezar taşında yazan cümleler; "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.." Zorba'yı içinde yaşattığının kanıtı olabilir. Kitabı seversiniz, sevmezsiniz ama bir şeyleri sorgulamanıza neden olacaktır. *Dünyadaki pek çok insanın esas sorunu, henüz kendisiyle tanışmamış olmasıdır..
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
"Bir zamanlar diyordum ki; Bu Türk'tür, bu Bulgar'dır ve bu Yunan'dır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım, kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim...Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış ya da bilmem neymiş...Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yok olası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi iyi mi kötü mü, yalnız ona bakıyorum. Ve ekmek çarpsın ihtiyarladıkça da, buna bile bakmamaya başladım. Ulan ister iyi, ister kötü olsun be! Hepsine acıyorum işte...Boş versem bile, bir insan gördüm mü içim cız ediyor. Nah diyorum, bu fakir de yiyor, içiyor, seviyor, korkuyor, onun da tanrısı ve karşı tanrısı var, o da kıkırdayacak ve dümdüz toprağa uzanacak, onu da kurtlar yiyecek...Hey zavallı hey! Hepimiz kardeşiz be...Hepimiz kurtların yiyeceği etiz..." En sevdiğim alıntıyı incelememe saklamak istedim.Sadece bu kitap içinde değil okuduğum tüm kitaplar içinde en sevdiğim alıntı oldu sanırım. Zorba müthiş bir karakter. Onu en iyi şekilde anlatmak isterdim ama hislerimi kelimelere dökemiyorum.En iyisi yaratıcısı Nikos Kazancakis'in cümlesiyle kısaca özetlemek: Hayatımda tanıdığım en rahat ruh, en sağlam vücut, en özgür haykırış onundu." Gerçi Nikos Kazancakis'in de Zorba'dan aşağı kalır yanı yok hani. Mezar taşına "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm." yazdıran bir insan düşünün. Zorba bütün kutsallarımıza,zaaflarımıza,tutkularımıza bıçak gibi darbeler indiriyor. Ve bunu o kadar yalın bir şekilde ele alıyor ki ona hak vermemek işten değil. Ama küçük bir uyarıda bulunmakta fayda var: Kadınlar konusunda yanlış anlaşılmaya çok müsait
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 83. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2020 14:35
~Kitaplar nefesiniz olsun~ "Bir sırdır insan, vesselam!" kitabı özetleyen bir alıntı; Aşağıdaki alıntı ise Zorbanın kendisini özetlemekte; Niye gülüyorsun öyle Patron? Neden öyle bakıyorsun bana? Benim şarabım böyledir, içimde her zaman bağıran bir şeytanım vardır. O ne derse ben onu yaparım. Ne zaman boğulacak gibi olsam, bana şöyle seslenir: "Oyna Zorba!" Ben de kalkar oynarım! Oyna zorba; ne müthiş bir karakter, insan, baba, eş, dost, arkadaş, sırdaş, derviş, alim... Vb.. İnsana ve hayata dair; yapmak isteyipte yapamadıklarınız mı var, anlatın Zorba ya dökün içinizi size bir yol bulacaktır. Boşuna üzmeyin kendinizi. Biraz sinirli zorba aklınıza gelecek herşeye; bir tek tutkuya aşka yaşamaya sinirli değil, farklı dik adam. Okurken zevk alacağınız mütiş, öğretici, masalsı, gerçek bir klasik. Tavsiye olunur efendim. Bu adamla mutlaka tanışın. ZORBA. Bütün kitaplar güzeldir. "Bu bir tık daha güzel" İyi okumalar.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
Zorla da Zorba'lık sevdirilmez
Puan vermedi·352 syf.·
