Uçurtma Avcısı

9,0/10  (4.738 Oy) · 
12.926 okunma  · 
5.462 beğeni  · 
72.137 gösterim
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2004
  • Sayfa Sayısı:
    375
  • ISBN:
    9789752891456
  • Orijinal Adı:
    The Kite Runner
  • Çeviri:
    Püren Özgören
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nazlı Demir 
15 Eyl 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Her sayfada insanın içini yakan bir başyapıt.
Ana karakterden nefret ettiren yazar zamanla onu affettirmeyi amaçlamış olmalı. Fakat ben yapamadım. Hasan'ın hikayesi, Emir'e karşı taparcasına olan çocuksu sevgisi harikaydı. Fakat; böyle bir sevgiye ihanet ettiği için onu bağışlayamadım.. Hasan karakteri ile bize masumiyetin aslında nasıl olduğunu tekrardan hatırlatan yazara teşekkür etmek isterdim. Filmini izleyenler kitabı okumuş kadar olduklarını zannetmesinler. Şu filmi bir kenara bırakın ve gidip okuyun.
Bu sizin kendinize yapmış olduğunuz en büyük iyilik olacaktır.

Jay 
 22 Tem 2016 · Kitabı okudu · 37 günde · 10/10 puan

Hiçbir kitabı okuduktan sonra böylesine kötü hissettiğimi, ağlamaklı olduğumu, sinirlendiğimi, tepkisiz kaldığımı, birine sarılma ihtiyacı duyduğumu, sessiz kalabildiğimi ve aynı zamanda öylece boşluğa bağırma hissine kapıldığımı hatırlamıyorum. Bir arkadaşlık, bu kadar samimi, sıcak ve masum olabilir miydi? İşte yazar bize bunu mümkün kılıyor. Öyle ki ilerleyen olay örgüsünde keşke bu hissi vermeseydi bile diyorsunuz. Khaled Hosseini bana göre kitabın kendi türünde bir başyapıt ortaya çıkarmış. Khaled, kitabın daha ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbiri ile öylesine güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnuma, sayfalardan kâğıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiği oluyordu. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak olan arkadaşlar edebi bir beklenti içerisine girmemelidir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili ile çok belirgin bir atmosfer oluşturmuş. Kimi zaman bir tankın içerisinde nefes alamadığınızı kimi zaman da çocuklarının karnını doyurabilmek için tek bacağı olmayan bir Afgan’ın diğer bacağı için sizinle pazarlık ettiği yanılgısına düşebiliyorsunuz.

Uçurtma Avcısı, biri efendi diğeri hizmetkâr olan iki arkadaşın hikâyesini anlatmaktadır. Kitabın başlarında efendi olan Emir’den nefret edebilirsiniz ve masum, yetenekli, cesaretli aynı zamanda efendisine sadık olan Hasan’a da üzülebilirsiniz. Sonrasında ne hissedeceğinize isterseniz siz okuduktan sonra karar verin.

Aslına bakarsanız bu kitap genel anlamda sessizliği ifade ediyor. Emir’in Hasan’a yapılanlar karşısındaki sessizliği, Hasan’ın kendisine yapılanlar karşısındaki sessizliği, Afganistan’dan Amerika’ya kaçan arabanın içerisindekilerin Rus Askerlere karşı sessizliği, yetimhanede çocuklara yapılanlar karşısında müdürün sessizliği, stadyumda kadına yapılanları izleyen seyircilerin sessizliği ve biz… Kitabı okurken ki sessizliğimiz…

Emir ve Hasan arasındaki diyaloglar, arkadaşlığa ve dostluğa yeni bir bakış açısı getirmektedir. Hayatım boyunca unutamayacağım o diyalog, Emir, “Benim için gerçekten yerdeki pisliği bile yer misin?” diye soruyor ve “Tabii ki yerim Emir Ağa ama asıl sen benden böyle bir şey yapmamı ister misin?” Cevabını alıyor ve bunun gibi onlarca diyalog.

