Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·664 syf.··
2024 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2024 09:15
Fazlasıyla adını duyduğum ve merakla başladığım kitaplardan biri. Kitabın başında, kafamda sürekli gerçekten hiç yerindenkalkmayacak mı, düşüncesi uzunca bir süre devam etti. İlk 200-300 sayfa bu şekilde ilerliyordu ki sonunda bir şeyler değişmeye başladı. Kitabın adından da anladığımız gibi baş karakterimiz İlya İlyiç Oblomov. Oblomov tembelliği ile bilinen bir adamdır. Sürekli kafasında planları, düşünceleri olur ama asla bunları gerçek hayata geçirmeye fırsat bulamaz. Oblomov bir beydir, ailesinden kalan topraklar ile bir toprak beyi. Sadık hizmetkarı Zahar ile beraber yaşamaktadır. Günlerini sadece yatarak, yiyerek ve düşünerek geçirir. Yaşadığı eve kıyafetlere önem vermez, tek kullandığı şey sürekli giydiği geceliktir. Yakın arkadaşı Ştoltz. Oblomov’u sadece o ayağa kaldırabilir mi hayatını değiştirebilirdi. Bunun için elinden gelen her şeyi yaptı. Zorla onu taşınmaya ikna etti. Oblomov ne kadar kaçmaya çalışsa da artık mecburdu. Ştoltz onu bir kadın ile tanıştırdı. Bu Olgaydı. Olgayı tembihlemiş ve ben yokken ona sakın tembellik yapması için zaman tanıma demişti. Olga buna uymuş ve sürekli beraber vakit geçirmişlerdir. Bu arkadaşlık zamanla aşka dönüşmüş fakat Olga, Oblomov’un tersi bir karakterdir. O her zaman heyecanlı, yaşam dolu genç bir kadındır. Oblomov ise… Bu aşk bir sonuca varmadan yitip gitti. Ne acı ne üzüntü… Oblomov Olga’dan sonra o sıkıcı hayatına geri dönmüştü. Taşındığı evde ev işlerine bakan ev sahibesi vardı. Kadın o kadar hızlı ve o kadar özenliydi ki Oblomov onu hayranlıkla izlerdi. Agafya Matveyevna da beyine bağlı idi. Zamanla ona aşık olmuş ama bunu dile getirememişti. Hikayenin bu kısmından bahsetmeyi çok istesem de heyecanı kaçsın istemem. Olayların nasıl izlediğini, yaşanamayan bu aşkın ayrıntılarını, Oblomov’un sonunu merakla ve sakin
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Oblomov’un Bize Tuttuğu Ayna
Puan vermedi·664 syf.··
2025 29. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 23:18
Oblomov’u okurken insan sadece bir karakterin tembelliğine değil, o tembelliğin nasıl ve nereden doğduğuna da tanık oluyor. Ben de kitabı tam bir Oblomov edasıyla, ağır ağır, sindire sindire okudum. Ve bu tempo romana öyle uygun ki… Sanki Gonçarov, Oblomov’un iç ritmini okurun içine bilinçli olarak bırakıyor; hisler gerçekten bulaşıyor. Oblomov’un çocukluğuna döndüğümüz bölümlerde her şeyin temelinin orada atıldığını görüyoruz. Ona sunulan aşırı korunmuş, sorumluluğu olmayan, her işin başkası tarafından halledildiği o yumuşak dünya, yetişkinliğinde değiştirilemez bir yaşam öğretisine dönüşüyor. Bu bilinçdışı öğrenim o kadar güçlü ki, aşkı uğruna bile kendi konfor alanından çıkamıyor. Seviyor, acı çekiyor ama bildiği düzenin dışına adım atamıyor; çünkü ona öğretilen hayat “risk alma, incinme, bekle; başkaları halleder” üzerine kurulu. Bu da okur olarak insana kendini sorgulatan bir alan açıyor. Biz hayatı nasıl ve kimden öğrendik? Bugün taşıdığımız hangi davranışlar, hangi korkular, hangi alışkanlıklar gerçekten bize ait; hangilerini çocukluğumuzun havasından, ailemizin ritminden bilinçdışı bir şekilde bugüne taşıdık? Ve belki de en önemlisi, çevremizdeki insanlara kızmadan ya da kırılmadan önce onların da kendi içlerinde böyle bir “hayat öğretisi” taşıdığını hatırlamak gerekiyor. Ştolts’un dünyaya atılan enerjisi ile Oblomov’un durağanlıkla yoğrulan iç dünyası arasındaki zıtlık, iki arkadaşın farkından çok daha fazlası; iki ayrı yetişme biçiminin, iki ayrı kaderin çarpışması gibi. Bu yüzden Oblomov’a kızmak da zor. Çoğu zaman içi acıtan taraf şu: çabalasa bile kendi köklerinden kopamayan bir insan görüyoruz. Sonuç olarak “Oblomov”, çocukluğun gölgesi, konforun zinciri, bilinçdışı alışkanlıklar ve insanın kendi hayatını kurmakta yaşadığı görünmez zorluklar üzerine
