1000Kitap Logosu
Khaled Hosseini

Khaled Hosseini

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
234bin
Okunma
9,4bin
Beğeni
141bin
Gösterim
Tam adı
Halit Hüseyni
Unvan
Tacik Asıllı Romancı ve Doktor
Doğum
Kabil, Afganistan, 4 Mart 1965
Yaşamı
Şu anda ABD vatandaşıdır. İlk romanı Uçurtma Avcısı, 2003 yılında yayımlanmış olup pek çok ülkede en çok satanlar listesine girmiştir. İkinci romanı Bin Muhteşem Güneş 22 Mayıs 2007 tarihinde satılmaya başlanmıştır. Hüseyni, Kabil doğumlu olup Alevilik mezhebine mensup bir yazardır. Babası Afganistan Dış İşleri Bakanlığında çalışmıştır. 1970 yılında baba Hüseyni, Afganistan Elçiliğindeki görevi dolayısıyla ailesiyle birlikte Tahran, İran'a yerleşmiştir. 1973 yılında Hüseyni ailesi, Halit'in erkek kardeşinin doğacak olması sebebiyle Kabil'e geri dönmüştür. Ailenin Afganistan'a dönmesinin ardından birkaç ay sonra da 40 yıllık Afgan lider Zahir şah kuzeni Davut Han tarafından düşürülmüştür. 1976 yılında Hüseyni'nin babası Paris'te kendine bir iş bulmuştur ve bütün ailesini bu şehre taşımıştır. Hüseyni Ailesi'nin Kabil yerine Paris'i tercih etmesinin sebebi, Afganistan'ın o dönemlerde içinde bulunduğu komünist baskıdır. Bu sebepten dolayı, Hüseyniler 1980 yılında ABD'den siyasi sığınma hakkı kazanmış ve San Jose, Kaliforniya'ya yerleşmişlerdir. Uçurtma Avcısı kitabında bu göç dolu yaşamına değinmiştir. Hüseyni, 1984 yılında Independence High School Lisesi'ni bitirdikten sonra Santa Clara Üniversitesi Biyoloji bölümüne kabul olmuştur. 1988 yılında mezun olan Hüseyni, ertesi sene Kaliforniya Üniversitesi Tıp bölümüne girmiştir. 1993 yılında cerrah olan Hüseyni, dahili cerrahideki ihtisasını 1996 yılında Los Angeles'taki Cedars-Sinai Medical Center'da tamamlamıştır. Hüseyni doktorluk mesleğine ilk kitabı Uçurtma Avcısı'nı yazdıktan bir buçuk yıl sonraya kadar (2004) devam etmiştir. Hüseyni şu anda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nda iyi niyet elçisi olarak mültecilere yardım etmektedir. Hüseyni, Kuzey Kaliforniya'da İran asıllı Amerikan eşi Roya ve iki çocuğuyla hayata devam etmektedir.
375 syf.
·
6 günde
·
7/10 puan
FİKRİN FAHİŞELİĞİ
Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor. Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez daha yıkıldım. Sanki bugüne kadar kimse başını okşamamış gibi davrandı. Başını okşamaya muhtaç gibi kedi gibi süzüldü elime doğru. Çıkardım onlara 5 lira daha verdim. Gözlerine baktım. Bir dünya o gözlerde. 5 lira lan altı üstü 5 lira. Adaletine sıçayım dünya… Sonra eve doğru ilerlerken mutluluğum yerini yavaş yavaş hüzne bıraktı. 1 lira lan 1 lira… 1 lira dediğin şeyi yere düşmüş olsa eğilip alıp almakta tereddüt ediyoruz lan… Bir paket sigara parası bile değil. Sonra dönüp bizim yeğene baktım. Kendime baktım. O esnada yanımızdan akülü oyuncak arabasıyla bir çocuk geçti. Muhammed bakmadı bile. Çünkü kendisi akülü arabayı halletmiş. Şimdiler akülü helikopter istiyordu. Sonra o çocuklar ve bir lira geldi aklıma. Dudaklarımda yine aynı söz Adaletine sıçayım dünya… Senin o olmayan adaletine… Aradan bir hafta geçti. Okula gitmeden önce yolumun üstünde bir tezgâhta kaçak sigara satan Afgan Ali’den bir sigara almaya gittim. Baktım o çocuklar meğer bizim sigaracının çocuklarıymış. Sigaramı aldım. Ali, Hüseyin Ağa dedi. Ben gidiyorum. Hakkını helal et. Nereye, dedim. Avrupa’ya, dedi. Nasıl gideceksin, dedim. Denizden Yunanistan’a geçiriyorlar dediler. Oradan yürüyerek Avrupa’ya kadar gideceğiz, dedi. Şansımız dönerse Amerika’ya geçersek kurtuluruz, dedi. Hayırlı olsun, Allah'a emanet ol, dedim. Sonra çocuğa baktım, eline bir lira verip göz kırptım, yine gözlerinde o eşsiz sevinç. Aradan bir ay geçti. Televizyon kanalları haber geçiyordu, denizden Yunanistan’a kaçak olarak geçmeye çalışan göçmenler boğulup ölmüşlerdi. Fotoğraflara baktım. İçler acısı, kadınlar çocuklar… Bir ara bir tanesini bizim Afgan Ali’ye benzettim ama emin olamadım. Neticede muhtemelen onunda akıbeti öyle bir şeydi. İki üç ay daha geçti... Kıyıya başka çocuk cesetleri vurdu. İçim acıyarak o resimlere baktım. Adaletine sıçayım dünya dedim. Senin olmayan Adaletine… Halit Hüseyin Uçurtma avcısı kitabında etrafımızda belki binlercesiyle karşılaşacağımız olaylardan sadece bir tanesini anlatmış. Çokta güzel anlatmış. Bize hüznün doruk noktaları yaşatmış. Başarılı ve çok güzel bir yapıt olmuş. Afganistan’tan iki çocuğun hikayesini anlatmış. Kitabı okurken ister istemez düşündüm. Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Libya, Irak… Düşünsenize bu ülkelerde ve daha saymadığım kaç tane ülkede Emir var, kaç tane Hasan var... Peki neden? Neden bu çocuklar bu dünyanın adaletsizliği ödemek zorunda. Vereceğimiz cevap tektir. Emperyalist Devletler. Peki, Emperyalist Devletler başı kim, Amerika. Peki, Halit Hüseyni kitapta bundan söz etmiş mi? Hayır. Ona göre Amerika kurtarıcı… Afganistan’ın başına ne geldiyse ya Komünistler ya Rusya ya da Taliban yüzünden. Amerika Halit Hüseyni’ye göre bir sevgi pıtırcığı. Rusya’ya karşı Taliban’a silah veren zaten ben. Sonra o Taliban’a operasyon yapacağım diye yıllarca Afganistan’ı işgal edende ben. Irak’ta Saddam’ı büyütüp büyütüp sonra Saddam’ı bahane edip bir buçuk milyon Iraklıyı katleden de ben. Yemen’in bu hale gelmesine sebep zaten ben. Düşünün dünyadaki yüz binlerce çocuğun katili Bay Bush’tan ödül almış yazarımız. Afganistan’daki dramı çok güzel anlattığı için. Peki bir gram aklına gelmedi mi yanındaki kişinin bebek katili olduğu… Halit Hüseyin’in yaptığı şey en hafif tabiri ile düşüncenin namussuzluğu, fikrin fahişeliğidir. Edebiyat, sadece haz almak için yapılan bir sosyal aktivite olsaydı. Edebiyat, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir alan olsaydı. Bugün bu incelemede Halit Hüseyin’i yerden göğe çıkarırdık. Fakat Edebiyat sadece Edebiyat değildir. Edebiyat aynı zamanda namustur, şereftir... Edebiyat aynı zamanda… Sevgiyle Kalın…
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
·
37 günde
·
10/10 puan
Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum. Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir mi? Evet yazarımız bize bu bahsini ettiğimiz arkadaşlığı mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir dil beklentisi içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz. Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin. Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz… Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog. Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır! Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Dik bir yamaçtan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiydim... Kitap, ihanetin ve sadakatin bedellerini, babaların oğullarıyla ilişkilerini ve babaların çocuklar üzerindeki etkilerini göstermektedir. Sevgi, yalan, dostluk ve fedakarlıklarla dolu bir hikaye... Savaşın etkileri, güzelim toprakların yok edilişi, gaddarlıklar, ırkçılık ve insanlara yapılan zulümleri gözler önüne sermiş bir hikaye... Ayrıca kitapta dikkat çekici olan bir kısım da mültecilerin terk ettikleri ülkelerine olan özlemlerinin hiç bitmemesi, ortak geçmişi paylaştığı insanlara duyulan özlem ve kendi gelenek ve kültürlerini her koşulda yaşatmak için çabalamaları. Bununla birlikte kitapta Afgan halkının Amerika’ya sığınan kesimine yer verildiği için Amerika’ya uyum süreçleri ve iki ülke arasındaki bazı sosyal ve kültürel farklılıklara da kitapta dikkat çekiliyor. Bir kısmı sığındıkları ülkelerde yeni bir yaşam kurarken diğerleri de bir gün yeniden eski bildikleri Afganistan’a dönme umuduyla yaşıyor. Ancak öyle görünüyor ki bu umudun yeniden yeşereceği Afganistan çok yakın bir gelecekte değil. kesinlikle okumanızı tavsiye ederim son zamanlarda okuduğum en iyiler arasında. keyifli okumalar.
