·
Okunma
·
Beğeni
·
274669
Gösterim
Adı:
Uçurtma Avcısı
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Kite Runner
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)
375 syf.
·6 günde·7/10
Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor.

Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez daha yıkıldım. Sanki bugüne kadar kimse başını okşamamış gibi davrandı. Başını okşamaya muhtaç gibi kedi gibi süzüldü elime doğru. Çıkardım onlara 5 lira daha verdim. Gözlerine baktım. Bir dünya o gözlerde. 5 lira lan altı üstü 5 lira. Adaletine sıçayım dünya…

Sonra eve doğru ilerlerken mutluluğum yerini yavaş yavaş hüzne bıraktı. 1 lira lan 1 lira… 1 lira dediğin şeyi yere düşmüş olsa eğilip alıp almakta tereddüt ediyoruz lan… Bir paket sigara parası bile değil. Sonra dönüp bizim yeğene baktım. Kendime baktım. O esnada yanımızdan akülü oyuncak arabasıyla bir çocuk geçti. Muhammed bakmadı bile. Çünkü kendisi akülü arabayı halletmiş. Şimdiler akülü helikopter istiyordu. Sonra o çocuklar ve bir lira geldi aklıma. Dudaklarımda yine aynı söz Adaletine sıçayım dünya… Senin o olmayan adaletine…

Aradan bir hafta geçti. Okula gitmeden önce yolumun üstünde bir tezgâhta kaçak sigara satan Afgan Ali’den bir sigara almaya gittim. Baktım o çocuklar meğer bizim sigaracının çocuklarıymış. Sigaramı aldım. Ali, Hüseyin Ağa dedi. Ben gidiyorum. Hakkını helal et. Nereye, dedim. Avrupa’ya, dedi. Nasıl gideceksin, dedim. Denizden Yunanistan’a geçiriyorlar dediler. Oradan yürüyerek Avrupa’ya kadar gideceğiz, dedi. Şansımız dönerse Amerika’ya geçersek kurtuluruz, dedi. Hayırlı olsun, Allah'a emanet ol, dedim. Sonra çocuğa baktım, eline bir lira verip göz kırptım, yine gözlerinde o eşsiz sevinç. Aradan bir ay geçti. Televizyon kanalları haber geçiyordu, denizden Yunanistan’a kaçak olarak geçmeye çalışan göçmenler boğulup ölmüşlerdi. Fotoğraflara baktım. İçler acısı, kadınlar çocuklar… Bir ara bir tanesini bizim Afgan Ali’ye benzettim ama emin olamadım. Neticede muhtemelen onunda akıbeti öyle bir şeydi. İki üç ay daha geçti... Kıyıya başka çocuk cesetleri vurdu. İçim acıyarak o resimlere baktım. Adaletine sıçayım dünya dedim. Senin olmayan Adaletine…

Halit Hüseyin Uçurtma avcısı kitabında etrafımızda belki binlercesiyle karşılaşacağımız olaylardan sadece bir tanesini anlatmış. Çokta güzel anlatmış. Bize hüznün doruk noktaları yaşatmış. Başarılı ve çok güzel bir yapıt olmuş. Afganistan’tan iki çocuğun hikayesini anlatmış. Kitabı okurken ister istemez düşündüm. Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Libya, Irak… Düşünsenize bu ülkelerde ve daha saymadığım kaç tane ülkede Emir var, kaç tane Hasan var...

Peki neden? Neden bu çocuklar bu dünyanın adaletsizliği ödemek zorunda. Vereceğimiz cevap tektir.
Emperyalist Devletler.
Peki, Emperyalist Devletler başı kim, Amerika.
Peki, Halit Hüseyni kitapta bundan söz etmiş mi? Hayır.
Ona göre Amerika kurtarıcı…
Afganistan’ın başına ne geldiyse ya Komünistler ya Rusya ya da Taliban yüzünden.
Amerika Halit Hüseyni’ye göre bir sevgi pıtırcığı.
Rusya’ya karşı Taliban’a silah veren zaten ben.
Sonra o Taliban’a operasyon yapacağım diye yıllarca Afganistan’ı işgal edende ben. Irak’ta Saddam’ı büyütüp büyütüp sonra Saddam’ı bahane edip bir buçuk milyon Iraklıyı katleden de ben.
Yemen’in bu hale gelmesine sebep zaten ben.

