1000Kitap Logosu
Oblomov

Oblomov

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

632 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 17 sa. 54 dk.
Adı
Oblomov
Orijinal adı
Обломов
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Temmuz 2021 · Karton kapak · 9789754587197
Diğer baskılar
İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891): Rusya'nın 19. yüzyılda yetiştirdiği en önemli romancılardan biridir. Yazarın "Oblomov'un Rüyası" adlı bölümü ilk kez 1849'da bir dergide yayımlanan ikinci romanı Oblomov'sa (1857), yalnız Rusya'da büyük bir etki yaratmakla kalmamış, dünya edebiyatına da son yüz elli yıldır hem trajikomik bir karakter hem de adıyla özdeşleşmiş bir insanlık durumu kazandırmıştır. Sabahattin Eyüboğlu (1909-1973): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nda görev aldı. İÜ Edebiyat Fakültesi'nde Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünde öğretim üyesi olarak çalıştı. Köy Enstitülerinde dersler verdi. Yazdığı pek çok kitabın yanı sıra Shakespeare, Montaigne, Platon, Hayyam gibi pek çok önemli yazar ve düşünürün eserlerini çevirdi. Erol Güney (1914-2009); Tercüme Bürosu'nun en önemli çevirmenlerindendir. Ülke siyasetlerinin değişen yüzleri onu doksan iki yılda Rusya'dan Türkiye ve İsrail'e göçmen kıldı. Milli Eğitim Klasikleri döneminde S. Eyüboğlu ve M.C. Anday gibi ustalarla Rusça'dan önemli klasikleri dilimize kazandırdı.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Benzer Kitaplar

Jane Eyre
Okuyacaklarıma Ekle
Budala
Okuyacaklarıma Ekle
Gazap Üzümleri
Okuyacaklarıma Ekle
Korkuyu Beklerken
Okuyacaklarıma Ekle
Utopia
Okuyacaklarıma Ekle
Ölü Canlar
Okuyacaklarıma Ekle
Martin Eden
Okuyacaklarıma Ekle
Anna Karenina
Okuyacaklarıma Ekle
Beyaz Geceler
Okuyacaklarıma Ekle
Altıncı Koğuş
Okuyacaklarıma Ekle
Kumarbaz
Okuyacaklarıma Ekle
Veba
Okuyacaklarıma Ekle
Madame Bovary
Okuyacaklarıma Ekle
İnsancıklar
Okuyacaklarıma Ekle
Lyon'da Düğün
Okuyacaklarıma Ekle
9.1
10 üzerinden
8,5bin Puan · 1735 İnceleme
622 syf.
·
10 günde
·
9/10 puan
Oblomov - Ivan GONÇAROV (Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma!)
Bazı kitaplar vardır, okurken kendimizden bir parça buluruz. Hatta bazen daha da ileri gider: "Bu kadarı da olmaz, bu kitap beni anlatıyor!" deriz. Hayatın bazı dönemlerinde öyle bir ruh haline bürünüyorum ki... İsmini veremediğim bir ruh haliydi, artık bir ismi oldu: OBLOMOVLUK. Nazım Hikmet'i sever misiniz? Hadi canım, nereden nereye atladın! Bir şiiri var hani, "Yaşamaya Dair" "Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak." Büyük bir ciddiyetle yaşamak... Yapıyor muyuz bunu? Ya da yapamadığımız ruh hallerinde bahanelere mi sığınıyoruz? Erteleyerek mi yaşıyoruz hayatı? Mandıra Filozof'unu izleyenler bilir, "Daha kaç yazın kaldı Cavit Bey?" diye soruluyordu Rasim Öztekin'e. Çok az yaz yaşadı o yıldan sonra ünlü tiyatrocu. Sahi, bizim kaç yazımız kaldı yaşanacak? Kaç defa daha ayvaların çiçek açtığını görebileceğiz? "-Niçin uyuyorsun? -Vaktin nasıl geçtiğini bilmemek için." (s. 434) Uyuyunca geçiyor mu peki bütün dertler? Peki ya uyanınca? İçmek ya da uyumak çözüm mü kurtulmak için dertlerimizden? Eseri okurken sayfa sayfa bekledim: İşte dedim, şimdi atacak üzerindeki ölü toprağını! Bir insanın içindeki közü aşk alevlendirmeyecek de ne alevlendirecek! "Aşk bazen beklemez, insanın içini bir ateş sarar, bütün varlığı ürpertir." (s. 352) Yazar kendi görüşlerini de başarılı bir şekilde sindirmiş esere. Rus insanını, düşünce yapısını, Almanlardan farklarını okura kahramanlar nezdinde sunmuş. Kahraman tahlillerini de oldukça başarılı buldum. Gerek Oblomov, gerek Ştoltz, Olga, Zahar, Agafya Matveyevna karakterleri başarıyla tanıtılmış okura. Okurken özdeşim kurabiliyor, onlarla sevinip onlarla dertlenebiliyorsunuz. "Bu an da geçecek! Dün gece geldi geçti, fakat yepyeni bir sabah doğ­du." (s. 325) Yer yer Oblomov'dum