Ölü Zaman Gezginleri

8,2/10  (77 Oy) · 
174 okunma  · 
60 beğeni  · 
1.878 gösterim
Kaldı ki, kendi kendime bir açıklama yapsam bile, hangi kendime yapacaktım 

Masanın birinde genç, birindeyse yaşlı ve yorgundum. Ben bana, ben bana bakıyordum. Daha sonra, bu bakışım sırasında, ayrı zamanların çakışmasından apayrı bir zaman mı doğdu pek bilemiyorum ama, birdenbire kendimle göz göze geldim.

Yüzyılın son çeyreğindeki Türk edebiyatının birkaç kilometre taşından biri Hasan Ali Toptaş. O bir kurgu-dil sanatçısı; ödün vermez bir biçim ustası; yirminci yüzyıl edebiyatının vardığı çizginin en uç noktası.

Yıldız Ecevit
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2009
  • Sayfa Sayısı:
    137
  • ISBN:
    9789750507151
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:

"Hasan Ali Toptaş" etkinliğimiz için okumaya karar verdiğim ilk kitap. Hikayeler, bir yazarın edebi dünyasını yansıtan en temel yazımlardır bana göre. Bu yüzden Toptaş'ı tanımak için ilk bu eserini seçtim.

İçinde birçok hikaye bulunduran bu eser, gerçek ile gerçek olmayan arasındaki ince çizgiyi öylesine iç içe geçirmiş ki okur, yazarın cümlelerini okurken, bu gerçeklik perdesinin tedirginliğini bir dakika olsun duyumsamadan edemiyor. Ne gerçek ne değil sorusunu bir kenara bırakıp, Toptaş'ın o eşsiz cümlelerinin keyfini sürdüm. Bu cümleleri kuran bir zihin, böylesine basit bir düzende varlığını nasıl sürdürür sorusuna daha çok eğildim. Sanırım Toptaş, bu yaşamı kendisi için yazarak anlamlı kılıyor.

Toptaş, konuşunca anlaşılamayacağını düşünüp, içindekileri kağıda aktarmış. Nesnelerin, kişilerin altında farklı duygular ve izlenimler yakalamış. Gündelik yaşamda fark edemediğimiz nesnelerin içine girmiş, onları yaşamdan soyutlayıp, en şeffaf halleriyle bizlere sunmuş.

Bir hikayesinde zaman kavramını ele alıp, en derin fizik kurallarına nispet etmiş, bir diğerinde kadın olup, karşı cinsin duygularını en iyi şekilde işlemiş. Bütün hikayelerinde, toplumsal bir eksikliği gözler önüne sermiş. Birinde töre cinayetini işlerken, birinde hayat kadınlığını işlemiş. Cunta, kumalık gibi kavramlara da değinmiş.

Toptaş sanki bazı hikayelerinde kendini anlatmaya çalışmış. Gündelik yaşamı, yazdığı hikayelerle karıştıran ve bu çıkmazda debelenen karakterler yaratması; okura, kendi zihin yapısı hakkında ipuçları vermek istemesinin bir sonucu diye düşündüm ama tabii yanılıyor da olabilirim. Topluma ayak uyduramayan karakterlerde de yine aynı çabayı sezdim. Toptaş sanırım bulunduğu düzene isyan eden ve bunu sözcüklerle tamamlayan bir yazar.

Birkaç hikayesi ise oldukça zorladı beni ama anlamadığım taraflar olmasına rağmen bu hikayelerden de zevk aldım.

Toptaş'ı neden Kafka'ya benzettiklerini anlıyorum. İki yazarın yazımlarında da aynı belirsizlik ve kayboluş söz konusu. İkisinde de gerçek yaşam ile gerçek olmayan arasındaki ince çizgi mevcut. Yazmak, her iki yazar için de var olma sebebi sanırım. Aradaki farklara sonra değinmek istiyorum çünkü bunları belirtmek için çok erken olduğunu düşünüyorum.

Toptaş'ı tanımak için iyi bir başlangıç olacak bu kitabı bütün edebiyat severlere tavsiye ediyorum.

