Puslu Kıtalar Atlası

8,8/10  (662 Oy) · 
1.690 okunma  · 
537 beğeni  · 
7.414 gösterim
Bir “ilk kitap”, Türkçe edebiyatta yeni ve pırıltılı bir yazar... “Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya... Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman. Hulki Aktunç’un önsözüyle...
  • Baskı Tarihi:
    1995
  • Sayfa Sayısı:
    238
  • ISBN:
    9789754704723
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:
Murat Sezgin 
 20 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Tarih ve felsefenin iç içe olduğu kurgusu müthiş düşünülmüş bir fantastik roman.

Felsefenin "Varlık nedir?" sorusu cevaplanmaya çalışmış. Uzun Ihsan Efendi'nin eline Rendekâr'ın ( René Descartes ) Zagon Üzerine Öttürme ( Metot Üzerine Konuşma ) kitabı eline geçer ve bu soru hakkında düşünmeye başlar. "Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum öylese ben varım. Varım ama ben kimim?" Bunları düşünürken de olaylar bir yandan cereyan etmeye başlar.

Descartes'in fikirleri Sofie'nin Dünyası adlı kitapta şöyle dile getirilmiş:

"Descartes şöyle yazıyor bu konuda: 'Konuyu iyice düşündüğümde, uyanık olmayı rüyadan kesin olarak ayırt etmeye yarayacak hiçbir belirti bulamıyorum.' Ve devam ediyor: 'Bütün yaşamın da bir rüya olmadığından nasıl emin olabilirim ki?'"
..........
Herşeyden şüphe ediyordu ve kesinlikle emin olabileceği tek şey de buydu. Sonra da şunu fark etti: Çok emin olabileceği bir şey vardı ve bu da şüphe etmekte olduğuydu. Ama eğer şüphe ediyorsa, düşünüyor olmalıydı aynı zamanda ve eğer düşünüyorsa, düşünen bir varlık olduğu da kesindi. Ya da kendi deyişiyle:'cogito, ergo sum.'(Düşünüyorum öyleyse varım)(sayfa 270).

Bundan hareketle Uzun Ihsan Efendi Rendekâr'ın kendisiden başkası değildir.

Gerçekten güzel bir kitap. Keyifli okumalar.

Kağan Kalava 
10 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlk defa İhsan Oktay Anar okudum ve yazarın üslubunu ve kitabın kurgunu beğendim.Daha ilk sayfalarda yazarın ustalığı belli oluyordu.

KİTAP HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİM:


1.Herşeyden önce bu kitap tarihi bir roman değil,bana göre fantastik bir roman.Bu konuda itirazlar gelebilir ama dikkatle okunursa yazarın kendisi diyor romanında,bu bir düştü,sen benim düşümdesin,sen ben zihnimin ürünüsün...gibi ifadelerle yazdığı eserin tamamen fantastik bir kurgu olduğuna işaret ediyor.Rüyalara gönderme de cabası.


2.Ülkemizde düşle gerçeğin iç içe geçtiği nitelikli bir esere pek rastlamadım,Tanpınar'ın ustaca yazdığı Hikayeler dışında.Bu konuda yazar çok başarılı,kitabı okurken bir yandan hep düşündüm olayları nereye bağlayacak diye.Olayların bağlanma şekli kusursuza yakındı.Birbirinden farklı karakterleri kitabın bütünlüğünü içinde eritme liyakatla yapılmış.Ülkemizde buna benzer fantastik bir eser eksikliğini gideren yazara teşekkür ediyorum ülkemiz adına.


3.Kitabın içeriği çok zengin,atmosferi harika.Renkli kişiliklere renkli mekanlara yer vermesi birbirinden farklı karaktelere yer vermesi çok güzel.