eseri okurken. Eser bitince öyle bir ruh halinde kaldım ki incelemeyi ertesi güne ertelemek zorunda kaldım. Bir yerden başlamak gerek değil mi? Peki ya ne zaman? Hayat bize o fırsatı kaç defa tanıyacak? Hayatımın seyrini etkileyecek bir karar döneminde okudum bu eseri. Ve hayatımın önemli kararlarından birine vesile oldu. Buradan Oblomovluk kötü bir şey demek istemiyorum. Zira öyle mutluydu Oblomov... Şunu da unutmamak gerek: Oblomov da kararlar alıyordu. Önemli olan o kararları hayata uygulamak. Eminim son nefesimizi verirken yaptıklarımızın pişmanlığından ziyade yapamadığımız şeylerin üzüntüsüyle hayata gözlerimizi yumacağız. Ştoltz'un tabiriyle: Ziyan olacağız. Alın size hayatınızı değiştirecek bir eser! Okudukça keyif alırsınız demiyorum. Ama okudukça hayatı sorgulayacağınıza kefil olabilirim. Aslında söylemek istediğim daha nice şey var. Gerek sizi sıkmamak gerekse eserden merakınızı kaçırmamak adına burada son vereceğim incelememe. Yine eserden güzel bir cümleyle: Ya şimdi ya hiçbir zaman, unutma!
Oblomov (Ciltli)
9.1/10 · 23bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
622 syf.
·
17 günde
·
9/10 puan
Üşengeçlik
İvan Gonçarov
İvan Gonçarov
, çok fazla eser yazmış bir yazar değildir.Hatta
Oblomov (Ciltli)
Oblomov (Ciltli)
hariç meşhur olabilmiş bir kitabı da yoktur. Ama
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
,
Anton Çehov
Anton Çehov
u bile yazdığı bu ünlü romanla etkilemeyi başarmış bir kalemdir.Oblomovluk gibi bir görüşünde keza oluşmasını sağlamıştır.Aşırı tembel kişilere bu ifade kullanılmaktadır.İvan, 79 yıllık hayatında hiç evlenmemiştir.Belki de Oblomov gibi evlenmeye üşenmiştir bilinmez. İlk olarak Oblomov un Rüyası şeklinde kitabı kısa bir şekilde yazan yazarımız,annesinin ölümü ve denizle alakalı aldığı görev sonrasında bu işe uzun bir müddet ara vermiştir.Sonrasında tekrar başlamış ve seri olarak yayınlamıştır kitabını.1859,1862 ve 1887 de kitabı İvan tekrar revize etmiştir ama net olarak bugüne kadar gelen Oblomov ancak bu şekilde oluşmuştur.
Oblomov (Ciltli)
Oblomov (Ciltli)
a gelince kitap gerçekten çevrenizde çok sık gördüğünüz ama çok da önemsemediğiniz bir insan modeli olan üşengeç insan portresi etrafında kurulmuş.Oblomov, ilk 50 sayfa yatağından sandalyeye geçmek için yalnızca çıkıyor.Kitap boyunca da zaten yatak ve odasından pek dışarıya nadir çıkıyor.Ama uzun yolların ardından bir teklif alıyor.Daha sonra dostluk ve aşk hikayesi Oblomov un hayatını takip eder.Ama karakterimiz Oblomov dur.İşleri bi şekilde hep ters gider.Duygusal yönleri de, komik gelen yönlerini de kitabın hayli fazladır. Kitap, ilk başta da söylediğim gibi çevremizde çok gördüğümüz üşengeç bir insanın hikayesini anlatıyor ve mesajlar yani çıkarılması gerekenler çok doğru ve yerinde.Kitabı bitiren alması gereken mesajı net alır yani. Anlatıcı, 3.tekil şahıs.Görünmez biri gibi.Tarafsız.Bazen güvenilir değildir ve yer yer konu dışına çıkar.Karşılıklı sohbeti boldur. İvan ın romanlarında aynı kendi hayatında da olduğu gibi babalar hep önemsiz, yok ya da arka plandadır.Anneler önemlidir.Oblomov ile İvan arasında birçok benzerlik vardır. Stoltz ile Oblomov u sürekli aslında kitabı iyi anlamak için kıyaslamak gerekiyor bence.Bu daha iyi mesaj almak için şart.Oblomov, durgunluk.Stoltz ise ilerlemenin simgesi gibi adeta. Oblomovluk ile ilgili de birkaç kelime söylemek de fayda var.Oblomov a sadece tembel demek bence hatalı olur.Kısa vade zevkleri, uzun vade zevklerinden önce geliyor demek sanırım daha doğru.Ayrıca bakış açısına göre de haklı.Görev esnasında insan kaybeder, yorulur.İtibar yorulmadan istirahat halinde tamamen mümkündür diyor.Valla ne yalan söyleyim.Bende evde sürekli yatsam ve öncelik verdiğim bazı şeyleri yapsam sadece keşke dediğim anlarım hiç az değil.Bende biraz Oblomov um yani aslında hepimiz öyleyiz.Keşke para kazanmak zorunda olmasak demiyor muyuz? Kitaba puanım 9.
