silaes'in Kapak Resmi
silaes, Cin Tarikatı'ı inceledi.
 22 Mar 02:40 · Kitabı okudu · 6 günde · 5/10 puan

Herkes gibi bende kitabı cinli-korkunçlu diye alıp okudum. Ama korku unsuru kitaba hiç hakim değildi. Bir ara olay kurtlar vadisine döndü. Herkes birbirinin ardından pusu kuruyor kitapta. Yani bir acayipti çok kötü bir kitap degildi ama iyi de değildi. En azından merak duygusu yaratmayı başardı bende. Okurken kitaptan kopmadım, yer yer sıkıldığım noktalar oldu. Sonu da beklediğimden çok çok farkli çıktı. Kitap 2004- 2006 arasında yazılmış. Kitapta bahsi geçen tarikat gülen cemaati. Bunu açık açık belirteyim. Taaa o zaman da yazar resmen tüm örgütlenmeyi biiir birrr yazmış. Hakim, savcı ve polis alanındaki yapılanmaların hepsi var. Sağır sultanın bile bildiği bir yapılanmayı... Çok kandırıkçı bir cemaat bu. Neyse yazmıycam konu siyasete giricek. Kitap kapağı tasarımı inanılmaz kötü, hatta buna benzer ya da aynısı afişli bir korku filmi izledim zanninca. Ayrica benim takıldığim bir nokta oldu. Kitabın ana karakteri bahar aylarınin tasfir edildigi bir zaman diliminde karacabey bogazköye gidiyor, hatta turizm sezonunun açılmadigindan etrafin tenhaligindan bahsediliyor. Bu ana karakter girdigi bir evin bahcesindeki asmadan üzüm koparıp yiyor. Bizim memlekette üzümler agustos ayinda yenilcek kivamda olur. Sevgili yazar bey... Turizm sezonunun en cafcafli oldugu zamanlarda.... Benim acayibime gitti. Hadi sofrada oturup yeseler o üzümü neyse. Bahar ortasinda nerde buldunda asmadan üzüm yedirdin o karaktere allaseen..

silaes, bir alıntı ekledi.
20 Mar 12:47 · Kitabı okudu · İnceledi · 5/10 puan

Üniversiteye girmek isteyen başı kapalı kızcağızları, vatanın bağımsızlığından başka gayesi olmayan gariban devrimcileri işkencelerde, sürgünlerde perişan et, ama iş Amerika'ya gelince ülkeni yıkmaya yönelik faaliyetler yaptığını bilsen bile süklüm püklüm otur.

Cin Tarikatı, Uğur Ziya Şimşek (Sayfa 326 - Sokak yayın grubu)Cin Tarikatı, Uğur Ziya Şimşek (Sayfa 326 - Sokak yayın grubu)
silaes, Aşık ve Kıskanç'ı inceledi.
17 Mar 02:34 · Kitabı okudu · 4 günde · 2/10 puan

Kitabı okurken bir ara; fındıklı, fıstıklı hatta bademli çikolata piyasada gırla varken neden cevizli çikolata yok diye düşünmeme sebep olan kitap... Boş boş tavani seyretseydim daha yararlı olurdu benim için. Kitap sevmediğim türün en vasat örneklerinden biri. Yani ticari kaygılarla yazılıp, aşkı dile düşüren bir kitap. Kitabın ana karakteri arwin 25 yaşının sonlarında ama zeka yaşı 12 filan. Şimdi bu çok sevdigi sevgilisi tarafindan en yakin arkadaşiyla aldatılmış tüm kitap boyunca bu yüzden ölüyo bitiyo, depresyona girmeler dogru aski bulmak için uğrasmalar filan. Blog yazarından evrilmiş yazarın kaleminden çıktığı o kadar belli ki. Destek yayinlarida valla hayrat kurumu gibi önüne gelen yazarın kitabini basmaya başladı. Gençlik edebiyati desem degil, edebiyat hiç değil. Noktalama işareti ve yazım kurallarıni pek önemsemem, hani illa uyulacak diye takıntılarım yoktur. Beni bile rahatsiz etti noktalama yanlışları... Sıradan, albenisi ve bir olay örgüsü olmayan bir kitap. Sirf azicik ünlü olunup, takipci sayısı artsin diye yazılmış bol bol örneği olan bir kitap.. acımasız bir yorum oldu sanırım ama, başka yazabileceğim bir sey yok.

