Puslu Kıtalar Atlası

8,8/10  (1.019 Oy) · 
2.587 okunma  · 
905 beğeni  · 
12.307 gösterim
Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle...
  • Baskı Tarihi:
    1995
  • Sayfa Sayısı:
    238
  • ISBN:
    9789754704723
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 20 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tarih ve felsefenin iç içe olduğu kurgusu müthiş düşünülmüş bir fantastik roman.

Felsefenin "Varlık nedir?" sorusu cevaplanmaya çalışmış. Uzun Ihsan Efendi'nin eline Rendekâr'ın ( René Descartes ) Zagon Üzerine Öttürme ( Metot Üzerine Konuşma ) kitabı eline geçer ve bu soru hakkında düşünmeye başlar. "Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum öylese ben varım. Varım ama ben kimim?" Bunları düşünürken de olaylar bir yandan cereyan etmeye başlar.

Descartes'in fikirleri Sofie'nin Dünyası adlı kitapta şöyle dile getirilmiş:

"Descartes şöyle yazıyor bu konuda: 'Konuyu iyice düşündüğümde, uyanık olmayı rüyadan kesin olarak ayırt etmeye yarayacak hiçbir belirti bulamıyorum.' Ve devam ediyor: 'Bütün yaşamın da bir rüya olmadığından nasıl emin olabilirim ki?'"
..........
Herşeyden şüphe ediyordu ve kesinlikle emin olabileceği tek şey de buydu. Sonra da şunu fark etti: Çok emin olabileceği bir şey vardı ve bu da şüphe etmekte olduğuydu. Ama eğer şüphe ediyorsa, düşünüyor olmalıydı aynı zamanda ve eğer düşünüyorsa, düşünen bir varlık olduğu da kesindi. Ya da kendi deyişiyle:'cogito, ergo sum.'(Düşünüyorum öyleyse varım)(sayfa 270).

Bundan hareketle Uzun Ihsan Efendi Rendekâr'ın kendisiden başkası değildir.

Gerçekten güzel bir kitap. Keyifli okumalar.

Kağan Kalava 
10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlk defa İhsan Oktay Anar okudum ve yazarın üslubunu ve kitabın kurgunu beğendim.Daha ilk sayfalarda yazarın ustalığı belli oluyordu.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM:


1.Herşeyden önce bu kitap tarihi bir roman değil,bana göre fantastik bir roman.Bu konuda itirazlar gelebilir ama dikkatle okunursa yazarın kendisi diyor romanında,bu bir düştü,sen benim düşümdesin,sen ben zihnimin ürünüsün...gibi ifadelerle yazdığı eserin tamamen fantastik bir kurgu olduğuna işaret ediyor.Rüyalara gönderme de cabası.


2.Ülkemizde düşle gerçeğin iç içe geçtiği nitelikli bir esere pek rastlamadım,Tanpınar'ın ustaca yazdığı Hikayeler dışında.Bu konuda yazar çok başarılı,kitabı okurken bir yandan hep düşündüm olayları nereye bağlayacak diye.Olayların bağlanma şekli kusursuza yakındı.Birbirinden farklı karakterleri kitabın bütünlüğünü içinde eritme liyakatla yapılmış.Ülkemizde buna benzer fantastik bir eser eksikliğini gideren yazara teşekkür ediyorum ülkemiz adına.


3.Kitabın içeriği çok zengin,atmosferi harika.Renkli kişiliklere renkli mekanlara yer vermesi birbirinden farklı karaktelere yer vermesi çok güzel.


4 BU KISIM SPOİLER İÇERİR !.Sofie'nin Dünyası kitabını örnek alması ve ana kurguyu onun üstüne kurması zayıflık.Yazarın,yazdığı eserin içine dahil olup UZUN İHSAN EFENDİ vasıtası kendi zihninde yazdığı karakterlerle sohbet etmesi (BÜNYAMİN) eseri güçlü kılmış ama taklit olması,özgün olmaması kötü olmuş.Bu konuşma Sofie'nin Dünyası kitabında da ona çok benzer şekilde vardı.Yazarın kurguyu yazarken bu esere aşırı bağlı kalması onun özgünlüğünü zedeleyen bir tutum.


5.Karakterlerin psikolojilerine neredeyse hiç yer vermemesini edebiyat açısından eksiklik olarak gördüm.


