Tahmini Okuma Süresi:
10 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
376
Basım Tarihi:
Ağustos 2016
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 2014
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786051850313
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 15:57
Film tadında bir kitap.. yazarın okuduğum ilk kitabıydı fakat eminim tüm kitaplarını okumaya çalışacağım. Konsantrasyon sorunu yaşamayan, okumaya ara verdiği zaman olay örgüsünü unutmayan herkese tavsiye ederim.
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2017 99. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2017 11:37
Pazar günü sahafta otururken elime Richard Burgin’in Borges ile Söyleşi kitabı geldi. Karıştırmaya başladım haliyle.(Borges’e ilgisi olanların edinmesi gereken bir kitap kesinlikle.) Bazılarınız kızabilir ama Borges şunları diyordu bir sayfada: “Size şunu söylemek istiyorum; insanlarda edebiyat duygusu hiç yok. Bu yüzden, bir edebiyat parçası hoşlarına gitse, hemen karmaşık nedenler aramaya koyuluyorlar. “İyi bir şiir olduğu için veya ilgimi çeken bir hikâye olduğu için, okurken kendimi unutup içindeki kişileri düşündüğüm için seviyorum,” diyeceklerine içinde gerçek kırıntıları, semboller, olmayan neden-sonuç ilişkileri aramaya başlıyorlar. “Hikâyenizi beğendik, ama ne demek istediniz bu hikâyeyle?” diye soruyorlar. Cevap şu: “Hiçbir şey demek istemedim. Anlatmak istediğim, sadece hikâyenin kendisiydi…” Hikâyenin kendisi zaten kendi gerçeğidir, değil mi? Ama insanlar bunu kabul etmiyor. Yazarların gizli amaçları olduğuna inanıyorlar.” İncelemeye böyle başlamamın sebebi Heba’nın derinliğinin yüzeyde saklı olması. Hasan Ali Toptaş söyleşilerinde özellikle Bin Hüzünlü Haz’dan itibaren bu çabayla yazdığını belirtiyor. Derinliğin yüzeyde saklı olmasından kasıt içine girilmesi zor gibi görünen bir romanın çok kolay okunması ya da anlatılması. Borges de bunu sözüyle doğruluyor. Yani Heba’yı okurken çok çok derinlerde bir şey aramayın.(Bazı arkadaşlar kitabın çok katmanlı olduğunu söylemişler. Ama bir rüya ya da hayallere dalıp gitmeyle bir roman çok katmanlı olmuyor. Umarım bu sözlerim bunu söyleyen kişiye ukalalık gibi algılanmaz.) Sizi ilk vuran düşünce kitabın da kendisini oluşturuyor. Bu aralar yazacaklarımı içime yazmayı daha çok tercih ediyorum. Düşünceler anlaşılınca heba oluyorlar çünkü. Onun için kitap hakkında fazla şey söylemeyeceğim. İçerik ve kitap hakkında
1000Kitap
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2025 26. kitabı
Merhaba arkadaşlar... Kitabın girişi şahaneydi, ziya ve binnaz hanımın arasında geçen diyaloglar akıcıydı... Ama sonraki bölümlerde kitabın akışı yavaşladı, özellikle ziya'nın askerlik anılarını atlattığı 'sınır' bölümünde, ki bayağı uzundu... Ama sonra yine kitabın akışı hızlandı... Evet Heba'da Hasan ali toptaş'ın anlatımı, betimlemeleri güzeldi ancak merak uyandıran sorularıma ne yazık ki etkileyici cewaplar veremedi... Kitabı okuduğuma memnun kaldım mı bilmiyorum ama sizlere okuyun da diyemem... Okuma yolculuğuma yine selçuk baran'ımla dewam edeceğim, 'anaların hakkı' ile... İyi geceler ve tatlı rüyalar... :))
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2017 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2017 22:36