Herkesin hayatında pişmanlıkları vardır. Bazılarımızın pişmanlıklarının kitapta olduğu gibi geri dönüşü yoktur. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza kitabında işlediği pişmanlık, Tolstoy’un Diriliş kitabında işlediği pişmanlık benim için çok değerlidir ve yerleri ayrıdır. İnanın burada işlenen pişmanlık başka, burada yüreğinize dokunan hatta acıtan bir şeyler var ve bir yazar Dostoyevski ile karşılaştırılıyorsa tüm samimiyetimle yazıyorum, o yazar mutlaka okunmalıdır!

Acaba, yeniden iyi biri olmak mümkün mü?

melisa 
17 Nis 20:08 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitapta aslında hayatın gerçeklerinden ve olanaklarından bahsediyor iki süt kardeşin yaşadıklarından ve birazda insanın vicdanının nasıl rahatlattıgından.Bence herkezin okuyup ders çıkarması ve kütüphanesinde bulundurması gereken kitaplardan.

Rogojin 
 06 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · 10/10 puan

Uçurtma Avcısı'nı nihayet okudum...o kadar övüldü ve güzel incelemeler ve yorumlar yapıldı ki hakkında- bir kaç kişi de aşağıladı, ama bir şey diyemeyiz- okumamak imkânsızdı. Galiba bir arkadaşın duygusal yorumundan sonra tamam okuyorum diye karar verdim, bir iki hafta sonra ve bir kaç gün önce de okudum.

Ben de beğendim Uçurtma Avcısı'nı, ve hatta bazı eleştiriler okudumsa bile bu konuda, yazarın anlatım tarzını oldukça iyi buldum, hiç de migros kitabı havası vermiyordu- oysa bende öyle bir kitap olduğu yönünde bir intiba oluşmuştu. Yazarın anlatım tarzı çok iyi, etkileyici, bence dört dörtlük. Duygulanmamak elde değildi, cidden, çok hoştu...elbette..ama tabii birşeyleri de düşünmeden edemedim. Vahşilik söz konusu olduğunda Taliban'a verdiği önemi keşke Sovyetler ve ABD için de gösterebilseydi yazar. Müslümanların vahşi, adi, şiddete ve kana düşkün, iğrenç insanlar olduğu şeklindeki Batı algısına çok da güzel bir destek gibi de olmuş Uçurtma Avcısı. Batı değerleriyle yaşayabilen, ana yurduna yeğenini de götürmek için elinden geleni yapan Emir herhalde belki istemeden de olsa kendi öz vatanına Hasan'a yaptığının bir benzerini yapmış oluyor. Müslümanların, talibanların vb o hallere gelmesini sadece müslüman olmalarına bağlamak ama yeni vatanının yaptıklarını son bir iki sayfada geçiştirmek bana pek de samimi gelmiyor açıkçası. Keşke Emir vatanında yaşasa ve yeni vatanının gerçek vatanına neler yaptığını anlatabilse ve ABD'ye öyle dönseydi...ama herhalde o zaman bu kitap çok da tanınmazdı, beğenilmezdi. Emir Can böyle yapmak yerine yeğenini ABD'ye götürmek için bin türlü sıkıntıya göğüs geriyor, durum öyle bir hâl almış ki, çocukluğunda Hasan'a o kötülüğü yapan Assef bu sefer de yeğenine aynı kötülüğü yapıyor, inanılmaz...Bunların hiç birinin masum hikâyeler olmadığını düşünmeden edemedim açıkçası. Bir çeşit Geceyarısı Ekspresi gibi.

Mehmet Admış 
19 Tem 08:20 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Aslında bu incelemeyi dün akşam paylaşmak istiyordum. Ama, nasıl başlayacağımı bilmiyordum. Sanırım Zülfü Livaneli’ye ait bir sözdü; “Bir roman yazmanın en zor kısmı, ilk cümlesidir. Onu yazarsan, diğeri kendiliğinden gelir.” Böyle olmasa da buna benzer bir sözdü.

Dedim ya, incelemeye nasıl başlayacağımı bilmiyordum. Neyse ki, sabah bu güzide alıntıyı gördüm. Şöyle diyor; “İyi bir roman bir kez okunduktan sonra, elimizin altından ayırmak istemeyeceğimiz, yer yer, sayfa sayfa, bir daha bir daha okuyabileceğimiz kitaptır.” Necati Cumali. (Alıntı için bknz. #21203944) Evet, bu bağlamda mesela Türk Edebiyatı’ndan örnekler verebilirim. Tehlikeli Oyunlar, Tutunamayanlar, Aylak Adam, Anayurt Oteli, Yaşamın Ucuna Yolculuk, Kalanlar vs. vs. ki bunlar sadece benim okuduğum yazarların eserleri. Ama Uçurtma Avcısı, kesinlikle bu kitaplardan değil!

