Murat Kayı

Murat Kayı

Çevirmen
8.3/10
4.906 Kişi
·
19.555
Okunma
·
4
Beğeni
·
786
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
320 syf.
·Beğendi·10/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım insanlar vardır...Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Nörüyonuz KİKİRİKLER ? Ammman iyi olun .. Hele şu işe gidenleeeer !!! =)) Siz çalışın BEN YATARIM!!! Anlayacağınız üzere ben evdeyim .. "İŞİM" gücüm YOK!! Sağa sola salça olmaktansa oturam bu kitabı kritikliyem dedim .. Arkadaşım bu kitabı kesinlikle oku .. Orda bir kez anlaşalım .. Ben siyasetten anlamam , yok efenim tarih bilmem falan deme .. Birincisi, bu kitap son derece yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış , ikincisi tüm bu anlatılanlar bir gezi ya da hatırat kıvamında aktarılmış .. Sizi boğan grafikler ve sayısal değerler yok .. Olaya "FRANSIZ" büyükelçiliğinden katılacaklar için de gerekli temelleri işbu inceleme ile ben atıcam ..(bkz : yauw Tuco ne mübarek bir zatsın sen!) Kitaba konu olan coğrafya ve halkların bir kısmını sizlere tanıtıp , "KESTANE GÜRGEN PALAMUT - ALTI YAPRAK ÜSTÜ BULUT - GEL SEN TUCO'YLA DERDİ UNUT - "İŞSİZLİK" NE GÜZEL diyip güle oynaya incelemeyi bitireceğiz .. Damalı bayrak havada .. Git , çayın ,çorban neyin varsa kap gel .. Füt füt füt diyerekten ,bade süzerekten , biramı hüpleterekten ve tuzlu fıstık kemirerekten olaya başlayayım ben de .. Saat 11 ! Şaşırmayınız !! Erken kalkan yol alır .. 18 yaş altı kesim.. Aman alkol almayın .. Alkol alırsanız kul hakkı yer , yoldan çıkmış canavarlara dönersiniz .. Uyarmadı demeyin !! =))

Sevgili canikolar , biliyorsunuz ki Osmanlı parçalandığında , ortadoğudaki toprakları , sınırları CETVEL ile çizilip pekçok tarihçinin de dile getirdiği üzere, adeta "yoldan geçen" arap şeyhlerine tanzim edildi..O dönemlerde, yani 1930 larda Suudların kıçını silecek taşı yoktu .. Kuveyt 'i yüzyıllardır yöneten El Sabah ailesinin, dedelerinin kardeşini 10 (yazıyla on!) osmanlı altını karşılığında öldürdüğü falan söylenir durur..Gün geldi hesap döndü , işbu Kuveyt şimdi Amerika' nın en büyük yabancı yatırımcılarından biri oldu ..Bu kısmı cebine at ilerde lazım olacak .. Devam edelim ..O zamanlar , ortadoğudaki şeyhlikten ,monarşi ve krallığa henüz geçmiş bu sonradan görme görgüsüzlerin gelmiş geçmiş en büyük düşmanı, zannettiğiniz üzere Amerika değil , BAAS hareketi idi .. '45'ten sonra ,peşpeşe girdikleri dünya savaşlarının ardından, Kibariye'nin annesi moduna girmiş İngiltere ve Fransa ,bu iki büyük güç , parkinsondan yakınarak ligi , ABD ve SSCB' ne (Rusya işte Rusya !) bıraktılar .. BAAS , araplar için yeniden doğuş demekti .. Tek bir çatı altında , tek bir devlet altında birlik olma fikriydi ..Özgürlükçüydüler .. Kalkınmacıydılar.. Laiklikten yanaydılar ve şimdilerde radikal islam olarak adlandırılan olgunun da "tam" karşısındaydılar..Mottoları özgürlük ,birlik , sosyalizm idi .. Suud kralı Faysal , sonrasında "yalelli" Fahd , BAAS 'tan kıl kaptı kelimenin tam anlamıyla .. Çünkü 1950 'li yıllarda bu monarşik düzene , gücün tek elde toplandığı bu dikta rejimine, halkın zenginliğini sömüren bu azgın bedevilere dur diyecek tek bir kesim vardı : BAAS! Bir tarafta para , diğer yanda sosyalist birlik heyecanı.. Bir yanda TÜM amerika kıtasının sahip olduğu cip sayısından fazlasını şimdilerde bir sülalenin garajına toplayanlar , çölde ferrari parçalayanlar , diğer yanda ekmek arası çöl kumuyla yoğrulmuş humusa talim eden zümre ..

