Adam Fawer diyince herkesin aklına gelen kitap net Olasılıksız kitabıdır sanırım. 15 sene öncesinde herkesin okuduğu bir kitap söyleyin deseler, ilk bu kitap söylenirdi diye düşünüyorum. Bi 15 sene önce şu andakinden çok çok daha popülerdi Fawer. En azından ülkemizde öyleydi. Bundan eminim. İlk romanında en iyi gerilim ödülü, 18 dile çevrilme başarısı, çok çok çok satan bir kitap yazma mevzusu bence onun kariyerini de sekteye uğrattı ama. Çünkü parayı vurdu, kendi maksimumuna kısa zamanda ulaştı, bence hedefsiz kaldı. Aynı şeyi mesela Khaled Hosseini içinde düşünüyorum. İlk iki kitabından sonra kariyeri resmen yokuş aşağı freni patlayan kamyon gibi gitti. Berbat oldu hatta.
İkinci kitabı Empati yi sadece Almanca, Japonca ve Türkçe yazdı. Son kitabı Oz ise sadece Türkçe yazılmıştır. Yani hangi ülkede popüler olduğunu görebilmeniz açısından bu bilgileri bilmek önemli. Türkiye yani. Olasılıksız hariç dünya çapında okunan başka eseri olamamıştır. Şu an 53 yaşında olduğunu düşünürsek bunu bir daha da yüksek ihtimal başaramadan edebi kariyeri sona erecektir.
Empati kitabı gnostisizm, empati, sinestezi gibi konulara giriyor. Gnostisizm, mistik bir felsefedir. İlkeleri şunlardır ; Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.
Hakiki bilgiler, yani hakikate ait ya da hakikate yakın bilgiler ancak ruhsal ve psişik gelişim yoluyla edinilebilir.
Ruh ölümsüzdür. Ruh dünya yaşamında bir tür hapishane yaşamı geçirmektedir.
Gerçek olan, fiziksel dünya yaşamı değil, ruhsal yaşamdır.
Dünya düalite ilkesinin geçerli olduğu bir gelişim ortamıdır.
Ruhsal gelişim yolunda en önemli bilgi kaynaklarından biri ruhsal alemden ruhsal irtibatlarla alınabilecek yüksek bilgiler içeren tebliğlerdir ki, bunlar ruhsal bakımdan seçkin insanlara verilir.
Empati kavramından bahsetmeye gerek yok. Herkes
Empati
Karşınızdakine dokunmanızla, onun zihninin istek ve arzularını kontrol edebildiğiniz, özel bir yeteneğiniz olduğunu düşünün. Peki bu zihni nasıl kontrol ederdiniz, ondan sizin için ne yapmasını isterdiniz?
İşte Laszlo da böyle özel bir yeteneğe sahip bir öğretmen. İstediği her zihne girebilir ve girdiği zihinlere kendi istek ve arzularını yaptırabilir.
Bir örgüt var. Laszlo gibi özel yeteneği olan öğrencilerin peşinde olan bir örgüt.. Bunun için örgüt, Darian adında bir kadını görevlendirir ve kadın Laszlo'a ulaşır. Onu kendine aşık eder. Ondan özel yetenekli çocukları bulup eğitmesini ister.
Laszlo aramaya başlar ve kendi gibi zihin bükübilen iki öğrenci Elijah ve Winter'ı keşfedip, onları örgüte kazandırır.
İyi ama bundan sonrası.. Orada bizimkilerin kendilerinden çok daha güçlü başka bir özel öğrenci vardır ki o da Jiill.
Jill, nasıl söylesem? Mazisi biraz karışık bir kız..
Kilise de birini baştan çıkardığı için Papa tarafından cezalandırılıyor. Ama Darian onu örgüt için sonradan başlarına bela olacağını bilmeden kurtarıyor.
