Gecenin Gecesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
6129
Gösterim
Adı:
Gecenin Gecesi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852065
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Hasan Ali Toptaş'tan yeni öyküler. Her biri “HAT edebiyatı”nı kazan, kazdığı yere yeni sorular bırakan, bıraktığı soruları derinleştiren, derinleştirdikçe daha da karışan, karıştığı ölçüde de billurlaşan öyküler. Kısık sesli, meraklı, ruhu kolaçan eden, arayan metinler.

Gecenin Gecesi öykünün geldiği yeri yeniden konuşan bir kitap. “Onun atı daha gurbete çıkmadan ürkütülmüştür,” denilmişti Toptaş için. Bu kitapta da gurbete çıkanlar var. Gurbeti külfet, külfeti azap belleyenler var. Ve herkes eve dönüyor sonunda.

Eve: Edebiyata.

“Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım.”
88 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yok yok yok... Her geçen gün daha kaç değerli yazarı tanımıyorum acaba diye düşünmekten kendimi alamamaktan başka çare yok. Zira yetişemiyorum.

Hasan Ali Toptaş' ın okuduğum ilk öykü kitabı. Yazarın öykücülükte kültleştiğini kitabın kapı eşiğindeki ödüllerinden anlıyor ve biliyor olmak da ayrı bir üzünç kaynağı...

5 öyküden oluşuyor... Her bir öykü bir diğerine güzelleme yaparken bu sonsuzluk girdabında aradan bir tanesini çekip çekip okuyasınız gelir... İmgelem Bin Hüzünlü Haz' dan daha sade (yazarın okuduğum ilk romanı) ama her sayfanın kemiklerinde yine düşsel dünyaların element tozlarını okurken yutuyorsunuz.

Kitap tasarımını görenler (Ümit Ünal-Çizimci) sayfaların arasına reçel sürüp yemek isteyebilir. O kadar harikulâde bir tasarım olamaz. Bir kitaba dokunmanın bu kadar haz vereceğini tahmin etmezdim.

Son hikaye Şeytan Uçurtması' nda bir kısım var ki; mutlaka alıntılamalıyım...
İçimdeki kabuk bağlayan bazı duyguları kanattı...

"... Kocasını cici annemin elinden almak için mi geldi yoksa beni öpüp koklamak için mi, bilmiyorum. Bildiğim şu ki, o gelince İstanbul annem olurdu birden; duvarlar annem, kapılar annem, pencereler annem olurdu. Kapıya koşar, kimsenin ruhu duymadan içeriye alırdım onu, yüzünü saklardım bir yerlere, gözyaşlarını, ortalığa saçılan ayak seslerini ve bakışlarını saklardım. Kalırsa sevgisiyle şefkati açıkta kalırdı sadece, onları hiç bir yere sığdıramazdım... "

İçinizdeki hangisine susayacaksa susamış olan ölgün çocuğa...

~~Keyifli okumalar~~
~~ Kitapla kalın~~
88 syf.
·Beğendi·8/10
Hasan hocam..Edebiyat sarhoşu yapıyor beni her okuduğumda her kelimenin sanki ruhu varmış gibi hissediyorum. Türkçeyi bu kadar güzel kullanması da cabası.Oldukça lezzetli bir kitap ortaya çıkarmış.5 hikayeyi 1 saatte bitirdim ama hala belleğimde ve etkisi altındayım.fotoğraf ve şeytan uçurtması isimli öykülerini cok begendim.

"Onun atı daha gurbete çıkmadan ürkütülmüştür,” deniliyor Hasan hoca için.İste bu kitapta da gurbete çıkanlar var. gurbeti külfet, külfeti azap belleyenler var.Ve herkes eve dönüyor sonunda....hayal ile gerçek arasında bir yerde, büyülü öykülerin yer aldığı, bir solukta biten bir kitap oldu benim için.bu kitapta da fantastik öğeler, düş ve gerçek arası geçişlerle dolu bitmeyen cümleler var

okuduğum diğer hasan ali toptaş kitapları gibi bu da bu dünyadaki eğreti varoluşumu üzmeden, kırmadan hatırlattı. incecik kitabına bolca anne sevgisi ve şefkati sığdırmış . Ayrıca Nihat isimli öyküsü bana gölgesizler'deki cennetin oğlunu ve cennet'i anımsattı. kesinlikle okuması gereken öykü kitaplarından.