Düşünün dünyadaki yüz binlerce çocuğun katili Bay Bush’tan ödül almış yazarımız. Afganistan’daki dramı çok güzel anlattığı için. Peki bir gram aklına gelmedi mi yanındaki kişinin bebek katili olduğu… Halit Hüseyin’in yaptığı şey en hafif tabiri ile düşüncenin namussuzluğu, fikrin fahişeliğidir.

Edebiyat, sadece haz almak için yapılan bir sosyal aktivite olsaydı. Edebiyat, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir alan olsaydı. Bugün bu incelemede Halit Hüseyin’i yerden göğe çıkarırdık. Fakat Edebiyat sadece Edebiyat değildir.
Edebiyat aynı zamanda namustur, şereftir...

Edebiyat aynı zamanda…

Sevgiyle Kalın…
375 syf.
·37 günde·10/10
Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum.

Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir mi?

Evet yazarımız bize bu bahsini ettiğimiz arkadaşlığı mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir dil beklentisi içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz.

Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin.

Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz…

Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog.

Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır!

Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?
  • Küçük Prens
    9.0/10 (24.894 Oy)29.165 beğeni95.764 okunma17.376 alıntı1.807.331 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (38.833 Oy)45.890 beğeni128.080 okunma23.512 alıntı428.755 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (22.625 Oy)25.920 beğeni82.858 okunma11.567 alıntı414.064 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (21.718 Oy)23.478 beğeni80.991 okunma13.315 alıntı274.610 gösterim
  • Dönüşüm
    8.1/10 (21.916 Oy)21.644 beğeni87.612 okunma4.450 alıntı2.248.424 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (25.945 Oy)26.371 beğeni91.827 okunma9.404 alıntı588.475 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (22.459 Oy)23.643 beğeni79.684 okunma5.110 alıntı2.434.324 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (15.526 Oy)15.777 beğeni59.674 okunma4.122 alıntı254.435 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (12.121 Oy)13.289 beğeni45.956 okunma2.688 alıntı200.090 gösterim
  • Serenad
    9.1/10 (15.409 Oy)17.056 beğeni51.761 okunma10.516 alıntı177.601 gösterim
375 syf.
·10/10
Sabahın 06.34'ünde yazmaya başlamak bir deli işidir. Uykusuz uykusuz.. Deli değilim fakat akıllı olduğumu da söyleyemem. :)

Bu kitabı herkese öneremeyeceğim malesef. Bu muazzam kitabı sadece güzel yürekli insanlara önerebilirim..

Güzel kitap.. Değerlim.

Kitabın her sayfasında farklı bir anım var. Daha ilk sayfalarında beni çok etkileyen bir kitap.

Kitabı alışımda bile güzel anım var. Dediğim gibi güzel kitap. Anısı da güzel olur.. En yakın zamanda kitapçıya gidip bu kitabı alacağım diye düşündüğüm günlerde, anne ısrarıyla bir misafirliğe gitmiştim. Tabi bu zorlu gidişte yanıma bir kitap aldım ki çok sıkılırsam okuyayım. Her ne kadar okumasam da benim için çok güzel bir şeye vesile oldu. O kitabı elimde gören ev sahibinin kızı bana kütüphanesinden kitap hediye etmek istedi ve "Uçurtma Avcısı" nı verdi. Ona çok teşekkür ederim. Ama ben bunu Allah'ın lutfu olarak görüyorum, tüm sıkılmalarıma karşılık..

Dediğim gibi, Güzel kitap.. Değerlim.

Tekrar tekrar okumak isteyip, bir kere okuduğum kitabı ikinci defa okuyamama karşılık, sadece aralarından rastgele sayfa açıp, satırlarında göz gezdirdiğim kitap..