6.Kitap çok akıcı şekilde yazılmış,herkesin okuyup anlayabileceği kadar basit yazılmış.Yazarın her seviyede okuyucunun anlayabileceği kadar yazması yani herkese hitap eden bir eser miras bırakması takdire şayan.


7.Yazarın dili çok hafif,kitabın anlaşılması da okunması da hiç zor değil.Ayrıca bazı okuyucuların dediği gibi kitaptaki sözlükler hiç de zor değil kelimeler bilinmese bile cümleninin anlamından rahatlıkla anlaşılır çoğu,bu konuda hiç zorlanmadım.Şahsen bana eski kelimeler ile yazılmış A.HAMDİ TANPINAR eserlerinden kullanılan kelimeleri anlamak bana çok daha zor gelmişti.


8.Kitap bence felsefe anlamında çok parlak değil,düş içinde düş,yazarın zihninde kendi yazdıklarına gönderme,rüyalar ve varoluş sorgulaması güzel.Ama yeterli mi pek değil bana göre.Yazar alt metinlerle vermek istediği mesajları destekliyor ama yine de düşünce anlamında biraz eksik kalmış.Şimdi bu yazdığıma itiraz edeceklere şimdiden cevabım;DAVA,ŞATO,DÖNÜŞÜM başlı başına varoluş sorgulaması yapan KAFKA'nın en değerli kitaplarıdır,sadece KAFKA'NIN mı ? Hayır.Dünya edebiyatında en iyiler arasında gösterilir bu benzersiz eserler.


9.Türkiye'nin bana göre en iyi yazarları (okuduğum yazarlar arasında) Oğuz ATAY ve A.Hamdi TANPINAR eserleridir.Bu yazarların yazdıkları eserlerinde sadece kurgu yönünden,karakter psikolojilierini de yani karakterleri de aynen gerçek hayattaki gibi bütün duygusal ve mantıki benliklerine inen yazarlardır.Bu sitede bazı kişiler Oğuz ATAY eserleri ile kıyaslamaya kalkmış onlara hiç katılmıyorum.TEHLİKELİ OYUNLAR kitabı da TUTUNAMAYANLAR'DA edebiyatımızda zirve yapmış kitaplardır Ayrıca TANPINAR'IN benzersiz eseri SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ dahil.Kurgu yönünden de edebiyat zenginliği anlamında da bu kitapla pek bir alakası yok o üç kitabı ancak dünya edebiyatın zirve kitaplarından biri KAFKA'NIN şaheseri DAVA gibi kitaplarla kıyaslayabilirsin.


10.Ülkemizde yazılan şu an için benzersiz eseri herkese tavsiye edebilirim,Sağlam,güzel ve nitelikli bir eser.Ama bu kurgudan bu büyülü dünyadan çok daha üstün bir eser yazılabilirdi.Ama yazara çok güveniyorum çok çok daha iyisini yazabilir ilerde belki Türk Edebiyatında zirve yapan eserler arasında yer alır yazarın ilerde yazacağı kitap,bir SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ gibi ya da TUTUNAMAYANLAR gibi...

Puslu Kıtalar Atlası benzeri kitaplar

Rogojin 
 04 Ağu 21:13 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

Nihayet bir İhsan Oktay Anar kitabı okuyabildim. Yazarın eserlerinin tamamı artık küçücük, tertemiz ve pırıl pırıl kütüphanemin raflarında bekliyor beni. Zafer'in çok çok güzel ve ince hediyesi onlar, o yüzden okunacakları zamanı bekleyerek raflarda dinleniyorlar. Kütüphane tasfiyem sona erdi, bir ay kadar olacak neredeyse. Ülkenin başka yerlerindeki site okurlarına gönderdiğim kitaplar, arkadaşlarıma verdiklerim, okula götürdüklerimin dışında geri kalanların neredeyse tamamını bir sahafa verdim. Sahaf bana teşekkür etti hepsini çok güzel hazırladığım için. Bu yaza doğru benim için çok değerli olan çok şeye, insana, cana veda ettiğim için kitaplar da sadece bir anlık zorladı beni. İşte şimdi kütüphanemizde tek sıra kitaplar dizi dizi, ve hepsine bakınca, okumadıklarımla beraber sevdiklerim de benimle beraber: Cortazar, Faruk Duman, Vasconcelos, Drizzt Do'Urden, ve daha nicesi.

