Geri Bildirim

Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini

·
Okunma
·
Beğeni
·
126.625
Gösterim
Adı:
Uçurtma Avcısı
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
375
ISBN:
9789752891456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Kite Runner
Çeviri:
Püren Özgören
Yayınevi:
Everest Yayınları
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)
FİKRİN FAHİŞELİĞİ

Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor.

Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez daha yıkıldım. Sanki bugüne kadar kimse başını okşamamış gibi davrandı. Başını okşamaya muhtaç gibi kedi gibi süzüldü elime doğru. Çıkardım onlara 5 lira daha verdim. Gözlerine baktım. Bir dünya o gözlerde. 5 lira lan altı üstü 5 lira. Adaletine sıçayım dünya…

Sonra eve doğru ilerlerken mutluluğum yerini yavaş yavaş hüzne bıraktı. 1 lira lan 1 lira… 1 lira dediğin şeyi yere düşmüş olsa eğilip alıp almakta tereddüt ediyoruz lan… Bir paket sigara parası bile değil. Sonra dönüp bizim yeğene baktım. Kendime baktım. O esnada yanımızdan akülü oyuncak arabasıyla bir çocuk geçti. Muhammed bakmadı bile. Çünkü kendisi akülü arabayı halletmiş. Şimdiler akülü helikopter istiyordu. Sonra o çocuklar ve bir lira geldi aklıma. Dudaklarımda yine aynı söz Adaletine sıçayım dünya… Senin o olmayan adaletine…

Aradan bir hafta geçti. Okula gitmeden önce yolumun üstünde bir tezgâhta kaçak sigara satan Afgan Ali’den bir sigara almaya gittim. Baktım o çocuklar meğer bizim sigaracının çocuklarıymış. Sigaramı aldım. Ali, Hüseyin Ağa dedi. Ben gidiyorum. Hakkını helal et. Nereye, dedim. Avrupa’ya, dedi. Nasıl gideceksin, dedim. Denizden Yunanistan’a geçiriyorlar dediler. Oradan yürüyerek Avrupa’ya kadar gideceğiz, dedi. Şansımız dönerse Amerika’ya geçersek kurtuluruz, dedi. Hayırlı olsun, Allah'a emanet ol, dedim. Sonra çocuğa baktım, eline bir lira verip göz kırptım, yine gözlerinde o eşsiz sevinç. Aradan bir ay geçti. Televizyon kanalları haber geçiyordu, denizden Yunanistan’a kaçak olarak geçmeye çalışan göçmenler boğulup ölmüşlerdi. Fotoğraflara baktım. İçler acısı, kadınlar çocuklar… Bir ara bir tanesini bizim Afgan Ali’ye benzettim ama emin olamadım. Neticede muhtemelen onunda akıbeti öyle bir şeydi. İki üç ay daha geçti... Kıyıya başka çocuk cesetleri vurdu. İçim acıyarak o resimlere baktım. Adaletine sıçayım dünya dedim. Senin olmayan Adaletine…

Halit Hüseyin Uçurtma avcısı kitabında etrafımızda belki binlercesiyle karşılaşacağımız olaylardan sadece bir tanesini anlatmış. Çokta güzel anlatmış. Bize hüznün doruk noktaları yaşatmış. Başarılı ve çok güzel bir yapıt olmuş. Afganistan’tan iki çocuğun hikayesini anlatmış. Kitabı okurken ister istemez düşündüm. Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Libya, Irak… Düşünsenize bu ülkelerde ve daha saymadığım kaç tane ülkede Emir var, kaç tane Hasan var...

Peki neden? Neden bu çocuklar bu dünyanın adaletsizliği ödemek zorunda. Vereceğimiz cevap tektir.
Emperyalist Devletler.
Peki, Emperyalist Devletler başı kim, Amerika.
Peki, Halit Hüseyni kitapta bundan söz etmiş mi? Hayır.
Ona göre Amerika kurtarıcı…
Afganistan’ın başına ne geldiyse ya Komünistler ya Rusya ya da Taliban yüzünden.
Amerika Halit Hüseyni’ye göre bir sevgi pıtırcığı.
Rusya’ya karşı Taliban’a silah veren zaten ben.
Sonra o Taliban’a operasyon yapacağım diye yıllarca Afganistan’ı işgal edende ben. Irak’ta Saddam’ı büyütüp büyütüp sonra Saddam’ı bahane edip bir buçuk milyon Iraklıyı katleden de ben.
Yemen’in bu hale gelmesine sebep zaten ben.