Sevdiğim alıntıları ekleyip kaçayım;

"Gecenin hayrı Gündüzün şerrinden iyidir"

"Ciddi olmak hep yetişkinlere ozgu zannedilir ama onlarınki kurgulanmış ciddiyettir"

"Camdan bakıyorum ya, biraz da sokaklardayım. Tam karşımda yıllardır bitirilemeyen üç katlı bir inşaat var, yarım kalmış bir düş gibi."

"Onlar dediğim bu insanlar, artık çok uzaktalar çünkü; en az binlerce yıl kadar, binlerce ömür kadar, binlerce aşk kadar uzaktalar. Öyle ki, yüzleri şöyle dursun, hepi topu iki heceden oluşan adlarını hatırlamak bile bazen bana bir dağı alıp kilometrelerce öteye taşımak kadar zor geliyor."

Tavsiye eder iyi okumalar dilerim:)
88 syf.
·1 günde·9/10
Hasan Ali Toptaş’tan bu sefer içi resimli, resimleri öykülü, öyküleri yer yer hüzünlü, yer yer eskiye götüren, götürdüğü eskilerde okura yeni sorular veren, verdiği soruların cevapları ile okuru HAT Edebiyatının içinde gezdiren, kendinden emin olan kelimelerin buluştuğu, düşlerin canlandığı bir hikâye kitabı ile karşımızda. Kısacık, birkaç sayfacık hikâyelerde bile Toptaş’ın kelimeleri Ümit Ünal’ın desenleri ile uyumlu bir şekilde tablo oluşturuyor gibi. Bir yatağa, evet eski bir yatağa bile hikâye yazarak Toptaş bize geçmişimizden, anılarımızdan ve çocukluğumuzdan birçok hisler yaşatabiliyor. Veysel’in Kanatları’nda ise Dostoyevski’nin Kumarbaz eseri aklınıza gelecek, amansız ve sindirilemez bir saplantının öyküsünü okuyacaksınız, belki de sadece kumar ile tüylerinizin ürperebildiği bir eser de olacak diyebiliriz. Bir oturuşta, iki fincan çay ya da kahve eşliğinde kısa sürede bitirebileceğiniz ama bu kısa süre içinde ise derin ve farklı farklı yolculuklara çıkabileceğiniz güzel bir eser.
88 syf.
·2 günde·9/10
Yazarın ilk olarak "Kuşlar Yasına Gider" kitabını okumuş ve betimlemelerine ve konu hakimliğine hayran kalmıştım. Bu eserinde ise kısa kısa beş öykü yer alıyor. Betimlemeler oldukça etkileyici. Öyküler ise düşündürücü...

Kitabın baskısı, özellikle iç sayfalarda ki renk uyumu oldukça güzel olmuş. Yayınevi yazara eserinin hakkını vermiş...

İlk öykü olan "Yatak" yapılan bir iyiliğe minneti anlatırken, hayal dünyasında yaratılan ormanda ki kuşların kulağınızda ötmesini duyuracak kadar canlı ve düşündürücü olmuş. "Ah çocukluğumuz" diyeceğimiz bir öykü ve okurken istemeseniz de çocukluğunuzun saf hayallerine yolculuk yapacaksınız... En çok bu öyküyü beğendim...

İkinci öykünün ismi ise "Nihat"...
Bu öykü de ise, bastırılan duyguların ileri ki dönemlerde nelere yol açabileceğini, psikolojik açıdan insanın her an her şey ile karşı karşıya kalabileceğinin bir kesiti ve oldukça güzel betimlemelere sahip...

