Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 32 dk.
Sayfa Sayısı:
160
Basım Tarihi:
Şubat 2022
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786051857237
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·160 syf.··
2022 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2022 05:21
Yakın zamanda dipsiz kuyu Twitter’da ‘Me on Netflix’ yorumuyla bir görsel ön plana çıktı. Bir kaç ısırık alınmış elmalar kanepenin bir köşesinde beklerken, bir iki yaşlarında bir bebek elinde dişlenmiş başka bir elmayla etrafı izliyor. Yorumlar da “Bay Doğru’yu ararken ben”, “Udemy’de ben”, “ Hobilerim ve ben” minvalinde ilerliyor. Tiamat’a yapılan bazı yorumları görünce de aklıma istemsizce bu geldi. Ya da sıkı betimlerle dolu bir başlangıcı olan, konuya vakıf olmak için 100 küsür sayfa ilerlemek gereken, bu hikayedeki gibi terimler içinde yüzen kitapları yarım bırakıp kolay olana kaçan, bırakmasa da aşırı eleştirenleri düşününce… T1AMAT hikayedeki mekana ev sahipliği yapan, Devlet-i Aliye armalı bir tahtelbahirin telsiz çağrı kodu. Kumandanı, eğitimli zabitleri, telsizcisi, aşçısı ve tüm diğer çalışanlarıyla tipik İhsan Oktay Anar karakterlerini barındıran Osmanlı denizaltısı bir destroyeri batırıyor ve mürettebat, ganimet toplamak için, eşlik eden şilebe çıkarak sağlamca çivilenmiş bir sanduka buluyor. Olaylar böylece başlıyor. Sonuna kadar korku, heyecan, merak ile yüksek tempoda sürüyor. Zaten kısacık da bir kitap. Düşük puanlamaların sebebi ise genelde terminoloji, okuma boyunca sürekli mücadele içinde olduğumuz denizcilik terimleri ve teknik detaylar: periskop umkları, vardasilolar, kiriştin valfleri ve dahi açılıp kapanan bilimum valfler. Ama benim kanaatimce bir telefon ve bir tutam hayal gücü yardımıyla film izliyor havasına girmek işten bile değil. Anar’ın gözde bahsi bilme/inanma örnekleri yine aralara bolca serpiştirilmiş. Üslubu, büyülü cümleleri, ironisi aynı. “Dünyada herkes on beş dakikalığına zengin olur demişlerdi, sıramızı savdık” ile Andy Warhol’un sözüne, “Su altında en fazla 2 saat 20 dakika kalabiliriz. Tütün içilmezse 3 saat.” ile Dumlupınar
Edebiyat
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
T1AMAT
Puan vermedi·160 syf.·
2025 199. kitabı
Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrıyı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı daldık? Cennet yeri ne cehennemi mi seçtik? Mızrak çuvala sığdı, ama olanlar aklıma sığmadı.” (s. 85)  Bu alıntı, İhsan Oktay Anar’ın fantastik dünyasının özünü bir araya getiriyor. Puslu Kıtalar Atlası ’ndan Suskunlar ’a uzanan külliyatındaki masalsı anlatımı zengin tasvirleri ve ironi dolu dil birleştiriyor. ben de bu külliyatın son halkasında, yazarın bütün kitaplarını tamamlarken, hayal ile hakikatin, ışık ile karanlığın arasındaki anlatıların bıraktığı buruk sevinci taşıyorum. Yazarın bu romanı Tiamat ‘ta ilk sayfadan harekete geçiyor. Karanlığın ve derin suların tanrıçası olan Tiamat, romana adını veren karanlık ve su imgesinden geliyor. Roman da ismine yakışır bir başlangıçla, yoğun ve karanlık tasvirler eşliğinde kapılarını aralıyor. Yazar mitolojik bir gölgeyle, sahnenin arkasından daha baştan ışığı ve bakışı evrenine göre ayarlıyor. Bu atmosferin üzerine kurduğu hikaye şöyle gelişiyor. 1915 yılında Port Said açıklarında devriye gezen bir Devlet-i Aliyye tahtelbahirinin (denizaltı) etrafında ilerliyor. Fırtınalı bir gecede, denizin karanlığında yol alan denizaltı, savaşın sert gerçekliğiyle ve derin sularda gizlenen tuhaf, tekinsiz olaylarla karşılaşıyor. Mürettebatın yaşadıkları, gerilimi ve merak uyandıran atmosferi giderek yoğunlaştırıyor. Olaylar ilerledikçe, savaşın ortasında akıl ile hurafenin, disiplin ile rahatlığın ve insan iradesi ile derinliklerin kudreti arasındaki gerilim derinleşiyor roman bu karanlık denizin içinde ağır ağır yol almaya devam ediyor. Anar kitabıyla insanın bilinmeyene karşı duyduğu korkuyu, hırsı, açgözlülüğü, kader ve kaosla kurduğu ilişkiyi irdeliyor. Derin deniz tasvirleri
Düşünce
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Kendimi zorlayarak bitirdiğim kitap
Puan vermedi·160 syf.··
2025 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 20:59
Tiamat maalesef hiç hoşuma gitmedi. Atmosferi ve olay örgüsü başta ilgi çekici gibi görünse de okudukça fikrim değişti ve kitabı sadece başladığım için bitirme ihtiyacı duydum. Sürekli kelime tekrarları ve yansıma sözcüklerin çok fazla ve çocuksu olması okuma zevkimi iyice azalttı. Çok ağır ilerlediği için bitirmekte zorlandım. İhsan Oktay ANAR’ın okuduğum ilk kitabıydı ve bu yüzden yazara karşı bir önyargı besledim. Sanırım diğer kitaplarını alıp okumaya cesaret edemeyeceğim.