Eğer siz de Emir gibi kalbinizin en değerli köşesinde baba sevgisi eksikliği hissediyorsanız, ya da canınız pahasına sevdiğiniz "Sen iste, bin tane uçurtma getireyim" diyebildiğiniz bir arkadaşınız varsa, hiç durmayın derim.. Yalnız dikkatli olun, gözyaşlarınıza hakim olamayabilirsiniz.

Güzel kitap, Değerlim..

Bu kitabı okuduktan sonra bir müddet okuduğum kitaplardan bir şey anlamadım. Sevemedim. Basit geldi. Güzel gelmedi. Her önerilen kitaba Uçurtma avcısı gibi mi? Dedim. Cevap hayırsa almayı da okumayı da erteledim. Çünkü ben bu kitabı çok sevdim. 'Ne kadar abarttın' diyecekseniz eğer, imkanım olsa biraz daha abartırım derim. Çünkü güzel kitap.. Değerlim..

Tatile giderken sayfaların kenarına çantamdan gıda boyası bulaşan kitap, ikinci el olduğu için buruşuk, bazı yerlerde altı çizili kitap, okurken sayfalarında gözyaşlarımın bulunduğu kitap, ne kadar eski gözüksen bile seni roman olan bütün kitaplardan daha çok seviyorum. Güzel kitap, Değerlim.. Dediğim gibi, seni seviyorum..
375 syf.
·4 günde
Hayat Güzeldir filmini izlemişsinizdir, Piyanist filmini ya da Schindler'in Listesi filmini, çok beğendiniz dimi? Evet harika filmler ben de çok beğendim, daha doğrusu duygulandım. Filmlerdeki dram fena, kurgu güzel. Ama bu filmler ne kadar başarılı da olsa, doğru da olsa (Yahudiler çok büyük bir kıyıma uğradı) bu filmlerdeki asıl amaç duyar kasmak ve hatırlatmak, birazda politik ama biz dramda kaybolup bunu görmüyoruz. Hayır antisemitist falan değilim. Aynısını Amerikalılar zaten hep yapıyor, yıllarca Rambo'yu izleyip Vietnam işgalinde ölen Amerikalılara üzüldü dünya. Neyse ne alaka şimdi bunları neden yazıyorum. Alaka şu arkadaşlar.
Uçurtma Avcısı, bence, bir Afgan tarafından yazılan, Amerika'nın Afganistan İşgali'ni haklı göstermek için kullandığı, çok satanlara sokup pazarladığı bir kitaptır. Tamam, tamam, bir dakika kızmayın hemen. Katılırsınız, katılmazsınız ama önyargılı olmadığımı anlamak istiyorsanız sizde önyargısız incelemenin sonuna kadar okuyun ya da burada bırakın. Öncelikle şunu söylemem lazım kitabı şuan bitirdim, aramızda kalsın gözlerim yaşardı çoğu yerinde, beni darmanduman etti diyebilirim. Ama bunu yazmak zorundayım. Tamam belki Halit Hüseyni'ye haksızlık ediyorum (ki kitabı daha edebi yönden incelemedim onu da yazıcam çokta beğendim) kendisi halimevcut BM iyi niyet elçisi olarak mülteci kamplarında görevliymiş. Elbette bu yazdırılmış ya da yazarın o amaçla yazdığı bir kitap değildir fakat yazarın dışında gelişen olaylarla bu amaçla kullanılmış olabilir. Neden böyle düşünüyorum peki? Hepimizin de bildiği ya da karşı karşıya olduğu bir kavram var "Politik Algı" Baazı devletler (!) ve siyasetçiler sinemayı olduğu gibi kitapları da toplumları kontrol etmek, istedikleri kültürü, düşünceyi, ideolojiyi ve inançları dayatmak için kullandılar, kullanıyorlar. 11 Eylül saldırılarının hemen akabinde ve bahanesiyle 2001 yılında yani artık savaşlar olmasın nutuklarıyla adım atılan 21. yüzyılın ilk senelerinde Afganistan'ı işgal etti. 2002 senesinde de bu kitap piyasaya çıktı. Tam Amerika'nın isteyeceği bir kitap hatta isteseler kendileri bu kadarını yazamaz, çünkü kitabı okuduktan sonra Afganistan'ı işgal eden Komünist Sovyetler'den nefret ediyorsunuz, Afganistan'ın ikinci işgaline zemin hazırlayan Taliban'dan nefret ediyorsunuz. Amerika ise kitapta tam bir ütopya, kurtuluş yeri, hiçbir eleştiri yok. Hatta yardım eden. Şimdi itiraf edin roman karakterlerimizin başına gelenlerden sonra aranızda ABD iyi ki girmiş Afganistan'a diyeniniz olmuştur? Olmadı? Hmm. Tabi. Bu arada Halit Hüseyni'nin Bush'la vs. çekilmiş fotoğraflarını gördüm. Halit Hüseyniden ziyade Bush mutlu. Hacı iyi ki yazmışsın o kitabı der gibiydi. Velhasıl arkadaşlar o amaçla yazılmamışsa bile, yazarı tamamen iyi niyetli olsa bile bu kitap Amerika'nın Afganistan işgalini meşrulaştırmak için güzel bir propaganda olmuştur benim fikrim.

