Midi Boy

Heba

Hasan Ali Toptaş
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
408
Basım Tarihi:
16 Mart 2017
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 2014
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786051851242
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·408 syf.··
2019 76. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2019 12:58
Size bu kitabı anlatmam gerekseydi söyleyeceğim tek şey, Hasan Ali Toptaş olurdu. Zira eğer bu yazarı severek okuyorsanız, ne söylemek istediğimi de anlıyorsunuz demektir. Öykülerinde kullandığı post modern esintileri ve sürrealizmi, romanında nasıl kullanmış olabileceğini merak ettim ve büyük bir heyecanla okumaya başladım. Roman birkaç ana başlığa ayrılmış. Toptaş, ilk ikisinde öykülerinde kullandığı temel hayal üstü ögeleri sık sık kullanmış. Sanki o vakte kadar klasik bir öykü olacakmış da sonradan romana evrilmiş gibi bir anda başka başka karakterler girmeye başlıyor olaya. Ana karakterimiz Ziya'nın gördüğü rüya, geçmişe gidişler, farklı yaşamlar... Her şey o kadar doğaüstü ki bir şekilde normalmiş gibi de hissettiriyor. Okurken, özellikle de Ziya'nın askerlik anılarında, Zweig'in Mecburiyet öyküsünü hatırladım. Maddi statünün üst seviyelerde olduğu, zenginin çocuğunun batıya fakirin çocuğunun savaş bölgesindeki üslere gönderiliyor oluşu, yeni yetme erler üzerinde kurdukları baskılar ile aciziyetini kanıtlayan komutanlar, sorgulama diye bir olayın hiç sayıldığı, düşünmenin yasaklandığı, emrin farz kılındığı bir dünya olarak anlatıyor bize askerliğini. Öyle böyle bitiriyor ya o iki seneyi. Ne o anlatsın ne biz dinleyelim durumları içerisinde. Yine de rahat vermiyor yaşamı ona. Talihsiz hatıralar birikmiş zihninde. Kaçıyor kendinden de şehirden de ve asker arkadaşı Kenan'ın köyüne gidiyor. Kenan, askerdeyken Ziya'nın onun hayatını kurtardığını anlatmış herkese. Şaşırıyor Ziya çünkü öyle bir anı hatırlamıyor. Ancak bir kahraman gibi seviliyor köyde. Hele Kenan'ın nenesi kendi oğlu gibi biliyor onu artık. Tabi çok merak ettim bu iyiliği. Askerlik anılarını okurken de gözlerim aradı durdu. Ancak kitabın sonlarına doğru anlıyorsunuz. Özellikle son iki sayfasında,
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Heba
9/10
·408 syf.··
2020 172. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2020 12:34
“Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz” (Hasan Ali Toptaş, Heba, 2013, s.48) Heba… Heba kelimesi sözlükte, “hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme” şeklinde geçer. Etimolojisine baktığımızda, Arapça "toz, havada uçuşan toz zerresi”  anlamına geldiğini görürüz. Hasan Ali Toptaş da, Heba’sında boş yere yok edilen hayatları anlatır. Hasan Ali Toptaş, 2013 yılında yayımlanan Heba adlı romanında farklı insanların hayatlarının nasıl heba olduğundan bahseder. Gölgesizler, Uykuların Doğusu, Bin Hüzünlü Haz gibi önceki kitaplarından dil ve kurgu açısından ayrışıyor Heba. Dilin kullanımı önceki romanlarındaki gibi ilk göze çarpan nokta olmasa da sadık bir okur      –yazarın kim olduğunu bilmese bile-  Heba’nın “bir Hasan Ali Toptaş romanı” olduğunu tereddütsüz anlayacaktır. Benzer bir farklılık kurguda da karşımıza çıkmaktadır. Önceki romanlarından, okuru içine çekme ve anlatımın açıklığı açısından ayrışmaktadır. Nerede başladığı, nasıl ilerlediği ve nerede noktalandığı bellidir. Ama bu, anlatılan hikâyenin satır aralarındaki göndermelerin, güçlü psikolojik çözümlerin, rüyaların, bilinç- bilinç dışı gibi soyut yapıların ve ölüm, evlilik, çocukluk gibi daha görünür süreçlerin ilk okumada tamamen anlaşılabileceği anlamına gelmemelidir.(alıntı) Her şey bir kuşu istemsizce öldürmesiyle başlıyor. O kuş sanki farklı farklı kılıklara girerek bir ömür yakasını bırakmıyor ve o kuşun lanetiyle yaşıyor Ziya. Ara ara karşılaştığı yüzlerde, canlılarda o bakışları görüyor hep. İnce bir çizikle oluşmuş derin bir yara gibi dışı kapansa da içi hep yaralı kalıyor. Sadelik ve karmaşayı nasıl bu kadar içiçe verebildiğine hayret ediyorum bazen. Yine romanda en beğendiğim
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2020 01:37
GölgesizlerGölgesizler ‘in sonunda da şu an hissettiklerimi hissettim, “pess” dedirtiyor yazar gerçekten de. 7 bölümden oluşuyor bu kitap ve her bölümde ayrı ayrı duygu karmaşaları yaşatıyor insana. Hele son bölüm! Sürükleyici bir kitap, öyle süslü püslü kelimelerle cümleler kurup lafı uzatmayı sevmiyorum incelemelerimde, (yapanları tenzih ediyorum) o yüzden okuyun ve okutun ki benimle aynı hisleri yaşayın diyorum. :) “...insanız yahu, kaybetmeye de ihtiyacımız var arkadaş”
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
6/10
·408 syf.··
2021 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 19:33
Bu eseri ile Hasan Ali Toptaş benim için bitmiştir... İki eserini okudum, İkisi de mi tat vermez arkadaş. Emeğe saygım elbette sonsuz. Ya ben iyi kitaplarına denk gelemedim ya da okuma zevkim yerlerde sürünüyor... 150. sayfayla birlikte aha kitap şimdi başlıyor dedikten 10 sayfa sonra yanıldığımı anladım, 290. sayfa ve sonrası ikinci yanılgım... İncelemelere, puanlamalara falan aldanmamak lazım, Bunu bir kez daha yaşayıp gördüm... Kendime verdiğim saçma sapan ( bi daha asla bir kitabı yarıda bırakmayacağım) sözden ötürü kitabı istemeye istemeye bitirmek zorunda kaldım. "Olur böyle şeyler, Her kitap okuyucusunun başına gelir, Dert etme, Biz bugünlere ne saçma sapan kitapları okuyarak geldik ahhh bi bilsen, Daha sen hamsın biz gibi pişmene epey var "diyen arkadaşlarıma da saygılar:) Eyvallah İyi okumalar, Güzel paylaşımlar...
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Sen hiç ölüm gördün mü?
7/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2020 01:05