Hayat neden bu kadar acı... Gerçekler neden bu kadar can yakar... Harikaydı... Ben ömrümde böyle bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Gözlerimde yaşlarla yazıyorum bu satırları. Bilmiyorum tabiki yaşananların gerçekliği mi beni ağlatan, yoksa aşık olduğum bir yazarın, bir kitabının daha ellerimden kayıp gitmesi mi... Nasıl bu kadar gerçek yazılabilir ki? Namı diğer çok katmanlı roman olur kendisi. Bir yerde iken kendinizi başka bir yerde, sonra başka bir yerde buluyorsunuz. Hangisi gerçek hangisi rüya ayırt edemiyorsunuz. Her biten pasajda ayrı bir haz alıyorsunuz. Çünkü o arbededen sağlam bir kafa ile çıktığınızda kendinizi zafer kazanmış hissediyorsunuz. Bu da kitaba çok farklı bir haz katıyor. Başları çok ağır giden kitabı bir süre sonra elinizden bırakamıyorsunuz, sizi öyle etkisi altına alıyor ki, siz de o bağ evinde Ziya ile beraber yaşıyorsunuz sanki. Besim'le beraber Dayı'ya yemek götürüyorsunuz. Ziya ve Kenan'la doğuda askerlik yapıyorsunuz. Komutan sınırda bir insan öldürdüğü için, taburda parti verirken allak bullak bir suratla siz bakıyorsunuz komutanın yüzüne. Şapşal bir komutanın askerin şapkasına ateş ederken onu alının çatından vurmasına sizin kanınız donuyor. Siz oturup hüngür hüngür ağlıyorsunuz Ziya ile beraber. 20 yaşında bir çocuğun ateş altındayken mermesi bitip korkudan kafayı yemesine ne diyorsunuz peki? Bir şey diyemiyorsunuz değil mi, ben de diyemedim... O küçücük çocuklara yaptıkları binbir eziyetler, dayaklar, haksızlıklar... Kanım dondu benim. Ben böyle bir dünyada yaşamak istemiyorum... Bu kadar kötülüğün olduğu bir dünya, nasıl bir dünyadır, bu yaşamak mıdır? Kitapta bir karakter vardı, "Karcı Ali." Yanmış yüreklere kaaar! Yanmış yüreklere kaaar! diye bağırıyordu mahallede. En başında anlamamıştım neden böyle dediğini. Şimdi anlıyorum,
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Heba/Hasan Ali Toptaş
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2020 02:33
Başlangıcında ‘ne okuyorum ben’ ortalarında ‘dur bakalım, bir şeyler çıkacak galiba’ sonlarına yaklaştığımda ‘hadi Tahir, başarabilirsin, bitirebilirsin’ ve sonlarına geldiğimde ‘Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?’ dediğim karışık hisler yaşatan bir kitaptı... Bazı yerleri hani bir film izlerken müstehcen bir sahne çıkar da gözlerinizi kapatırsınız ya; işte öyle gözlerinizi kapattıracak cinsten argolar, küfürler, müstehcen kelimeler barındırıyordu. Bazı yerleri ise korkudan ve gürültüden kulaklarınızı tıkayacağınız cümleler içeriyordu. Ziya’nın kırk küsûr yıllık yaşamının anlatıldığı eserde, yazar ve severleri alınmasın ama askerlik kısmına çok fazla yer verilmesi biraz beni sıktı açıkçası. Elbette bu şahsî fikrim. Gerçekten kişisel olarak söylüyorum, o kısımları okurken çok yoruldum. Eser baştan 319.sayfaya kadar çok yeknesak iken; 319’dan sonra hareketlendi, kıvam buldu benim için. İşte 319.sayfadan sonrası, yukarıda da ifade ettiğim gibi: “Ama yaaa; böyle mi bitmeliydi, ne yaptın böyle Hasan Ali Toptaş?” dedirtti yani... Toptaş’ın üslûbunu bu 6.kitabı olmasına rağmen kavrayabilmiş değilim. Her defasında karışık hisler yaşatıyor bana. Kelimeler, tasvirler, daha önce duymadığım argolar, teşbihler, mecazlar ağzımı açık bırakıyor. Mesela ‘uyku delinmesi’ tasvirine bayıldım. Minnet anlatımı, acı, geçmiş anlatımları çok hoşuma gitti. Edebiyat zevk alanı ve HAT, acıyla karışık zevki çok ustaca veriyor. Hasan Ali Toptaş okumaya devam edeceğim. HebaHeba Hasan Ali ToptaşHasan Ali Toptaş
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
7/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2018 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2018 14:41
Büyü. Nasıl bir büyü yaptı Hasan Ali Toptaş böyle? Şu dakika bitirdim kitabı ve resmen deli gibi ağlamak istiyorum. Neden bu kadar kötüyüz? İçimiz, düşüncelerimiz neden bu kadar pislikle dolu? Bu dünyada iyilik diye bir şey yok mu? Ah Ziya! Ah Kenan! Ah Besim! Bu kurguya hayranım. Kelimelerin yarattığı ahenge, cümlelerin bir araya gelmesindeki uyuma hayranım. İyi ki varsın Hasan Ali Toptaş! Boğazım düğüm düğüm, söylemem gereken o kadar cümle var ki! Ama sadece düşünüyorum ve üzülüyorum. Bu eser beni daha fazla büyülesin istiyorum. Kesinlikle ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2017 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2017 16:52