Neyse, örgütte eğitimler devam ederken.. Zihin bükebilen öğrencilerden Jill bir gün, kontrolünü kaybeder ve tehlikeli olmaya başlar.
Artık bundan sonra.. Laszlo'un yapacağı tek bir şey vardır. O da gözlerini feda ederek Jill'in elinden çocukları kurtarmak olacaktır. Kurtarır da..
Ama o da ne?
Tam Jill'den kurtulduk derken.. Yıllar sonra Jill bu kez de Valentus adında cinsiyet değiştirmiş bir tarikat lideri olarak karşılarına çıkacaktır.
Peki Jill'in yani Valentinus'un amacı ne? Kör adam Laszlo, bu kez de Elijah ve Winter'ı kurtarabilecek mi?
Bir tarafta ruhunu şeytana satmış tarikat lideri Valentus, diğer tarafta Laszlo, Darian,
Elijah ve Winter..
Bakalım kapışma nasıl olacak? Kuşkusuz, soluksuz okuyabileceğiniz bir
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
Adam Fawer’ın Empati romanı, okurunu duyguların renklerle dans ettiği, zihinlerin ise birer sır perdesi olmadığı sıra dışı bir dünyaya davet ediyor. Bu hikayede, yetenekli empatlar sadece düşünceleri okumakla kalmıyor, aynı zamanda her hissi gözle görülen bir renge bürünmüş haliyle deneyimliyor.
Bu durum, empatiyi bir yetenekten çok, hem bir kalkan hem de ölümcül bir silah haline getiriyor. Roman, bu nadir gücü insanlığın yararına kullanmayı seçenlerle, onu kendi çıkarları için bir araç olarak görenler arasındaki gerilimli çekişmeyi nefes kesen bir tempoyla işliyor.
Sonuç olarak, Empati bir romandan çok daha fazlası; o, insanın en derin hislerinin ve güçle olan sarsıcı ilişkisinin bir portresi.
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
"Gözlerini kapattı zihnini özgür bıraktı."
Sevgili yazar; bilim, sanat, psikoloji, felsefe ve dini öyle güzel harmanlayarak kitap yazmayı ve okuyucuları etkilemeyi başardın?
Öncelikle kitabın adına münhasır kendimle empati kurdum. Ya ben ya da sevdiklerimin böyle güçleri olsaydı? Çok şükür, yok... İnsanların benim için ne düşündüklerini ne hissetmek, ne de mani olmak isterdim. Ve fakat bir koku, melodi beni geçmişe, bir anıya götürür. Kitapta ise bunun ötesine geçilerek bu tip çocukların toplanarak eğitilmesi, dünyadaki böyle insanların kötü bir örgüt çerçevesinde toplanması konu ediliyor. Film gibi...
Kitapta dikkatimi çeken yine bir anne karakteri ise anneliğini yaptı ve hayatı pahasına evladını korudu.
Kitapta empat, sinestezi gibi kavramlarda dikkatimi çekti. Araştırmamda empat; kendi duygularını başka nesnelere, canlılara yansıtmak. Sinestezi ise birleşik duyu olarak ifade edilmektedir. Bir duyunun başka bir duyu ile algılanmasıdır. Yani, görülen bir şeyin sese çevrilmesi, duyulan bir sesin ise görsele çevrilmesi şeklinde tanımlanmaktadır.
Empati kitabı, duyguların hayatımızı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne sererken zihnin bu yolda nasıl rol aldığını da kahramanları tarafından okuyucalara geçiriyor. Zihin, bilinç, duygu ve kontrol arasında sıkılmadan okuyacağınız macera dolu bir kitap.
Yazar, bilim insanı Tesla ve unutulan etik dışı insan deneylerine atıf yapar. Ben de Tesla'nın notlarını çok merak ettim doğrusu. Kitabı okurken; duygulardan mahrum, hislerden yoksun olunca nasıl da yalnız kaldığımızı fark ettim.