Zafer'in hediyesi olan İhsan Oktay Anar kitapları da yanyana bekliyorlar.

Bugün yazarın ilk kitabı olan Puslu Kıtalar Atlası'nı bitirdim. Çok güzel bir masal okudum. Yazarın hayâl gücüne hayran olmamak hakikaten imkânsızdı. Bölümden bölüme yeni karakterler ortaya çıktıkça onların ana hikâyeye dahil edilişi, her bir karakter için ancak çok sıradışı bir hayâl gücü olan bir insanın anlatabileceği bütün o masallar, öyküler, hepsi ama hepsi çok etkileyiciydi. Yazarın belki ilk kitabı olmasının bir etkisi olarak diyalogların iyi olmadığını söyleyebilirim. Özellikle son kısımlardaki diyaloglar bana kitabın havasına aykırı geldi, çünkü bu bölümler kitabın masalsı havasını bir anlamda ikna etme çabasına dönüştürüyor, yazar bizi ikna etmeye çalıştığı için diyaloglar ikna gayreti güden bir cümleler dizisine dönüşüyor. Bana göre bu, eserin bütünlüğünü zedeleyebilen bir mesele. Bana da öyle gelmiş olabilir elbette, eserin edebiyat çevreleri tarafından çok önemsendiğini biliyorum. Bu bölümleri bol nemli bir ortamda okuduğum için pek sevemeden okumuş olabilirim. Ancak genel olarak bakıldığında çok şaşırtıcı, çok güzel bir eser olduğunu da söyleyebilirim. Yazarın diğer eserlerine de göz attım, ve galiba ilk kitaptakilerle bağlantılı kitaplar, hikâyeler söz konusu. Yoksa İhsan Oktay Anar bambaşka bir evren mi kuruyor bu kitaplarıyla, ve bu eserlerdeki karakterler birden fazla eserde yaşamaya devam mı ediyor? En çok Suskunlar ve Amat adlı eserleri merak ediyorum, zira yayınlandıkları dönemde başyapıt oldukları şeklinde yorumlar okuduğumu hatırlıyorum...

Puslu Kıtalar Atlası'nı herkese öneririm. Zafer'e de teşekkürler:)

Nurhan ATA 
22 Oca 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Uzun İhsan Efendi' nin Descartes'in "Düşünüyorum öyleyse varım "görüşü üzerinden "Ben Kimim" e varan hikayesi. Helezonik kurgusuyla okuru sarmalın içine çekiyor. Düşle gerçeğin birbirine karıştığı okunası roman. Yeni keşfettiğim ve tüm eserlerini merakla okurum dediğim yazar oldu İhsan Oktay Anar.

Hacı Seydaoğlu 
31 Mar 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Fantastik bir tarihi roman. Kitabın her bölümünün başında farklı bir karakter, ilginç bir olay ve bu olayın ana olaya bir şekilde iliştirildiğini görmek, güzel bir tat bırakıyor okurun dimağında.
Osmanlı zamanında saray dışındaki halkın günlük yaşamına dair çok detay içeriyor. Mekana ve zamana dair çok ince detaylar var. Böyle bir romanı ancak orada yaşayan biri yazabilir diye düşünüyor insan. Halbuki yazar kitabı yazarken 32 yaşındaymış.
Kitabın dili ise özellikle ilk sayfalarda biraz ağır. Sözlüksüz okumak zor. Fakat sonradan düzeliyor.
Ana olayın kendisi güçlü değil, fakat ayrıntılı tasvirlerinden dolayı tarihi, akıcı ve ilginç bir kitap okumak istiyorsanız öneririm.
-Bir de hep, "Osmanlı'da dilenciler yoktu" deniliyordu, bildiğin loncaları bile varmış ya. :)-

Ayşe* 
 03 Haz 01:15 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ve kitap biter..
Sevgili okur kitabın adında bahsi geçen puslu bir yolculuğa çıkmaya hazır ol. Zira daha önce böylesi fantastik bir yolculuğa çıktığımı kendi adıma hatırlamıyorum.

Kitabın her bölümü adeta farklı bir masal kapısına açılan kapılar gibi,kesinlikle hangi kapının nereye açılacağını tahmin edemiyor olayları kestiremiyorsunuz.