4 BU KISIM SPOİLER İÇERİR !.Sofie'nin Dünyası kitabını örnek alması ve ana kurguyu onun üstüne kurması zayıflık.Yazarın,yazdığı eserin içine dahil olup UZUN İHSAN EFENDİ vasıtası kendi zihninde yazdığı karakterlerle sohbet etmesi (BÜNYAMİN) eseri güçlü kılmış ama taklit olması,özgün olmaması kötü olmuş.Bu konuşma Sofie'nin Dünyası kitabında da ona çok benzer şekilde vardı.Yazarın kurguyu yazarken bu esere aşırı bağlı kalması onun özgünlüğünü zedeleyen bir tutum.


5.Karakterlerin psikolojilerine neredeyse hiç yer vermemesini edebiyat açısından eksiklik olarak gördüm.


6.Kitap çok akıcı şekilde yazılmış,herkesin okuyup anlayabileceği kadar basit yazılmış.Yazarın her seviyede okuyucunun anlayabileceği kadar yazması yani herkese hitap eden bir eser miras bırakması takdire şayan.


7.Yazarın dili çok hafif,kitabın anlaşılması da okunması da hiç zor değil.Ayrıca bazı okuyucuların dediği gibi kitaptaki sözlükler hiç de zor değil kelimeler bilinmese bile cümleninin anlamından rahatlıkla anlaşılır çoğu,bu konuda hiç zorlanmadım.Şahsen bana eski kelimeler ile yazılmış A.HAMDİ TANPINAR eserlerinden kullanılan kelimeleri anlamak bana çok daha zor gelmişti.


8.Kitap bence felsefe anlamında çok parlak değil,düş içinde düş,yazarın zihninde kendi yazdıklarına gönderme,rüyalar ve varoluş sorgulaması güzel.Ama yeterli mi pek değil bana göre.Yazar alt metinlerle vermek istediği mesajları destekliyor ama yine de düşünce anlamında biraz eksik kalmış.Şimdi bu yazdığıma itiraz edeceklere şimdiden cevabım;DAVA,ŞATO,DÖNÜŞÜM başlı başına varoluş sorgulaması yapan KAFKA'nın en değerli kitaplarıdır,sadece KAFKA'NIN mı ? Hayır.Dünya edebiyatında en iyiler arasında gösterilir bu benzersiz eserler.


9.Türkiye'nin bana göre en iyi yazarları (okuduğum yazarlar arasında) Oğuz ATAY ve A.Hamdi TANPINAR eserleridir.Bu yazarların yazdıkları eserlerinde sadece kurgu yönünden,karakter psikolojilierini de yani karakterleri de aynen gerçek hayattaki gibi bütün duygusal ve mantıki benliklerine inen yazarlardır.Bu sitede bazı kişiler Oğuz ATAY eserleri ile kıyaslamaya kalkmış onlara hiç katılmıyorum.TEHLİKELİ OYUNLAR kitabı da TUTUNAMAYANLAR'DA edebiyatımızda zirve yapmış kitaplardır Ayrıca TANPINAR'IN benzersiz eseri SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ dahil.Kurgu yönünden de edebiyat zenginliği anlamında da bu kitapla pek bir alakası yok o üç kitabı ancak dünya edebiyatın zirve kitaplarından biri KAFKA'NIN şaheseri DAVA gibi kitaplarla kıyaslayabilirsin.


10.Ülkemizde yazılan şu an için benzersiz eseri herkese tavsiye edebilirim,Sağlam,güzel ve nitelikli bir eser.Ama bu kurgudan bu büyülü dünyadan çok daha üstün bir eser yazılabilirdi.Ama yazara çok güveniyorum çok çok daha iyisini yazabilir ilerde belki Türk Edebiyatında zirve yapan eserler arasında yer alır yazarın ilerde yazacağı kitap,bir SAATLERİ AYARLAMA ENSTİTÜSÜ gibi ya da TUTUNAMAYANLAR gibi...

ESRA KADIOGLU 
03 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Merhaba :) Puslu Kıtalar Atlası gerçekten beni benden aldı... Okumayan arkadaşlarım , Mutlaka okumalısınız. Bünyamin'in sıra dışı macera dolu hikayesi, sevgili Yazar'ımızın inanılmaz güzel cümleler ve bu cümleleri birbirine bağlaması inanılmaz etkiliyor insanı. Çok fazla yazmayacağım, spoiler vermek istemiyorum. Herkes okuyarak tadına varmalı diye düşünüyorum....