Düşünün dünyadaki yüz binlerce çocuğun katili Bay Bush’tan ödül almış yazarımız. Afganistan’daki dramı çok güzel anlattığı için. Peki bir gram aklına gelmedi mi yanındaki kişinin bebek katili olduğu… Halit Hüseyin’in yaptığı şey en hafif tabiri ile düşüncenin namussuzluğu, fikrin fahişeliğidir.

Edebiyat, sadece haz almak için yapılan bir sosyal aktivite olsaydı. Edebiyat, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir alan olsaydı. Bugün bu incelemede Halit Hüseyin’i yerden göğe çıkarırdık. Fakat Edebiyat sadece Edebiyat değildir.
Edebiyat aynı zamanda namustur, şereftir...

Edebiyat aynı zamanda…

Sevgiyle Kalın…
Her sayfada insanın içini yakan bir başyapıt.
Ana karakterden nefret ettiren yazar zamanla onu affettirmeyi amaçlamış olmalı. Fakat ben yapamadım. Hasan'ın hikayesi, Emir'e karşı taparcasına olan çocuksu sevgisi harikaydı. Fakat; böyle bir sevgiye ihanet ettiği için onu bağışlayamadım.. Hasan karakteri ile bize masumiyetin aslında nasıl olduğunu tekrardan hatırlatan yazara teşekkür etmek isterdim. Filmini izleyenler kitabı okumuş kadar olduklarını zannetmesinler. Şu filmi bir kenara bırakın ve gidip okuyun.
Bu sizin kendinize yapmış olduğunuz en büyük iyilik olacaktır.

Benzer kitaplar

  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (12.150 Oy)15.241 beğeni33.525 okunma1.343 alıntı145.105 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (8.571 Oy)10.784 beğeni26.754 okunma1.581 alıntı112.816 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.261 Oy)5.867 beğeni16.741 okunma428 alıntı96.969 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (6.072 Oy)6.888 beğeni20.113 okunma908 alıntı86.526 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (5.251 Oy)6.329 beğeni17.139 okunma1.992 alıntı98.155 gösterim
  • Şeker Portakalı
    8.9/10 (5.945 Oy)7.188 beğeni19.753 okunma797 alıntı96.816 gösterim
  • Dönüşüm
    8.3/10 (6.628 Oy)7.021 beğeni21.604 okunma460 alıntı111.221 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (4.621 Oy)4.828 beğeni12.483 okunma1.219 alıntı65.997 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.308 Oy)4.993 beğeni15.816 okunma543 alıntı87.027 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (5.722 Oy)6.147 beğeni16.816 okunma409 alıntı66.831 gösterim
Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum.

Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir mi?

Evet yazarımız bize bu bahsini ettiğimiz arkadaşlığı mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir dil beklentisi içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz.

Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin.

Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz…

Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog.

Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır!

Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?
Hayat Güzeldir filmini izlemişsinizdir, Piyanist filmini ya da Schindler'in Listesi filmini, çok beğendiniz dimi? Evet harika filmler ben de çok beğendim, daha doğrusu duygulandım. Filmlerdeki dram fena, kurgu güzel. Ama bu filmler ne kadar başarılı da olsa, doğru da olsa (Yahudiler çok büyük bir kıyıma uğradı) bu filmlerdeki asıl amaç duyar kasmak ve hatırlatmak, birazda politik ama biz dramda kaybolup bunu görmüyoruz. Hayır antisemitist falan değilim. Aynısını Amerikalılar zaten hep yapıyor, yıllarca Rambo'yu izleyip Vietnam işgalinde ölen Amerikalılara üzüldü dünya. Neyse ne alaka şimdi bunları neden yazıyorum. Alaka şu arkadaşlar.
Uçurtma Avcısı, bence, bir Afgan tarafından yazılan, Amerika'nın Afganistan İşgali'ni haklı göstermek için kullandığı, çok satanlara sokup pazarladığı bir kitaptır. Tamam, tamam, bir dakika kızmayın hemen. Katılırsınız, katılmazsınız ama önyargılı olmadığımı anlamak istiyorsanız sizde önyargısız incelemenin sonuna kadar okuyun ya da burada bırakın. Öncelikle şunu söylemem lazım kitabı şuan bitirdim, aramızda kalsın gözlerim yaşardı çoğu yerinde, beni darmanduman etti diyebilirim. Ama bunu yazmak zorundayım. Tamam belki Halit Hüseyni'ye haksızlık ediyorum (ki kitabı daha edebi yönden incelemedim onu da yazıcam çokta beğendim) kendisi halimevcut BM iyi niyet elçisi olarak mülteci kamplarında görevliymiş. Elbette bu yazdırılmış ya da yazarın o amaçla yazdığı bir kitap değildir fakat yazarın dışında gelişen olaylarla bu amaçla kullanılmış olabilir. Neden böyle düşünüyorum peki? Hepimizin de bildiği ya da karşı karşıya olduğu bir kavram var "Politik Algı" Baazı devletler (!) ve siyasetçiler sinemayı olduğu gibi kitapları da toplumları kontrol etmek, istedikleri kültürü, düşünceyi, ideolojiyi ve inançları dayatmak için kullandılar, kullanıyorlar. 11 Eylül saldırılarının hemen akabinde ve bahanesiyle 2001 yılında yani artık savaşlar olmasın nutuklarıyla adım atılan 21. yüzyılın ilk senelerinde Afganistan'ı işgal etti. 2002 senesinde de bu kitap piyasaya çıktı. Tam Amerika'nın isteyeceği bir kitap hatta isteseler kendileri bu kadarını yazamaz, çünkü kitabı okuduktan sonra Afganistan'ı işgal eden Komünist Sovyetler'den nefret ediyorsunuz, Afganistan'ın ikinci işgaline zemin hazırlayan Taliban'dan nefret ediyorsunuz. Amerika ise kitapta tam bir ütopya, kurtuluş yeri, hiçbir eleştiri yok. Hatta yardım eden. Şimdi itiraf edin roman karakterlerimizin başına gelenlerden sonra aranızda ABD iyi ki girmiş Afganistan'a diyeniniz olmuştur? Olmadı? Hmm. Tabi. Bu arada Halit Hüseyni'nin Bush'la vs. çekilmiş fotoğraflarını gördüm. Halit Hüseyniden ziyade Bush mutlu. Hacı iyi ki yazmışsın o kitabı der gibiydi. Velhasıl arkadaşlar o amaçla yazılmamışsa bile, yazarı tamamen iyi niyetli olsa bile bu kitap Amerika'nın Afganistan işgalini meşrulaştırmak için güzel bir propaganda olmuştur benim fikrim.

Hala okuyan arkadaşlarımız varsa işin edebiyat kısmına geçelim. Zira edebi olarak inceleme yapamıyorsanız yorum yapmayın diyenler çıktı sitede malum. Sanki burda herkes edebiyatçıymış gibi. Kalemin kemiği olmadığını anlatmak lazım ya neyse.
Kitap bir harika notumdan da anlayabilirsiniz 10 üzerinden 10 verdiğim ikinci kitap bu. Öncelikle kurgusu çok iyi, heyecan hiç düşmüyor sürekli artıyor. Duygunun yükseldiği çok yer var, gerçekten gözlerim doldu çoğu yerde, yutkunamadım, hatta devam edemeyip kitabı okumayı bırakıp ara verdiğim yerler bile oldu. Olaylar zaten efsane ama bazı durumlar üzerinde durmak istiyorum ben. Kitapta bir cümle var "Yeniden iyi biri olunabilir." hayatta yanlışlar yapılıp, suçlar işlenebilir. Evet bunun telafisi hiç bir zaman olmayabilir. Çünkü bazı yaralar gerçekten kapanmaz, mümkün değildir, kitapta bunları göreceksiniz. Ama "yeniden iyi biri olmak gerçekten mümkün mü?" Emir ya da babası iyi biri olabildi mi yeniden, onları affedebildiniz mi ya da affetmeli miyiz? Ben buna karar veremiyorum galiba bunun üzerinde düşünmem lazım bir süre. Hani diyor ya Cahit Zarifoğlu "ne çok acı var." sanki bu kitabı okuyup demiş diye düşündüm, tabi bu mümkün değil ama aklıma yine Zarifoğlu'nun "Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?" sözü gelince de acaba Halit Hüseyni mi Zarifoğlu okudu diye düşünüyor insan. Acı çok doğru ama Hasan başka Hasan çok başka Hasan beni maffetti. Afganistan'da yaşanan zulüm çok dikkat çekici anlatılmış, betimlemeler falan da çok iyi. Ayrıca Nasrettin Hoca'dan çok fazla bahsetmesi hoşuma gitti. Velhasıl ben bu kitabı çok beğendim, kitap böyle yazılır, kurgu böyle olur, duygu böyle aktarılır, okuyanın ağzına böyle sıçılır. Bravo.
Bu arada bu kitabı bana aylar önce sitedeki bir kitap kardeşliği etkinliği vesilesiyle gönderen Ömer BAKIR 'a da çok teşekkür ediyorum.
Bu kitapta aslında hayatın gerçeklerinden ve olanaklarından bahsediyor iki süt kardeşin yaşadıklarından ve birazda insanın vicdanının nasıl rahatlattıgından.Bence herkezin okuyup ders çıkarması ve kütüphanesinde bulundurması gereken kitaplardan.
Uçurtma Avcısı'nı nihayet okudum...o kadar övüldü ve güzel incelemeler ve yorumlar yapıldı ki hakkında- bir kaç kişi de aşağıladı, ama bir şey diyemeyiz- okumamak imkânsızdı. Galiba bir arkadaşın duygusal yorumundan sonra tamam okuyorum diye karar verdim, bir iki hafta sonra ve bir kaç gün önce de okudum.