Kitabın İçeriğini okuyup kendiniz görün istediğim için Uzun Ihsan Efendi'nin hikayesine değinmeyeceğim. Yalnız bazı bölümlerde buram, buram Varlık felsefesiyle sizi karşılıyor. Bazı bölümlerde kafa yakan ,bazı bazı yerlerde kafa açan çoğunluğu farsça ,arapça sözcüklerden oluşmasına rağmen çok nadir sözlüğe bakma gereği uyandıran bana göre şahane bir kitap. Hani o bayılarak okuduğumuz Harry Potter'dan fazlası var eksiği yok,o bayılarak takip ettiğimiz Westworld'den kat kat etkileyici vurucu ve öğretici.

Hele hele Ihsan Bey'in dilimize kitapla bıraktığı muazzam bir ismi var ki ben söylerken acayip keyif aldım.
'Rendekâr..'
Sevgili yazarımız bu isimle Rene Descartes'e ara ara atıflarda bulunuyor.
Uzun lafın kısası bu fantastik, felsefik,dramatik, nevrotik yolculuğa çıkma vaktidir..
Şimdiden Keyifli okumalar.

ESRA KADIOGLU 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Merhaba :) Puslu Kıtalar Atlası gerçekten beni benden aldı... Okumayan arkadaşlarım , Mutlaka okumalısınız. Bünyamin'in sıra dışı macera dolu hikayesi, sevgili Yazar'ımızın inanılmaz güzel cümleler ve bu cümleleri birbirine bağlaması inanılmaz etkiliyor insanı. Çok fazla yazmayacağım, spoiler vermek istemiyorum. Herkes okuyarak tadına varmalı diye düşünüyorum....

Meltem Buse 
 07 Tem 20:39 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

Merhaba arkadaşlar. Bu benim ilk incelemem. Hatalarım varsa affola:)
İhsan Oktay Anar ile tanışmam lise iki de gerçekleşti. Edebiyat hocamızın sınavda çıkacak kitaplar listesinde yer alıyordu Efrasiyab'ın Hikayeleri. Daha önce ne böyle bir yazar ne de böyle bir kitap ismi duymuştum. Bende çok merak uyandırmamıştı açıkçası. Ama sınavda çıkar da yapamam korkusuyla (okuduğum halde yapamadım) el mecbur kitabı aldım. Aldım almasına ama hocaya kızmadan da yapamadım. Çünkü listede 6'ya yakın kitap vardı. Ve kitaplığımda da onları okumamı bekleyen kitaplarım...
Neyse üçüncü edebiyat sınavımızda Efrasiyab'ın Hikayeleri ile ilgili sorular çıkacaktı. Bende " Ya Allah Bismillah" dedim başladım kitaba. Ama ne başlama... Kitaba başlamamla bitirmem eş zamanlı oldu diyebilirim. Sürükledi götürdü beni :) Kitapta o kadar değişik hikayeler vardı ki bayıla bayıla okumuştum. Her ne kadar sınavda çıkan soruları yapamasam da...
Daha sonra yazarın Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabını duydum ve hemen okuyacakları arasına ekledim. Ama sınavdı, şuydu buydu derken kısmet bugüneymiş. Gelelim kitabı tartışmaya.
Öncelikle yazarın dilini çok beğeniyorum. Anlatımında bir sıcaklık var. Okuyanı içine çekiyor sanki. En azından beni dış dünyadan koparmayı başarabiliyor.
Bu kitabında baba-oğul ilişkisi çok hoşuma gitti.
Uzun İhsan Efendi'nin oğlu Bünyamin için düşlediği macera yeri geldi beni üzdü yeri geldi beni şaşırttı.
Kitapta en sevdiğim karakter sanırım her yerden mercimek gibi çıkan Dertli idi. En üzüldüğüm karakter de Dertli idi. Beni en şaşırtan karakter de Dertli idi. Tamam tamam Dertli beni bayağı etkilemiş. Her ne kadar kitapta çok gözükmese de sonlara doğru kendini gösteriyor.
Ebrehe karakterini sevsem mi yersem mi bilemedim. Onu sizlere bırakıyorum. Ama ben "Son pişmanlık neye yarar? Her şeyin bir bedeli var." diyorum ve bu karakteri sevmiyorum. Ama son kısımlarda içim ısınması değil hani.
Neyse lafı uzatmayayım (hımm sorma hiç uzatmadın). Bence okunması gereken bir kitap. Herkesin bu kitap ile yeni bir maceraya atılmasını isterim. Şimdiden keyifli okumalar :)

