1000Kitap Logosu
Uçurtma Avcısı

Uçurtma Avcısı

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

375 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 10 sa. 38 dk.
Adı
Uçurtma Avcısı
Orijinal adı
The Kite Runner
Basım
Türkçe · Türkiye · Everest Yayınları · Aralık 2021 (İlk yayınlanma: Mayıs 2003) · Karton kapak · 9789752891456
Diğer baskılar
Afgan asıllı Amerikalı Yazar Khaled Hosseini’nin kaleme aldığı Uçurtma Avcısı, yüreklere işleyen hikayesiyle yayımlandığı günden itibaren en çok satan romanlar arasında yer alıyor. 2003 yılında İngilizce olarak yayımlanan eser, yazarın hayatından izler taşıyor. Roman, uzun yıllardır siyasi karışıklıklar ve savaşlarla gündeme gelen Afganistan’daki insanlık dramına dikkat çekiyor. Konusu arkadaşlık üzerine kurulmuş olan Uçurtma Avcısı, insanlığa ait ortak duygularla tüm dünyayı kucaklıyor. Eserinde dostluk bağlarının yanı sıra baba sevgisi, fedakarlık, yalan ve ihanet gibi konuları da ustalıkla işleyen yazar, okurlarını ülkeler ve zamanlar arası bir yolculuğa çıkarıyor. Uçurtma Avcısı, sahip olduğu evrensel tema ve erdem dolu mesajı ile ömür boyu unutulmayacak bir ders niteliği taşıyor. Uçurtma Avcısı’nda, birlikte büyüyen Emir ve Hasan adlı iki çocuğun hikayesi anlatılıyor. İki çocuk, ait oldukları sınıflar bakımından birbirinden çok farklı şartlarda büyüyor. Emir’in babası, Afganistan’ın varlıklı ve tanınmış kişileri arasında yer alıyor. Hasan’ın babası ise Emir’in babasının yanında hizmetkar olarak çalışıyor. Hasan Emir’e koşulsuz şartsız bir sevgi ve bağlılık duyarken, Emir onu sürekli aşağılıyor. Bir gün Uçurtma Şenliği’nde Hasan’ın Emir’i mutlu etmek için yaptığı bir fedakarlık, çok kötü bir olayla sonuçlanıyor. Emir ise bu olaya şahit olmasına rağmen müdahale etmek için adım atmıyor. Dahası, Hasan’a karşı düşmanca tavırlarına devam ediyor. Afganistan’da Sovyet işgalinin başlamasıyla bölgede yaşayan birçok kişi gibi Emir ve babası da ABD’ye göç ediyor. Burada babasıyla birlikte eski hayatından daha yoksul bir halde yaşayan Emir, Hasan’a yaptığı eziyetler yüzünden sürekli vicdan azabı çekiyor. Ve günün birinde Hasan’a dair bir haber alıp apar topar Afganistan’a dönüyor. Emir’in burada öğrendikleri ise hikayenin akışını baştan sona değiştiriyor.
Fiyatlar
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
İdefix
idefix.com

