Geri Bildirim
Adı:
Bay Pipo
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
522
ISBN:
9759914301
Yayınevi:
Doğan Kitapçılık
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Türkiye'nin son elli yıllık tarihinin bir bölümünü deyim yerindeyse 'büyüteç altına almaya' çalışmaktadır. Reis kitabında, devletin kullandığı bir tetikçinin yaşamöyküsünü anlatırken, bir yandan da ona ve onun gibilere ihtiyaç gösteren tarihsel ortamı ortaya koymaya çalışmıştık. Şimdi de, aynı olayların başrollerinde yer almış bir istihbaratçının yaşamöyküsüyle bir adım daha ilerliyoruz ve biraz daha merkeze, perde arkasındaki kişilere ve olaylara ulaşmaya çalışıyoruz.

Bu anlamda Bay Pipo'ya, Reis'in bir devamı veya ikinci bölümü de denebilir. Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndaki istihbarat çalışmaları, ülkeyi zapt etmek isteyen emperyalist düşmanlardan ve onlara teslim olmuş olan padişah çevresinden bilgi toplamak temelinde kurulmuştu. Milliydi ve genellikle dış istihbarata yönelikti. Bu sayede halkın hem saygısını hem de fiili desteğini yanına almıştı.

(Önsöz'den)
Bu kitabı okuyunca, ülkede milli istihbarat diye bir şey olmadığını,tamamen abd 'nin kuklası olduğumuzu anladım.Çok öğretici oldu benim için.Şimdi durum daha da beter ya neyse.
Ah mit diyoruz ama ortada Mit yok. Herkes herkesin arkasından kuyu kazıyor. Birileri koltuk uğruna Türkiyeyi kullanıyor. Son aylarda yaşanılan 15 temmuz darbe girişimi gibi, oyunlar oyunlar baş roller değişiyor ama kurumlar değişmiyor. Film yeniden çekiliyor yine aynı senaryo Mitin olanlardan haberi yokmuş gibi. birileri koltuğunu sağlamlaştırma için birilerini bir yerlere getiriyor sonra çıkar çatışması çıkıyor olan yine demokrasiye Türkiye'ye oluyor. Okuyun daha iyi anlayacaksınız, Siyasetin, Mitin arka sokaklarında dönen oyunları.

