Size bu kitabı anlatmam gerekseydi söyleyeceğim tek şey, Hasan Ali Toptaş olurdu. Zira eğer bu yazarı severek okuyorsanız, ne söylemek istediğimi de anlıyorsunuz demektir.
Öykülerinde kullandığı
“Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz” (Hasan Ali Toptaş, Heba, 2013,
Gölgesizler ‘in sonunda da şu an hissettiklerimi hissettim, “pess” dedirtiyor yazar gerçekten de.
7 bölümden oluşuyor bu kitap ve her bölümde ayrı ayrı duygu karmaşaları yaşatıyor insana. Hele son bölüm!
Sürükleyici bir kitap, öyle süslü püslü kelimelerle cümleler kurup lafı uzatmayı sevmiyorum incelemelerimde, (yapanları tenzih ediyorum) o yüzden okuyun ve okutun ki benimle aynı hisleri yaşayın diyorum. :)
“...insanız yahu, kaybetmeye de ihtiyacımız var arkadaş”
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Bu eseri ile Hasan Ali Toptaş benim için bitmiştir...
İki eserini okudum,
İkisi de mi tat vermez arkadaş.
Emeğe saygım elbette sonsuz.
Ya ben iyi kitaplarına denk gelemedim ya da okuma zevkim yerlerde sürünüyor...
150. sayfayla birlikte aha kitap şimdi başlıyor dedikten 10 sayfa sonra yanıldığımı anladım,
290. sayfa ve sonrası ikinci yanılgım...
İncelemelere, puanlamalara falan aldanmamak lazım,
Bunu bir kez daha yaşayıp gördüm...
Kendime verdiğim saçma sapan ( bi daha asla bir kitabı yarıda bırakmayacağım) sözden ötürü kitabı istemeye istemeye bitirmek zorunda kaldım.
"Olur böyle şeyler,
Her kitap okuyucusunun başına gelir,
Dert etme,
Biz bugünlere ne saçma sapan kitapları okuyarak geldik ahhh bi bilsen,
Daha sen hamsın biz gibi pişmene epey var "diyen arkadaşlarıma da saygılar:)
Eyvallah
İyi okumalar,
Güzel paylaşımlar...
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Siz hiç ölümünüzü yazdınız mı?
Herkes hayatta kendince roman uyarlaması şeklinde yaşadığını düşünebilir. Herkes çok sıradışı bir hayat yaşadığını, hatta ‘sen benim çektiklerimi bi bilsen böyle
Hasan Ali Toptaş.. Okuduğum üçüncü kitabı, şaşırarak okudum çünkü gölgesizler ve bin hüzünlü haza göre daha sade geldi. Hafiften yine bir zihin yoruluyor ama gölgesizlerde olduğu kadar değil tabii:)
Ziya'nın hayatından kesitlerle başlayıp, hikayelerin içinde yer alan farklı karakterler ve farklı acılarla devam ederken sanki o serüvenin içindeymişsin gibi bir his veriyor..
Rahatlıkla tavsiye edebilirim, iyi okumalar.
İki gün önce kalemine övgüler yağdırdığım insanın bugün, kadınlara taciz ettiğini öğrendim. Normal bir şeymiş gibi özür dilemesine şahitlik ettim. Kitap elimde uzadı da uzadı sıkıntıdan zor bitirdim. Bu kitabın “ sınır “ kısmında askeriye berbat bir yer olarak anlatılıyor, askerler pisi pisine öldürülüyormuş gibi gösteriliyor. “ Beni Kör Kuyularda” kitabında da polisleri kötü göstermişti ve ben burada onu da eleştirdim. Bu kitapta çok değişik fantezilere yer vermiş yazar. Kardeşle kardeşi ilişki halinde göstermek mi, erkek çocukla yetişkin adam arasında dedikodu yaydırmak mı dersin ? Aslında bilinçaltındaki kötü şeyleri kitaplarına yansıtıyor bu gibi insanlar da biz anlamıyoruz. “ Kuşlar Yasına Gider” kitabındaki baba acısından içim ısınmıştı bugün bunlarla şok oluyoruz. İnsanlarla münasebetimiz gerçekten güneş gibi olmalı ve asla o yapmaz dememeli. Dün Hasan’ım Ali’mi okuyun diyordum, bağışlanma diliyorum ve asla böyle zihniyetlere kazandırmayın diyorum! Geç oldu güç olmasın !
Spoiler içerir !!
Hayran oldum! Mest oldum!
Arkadaşlar öncelikle Hasan Ali Toptaş'a biraz ön yargılıydım. ''Sonsuzluğa Nokta'' adlı kitabını okumuştum ve açıkçası pek beğenememiştim, olay akmamıştı
Heba, bir çocukluk hatası, sınırda geçen bir askerlik ve bir hayatın nasıl heba edildiğini anlatıyor. Gerek üslup ve dil olarak güzel bir eser. Türkçesi ile mest oluyorsunuz.
HebaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20175bin okunma
Bir kitap nasıl tüm sayfalar boyunca hüzün kokar ? Hasan Ali Toptaş öyle bir yazmış ki sanki diyorum Ziya, Hasan Ali olmuş. Böyle güzel aktarabilmek için yaşamak lazım şayet... Öncelikle şundan başlayım Hasan Ali okumaya kuşlar yasına giderle başlamıştım ve ilk okuma için tercih etmemem lazımmış ama bu tamamen kişisel çünkü ben ölüm, ana, baba ve hastalık temalı şeyleri çok sevmem beni gerer bunaltır yazar da öyle bir aktarmış ki sanki kendi babammış gibi yüreğimde bir yumru ile zor bitirebilmistim kitabı :( Ama şimdi bu kitapla yazarın büyülü dünyasına girmiş oldum. Sanki hep böyle bir rüyadaymışış hissi verdi bana anlattıkları ama çok acı şeylerdi kimin bunlara yüreği dayanır ki ?
Baş kahraman Ziyanın köyündeki karcının 'yanan yüreklere kar var' diye bağırması ne kadar da haklı bir bağırma imiş... Yüreğim yandı okurken vurulan o kuş sanki benim karşıma çıkacak gibi sınırda bir asker oldum bazen, bazen de toplumun gıybeti ile yenmiş bir ruh oldum. Ben ne Ziyaydım ne Kenan ben yüreği yanmış bir ana da değildim belki ama benim de yanan yüreğime kar lazım geldi kitabı bitirirken...
Okuyun daha çok okuyun bir de böyle bakın hayata...
Selametle...:)
Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı "Bir Gülüşün Kimliği" 1987’de, ikinci öykü kitabı "Yoklar Fısıltısı" 1990’da yayımlandı. "Ölü Zaman Gezginleri" adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl "Sonsuzluğa Nokta" adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994’te "Gölgesizler" adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2016'da ''Kuşlar Yasına Gider'' Romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nü aldı. "Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın ayrıca "Yalnızlıklar" adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, "Kayıp Hayaller Kitabı" adlı bir romanı, "Ben Bir Gürgen Dalıyım" adlı bir çocuk romanı vardır.