Uçurtma Avcısı için yeni bir tabir bulmak istiyordum. Daha doğrusu o ve ona benzer tüm şeyler için. Ben, “İyice Vasat” demeyi uygun buluyorum. Yani, “İyiye Yakın İdare Eder” roman. İnsanlar, bu eserde ne buldular açıkçası bilmiyorum. Bu kadar abartılacak bir yönü olduğunu sanmıyorum. Çünkü dediğim gibi, ondan kat be kat daha iyi yazarlarımız ve kat be kat çok daha iyi eserlerimiz mevcut. Belki de, kendimizi o kadar ezmeye ve o kadar küçük görmeye alışmışız ki, böyle bir eseri bile kendi başyapıtlarımızdan daha üstün görecek kadar. Hayır, yanlış anlamayan. Burada kastım milliyetçilik değil. Objektiflik. Çünkü Dünya Edebiyatı’nda da bu kitaptan çok daha kalitelisi var.

Bir ara, bir arkadaşım filmler hakkında bana bir soru sormuştu. Soruyu hatırlamıyorum ama, şöyle cevap vermiştim; “Filmleri üç kategoriye ayırabilir aslında. Birincisi, gerçekten kaliteli olup, herkesin anlamadığı ve herkesin izlemekten keyif almadığı filmlerdir. Çoğunlukla bunlara ‘Sanat Filmleri’ diyoruz. Çünkü adamlar gerçekten de bir sanat yapıyor ve herkes bunu anlamıyor. İkinci kategori ise, ‘Popüler Kültür’ dediğimiz alelade, sıradan ve kötü olan filmlerdir. Bunlar birinci kategoriye göre daha çok izleyici yakalar. Çünkü toplumun çoğu hiçbir çaba sarf etmeden izler, anlar ve yatağına yatar. Anlık zevktir. Üçüncüsü ise, şimdilik ‘İyice Vasat’ dediğim filmlerdir. Yani, bir ‘Sanat Filmi’ne göre zayıf ve bir ‘Popüler Kültür’e göre güçlü olan yapımlardır. Bunu iki kategorinin izleyici kitlesi de izler. Ama kötü izleyici çok olduğu için, bu filmler biraz da şişirilerek daha kaliteliymiş gibi durur.” İşte, Uçurtma Avcısı da tam da böyle bir eser.

Kitabın hikayesine değinmeyeceğim, çünkü artık herkes biliyor, neredeyse. Ama kitabın bazı noktalarına, daha doğrusu insanlar tarafından anılışına değineceğim. Mesela “muhteşem bir dostluk öyküsü” kitap için sık kullanılan bir tabirdir. Bence değil! Hasan’ın yaptığı dostluktu. Ama Emir’in yaptığı, daha çok vicdanını rahatlatma, tatmin duygusuydu. Buna kitapta yer veriyor aslında. (Sanırım spoiler uyarısı yapmama gerek yok. Okumayan kalmamış neredeyse) Hani Sohrab’ı almak için gidip de Assef’in onu dövdüğü bölümde. Eğer Emir’inki dostluk olsaydı, en başından Hasan’la güzel geçinirdi. Assef’in de dediği gibi, Hasan Emir için alternatif bir oyuncaktı. Daha iyisi(!) yokken oynanan, daha iyisi olunca da kenara itilen bir oyuncak! Dostluk değil.

Kitap içinde o kadar çok reklam var ki, romanda reklam (ürün yerleştirme) yapılmamış da, reklamların arasına bir hikaye sıkıştırılmış gibi. Hani Korelilerin bu tarz kısa filmleri meşhurdur. Daha doğrusu, kısa film olarak izlersin ama son sahnede reklam olduğunu anlarsın. Bu da öyle bir şey. Okuyanlar bir bilgisini tazelesinler. Hatırlayacaksınız. Bir de, ya arkadaş! Sen bu romanı çevirmişsin, neden bazı cümleler Farsça? Ya eyvallah. Kürtçe ile aynı dil ailesinden geliyor diye ben anladım çoğu kelimeleri. Bu herkes anlayacak demek değil ki! Mesela, neden ‘Ekmek’ değil de ‘Nan’ demişsin? Ya da ‘Yeter’ yerine ‘Bas’. Mesele ilk ‘Bas’ı gördüğüm zaman, Türkçe’deki “Bas git!”teki ‘Bas’ı anladım. Sonradan fark ettim. Değilmiş. Neyse... Adam belki orjinal metni böyle yazmış da bizimkiler de saygı duyup değiştirmemişler. Bunun için de bu konu üzerine durmayacağım.