Benzer kitaplar

Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul'un araştırmalarının derlendiği kitap, Selçuk Yöndem'in canlandırdığı ve Kurtlar Vadisi hayranlarının Arslan Bey olarak tanıdıkları eski MİT müsteşarı Hiram Abbas'ın hayat hikayesi ekseninden, kan ve irin bağlamış yakın Türk siyasi tarihinin menfaat dolu çarpık ilişkilerini anlatıyor. En tiksindirici olan ise tüm bu bokları yiyenlerin "ben ne yaptıysam ülkem için yaptım" kisvesi altında kendi politik ve maddi çıkarlarına kılıf uydurması, dahası birilerinin de buna inanması. Günümüze bakınca aslında tarihimizde çokta değişen bir şey olmadığını görüyorsunuz. Ucuz provokasyonlar, tahmin edilebilir ve aslında önlenebilir cinayetler, sömürü, insanların dini ve milli duygularını istismar, hatta 1950 den bugüne çoğu oyuncular bile hala tanıdık. Göründüğü kadarıyla zaman zaman düzen değişse de düzülen hep aynı... Sadece eskiden kendi tarafındaki liderler (daha geniş bir ifadeyle unsurlar da diyebiliriz sanırım) at koştururken yapılan haksızlıkları umursamayan -sözümona- aydınlar, gazeteciler, insan hakları savunucuları, günümüzde insiyatif başkasının eline geçip sopa kendi kafalarına indiği için bu kadar rahatsızlar...
bu kitap suikaste uğrayanları düşündüğümde yazık dediğim fakat okuduktan sonra bazılarının suikastı geç bile olmuş dediğim bir bilgiye sahip.bu kadar vatan haini koltuk sevdalısı içinde bu ülke çok iyi ayakta durmuş.Şimdi bunları öğrenince soruyorum acaba biz bu kitapla geçmişte yaşananları öğrenirken günümüzde acaba ilerde öğreneceğimiz neler yaşanıyor ne dersiniz ?
Hiram Abas isimli istihbarat şefinin yaşamından kesitlerin yanısıra kitap, 1950'li yıllardan 1990'lı yıllara kadar MİT'in istihbarat gelişim sürecini anlatıyor.
her ne kadar kitap hiram abas üzerine yazılmışsada türkiyenin son 60 yıllık serüveni de anlatıyor..darbeler,muhtıralar,asker sivil çatışması ve gizli örgütler.günümüze kadarki iç çatışmaları ve rekabeti gözler öününe seriyor
Devrin asker,ajan,hukukçu...bunlarında ötesinde devlet ricalinin.emanetini nasıl hıyanete uğrattığını,devlet koltuklarıyla dönme dolap oynamayı, derinlemesine olmasada yüzeysel incelemiş.aslına bakılırsa globalizmin getirdiği moda namuslu insanların bile dürüst işler yapmasına izin vermiyor.bu yüzden kitap beni çok hayretlere uğratmadı.ancak şu bir gerçek namuslu bir hukukçu kitapta isimleri geçenleri soruşturmaya almak istese yeni bir mezarlık açmak gerekebilir.
Bu kitapta soner yalcin bir mitci olan hiram abasi anlatiyor onun nasil silah kullandigindan nasil bir boksor oldugundan tutunda girdigi operasyonlara kadar. Dikkatimi en cok kizil dere operasyonu cekmistir. Nasil bir surek avidir, nasil bir sabirdir. Tipki masum ceylana saldiran vahsi hayvan gibi. Bu kitabi okudugunuzda mite neden devsirme olan bir sahsin alindigini ve mitin en kritik noktalarina neden getirildigi sizinde akliniza takilabilir.
Bir MİT görevlisinin sıradışı yaşamı
Kitapta ilk başlarda mit görevlisi olan Hiram Abasın ölümü anlatılıp devamında hayatı anlatılmıştır. En ince ayrıntısına kadar yer verilmiştir. Tabi kitapta da dönemin siyasi olaylarınada yer verilmiştir.
Ertelediğim bir kitaptı.Nedeni tabii ki polisiye gerilim roman okuyan biri olarak son plan da kalması.Spoiler...
Bu kitap Reis adlı romanın devamı niteliğinde.Bu kitabı okuduktan sonra hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığının farkına varıyorsunuz
Kitap; darbeler ve siyasi çekişmeleri anlata dursun yeni bir Mit'çi doğuyor:Hiram Abas.Bay pipo; hırçın ters adrenalin dolu istihbaratçı.Ve sorular...60 ve 80 darbesinin Mit ile nasıl bir bağlantısı olabilir ve Mit'in sağ gözü kördür kavramı ne derecede doğrudur?CIA denilen servis 1930 başlarından itibaren Türkiye'de barınarak neyi amaçlıyor?İş adamları ve bürokratların çapkınlıkları bazı gizli belgeleri nasıl açığa çıkarıyor?.Kitap bunları belgelerle ispatlıyor.
Hiram Abas ise Lübnan ve Pariste tabii ki işbaşında.James Bond olarak kendini gören Bay Pipo Mossad'ın sistemini seven ve Fuat Doğu'nun öğrencisidir.Taptığı kişi de ünlü Nazİ Generali Gehlen'dir.Ve bir gün Hiram Abas Mit'ciliğin bedelini ağır ödüyor.Bir sabah suikast...
Son olarak bazı fikirler edinip düşüncelerinizi etkileyebilecek bir kitap.İyi okumalar.
söz ağzımızda iken biz ona, ağzımızdan çıktıktan sonra o bize hâkim olur!"
Soner Yalçın
Sayfa 64 - Doğan Kitap
Yapılan saptamalara göre, Millî Emniyet birimlerine; CIA ayda 100 000, ingilizler 30 000, Fransızlar 7 000-8 000, ital-yanlar da 4 000 lira ödüyorlardı. CIA'mn uygulamalarıyla olay, "hizmet mukabili bir miktar yardım" olmaktan çıkmış. Türk gizli servisini aylık ücretlerle çalı ştırmaya yöneltmişti. Devletin "gizliliğine" giren CIA. sanki bağımsız bir ülkede çalışmıyordu. ABD'nin gözetiminde, denetiminde bir ülkede bulunuyormuş gibi pervasız, dilediği gibi faaliyet gösteriyordu. Gizli servistekiler, CIA'nın işçileriydi. Menderes, müs-teşarına döndü: "Ahmet Salih Bey" dedi, "bu böyle gitmez..." Yenice sigarası içerdi Menderes. Bir tane yaktı ve kesin dille konuştu: "Keselim ilişkiyi."Eklemeden de yapamadı; "Ama Amerikalıları darıltmayalım. Yardımına muhtacız."
Savaşın ve Nazi işgalinin yaralarını yeni yeni sarmakta olan Paris, genç Hiram Abas'ın gittiği günlerde Fransa'nın Vietnam'da sürdürdüğü sömürge savaşını protesto gösteri-leriyle çalkalanıyordu. Aynca Paris sokakları. ABD'deki McCarthy'ci komünist avcılığının sonucu olarak kankoca Rosenberglerin casusluk suçlamasıyla idama mahkûm edil-melerine karşı gösterilerle de sarsılıyordu. Hiram Abas'ın ad-larını lise sıralarında öğrendiği aydınlar, bu gösterilerin ba-şını çekiyordu: Sartre, Camus, Aragon, Picasso...