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2023 11:12
Her insanın içinde biraz da olsa OBLOMOVLUK vardır. Hayata karşı tembellik, üşengeçlik, bıkkınlık yaşadığımız günler olmuştur. İşte Oblomov bu tanımın kendisiydi. Oblomov, doğuda ki insanının ruh halini anlatmakla kalmayıp okuyucuların kendi içine dönmesini sağlar. Oblomov’u okumaya başladığımda roman karakterini yatağından kaldırıp odasındaki sandalyesine oturtmam 150 sayfa sürdü. Dış dünyadan bağlarını kopartmış, yapmayı sevdiği tek eylemin uyumak olduğunu sayfalarca okumak zorunda kaldım. Kitabı okuyanların 150 sayfadan sonra akıcılığı başlıyor demeleri üzerine yarım bırakmak istemedim. Dedikleri gibi de oldu. Aslında Oblomov’u tembel – üşengeç biri olarak tanımlamak doğru olmayacak. Oblomov tembellik yapmaktan da hoşlanmıyor, çalışmaktan dolayı da mutluluk duymuyor. Oblomov geçmişte bir devlet dairesinde çalışıyordu, sonradan sebepsiz yere işi bıraktı. Bu sadece iş konusu ile akalı da değil, Oblomov her konuda böyleydi. Oblomov sorunları görür, çözümün ne olduğunu bilir, bunun hakkında planlar yapar ama bu planları devreye sokmaz. OBLOMOVLUK işte tam olarak buydu. Bizim uykucu güzelinin hayatına hiç düşünmediği zamanlarda AŞK denilen duygu girdi. Yakın arkadaşı vesilesi ile tanıştığı kadının piyano çalıp şarkı söylemesine âşık oldu bizim oğlan. Ah! Olga sen nelere kadirsin. Evinden kolay kolay çıkmayan, hayatını hiçbir şey yapmadan sadece uyuma isteği ile geçirmek isteyen herhangi bir sosyal ortamı olmayan bu adamın da âşık olması oldukça şaşırtıcı. Kadının asıl amacı onun bu OBLOMOVLUK sendromundan kurtarıp, hayatın tadını almasını sağlamaktı. Bunu başarabilmiş miydi, Oblomov’u içine hapsolmuş o karanlık dünyadan söküp, gökyüzünün maviliği ile buluşturabilecek miydi, Oblomov hissettiği duyguları kadına açıklayabilecek miydi, Olga bu duygulara nasıl cevap
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Oblomovluk :(
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Ah canım Oblomov… Kitap 600 küsür sayfa olmasına rağmen hiç sıkılmadım okurken…Bu kitap üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki aslında ama sanırım sadece dile gelenleri söyleyebileceğim… Okurken hem çok kızdığım hem de çok iyi anladığım bir karakter. Tembelliği ve umutsuzluğunu ara ara kendime benzettim. Hepimiz bazen öyle hissederiz ya …Bazen de o kadar da değil be Oblomov kalk biraz çabala dedim okurken. Armut piş ağzıma düş diyordu hep Oblomov ama öyle de olmazdı ki… Kendi hayatına olan umutsuzluğunu anladım da aşk konusunda biraz çabalar sanmıştım ama yine yanılttı beni Oblomov. Olga’yı deliler gibi sevmesine rağmen onun için de çabalamayarak uzaktan izlemekle yetindi hep. En son onunla yaşayacağı hayatı en yakın arkadaşı yaşadı. Çünkü hayat da böyle değil mi gerçekten çabalayan ve isteyen kazanır her zaman. Uzaktan izlemek ve umutsuzlukla nereye kadar gidebilirdi Oblomov… Hangi kadın tembel, kendi için çabalamayan,sevgisini göstermeyen, en ufak bir sorunda kendisini bırakıp giden bir erkeği ister ki ? Sanırım bunun cevabını hepimiz biliyoruz… Hiçbir kadın ( aşkından ölse bile) böyle bir erkeğe tahammül edemez. Olga da belki aşık olmadı ama yanında mutlu olduğu, huzur bulduğu, sevgisini hissettiği Ştoltz’u seçti. Oblomov o kadar naif bir karakter ki eski sevdiği kadınla evlenen dostunu bile sevgiyle kucakladı. Çünkü sevdiği kadının mutlu olması onu da mutlu etmişti. Oblomov’un tek kusuru tembellik ve umutsuzluktu … Diğer adıyla Oblomov’un tek kusuru “ Oblomovluk’tu”….
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Bazen oturduğumuz yerden Oblomov gibi düşünmek de bir şey.
6/10
·664 syf.··
2025 1. kitabı
Oblomov, aslinda yalnizca bir karakterin hikayesi degil; toplumsal, bireysel ve felsefi derinliklerle örülü çok boyutlu bir anlatidir. Oblomov'un tembelligi, yüzeyde bireysel bir zaaf gibi görünse de, aslinda dönemin sosyal yapisini ve bireyin bu yapiya karsi durugunu temsil eder. O, hareket etmektense düsünmeyi, eyleme geçmektense hayal kurmayl tercih eden bir karakterdir. Ancak bu pasiflik, Oblomov'un yalnizca kisisel bir tercihi degil, degisen dünya karsisinda bir tür çaresizligidir. İlya ilyiç'in iç dünyasinı hiç kimse ögrenmemis, görmemisti. Herkes, Oblomov'un normal oldugunu düşünür, yatip durdugunu ve afiyetle yedigini, ondan daha fazlasinin beklenmemesi gerektigini ve hatta kafasinda neredeyse hiçbir fikri olmadigini dügünürdü. Onu tanıyan herkesin konustugu şey buydu. Becerilerini, coskulu zihninin ve merhametli kalbinin içinde volkan gibi kaynayan düsünceler üzerinde nasil çalistigin yalnizca Stoltz ayrintulariyla bilir, hatta buna dair sahitlik yapabilirdi. Gelgelelim Stoltz da sürekli Petersburg'da ikamet etmiyordu.Bir tek bütün hayatini beyinin yaninda geciren Zahar, Oblomov'un iç mücadelesini herkesten daha iyi bilirdi, fakat o da beyiyle birlikte is gördüklerini, her seyin olmasi gerektigi gibi oldugunu, baska sekilde yasamaya çalışmanın gerekli olmadigini düsünürdü. Oblomov, bir insanin hayatindaki pasiflik ve tembelligin, yalnizca kisisel bir tercihten öte, toplumsal ve psikolojik bir yansimasi olduguna dikkat çeker. Roman, Oblomov'un karakteri üzerinden, hayata karsi duyulan kayıtsızlık ve hareketsizlik üzerine düsündürürken, dönemin Rus toplumunun içindeki çürümüs degerleri de eleştirir.
Alıntı
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2025 8. kitabı
·
67 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 23:28
Sizce Oblomov”, sadece yıkılmakta olan bir sınıfın temsilcisi olarak kentte tutunamayan, yeni düzene uyum sağlayamayan, değişime alışamayan bir soylu mu? Yoksa, Gonçarov’un, Rus batılılaşmasından yana bir aydın olarak “Doğulu insan tipi”ni dramatize etmesinin ötesinde; “Oblomov” hepimizin içinde biraz var olan ve bazılarımızda açığa çıkarak egemen olan bir kimlik mi?
Alıntı
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Hiçbir Şey Yapmamanın Destanı: Oblomov
Puan vermedi·664 syf.··
2026 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 18:07
Oblomov bir roman değil sadece; ağır çekimde akan bir ruh hâli. Gonçarov, “neden harekete geçemiyoruz?” sorusunu bağırmadan, sızlata sızlata soruyor. Oblomov tembel değil; yorgun. Hayattan, beklentilerden, “bir şey olma” zorunluluğundan yorgun. Bu kitapta olay yok denecek kadar az ama iç dünya fena yoğun. Oblomov’un yatağı, aslında konfor alanının mabedi. Oradan kalkamaması fiziksel değil, varoluşsal. Modern insanın erteleme alışkanlığı, karar verememe sancısı, “yarın yaparım”cılığı… Hepsi 19. yüzyıldan göz kırpıyor. Ştoltz ise sistemin, disiplinin, hareketin vücut bulmuş hâli. Ama ilginç olan şu: Gonçarov onu kazanan gibi sunsa da, kalbimiz nedense Oblomov’da kalıyor. Çünkü Oblomov samimi. Başaramıyor ama rol de yapmıyor. Olga karakteriyle umut giriyor romana; “belki değişir” diyorsun. Değişmiyor. Ve bu, sinir bozucu olduğu kadar dürüst. Oblomov bize şunu söylüyor: Herkes dönüşmek zorunda değil. Bazıları olduğu yerde kalarak da çağını anlatır. Kısaca: Bu kitap motive etmez, silkemez, gaza getirmez. Aksine durdurur. Aynaya bakmanı sağlar. “Ben neyi erteliyorum?” diye sordurur. Ve evet… biraz içini acıtır. Oblomov’u sevmek, kendindeki Oblomov’la yüzleşmeyi göze almaktır.
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Toplumsal Ataletin Simgesi
Puan vermedi·664 syf.··
2024 19. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2024 10:20
İvan Gonçarov'un Oblomov adlı eseri, 19. yüzyıl Rus edebiyatında toplumun atalete teslim olmuş bireylerini çarpıcı bir şekilde temsil eder. Romanın baş karakteri Oblomov, zengin ve asil bir aileden gelmesine rağmen yaşamını neredeyse tamamen hareketsizlik ve boş hayaller içinde geçiren bir adamdır. Oblomov’un hareketsizliği, yalnızca bireysel bir özellik değil, dönemin Rus toplumundaki aristokrat sınıfın genel bir portresi olarak da görülebilir. Eser boyunca, karakterin çelişkileri, dostu Ştoltz ile olan ilişkisinde ve ideal kadın olarak gördüğü Olga’yla yaşadığı kısa süreli aşk macerasında ortaya çıkar. Tarantyev ve ev sahibi gibi kurnaz, dolandırıcıların hayatını sürüklediği kaosta dahi ipleri eline alamaz, ne hesap tutmayı ne de hesap sormayı bilir. Oblomov bu ilişkilerle dahi kendini değiştiremez, sonunda yine kendi içsel dünyasına geri döner. Oblomov'un rüyasında Oblomovka'yı ve onun karakterinin yaşantısının yapıtaşlarını görürüz, al yanaklı sağlıklı dertsiz bir çocuk olarak yetişmesi için tüm ev halkının seferber olduğu Oblomov, kalan yaşantısını da Zahar'dan bu bakımı bekleyerek geçirir. Yaşamının son günlerini de doğduğu eve benzer her şeyin emek harcamadan önüne geldiği bir evde geçirmesi toplumun değişime olan mesafesini, mevcut şartları iyileştirmek için çaba sarf etmediklerini açıkça görürüz. Gonçarov, bu karakter üzerinden sadece bireysel bir tembelliği değil, bir toplumun geleceğe dair kaygısızlığını ve değişime olan direncini eleştirir. Oblomov, bireysel ve toplumsal çöküşün bir alegorisi olarak, Rus edebiyatında kalıcı bir iz bırakmıştır.