Hala okuyan arkadaşlarımız varsa işin edebiyat kısmına geçelim. Zira edebi olarak inceleme yapamıyorsanız yorum yapmayın diyenler çıktı sitede malum. Sanki burda herkes edebiyatçıymış gibi. Kalemin kemiği olmadığını anlatmak lazım ya neyse.
Kitap bir harika notumdan da anlayabilirsiniz 10 üzerinden 9 verdim. Öncelikle kurgusu çok iyi, heyecan hiç düşmüyor sürekli artıyor. Duygunun yükseldiği çok yer var, gerçekten gözlerim doldu çoğu yerde, yutkunamadım, hatta devam edemeyip kitabı okumayı bırakıp ara verdiğim yerler bile oldu. Olaylar zaten efsane ama bazı durumlar üzerinde durmak istiyorum ben. Kitapta bir cümle var "Yeniden iyi biri olunabilir." hayatta yanlışlar yapılıp, suçlar işlenebilir. Evet bunun telafisi hiç bir zaman olmayabilir. Çünkü bazı yaralar gerçekten kapanmaz, mümkün değildir, kitapta bunları göreceksiniz. Ama "yeniden iyi biri olmak gerçekten mümkün mü?" Emir ya da babası iyi biri olabildi mi yeniden, onları affedebildiniz mi ya da affetmeli miyiz? Ben buna karar veremiyorum galiba bunun üzerinde düşünmem lazım bir süre. Hani diyor ya Cahit Zarifoğlu "ne çok acı var." sanki bu kitabı okuyup demiş diye düşündüm, tabi bu mümkün değil ama aklıma yine Zarifoğlu'nun "Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?" sözü gelince de acaba Halit Hüseyni mi Zarifoğlu okudu diye düşünüyor insan. Acı çok doğru ama Hasan başka Hasan çok başka Hasan beni maffetti. Afganistan'da yaşanan zulüm çok dikkat çekici anlatılmış, betimlemeler falan da çok iyi. Ayrıca Nasrettin Hoca'dan çok fazla bahsetmesi hoşuma gitti. Velhasıl ben bu kitabı çok beğendim, kitap böyle yazılır, kurgu böyle olur, duygu böyle aktarılır, okuyanın ağzına böyle sıçılır. Bravo.
Bu arada bu kitabı bana aylar önce sitedeki bir kitap kardeşliği etkinliği vesilesiyle gönderen Ömer BAKIR 'a da çok teşekkür ediyorum.
440 syf.
·Beğendi·10/10
KESİNLİKLE OKUYUN! SİZE KATACAĞI ÇOK ŞEY VAR!