Pek bilim kurgu okumak tarzım olmasa bile yazarın benim için başlangıç kitabı oldu. En kısa zamanda Olasılıksız kitabını da okuma listeme ekledim.
Kurgusu kendi içinde tutarlı, dili akıcı. Zamanın öncesi ve sonrası, çok karakterin olması
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
Henüz yeni okuma fırsatım oldu fakat kitap okuyan insanları geçtim kitapla işi olmayanların bile çokça karşısına çıkmış bir roman ile karşı karşıyayız. Hâliyle bu kadar popüler olunca beklentimiz de büyük oluyor. Ben bununla ilgili, kitaba başlamadan önce iki farklı sonuç düşündüm.
Birincisi: Kitap gerçekten çok güzel olmalı. Olay örgüsü, hikaye dahiyane. Okuyan herkes hayran kalıyor ki bugüne kadar her fırsatta karşımıza çıktı.
İkincisi: Balon kitap, şişirilmiş kitap. Bununda kendi içinde bir kaç nedeni olabilir. Satış politikası adı altında üç-beş sözü kıymetli ağabeylerimiz tarafından pofpoflanıp her hafta çok satanlar listesinde yerini almış olabilir. Ya da yazarın ilk kitabı çok tutuldu diye yeni kitabı ilkinin ekmeğini yiyor olabilir. Bunun yanına okurlarımızın zevksiz olmasını da eklersek tam olur. Kitabı çok beğenip abartan zevksiz kitle gerçekten hayatında roman okumamış ve bu kitaba hayran kalmış olabilir.
Sonra başladım kitabı okumaya...
Kitabın başlangıcı beklediğim gibi sıkıcı ve karmaşıktı. Çünkü bu tarz kitapların, hikayenin derinliği ve karmaşıklığını okuyucuya sindirmesi için ortalama ilk yüz sayfayı heba edebilir. Haliyle yüz sayfa kadar olayı patlatmasını bekledim ama öyle olmadı. Ortalarına geldiğimde bir ters köşe bekledim ama o da olmadı. Ee, altıyüz sayfalık bir romandan bahsediyoruz. Beklenti de yüksek. Yarısına geldim, tık yok. Ayrıca olay örgüsünün bir ileri bir geri gitmesi ve karakterlerin fazlalığı karmaşaya sebebiyet vermiş. Bunun yanına da gereksiz bölümlerle kitabın uzatılmasını eklersek... Hadi bari finali bekleyelim dedim. Hakkını yiyemem, sonu gerçekten güzeldi. Neticesinde yazara teşekkür edip kitabı bitirdim.
Her neyse, beğenmedim kitabı. Aslında beğendim de diyebilirim. Ya da şöyle açıklayayım: Kitabı bir şekilde para
Nereden başlasam acaba, hiç bilemedim?
Kitabın bitmesini hiç istemedim ama her güzel şey gibi bu da bitti tabi ki.
Kendi duygularımızın üstesinden gelemezken başkalarının duygularını olduğu gibi hissetmek, onu yaşamak nasıl olurdu bilemiyorum açıkçası. Şahsen zihnimin böyle çalışmasını da istemezdim, çok yorar insanı böyle yaşamak...
Yazar iyi ki bizlerle buluşturmuş bu kitabı.
Çok çok çok beğendim.
Buna benzer kitap önerisi olan varsa, yazabilir.
İlk başta şunu diyeyim: Eğer Olasılıksız’ı okuduysan ve “vay be, bu nasıl bir kurgudur?” diye düşündüysen, Empati seni bambaşka bir yerden yakalayacak. Çünkü bu kez sadece bilim değil, psikoloji, nörobilim, hatta biraz felsefe ve bolca içsel çatışmayla bezeli bir hikâyenin içindesin. Ve en önemlisi: bu kitap, duygularla çalışan insanların zihnini keşfetmeye odaklı.