Arap dünyasının BÜYÜK abisi Mısır' a uzanalım az da .. BAAS'ın gelmiş geçmiş en büyük lideri Cemal Abdulnasır , 1952'de Kral Faruk' u yukarda saydığım sebeplerden ötürü tahtından darbe ile indirdi .. İlk işi Süveyş'ten kan emici asalak ingiliz ve fransızı kovmak oldu..Daha sonra "millileştirme" politikalarına el attı.. Biz biliyoruz ki bugüne değin petrol ve yeraltı kaynaklarını millileştiren her kim olursa olsun ya asıldı , ya da yok edildi tıpkı İran'ın efsanevi başbakanı Musaddık gibi.. Nasır'ın da suyu ısınıyordu.. Üzeri çizilmişti ..Yaptığı bu affedilmez hareket ile bölgeye yeni yeni yerleşen Amerika'yı çok tedirgin etmişti .. Sosyalist ve eşitlikçi politikalar, ABD ile oksimoron bir birliktelik ortaya çıkarıyordu..Yalnız gelmiş gecmiş en azılı sömürgecilerden , yani ingilizlerden çok ders çıkarmış Amerika "böl ve yönet" kartını henüz oynamamıştı.. İşte o yıllarda , Nasır çok büyük bir hata yaparak islami hareketin önde gelmiş isimlerinden Seyyid Kutup'u astı.. Böylece Abd' nin isteyipte bulamadığı kozu eline vermiş ,Mısır'ı da ikiye bölmüş oldu : Reformist BAAS taraftarları ve İslamist kesim.. Pek tabiidir ki ABD , Nasır'a karşı islam geleneğinden gelenleri destekledi.. (Emperyalizmin maşaları o gün bugündür hiç değişmedi.)Bu kesimi de at cebine!! 48 ' de kurdurdukları ve ortadoğuya soktukları truva atı İsrail'i de sonradan cepheye sürüp '67'de Suriye - Mısır ve Ürdün'e saldırttı.. İsrail, hem Golan tepelerini ele geçirdi , hem de Nasır' ın bölgedeki karizmasını ve otoritesini kırdı .. Nasır İsrail ile masaya oturmak zorunda kalmıştı ki, bu arapların ASLA affedebileceği bir durum değildi .. Resmen ,alenen ve ilk kez bir arap ülkesi İsrail'i tanımış oluyordu çünkü böylelikle..

Gelelim Irak ve İran'a .. Tıpkı Nasır gibi Abdulkerim Kasım da 17 temmuz 1967 'de 2. Faysal'ı devirip Irak'ta cumhuriyeti kurdu..Sonrasında içinde yeraldığı devrimi baltalıyacak olan ve o zamanlarda başkan yardımcısı olarak görev yapan "Saddam" ile beraber.. Bu kısmı da at cebine sevgili monçiçi !! ABD onu çooooook önceden araştırmış ve keşfetmişti çünkü.. O dönemlerde Irak'taki BAAS rejimi kelimenin tam anlamıyla inanılmaz reformlara imza attı .. Dünyanın hiçbir yerinde bir devrim bunca hızlı ve aksaklık olmaksızın başarıya ulaşmamıştır..Neydi bu yapılanlar ? İşçi emeklilik yasası çıkarıldı, PETROL MİLLİLEŞTİRİLDİ, onlarca üniversite kuruldu, kadınlara askerlik yolu açıldı, halk okulları ve halk ordusu kuruldu, okuma yazma seferberliği başlatıldı , bu seferberlik merkezlerinin sayısı 255 'ten 26.790 'a çıkarıldı..Kadın hakları , tarım , sulama , kimya , makine ve endüstri .. Aklınıza gelip gelebilecek tüm alanlarda topyekün bir kalkınma hareketi başlatıldı.. Bu kısım çok çok önemli : ÜLKEDEKİ TÜM IRK VE MEZHEPLER , TÜM SİYASİ HAREKETLERE PARLEMENTODA TEMSİL HAKKI VE ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLDİ .. Ve BAAS ,tüm emperyalist petrol şirketleri ile çok şiddetli bir savaşa girdi..

İran' da skor, erken davranıp hatalarından ders alan ABD leyhine yazıldı ve şapkadan Humeyni çıktı .. İran acemdi , şii idi .. Tüm arap ülkelerinin onlarla görülecek tarihi bir hesabı vardı .. Zaten öyle de oldu .. Saddam' ın darbesine müteakip Irak -İran savaşı patladı ..Tam 8 yıl savaştılar boş yere!!! Burayı cebine atma ..Koy önüne... Cebindekileri de çıkar ..Nedir bunların ortak noktası ? Hepsi de yozlaşmayı seçmiş , para için halkını satmış zümreler ya da kurumlar .. Karşılarında kim var ? SOSYALİZM.. Siz bugün Trump'la karşılıklı kılıç kalkan oynayan bu araplar hep böyle miydi sanıyorsunuz ?!?