Askerlikte başlayan sıkı bir dostluk...Hayatı boyunca Ziya'nın peşini bırakmayan kuşun ahı... Bu ahı iki dosta pay eden kader...Dostların benzeşen acıklı sonu... Ege'den Güneydoğu'ya uzanan gerçekle rüya arası bir silsile... Toprak damlı evler, sıcak ekmek kokuları, çocuk sesleri, at arabaları, kırmızı biber dizileri, trenler, kaçakçılar, köyün delileri... Aklı gevşeklerin ağzından konuşan hayat... İçlerindeki canavarla hesaplaşamayan insanlar... Yitip giden canlar... Heba olmuş ömürler... Hasan Ali Toptaş çizgili yüzlerin ve derin bakışların arkasında yatan hayat hikayelerini günyüzüne çıkararak insanın anlaşılması gereken bir kitap olduğunu bizlere birkez daha hatırlatıyor. Kaderin ne zaman ve nerde karşımıza çıkaracağını bilmediğimiz mucizeleri insanı olduğu yerden alıp bambaşka yönlere savurması hayat hikayelerini daha ilginç ve çekici yapıyor. Okur kaderin meyhanelerden köşklere,yokluktan varlığa, şehirden köye savurduğu insanları okudukça kitabın bir noktasında kendi hayatına temas ediyor. Hasan Ali Toptaş'ın başarısı seçtiği sıradan karakterlerle okurun kolay bağ kurabilmesinden kaynaklanıyor sanırım.O içinde bulunduğu toplumu ve insanı iyi okuyor ve anlatılarına yansıtıyor. Karakterler öylesine sıradan,öylesine samimi, öylesine gerçekçi ki okuru can alıcı bir şekilde yakalıyor. Bu kitapta iyi görünen insanların kötü bir yanlarının; kötü görünenlerin iyi bir yanının olduğunu gözler önüne seriliyor; bu haliyle insan ne tam bir melek, ne de tam bir şeytan...Kah meleğe kah şeytana dönüşen taraflarıyla insanların ikiyüzlülüğü ortaya konuluyor. Aynı zamanda şehirlerin boğuculuğu ve samimiyetsizliği eleştiriliyor. Yine bu kitabın satır aralarında da ölüm, anne-baba sevgisi, arkadaşlık, dostluk, sıla hasreti gibi konular işleniyor. Ülkemizin terör ve kaçakçılık gibi
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
"Biliyor musun, yaşadıklarımız bana gerçek değilmiş gibi geliyor, dedi bir ara. Bana da, diye mırıldandı Ziya." Rüya ile gerçek arasında bir yaşam aslında hayatımız. Neyin rüya neyin gerçek olduğunu bilmediğimiz, bazen kafamızı karıştıran, bazen delirmeye neden olan bir hayat. Hasan Ali, dili büyüleyici kullanan ve oldukça donanımlı bir yazar. Öyle ki, okurken bir hayal alemine dalıyorum sanki ve kitap bitene kadar çıkamıyorum oradan. Bedenim burada ama ruhum kitabın içinde. Onu okuduktan sonra elime başka bir kitap almak dahi istemiyorum. Sadece onu okumak ve okuduğum kitabının hiç bitmemesinin istiyorum. Bu yüzdendir ki kendime hakim olup birden bire okumuyorum kitaplarını. Sindire sindire, hazmederek.. yoksa deliririm çünkü. Heba da Gölgesizler gibi neyin gerçek neyin hayal olduğunu bilmediğimiz bir kitap. Kitabın sayfaları arasında sıkışıp kaldığımız, karakterlerle ağlayıp güldüğümüz, kuş ötse duyacağımız, yağmur yağsa kokusunu bile hissedebileceğimiz öyle harika bir eser. Ayrıca yine Hasan Ali'nin şu kuş ve kar takıntısını anlayamadığım bir kitaptı. Biri bunun sebebinin biliyorsa beni aydınlatırsanız sevinirim :) Konumuza gelecek olursak, en başta ana karakterimiz Ziya'nın ruhsal bunalımlarını okuyacakmışız hissi verse de değil aslında. Ziya'nın rüya ile gerçek arasında sıkışıp kalmışlığı, gerçek mi değil mi bilemediğim o zorlu yaşam savaşı, askerliğinin korkunç anıları ve en sonunda ise kendiyle karşılaşması ya da kendini bulması diye özetleyebilirim. İnsanların bazen ne kadar acımasız ve kindar olduklarını, yaşadığımız bu hayatı aslında çok önemsemeden, bir şeyleri çok düşünmemeye çalışarak yaşamamız gerektiğini bir kez daha farkına vardım. Bu gelip geçici, rüya mı gerçek mi olduğunu bilmediğimiz yaşamımız bir gün bitecek ve biz bir gün kendimizle baş başa