Şu ana kadar bir çok kitap bitirdim hatta en sevdiğim kitap türü psikoloji olmasına rağmen en sevdiğim kitap Uçurtma Avcısı oldu. Hatta o kadar çok sevdim ki içimden Khaled Hosseini’ye bir teşekkür mesajı yazmak geldi. Oturup bir saat boyunuca upuzun bir yazı yazıp mail attım. Beni çok ağlatan ama aynı zamanda da çok etkileyen bir romandı etrafımdaki herkese tavsiye ediyorum.

Kitapta Emir’e kızdığım çok fazla yer oldu. Bazen onun yerinde olup Hasan’ koruyup kollamak istedim. Korkaklığına çok sinirlendim fakat o kitabın sonlarında yaptıklarıyla hatasını telafi etti. Ve Hasan... Merhametin, sadakatin vücut bulmuş hali. Gerçekten Emir’e kızmasını, intikamını almasını bekledim ama o yine sadakatini korudu ve hiçbir zaman Emir Ağa’sına kötü bir şey demedi dedirtmedi. Baba’ya gelirsek ona da kızdığım noktalar olmadı değil hatta Emir’in böyle olmasının suçlusu Baba’nın Emir’e davranışlarıydı bana kalırsa. Ama yinede ona kızmıyorum onunda haklı yönler vardı çünkü. Ve Sohrab... Sen ne güzel bir çocuksun öyle. Yaşadığı şeylere rağmen çok güçlüydü o küçük kalbi nasılda babası gibi merhamet ve iyilik doluydu.

Mutlaka okuyun ,eminim sizinde favori kitaplarınız arasına girecektir..
375 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Bu kitapta aslında hayatın gerçeklerinden ve olanaklarından bahsediyor iki süt kardeşin yaşadıklarından ve birazda insanın vicdanının nasıl rahatlattıgından.Bence herkezin okuyup ders çıkarması ve kütüphanesinde bulundurması gereken kitaplardan.
375 syf.
·Beğendi·10/10
1000kitap’da ilk incelememi en sevdiğim ve her kese tavsiye etdiyim yazarlardan biri olan Khaled Hosseini’nin yazmış olduğu 4 kitaptan biri olan ve çoğunluk tarafından ukunan ve beğenilen “Uçurtma avcısı” kitabına adamak istedim.Kitaptan önce filmini izledim,o yüzden kitabı okumayı birr süre beklettim,çünki anlatmak istediği şeyi biliyordum ve istediğim tadı alamayacağımı düşündüm. Sonunda kitabı 1 yıl önce okudum. Kitabı elimden bırakamağım için 1 güne bitirdim veee inanılmaz beğendim.🤩 Hasan’ın hayatı fazla anlatılmasa da en çok onun yaşadıkları beni etkiledi. Yaşadığı haksızlığa rağmen dostunu bağışlaması beni hem mutlu etdi hem de ağlatdı.
Her kes tarafından okunmayı ve beğenilmeyi haketmiş kitap olduğunu düşünüyorum.
424 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Her kitap içinde bir can taşır, her canın içinde bir kitap saklıdır. Sen okumayı bilirsen her insan bir kitaptır. Yaşadığımız her gün bir sayfaya tekabül eder 60 yaşına geldiğimizde insanlara okuyacağımız romanlarımız olur.

Hepimizin hayatı tümsekli yollar gibidir. Hiçbirimizinki dingin bir denize benzemez. Kimimizin günleri hastanede sabahlamakla geçer, kimimizinki karanlık bir sokak başında oturup insanların yüzüne umutla bakarak bir yardım eli için bekleyerek geçer, kimimiz ömürlerini başkalarına adar onların mutluluğu için yaşar. Kimimiz hiçbir şeyden haberi yokken bombaların altında uyanır ve can derdine düşer. Khaled Hosseini de bunlardan sadece bir tanesi.