Adam Fawer bu romanda, empatiyi sıradan bir “başkasının ne hissettiğini anlayabilmek” kabiliyeti olarak anlatmıyor. Hayır, o bundan çok daha fazlasını yapıyor. Empati, bu romanda bir “güç”. Ve bu gücün sahibi olmak ne yazık ki her zaman bir avantaj değil. Çünkü başkalarının acısını kendi bedeninde hissetmek… bu, bir tür lanet gibi de işleyebiliyor.
Kitaptaki karakterler birbirinden renkli. Özellikle Elijah karakteri bana göre çok iyi yazılmış. İçsel sancılarını hissediyorsun. Bir yandan kendine, geçmişine, ailesine ve yeteneklerine yabancı; diğer yandan da bir şekilde “anlam” arıyor. Aslında birçoğumuz gibi… Elijah’ın empati yeteneği, onu hem bir kahraman hem de bir kurban yapıyor.
Kitabın dili Fawer’ın önceki eserlerine göre biraz daha sade, ama bu sadelik hikâyeyi akıcı kılıyor. Özellikle bilimsel açıklamalar arasında boğulmamak isteyenler için oldukça dengeli. Olasılıksız’da biraz daha teknik terimlerle karşılaşıyorduk; Empati ise daha çok insan ilişkilerine, duygulara, çocukluk travmalarına, anne-baba etkisine odaklanıyor.
Bazı bölümlerde hikâye yavaşlıyor gibi hissedebilirsin, ama bu duraksamalar aslında karakterin iç dünyasına inme çabası. Okurken “Acaba ben de birilerinin duygularını farkında olmadan hissediyor muyum?” diye düşünebilirsin. Hatta belki kendi çocukluğuna bile dönebilirsin. Çünkü Fawer bunu yapıyor: seni karakterin zihnine sokarken, kendi zihnine de ışık tutmanı sağlıyor.
Kimlere
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
Empati terimi, bu romanın yazıldığı dönem de yani 2007 de ne kadar popülerdi dimi. Kelime anlamını bilen sayısı bile azdı :) yıl 2023 ve bu kelimeyi duyunca irite oluyorum. Çok fazla yazıldı çizildi cılkı çıktı.
Adam fawer'in okuduğum ilk romanı, genel olarak açıklamam gerekirse roman da bir ejderha eksik. Roman; giriş kısmı günümüz, gelişme kısmı geçmiş, sonuç kısmı günümüzün devamı niteliğinde. Araya bilim ve felsefe konularını harmanlayıp okuyucuya sunuyor, bazen absürt kaçtığı da olmadı değil. Ayrıca, piyanonun siyah tuşları tarzında garip bilgiler de ediniyoruz. Örneğin Frodo adın da bir virüs programı varmış ( araştırdım bu bilgi doğruymuş)
Roman için Adam Fawer a 3 maddeden roman türet ve bunu ne kadar açabiliyorsan aç dediler diye düşünüyorum:), Bunlar 1. Sinestezi 2.Gnostik 3.Özgür irade
Olmuş mu? evet olmuş. Çok mu iyi olmuş? sadece olmuş. Açıkcası ben kitabı okumaya başladığım zaman hızlı gidiyorsa kitap ne olursa olsun ilgimi çekiyorsa ona - Evet olmuş diyebiliyorum. Gerçekten heyecanlıydı -yok artık, YOK ARTIIIKK"- dediğim yerler oldu ve hemencecik kitap bitti. Ne kattı bana bu kitap peki? Felsefe ve bilim konularında önceden edinmiş olduğum bilgilerimi tazelemiş oldum ve güzel de oldu. David hume dan Platon'a, Descartes ten, Locke'a kadar bir çok filozofu yâd ettim.