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2020 59. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2020 00:22
Merhabalar! Gece gece harika bir Toptaş eseri bitirdim. Yazarın “Kuşlar Yasına Gider” adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıydı bu. İlk okuduğuma da hayran olmuştum buna olduğum gibi. 2013 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü almış ve çok ses getiren bir kitap. Yoğun bir konu akışı ve sürükleyici betimlemeleri var, sizi alıp kitabın içine sokmayı başarabiliyor kesinlikle. Ayrıca çok heyecanlıydı, sıkılanlar çok olmuş, ama ben elimden bırakamadım nedense. Şehir hayatından bunalıp eski asker arkadaşının köyüne yerleşmeye giden Ziya, değişik ve içinden çıkılmaz garip rüyalarının esiri olmaktan kurtulabilecek mi? Beş bölümden oluşan akıcı ve sizi derinden sarsan bu çarpıcı, garip hikayeyi mutlaka okuyun. Sonu çok farklıydı, beklediğim gibi olmadı ve baya şaşırdım. Kitap sizi bir duygudan başka bir duyguya aniden sürükleyebiliyor, ilginçti gerçekten. Hoşçakalın, sevgiyle ve kitaplarla kalın.
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma
Heba olmuş hayatların öyküsü
10/10
·376 syf.··
2020 645. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2020 13:39
Her Hasan Ali Toptaş okumaya başladığımda acaba bu sefer neyle karşılaşacağım diye meraklanırım. Çünkü kurduğu dünyalar öyle her romanda karşınıza çıkacak cinsten değildir. Bu kitap da öyle.. Hayatı heba olmuşların hikayesi.. Üç aşamalı bir olay örgüsü.. İlkin esas karakter Ziya'nın ev sahibesi olan Binnaz Hanım'ın yoklukların içinden varlığa uzanan hikâyesini okuyorsunuz. İkinci hikaye Ziya'nın köy yaşamı.. Üçüncü ve asıl hikaye ise Ziya'nın askerlik hayatı.. Güneydoğu'da önce Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde acemi birliğinde komutanlardan dayak ve işkence ile eğitilen ana kuzularını görür ve içimiz parçalanır. Sonrasında ise Suriye sınırında kaçakçılarla mücadele adı altında zulüm ve haksızlıklara tanık oluruz. Bu haksızlıklara hem askerler hem de ekmek kavgasında olan kaçakçılık yapan gariban köylüler maruz kalır. Yazarın kendi deyimiyle "Bir değirmen ki başında kepi mi var, poşusu mu var demeden insanları gürül gürül öğütüp duruyor işte..." Kaçakçıları öldürürken kutlama yapan komutanları okurken aklıma ülkenin utanç sayfalarından biri olan Roboski Uludere katliamı geldi. Bazen gözüm doldu okurken bazen içim parçalandı. Yazarların sosyal sorumluluğa sahip en üst seviyede kişiler olduğunu ve bunları eserlerinde işlemeleri gerektiğini düşündüğüm için yazarın böyle bir can alıcı konuyu ele almasını takdirle karşıladım. Tüm olaylarda hümanist bir yaklaşımda olan Ziya da takdire şayan..
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20165bin okunma

Yazar Hakkında

Hasan Ali ToptaşYazar · 18 kitap
Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı "Bir Gülüşün Kimliği" 1987’de, ikinci öykü kitabı "Yoklar Fısıltısı" 1990’da yayımlandı. "Ölü Zaman Gezginleri" adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl "Sonsuzluğa Nokta" adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994’te "Gölgesizler" adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2016'da ''Kuşlar Yasına Gider'' Romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nü aldı. "Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın ayrıca "Yalnızlıklar" adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, "Kayıp Hayaller Kitabı" adlı bir romanı, "Ben Bir Gürgen Dalıyım" adlı bir çocuk romanı vardır.