"İnsan yandığı vakit yürek gövdenin içinde değildir de, gövde yüreğin içindedir belki.."
İnsan, heba denilen felakete uğramadan önce yansır kendine, yansımalı belki de..
Her bir
Hasan Ali Toptaş ile Heba kitabını okuyunca tanıştım. Birkaç favori yazarım vardı. Yaşar Kemal, Erol Toy, Aziz Nesin, Z. Livaneli gibi. Bundan böyle Toptaş da tüm kitaplarını okuyacağım yazarlar arasında. İyi ki varsın H. Ali Toptaş. İyi ki Heba'yı okumuşum. Eserin hakkında hiçbir şey yazmayacağım. Merak eden alsın, okusun. Emeğine, kalemine sonsuz teşekkürler.
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
Hasan Ali Toptaş gibi büyük bir usta ile tanışmak bu kitap ile olacakmış demek. Böyle akıcı bir dil,böyle sade bir anlatım ve kurgunun içinde gerçeklik hissi... Diyeceğim o ki sen muhteşem bir detaysın Hasan Ali Toptaş.Kalemine,yüreğine,emeğine sağlık.
Kitap ile ilgili görüşüm şudur ;
Heba sizi heba etmeye yetecek bir kitap. Kalbiniz ağrıyacak,boğazınız düğümlenecek ve gerçeklik hissinden kurtulamayacaksınız.
Gerçekten çok güzel ve derin yazıyor. Enfes bir kir kitap ve enfes bir yazar Her kitabı ayrı güzel. Heba göz gözü görmez infazsızlığın doğruya benzemeye muvaffak olan yalanın yalnızlığın pişmanlığın heder olmuş bir romanın yazarı. Bu yazarı ve tüm eserlerini özümseyerek okumak lazım Mutlaka okuyun hatta mümkünse kana kana için. İyi okumalar. Var olun
Şehir hayatından sıkılan Ziya askerlik arkadaşı Kenan’ın yaşadığı köye yerleşir. Köye yerleşmeden önceki hayatından kesitler; çocukluğu, askerliği, eşi bölümler halinde anlatılır romanda. Hayatı alt üst olmuş bir insanın oradan oraya savruluşu, hiç geçmeyen yürek sıkıntıları, huzuru arayışı...
Heba, adını övgüyle duyduğum Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum ilk romanı. Hikaye içinde anlattığı hikayeler, her kelimesi düşünülerek yazılmış cümleler, rüya anlatımları, metaforlar, neredeyse tüm karakterlerin yansıttığı iç dünyaları, beni çok sarstı ve içimi acıttı. Her bölümü bitirdiğimde konu nasıl bağlanacak diye merakla devam ettim okumaya.
Heba; ne kadar çok istese de bir hayat kuramayan, yaşama tutunamayan, hiç olan insanların hikayesi.
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
Hasan Ali Toptaş okumaya Heba ile başladım ve görünüşe göre hepsini okuyacağım. Yazarın anlatım şekli okuduğum diğer yazarlardan farklı ve insanı içine çekiyor.Hayal ve gerçek arasında gidip gelen ve Ziya gibi insanların toplum tarafından heba edilen hayatlarını konu alan bir roman.Hasan Ali Toptaş kişilerle toplumun kırsal ve şehir yaşantılarını içine alan toplumsal bir eleştiri ortaya koymuştur.Cümlelerin uzunlukları gözden kaçmıyor ve betimlemelerin harikalığından bahsetmeye gerek yok gibi.Ve son bölümde 3.kişi tarafından anlatılan olayların gözlemcinin metne dahil olması hiç görmediğim ve romanın en etkileyici kısmı olmuş.Hasan Ali Toptaş'la tanışmak çok güzel oldu
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