Yasin YALÇIN 
30 Nis 16:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Eskilerin kullandığı tahayyül diye bir kelime var. Anlamı hayalde canlandırmak. İhsan Oktay ANAR'ın tahayyül sınırlarına sahip bir yazara az rastlıyoruz doğrusu. Puslu Kıtalar Atlası uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Sonunda elime geçince eski bir dosta bakar gibi baktım ona. Kendime göre kısacık bir sürede bitirdim. Daha önce de tarihi romanlar okudum ama böylesine pek az rastladım. Belki biraz Umberto Eco'nun Baudolino'su gibi tarihi-fantastik bir havası var.

Buradan sonrası içerik hakkında azıcık da olsa bilgi içerir.

Bu kitapta gömülenler mezardan çıkıyor, casuslar ülkeleri ve dünyayı yönetiyor, ayılar insanlarla dostluk ediyor, insanlar on yıllar boyunca uyuyor, ufacık çocuklar devlete başkaldırıyor. Ve Rendekâr'ın düşüncelerini inceleyen Uzun İhsan Efendi bambaşka bir felsefe ediyor. Descartes'in "Düşünüyorum, öyleyse varım." cümlesini alıp "Etrafımdakiler varlar, çünkü ben öyle düşünüyorum." cümlesine çeviren yazar bence az bulunur bir zeka ve felsefe örneği sergilemiş bize. Okuduğum en ilginç kitaplardan biriydi.

Çocukların çeteler kurup birbirleriyle savaştığı kısmı Pal Sokağı Çocukları'na, dilencilerin anlatıldığı kısmı da hafiften Reşat Nuri'nin Miskinler Tekkesi'ne benzettim. Ve bu kısımlar benim için ayrıca eğlenceli bölümlerdi. Hemen hemen her bölüm bir kitapta geçen bir karakterin(Vardapet, Hınzıryedi vs.) hikayesiyle başlıyor ve oldukça derinlere iniyor. Büyük Efendi dışında kitapta çok derin karakterler göremesem de yazarın hikaye anlatmaktaki ustalığı su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Kitapta özellikle teknik şeylerle ilgili sıklıkla eski kelimeler kullanılıyor ama bu insanı rahatsız etmekten çok kitabın tarihi dokusunu korumasına yardımcı oluyor. Daha fazla detay vermek isterdim ama o zaman bütün kitabı anlatırım diye korkuyorum. Dünyayı düşlerinde gezen Uzun İhsan Efendi'nin sisler içindeki düşleri sayesinde hazırladığı dünya haritasının, Puslu Kıtalar Atlası'nın gizemli ve sürükleyici hikayesidir bu. Keyifli okumalar...

Mithril / Esmeralda 
30 Mar 00:13 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Sayin Kağan Kalava 'nin kitap hakkında söyleyebileceğim herşeyi, söyleyemeyeceğim pek çok şeyle harmanlayarak yazmış olduğu muhteşem incelemesinden (#10375437) sonra yazacak ne kaldı diye düşündüğümden nacizane bir iki fazlaca kişisel yorumumu yapmakta buldum çözümü.
Kitap, uzun zamandır kütüphanemde bekliyordu bir taraftan okumak istediğim ama bir taraftan da okumaktan korktuğum bir kitaptı. Yazarın daha evvel Suskunlar kitabını okumuştum ve her ne kadar çok beğenmiş olsam da kitabın içindeki oryantel imgeler ve eski kelimeler beni birazcık yorabiliyor. Ama okunacak kitaplarımı artık kura ile belirlediğimden ve kurada da o çıkınca mecbur raftan aldım kendisini...
İlk iki üç sayfada korktuğum da başıma geldi açıkçası. İlk defa duyduğum kelimeler, bildiğim kelimelerden sayıca daha fazlaydı neredeyse, ama okumaya devam ettim. Devam ettikçe içine yeni yeni karakterler girdi, hepsinin bambaşka geçmişi var, her karakteri kenara not ede ede biraz daha ilerledim... Kısa süre sonra karakterler öyle bağlandı, kurguda yerli yerine oturdu ki kitap nasıl bitiverdi anlayamadım.
Önsözünde de dediği gibi bu romana "tarihi" demek, elmaya "kırmızı" demek gibi kalır. Doğru ama bütünü tamamlamada çok eksik. Bu kitap, tarih ve fantazinin başarılı bir karışımının biraz da felsefe ile baharatlandırılmışıdır diyebilirim.
Eğer okumayan kalmışsa bir an evvel okumalarını tavsiye ederim :)