Buraya kadar okuduklarınız olayın makro ölçeği..Bir nevi kendi şahsımca kısa tutmaya calışarak anlattığım ..Mikroya geçtiğimiz an işte bu kitaba ayak basıyoruz .. Yıkılan kentler ve bu kentlerin yeniden inşaası ile bölgede at koşturmaya başlayan az gelişmiş ülke müteahhitliğine soyunan çok uluslu emperyal şirketler, satılan silahlar ,ilaçlar , kazanılan ihaleler.. Altyapı - üstyapı .. Aklınıza gelebilecek her türlü iktisadi çıkarlar .. Kimler vasıtasıyla mı ? Ekonomik tetikçi olarak anılan bu ajanlar yardımıyla .. İşbirlikçileri kim? Az önce bahsettiğim yozlaşmış kurumlar ve devlet erkanı.. Ben size sadece kitap öncesinde oluşan tezi sundum üç aşağı beş yukarı..Okuyacaklarınıza yabancı kalmayasınız diye ..Bu kitap esasen sosyalizme karşı emperyalizmin demin de belirttiğim gibi mikro ölçekteki savaşıdır .. Ülkeleri sömürgeleştirilmiş , tüm hakları ellerinden alınmış , günde 16 17 saat çalıştırılan insanların , toplumların başlarına "GETİRİLENLERDİR" .. İnanılmaz raddede gözü dönmüş , kuduz köpeğe bile rahmet okutacak bir AÇGÖZLÜLÜĞÜN, maskelenerek yozlaşmış yöneticiler yardımıyla ülkelere yapılan ihracıdır.. Doğaları gereği "ihraç etmeden" duramaz bunlar.. Ya özgürlük der , basını susturur , ya düzen der terör pompalar bölgeye ..Oynanan oyun hiiiiç değişmez ! Zira hepimiz biliyoruz ki , TARİH ŞU GÜNE DEK GÖZÜ DOYMUŞ TEK BİR TANE DAHİ KAPİTALİST KAYDETMEMİŞTİR..
320 syf.
·6 günde·Beğendi
Müthiş bir boğaz ağrısını düşünmemenin yolu uğraş bulmaktır. Ben de küçüklüğümden gelme bir başka ilgi alanım olan 'terörizm' üzerine ki kitap tam olarak öyle olmasa da, birçok yerde ayrıntılı açıklaması ile aktaracağım.

Öncelikle kitabın çıkarılmasında zorlu yolu kısaca yazayım. Kitap, bir ET olan ve Irak, Afganistan, Panama, İran ve birçok Afrika ülkesini gezmiş, gerçekleri gözleriyle görmüş, gerçekleri yaşamış kişilerle konuşmuş, diplomat, askeri yetkili gibi kişilerden alınma bilgilerle yazılmıştır. Perkins, kitap içerisinde daha doğrusu sonlara doğru ne denli bir zorluktan geçtiğini ve onlarca yayınevinin bu kitabı basamayacağını bildirmiştir.

Basitleştireyim. Bir film düşünün, Birleşik Devletleri çok feci bir şekilde eleştiriyor, Irak işgali sırasında tecavüzleri... dur dur, o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye'de x hastanesinde 145 18 yaş altı ve yarısı kadar 14 yaş altı çocuğun hamil kalması ile ilgili haberi yapan kişi ne oldu? What? Sanırım biliyorsunuz. Size bir sır vereyim: Bu gibi kitapları, filimleri yani eleştri ve gerçekleri yüzeye çıkarmak istiyorsanız, arkanızın çok feci sağlam olması gerekir. 5-6 yıl önce yani, 14 yaşlarındayken yeni dünya düzeni ile ilgili 11 saatlik bir belgesel izlemiştim. Bu belgeseli tekrar ve tekrar izledim. Belgeseli hazırlayan iki yönetmen defalarca tehdit edilmiş, ailesi ve akrabalarına türlü şeyler yollanmış, belgeselleri parça halinde kaldırılmıştı. Türkiye gibi ülkelerden yayımlayıp birleştiriyorlardı.

Yeni Dünya Düzeni...

Bu gibi konularda yazmaktan çekinirim, açıkçası korkarım. Size kitaptan geçmediği halde birkaç şey önerebilirim. Belki de geçtiği halde...