Üçüncü öykünün adı "Fotoğraf"...
Bu öyküde yaşlanan bir öğretmenin, yaptığı mezar taşları anlatılıyor gibi görünse de, derinlerde yaşlanıp işe yaramaz olduğunu hisseden insanın artık ölümü beklemekten başka bir şeyi olmadığını, yaşarken hatırlanmak istediğini anlatılıyor...

Dördüncü öykü "Veysel'in Kanatları"..
Bu öykü bir kumar masasında geçenleri anlatırken, insanın kendine ne kadar düşman olduğunu, zaaflarının ne derece güçlü ve bu zaaflarından dolayı neleri kaybedebileceğine güzel bir örnek teşkil etmiş...

Son öykü "Şeytanın Uçurtması" ise küçük bir çocuğun annesiz büyürken, üvey annesi ve kardeşi hakkında ki düşüncelerini, onların kendi gözünde nasıl bir yere sahip olduklarını, kendisinin sevgiye ne kadar muhtaç olduğu anlatıyor...

Her okurun farklı tatlar alacağı bu eserin, okunmasını tavsiye ederim...
88 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Hasan Ali Toptaş'ın dili çimlere uzanmışsın da gecenin karanlığında yıldızların eşsiz parıltıları eşliğinde doğanın mis kokusunu içine çekiyormuşun etkisi yaratıyor bu kitabında.
Onun çok kitabını okumadım belki fakat üslubunun ve kurgusunun beni büyülediğini söyleyebilirim. Oluşturduğu benzetmeler, kullandığı ikilemeler, kelimeler insanı alıp başka dünyalara götürüyor desem abartmış mı olurum bilmem.

Bu 5 öyküden oluşan minik sevimli kitap Ümit Ünal'ın desenleriyle de ayrıca içine çekiyor insan kitabı elinde tuttuğunda dâhi mutlu oluyor. Uzun zamandır bir kitabı okurken böyle heyecanlanmamıştım belki bu benim bugünkü ruh hâlimle alakalıdır fakat buna kitapçıda elinize Gecenin Gecesi'ni alıp bir kaç sayfa çevirirken mutlu olup olmadığınızı hissederek test edebilirsiniz belki.

Özellikle "Nihat" ve "Fotoğraf" adlı hikayelerinde çok eğlenerek okuduğumu da belirtmek isterim..

Ve HAT'ın böylesine övdüğüm dilini merak edenler için "Yatak" adlı hikayesinden bir alıntı:
"Zaten, şimdiki odaların tabanı beton. En azından, benim odamınki öyle. Üstüne de şöyle laf olsun diye duvardan duvara , kağıt gibi, ruhsuz bir halı sermişler. Beton halıdan süzülüp yer yatağına, yer yatağından fışkırıp sırtıma yapışıyor bu yüzden ve gece boyunca beni kıtlıktan çıkmış bir sülük gibi horul horul emiyor."
Sayfa 17, Everest Yayınları, Kasım 2017
88 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle bu kitabı imzalı bir şekilde hediye edip okumama vesile olan arkadaşım Hera ' ya çok teşekkür ediyorum. <3
Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum 2. kitabı olan Gecelerin Gecesi bir öykü kitabı. 5 kısa öyküden oluşan bu kitabı ben çok beğendim. Okuduğum diğer kitabı Bin Hüzünlü Haz'ın fazla yoğun gelmesinden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama bu kitabı çok daha fazla sevdim, çok kısa sürede zevkle okuduğum bir kitap oldu benim için. Belki de hikaye kitaplarını her zaman çok sevmemden ötürüdür.
En çok beğendiğim öyküler yatak ve nihat oldu.  Nihat isimli öyküde bir anne ile oğlunun sarsıtıcı hayatı anlatılmış oldukça etkileyiciydi.  Bu ve diğer öykülerde yine bolca yazarın kelimeleriyle, hayal dünyasında bizde geziniyoruz. Kâh oraya kâh buraya savrulup duruyoruz... Bu sırada bir çok duyguya bürünüyoruz hikayelerle.