Khaled Hosseini, Afganistan'ın Kabil şehrinde doğmuş. Binaenaleyh Emir'in nereli olacağına karar vermek çok da zor olmamıştır sanırım. Yazarın annesi tarih öğretmeniymiş belki de bu yüzden Emir'in ölmüş annesinin kütüphanesi şiir değil de tarih kokuyordu. O da savaş nedeniyle Emir gibi ülkesini terk edenler arasındaydı. Emir'in dört tane basılmış kitabı varken Khaled Hosseini'in bir kitabı vardı. Ama şimdi ikisi de eşit durumda.
Yazar hayatı boyunca başta kendi olmak üzere tanıdığı herkesi kitaptaki bir karakter ile bağdaştırmış. Bu da o insanlar ölmüş olsalar bile hatıralarının hep hayatta kalmasını sağlamış. Bu yüzden bütün kitap boyunca acaba gerçekten Hasan gibi bir arkadaşı oldu mu diye düşünmekten kendimi alamadım. Gerçi olmasa bile olmuş gibi hissettirdi ya önemli olan o.

Kitapta iki çocuğun dostluğu anlatılıyor. Hasan'ın Emir'e olan sadakati ve Emir'in Hasan'a bilgiçlik taslamaları. Hasan'ın Emir'e olan karşılıksız sevgisi ve Emir'in Hasan'a karşı soğuk tutumu. Hasan'ın yaşadığı talihsizlik ve Emir'in çaresizliği. Hasan'ın başına ne gelirse gelsin ben Emir'in ona ihaneti ettiğini düşünmüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi ikisi de çocuk o zamanlar da. Bir kişinin aynı olay karşısında on yıl sonraki tutumu farklı olabilir. Emir için de böyle, o zamanlar ona göre en mantıklı çare ne ise onu yaptı. Ama çocukça yaptı. Yetişkin bir insanın tutumu farklıdır.
Hasan'ın her koşulda Emir'e siper olması da bence içinde bulunduğu hayat ve ailesinden kaynaklanıyor. Hasan'ın sahip olduğu sayılı şeylerden biri de Emir'in arkadaşlığı. Ona gözü gibi bakıyor çünkü biliyor ki onu kaybederse bir tarafı hep yarım kalacak. Ama Emir için öyle değil. Hasan'ın arkadaşlığı onun sahip olduğu binlere şeyden sadece biri. Hasan onun için ha var ha yok ne fark eder. Yerini kolayca doldurabilir.
Bu açıdan bakınca iki farklı hayat arasında paranın rolünü de görebiliyoruz. Araları bir yaş olan, aynı dönemde yaşayan iki dost, sadece biri diğerinden daha zengin. Hasan'da aynı zamanda yokluğun da getirdiği bir cesaret var. Emir'de olmayan bir gözükaralık var. Bu da onun eksisi olsun.
Hasan her gününü Emir'in hatırasıyla geçirdi. Ama Emir o gün telefon çalmasaydı Hasan'ı hiç hatırlamayacaktı belki de.

Kitabı okurken hiçbir zaman rahat hissetmedim kendimi. Sanki kapakta milyonlarca iğne vardı dokundukça elime batıyordu. Bir gerginlik bütün ruhumu kapladı. Hiçbir sayfayı tebessüm ederek okumadım. Bileklerimin paramparça olduğunu hissettim. Hele gözlerim çok acıdı. Bütün kemiklerim kırıldı sanki. Ama bunları ilk hissedişim değildi. Ben bu acıları ve Hasan'ın sadakatini bir yerden tanıyordum. Ne zamanki kitap bitti geçtim kitaplığın karşısına, aldım elime Fareler ve İnsanlar'ı, gözlerimi kapağında dolaştırdım. Daha önce Hasan karakterlerini Lennie'de tanımıştım. Onun da George'a olan sevgisi sınırsız ve karşılıksızdı. Sadakati her zaman güncelliğini koruyordu. İki kitap arasındaki benzerlik beni oldukça şaşırttı. Bir yandan da düşünmeye sevk etti. Acaba Khaled Hosseini Fareler ve İnsanlar'ı okumuş muydu? Onu kendine örnek olarak mı yazdı yoksa? İki karakter arasındaki benzerlik bilinçli mi yoksa tesadüf mü? Yazarlardan biriyle tanışma imkanım olmadığı, diğeri de öldüğüne göre bu sorularım hep cevapsız kalacak.

