Giriş Yap

İvan Gonçarov

Yazar
9.1
9,2bin Kişi
Tam adı
İvan Aleksandroviç Gonçarov
Unvan
Realizm akımına mensup Rus Yazar
Doğum
Simbirsk, Rusya, 18 Haziran 1812
Ölüm
St. Petersburg, Rusya, 15 Eylül 1891
Yaşamı
Simbirsk, şimdiki adıyla Ulyanovsk'ta doğmuştur. Zengin bir tüccar ailesinin çocuğu olan Gonçarov, Oblomov'unkine benzeyen bir çocukluk geçirmiş, asilzadelerle geleceğin Oblomov'larıyla birlikte özel bir pansiyonda okumuştur. Moskova Üniversitesi'ni bitirdikten sonra, Petersburg'ta otuz üç yıl sürecek ve kendisini yüksek bir göreve kadar getirecek memurluk hayatına başladı. 1847'de ilk eserini, Alelade Bir Hikâye'yi çıkardı.1849'da da Oblomov'un Rüyası bir dergide basıldı. Ama Oblomov son şeklini ancak 1857'de, Marienbad'da bir aylık sürekli bir çalışma süresinden sonra aldı. Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkânsız görünmektedir, ama unutmamak gerekir ki, "bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve geriye onu ancak kâğıda geçirmek kalmıştı," demiştir yazar. Roman Rusya'da bir bomba gibi patladı. Zaten zaman da pek elverişliydi. Köleliğin kaldırılmasına üç yıl kalmış, bütün edebiyat dünyasında, uyuşukluğa, hareketsizliğe, şaşkınlığa karşı bir savaş açılmıştı. Bunun içindir ki, bir çağdaşın yazdığı gibi "Bütün okuma yazma bilenler Oblomov'u heyecanla okuyorlar. Hiç mübalağa etmeden denilebilir ki bu anda Rusya'da en küçük, en kenarda kalmış bir kasaba yoktur ki orada Oblomov okunmasın, üzerinde tartışılmasın. Oblomov ve Oblomovluk kelimeleri bütün Rusya'ya yayılmış, ebedi olarak dilimize girmiştir." Bu eserden başka, Gonçarov'un 1856'da çıkan ve üç yıllık bir dünya yolculuğunu anlatan "Fregal Pallada" isimli bir eseriyle birkaç eleştirisi ve hikâyesi vardır. Oblomov'dan sonra yazdığı "Uçurum" adlı büyük romanı 1869'da çıkmış ve Gonçarov onunla on yıl uğraştırmıştır.

İncelemeler

Tümünü Gör
622 syf.
·
10 günde
·
9/10 puan
Oblomov - Ivan GONÇAROV (Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma!)
Bazı kitaplar vardır, okurken kendimizden bir parça buluruz. Hatta bazen daha da ileri gider: "Bu kadarı da olmaz, bu kitap beni anlatıyor!" deriz. Hayatın bazı dönemlerinde öyle bir ruh haline bürünüyorum ki... İsmini veremediğim bir ruh haliydi, artık bir ismi oldu: OBLOMOVLUK. Nazım Hikmet'i sever misiniz? Hadi canım, nereden nereye atladın! Bir şiiri var hani, "Yaşamaya Dair" "Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak." Büyük bir ciddiyetle yaşamak... Yapıyor muyuz bunu? Ya da yapamadığımız ruh hallerinde bahanelere mi sığınıyoruz? Erteleyerek mi yaşıyoruz hayatı? Mandıra Filozof'unu izleyenler bilir, "Daha kaç yazın kaldı Cavit Bey?" diye soruluyordu Rasim Öztekin'e. Çok az yaz yaşadı o yıldan sonra ünlü tiyatrocu. Sahi, bizim kaç yazımız kaldı yaşanacak? Kaç defa daha ayvaların çiçek açtığını görebileceğiz? "-Niçin uyuyorsun? -Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için." (s. 434) Uyuyunca geçiyor mu peki bütün dertler? Peki ya uyanınca? İçmek ya da uyumak çözüm mü kurtulmak için dertlerimizden? Eseri okurken sayfa sayfa bekledim: İşte dedim, şimdi atacak üzerindeki ölü toprağını! Bir insanın içindeki közü aşk alevlendirmeyecek de ne alevlendirecek! "Aşk bazen beklemez, insanın içini bir ateş sarar, bütün varlığı ürpertir." (s. 352) Yazar kendi görüşlerini de başarılı bir şekilde sindirmiş esere. Rus insanını, düşünce yapısını, Almanlardan farklarını okura kahramanlar nezdinde sunmuş. Kahraman tahlillerini de oldukça başarılı buldum. Gerek Oblomov, gerek Ştoltz, Olga, Zahar, Agafya Matveyevna karakterleri başarıyla tanıtılmış okura. Okurken özdeşim kurabiliyor, onlarla sevinip onlarla dertlenebiliyorsunuz. "Bu an da geçecek! Dün gece geldi geçti, fakat yepyeni bir sabah doğ­du." (s. 325) Yer yer Oblomov'dum eseri okurken. Eser bitince öyle bir ruh halinde kaldım ki incelemeyi ertesi güne ertelemek zorunda kaldım. Bir yerden başlamak gerek değil