silaes, Ankara, Mon Amour!'u inceledi.
14 Mar 02:43 · Kitabı okudu · 2 günde · 6/10 puan

Beni bu kitabı okumaya iten iki öğeden bahsetmek istiyorum. Ilki şükran yiğit'in bir akdeniz kedisinin hatıraları kitabında tanıdığım kalemiydi. Kitap hala favori listemin en tepelerinde. Döne döne okurum. İkincisiyse içinde olsamda adı geçtiğinde kalbimin hızla çarpmaya başladıgı Ankara. Bu iki öğe birleşince okumakta ayrı bir zevk verdi. Okumaya başladığım anda "kadının adı yok"umsu bir keyif almaya başladım. Mahalle kültürü- çocuk etrafında gelişen edebiyatı çok seviyorum. Güzel bir tercih oldu. Edebi yönü kuvvetli olmakla birlikte ufak tefek problemlerde vardı. Mesela ilk bölümü çok sevdim. Lakin bölümler arası geçişlerde tam odaklanamadım. Bir de mantıgini bir yana bırakıp tamamen kalp endeksli hareket eden, ölümü özleyen ve çağıran erkek tiplemelerinden pek hoşlanmıyorum. Kitabın baş karakteri ankara zannetmiştim, değilmiş. Aslında bir baş karakterin olduğunu söylemekte güç. Sonundan pek hoşlanmadım. Bir cok sey havada kaldı. Çok kopukluk var. Olay örgüsü ise orta düzeydeydi. Yine de dilinden ve anlatımından memnun kaldım.

silaes, bir alıntı ekledi.
14 Mar 01:13 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Görmüyor musun? Hiçbir kitabı huzur içinde okuyamaz oldum neredeyse. Hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi yaşayamaz oldum, bir gün her şey biter de o üniversiteye giriş sınavının akşamında duyulan o boşluk hissine kapılırım diye korkuyorum.

Ankara, Mon Amour!, Şükran Yiğit (Sayfa 127 - İletişim)Ankara, Mon Amour!, Şükran Yiğit (Sayfa 127 - İletişim)
silaes, bir alıntı ekledi.
13 Mar 22:45 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Annemin dediği gibi "vallahi akşamın nasıl olduğunu, o günün nasıl geçip gittiğini" anlamazdım. Aslında bu konuda anneannemin durumu annemden daha da vahimdi. Anneanem bir günün değil, hatta bu hayatın nasıl geçip gittiğini anlamamıştı.

Ankara, Mon Amour!, Şükran Yiğit (Sayfa 63 - İletişim)Ankara, Mon Amour!, Şükran Yiğit (Sayfa 63 - İletişim)
silaes, Boyalı Kuş'u inceledi.
13 Mar 00:43 · Kitabı okudu · 10 günde · Puan vermedi

Kitabı okumak, anlamak veya anlamlandırmak çok güç. Bu güçlük kitabın yazınsal gücü veya uslüpla ilgili değil oysa ki. Kesinlikle keyifle okuyabileceğiniz bir kitap değil. Bitirebilmek güçlü bir irade ve sağlıklı bir psikoloji istiyor. Çocuk ve hayvanlara karşı zaafınız varsa kesinlikle okumayın. Duygusal insanların psikolojisini bozacak, rüyalarını kabusa çevirecek bol bol öğe içeriyor. 18 yaş altının okumasına şiddetle karşı çıkıyorum...
Zeofili ve pedofili vakalarına sıklıkla rastlıyoruz.
Bir daha belirtmek istiyorum. Belirli bir yas alti ve psikolojik olarak güçlü olmayan insanlar okumayı biraz ertelemeli ama uygun zaman ve mekanda da muhakkak okumalı.
Otobiyografik bir eser ve 2. Dünya savaşının kültürel ve sosyal açıdan çok güzel sergilendiğini düşünüyorum. Bahis olundugu gibi kızıl ordu propagandası yapıldığını düşünmüyorum. Avrupa köylüsünün 1939 gibi aslında çokta uzak olmayan cahilliği, gaddar ve barbarlığına girmeyeceğim... Nazizimle ilgili söylenecek çok sey var da içim el vermiyor. Ciddi anlamda çok Yordu kitap beni.

Ve Sonra Yol Bitti bu kitapla ilgili içeriği iğrenç bir e mail aldım.Kitabı okuyan, bilen var mı. Vakaa gerçekten doğru mu ? Şu an Bariz bir sinir buhranı geçiriyorum çünkü ( zoofili ile ilgili.)