Siz hiç ölümünüzü yazdınız mı? Herkes hayatta kendince roman uyarlaması şeklinde yaşadığını düşünebilir. Herkes çok sıradışı bir hayat yaşadığını, hatta ‘sen benim çektiklerimi bi bilsen böyle konuşmazdın’ tarzı cümleler kurmuş da olabilirsiniz. Yazarları farklı ve özel kılan hususiyet tam da budur işte. Yaşanılanı kendine has üslubu ile, biraz ağdalı, biraz abartılı, biraz mübalağalı cümleler kurarak sıradan gibi gözüken hayatı okuyucuya farklı ve gösterişli kılmak, okuyucu kitabın içine çekmek ve onu kitaba hapsetmektir. Heba kitabı benim Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı elime aldıktan sonra bir daha bırakamadım. Çok sade bir dille yazılmış ama bazen aşırıya kaçacak şekilde olayları uzatarak ve mübalağa katarak seni kitaba adeta bağlıyor. Bazen daldan dala atlıyor, bazen hangisi rüyaydı, hangisi gerçekti diye sorgulatıp düşündürüyor -çünkü kitabın içerisinde rüyaları bile çok uzun uzadıya anlatıyor-, bazen de zaman makinası içerisinde yolculuk yaptırır gibi roman kahramanının bir ilerlemiş yaşlarını, bir askerlik maceralarını anlatarak okuyucuyu şaşırtıyor. Kitap esasen Ziya adlı alalade, sıradan bir bekar erkeğin başından geçenler, yaşadıklarının romanlaştırılması olarak düşünülebilir ama yukarıda değindiğim gibi yazarımız dilini öylesine ustalıkla kullanıyor ki senin gördüğün ağacın yaprağının rüzgar marifetiyle dalgalanması olayı bir paragraf halinde ‘dağlardan denize doğru uçuşan beyaz kanatlı meleklerin huşu ile süzülmesi gibi’ benzetilerek yorumlandığına şahit oluyoruz. Ama bir de yazarların acıdan beslenmesi mevzusu var ki Hasan Ali Toptaş’ın da bu konuda ne kadar mahir olduğunu görüyoruz. Ölümün yaklaşmasını, acının tarifini, kızgınlığın tonunu yaz deseler ancak bu kadar yazılabilirdi dedirtiyor. Kitap sanki roman kahramanının kendi
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Puan vermedi·408 syf.·
2020 21. kitabı
Hasan Ali Toptaş.. Okuduğum üçüncü kitabı, şaşırarak okudum çünkü gölgesizler ve bin hüzünlü haza göre daha sade geldi. Hafiften yine bir zihin yoruluyor ama gölgesizlerde olduğu kadar değil tabii:) Ziya'nın hayatından kesitlerle başlayıp, hikayelerin içinde yer alan farklı karakterler ve farklı acılarla devam ederken sanki o serüvenin içindeymişsin gibi bir his veriyor.. Rahatlıkla tavsiye edebilirim, iyi okumalar.
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Kınamaktan Allah’a sığınırım
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 78. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2020 01:36
İki gün önce kalemine övgüler yağdırdığım insanın bugün, kadınlara taciz ettiğini öğrendim. Normal bir şeymiş gibi özür dilemesine şahitlik ettim. Kitap elimde uzadı da uzadı sıkıntıdan zor bitirdim. Bu kitabın “ sınır “ kısmında askeriye berbat bir yer olarak anlatılıyor, askerler pisi pisine öldürülüyormuş gibi gösteriliyor. “ Beni Kör Kuyularda” kitabında da polisleri kötü göstermişti ve ben burada onu da eleştirdim. Bu kitapta çok değişik fantezilere yer vermiş yazar. Kardeşle kardeşi ilişki halinde göstermek mi, erkek çocukla yetişkin adam arasında dedikodu yaydırmak mı dersin ? Aslında bilinçaltındaki kötü şeyleri kitaplarına yansıtıyor bu gibi insanlar da biz anlamıyoruz. “ Kuşlar Yasına Gider” kitabındaki baba acısından içim ısınmıştı bugün bunlarla şok oluyoruz. İnsanlarla münasebetimiz gerçekten güneş gibi olmalı ve asla o yapmaz dememeli. Dün Hasan’ım Ali’mi okuyun diyordum, bağışlanma diliyorum ve asla böyle zihniyetlere kazandırmayın diyorum! Geç oldu güç olmasın !