Oblomov (Ciltli)
9.1/10 · 23bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
617 syf.
Belphegor mu aile mi?
Dönemin entelijansiyası tarafından büyük övgülere mazhar olan bu seçkin eserin alametifarikası sadece on dokuzuncu yüzyıl Rusya’sının toplumsal açmazlarına değinmesi değil; aynı zamanda bu toplumun ortaya çıkardığı kişilik yapısının tasvirindeki ustalığıdır.Kırsaldaki derebeylik sisteminin çözülüşüyle başlayan sancılı süreç zat-ı muhterem karakterimiz Oblomov ile ete kemiğe bürünür. Zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak dünyaya gelen Oblomov’un karakteri çocukluğundan itibaren ailesi tarafından son derece sağlıksız bir şekilde pasifize edilir.Tek başına kırlarda doyasıya koşmasına dahi izin verilmeyen bu bağımlı kişilik, uçmak için kanatlarını boşluğa açmasına izin verilmeyen yavru bir kuş misali gözümüzün önünde acımasızca engellenir,o kuş ki hayata atılması gerekirken sevenleri tarafından korunaklı bir kafeste hapis hayatıyla örselenmiştir.Serpilip, gelişmesi gerekirken karanlık bir odaya kapatılmış narin bir fidanın, büyüyünce azametli bir çınar olmasını kim bekleyebilir?Okuyucunun da anlayacağı üzre; ebeveynler, evlatlarına en temiz niyetlerle de olsa pekala zarar verebilir. #161738766 Anne ve babanın işlemiş olduğu bu cürüm, yetişkin hayatında onun sırtında taşıdığı bir kambur misali eşlik eder Oblomov’a.Ruhundaki ağırlığın farkındadır farkında olmasına ama o kendi ayakkabılarını bile kendi giymeye alışkın olmayan bir toprak sahibidir, hayat karşısındaki gayretsiz tavrını, gelecekteki müphem zaman aralıklarına sıkıştırdığı muhtelif hayallerle geçiştirir.Bu hayalleri eyleme dökmesini gerektirecek bir amaç bulamaz üstelik kendine, son derece hassas olan kişiliğinin de etkisiyle iyice kendi köşesine çekilir.Onu bu kısır döngüden çekip almak isteyen çocukluk arkadaşı Ştolz’un vesilesiyle tanıştığı Olga dahil hiç kimse bu ümitsiz gidişata mani olamaz.Çünkü o yalnızca bir karakter değil, çoktan ölmüş bir sistemi de temsil eder. Bakmaktan imtina ettiğim bir ayna bu kitap benim için.Yüzleşmekten sakındığım menfii gerçeklerin yazıya dökülmüş hali.Yazarı menfaat gütmeksizin iyiliğim için çabalayan munis bir dost yerine koydum diyebilirim.Her sayfada ana karakterin üzerindeki ölü toprağını silkelemesini umutla bekledim.(Heyhat! Oysa her vazgeçen insan gibi ne çok yaklaşmıştı mutluluğa! Belki de gücünün son kertesiyle kuyunun dibine indireceği birkaç kazma darbesinden sonra coşkuyla fışkıracaktı hayat pınarı!..) Yaşam bu işte! Kendini içten içe tüketen bir atalete teslim etmek kolaydır, mutluluk için tırnaklarını kazımalısın, ciddiye almazsan yitip gidersin kalabalığın debdebesi içinde.#161447752 ”Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.” Orhan Pamuk, Yeni Hayat Keyifli Okumalar :)
Oblomov
9.1/10 · 23bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
632 syf.