KörKalem | Halil K. 
24 Tem 21:07 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitapla sürüklenmeyeceksin de, hangi kitapla sürükleneceksin..?
Bu kitapla yüreğini dağlamayacaksın da hangi başka kitapla yüreğini dağlayacaksın söylesene?
Sevgili Toptaş'tan yine, içini dalga dalga kitabın yapraklarına vurduğu bir eser. Nasıl bu kadar muazzam yazılabilir, o cümleler nasıl bu kadar ahenkli kurulabilir? Cevabı kitabın iki kapağının arasında saklı.

Bin Hüzünlü Haz tadında bir dizi öykü mevcut içerisinde, Kuşlar Yasına Gider aromasında küçük küçük tadımlık yazılar. İçerisinde kendi dünyamı gördüğüm...

Neden Toptaş'ın kalemini bu kadar çok seviyorum diye, uzun zamandır düşünür dururdum, cevabını kitapta buldum. "Benden biri" Hasan Ali amca. İçimin haykıramadığı cümlelerin sesi o.

Her öyküde sanki yazarın kendi hayatından kesitler okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Aslında alakası yok, Toptaş duygu aktarımını o kadar muazzam sağlayan bir yazar ki, sanki sahnelediği tiyatrodaki karakter oluvermiş bir oyuncu. O kadar içine çekiyor ki sizi, siz bunları onun, başkalarının hayatlarından esinlendiğine ya da kendi hayal dünyasında oluşturarak kaleme aldığına inanamıyorsunuz.

Yazarın kitaplarını okuduğum süre içerisinde duygusal doyuma ulaştığımı hissederim her daim. Çünkü hayatın içindedir kitap, alıp sizi ötelere götürmez. Hayatın merkezinde bırakır. Kalıp, o acıyı çekmeyi, o gerçekle yüzleşmeyi zorunlu kılmaktadır size.

Velhasıl-ı kelam, sen bu yazıyı okuyan kişi, hala ne duruyorsun ki? Kalk ve bir Toptaş kitabı al eline, git, gez zamanın mahzenlerinde. Bir kızın ellerinden ellerini uzatır da kimi zaman, bize dokunur zaman...
Tavsiyemdir, bol okumalı günler diliyorum...

silaes 
03 Haz 03:39 · Kitabı okudu · 2 günde · 5/10 puan

Okuduğum ilk Toptaş kitabı. Kitabın ilk bölümünde aşırı derece sıkıldım. Okurken cümlenin başında ne yazdığıni unuttugum anlar oldu. Okuduklarımın büyük bir kısmını da anlayamadım. Zaten alt orta sınırda olan zekam hepten zorlandı( bu aralar bu seviyede düşme yaşanmış olabilir, yaklaşık. Iki haftadır Adıni vermek istemediğim bir evlenme programı izleyip, fincanda mini kek denemeleri yapıyorum, hala basariya ulasabilmiş değilim.) sanki sözlükteki tüm kelimeler bir kagida yazılmış, keseye konulmuşta çekilip çekilip metine eklenmiş gibi hissettim. Eğer ilk bölüm gerçekten güzelse ve anlamlıysa yani güzel seyler vardı da kaçirdiysam, okur kariyerime kötü çocuk serisiyle devam edeceğim. Neyime benim böyle edebi eserler.
Şu ana kadar ki yorumum birinci bölümü kapsamakta. İkinci bölüm gerçekten çok güzeldi. Sevdiğim öyküler oldu. Betimlemeler ve dil kullanımı kusursuzdu. Sanirim olaya dayali öyküleri daha çok seviyorum.