Ben de beğendim Uçurtma Avcısı'nı, ve hatta bazı eleştiriler okudumsa bile bu konuda, yazarın anlatım tarzını oldukça iyi buldum, hiç de migros kitabı havası vermiyordu- oysa bende öyle bir kitap olduğu yönünde bir intiba oluşmuştu. Yazarın anlatım tarzı çok iyi, etkileyici, bence dört dörtlük. Duygulanmamak elde değildi, cidden, çok hoştu...elbette..ama tabii birşeyleri de düşünmeden edemedim. Vahşilik söz konusu olduğunda Taliban'a verdiği önemi keşke Sovyetler ve ABD için de gösterebilseydi yazar. Müslümanların vahşi, adi, şiddete ve kana düşkün, iğrenç insanlar olduğu şeklindeki Batı algısına çok da güzel bir destek gibi de olmuş Uçurtma Avcısı. Batı değerleriyle yaşayabilen, ana yurduna yeğenini de götürmek için elinden geleni yapan Emir herhalde belki istemeden de olsa kendi öz vatanına Hasan'a yaptığının bir benzerini yapmış oluyor. Müslümanların, talibanların vb o hallere gelmesini sadece müslüman olmalarına bağlamak ama yeni vatanının yaptıklarını son bir iki sayfada geçiştirmek bana pek de samimi gelmiyor açıkçası. Keşke Emir vatanında yaşasa ve yeni vatanının gerçek vatanına neler yaptığını anlatabilse ve ABD'ye öyle dönseydi...ama herhalde o zaman bu kitap çok da tanınmazdı, beğenilmezdi. Emir Can böyle yapmak yerine yeğenini ABD'ye götürmek için bin türlü sıkıntıya göğüs geriyor, durum öyle bir hâl almış ki, çocukluğunda Hasan'a o kötülüğü yapan Assef bu sefer de yeğenine aynı kötülüğü yapıyor, inanılmaz...Bunların hiç birinin masum hikâyeler olmadığını düşünmeden edemedim açıkçası. Bir çeşit Geceyarısı Ekspresi gibi.
Kitabı bitireli henüz 2 dakika oldu olmadı ve elimden geldiğince pürüssüz bir inceleme yapmaya koyulacağım...
Kitap, pek çok açıdan da anlașılacağı üzere oldukça dramatik ve yürek burkan bir temaya sahip. Kitabın arkasındaki bültenden okuduğumuz kadarıyla "Dostluk" kavramını en ince ayrıntısına, en minik kıvrıntısına kadar inceleyen, sorgulayan ve test eden bir eser olmuș. Çoğu bölümde, özür diliyorum sayfada; kendimi kötü hissettiğim, yüreğimin burkulduğu anlar oldu. Karakterlerin ne kadar iyi karakterize edilișini, o muhteșm ve göz yașartıcı betimlemeler ile kolayca kavrayabiliyoruz.
Yazara hayranım ben. Evet, hem doktor hem de bir YAZAR! Ben bu yașantıyı tebrik ederim hocam. Dillere destanlık bir öykü yazıyorsun ve insanların yașam mücadeleleri ile uğrașıyorsun, helal Vallahi helal! Abartmıyorum. Doktorluk çok kutsal bir meslek.. Zaten romanda da șunu anlıyorum:
Yüzlerce hayat son bulmaya yakın, can çekișiyor, kurtarılmayı bekliyor. Çok șükür ki bu hayatlara birer destekçi var. DOKTORLAR!
Incelemem bu kadar, çok da uzatmayım. Okuduğunuz icin minnettarlıgımı sunuyor, iyi geceler diliyorum.