1000Kitap
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Osmanlı'da denizaltı
6/10
·160 syf.··
2022 71. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2022 08:31
Tiamat incelemesini yapmayı düşünmüyordum fakat Osmanlı'yi da ilgilendirdiği için kendime zaptolamiyorum, bu yazdıklarım sert bir eleştiriden ibaret olacak. Daha Avrupa'da denizaltı diye bir araç bilinmezken 1719'da 3. Ahmet döneminde "Tahtelbahir" adı verilen dünyanın ilk denizaltısı üretilmişti. Bizler için ve dünya için bunun ne kadar önemli bir konu olduğu muhakkak. Fakat gelgelelim romandaki "tahtelbahir" gemisine; gözlerini altın bürümüş, sürekli sarhoş, dillerinde hep bir küfür ve daima argo konuşan adı üstünde bu roman kahramanları, bizim ecdadımiz olan Osmanli gemi mürettebatından çok çok çok uzaktalar. Bizim ecdadımızın dilinden tekbirlerin ve duaların eksik olmadığı bilinse de romanda güya jolemsi, sabunsu yaratığı görüp sadece korkudan dua eden insanlarla karşı karşıyayız ve birkaçı hırsızlıktan çekinmeyen, küfürden başka laf bilmeyen insanlar. Romanda, trajikomik ve bir o kadar da çalkantılı bir kurgu işlenmiş. Asıl soru şu, madem Osmanlı dönemi bir roman yazılacak neden içki, küfür, yobazlık, korkaklık ve cahillik üzerine kurulu bir roman yazılıyor.Özellikle hırsızlık gibi insanın onurunu zedeleyen bir mefhumu, yazarın Osmanlı askerine atfetmesini hiç doğru bulmadım. Biz kendi milletimizi ve ecdadimizi ne zaman yüceltecek romanlar yazacağız. @calikusu_okur_
Roman
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 35. kitabı
Tiamat Yıl 1800'ler.. Osmanlı yapımı bir deniz altı Tahtelbahir, karasularda yol alırken.. İçi ceset dolu bir İngiliz şilebi (yük gemisi) ile karşılaşır. Neler olmuş burada? Bu geminin hali ne? Mürettebat olanı biteni anlamak için, hemen yük gemisini araştırmaya koyulur. Ardından.. Burada ganimet yüklü altın bir sandık bulduklarını zannedip, sandığı el birliğiyle Tahtelbahir'e taşırlar. Ama o da ne? Mürettebat, sandığı Tahtelbahir'e taşımakla hayatlarının hatasını yaptıklarını iş işten geçtikten sonra fark edecektir. Çünkü hazine gibi görünen o sandık; aslında taaruz edici bir bombadan farksızdır, nereden bilsinler? ### Okur olarak son söz: Kitap bir balıkla başlıyor. Başında ışık taşıyan bir fener balığıyla.. Bu balık esrarengiz.. Avlarını başındaki parlak ışığı kullanarak avlıyor. Kafadanbacaklılar, fener balığının bu parlak ışığının cazibesine kapılıp, fener balığına yem oluyor. Bu aslında bizim mürettebatın başına gelenlere çok benziyor. Neden derseniz? Onlar da hazinenin cazibesine kapılıp aynı kafabacaklıların fener balığının ışığının çekiciliğine kapılıp, yaklaşması gibi mütetebattakiler de sandıkta hazine var deyip sandığa yaklaştılar. Sonuç ne mi? Fener balığının kafabacaklı kalamar'ı ham yapıp yutması gibi sandığın içindeki sabun köpüğü canavar da aynı şekil mürettebatı yuttu. Özetle bu durum benim aklıma Mevlana'nın şu sözünü getiriyor: "Görünüşe aldanma, çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değildir; bugün hayat veren su yarın sizi boğabilir."