Kitapta CIA'nin onlarca ki Türkiye'de dahil, darbelerini, ekonomik savaşlarını, Irak işgalini, Afganistan Taliban'ını, Usama Binladin'i, açlıktan ölenleri... bla bla.

Şunu unutmayın: 'Birleşik devletler, küçük İsrail'dir.'

John F. Kennedy'nin 'Yahudi Lobisine' gönderme yaptıktan sonra suikast sonucu öldürülmesi. (Orijinali kaldırılmış, idare edin)
https://www.youtube.com/watch?v=9Zr3TmfHZF0

Yaklaşık 645 Birleşik Devletler askerini öldüren Irak direnişinin en büyük öncülerinden Juba lakaplı keskin nişancı.
https://www.youtube.com/watch?v=RTM1qEmi1rg

Devrik lider Saddam Hüseyin'in psikopat ve zürriyetsiz oğlu olan Uday Saddam Hüseyin ile ilgili... bir söylemini vereyim, ''Kızları Tanrı'dan daha çok seviyorum.''
https://www.youtube.com/watch?v=zQxDU0aLhpU

Yeni Dünya Düzeni ile ilgili Banu Avar'ın belgesellerini öneririm.
https://www.youtube.com/...oNmqtrj1OHfanXEORme-

11 Eylül ile ilgili de Rockefeller ailesinin binanın sahibi olduğunu, daha sonra el değiştirdiği bildirmiştir. Günümüzde hangi aptal ki buna Birleşik Devletler vatandaşlarını da ekleyebilirsiniz. Hiçbir insan iki kulelerin gerçekten intihar uçakları tarafından yerle bir edildiğine inanmaz. Aklınızla alay edilmesine izin vermeyin!

11 Eylül ile ilgili de Zeitgeist belgesellerini öneririm. Yorgunum, atamam şimdi. Rahatlıkla bulabilirsiniz. :)

Sıradaki hedef İran.

Ortadoğu da, Irak, Suriye, Lübnan, Yemen gibi birçok ülkenin işgali on yıllar önceden bir harita üzerinden yapılmıştı. Bu ülkelerden sonra açık hedef İran olacatı. Çünkü İran, İsrail'i tehdit eden ve Amerika'ya karşı gelen tek 'İslam Cumhuriyeti'dir. (Şah sonrası) CIA'nin eli ile başa gelen ve ilişkilerin müthiş düzenlendiği İran... her neyse. :) Belgeseli izleyin.
https://www.youtube.com/watch?v=Y1SRxk2eU4g

Osama Binladin eski bir CIA destekçisiydi. Babası Suudi bir milyarder olan Osama, bir din alimi olmak üzereydi. Afganistan- Sovyetler Birliği savaşında öncülük etmek için Afgan mücahitlerinin başına gelmiş ve oradan bir süre sonra Pakistan'a geçmiştir. El-kaide'nin kurucu lideridir, Taliban ile çok yakın ilişkileri vardı.

Gizli ve hemen sonra kendi sitelerinden kaldırılmış bir bilgi.
11 Eylül sonrası bir ses kaydı yayımlamıştı ve kesin bir dille saldırının El-kaide ile bir bağlantısı olmadığını, bunu şiddetle kınadığını söylemişti. Peki sonra? Kaldırıldı.

Taliban ile ilgili;
https://www.youtube.com/watch?v=5OI8Y0jjM0k

Neyse, toparlamak gerekirse, kitapta ET(Ekonomik Tetikçi)'nin oluşumu ve gelişimini açıklıyor. Onlarca ülkede yaptıkları, gözlemledikleri, duydukları ve tartışkları birçok bilgi.

Benden bir bilgi. 11 Eylül sonrası Pusht, açıklamaları hiç dinlemeden önce Afganistan'a girdi. yaklaşık 250 bin insan öldürüldü. Hemen sonra 'kitle imha' silahları bahanesiyle Bağdat bombalandı. Ne zaman oldu biliyor musunuz? Kadir gecesi. Pusht,' Bugünün olmasını özellikle seçtik.'

5 yaşındaydım, ama dün gibi hatırlıyorum. Bağdat'ın bombalanması, Irak işgalinin başlangıcı...
https://www.youtube.com/watch?v=hCRcydUm2Qs

Ne diyordum, ha. Daha sonra yani 2002 Afganistan işgalinden sonra Irak'a girildi. Başlarda demokrasi naraları atan halk, ebesinin şeyini sornadan görecekti. Bir istatistik vereyim. Yaklaşık yarım milyon insan öldü, yüz binlerce genç kız, çocuk, kadın, adam, bulabildikleri herkese, gözünü kestirdikleri herkese tecavüz ettiler. Canları sıkıldığında veya birlikten biri vurulduğunda camilere ateş açar, sokakta arabadan rastgele arabalara ateş açarlardı.