2021 2. kitabı
Zorba kim biliyor musunuz? Kadınlara karşı iğrenç düşünceleriyle tam bir Ataerkil düşüncelerin vücut bulmuş hali. Neden mi? "Hayır, Kadının aklında başka bir şey yoktur patron.Kendisini kim görürse arzulamasını ister o.Bunu ister zavallı, zayıf yaratık."(s.65) "Kadınlardan ne beklersin, kiminle denk gelirse çocuk yapmalarını."(s.90) "Namussuz Kadınlar, önceleri kendi kendilerini ve karşılarındakini tırmalıyorlarmış, ama yavaş yavaş uysallaşıyor, gözlerini yumuyor ve sevinç çığlıkları atıyorlarmış.Kadın işte (Bu sözü düşman askerler tarafından tecavuze ugrayan kadınlar için diyor.)" (s.95) "Namuslu çiftleşmeler tatsızdır, bibersiz yemeğe benzer.Biz köyümüzde şöyle deriz: Yalnızca çalınmış etin tadı vardır."(s.103) "Kadın serin bir kaynaktır, egilip yüzünü görürsün ve içer, içersin...Kemikleri gıcırdar.Sonra, susamış olan bir başkası gelir, o da eğilir, yüzünü görür ve içer.Sonra bir başkası...Kaynak bu demektir, Kadın da bu demektir."(s.106) "Kadın, Sana kaç kez söyleyeceğim? Onlar aşkın nesini anlayabilirler?Elinin körünü!"(s.110) "Son zamanda köyümüzde doğan bebekleri gördün mü? Çocuk degil, melek bunlar.Bu nedendir sanırsın? Dul kadın sağ olsun! Bütün köyün neşesi o; kandili söndürünce karıma değil de dula sarılıyorum sanır insan."(s.121) "Şunu bil ki, Kadınlar sese de tutulur.-Neye tutulmazlar ki, dişi domuzlar!-"(s.127) "Gülme patron!.Eğer bir Kadın, yalnız yatıyorsa, bunun suçu bizde, bütün erkeklerdedir.Yarın Tanrı'nın huzurunda hepimiz hesabı vereceğiz.Tanrı bütün günahları bağışlar, dedik ya süngeri var, ama onu bağışlamaz! Kadınla yatacak halde olup da, bunu yapmayan erkeğin vay haline patron!"(s.131) "Bu kararsızlık geçidini, şarlatanlık tapınaģını, bu günah testisini, bu bile otlarının dikilmiş bulundugu tarlayı, bu Cehennem'in giriş yerini, bu
1000Kitap
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2022 7. kitabı
Kazancakis bu kitabıyla bir nevi kendi hayatını anlatmaya çalışmış, kendisiyle girdiği sessiz hesaplaşmayı göstermiştir.Kazancakis, Zorba ile korkmamayı, yaşamı sevmeyi ve ayakta durabilmeyi öğrenmiştir. Zorba tam olarak özgür insanın simgesidir.Konusu 1930'larda geçen roman, adı kitapta hiç belirtilmeyen bir yazarın ağzından anlatılır. Hayattan fazlaca bir beklentisi olmayan bu mutsuz entelektüel, bir süreliğine kendisini dinlemek ve yaşantısına çekidüzen vermek üzere kitaplarını bir kenara koyarak Yunanistan'ın Girit adasına gelir. Burada kendisine ait linyit kömürü madenleriyle de ilgilenecektir. Yazar burada aşırı davranışları olan, kaba saba ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunan olan Alexis Zorba ile tanışır ve onu ustabaşı olarak işe alır. Aradan geçen birkaç aylık zamanda bu ilginç Yunan, genç yazarı derinden etkileyecektir. Zorba kendi ilginç hayat felsefesini genç yazara da kabul ettirdikçe yazarın hayata bakış açısı da yavaş yavaş değişecektir Yazar, Bu yüzden okurken sanki Zorba ile yazarın konuşmaları sırasında onların yanındaymışım gibi hissettim. Zorba'yı her sayfada daha çok sevdim. Herkesin okumasını tavsiye edeceğim ve ders niteliğinde bir kitap olan Zorba, benim için hayata bakışımı değiştiren kitapların arasına girdi.