·
9 günde
·
Puan vermedi
Oblomovluk Sanatı
“Rusya üç devrim geçirdi ama gene de Oblomov'lar kaldı. Çünkü Oblomov'lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil; işçiler, komünistler arasında da vardır...” (Lenin) Lenin ve devrimlerin bile alt edemediği bu Oblomov kimdir ve oblomovluk nedir? Rus yazar İvan Aleksandroviç Gonçarov’un yarattığı bu tip, zamanla bir kurgu karakter olmaktan öteye geçerek bir tutum, bir yaşam tarzı dahası belki de literatüre geçirilesi bir hastalık adı olmuştur. İnsana kaygıyla kendini sorgulatan bu kitapta, bir yandan Rusya'nın zamanla evrilen sosyal yaşamı ele alınırken diğer yandan bu değişime karşın kendi bireysel değişimine direnç göstererek bocalayıp duran ana karakterimiz Oblomov’a ve oblomovluk kavramına mercek tutulmuştur. Meddah’ın bastonu gibi oblomovluğun olmazsa olmaz bir parçası haline gelen hırkasına sarınmış; emeksiz yemek, dikensiz gül müptelası olan kahramanımız öyle bir rehavet içerisindedir ki işi, duygularında bile oblomovluk etme haddine vardırır. Öyle ki aşkı bile hissederken aşkın beraberindeki zorlayıcı hiçbir duyguyu yaşamamayı diler. Varın gerisini siz düşünün... Peki bu denli tembel bir kişiliği şekillendiren etmenler nelerdir? Şüphesiz kalıtsal ve çevresel pek çok faktörün etkisi söz konusudur. Yazarın kitapta üzerinde en çok durduğu etmenler ise aile ve kültürdür. Ebeveyn tutumları, yetiştirilme biçimi ve kültürün sosyal yapısı Oblomov'u şekillendiren başlıca faktörler olarak işlenmiştir. Kâh güldürerek, kâh üzerek, kâh öfkelendirerek duygularımızla adeta dans eden, hizmetinde uşaklarla büyüyen bu tembel beyzade, ömrü hayatında çoraplarını dahi bir kez olsun tek başına giymemiştir. Yaratıcısının -yazarın- söylediği gibi “O, er meydanına çıkacak bir pehlivan olarak değil, sakin bir savaş seyircisi olarak doğup büyümüştü. Ürkek ve gevşek ruhu büyük mutluluk kaygılarına dertlerin, talihlerin rüzgarına dayanamazdı.” Zaman zaman zihnimi meşgul eden, Gonçarov'un Oblomov‘unun da beni üzerinde tekrar düşünmeye sevk ettiği bir konu da yaşamanın aslında bir beceri olduğu konusu. Evet, aslında gerçek anlamda yaşamak bir beceri işidir! Hani diyor ya Oblomov, “...sonra kitapları okuyup da onlarda hayatta kullanamayacağım gerçekler buldukça, dostlar arasında dedikodular, alaylar, soğuk, kötü, boş gevezelikler dinledikçe, gayesiz, sevgisiz toplantılara katıldıkça daha kötü oldum.” İşte yaşam biraz da okuduğumuz kitaplarda, hayatta kullanabileceğimiz gerçekler bulabilme becerisidir; bize hitap etmeyen kişilere ve ortamlara ayak uydurmaksızın onlarla gerekli birlikteliği sağlayabilme becerisidir. Kitapta da değinildiği gibi yüksek matematik ve bilimum yüksek bilgiye sahip olan Oblomov hayatını desteksiz bir biçimde idame ettiremezken sadece okuma yazma bilen, asgari bilgi düzeyine sahip kişiler hayata bir yerinden tutunabilmektedir. Bazen yalnızca bilgi yahut da fikir sahibi olmak kafi gelmeyip bunları hayata aktarabilme, yaşantı haline getirebilme gerekliliği söz konusudur. Hâsılı kelam, çevresel ve diğer faktörlerin yanı sıra yaşamın aynı zamanda bir beceri olduğuna inananlardanım. Bu beceriye sahip olmadığımız takdirde Oblomov'un da söylediği gibi “Basit yaşamak çok zor, çok karışık bir iş...” haline gelir. Kitapta değinilmesi gereken bir konu da yazarın mükemmel karakter tasvirleri ve karakterlerin iç tahlilleridir. Boğazına yel kaçmış uşak Zahar, küfürbaz ve dolandırıcı Tarantiyev, geldiği yerden bir şeyin değişmediği ve gittiği yerden bir şeyin eksilmediği, kimsenin kendisinden borç para almayı bile akıl edemeyeceği kadar silik bir karakter olan Aleksiyev/Vasilyev