Okurlar

Kadın
% 70.4
Erkek
% 29.6
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
9.3
10 üzerinden
33,9bin Puan · 4129 İnceleme
375 syf.
·
6 günde
·
7/10 puan
FİKRİN FAHİŞELİĞİ
Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor. Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez daha yıkıldım. Sanki bugüne kadar kimse başını okşamamış gibi davrandı. Başını okşamaya muhtaç gibi kedi gibi süzüldü elime doğru. Çıkardım onlara 5 lira daha verdim. Gözlerine baktım. Bir dünya o gözlerde. 5 lira lan altı üstü 5 lira. Adaletine sıçayım dünya… Sonra eve doğru ilerlerken mutluluğum yerini yavaş yavaş hüzne bıraktı. 1 lira lan 1 lira… 1 lira dediğin şeyi yere düşmüş olsa eğilip alıp almakta tereddüt ediyoruz lan… Bir paket sigara parası bile değil. Sonra dönüp bizim yeğene baktım. Kendime baktım. O esnada yanımızdan akülü oyuncak arabasıyla bir çocuk geçti. Muhammed bakmadı bile. Çünkü kendisi akülü arabayı halletmiş. Şimdiler akülü helikopter istiyordu. Sonra o çocuklar ve bir lira geldi aklıma. Dudaklarımda yine aynı söz Adaletine sıçayım dünya… Senin o olmayan adaletine… Aradan bir hafta geçti. Okula gitmeden önce yolumun üstünde bir tezgâhta kaçak sigara satan Afgan Ali’den bir sigara almaya gittim. Baktım o çocuklar meğer bizim sigaracının çocuklarıymış. Sigaramı aldım. Ali, Hüseyin Ağa dedi. Ben gidiyorum. Hakkını helal et. Nereye, dedim. Avrupa’ya, dedi. Nasıl gideceksin, dedim. Denizden Yunanistan’a geçiriyorlar dediler. Oradan yürüyerek Avrupa’ya kadar gideceğiz, dedi. Şansımız dönerse Amerika’ya geçersek kurtuluruz, dedi. Hayırlı olsun, Allah'a emanet ol, dedim. Sonra çocuğa baktım, eline bir lira verip göz kırptım, yine gözlerinde o eşsiz sevinç. Aradan bir ay geçti. Televizyon kanalları haber geçiyordu, denizden Yunanistan’a kaçak olarak geçmeye çalışan göçmenler boğulup ölmüşlerdi. Fotoğraflara baktım. İçler acısı, kadınlar çocuklar… Bir ara bir tanesini bizim Afgan Ali’ye benzettim ama emin olamadım. Neticede muhtemelen onunda akıbeti öyle bir şeydi. İki üç ay daha geçti... Kıyıya başka çocuk cesetleri vurdu. İçim acıyarak o resimlere baktım. Adaletine sıçayım dünya dedim. Senin olmayan Adaletine… Halit Hüseyin Uçurtma avcısı kitabında etrafımızda belki binlercesiyle karşılaşacağımız olaylardan sadece bir tanesini anlatmış. Çokta güzel anlatmış. Bize hüznün doruk noktaları yaşatmış. Başarılı ve çok güzel bir yapıt olmuş. Afganistan’tan iki çocuğun hikayesini anlatmış. Kitabı okurken ister istemez düşündüm. Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Libya, Irak… Düşünsenize bu ülkelerde ve daha saymadığım kaç tane ülkede Emir var, kaç tane Hasan var... Peki neden? Neden bu çocuklar bu dünyanın adaletsizliği ödemek zorunda. Vereceğimiz cevap tektir. Emperyalist Devletler. Peki, Emperyalist Devletler başı kim, Amerika. Peki, Halit Hüseyni kitapta bundan söz etmiş mi? Hayır. Ona göre Amerika kurtarıcı… Afganistan’ın başına ne geldiyse ya Komünistler ya Rusya ya da Taliban yüzünden. Amerika Halit Hüseyni’ye göre bir sevgi pıtırcığı. Rusya’ya karşı Taliban’a silah veren zaten ben. Sonra o Taliban’a operasyon yapacağım diye yıllarca Afganistan’ı işgal edende ben. Irak’ta Saddam’ı büyütüp büyütüp sonra Saddam’ı bahane edip bir buçuk milyon Iraklıyı katleden de ben. Yemen’in bu hale gelmesine sebep zaten ben. Düşünün dünyadaki yüz binlerce çocuğun katili Bay Bush’tan ödül almış yazarımız. Afganistan’daki dramı çok güzel anlattığı için. Peki bir gram aklına gelmedi mi yanındaki kişinin bebek katili olduğu… Halit Hüseyin’in yaptığı şey en hafif tabiri ile düşüncenin namussuzluğu, fikrin fahişeliğidir. Edebiyat, sadece haz almak için yapılan bir sosyal aktivite olsaydı. Edebiyat, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir alan olsaydı. Bugün bu incelemede Halit Hüseyin’i yerden göğe çıkarırdık. Fakat Edebiyat sadece Edebiyat değildir. Edebiyat aynı zamanda namustur, şereftir... Edebiyat aynı zamanda… Sevgiyle Kalın…
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
·
37 günde
·
10/10 puan
Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum. Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir mi? Evet yazarımız bize bu bahsini ettiğimiz arkadaşlığı mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir dil beklentisi içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz. Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin. Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz… Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog. Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır! Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