Romanlar, kurgudan oluşan hikayelerden oluşur. Kurgulanmış hikaye de diyebiliriz yani... Ama klasîk bir deyiş vardır hani, “Her yalanın ardında bir gerçeklik payı vardır, mutlaka!” Her romanda olduğu gibi, burada da bir gerçeklik payı var. Mesela Afganistan’ın Cumhuriyet Devrimi, Taliban baskıları vs. Ya da yazarın babasıyla Amerika’ya kaçması.. Bazen soruyor arkadaşlar, nedir bu Khaled Hosseini’nin Amerika Sevdası? E böyle bir ortamdan nereye sığınsaydı ve bu kim olsaydı, oraya derin bir minnet duyardı. Romanını beğensem de, Halit’i beğendiğimi söyleyemem. Onda beni tedirgin eden bir şeyler var. İyi biri değilmiş gibi. (Ki, genelde hislerimde haklı çıkarım) Bilmiyorum, romana ‘İyice Vasat’ dedim ama, yazara bunu da söylemeyeceğim. Sevmedim çünkü.

Sanırım fazlasıyla sözü uzattım. Daha da uzatmanın anlamı yok. Kitap, abartıldığı kadar iyi değil. Çok çok çok daha kalitelilerini okudum. Okumak isteyenlere de bir şey diyemeyeceğim. Zevkinize kalmış bir şey. İsteyen okusun, istemeyen okumasın. Ama benden tavsiye, beklentilerinizi kısın. Hele ki, kaliteli isimler okumuşsanız... O zaman şöyle diyerek bitireyim incelemeyi;

“Yeniden iyi biri olmak mümkün!..”

Oguzhan Kocyiğit 
05 Ağu 01:38 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı bitireli henüz 2 dakika oldu olmadı ve elimden geldiğince pürüssüz bir inceleme yapmaya koyulacağım...
Kitap, pek çok açıdan da anlașılacağı üzere oldukça dramatik ve yürek burkan bir temaya sahip. Kitabın arkasındaki bültenden okuduğumuz kadarıyla "Dostluk" kavramını en ince ayrıntısına, en minik kıvrıntısına kadar inceleyen, sorgulayan ve test eden bir eser olmuș. Çoğu bölümde, özür diliyorum sayfada; kendimi kötü hissettiğim, yüreğimin burkulduğu anlar oldu. Karakterlerin ne kadar iyi karakterize edilișini, o muhteșm ve göz yașartıcı betimlemeler ile kolayca kavrayabiliyoruz.
Yazara hayranım ben. Evet, hem doktor hem de bir YAZAR! Ben bu yașantıyı tebrik ederim hocam. Dillere destanlık bir öykü yazıyorsun ve insanların yașam mücadeleleri ile uğrașıyorsun, helal Vallahi helal! Abartmıyorum. Doktorluk çok kutsal bir meslek.. Zaten romanda da șunu anlıyorum:
Yüzlerce hayat son bulmaya yakın, can çekișiyor, kurtarılmayı bekliyor. Çok șükür ki bu hayatlara birer destekçi var. DOKTORLAR!
Incelemem bu kadar, çok da uzatmayım. Okuduğunuz icin minnettarlıgımı sunuyor, iyi geceler diliyorum.