" Uçurtma Avcısı en sonunda elime geçti. O hüzünlü sayfalarını insanların içini burkan sözlerini arkadaşlık, dostluk kitabını okudum. Böyle arkadaşlıklar az bulunur. Artık kitabın sonunu okuyana kadar tüylerim diken, diken oldu. En çok etkisinde kaldığım bölüm ise Sohrab'ın banyoda küvetin içinde bileklerini kesmesi gözyaşlarıma hakim olamadım. Emir ve Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır. Emir zengin bir ailenin çocuğudur. Hasan ise hizmetkâr Ali'nin oğludur. Hasan pek sevilmeyen bir etrik azınlığa Hazarlara mensuptur.Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir geçmişinden kaçtığını düşünür. Ama her şeye rağmen Hasan'nın hatıralarından kopamaz. Demiştim ya kitap arkadaşlığı, ihaneti sadakati anlatıyor. Emir daha sonra Rahim Han'ın ağzından Hasan'ın onun üvey kardeşi olduğunu söyler. Böylece Emir Hasan'a ulaşmak yüz yüze konuşmak ister. Rahim Han ise Emir'e baştan her şeyi anlatır. Rusyalılar Hasan'nı ve Ferzaneyi kurşuna dizdiler. Emir gözyaşlarına hakim olamaz. Tabiki dostunu, kardeşini unutamaz. Sohrab'ı evlatlık alır. Kitabı size anlatsam kelimeler yetmez. Yazarın kalemine sağlık. Siz en iyisi kitabı alın ve duyguya, dostluğa gözyaşı akan bu kitaba ulaşın. Eminim ki etkisinden kurtulamazsınız. Siz değerli okuyuculara tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar diliyorum."
Hasan'ın Emir'e olan sevgisi sonucu başına gelenleri, Emir'in Hasan'a dalga geçmek için sebep arayan ve en sonunda Hasan ile kendi bağlarının öğrenmesi gibi güzel bir anlatımlı kitap. :)
Yıllar önce ilk yayımlandığında, uzun süre çok satanlar listesinde yer almasıyla ilgimi çekmişti. Ama nedense içimden okumak gelmemişti. Daha sonra filmini de izledim. Ama kitabını okumak bambaşka. Kitabı bitirdiğimde neden daha önce okumadım diye kendime kızdım. Sade ve akıcı bir dille yazılmış, uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız güzellikte bir kitap. Yeryüzünde kazandığı ünü sonuna kadar hak ediyor. Herkese tavsiye ederim.
"Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın."
Şöyle dedi: 'Çok korkuyorum.'
'Neden,' diye sordum.
'Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.'
Yine nedenini sordum, şöyle dedi:
'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.'
Odamda tek başıma olmayı diledim ;kitaplarımla baş başa, bu insanlardan uzakta.
“...yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Anlıyor musun?”
Khaled Hosseini
Sayfa 21 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uçurtma Avcısı
Baskı tarihi:
Eylül 2004
Sayfa sayısı:
375
ISBN:
9789752891456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Kite Runner
Çeviri:
Püren Özgören
Yayınevi:
Everest Yayınları
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 23.094 okur

  • Simge Konukcu
  • Leyla
  • Zeynep Çınar
  • Mina Bulut
  • Afife Arslan
  • Esra
  • Aida
  • Müslüm Soykan
  • Melek GÜRLER
  • Esra Nezor

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%36.5
14-17 Yaş
%15.4
18-24 Yaş
%14.2
25-34 Yaş
%12.2
35-44 Yaş
%12
45-54 Yaş
%7.4
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.8
Erkek
%26.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.1 (4.140)
9
%24 (1.944)
8
%14.2 (1.153)
7
%5.4 (440)
6
%2.1 (174)
5
%1.6 (126)
4
%0.5 (40)
3
%0.3 (24)
2
%0.2 (15)
1
%0.5 (37)

Kitabın sıralamaları