her neyse... Yazar, özellikle kitabın giriş kısmında Oblomov'u ziyarete gelen konuklar yoluyla keyifli bir insan panoraması sunmuş ve araya dikkat çekici diyaloglar serpiştirerek kıymetli alt metinler oluşturmuştur. Karakterlerden söz açılmışken Zahar'ı -en sevdiğim karakteri- bu kadar az anmak yazara büyük bir haksızlık olur. Tanrı’nın kendisine verdiği çehreyi ömrü boyunca değiştirmeye çalışmamış, her birinden üç sakal çıkabilecek kırlaşmış favorileri olan, kendi yaratmadığı halde sürekli etraftaki tahtakuruları ve örümceklerden sorumlu tutulan bu sadık uşak en az efendisi kadar zikredilmeyi hak edecek denli şahsına münhasır bir karakterdir. Oblomov ve Zahar arasındaki ilişki bir efendi-uşak ilişkisi olmasının yanı sıra yönetenle-yönetilen arasındaki kompleks ilişkinin minimal bir temsili olarak da düşünülebilir zannımca. Gelgelelim diğer bir karaktere: Oblomov'un aksine doruklarda bir yaşayabilme becerisine sahip olan yakın arkadaşı Ştoltz’a. Her açıdan başarılı ve ideal bir profile sahip olan Ştoltz, oblomovluk kavramını daha da belirginleştirmek maksadıyla ortaya atılan bir antitezdir adeta. Bu karakter her ne kadar örnek bir profil teşkil etse de okuyucunun kalbi daima Oblomov'dan yanadır. Rotayı biraz da kadın karakterlere çevirelim. Sözün burasında iki kadın karaktere -Olga ve Agafya- değineceğim. Agafya; tüm vaktini ev işleriyle meşgul olmaya ayıran, buna mukabil diğer işlere zihnini tamamen kapatmış, sevdiğini bile söyleyemediği erkeğin hizmetinde kusura mahal vermeyen, dul ve çocuklu, Ralli motoru modunda tipik bir Doğu kadınıdır. Olga ise nezih meziyetlere sahip, berrak zihniyle her şeyi öğrenmeye kabil, yaşama isteğiyle dolu, erdemli bir genç kızdır. Agafya, kendi rahatından feragat pahasına sevdiği adamın ihtiyaçlarını öncelerken Olga, sevdiği adamla her şeyi paylaşıp ebedi saadetin aşkınlığına erişmek ister. Zira Ştoltz ile evliliğinde bunu kısmen de olsa yakalar. Olga-Ştoltz evliliği, besleyici ve ideal bir evlilik olarak görünse de eksiklikler barındırıyor fikrimce. Mesela Olga, Ştoltz'u bir eşten de öte bir İdol olarak görmekte ve onda gördüğü yüksek değerlerde küçük de olsa bir azalma olduğu takdirde ona olan inancını yitireceğini dahası ilişkilerinin de mahvolacağını düşünmektedir. Bunda her ne kadar Oblomov ile ilişkisinden kalan hayal kırıklıklarının bir payı olsa da bu düşünce pek insani değildir. Yazdıkça değinmek istediğim konuların bitmeyeceğini ve incelememin eksik kalacağını bildiğim için sözlerimi burada noktalayacağım. Sinema ve tiyatro uyarlamalarının da bulunduğu bu nitelikli eserin hak ettiği ilgiyi yeterince görmediğini düşünüyor ve daha fazla okunmasını diliyorum.
Oblomov (Ciltli)
9.1/10 · 23bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
632 syf.
·
7 günde
Ataletin, tembelliğin, dinamizm ruhunun eksikliğinin bir insanı yavaş yavaş nasıl öldürdüğünün melankolik bir dille anlatıldığı, harikulade bir üslubun bizi sarıp sarmaladığı gerçek bir roman. Tembellik gibi görünen fakat gerçekte tembel olmayan tam tersi yaşadığı hayatı ve çevreyi farkında olan, çok düşünen ve bir türlü harekete geçemeyen çok düzgün kişilikli bir insan olan Oblomov ve onun gibi insanların hikayesi bu kitap. Aslında bu kişilik ve davranışın altında yatan sebebin aile ve toplumsal sebeplerini çok iyi gözlemeyip anlatmış yazarımız. Kitabın kahramanı sizin bile ruhunuzu daraltabilir, tembel bir adam portresi görmekle birlikte aslında çok güzel bir sistem ve insanlığın eleştirisidir. Hepimizin içinde o tembel adam Oblomov dan biraz var.
Oblomov
9.1/10 · 23bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.