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201420,5bin okunma

Yazar Hakkında

Nikos KazancakisYazar · 15 kitap
Nikos Kazancakis (Yunanca: Νίκος Καζαντζάκης) (d. 18 Şubat 1883, Kandiye, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 26 Ekim 1957, Freiburg, Almanya), Yunan yazar, şair, siyasetçi ve filozof. 20. yüzyılın en önemli Yunan felsefecisi olduğu ve eserleri yabancı dillere en çok çevrilmiş olan Yunan yazarlardan olduğu düşünülmektedir. Fakat şu anki şöhretine, 1964 yılında gösterime girmiş olan Michael Cacoyannis'in yönetmiş olduğu Zorba adlı sinema filmiyle kavuşmuştur. Bu film, aynı ismi taşıyan kendi kitabından uyarlanmıştır. 20. yüzyılın en önemli Yunan felsefecisi olduğu ve eserleri yabancı dillere en çok çevrilmiş olan Yunan yazarlardan olduğu düşünülmektedir. Fakat şu anki şöhretine, 1964 yılında gösterime girmiş olan Michael Cacoyannis'in yönetmiş olduğu Zorba the Greek adlı sinema filmiyle kavuşmuştur. Bu film, aynı ismi taşıyan kendi kitabından uyarlanmıştır. Girit'te, ada hala Osmanlı yönetimindeyken, Kandiye ilinde dünyaya geldi. Bu tarihlerde, Girit adasında Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlık kazanma amacıyla ayaklanmalar yaşanıyordu. Kendisinin evvelki eğitim dönemi hakkında fazla bir bilgi olmamasına rağmen, 1902'de Atina Üniversitesi'nde hukuk okumaya başladığı bilinmektedir. Hukuk öğreniminden mezun olduktan sonra, 1907'de ise felsefe üstüne çalışmak için Paris'e gitti. Burada Henri Bergson'la çalışma imkânı buldu. 1911 yılında Galatea Alexiou ile evlendi. Balkan Savaşları patladıktan sonra ise orduya katıldı. Savaş bittikten sonra ülkesine geri döndü ve felsefe hakkındaki çalışmaları Yunancaya çevirme çalışmalarına başladı. 1914 yılında, sonraki 2 yıl boyunca beraberce Yunan Hristiyan kültürünün ortaya çıkıp geliştiği yerleri gezeceği Angelos Sikelianos ile tanıştı. Bu gezilerinde Sikelianos'un milliyetçiliğinden oldukça etkilenmiş olduğu belirtilmektedir. 1922'den ölümüne kadar birçok ülkeyi dolaşarak, gezi yazıları formatında eserler verdi. Gezdiği şehirler/ülkeler ve bu şehirler/ülkelerde bulunduğu tarihler şöyledir: Paris ve Berlin (1922 - 1924), İtalya ve Rusya (1925), İspanya (1932), ve sonrasında Kıbrıs Adası, Aegina ""(Egina)"", Mısır, Sina Dağı, Çekoslovakya, Nice, Çin ve Japonya. Ayrıca Fransa'nın Nice şehrinde bulunduğu vakitlerde, Antibes yakınlarında bir villa satın almıştır. 1926 yılında ilk eşinden boşandı ve 1945'te, vefatına kadar birlikte olacağı Eleni Samiou ile evlendi. Berlin'de bulunduğu sıralarda, komünizm ile tanıştı ve sağlam bir Lenin hayranı oldu. Hiçbir zaman tamamıyla komunizme bağımlı bir yoldaş olmasa da, Sovyetler Birliği'ni ziyaret ettiği vakitlerde, Sol Muhalefet yanlısı politikacı ve yazar olan Victor Serge'nin yanında kaldı. Sovyetler'de bulunduğu sıralarda, Josef Stalin'in önemli bir politik şahsiyet olarak yükselişine tanıklık etti ve Sovyet tipi komünizmden soğumaya başladı. Bundan sonra, öncesinde sahip olduğu ve milliyetçiliği ağır basan fikirleri değişmeye ve yerini daha evrensel ideolojilere bırakmaya başladı. 1945'te, Yunanistan'da komünist olmayan küçük bir sol partinin başkanı oldu ve Yunan hükümetinde bakan olarak görev aldı. 1 sene sonra ise bu görevinden istifa etti. 1946'da, Yunan Yazarlar Topluluğu tarafından Angelos Sikelianos ile birlikte Nobel Edebiyat Ödülü için kurula tavsiye edildi. 1957 yılında, bu ödülü 1 oy farkı ile Albert Camus'ya kaptırdı. Camus ödülü aldıktan sonra, Kazancakis'in bu ödülü kendisinden yüzlerce kez daha fazla hakettiğini söylemiştir. 1956 yılında Viyana'da Uluslararası Barış Ödülü'nü aldı. 1957'nin sonlarına doğru, lösemi hastalığına yakalanmış olmasına rağmen Çin ve Japonya'ya son bir gezi turuna çıktı. Dönüş yolunda ise iyice hastalanan Kazancakis, Almanya'nın Freiburg kentinde vefat etti. Ortodoks kilisesi mezarlıkta defnedilmesine izin vermediğinden, Kandiye'yi çevreleyen Venedik surlarının kale burçlarından birinin altına gömüldü. Girit'te bulunan havaalanlarından birine ismi verilmiştir.