İlişkiler
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
10/10
·408 syf.··
2020 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 00:30
Spoiler içerir !! Hayran oldum! Mest oldum! Arkadaşlar öncelikle Hasan Ali Toptaş'a biraz ön yargılıydım. ''Sonsuzluğa Nokta'' adlı kitabını okumuştum ve açıkçası pek beğenememiştim, olay akmamıştı desek daha doğru olur. Yalnız ilk defa bir yazar hakkında bu kadar yanıldım. Heba, şahaneydi. Öncelikle merak edip okuyacak arkadaşlar için bir küçük özet geçeyim bir fikriniz oluşsun. Sınırda birlikte askerlik yapan Kenan ve Ziya birbirleriyle çok yakın arkadaş olmuşlardır. Ziya, farkında olmadan bir keresinde Kenan'ın hayatını kurtarmıştır. Ziya şehirde yaşayan bir kişidir, Kenan ise tam bir köy aşığıdır. Askerlik boyunca sürekli köyünden büyük bir hayranlık ve hasret ile bahseder. Arkadaşı Ziya'dan, askerlikten sonra istediği bir zaman muhakkak köyüne gelmesi için söz alır. Yıllar sonra Ziya, şehirdeki hayatını bırakıp, Kenan'ın köyüne yerleşir. Köyde öncelikle çok saygı duyulan biridir. Arkadaşı da onu oldukça iyi ağırlar. Ziya, kalacağı evi ayarlaması için Kenan'a para vermiştir fakat Kenan dolandırılmış ve bunun sonucunda köyden birine borçlanmıştır. Bu para için Ziya'dan destek alabileceği halde, ona hayatını borçlu olduğu için isteyemez. Ziya köye yerleştikten bir süre sonra, alacaklı kişi Kenan'ı bıçaklar. Kenan, bir süre yattıktan sonra aniden hayatını kaybeder. Köy halkı nedense bıçaklanmakla ölüm olmaz, Ziya onu zehirledi diye dedikodu çıkartır. Köylü ayaklanır ve Ziya linç edilerek can verir. Gel gelelim, beni etkileyen şey ise köy hayatını oldukça güzel bir şekilde tasvir edilmesidir. Köyde dedikodunun kolay yayılmasından, köyde yapılan her hareketten, köyün ta öbür ucundaki kişinin bile haberdar olacağından çok güzel bir şekilde anlatılmasıdır. Sanırım biraz benim köyümü de anımsattığı için, kitabı okurken çok keyif aldım. Asla zorlama bir dili yok
Edebiyat
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2020 19:37
Heba, bir çocukluk hatası, sınırda geçen bir askerlik ve bir hayatın nasıl heba edildiğini anlatıyor. Gerek üslup ve dil olarak güzel bir eser. Türkçesi ile mest oluyorsunuz.
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Yanan yüreklere kar var!
8/10
·408 syf.··
2019 15. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2019 13:26
Bir kitap nasıl tüm sayfalar boyunca hüzün kokar ? Hasan Ali Toptaş öyle bir yazmış ki sanki diyorum Ziya, Hasan Ali olmuş. Böyle güzel aktarabilmek için yaşamak lazım şayet... Öncelikle şundan başlayım Hasan Ali okumaya kuşlar yasına giderle başlamıştım ve ilk okuma için tercih etmemem lazımmış ama bu tamamen kişisel çünkü ben ölüm, ana, baba ve hastalık temalı şeyleri çok sevmem beni gerer bunaltır yazar da öyle bir aktarmış ki sanki kendi babammış gibi yüreğimde bir yumru ile zor bitirebilmistim kitabı :( Ama şimdi bu kitapla yazarın büyülü dünyasına girmiş oldum. Sanki hep böyle bir rüyadaymışış hissi verdi bana anlattıkları ama çok acı şeylerdi kimin bunlara yüreği dayanır ki ? Baş kahraman Ziyanın köyündeki karcının 'yanan yüreklere kar var' diye bağırması ne kadar da haklı bir bağırma imiş... Yüreğim yandı okurken vurulan o kuş sanki benim karşıma çıkacak gibi sınırda bir asker oldum bazen, bazen de toplumun gıybeti ile yenmiş bir ruh oldum. Ben ne Ziyaydım ne Kenan ben yüreği yanmış bir ana da değildim belki ama benim de yanan yüreğime kar lazım geldi kitabı bitirirken... Okuyun daha çok okuyun bir de böyle bakın hayata... Selametle...:)
1000Kitap
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma

Yazar Hakkında

Hasan Ali ToptaşYazar · 18 kitap
Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı "Bir Gülüşün Kimliği" 1987’de, ikinci öykü kitabı "Yoklar Fısıltısı" 1990’da yayımlandı. "Ölü Zaman Gezginleri" adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl "Sonsuzluğa Nokta" adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994’te "Gölgesizler" adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2016'da ''Kuşlar Yasına Gider'' Romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nü aldı. "Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın ayrıca "Yalnızlıklar" adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, "Kayıp Hayaller Kitabı" adlı bir romanı, "Ben Bir Gürgen Dalıyım" adlı bir çocuk romanı vardır.