Incelemenizi okuyunca aklıma daha önce konuşma fırsatı bulduğum iki Afgan vatandaşının söyledikleri geldi.Bunlardan biri hukuk fakültesinde dekan, diğeri de mezuniyet aşamasındaki bir tıp öğrencisiydi.Dekan olan sizin incelemenizin ilk bölümündeki fikirlerinize paralel olarak, ülkenin gerçek durumun farkında,kendini eğitimli gençler yetistirmeye adamış bir insandı.Hatta bana Afgan tarihini özet geçmişti.Tıp öğrencisi ise ülkesinden nefret edecek seviyeye gelmiş , bir an önce Amerikan ordusuna ait bir hastanede çalışmaya başlayıp kendisinin ve ailesinin can güvenliğini sağlama derdindeydi. Hayatımda onun kadar halkından nefret eden bir insanla tanışmamıştım.Bu iki kişinin ortak yönü ise ,her ikisi de afgan milletinin bir çok dini gruplara bölündüğünü ,her grubun kendinden olmayanı öldürdüğünü, tarafını seçseler bile hiçkimsenin can güvenliği olmadığını ,bu yüzden de insanların güçlü olana (Amerika) sığındığını söylemişlerdi. Aralarındaki fark ise birinin ülkesine hizmet edecek gerçeğin farkında nesiller yetiştirme derdinde,diğerinin de ilk fırsatta terk edecek olmasıydı.Ben dekana hayranlık duysam da o öğrenciye hak vermeden edememiştim.Demek istediğim belki yazar da oranın arafta kalmış insanlarından biridir.Zira seçilecek net bir taraf olmayan karışık bir ülke sonuçta.Yine de okuyunca daha net fikir sahibi olacağım.Kaleminize sağlık. Farkindalik oluşturan bir inceleme olmuş.