mi? Peki ya ne zaman? Hayat bize o fırsatı kaç defa tanıyacak? Hayatımın seyrini etkileyecek bir karar döneminde okudum bu eseri. Ve hayatımın önemli kararlarından birine vesile oldu. Buradan Oblomovluk kötü bir şey demek istemiyorum. Zira öyle mutluydu Oblomov... Şunu da unutmamak gerek: Oblomov da kararlar alıyordu. Önemli olan o kararları hayata uygulamak. Eminim son nefesimizi verirken yaptıklarımızın pişmanlığından ziyade yapamadığımız şeylerin üzüntüsüyle hayata gözlerimizi yumacağız. Ştoltz'un tabiriyle: Ziyan olacağız. Alın size hayatınızı değiştirecek bir eser! Okudukça keyif alırsınız demiyorum. Ama okudukça hayatı sorgulayacağınıza kefil olabilirim. Aslında söylemek istediğim daha nice şey var. Gerek sizi sıkmamak gerekse eserden merakınızı kaçırmamak adına burada son vereceğim incelememe. Yine eserden güzel bir cümleyle: Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma!
·
28 yorumun tümünü gör
Reklam
622 syf.
·
20 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
"Niçin uyuyorsun?" "Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için."
Oblomov
nasıl bir kitaptı bir alıntıyla anlat deseler, bu diyaloğu seçerdim. Zira Oblomov, hayatını yaşamak, çalışmak, hareket etmek, gezmek yerine günün hangi saat diliminde olduğu fark etmeksizin uyumayı tercih eden; günlerini yatakta ve aynı odada geçiren bir karakter. Bu yüzden de kitabın ilk yüz sayfası Oblomov'un yataktan kalkma mücadelesi ile geçiyor. Oblomov, çocukluğundan beri bütün işlerin çevresindekiler tarafından yapılmasına alışmış, el bebek gül bebek büyütülmüş bir karakter. Öyle ki yemek yemek ve giyinmek iş olarak yeter diyen, çizmelerini bile kendisi giyemeyen biri kendisi. Bu şekilde anlatınca ne tembel, ne uyuşuk adammış diyorsunuz değil mi? Aslında onunki ne tembellik ne de uyuşukluk, onunki Oblomovluk. Peki nedir bu Oblomovluk? Oblomovluk, bilinçli bir atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık ve her şeyin farkında olma halidir. Ancak tüm bu farkındalık nedeniyle ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişliktir. Kazananların kaybedenlerin çok olduğu bir savaş alanı olan hayatta Oblomov bir savaşçı değil seyircidir. Yaşama savaşına katılmadan bir kenarda durup zamanın geçmesini bekleyen biridir Oblomov. Bu haliyle aklıma
Ahmet Hamdi Tanpınar
'ın bir sözünü getiriyor: "Bazı insanların ömrü vakit kazanmakla geçer...Ben zamana, kendi zamanıma çelme atmakla yaşıyordum."
İvan Gonçarov,
Oblomov'un ruh halini anlatmakta ve okura aktarmakta o kadar başarılı ki ister istemez ben de kendimi Oblomov gibi uykulu hissettim. Bu açıdan Oblomov karakteri benim en çok özdeşleştiğim karakter olabilir. Çünkü eseri okumaya başlamadan önce canımı hayli sıkan uyuyamama sorunum Oblomov'un o uyuşukluğu ile geride kaldı, kitap bende ninni etkisi yarattı diyebilirim :) Bu durum size kitap çok mu sıkıcı acaba diye düşündürmesin, benim de 'uyutan kitap can sıkıcıdır' önyargımı bu kitap yıktı. Oblomov kitabında birçok yerde kendimi buldum. Ertelemeler, bahaneler, 'yaparız, bakarız, hallederiz'lerim bir bir gözümün önüne geldi. Hayatımla ilgili harekete geçmem gereken bir zamanda aslında tam olarak Oblomovluk ettiğimi fark ettim. Ben hayatımla ne yapıyorum, ne yapmak istiyorum, neyi bekliyorum diye kendimi sorguladım kitabın sonunda. Cevapları hala bulduğum söylenemez ama Oblomov'un hayatını özetleyen şu cümleyi söylemek istemiyorum: "Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım ya da bu hayatın hiçbir değeri yoktu." 227 Böyle değil, hayatımız değersiz değil. Hayatımıza değeri katacak olan biziz aslında. Ve ben yolun sonunda hayatımla ilgili şunu söyleyebilmek istiyorum: "Hayat konusunda şairim, çünkü hayat bir şiirdir." 220 Ben kitabı çok sevdim. İnsanın hayatını değiştiren kitaplar olur ya hani, Oblomov işte o kitaplardan biri olabilir. Dilerim en ihtiyacınız olduğu zamanda Oblomov'la kesişsin yolunuz. Kitapla kalın kitap dostları.