Roman, sinestezik bir öğretmen ve sevgilisi ile yine sinestezik olan öğrencilerinin, bu güçlere sahip (Sinestezi, bir anomali olduğu için normal de hastalık diye geçiyor, roman da ise süper güç olarak karşımıza çıkıyor) olanları kampına alan örgütle arasında geçen savaşı anlatıyor. Ardından örgütün başka bir öğrencisi olan cinsiyet değiştirmiş biriyle daha savaşıyorlar (yani niye cinsiyetini değiştirme gereği duydun Adamfawer. Üstelik penisi de var ve erekte
EmpatiAdam Fawer · April Yayıncılık · 202337bin okunma
Beğenmedim. Yazma sanatını ilkel içgüdü eşiğinde bırakan bir eser. Her kitapta kaçırılan kadın figür sizleri de iğrendirmedi mi artık! Önyargı yüzdeliğim %43
Kendimi birden başkalarının zihnine sızmış gibi hissettim. Düşünceleri, korkuları, arzuları bilmek… İlk bakışta cazip bir güç gibi duruyor ama sayfalar ilerledikçe aslında bunun büyük bir lanet olabileceğini fark ettim. Çünkü bazen kendi iç sesimle bile baş edemezken, bir de başkalarının içindeki fırtınaları duymanın ağırlığını düşündüm. Empati, bana sadece bir bilim kurgu hikâyesi anlatmadı; kendi hayatımda bile başkalarının gözünden görmeye çalışmanın ne kadar zor ama bir o kadar da dönüştürücü bir şey olduğunu hatırlattı.
Zihinden zihne geçen dalgaların arasında, aslında bizlerin günlük hayatta birbirimize nasıl dokunduğunu düşündüm. Bir bakış, bir suskunluk, bir kelime… Bazen karşımdaki insanın ne hissettiğini o kadar net anlıyorum ki, bunu dile dökmeye gerek kalmıyor. Kitaptaki karakterler arasında kurulan görünmez bağlar, bana kendi hayatımdaki bu sessiz anlaşmaları hatırlattı. Ama bir farkla: Benim empatim sınırlı, onlarınki sınırsız. Ve işte orada gerçek tehlike başlıyor.
Çünkü birinin zihnini bilmek, ona hükmetmek demek değil. Fakat çoğu zaman insanın zaafı orada başlıyor. Gücü elde ettiğinde sınırlarını unutuyor. Ben de kendi hayatımda benzer bir şeyi düşündüm: İnsanları bazen çok iyi anladığımda, onların adımlarını önceden kestirdiğimde, içimde onlara müdahale etme isteği uyanıyor. Sanki “biliyorum” demek, haklı olduğum anlamına geliyormuş gibi. Oysa kitap bana şunu hatırlattı: Empati, bir silah değil; bir köprü. Ve köprüler yıkmak için değil, geçmek için var.
Adam Fawer’ın satır aralarında, bilim kurgunun soğuk zekâsıyla birlikte derin bir insani sorgulama vardı. “Bir başkasının zihnine girmek mi, yoksa kendi zihnini anlamak mı daha zor?” diye sordum kendime. Cevabı hâlâ bilmiyorum. Çünkü bazen kendi içimde bile yolumu kaybediyorum. Ama kesin olan şu ki,
İlk romanı Olasılıksız, onsekiz dile çevrilmiş ve en iyi ilk roman dalında 2006 International Thriller Writers Ödülünü kazanmıştır. 2008 Nisan ayında da ikinci kitabı olan Empati çıkmıştır. Empati, 2008 yılında Almanca, Japonca ve Türkçe yayımlanmıştır.
Fawer, Pennsylvania Üniversitesi'nde lisans ve lisansüstü derecelerini tamamlamıştır. Stanford Graduate School of Business'da MBA'ini yapmıştır. Kariyeri esnasında Fawer; Sony Music, J.P. Morgan ve son olarak da About.com gibi türlü şirketler için çalışmıştır.
Fawer, hayat arkadaşı ve oğullarıyla New York'ta yaşamaktadır.