Kerem 
20 Nis 21:23 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Yıllar önce bir arkadaşımın önerisi üzerine okuma listeme almıştım bu kitabı. Haliyle beklentim de yüksekti ve isminden de tam bir tarih romanı bekliyordum. Ne bu sitede ne de başka yerde hakkında tek bir yorum görmeden kitabı okumaya başladım.

Bu ön yargı ile benim için çok şaşırtıcı ve şok bir kitap oldu. Bana Osmanlı değil bambaşka bir ülke, bir masal ülkesi izlenimi verdi. Zaten kitabı bitirip burada okuduğum incelemelerden sonra bu kitabın tam anlamıyla bir rüyayı tasvir ettiğini daha net gördüm. Rüyalarda karşılaştığımız fantastik, olağanüstü ve ilginç olaylar bu kitapta karşımıza çıkıyor. Tabi bu rüya içeriğinde tarihsel öğeleri de tam olarak barındırıyor. Kitapta kullanılan kelimelerden yerlerin, insanların tavsirine kadar her şey o kadar iyi seçilmiş ki bu da kitabın kalitesini çok fazla yukarı çekmiş.

Sonuç olarak yine geç keşfettiğim ve büyük keyif aldığım bir kitaba mutlu olarak veda ettim. Hala okumayan varsa kesinlikle tavsiye ederim.

Seda Demirci 
14 May 23:47 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Başladığımda tarih romanı havası yaratmıştı bende, ve bu tip romanları sevmeyişim yüzünden ürkmedim değil ama bunca tarihi olay, bunca insan ve bunca karmaşıklık arasında öylesine güzel bir kurguyla sürdü ki kitap, esas "puslu kıtalar atlası" elimde olsun istedim. Kesinlikle hayalgücünü doruklara çıkaran bir kitaptı, hayran kaldım diyebilirim. Efsanelere, tarihe,savaşa, olağanüstülüğe ve sıradanlığa aynı anda ve aynı muazzamlıkta değinmiş. Tebrikler sayın Anar ve sizlere de iyi okumalar :)

Bekir İstanbul 
 13 May 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Çok zekice kurgulanmış, çok sürükleyici, içinde birbiriyle bir şekilde bağlantılı yüzlerce olayın olduğu zengin ve "pis" bir kitap...

Askerler, casuslar, bilginler, dilenciler, afyoncular, şarapçılar, kumarbazlar, kabadayılar yani türlü türlü insanlar var kitapta. Eski zamanda geçiyor olaylar. Osmanlı devleti zamanında bu kadar çok şarapçı, bu kadar çok dilenci mi varmış? Hiç zannetmiyorum. Bu bir roman, tarih kitabı değil diyebilirsiniz fakat yirmi dile çevrilen bir kitapta bazı şeyler daha güzel, daha nezih anlatılabilirdi...

Düşlerle gerçeklerin iç içe geçtiği, bol bol felsefenin olduğu, gizem ve maceranın hep devam ettiği sürükleyici bir kitap.