Gazeteci ve sivillere ateş açan Amerikan askerleri ve diyalogları
https://www.youtube.com/watch?v=5rXPrfnU3G0

https://www.youtube.com/...fnWY8UQfykA(Türkçe Altyazılı)

Gecenin bir yarısı evinizi basarlardı, annenizi, kardeşlerinizi, babanızı dışarı çıkarırlardı. Annenizi ve kardeşinizi içeri alır hunharca tecavüz edip babanıza ve size dinlettirirlerdi. Amaç, elinizden bir şey gelmediğini görüp böbürlenmekti. Bu olayların yani eziyetlerin tamamı neredeyse 'sunni' mezhebine mensup insanlara yapıldı. Çünkü Saddam zulmünden dolayı acı çeken şiiler, işgal sonrası kız alıp verdiği, yüzlerce yıl yaşadığı bu topraklarda Amerikan askerlerinin iğrençliklerine alkış tutup yeltendi. Irak'ta mezhep savaşının tanımı budur.

Meşhur Abu Gharip hapishanesinden (+18)
https://www.youtube.com/watch?v=fRZEvNnyqlA

Irak, Afganistan gibi yerlerde yakaldıkları üst düzey yetkilileri konuşturmak için Guatemala'ya getirirlerdi. İşkencelerini yazmayayım şimdi, mideniz kaldırmaz.

Son olarak, affınıza sığınarak bir söz bırakmak istiyorum. Tanrı'nın Psikopat Çocukları kitabından bir alıntı.

''Amerika Birleşik Devletlerin ordusu, tecavüzcü koğuşlarında bile rastlayamacağınız kadar çok o.rospu çocuğu sübyancılarla doludur.''

Keyifli okumalar.
640 syf.
·Puan vermedi
Öncelikle felsefe ile alakası olan bir kitap olduğunu bildirmek isterim. Düşünce var olmak ve var olanlar hakkında ince ruha sahip fikirlerin topluluğundan oluştuğunu da belirtmek istiyorum.

Kısıtlanan hayatlar kadar Kısıtlanan kelimeler var. Söylenmesi gereken susuluyorken, susulması, susturulması gereken kelimeler konuşuyor.

Meşhur oldu baştan aşağı konuşup dil sustuktan sonra düşünmek. Anlaşılmak yazık kapı önünde yatıyor ki bu kadar zor bir durum olmamalı toplumda.

Bir insanı anlamak çoğu zaman anlaşılmaktan daha başarılı bir eylem. Konuşmak istediklerin dilin ucunda kalabilir ama anlaşılmak hayat ucunda kalmamalı diye düşünüyorum.

Konuşurken karşı tarafa uygun gelmeyen kelimeler yüzünden ülkemizde bilindiği üzere bir çok infaz, yargısız infaz uygulamaları getirilmiştir. Bunun başlıca sebepleri anlaşılmamak, anlayamamak ve gerçeklerle yüzleşmeye yüzü olmamak gibi... Eski dönemlerde infaz şeklinde engeli olan kelimeler günümüzde engel tanımamasına rağmen saklanmakta ısrarcı olunmaktadır.

Peki empati ile konuşmak arasındaki ilişki nedir?
Empati; birini anlamak, kendini karşısındakinin yerine koyabilme becerisidir. Konuşma ise empati eyleminden sonra gerçekleşen ikinci bir eylemdir. Kişi önce düşünüp, anlayıp daha sonra konuşmalıdır.

Çeşitli durum ve sözlerle bunu farklı yollardan beyan etmiştir yazar. Elimde kalemle altını çizerek okuduğum bir eserdi. Lakin empati ile alakası olmayan insanlar için gelişme kaydedeceğini düşünmüyorum çünkü anlamak, anlaşılmak için önce empati gibi şeyleri öğrenmek gerekir. Bu gibi eylemlere geç kalan bir insan ne kadar gelişir hiç bir fikrim yok. Sonuçta insan değişim için olanak sağlayabilen canlı değildir ki belki de bu yüzden atalarımız" Bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de o' dur" demiştir.

Empati belki de değişim değil insan için bir gelişimdir. Eğer tanım bu şekilde ise tüm insanların gelişmek adına ölene kadar şansı var demektir tabi kendini karşısındakinin yerine koyabilecek, karşısında birini bulabilirse...

İnsan insanı kaybetmeden anlamalı lakin çıkarlar doğrultusunda anlaşılmayan insan her gün eriyen muma benzer.