Uçurtma avcısı okuduğum en güzel kitaptı bence.Kitap hem 2006 hem de 2007 de penguin/Orange Readers's Group ödülünü kazanmış.Bence ödülü kazanmayı hakeden bir kitap.
Kitabın içeriğinde dostlukdan ihanet ,sadakat ve babaların ve oğulların fedakarlıkları yalanları ve sevgilerinden bahseden bir roman.
İki cocugun birlikte büyüme hikayesi anlatmakda; birisinin ismi emir diğerinin ki ise hasan.Hasan dostuna her şeye sadık iyi bir cocuk.Emir ise hasan'in iyiliklerine karşı zıt ihanet eden sadakatsiz bir cocuk.Emir ve Hasan'ın hayatında geçen hikayeleri ve o zmn da yasanan afganistana olan çatışmadan savasdan bahsetmektedir.Kitap gercekden akıcı, her sayfayı okurken acaba diğer sayfada ne olcak diye düşündürüyor.Bazı sayfalarda insani aglatasi geliyor, hüzünlendiriyor.Herkesin okumasını tavsiye ederim benim için gercekden mükemmel bir kitapdi.İyi okumalar.

Meral 
28 Mar 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hasan'ın Emir'e olan sevgisi sonucu başına gelenleri, Emir'in Hasan'a dalga geçmek için sebep arayan ve en sonunda Hasan ile kendi bağlarının öğrenmesi gibi güzel bir anlatımlı kitap. :)

Kitap ve Kahve Delisi 
20 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sovyetler birliğinin Afganistan'ı işgal ettiği zamanlarda yaşanan dram ve acıların anlatıldığı bir kitaptır.
Emir ile Hasan birlikte büyüyen hem süt kardeş hemde yakın arkadaşlardı. Emir in annesi ölmüştür ve babasıda bölgede hatrısayılan zenginlerdendir. Hasan ın annesi de doğumdan sonra kaçmıştır ve babası ile yaşamaktadir. İki öksüz çocuk birlikte büyümektedirler. Hasan bölgenin en iyi uçurtma avcısıdır bir gün uçurtma turnuvasında Emir birinci olur Hasanda onun için rakibinin uçurtmasını yakalarken başına çok kötü ve unutulmayacak bir olay gelir. Emir bu olayı gördüğü halde birşey yapamaz ve bu vicdan azabını yaşamı boyunca taşır. Yıllar sonrada bu vicdan azabını hafifletmek için yaptıkları ve daha fazlası anlatılıyor kitapta okumanızı şiddetle öneriyorum. Dostluk, ihanet,savaş ve sadakatin birlikte anlatıldığı eşsiz kitaplardan...

İki dostluğu ve kardeşliği anlatan çok güzel bir kitaptır efendim, benim gibi işe gelip giderken okursanız bu kız neden ağlıyor acaba diye bakan meraklı gözlerle karşılaşırsınız. Defalarca okunacak kitaplardan birisi hatta hediye arama derdime son verdi, hoop alıp götür bir tane okusunlar, teşekkür etsinler.
Ama asla filmini izlemeyin kitaptan soğutur sizi, neyse efendim okuyunuz ve okutturunuz.

Kitaptan 552 Alıntı

Fatih* 
14 Tem 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"...Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir."

"Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun."

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 21)Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 21)
Aysel Omurtak 
10 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Çocuklar boyama kitabı değildir, onları en sevdiğin renge boyayamazsın."

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 26)Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 26)
Damla Özdemir 
14 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Şöyle dedi: 'Çok korkuyorum.'
'Neden,' diye sordum.
'Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.'
Yine nedenini sordum, şöyle dedi:
'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.'

Uçurtma Avcısı, Khaled HosseiniUçurtma Avcısı, Khaled Hosseini
Hakan TEKİN 
04 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Odamda tek başıma olmayı diledim ;kitaplarımla baş başa, bu insanlardan uzakta.

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 100 - Everest)Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 100 - Everest)
Sadettin TANIK 
10 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir annenin feryatları insanın yüreğini dağlıyor Emir can. Allah'tan bu sesi asla duymamanı dilerim.

Uçurtma Avcısı, Khaled HosseiniUçurtma Avcısı, Khaled Hosseini
mert güler 
29 Tem 17:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Her günahkar, günahı kadar cezalandırılacaktır"

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 274)Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini (Sayfa 274)
56 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Kitap Uyarlaması Olan 10 Sinema Filmi...
Kitap Uyarlaması Olan 10 Sinema Filmi... Kitaptan sinemaya uyarlanan 10 film.. Filmlerin fragmanlarını izlemek isterseniz diye http://www.sinemalar.com adresinden linkler ekledim.Umarım beğenirsiniz...