424 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Dik bir yamaçtan aşağıya kayan, tutunabileceği bir ot, bir çalı arayan ama eli boş kalan biri gibiydim... Kitap, ihanetin ve sadakatin bedellerini, babaların oğullarıyla ilişkilerini ve babaların çocuklar üzerindeki etkilerini göstermektedir. Sevgi, yalan, dostluk ve fedakarlıklarla dolu bir hikaye... Savaşın etkileri, güzelim toprakların yok edilişi, gaddarlıklar, ırkçılık ve insanlara yapılan zulümleri gözler önüne sermiş bir hikaye... Ayrıca kitapta dikkat çekici olan bir kısım da mültecilerin terk ettikleri ülkelerine olan özlemlerinin hiç bitmemesi, ortak geçmişi paylaştığı insanlara duyulan özlem ve kendi gelenek ve kültürlerini her koşulda yaşatmak için çabalamaları. Bununla birlikte kitapta Afgan halkının Amerika’ya sığınan kesimine yer verildiği için Amerika’ya uyum süreçleri ve iki ülke arasındaki bazı sosyal ve kültürel farklılıklara da kitapta dikkat çekiliyor. Bir kısmı sığındıkları ülkelerde yeni bir yaşam kurarken diğerleri de bir gün yeniden eski bildikleri Afganistan’a dönme umuduyla yaşıyor. Ancak öyle görünüyor ki bu umudun yeniden yeşereceği Afganistan çok yakın bir gelecekte değil. kesinlikle okumanızı tavsiye ederim son zamanlarda okuduğum en iyiler arasında. keyifli okumalar.
Uçurtma Avcısı (Midi Boy)
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
Öncelikle romanı okumayan arkadaşlar için incelememin spoiler içerdiğini söylemek isterim. Yazarın ilk romanı olan Uçurtma Avcısı’nda aynı sütanneyi paylaşan Emir ve Hasan’ın aralarında geçenlerden, Afganistan’da krallığın çöküşünden, Taliban yönetimi gibi olaylardan bahsedilir. Roman Peştun olan Emir’in ağzıyla yazılmıştır. Hasan Emir’e çok bağlı, onu seven, onun için her şeyi göze alabilen bir karakterdir ama Emir için aynı şeyi söylemek biraz zordur. Emir zaman zaman Hasan’ı seviyor olsa da onu kıskanır, cahilliğiyle alay eder. Bir gün Hasan’ın tecavüz edilişine şahit olan ve hiçbir şey yapmadan oradan kaçan Emir ömrü boyunca bu ihanetini unutamaz. Yıllar sonra Hasan’ın babasının oğlu olduğunu yani kardeş olduklarını öğrenir ve belki de hatasını telafi etmek için Hasan’ın yetim kalan oğlunu evlat edinir. Afganistan’da geçen olaylar her ne kadar biraz sıkılmama sebep olsa da sürükleyici ve oldukça etkileyiciyi bir romandı. Özellikle Hasan’a tecavüz edilen bölüm ve Hasan’ın oğlu Sohrab’ın intihar ettiği kısım beni derinden etkiledi.
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
375 syf.
·
16 günde
·
10/10 puan
iyi ki seni tanıdım Hasan
İyi ki okudum.İyi ki bu şahane kalemi ve Hasan’ı tanıdım.Emir’in şanslılığını kıskandım.Çünkü onun bir Hasan’ı ve onun inci tanesi Sohrap’ı oldu. Okurken “hayırrr” diye haykırdım,ağladım,durup kendimi sakinleştireceğim günler verdim araya.Dakikalar demiyorum,günler.Çünkü kabullenemediğim şeyleri;okumak,yerine koymak,sindirmek çok zordu. Altüst olan hayatlar,yıkılan yuvalar,annesiz babasız kalan evlatlar,evladına yiyecek bir şey alabilmek için protez bacağı için pazarlık yapan baba,saatlerce ağladım.Zamanımızla kıyaslayıp her evladım için ayrı yemek yapmaya üşenirken,yiyecek hiçbir şeyi olmayan evlatları ,ne yedireceğini bilemeyen annenin acısını…Ahh yazarken bile gözümün yaşının önüne geçemiyorum; evlatlarımın yemek bulup beğenmemeleri ayrı benim yapacak bir sürü çeşit varken üşenmem ayrı bir lüks,” ne kadar da nankörüz”dedim. Emir’e sayfalarca kızdım,Sohrap için mücadele cesaretini nihayet göstermese kitabı bitirdiğimde de kızıyor olacaktım.Hasan ve yaşadıkları içimde isyan biriktirdi,ona ne o yaşamı ne de o ölümü yakıştırabildim.Sohrap da babasının kaderini paylaşırken Assef’i dar ağacında sallanırken görüp üstüne taşlansın,hatta kurşunlansın istedim kendisi gibi gaddar bir ölümü hak ediyordu,içimdeki öfkeyi bastırmakta zorluk çektim.Bir insan nasıl bu kadar zalim olabilir dedim.Özü mü kötüydü ailesi mi yetiştiremedi,çevre faktörü mü?Hayır asla,onun bu yaptıklarına anlam veriyor olamayacağım.Kitapta geçen ve çok hoşuma giden bir söz vardı: " Yeniden iyi biri olmak mümkün..."Rahim Han söylemişti.Assef de iyi bir insan olmaya çabalayabilirdi. Ben Emir’i son mücadelesiyle hatırlamaya çalışacağım.Ama Hasan’ı asla unutmayacağım.Dostu için pislik yemeyi bile göze alabilen güzel çocuk, güzel adam,güzel eş,güzel baba.Seni çok sevdim.Şimdi benim de güzel kahramanımsın.Seni seviyorum Hasan.
Uçurtma Avcısı
9.3/10 · 127,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.