Ecem Şahin

Ecem Şahin
@ecemsahinnn
“Malatya’da başlayan hikâyem, Denizli’nin taş sokaklarında başka bir renge büründü. Herkes bana nereye gittiğimi sordu, ama ben hep nasıl yürüdüğümü anlattım.”
İç Mimar Proje Asistanı
Denizli Pamukkale Üniversitesi
Denizli
Malatya, 5 Aralık 1999
333 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Ecem Şahin tekrar paylaştı.
Kalbin Yükü, Bedenin Yorgunluğundan Daha Ağırdır
Bazen en ağır yükün kalbimde olduğunu, çok geç anladım. Omuzlarımdaki yorgunluklar bir şekilde taşınır, dinlenince geçer sanıyordum. Oysa kalbin yükü, hiçbir uykuya, hiçbir nefese, hiçbir zamana
İnsan ve Duygular
Ecem Şahin tekrar paylaştı.
Bitmeyen Rüyanın Yankısı Hayalin Karanlık Aynası
Gözlerimi açtığım her sabah, geceden kalma bir rüyanın izleri hâlâ üzerime yapışıyor. O rüyalar ki, ne tamamen gerçek ne de tamamen hayal; sanki iki dünyanın arasında sıkışmış, beni bırakmayan bir gölge gibi yanımda sürükleniyor. Adımlarımı nereye atsam, gölgelerim de benimle geliyor; bazen bir tebessüm, bazen bir çığlık, bazen de içimdeki yaraları kanatan eski bir hatıra olarak. Bazen düşünüyorum; acaba ben mi düşlerimi yaşıyorum, yoksa düşler mi beni yaşıyor? Çünkü uyanıkken bile zihnimde yankılanan o sahneler, kalbimde yarım kalmış bir hikâye gibi sürekli tekrar ediyor. Her köşede bir yüz, her sessizlikte bir ses, her karanlıkta bir ışık; düşlerim beni bırakmıyor, sanki ben onlara borçluyum, sanki onlar olmadan var olamam. Gölgeler çoğu zaman korkutucu görünür, ama benim gölgelerim farklı. Onlar, hatırlamadığım hayatların izleri, unuttuğum sözlerin yankısı ve kaybettiğim duyguların sessiz tanıkları. İçimde sakladığım her şey, gece olunca gölgelerimle birleşiyor, sabah olunca da peşimden ayrılmıyor. Benimle birlikte nefes alıyorlar, benimle birlikte susuyorlar. Ve işte tam da bu yüzden biliyorum; düşler, aslında bizim en çıplak hâlimizdir. Uyanınca bile bırakmayan o gölgeler, içimizdeki en derin hakikatin bir yansımasıdır. Onlardan kaçmak mümkün değildir; çünkü onlar bizden doğar, bizimle büyür ve bizimle ölür. Belki de gölgelerimden korkmamalıyım. Çünkü onlar, benim gizli gücüm. Her düş, bir mesaj; her gölge, bir iz. Ve ben, bu izleri takip ettikçe, kendi karanlığımın içinden ışığa yürümeyi öğreniyorum.
İnsan ve Duygular
Ecem Şahin tekrar paylaştı.
Başkalarının Onayına Bağlı Olmayan Ruhlar
Dünyanın gürültülü sahnesinde, çoğu zaman bağıran sesler, gösterişli jestler ve kendini kanıtlama çabaları arasında kayboluruz. Fakat büyük insanlar, bu karmaşanın tam tersidir. Onlar sessiz ve derindir; ihtişamları parıltıyla değil, derinlikleriyle parlar. Çünkü gerçek büyüklük, kendini ispat etmeye çalışmakla değil, içsel bir güvenden doğar. Büyük insanlar, kim olduklarını bilirler. Onların varlığı, yaptıkları işlerden, söyledikleri sözlerden veya kazanılan unvanlardan bağımsızdır. Kendilerini kanıtlamak için dışarıya dönük bir mücadeleye girmezler çünkü içlerindeki değer sarsılmazdır. Onların büyüklüğü, bir başkasının onayına veya takdirine bağlı değildir; zaten kendileriyle barışıktırlar. Kanıtlamak, çoğu zaman bir zayıflık belirtisidir; çünkü insan, kendine dair şüpheleri varsa başkalarına kendini göstermek ister. Ama büyük insanlar, bu şüphelerden arınmıştır. Onların dünyasında, yapacakları iş, söylenecek söz ve sergileyecek duruş, kendiliğinden bir ifade şeklidir. Onları görmek isteyen zaten görür, anlamak isteyen zaten anlar. Bu yüzden büyükler, söz yerine eylemle konuşur; gürültü yerine sakinlikle var olur. Onların hayatları, kendi içlerindeki denge ve amaçla şekillenir; dış dünyadaki yargılarla değil. Büyük olmak, gösterişten uzak, kendinle bütünleşmek demektir. Kendini kanıtlamaya çalışmak ise, başkalarının gözünde görünmeye çalışmaktan öteye geçemez. büyük insanlar sessiz devlerdir. Onlar için en büyük kanıt, yaşamın ta kendisidir. Çünkü gerçek büyüklük, kelimelerle değil, duruşla, karakterle ve kalpte yazılır.
Duygu ve Düşünce
Ecem Şahin tekrar paylaştı.
Acı, Ruhun Kapısını Aralayan Anahtardır
Kalbin kırılması, sadece acının kendisi değildir; o kırılma, ruhunun en gizli köşelerine ulaşmanın bir anahtarıdır. Her çatlak, her kırık, seni daha önce fark etmediğin bir derinliğe götürür; orada
Duygu ve Düşünce
Anın Kıymetini Bilmek, Şimdi ve Burada
Nefes alıp veriyorum. Bunu farkettiğimde her anın kendi güzelliği olduğunu gördüm
İnsan ve Hayat