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
5/10
·160 syf.··
2025 248. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 14:50
İhsan Oktay Anar'ın neredeyse bütün kitaplarını okumuşumdur, dilinin sade olmadığını elbette biliyordum fakat bu kitap beni o kadar çok yordu ki beklentimi karşılamadı maalesef. Kitapları yarım bırakmaktan hoşlanmadığım için zoraki okudum diyebilirim. İsmiyle mitolojik bir derinlik vadetse de, içerik bu beklentiyi karşılamıyor. 1. Dünya Savaşı döneminde geçen bir denizaltı hikâyesi sunuyor ama mitoloji neredeyse yok. Anlatım teknik ve dağınık, karakterler ise yüzeysel. Mitoloji sevenler için hayal kırıklığı olabilir. İyi okumalar, kitapla kalın..
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 20:29
Eğer kitabı ilk 10 - 15 sayfasında bırakmazsanız bir daha hiç bırakamazsınız. Çünkü ilk sayfalarda denizcilik terimi oldukça fazla. Başladığınızda "Ben ne okuyorum? " diye düşünebilirsiniz. Ben de anlamayacağımı düşündüm fakat ilerledikçe böyle olmadığını anladım. İhsan Oktay Anar okuyanlar onun kendi dil evreni olduğunu bilirler. Cümleler çok katmanlı. Okurken yorulabilirsiniz. Bana sorarsanız yorulmaya değer. Kitapta olaylar gelişmeye başladığında sizi direkt içine çekiyor ve bu saatten sonra üslupmuş, terimlermiş pek de umrunuzda olmuyor. Tür olarak korku, gerilim türünde bir roman. Olayların Osmanlı denizaltısı içinde geçtiği ve Osmanlı'nın son yıllarında olduğunu anladığımız bir kitap. Düzen ve kaos üzerine kurulu. Belli bir yerden sonra sadece bitirmek ve sonunu öğrenmek istiyorsunuz. Olağanüstü olayların anlatıldığı, kendine has üslubu ile okurken insanı geren ve merak ettiren harika bir roman. Kesinlikle okumaya değer.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
“TİAMAT...”
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 21:18
İhsan Oktay Anar bana göre Türk edebiyatının en özel yazarlarından birisi. Kendine has lügatı ve masalsı bir anlatım üslubu olan bir insan. 2014 Yılında kendini edebiyattan emekli edip roman yazmama kararı aldığını okumuştum: ‘Severek yaptığım, zevk aldığım şeylerden biri de roman yazmaktı. Onu da tükettim. Yedi kitap yazdım, artık yeter. Sekizincisini de yazarsam, bu bir tür enflasyon demektir. Bu yüzden başka bir türe geçebilirim. Bir işi tadında bırakmak gerekir. Elbette bu benim şahsi kanaatim,’ demişti. Ancak 8 yıl aradan sonra farklı bir tarzda yeniden yazdı. Bu da onu seven okuyucuları için güzel bir gelişme.. Gelelim kitaba; hikayemiz Tahtelbahir’de geçiyor. Nedir Tahtelbahir? Kelime anlamı Osmanlı Türkçesinde ‘denizaltı’ demek. 1719 Yılında Osmanlı devleti tarafından yapılan bir denizaltıdır. Kitabın konusu; 1915 Yılında görev yapan bir denizaltı mürettebatının olağandışı hikayesi. Geminin görevi düşmanları yok etmektir. Bir yük gemisi ile çatışır. Gemiye erzak ve ganimet bulmak için inerler ve orada bir sandık bulurlar. Bu sandığı açtıklarında korku dolu sahneler başlar.. Kitabın adı ise daha da enteresan: Tiamat , ki ben bu kelimeyi hiç duymamıştım ve araştırınca öğrendim. Tiamat; Babil mitolojisinde okyanus tanrıçası olup ilk kaosun sorumlusu. Tatlı su tanrısı Apsu ile evlenerek, tanrılar dünyaya getiren tuzlu su tanrıçasıdır. Bu kitapta denizaltının, yani Tahtelbahir’in telsiz kodudur TİAMAT.. Kitabı tür olarak, bilimkurgu, fantastik, felsefik, mistik, istediğiniz yere koyun. Kitabın ilk 50 sayfasında bolca teknik denizcilik terimleri kullanılmış. Bunların Anar üslubuyla birleşmesi bir nebze daha zorlaştırıcı unsur olmuş. Ancak daha sonra biraz gerilim dolu bir romana dönüşüyor. Son sayfasına kadar merakla okudum. Yazarın kitaplarını uzun zamandır bekleyenlere
