Konu, ilaç sektörü, “modern” tıp ve insan sağlığı. Eser, alışageldiğimiz üslubuyla bir Soner Yalçın klasiği. Kitap boyunca hız kesmeyen bir tempoyla tarihî vakalar, komplolar, teoriler, isimler, şirketler, yerel/küresel kurumlar, ilaçlar, tedaviler, son iki yüz yılda alternatif (tamamlayıcı) tıbbın “modern” tıp karşısında inanılmaz derecedeki mevzi kayıpları ve cevabını arayan başkaca sorular, sayfalarda size eşlik ediyor. Yazara göre "modern" ya da "endüstriyel tıp" bugün maruz bırakıldığımız "kapitalist tıp" anlayışının ta kendisi. Sistemin bekası için insanlar, "modern tıp" aracılığıyla bedenleri üzerinden "itaatkâr" ve "yararlı" yapma stratejisine hedef oluyor: “Modern kapitalizm, yükselişiyle birlikte tıbbı dönüştürdü; bedenler üzerinden nüfuslar ele geçirildi.” Bu sistemin ezberlerini bozan fikirleri dile getirenler susturuluyor: “Örneğin... Tabip Odaları son dönemde, -kamuoyunda farklı görüşleri nedeniyle tanınan- meslektaşlarına ‘ihraç’-‘kınama’ gibi cezalar veriyor! ‘Suçları’, konuşmalarıyla hekimlik mesleğini ‘rencide’ etmek!” -"Hasta yoktur, hastalık vardır" diyen "endüstriyel tıp"… -"Hastalık yoktur, hasta vardır" diyen "tamamlayıcı tıp"... Yani... Önceden hasta, hastalığın bir öznesi olarak görülürken, "endüstriyel tıp" ile artık hastalık özne durumuna geçirildi! Niye? Soner Yalçın, 18. yüzyıldan itibaren değişmeye başlayan bu “tıp” algısının nedenlerini sorgulamaya çalışıyor. Kitap bölümlerinde anti-depresanlar, antibiyotikler, şeker hastalığı, aşılar, sporcu gıdaları, “sponsorlu” bilim, sağlık reformları, el değiştiren ilaç şirketleri gibi çok sayıda konuya değiniyor. Yazar, tüm yazdıklarının mutlak doğru olduğunu savunmuyor: “Son 200 yılda insanoğlunun ‘modern-endüstriyel tıp’ aracılığıyla nasıl kuşatıldığını anlatmaya çalıştım. Başarılı oldum ya da