Daha önce Hasan Ali Toptaş okumadıysanız bence rahatlıkla bu kitapla okumaya başlayabilirsiniz zira benim de bu kitaptan sonra diğer kitaplarını okumaya hevesim arttı.

Ayrıca bahsetmeden geçemeyeceğim kitabın kapağı ve içindeki desenler o kadar güzelki kitabı okumadan bile çok sevebilir, elinize alınca dahi mutlu olabilirsiniz. Sizde okumayı düşünüyorsanız geç kalmayın derim.
Herkese iyi okumalar...
88 syf.
·2 günde
“Meşakkatli bir yolculuğun sonunda tam da hedeflediğin noktaya varmışken, işte ben geleceğim yere geldim diyemiyorsun.” Yine harikasın Hasan Ali toptaş
88 syf.
·1 günde
5 adet öyküden oluşan sıcak ve içten bir kitap. Sadece bir anı ancak Hasan Ali Toptaş anlatabilirdi.
Spoiler olabilir..
....
Yatak hikayesiyle yaşadığı mütevazi durumu anlatan bir adam. Sadece sırtta taşınılan bir yatak bile bu kadar çok anıyla anlatılabilir miydi? Kendisine edilen yardımın ağırlığını ve yaşadığı utangaçlığı çok güzel anlatmış.
.....
Fotoğraf hikayesi çok beklemediğim bir şekilde gelişti. Olağan akışında ilerleyen bir andan nasıl mezar taşlarına geldik anlayamadım. Kafamda sonsuz bir şekilde devam ediyor hikaye.
....
Veysel'in kanatları hikayesi de fotoğraf gibi bitti. Kaybetmeye doyulmayan bir kumar masasından hiç beklemediğim bir son. Klasik bir hikayeymiş gibi gözükürken, Hasan Ali Toptaş dokunuşuyla bitti. Zaman zaman kızdım Veysel'e. Sonra birden çok üzüldüm. Öyle içime işledi.

Kısa sürede (bir oturuşta) okunacak bir kitap bekliyor sizi. İçerisindeki Ümit Ünal'ın desenleri de bu akıcılığa katkı sağladı bence.
88 syf.
·Beğendi·9/10
HAT edebiyatı anlatılmaz, yaşanır..
5 öyküden oluşan eser, özünde 86 sayfa gibi görünse de sözünde çok daha fazlasını anlatıyor insana. Dolu dolu, düşündüren, sorgulatan kitap Ümit Ünal'ın desenleriyle çok güzel bir bütünlük oluşturmuş. Kapağı, çizimleri, insanı duygudan duyguya, dünyadan dünyaya sürükleyen hikayeleriyle doyumsuz bir tat yine Hasan Ali Toptaş'tan bize armağan.. Geciktirmeden okuyun derim..
https://www.instagram.com/...;igshid=143m6oxpdsnt
88 syf.
·1 günde·10/10
Beş hikayeden oluşan ve oldukça akıcı bir dile sahip olan “GECENİN GECESİ”

“Yatak” hikayesinde yer yatağını sırtında taşıyan adam çocukluğundaki taban döşemeleri ile şimdiki taban döşemelerinin kendisinde uyandırdığı duygularla dikkat çekiyor.

Babası tarafından terk edilmiş anne ve çocuk. Çocuk birdenbire kaskatı kesilip camları parçalayan adama dönüşür “Nihat” hikayesinde.

”Fotoğraf” adlı hikayede fotoğrafçılıkla uğraşmış bir ailenin üyesinin hiç fotografı olmaması mı daha ilginç yoksa yine ailenin bir ferdi olan Emekli öğretmen Himmet Bey’in ölüm tarihini hesaplayıp mezar taşları yapması mı

”Veysel’in Kanatları” nın sonunda uçup giden bir adam...

”Şeytan Uçurtması” içinde annesiyle bütünleşmiş bir çocuk...
.
.
Bir solukluk öyküler denir ya hani tam olarak öyle. Sadece dördüncü hikayede tam olarak o tadı hissedemedim 🤨 ikinci hikaye ise dilinin şiirselliği ile ee Hasan Ali’den beklenen dedirtti

Kitabın iç düzenlemesi ise oldukça ilgi çekici. Her hikayenin başlangıcında anlayılan öykü ile ilgili bir resim yer alıyor.
88 syf.
·2 günde·Puan vermedi
5 öyküden oluşan bu kitap Hasan Ali Toptaş betimlemeleriyle tanıştığım ve okurken yer yer beni eskilere götüren mükemmel bir kitaptı. Başlamadan önce her ne kadar bana hitap etmeyeceğini düşünsem de bütün ön yargılarımı kırmayı başardı. Kesinlikle herkesin kendinden bir parça bulacağı ve her öykünün sonunda uzunca düşüncelere dalacağı iki saatlik güzel bir yolculuk için okunmaya değer bir kitap.
Hemen her sabah içine karlı dağlar çökmüş, içine kara kışlar dolmuş, içine ayazlar tipiler boranlar üşüşmüş kaskatı bir gövde halinde buluyorum kendimi.
Koskoca orman çeşitli ağaçları, irili ufaklı hayvanları, ıssız dereleri, bayırları, otları ve rüzgarlarıyla birlikte içimde yaşarken bir yer yatağına nasıl sığabildiğime şaşardım.
Düşünmekten de öte, hissederdim bunu.
Hem de öyle güçlü hissederdim ki, koskoca orman çeşitli ağaçları, irili ufaklı hayvanları, ıssız dereleri, bayırları, otları ve rüzgarlarıyla birlikte içimde yaşarken bir yer yatağına nasıl sığabildiğime şaşardım.
İstanbul annem olurdu birden; duvarlar annem, pencereler annem olurdu. Kapıya koşar, kimsenin ruhu duymadan içeriye alırdım onu, yüzünü saklardım bir yerlere, gözyaşlarını, ortalığa saçılan ayak seslerini ve bakışlarını saklardım.

Kalırsa sevgisiyle şefkati açıkta kalırdı sadece, onları hiçbir yere sığdıramazdım...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gecenin Gecesi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852065
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Hasan Ali Toptaş'tan yeni öyküler. Her biri “HAT edebiyatı”nı kazan, kazdığı yere yeni sorular bırakan, bıraktığı soruları derinleştiren, derinleştirdikçe daha da karışan, karıştığı ölçüde de billurlaşan öyküler. Kısık sesli, meraklı, ruhu kolaçan eden, arayan metinler.

Gecenin Gecesi öykünün geldiği yeri yeniden konuşan bir kitap. “Onun atı daha gurbete çıkmadan ürkütülmüştür,” denilmişti Toptaş için. Bu kitapta da gurbete çıkanlar var. Gurbeti külfet, külfeti azap belleyenler var. Ve herkes eve dönüyor sonunda.

Eve: Edebiyata.

“Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım.”

Kitabı okuyanlar 1.375 okur

  • Taşkınn
  • yeşim erol
  • gezginokur
  • Sude Su
  • Burak DEMİR
  • Sinem Demirkıran
  • Deniz
  • Habibe Akyol
  • Berfin Polat
  • Zeynep S.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.5
14-17 Yaş
%1.4
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%36
35-44 Yaş
%17.3
45-54 Yaş
%8.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.8
Erkek
%24.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.5 (77)
9
%19 (79)
8
%25 (104)
7
%18.5 (77)
6
%8.4 (35)
5
%5.3 (22)
4
%1.7 (7)
3
%1.2 (5)
2
%1.2 (5)
1
%1.2 (5)

Kitabın sıralamaları