Roman-Edebiyat
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
4/10
·160 syf.··
2022 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2022 22:58
İhsan Oktay Anar sevdiğim yazarlardan, lakin 2014 tü sanırım bir açıklama yaptı:‘Severek yaptığım, zevk aldığım şeylerden biri de roman yazmaktı. Onu da tükettim’ diyen Anar, ‘Yedi kitap yazdım, artık yeter. Sekizincisini yazarsam, bu bir tür enflasyon demektir. Bu yüzden başka bir türe geçebilirim. Bir işi tadında bırakmak gerekir. Elbette bu benim şahsi kanaatim.’diyerek yazmaya ara vermişti. Erken emekli olma isteğine üzülmüştüm. Puslu Kıtalar Atlası gibi bir kitabı yazan usta kalemin, kalemi susmamalıydı derken Tiamat ortaya çıktı. Çok sevindim. 156 sayfalık kısacık bir kitap ama öyle çerezlik diye kolay okunur da sanmayınız.Romanlarında genellikle yarı tarihsel yarı fantastik unsurları kullanan Anar, Tiamat kitabında da eski zamanların derin denizlerinde yol alan, savaşan tahtelbahir gemisinin, bir savaş ganimeti olarak başında altından iki melek figürü olan sandığı kendi gemilerine getirmeleriyle kurgu başlıyor. Olağanüstü yani fantastik unsurların eşliğinde gelişen olaylar aktarılırken denizcilipe ait olup kullanılmayan terim kalmıyor sanırım. Eseri zorlayan da bu terimler. Bu terimleri sözlükvari de vermiyor, denizcilerin akıcı konuşması içinde sıradan unsurlar gibi kullanıyor.Dili kullanımadaki kuyumcu titizliği bu kitabında da var. Lakin ben bu durumdan hoşlanmadım. Zira benim denizcilikle alakam yok, abartılı geldi bu yoğunluk. Belki yazara haksızlık olacak ama benim zirve kitabım 'Puslu Kıtalar Atlası'. Her kitabında o kitaptaki gibi beklentiye düşmek hatadır belki ama yazarlık serüveninde belki farklı bir yaklaşım denemek istemiş olma ihtimalini de gözardı etmemek lazım. İhsan Oktay seviyorsanız muhakkak okuyunuz, lakin daha önce hiç yolunuz kesişmediyse Puslu Kıtalar Atlas'ı kitabıyla başlayınız:)
1000Kitap
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2022 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2022 23:45
3-4 defa bırakıp, tekrar başladığım bu kitabı, yazarı İhsan Oktay Anar olduğu için devam ettim. Yazar korku, gerilim tarzda yazdığı bu kitabı aslında Osmanlı - Fantastik olarak adlandırabiliriz. Konu 1915 yılında, savaş zamanında, Osmanlı denizaltısının, bir şilep bulmasını ve bu şilepte bulunan ganimetlerle beraber bir sandığında, denizaltına getirilmesini ve akabinde pişmiş tavuğun başına gelmeyenlerin denizaltı mürettabatınım başına gelmesini konu alıyor. Kitapta okuru zorlayan kısım teknik terimlerin bolluğu ve anlatılanlara göre denizaltını kafamızda canlandırmak olarak belirtebilirim. Aslında kitabın içinde teknik terimler ile ilgili sözlük ve denizaltı ile ilgili resimler olmuş olsaydı, çok fazla dikkatimiz dağılmadan kitaba ve konusuna yoğunlaşabilirdim. Bunun yerine durmadan internette kısa kısa araştırma yapmak zorunda kaldım. Konusu, tarzı, karakterleri ile farklı ve güzel bir kitap olmuş. İlk 10 sayfayı saymazsak kitabı okumaktan gerçekten keyf aldım.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma

Yazar Hakkında

İhsan Oktay AnarYazar · 9 kitap