Ahmet Samsa 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Puslu Kıtalar Atlası okurken çok keyif aldığım bir kitaptı. İlgi çekici bir konusu olan bu romanın her bölümünde sanki farklı bir hikayeye başlandığını zannediyorsunuz fakat ustaca ana konuya bağlanıyor. Puslu Kıtalar Atlası'nda Osmanlı'nın bir dönemine ait ilginç bilgiler ve zaman ve varoluş hakkında felsefi yorumlar bulabilirsiniz. Tehlikeli Oyunlar'ı okurken bir gece kafa dağıtmak için elime aldığım roman hızlıca beni Konstantiniyye'nin arka sokaklarına ve puslu düşlerine çekti. Zaman ayırabilsem çok daha kısa sürebilirdi. Tavsiye edilir.

İbrahim Karabaş 
06 Mar 12:55 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ben seni düşünmezsem sen var olur musun? Anar, Descartes' ın başlattığı yerden üzerinde doktora sahibi olduğu felsefe girdabına dalıyor yanına okuyucuyu alarak. Türk edebiyatı için oldukça değerli bir girişim. Ben de konuyu okuyucu açısından ele alacağım;
1- Kitaptaki hikayeler sürükleyici ancak derinliği yok ve imgesel değil. Bence yazar Sofie' nin dünyasındaki baba-kız üzerinden ele alınan çocukluk naifliği ile felsefeyi en basit ve anlaşılır haliyle sunma gayretini aynı haliyle baba-oğul ile ele almış. Aynı şekilde fantastik öğelerle ilgi çekici kılmış. Hatta kitabın sonunu yani felsefesini neredeyse aynı sonuçlara bağlamış.
2- Hikayeler arasındaki geçişler kesinlikle eserin en değerli yanı. Kurgu üzerine oldukça zekice çalışıldığı için okurda saygı uyandırıyor.
3- Descates' ın felsefesine "Rendekar yanılmış" şeklindeki gönderiler esasında haksızlık içeriyor. Çünkü Descartes için cogitoergosum başlangıçtır. Halbuki yazar Uzun İhsan Efendi üzerinden bunun sanki sonuç ve nokta olduğu izlenimi oluşturuyor. Sonrasında bunun üzerine bir başka felsefe inşa ediyor ki burasına itirazım yok. Hatta matrix ten önce yazılmış olması itibariyle "her şey düşümüzden ibaret" önermesine selam durmak yerinde olacaktır.
4- Hikayedeki kabadayı denizci Arap İhsan ve Uzun İhsan Efendi' de Anar' ın kendi ismini kullanması çok görülen bir mevzu değil. Bu samimiyet bence okur açısından kitabı daha sıcak tutmaya vesile oluyor.
5- Bence Anar tıpkı Gaarder gibi çozukların hayata felsefe gözlükleriyle bakmayı öğrenerek başlaması için bence Türk Edebiyatına ve eğitimine büyük bir eser hediye etmiş. Çünkü ilk maddede sanki olumsuz bir yorum gibi bahsettiğim basitlik kitabı 7 den 77 ye herkesin hizmetine sunuyor. Felsefe doktoru Anar' a teşekkür borçluyuz.

Kitaptan 135 Alıntı

Murat Sezgin 
19 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaşanılananlar, görülenler ve ögrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91 - İletişim Yayınları)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91 - İletişim Yayınları)
Aysel Omurtak 
08 Kas 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90)
Mustafa Eroğlu 
04 Oca 01:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90 - İletişim)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 90 - İletişim)
Ali Yalçın 
30 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Ateş dediğimiz güç nasıl ki odunla beslenirse akıl da bilgiyle beslenir."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 152)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 152)
Nazlı Çelik 
31 Oca 13:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

"Eğer bu dünyadaki en büyük amacın bilmekse, daha öğreneceğin çok şey var."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay AnarPuslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar
Damla Özdemir 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı."

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 91)

''Düş görüyorum" dedi. "Düş gördüğümden şüphe edemem. Düş görüyorum, öyleyse ben varım. Varım ama ben kimim?''

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 45)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 45)
Damla Özdemir 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

''Düşündüğüm için ben var değilim, sizler varsınız. Sizler benim zihnimdeki düşüncelerden ibaretsiniz.''

Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar (Sayfa 190)
14 /

Kitapla ilgili 1 Haber