Alev Ceren Kayhan 
01 Tem 08:46 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Okuduğum ilk Hasan Ali Toptaş kitabı. Son zamanlarda yine çokça adından söz ettiren bir yazar haliyle bende merak edip okudum lakin okuyacağım ilk kitabını daha az popiler olanlardan seçmeyi tercih ettim ki çok etki altında kalmayayım diye. Şimdi buraya kadar tamam.... Kitap kısa kısa öykülerden oluşuyor okuduğum sırada bana türkçede ne kadar kelime varsa hepsini kullanayım da ziyan olmasın dercesine yoğun kelime toplulukları vardı ve açıkçası biraz anlamakta güçlük çektim.. ama bu anlayamamak beni biraz rahatsız etti daha agır edebi kitaplar da okumustum halbuki hic boyle hissettirmemisti bana kitabı baştan aldım bi daha yavaş yavaş kelimeleri, kelimelerin anlamlarını, anlam sıralamalarına dikkat ederek tekrar okudum. Sonunda beni rahatsız eden şeyi buldum. Edebî olarak çok güzel kurulmuş cümleler var lakin kelime ve bölüm dizilislerinde vermek istediği msjlari oyle ustalıkla yerleştirmiş ki bilinçaltımıza çok güzel msjlar göndermediğini hissettim kitabın okurken de içimde olan rahatsızlık buymuş meğerse... yada bana öyle geldi bilmiyorum yapılan diğer yorumları incelemeleri okudum herkes edebi olarak güzelliğinden bahsetmiş ki gerçekten cümle dizilişleri kelimeleri yerinde kullanımıyla ilk bakışta büyüsünde kaliysnz ama okudum ama bana ne verdi hayatımın hangi kısmında burda yazanları uygulayabilirim illa ki bana bakış açısı olarak kattığı biseyler olmalı diye okuyacak olursanız öyküler arasında verilen çok ince işlenmiş msjlari var ve ben o msjlardan hiç hoşlanmadım... özellikle Ölü Zaman Gezginleri öyküsünü daha bi titizlikle inceledim haklı olduğumu bir kere daha gördüm... Okurken kelimelerim büyüsünden kurtulup gerçek hayatla karşılaştırma yaparak okumanızı tavsiye ederim...

Bazı kitaplar vardır, sayfaları akıp giderken elinizde bitmesin istersiniz. Zaman zaman frenlersiniz kendinizi, gidip bir çay ya da kahve alır ve bu süre boyunca hikaye ile ilgili düşünürsünüz, bazen de yazarı, nasıl yazdığını, kafasının içini, yaşam deneyimlerini...
Bu kitap onlardan biriydi benim için. Yoksa 'bu yazar' mı demeliyim?
Henüz okuduğum ilk kitabı -neyse ki çok kitabı mevcut, diye düşünerek teselli buluyor insan kitabı bitirdiğinde.

Daha kapağı açıp okumaya başladığınızda, ilk paragraflarda yazarın ifade gücünün çekimi sanki kelepçeliyor okuru kitabın sayfalarına, tutsak ediyor.
Durumdan şikayetçi olmadan, gönüllü bir tutsaklık bu...

İyi ki yazmışsın Hasan Ali Toptaş, iyi ki çok yazmışsın!

Feride Tuğrul 
01 Şub 09:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Oldum olası öyküleri çok sevmişimdir. O yüzden bu öykü kitabını merak ediyordum. Hasan Ali Toptaş romanlarında vermeye çalıştığı ruhu öykülerinde de vermiş. Ama romanlar kadar ağır ve yoğun değil. Öyküleri aşırı uzun ve sıkıcı değil. Okumaya başladığınız zaman akıp gidiyor. Sanırım Hasan Ali Toptaş'ın öykülerini sevdim. Daha doğrusu okurken sizi çok zorlamadan anlamanızı sağlıyor, ince ince vermek istediği mesajı işliyor. Bence Hasan Ali Toptaş okuyacaksanız öykülerini mutlaka okuyun derim, yazarla ön tanışma gibi bir şey olacaktır. Umutlarda buluşmak dileğiyle:)

Sinan Tütüncüler 
 02 Oca 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 6/10 puan