İhsan Oktay Anar, Türk roman ve hikâye yazarıdır. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladıktan sonra, aynı bölümden 2011 yılında öğretim üyesi olarak emekli oldu. 1995 yılında yayımladığı Puslu Kıtalar Atlası isimli ilk romanı, yirmiden fazla dile tercüme edildi ve hem içerik hem biçim olarak pek ilgi görüp beğenildi. Efrâsiyâb'ın Hikâyeleri adlı romanı da İngiltere'de tiyatro oyunu olarak uyarlandı ve sahnelendi. Anar, 2009 yılında Erdal Öz Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Hayatı; İhsan Oktay Anar, 1960 yılında İstanbullu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Yozgat'ta dünyaya geldi. Babası Mehmet Sait Bey, TEKEL'de müskirat eksperi, annesi Bedia Hanım ise memurdur. Süheyla ve Füruzan adlarında iki ablası vardır. Anar'ın ataları, 1893'te Kazan'dan İstanbul'a gelmiştir. Büyükbabası Abdullah Almaçov, ilahiyat tahsili yapmak için Fatih Medresesi'ne gitmiş ve burada müderrislik yapmıştır. 3 Mart 1924'te, Tevhîd-i Tedrîsât Kanunu ile medreselerin kapatılması sonucu medreseden ayrılmıştır. İstanbul'a yerleşen Anar'ın büyükbabası, Soyadı Kanunu ile "Anar" soyadını almıştır. İhsan Oktay, bu olayı şöyle anlatır: "...Anar soyadını amcam bulmuş. Amcam bir Rum kadınına âşık olmuş, ama kadın ona karşılık vermemiş ve 'Seni hiç unutmayacağım, daima anacağım.' adında (anlamında) Anar soyadını seçmişler..." Anar, babasının mesleği gereği ilk ve ortaokulu İstanbul'da okumuş; lise çağlarında İzmir'e taşınmıştır. Burada Karşıyaka Erkek Lisesi'ne başlamış ancak tamamlayamadan okuldan atılmıştır ve lise eğitimini Akşam Lisesi'nde tamamlamıştır. Akşam Lisesi'nde eğitim almaya başlayan Anar, gündüzleri tabela boyamaya başlamış; bu işi üniversiteye kadar devam ettirmiş ve üniversiteyi kazandıktan sonra da bırakmıştır. Lise eğitiminden sonra Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne devam eden Anar, askerlik görevini ertelemek için aynı üniversitede yüksek lisans eğitimine devam etmiştir. 1995 yılında askerliğini teğmen olarak yaptı ve Kuzey Irak Harekâtı'nda görev yaptı. Yüksek lisans sonrası Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'ne araştırma görevlisi olarak atandı ve 2011 yılında emekli oldu. Anar, felsefe bölümü öğrencisi olan Özlem Hanım ile 1999'da evlendi. Okuldan çok kütüphaneye giden Anar, bu nedenle Karşıyaka Erkek Lisesi'nden atılmıştır. Çalışmalarını roman alanında yoğunlaştırmış ve 2018 itibarıyla toplam yedi romanı yayımlanmıştır. Anar'ın 1991'de yazdığı ve yayımlatmak için dört sene boyunca çeşitli yayınevleriyle görüştüğü Tamu adında yayımlanmamış bir romanı da mevcuttur. Romanları genellikle göndermeler içermektedir. Kabaca birkaç örnek vermek gerekirse; ''Amat'' romanındaki İsrafil adlı çocuğun gemi borazancısı olup diriliş düdüğünü çalışı, kıyamet günü Sûr'a üfleyecek İsrâfil'i; alt ambar ise toprak altını ve kabiri sembolize etmektedir. Anar'ın ilk hikâyesi, Mor Köpük dergisinde yayımlanan "Kâfirler İçin Apologia"dır. Aynı dergide, 1985 yılında "Rabnûmâ" başlığıyla bir diğer hikâyesi daha neşredildi. "Yavuz Sultan Selim Han Efendimizin Çaldıran Meydan Muharebesi" başlıklı hikâyesi, Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından çıkarılan Kitap-lık dergisinde yayımlandı. Yiğit Değer Bengi tarafından hazırlanan 1002. Gece Masalları adlı kitapta "İnşaat İşçisi Rıfkı'nın Dehşet Verici Akıbeti" isimli bir öyküsü yer aldı.