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Oblomov ile vedalaştığımda içimde burukluk kaldı.. sanki uzun süredir aynı odada yaşadığım birini, ağır ağır soluyuşunu dinlediğim birini geride bırakmışım gibi. Eser yalnızca tembellik üzerine yazılmış bir hikâye değildi, insanın eylemsizlikle kurduğu o tehlikeli, konforlu ve yıkıcı ilişkiye dair derin bir ruh çözümlemesiydi aynı zamanda. Oblomov'un kendine örmüş olduğu kozasından çıkmak istememesi, tembellikten ziyade varoluştan bir kaçış hâliydi. Hayatın sorumlulukları, olaylar sonucunda karar verme zorunlulukları, değişim ihtimali gibi durumlar onu felç edecek noktaya itiyor hâldeydi. Düşünmesi, hayal kurması, plan yapması eyleme geçmeyeceğini bile bile üzerindeki sorumluluk hissini azaltmak adına tercih ettiği yöntemdi daima. İşin trajik yanı ise yapabileceklerinin, kendisinde olan potansiyelin farkında olmasıydı. Özellikle ona en yakın olan iki insan tarafından bu potansiyeli hatırlatıldıkça yaşama belirtisi gösterse bile, yine aynı döngüde, kendi kozasına dönüp aynı ağları örmeye devam ediyordu Oblomov. Eylemsizliğin arkasına saklanmış bir korku.. yapamamaktan değil; yaparsa incinmekten korkuyordu. Pek çokları gibi. Bir bakıma bu yüzden Oblomovluk diye bir kavram dahi oluşmuş hâlde. Okurken zaman zaman onu sinir bozucu bulsak da içtenliğine ve kırılganlığına kayıtsız kalmak mümkün değil.. çocukluğunun güvenli, yumuşak dünyası olan Oblomovka, onun için bir sığınak halinde. Gerçek hayatın sertliği yerine zihnindeki o güvenli alanı seçmesi bilinçli bir isyan değil, yavaş bir çözülüştü. Sessizce yitip gitmeyi, silinmeyi tercih etti adeta.. Olga ile kurduğu ilişki, romanın en canlı, aynı zamanda en hüzünlü damarını oluşturuyordu. Cılız bir kalbin yaşama tutunmak için acele atışlarını anımsattı bana. Sevme kapasitesi vardı, hatta derinden de sevebiliyordu. Fakat
1000k
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Oblomovluk
Puan vermedi·664 syf.··
2024 18. kitabı
Oblomovluk diye bir sanat varmış, ben ikna oldum. Yüz elli sayfa boyunca yataktan kalkamayan bir adamın tembelliği beni aşar kardeşim deyip, kendimi tembeller listesinden siliyorum. Benden ancak tembelimsi yani Oblomovumsu olur. İvan Gonçarov
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma

Yazar Hakkında

İvan GonçarovYazar · 7 kitap
Simbirsk, şimdiki adıyla Ulyanovsk'ta doğmuştur. Zengin bir tüccar ailesinin çocuğu olan Gonçarov, Oblomov'unkine benzeyen bir çocukluk geçirmiş, asilzadelerle geleceğin Oblomov'larıyla birlikte özel bir pansiyonda okumuştur. Moskova Üniversitesi'ni bitirdikten sonra, Petersburg'ta otuz üç yıl sürecek ve kendisini yüksek bir göreve kadar getirecek memurluk hayatına başladı. 1847'de ilk eserini, Alelade Bir Hikâye'yi çıkardı.1849'da da Oblomov'un Rüyası bir dergide basıldı. Ama Oblomov son şeklini ancak 1857'de, Marienbad'da bir aylık sürekli bir çalışma süresinden sonra aldı. Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkânsız görünmektedir, ama unutmamak gerekir ki, "bu eseri yıllarca kafamda taşıdım ve geriye onu ancak kâğıda geçirmek kalmıştı," demiştir yazar. Roman Rusya'da bir bomba gibi patladı. Zaten zaman da pek elverişliydi. Köleliğin kaldırılmasına üç yıl kalmış, bütün edebiyat dünyasında, uyuşukluğa, hareketsizliğe, şaşkınlığa karşı bir savaş açılmıştı. Bunun içindir ki, bir çağdaşın yazdığı gibi "Bütün okuma yazma bilenler Oblomov'u heyecanla okuyorlar. Hiç mübalağa etmeden denilebilir ki bu anda Rusya'da en küçük, en kenarda kalmış bir kasaba yoktur ki orada Oblomov okunmasın, üzerinde tartışılmasın. Oblomov ve Oblomovluk kelimeleri bütün Rusya'ya yayılmış, ebedi olarak dilimize girmiştir." Bu eserden başka, Gonçarov'un 1856'da çıkan ve üç yıllık bir dünya yolculuğunu anlatan "Fregal Pallada" isimli bir eseriyle birkaç eleştirisi ve hikâyesi vardır. Oblomov'dan sonra yazdığı "Uçurum" adlı büyük romanı 1869'da çıkmış ve Gonçarov onunla on yıl uğraştırmıştır.