Hasan Ali Toptaş'ın okuduğum ilk kitabıydı. Hasan Ali Toptaş uzun zamandır dikkatimi çeken ve okumak istediğim bir yazar olmasına karşın, bir türlü bir kitabını edinme tercihinde bulunamıyordum. Her sipariş taslağımda ilk listede olmasına karşın, ilerleyen süreçte bir şekilde listenin dışına düşüyordu. En son Ot Dergisinin 2015 Aralık sayısında onunla yapılan bir röportajı okuyunca, aynı ayın içinde verdiğim kitap siparişinde "Ölü Zaman Gezginleri" kitabı yer aldı.
Kitap iki bölümden ve toplam on altı hikayeden oluşuyor. Hikayeler kısa hikaye sınıfa girebilecek uzunlukta. Hikayeler genellikle kurgu hikaye sınıfına giren bir olay akışına sahip değiller. Duruma ve daha çok insanın iç dünyasına odaklanan bir anlatım tarzına sahip hikayeler söz konusu.
Hasan Ali Toptaş kelimelerle bir virtüöz gibi oynama kabiliyetine sahip. Algı kapasitesi ve bu algıyı yansıtma gücü son derece yüksek. Ancak hikayelerin bir çoğunda kurgu eksik kalınca ve ana fazlası ile odaklanınca hikayelerin sürükleyiciliği azalıyor. Kelime zenginliği ve kelimelerden kurulan güçlü örgü bir süre hikayeyi taşısa da, kurgunun eksikliği güçlü bir sürtünme kuvveti yaratıp hikayeyi ağırlaştırıyor. Bu nedenle hikayelerin sonunda bir eksiklik, bir yarım tat hissediyorsunuz. Tüm bunlara karşın Hasan Ali Toptaş'ı bu kitapla tanıdığım için son derece memnun oldum. Tanışıklığımı diğer kitaplarını da okuyarak ilerletmek istiyorum.

Semiha E. 
19 Şub 14:27 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazarın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak. Çok farklı bir anlatım, çok güzel bir tasvir. Kısa ve insanı sokmayan öyküler var. Bazen bir cümleyi en az 10 defa okudum, ne demek istemiş, nasıl bir ruh hali varmış gibi sorular sordum kendime. Eminim ki daha fazla eserini okuduğumda daha iyi anlayacağım.

#Bibliyofil Muallime# 
03 May 18:02 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 9/10 puan

Üçer beşer sayfalık öykülerden oluşmuş bir kitap.. Okurken insanı yormayan ama derin betimlemeler içeren sonunda şaşırtan öyküler demeti gibiydi.. Hasan Ali Toptaş'ı okuyun ve okutun.. Ülkemizde yetişen nadide yazarlardan birisi bence..

Gülseher Kepenek 
09 Ara 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öykülerden oluşan kitap. Okuyucuyu kendine çekmede gayet yetenekli Sayın Hasan Ali Toptaş. Hikayelerinde hem insanı zorlayan hafif tonda bir anlaşılmazlık var hem de bişeyleri çok güzel anlatıyor açıklıyor. Özellikle "Org" hikayesinde yazarın vermek istediği duygunun içine girdiğimi hissettim hatta bi ara o karakter oldum. Ayrıca karakterlerin gözünden bakmayı çok iyi biliyor bir erkek olmasına rağmen kadın karakteri bu kadar iyi anlatması beni büyüledi

3 /

Kitaptan 129 Alıntı

Murat Sezgin 
23 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

...ne zaman doğduğumuz sorulduğunda hep anamızın bacaklarının arasından çıktığımız tarihi belirtmemize rağmen, artık insanları analardan çok yaşamın doğurduğunu biliyorum."

Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 21 - İletişim Yayınları)Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 21 - İletişim Yayınları)
KörKalem | Halil K. 
21 Tem 21:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Gözlerimi açtığımda, sen dizlerimin dibinde karmakarışık bir bilmeceydin hala, ve hiç kuşkusuz, kendi güzelliğinin içinde yüzüyordun.

Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 10 - Everest Yayınları)Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 10 - Everest Yayınları)

Susuyorduk gene, susacaktık; dağ hangi boşluğumuzu dolduruyor, susmak bizi nereden eksiltip nereye biriktiriyor ve bu sis hangi çıplaklığımızı örtüyor, hiç bilemeyecektik. Her şeyi bilmek için erkendi belki, bilmeler yaşamalardan geçerdi ve biz önce yaşayacaktık.

Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali ToptaşÖlü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş
Feride Tuğrul 
02 Şub 09:37 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

'Parmaklarım sigaraya yaklaşırken, şair bir dostumun dizesi geçti içimden: 'Bir kent terk edilirken sigara içilir sayın yolcular.'

Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 91)Ölü Zaman Gezginleri, Hasan Ali Toptaş (Sayfa 91)