·
15 yorumun tümünü gör
622 syf.
·
17 günde
·
9/10 puan
Üşengeçlik
İvan Gonçarov
, çok fazla eser yazmış bir yazar değildir.Hatta
Oblomov
hariç meşhur olabilmiş bir kitabı da yoktur. Ama
Fyodor Dostoyevski
,
Anton Çehov
u bile yazdığı bu ünlü romanla etkilemeyi başarmış bir kalemdir.Oblomovluk gibi bir görüşünde keza oluşmasını sağlamıştır.Aşırı tembel kişilere bu ifade kullanılmaktadır.İvan, 79 yıllık hayatında hiç evlenmemiştir.Belki de Oblomov gibi evlenmeye üşenmiştir bilinmez. İlk olarak Oblomov un Rüyası şeklinde kitabı kısa bir şekilde yazan yazarımız,annesinin ölümü ve denizle alakalı aldığı görev sonrasında bu işe uzun bir müddet ara vermiştir.Sonrasında tekrar başlamış ve seri olarak yayınlamıştır kitabını.1859,1862 ve 1887 de kitabı İvan tekrar revize etmiştir ama net olarak bugüne kadar gelen Oblomov ancak bu şekilde oluşmuştur.
Oblomov
a gelince kitap gerçekten çevrenizde çok sık gördüğünüz ama çok da önemsemediğiniz bir insan modeli olan üşengeç insan portresi etrafında kurulmuş.Oblomov, ilk 50 sayfa yatağından sandalyeye geçmek için yalnızca çıkıyor.Kitap boyunca da zaten yatak ve odasından pek dışarıya nadir çıkıyor.Ama uzun yolların ardından bir teklif alıyor.Daha sonra dostluk ve aşk hikayesi Oblomov un hayatını takip eder.Ama karakterimiz Oblomov dur.İşleri bi şekilde hep ters gider.Duygusal yönleri de, komik gelen yönlerini de kitabın hayli fazladır. Kitap, ilk başta da söylediğim gibi çevremizde çok gördüğümüz üşengeç bir insanın hikayesini anlatıyor ve mesajlar yani çıkarılması gerekenler çok doğru ve yerinde.Kitabı bitiren alması gereken mesajı net alır yani. Anlatıcı, 3.tekil şahıs.Görünmez biri gibi.Tarafsız.Bazen güvenilir değildir ve yer yer konu dışına çıkar.Karşılıklı sohbeti boldur. İvan ın romanlarında aynı kendi hayatında da olduğu gibi babalar hep önemsiz, yok ya da arka plandadır.Anneler önemlidir.Oblomov ile İvan arasında birçok benzerlik vardır. Stoltz ile Oblomov u sürekli aslında kitabı iyi anlamak için kıyaslamak gerekiyor bence.Bu daha iyi mesaj almak için şart.Oblomov, durgunluk.Stoltz ise ilerlemenin simgesi gibi adeta. Oblomovluk ile ilgili de birkaç kelime söylemek de fayda var.Oblomov a sadece tembel demek bence hatalı olur.Kısa vade zevkleri, uzun vade zevklerinden önce geliyor demek sanırım daha doğru.Ayrıca bakış açısına göre de haklı.Görev esnasında insan kaybeder, yorulur.İtibar yorulmadan istirahat halinde tamamen mümkündür diyor.Valla ne yalan söyleyim.Bende evde sürekli yatsam ve öncelik verdiğim bazı şeyleri yapsam sadece keşke dediğim anlarım hiç az değil.Bende biraz Oblomov um yani aslında hepimiz öyleyiz.Keşke para kazanmak zorunda olmasak demiyor muyuz? Kitaba puanım 9.
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42