Uğur Ukut 
 27 Haz 02:03 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Müthiş bir hayal gücü müthiş bir kurgu ve anlatım. Ihsan Oktay Anar'la tanıştığım kitap. Uç noktaların ortada ve ustalıkla birlesimiyle oluşturmuş bir eser. Insana çok şey katan ve biraz da simyaciya paralel bir kitap. Bence ondan daha iyi. Sadece sonunda bazı yerler eksik kalmış gibi hissettim. şimdiden iyi okumalar.

Yasin YALÇIN 
30 Nis 16:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Eskilerin kullandığı tahayyül diye bir kelime var. Anlamı hayalde canlandırmak. İhsan Oktay ANAR'ın tahayyül sınırlarına sahip bir yazara az rastlıyoruz doğrusu. Puslu Kıtalar Atlası uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Sonunda elime geçince eski bir dosta bakar gibi baktım ona. Kendime göre kısacık bir sürede bitirdim. Daha önce de tarihi romanlar okudum ama böylesine pek az rastladım. Belki biraz Umberto Eco'nun Baudolino'su gibi tarihi-fantastik bir havası var.

Buradan sonrası içerik hakkında azıcık da olsa bilgi içerir.

Bu kitapta gömülenler mezardan çıkıyor, casuslar ülkeleri ve dünyayı yönetiyor, ayılar insanlarla dostluk ediyor, insanlar on yıllar boyunca uyuyor, ufacık çocuklar devlete başkaldırıyor. Ve Rendekâr'ın düşüncelerini inceleyen Uzun İhsan Efendi bambaşka bir felsefe ediyor. Descartes'in "Düşünüyorum, öyleyse varım." cümlesini alıp "Etrafımdakiler varlar, çünkü ben öyle düşünüyorum." cümlesine çeviren yazar bence az bulunur bir zeka ve felsefe örneği sergilemiş bize. Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi.

Çocukların çeteler kurup birbirleriyle savaştığı kısmı Pal Sokağı Çocukları'na, dilencilerin anlatıldığı kısmı da hafiften Reşat Nuri'nin Miskinler Tekkesi'ne benzettim. Ve bu kısımlar benim için ayrıca eğlenceli bölümlerdi. Hemen hemen her bölüm bir kitapta geçen bir karakterin(Vardapet, Hınzıryedi vs.) hikayesiyle başlıyor ve oldukça derinlere iniyor. Büyük Efendi dışında kitapta çok derin karakterler göremesem de yazarın hikaye anlatmaktaki ustalığı su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta özellikle teknik şeylerle ilgili sıklıkla eski kelimeler kullanılıyor ama bu insanı rahatsız etmekten çok kitabın tarihi dokusunu korumasına yardımcı oluyor. Daha fazla detay vermek isterdim ama o zaman bütün kitabı anlatırım diye korkuyorum. Dünyayı düşlerinde gezen Uzun İhsan Efendi'nin sisler içindeki düşleri sayesinde hazırladığı dünya haritasının, Puslu Kıtalar Atlası'nın gizemli ve sürükleyici hikayesidir bu. Keyifli okumalar...

Kitaptan 204 Alıntı

Murat Sezgin 
19 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaşanılananlar, görülenler ve ögrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91 - İletişim Yayınları)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91 - İletişim Yayınları)
Aysel Omurtak 
08 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90)
Mustafa Eroğlu 
04 Oca 01:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90 - İletişim)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90 - İletişim)
Ali Yalçın 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ateş dediğimiz güç nasıl ki odunla beslenirse akıl da bilgiyle beslenir."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 152)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 152)
Nazlı Çelik 
31 Oca 13:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

"Eğer bu dünyadaki en büyük amacın bilmekse, daha öğreneceğin çok şey var."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay AnarPuslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
Damla Özdemir 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)
Damla Özdemir 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

''Düşündüğüm için ben var değilim, sizler varsınız. Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.''

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)
Asiye-Melikşah 
23 Mar 11:38 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun macera insanoğlu için büyük bir nimetti.Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk,bu dünyanın şahidi olmaktı.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)
21 /

Kitapla ilgili 1 Haber