Eskiden insanı anlamak ve anlaşılmak yerine infaz ederken düşünme eylemini henüz başaramamış olmak geçmişten günümüze pek çok gelişim çağının önünü kapatmıştır. Bunun günümüzde bir çok şeye sebebiyet verdiğini de göz ardı edemeyiz. Mesela empati üzerine yazılan bu kitap çeşitli durum kaygılarını dile getirmiştir ki empati sıkça uygulanan bir eylem olsaydı neden bu eser ısrarla okunması gereken eserler arasında yerini koruyordu? Ya da neden insan empati kelimesinin tanımını öğrenip de uygulamasını hala yapamamaktadır? Yaşadığımız şu dönemde iki ülke arasındaki sorunlardan biri de empatidir. Gelişim adına iyi bir kaynak olduğunu düşünüyorum ama tavsiye konusuna gelince; ister okuyun ister okumayın. Konusuna fazla girmeden yargıya sığdırdığım bu kitabı tavsiye etmeyi doğru bulmuyorum çünkü genel anlamda bütün kitaplar insan ruhunu yansıtan birer ayna ve empati örneğidir. Malum insan anladığı kitabı okur bunun hakkında bir kitaba örnek vermek istiyorum" Tutunamayanlar" bu kitaplardan biri çoğu zaman okunması zirvede kalan bir eserdir.

Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
320 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sadece Türkiye'deki değil, dünyadaki tüm insanların mutlaka okuması gereken bir kitap. Hatta okuması gerek demekle de kalmamalı , okullarda okunması mecburi olan bir kitap haline getirilmeli diye düşünüyorum.

Eğer dünya emperyalizmi ile mücadele edilecekse ve bu mücadele de kazanılmak isteniyorsa , öncelikle bu kitabı ve benzerlerini okutarak , insanlara emperyalizmin bütün tuzaklarını ve nasıl işletildiğini öğretmek gerektiğine inanıyorum.

Öncelikle bu kitabın bir anı kitabı olduğunu yazmam gerek. Yazarın kendisi direk olarak emperyalizme hizmet eden, ülkeleri ve yöneticilerini çeşitli taktiklerle kandırarak emperyalizmin kölesi haline getiren grubun bir ferdi olarak çalışmış ve bu konuda da oldukça başarılı olmuş bir ekonomik tetikçidir. Burada yazdıkları da çalıştığı dönemde işini nasıl yaptığını ayrıntılarıyla bize anlatmasından ibaret anılarıdır.

Yazarın direk olarak içinde bulunduğu emperyalist operasyonlardan bazıları olan Ekvador, Panama, Suudi Arabistan, Endonezya, İran ....gibi ülkelerle olan ilişkiler ve olaylar ilk ağızdan anlatılmaktadır. Ayrıca da yazarın direk içinde bulunmamasına rağmen gerek tanık olduğu ve gerekse konumu itibariyle iç yüzünü bildiği diğer emperyalist olaylar da bütün dramatik yönleriyle bize aktarılmaktadır.

Kitap, müthiş bir akıcılık ve sadelikle yazılmış. Bu yüzden çok büyük bir bilgi açlığı içerisinde kolayca ve merakla okunuyor.

Günümüzde de her gün emperyalizmin dünya üzerinde sebep olduğu olayları üzülerek ve kaygılanarak seyretmekteyiz. Ama perdenin arkasında neler oluyor neler yapılıyor, hangi oyunlar oynanıyor tabii ki bilemiyoruz. İşte ancak bu ve bunun gibi kitapları okudukça olanları ve olacakları doğru tahmin edebilir ve ona göre de gerekli tedbirleri alarak, emperyalizmin vereceği zararlardan korunabiliriz.