Uçurtma Avcısı (Midi Boy)
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
Öncelikle romanı okumayan arkadaşlar için incelememin spoiler içerdiğini söylemek isterim. Yazarın ilk romanı olan Uçurtma Avcısı’nda aynı sütanneyi paylaşan Emir ve Hasan’ın aralarında geçenlerden, Afganistan’da krallığın çöküşünden, Taliban yönetimi gibi olaylardan bahsedilir. Roman Peştun olan Emir’in ağzıyla yazılmıştır. Hasan Emir’e çok bağlı, onu seven, onun için her şeyi göze alabilen bir karakterdir ama Emir için aynı şeyi söylemek biraz zordur. Emir zaman zaman Hasan’ı seviyor olsa da onu kıskanır, cahilliğiyle alay eder. Bir gün Hasan’ın tecavüz edilişine şahit olan ve hiçbir şey yapmadan oradan kaçan Emir ömrü boyunca bu ihanetini unutamaz. Yıllar sonra Hasan’ın babasının oğlu olduğunu yani kardeş olduklarını öğrenir ve belki de hatasını telafi etmek için Hasan’ın yetim kalan oğlunu evlat edinir. Afganistan’da geçen olaylar her ne kadar biraz sıkılmama sebep olsa da sürükleyici ve oldukça etkileyiciyi bir romandı. Özellikle Hasan’a tecavüz edilen bölüm ve Hasan’ın oğlu Sohrab’ın intihar ettiği kısım beni derinden etkiledi.
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
·
16 günde
·
10/10 puan
iyi ki seni tanıdım Hasan
İyi ki okudum.İyi ki bu şahane kalemi ve Hasan’ı tanıdım.Emir’in şanslılığını kıskandım.Çünkü onun bir Hasan’ı ve onun inci tanesi Sohrap’ı oldu. Okurken “hayırrr” diye haykırdım,ağladım,durup kendimi sakinleştireceğim günler verdim araya.Dakikalar demiyorum,günler.Çünkü kabullenemediğim şeyleri;okumak,yerine koymak,sindirmek çok zordu. Altüst olan hayatlar,yıkılan yuvalar,annesiz babasız kalan evlatlar,evladına yiyecek bir şey alabilmek için protez bacağı için pazarlık yapan baba,saatlerce ağladım.Zamanımızla kıyaslayıp her evladım için ayrı yemek yapmaya üşenirken,yiyecek hiçbir şeyi olmayan evlatları ,ne yedireceğini bilemeyen annenin acısını…Ahh yazarken bile gözümün yaşının önüne geçemiyorum; evlatlarımın yemek bulup beğenmemeleri ayrı benim yapacak bir sürü çeşit varken üşenmem ayrı bir lüks,” ne kadar da nankörüz”dedim. Emir’e sayfalarca kızdım,Sohrap için mücadele cesaretini nihayet göstermese kitabı bitirdiğimde de kızıyor olacaktım.Hasan ve yaşadıkları içimde isyan biriktirdi,ona ne o yaşamı ne de o ölümü yakıştırabildim.Sohrap da babasının kaderini paylaşırken Assef’i dar ağacında sallanırken görüp üstüne taşlansın,hatta kurşunlansın istedim kendisi gibi gaddar bir ölümü hak ediyordu,içimdeki öfkeyi bastırmakta zorluk çektim.Bir insan nasıl bu kadar zalim olabilir dedim.Özü mü kötüydü ailesi mi yetiştiremedi,çevre faktörü mü?Hayır asla,onun bu yaptıklarına anlam veriyor olamayacağım.Kitapta geçen ve çok hoşuma giden bir söz vardı: " Yeniden iyi biri olmak mümkün..."Rahim Han söylemişti.Assef de iyi bir insan olmaya çabalayabilirdi. Ben Emir’i son mücadelesiyle hatırlamaya çalışacağım.Ama Hasan’ı asla unutmayacağım.Dostu için pislik yemeyi bile göze alabilen güzel çocuk, güzel adam,güzel eş,güzel baba.Seni çok sevdim.Şimdi benim de güzel kahramanımsın.Seni seviyorum Hasan.
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Solmuş ve unutulmuş umutların diyarı.
Ortadoğu"; savaşı, acıyı, yıkımı, yozlaşmayı aklımıza getirmek yerine; İran kilimleri gibi rengârenk motiflerin bir araya gelmesi gibi farklılıklarıyla ruhumuzu okşayabilirdi.. Maalesef ki öyle olmadı..
Yaşar Kemal
Yaşar Kemal
'in dediği gibi savaşı icat eden cenneti göremeyecek belki fakat bu dünyada bolca rant, para,rozet, madalya kazanacak ve bolca kin,nefret ve ah.. Ortadoğu halkı bu kadar kayıtsız olduğu için mi bunca acı çekmiştir yoksa bunca acı mı onları kayıtsız yapmıştır bilemiyorum.. Ama bundan en çok etkilenen yine kadınlar ve çocuklar olmuş. Yolu olmayan, toprak ve taşlarla işlenmiş, kendine has hüzünleri olan kerpiç evler. Asfaltsız, toz toprak, çamur içindeki sokaklara bakan şirin balkonlar. O balkonlarda uçurtmaları selamlayan çiçekler. Afganistan denilince aklıma gelen manzara bu olurdu hep.. Aynı bahçe içinde büyüyen ama farklı kaderleri yaşayan iki çocuk. Kitaba ilk başladığımda hikâyenin bundan ibaret olduğunu sanıyordum ama yanılmışım.. Bu kitabı çok içselleştirdiğim için hakkında inceleme yapmam çok zor bu yüzden kitabı tavsiye etmekten başka bir şey diyemiyorum..
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur. Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.