Kitap bitip de kafamı yorgunluk içinde arkaya yaslayıp, kendimi dünyama geri döndüğümde, ne hissedeceğimi bilemedim. Tek kelimeyle hissizleştim. Derin bir sessizlik kapladı etrafı. Emir'in tercih ettiği gibi. Hasan'ın zamanında sustuğu gibi. Ve pek çok kadının içten haykırışları gibi.
375 syf.
·6 günde·10/10
Uçurtma Avcısı'nı nihayet okudum...o kadar övüldü ve güzel incelemeler ve yorumlar yapıldı ki hakkında- bir kaç kişi de aşağıladı, ama bir şey diyemeyiz- okumamak imkânsızdı. Galiba bir arkadaşın duygusal yorumundan sonra tamam okuyorum diye karar verdim, bir iki hafta sonra ve bir kaç gün önce de okudum.

Ben de beğendim Uçurtma Avcısı'nı, ve hatta bazı eleştiriler okudumsa bile bu konuda, yazarın anlatım tarzını oldukça iyi buldum, hiç de migros kitabı havası vermiyordu- oysa bende öyle bir kitap olduğu yönünde bir intiba oluşmuştu. Yazarın anlatım tarzı çok iyi, etkileyici, bence dört dörtlük. Duygulanmamak elde değildi, cidden, çok hoştu...elbette..ama tabii birşeyleri de düşünmeden edemedim. Vahşilik söz konusu olduğunda Taliban'a verdiği önemi keşke Sovyetler ve ABD için de gösterebilseydi yazar. Müslümanların vahşi, adi, şiddete ve kana düşkün, iğrenç insanlar olduğu şeklindeki Batı algısına çok da güzel bir destek gibi de olmuş Uçurtma Avcısı. Batı değerleriyle yaşayabilen, ana yurduna yeğenini de götürmek için elinden geleni yapan Emir herhalde belki istemeden de olsa kendi öz vatanına Hasan'a yaptığının bir benzerini yapmış oluyor. Müslümanların, talibanların vb o hallere gelmesini sadece müslüman olmalarına bağlamak ama yeni vatanının yaptıklarını son bir iki sayfada geçiştirmek bana pek de samimi gelmiyor açıkçası. Keşke Emir vatanında yaşasa ve yeni vatanının gerçek vatanına neler yaptığını anlatabilse ve ABD'ye öyle dönseydi...ama herhalde o zaman bu kitap çok da tanınmazdı, beğenilmezdi. Emir Can böyle yapmak yerine yeğenini ABD'ye götürmek için bin türlü sıkıntıya göğüs geriyor, durum öyle bir hâl almış ki, çocukluğunda Hasan'a o kötülüğü yapan Assef bu sefer de yeğenine aynı kötülüğü yapıyor, inanılmaz...Bunların hiç birinin masum hikâyeler olmadığını düşünmeden edemedim açıkçası. Bir çeşit Geceyarısı Ekspresi gibi.
Şöyle dedi: 'Çok korkuyorum.'
'Neden,' diye sordum.
'Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.'
Yine nedenini sordum, şöyle dedi:
'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uçurtma Avcısı
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
375
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Kite Runner
Çeviri:
Püren Özgören
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 73.493 okur

  • Esra Sağlam
  • Büşra
  • Merve Tekin
  • Adnan DEMİRDAĞ
  • E
  • lessie
  • Dilek aydın
  • Sedef Altıntaş
  • Derya Deniz
  • Kitap Hırsızı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%19
14-17 Yaş
%20.3
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%12.7
35-44 Yaş
%15.6
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%4.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.8
Erkek
%29.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%49.8 (10.461)
9
%23.7 (4.968)
8
%13.3 (2.787)
7
%4.6 (958)
6
%1.6 (344)
5
%1.2 (243)
4
%0.4 (83)
3
%0.2 (40)
2
%0.1 (30)
1
%0.3 (60)

Kitabın sıralamaları