Son söz olarak : Mutlaka ama mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu söylüyor ve okunmasını da şiddetle tavsiye ediyorum.
640 syf.
·4 günde·7/10
Merhaba 1K ailesi.
Bu eseri Olasılıksız dan önce okusam daha beğenirdim diye düşünüyorum. Kitap kötü değil ama okumaya değer güzel bir eser sadece. Benim beklentim çok fazla yüksekti. Garip ama başlarda sanırım bu kitap zor biter dedim ama yine de kendine çeken kurgusu ile üç günde tamamladım. Sürükleyiciydi ama Olasılıksız tarafından yükseltilen o çıtayı atlayamadı bir yerlerde bir eksik vardı hep, belki ana ahengi bozmuyordu o eksik ama vardı. İçindeki bilim ve felsefe kitabı güzel hale getirmiş ancak eksik olan bir tarafı vardı. Psikolojik yada psişik bir taban üzerine kurulu, felsefi yönü çok ağır, edebi yönü zayıf, süper bir bilim kurgusu ile doyurucuydu. Hele Edison – Tesla hikayesi süperdi. İçindeki bilim ve felsefe kitabın edebi yönünü silik hale getirmiş ve bu okurken bazı şeyleri eksik hissetmenize yol açıyor. Ortada büyük bir emek ve başarılı bir kurgu olduğu doğru ama kitabı bitirip kapatırken üzerine birçok soru işareti koyup kaldırdım. Soru işaretlerini yorumda söylemek istemiyorum çünkü direk roman ile ilgili spoiler olacak. İçerisinde bazen ateist ve aşırı derecedeki Hristiyanlık propagandası çok da abartılmış. Yine de fantastik, bilim kurgu, aksiyon, felsefe severler rahatlıkla okuyabilir tavsiye ediyorum.
640 syf.
·12 günde·9/10
olasılıksızda epilepsi hatalığı, empatide de sinesteziyi işlelmiş. çok sayfa sayısına karşın okumaya fazlasıyla değer bir kitap. insan psikolojisi, araştırma laboratuvrı, çılgın bilim insanları, zihin, kontrol. soluksuz okuduğum psikoloji üzerine yazılmış harikulade bir kitap diyebilirim. insan psikolojisi bir kitaba bu kadar güzel uyarlanabilir. akıcılık, kurgu çok güzel tasarlanmış.felsefe üzerine yazılan bilgiler size benliğinizi ve gerçekleri sorgulatacak. adam fawer dan yine çok güzel bir çıkış. kitabı okuduğunuza pişman olmayacaksınız. şimdiden heyecanlı okumalar...
254 syf.
·Beğendi·9/10
Günümüz dünyasındaki emperyalist ekonomik güçlerin, dünya üzerinde nasıl bir hakimiyet kurduklarını, mevcut hükümetleri yıkıp kendi sömürücü sistemlerini oluşturmak için nasıl kukla hükümetler getirdiklerini açık ve sade bir dil ile aktarmaya çalışmış Perkins bize. Bir zamanlar kendisininde parçası olduğu bu ekonomi baronlorunun sistemi dünyaya nasıl yön verdiklerini, başta siyasi kurumlar olmak üzere sivil toplum örgütlerinin baronların amaçlarına nasıl hizmet ettiklerini itiraf ediyor yazar kitabında. Bu itirafların bir kısmını her ne kadar bilsekte, başrol oyuncularıyla birlikte bir kitapta toplanması, kitaplığınızda bir arşivsel doküman olacaktır.
690 syf.
·59 günde·10/10·
Empati, kütüphanemde olması
Gereken bir kitap benim için...

Bu kitap ile ilgili incelemeyi yazmaya başlarken bu kadar iyi bir kitabı hak ettiği gibi anlatabilirim umarım... :)

Adam Fawer’in ikinci romanı Empati...
Yazar bu kitabın da gnostisizm, empati, Sinestezi gibi konuları harmanlayarak ortaya tadından yenmez bir kitap çıkartmış...

" İnsanlar söylediklerinizi ya da
yaptıklarınızı unutur,
Ama onlara neler hissettirdiğinizi asla
unutmaz."

Kitap Maya Angelou’ nun bu sözleri ile başlıyor ve sonra size bilimden felsefeden tutun yer yer 'Tanrı' hakkında dahi düşündürücü anekdotlar veriyor...

Kitabın akıcılığı yetişemeyeceğiniz kadar iyi..
Bir yandan tek solukta okumak neler olup bittiğini hemen öğrenmek isterken, Bir yandan da bazı yerleri birkaç defa daha okuyacaksınız...

Kitabın, olayların anlatım sırası öyle bir koordine edilmiş ve kurgulanmış ki sadece bu kurgu için bile takdir edilebilir...

Yazarın ilk romanı Olasılıksız, on sekiz dile çevrilmiş ve “en iyi ilk roman” dalında 2006 International Thriller Writers Ödülünü kazanmıştır.

Bir grup okur Olasılıksız’dan sonra Empati’nin pek iyi olmadığını düşünüyor ama bana sorarsınız merak, öğreti ve tatmin konusunda aralarında hiç fark yok...

Bir miktar Sipoi ilave ediyoruz şimdi :)

Ana karakterlerden Elijah harfleri ve duyguları renk olarak görüyor,
Winter ise nota olarak..
Yani çevrelerinde bulunan insanların duygularını ne hissettiklerini algılayıp onlara istedikleri duyguyu verebiliyorlar...

En çok hoşuma giden anlatımlardan sadece biri Elijah’ın enokolofob fobisini anlatan şu satırlardı;

" Tanrı bile bir enokolofob için New York metrosundan daha beter bir işkence odası tasarlayamazdı."

Enokolofob:
Kalabalıktan korkmaktır...
Bu tarz insanlar fazla kalabalığa karışmaz, mecbur kalmadıkça dışarı çıkmazlar. Bu durumlarına karşı arkadaş edinmekte oldukça başarılıdırlar...
Bu hastalığa sahip insanların genelinde ayna nöronlar oldukça gelişmiştir,
Bu sebeple empati yetenekleri oldukça gelişmiştir...

Kitap, size yapmak istediğiniz şeylerin aslında sizin isteğiniz mi olduğunu sorgulatıyor.
Merak uyandırıcı değil mi ?
Empati, hep başkalarının bizimle ilgili duygu ve düşüncelerini merak edip, Onları okuyor ya da görüyor olmak isteriz ya, işte bu kitaptan sonra bunu pek de istemeyecek normal olduğunuz için şükredeceksiniz...

Ben cok begendim, Sevgili okur..
Okumaya değer bir kitap,
Neden kütüphanenizde, olmasın ki :)
Keyifli okumalar...
640 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Kitabın kapağında aynen şöyle yazıyor: Olasılıksız'ın yazarı Adam Fawer'dan. Ve kitap ilerleyiş tekniği bakımından Olasılıksız ile neredeyse aynı. Başlangıçta birçok karakter var, bu karakterlerin başına ilginç şeyler geliyor. Hikaye ilerledikçe karakterlerin hayatı kesişmeye başlarken heyecanın dozajı da gittikçe artıyor ve kitabın sonunda müthiş bir son sizi bekliyor. Adam Fawer okuyucularını şaşırtmayı seven ve bunu başarabilen bir yazar.

Romanın serim kısmı, yaklaşık 150 sayfa, birçok şeyi anlamadığınız için biraz sıkıcı geçiyor ama olayların hızı da heyecanı da sayfalar ilerledikçe artıyor. Etraflarındaki insanların duygularını hissedebilen, onları kendinde toplayıp yayabilen, hatta kontrol edebilen empatların hikayesi anlatılıyor bu kitapta. Yazar hiçbir zahmetten kaçmadan bilim, felsefe, bilişim dünyasına dair bir sürü araştırma yapmış. Zaten bu araştırmalar olmadan roman çok daha kuru, alelacele geçiştirilmiş bir şey olurdu sanırım. Sık sık Tanrı inancını sorguluyor ama bu sorulara cevap vermiyor. Roman, roman olarak kalıyor.

Bir de bu romanı okurken bir şey fark ettim. Amerikanların hepsi çok yetenekli insanlar abi. Elbette kitapta yetenekleri sıra dışı olan insanlar anlatılıyor. Ama romanda sıradan olabilecek insanların da inanılmaz yetenekleri var. Blogu milyonlarca kişi tarafından okunan SpyGurl ya da Elijah'ın kuzeni hacker Steve Grimes gibi. Aralarında normal olan hiçbir insan yok ve bu kadar yetenekli insanın aynı anda bir araya gelmesi insanda bir "Yok artık!" nidası uyandırıyor.

Bilimden, edebiyattan, felsefeden bolca bahsediliyor ve size sürekli aynı soru soruluyor. Yaşamınızın kontrolünün ne kadarı sizde? Uzun zamandır bu kadar sıkı bir macera romanı okumamıştım. Keyifli okumalar...
320 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Şiddetli bir tavsiye üzerine aldığım ve 'nasıl okuyacağım ben bunu şimdi ' diye kara kara düşündüğüm kitap..Çünkü ne finansal durumlardan anlarım ne de ekonomiden..Sıkılırım ,bunalırım sanmıştım...Önyargımı öylesine yıktı ki..Dünya üzerinde nefes alan her canlıya dokunuyor..Ve bence dini,dili,ırkı,ülkesi,kıtası farketmeksizin her insanın okuması gerek..Yüzyıllarca süre gelen bir oyunun en iyi oyuncularından birinin dilinden kaleme alınmış..Hepsi yaşanmış..Hepsi gerçek..Bu itiraf bir uyanışın habercisi oldu benim için..İsterimki uyanışta olan herkes uyansın...iNCELEMENİN ÖZÜ : MUTLAKA OKUYUN OKUYUN OKUYUN...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 19.555 okur okudu.
  • 407 okur okuyor.
  • 7.981 okur okuyacak.
  • 617 okur yarım bıraktı.