"Bilirsin, zihnimizde karanlık bir ezber odası vardır ve şartlar oluştuğunda orada uyuyan ezberler dilimizden yahut hareketlerimizden dökülür de biz hiç hissetmeyiz onların böyle dökülüverdiğini..."koca romanda buna mı takıldın demeyin, öyle çok hareketimizi açıkladı ki bir anda bu cümlecikler. Heba elimde basılı olarak da vardı ama Storytelde yazarın kendisi seslendirmişti, oradan dinledim. Çok özel bir deneyim oldu benim için. Öyle anlar vardır, az tanıdığınız, hep hikayesini merak ettiğiniz abiler vardır hani, bazen bir büyülü an gelir anlatır onlar, lambayı yakmayı bile unuttuğunuz bir loş bir akşam bardakta soğuyup kalan çok demli çaylar, sigara dumanları içinde, gün ağarana kadar anlatırlar. İşte öyle bir dinleme oldu, sarsıldım. Ziya ismi bilinçli bir seçim miydi, ziya'n olmayı çağrıştıran diye miydi diye herkes geçirdi muhtemelen aklından. Heba olmak bir süreç, bir olmamışlık, olamamışlık, bir boşa gitme ifade ederken ziyan olmak anlık bir şeyi, bir anda mahvolmayı ifade ediyormuş, bu ayrımı hiç düşünmemiştim. Bilmem acemi eğitimi bölümlerinde ben gibi aklı Ziyan'a gidip gelen oldu mu? Kendisiyle fazla haşırneşir Asil'i delirten şeyken askerlik süreci, Ziya daha zorlayıcı şeyler yaşarken bile sanki başkasının başından geçiyor gibi dışında olan bitenin. Ziya bütün hayata böyle bakıyor gibi aslında. Son sahnede saklandım sandığı yerden kendini izleyişi de bu halin son raddesi sanki.
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
Çok beğendim çok etkilendim. Beni etkileyen askerde benzer olayları yaşamam mıydı, yazılanların yaşanmış olaylara yakınlığı mıydı yoksa annemizin sütü gibi bizden olan dili miydi bilemem.
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
Merhabalar,
Öncelikle bu kitabı biraz özel sebeplerden dolayı elimde fazlasıyla süründürdüğümü bilmenizi isterim. Kitap yeterli akıcılığa sahip maksimum 3 gün sürebilecek bir kitapken maalesef ben 8
“Hasan Ali Toptaş’ın okuduğum her eseri muazzamdı. Heba ise başyapıtıdır bana göre. Kitapta şiirsel bir dil hakim ki bu, Toptaş’ta okuyucuyu asla sıkmayan bir şekilde yediriliyor. Yoğun bir anlatım hakim fakat yorulmuyor okur. Kitapta insanın hoşuna giden bir ritmiklik var. Toptaş postmodern bir yazar ve bu kitapta da akımı inanılmaz işlemiş.Karakterlerin anılarını okurken, geçmişle hesaplaşmalarına da şahit oluyoruz. Kitapta kronoloji belirsiz, karakterlerin zihinsel yolculukları mekanın da tıpkı zaman gibi iç içe geçmiş olduğunu vurguluyor bize. Bilinç ve bilinçaltı romanın en belirgin unsuru. Karakterlerin içsel arayışları, travmaları, birbirinin iç dünyalarıyla birleşmeleri, içsel yolculuklarda sürekli bir rehber olması ise bunun en önemli kanıtı. Heba, bir hayatın boşa geçmesi değil, insanın susturduğu duyguların geçmişin ve pişmanlıkların romanı.”
HebaHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20145bin okunma
Hasan Ali Toptaş, 1958 yılında Denizli’nin Çal ilçesinde doğdu. İlk öykü kitabı "Bir Gülüşün Kimliği" 1987’de, ikinci öykü kitabı "Yoklar Fısıltısı" 1990’da yayımlandı. "Ölü Zaman Gezginleri" adlı öykü dosyasıyla 1992 yılında Çankaya Belediyesi ile Damar edebiyat dergisinin düzenlediği yarışmada birincilik ödülü aldı. Aynı yıl "Sonsuzluğa Nokta" adlı yayımlanmamış romanıyla Kültür Bakanlığı’nın düzenlediği yarışmada mansiyon aldı ve Sonsuzluğa Nokta Kültür Bakanlığı tarafından yayımlandı. 1994’te "Gölgesizler" adlı yayımlanmamış romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, 2016'da ''Kuşlar Yasına Gider'' Romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği Roman Ödülü'nü aldı. "Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı ise 1999 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Yazarın ayrıca "Yalnızlıklar" adlı şiirsel metinlerden oluşan bir kitabı, "Kayıp Hayaller Kitabı" adlı bir romanı, "Ben Bir Gürgen Dalıyım" adlı bir çocuk romanı vardır.