"Türküm" dediği Fransızlar ona hemen Nâzım Hikmet'i soruyorlardı. Türkiye'de yasak olan Nazınım şiirleri, onun gidişinden bir yıl önce Fransızca olarak yayımlanmıştı. Ünlü şairlerin dizelerinden şarkılar besteleyen Yves Montand. sahnede Nâzım'ın şiirlerini de okuyordu, hatta Kerem Gibi" şiirine plak yapmıştı. "

"Vatan haini, komünist" diye bildiği şairin yurtdışında bu kadar sevilmesini içine sindirememişti.
Ancak her örgütte olduğu gibi, Dev-Sol'un da her kademesine istihbarat örgütlerinin elemanları sızmaktadır. Örneğin 22 Kasım 1992 tarihinde, İzmir DGM'de yargılanan, 8 yıl cezaevinde yatmış, Dev-Solcu Ahmet Yücekaya mahkemeye MİT ajanı olduğunu itiraf eden 9 sayfalık bir dilekçe verdi...
Harpte ilk patlayan tüfek
Ödü patlayanınkiymiş.
Soner Yalçın
Sayfa 80 - Doğan Kitap
21 nisanda Yunanistan'da alt rütbeli subaylardan kurulu faşist cunta, genel seçimleri önlemek için darbe yaptı. Darbe, Türkiye'nin de ileriki yıllarda kendi topraklarında göreceği bir metotla yapılmıştı. Yunanistan'ın birçok yerinde, kimin yaptığı belli olmayan bombalar patlatılıyor (örneğin Girit'te nedeni anlaşılamayan yedinci bomba 23 mart 1967'de patlamıştı), cinayetler işleniyordu. Özel harp metoduydu; isteniyordu ki, Yunan halkı terörden bıksın, gelecek yönetime -bu darbe bile olsa- razı olsun! Darbenin arkasında CIA vardı. Çünkü yapılacak seçimlerde solun iktidar olacağına kesin gözüyle bakılıyordu.
Uçakta başbakan özal'ın yanında ayakta duran, kollarını özal'ın başının üzerindeki koltuğa 'laubali' bir şekilde dayamış, teklifsizce araya girip başbakana yönetilen soruları, duruş pozisyonunu bozmadan yanıtlayan, pkk'nın Şam'da ki adreslerini, kamplarını bildiğini söylene bürokrat, gazetecilerin dikkatinden kaçmamıştı. Bilinen bürokrat tipine benzemiyordu, başbakanın yanında bile çok rahattı. Herkes birbirine 'kim bu adam' demeye başladı. Kimse tanımıyordu.
Sonunda öğrendiler merak ettikleri bürokratın kimliğini;
MİT müsteşar yardımcısı Hiram abas!...
Soner Yalçın
Sayfa 432 - Doğan kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bay Pipo
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
522
ISBN:
9759914301
Yayınevi:
Doğan Kitapçılık
Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Türkiye'nin son elli yıllık tarihinin bir bölümünü deyim yerindeyse 'büyüteç altına almaya' çalışmaktadır. Reis kitabında, devletin kullandığı bir tetikçinin yaşamöyküsünü anlatırken, bir yandan da ona ve onun gibilere ihtiyaç gösteren tarihsel ortamı ortaya koymaya çalışmıştık. Şimdi de, aynı olayların başrollerinde yer almış bir istihbaratçının yaşamöyküsüyle bir adım daha ilerliyoruz ve biraz daha merkeze, perde arkasındaki kişilere ve olaylara ulaşmaya çalışıyoruz.

Bu anlamda Bay Pipo'ya, Reis'in bir devamı veya ikinci bölümü de denebilir. Ulusal Kurtuluş Savaşı'ndaki istihbarat çalışmaları, ülkeyi zapt etmek isteyen emperyalist düşmanlardan ve onlara teslim olmuş olan padişah çevresinden bilgi toplamak temelinde kurulmuştu. Milliydi ve genellikle dış istihbarata yönelikti. Bu sayede halkın hem saygısını hem de fiili desteğini yanına almıştı.

(Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 794 okur

  • İSMAİL AKBALCI
  • Gülben Üstüner
  • CÜNEYT KUMAŞ
  • Mehmet Mustafa Erkal
  • kudret can yavuzel
  • Merve Sevim
  • Debbah
  • Yücel
  • Didem Şahan
  • Serpil Kurt

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.3
14-17 Yaş
%0.5
18-24 Yaş
%6.1
25-34 Yaş
%26.6
35-44 Yaş
%40.4
45-54 Yaş
%19
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%32.7
Erkek
%67.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23 (46)
9
%18 (36)
8
%23 (46)
7
%19 (38)
6
%12 (24)
5
%3.5 (7)
4
%1 (2)
3
%0
2
%0.5 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları