Ecem Şahin

Ecem Şahin
@ecemsahinnn
“Malatya’da başlayan hikâyem, Denizli’nin taş sokaklarında başka bir renge büründü. Herkes bana nereye gittiğimi sordu, ama ben hep nasıl yürüdüğümü anlattım.”
İç Mimar Proje Asistanı
Denizli Pamukkale Üniversitesi
Denizli
Malatya, 5 Aralık 1999
334 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Hayatın Kendisini Bir Sanat Eserine Dönüştürmek
10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2025 235. kitabı
Yıllardır bastırdığım bir hazineyi yeniden keşfetmek üzere olduğumu hissettim. Çocukluğumda defterlerime döktüğüm hayaller, karaladığım resimler, yazdığım kısa hikâyeler… Hepsi birer tozlu köşe olmuştu. Kitap, bana bu köşeleri birer birer temizlemeyi ve kendi yaratıcılığıma yeniden dokunmayı öğretiyordu. Sayfaları çevirdikçe, ruhumda sessizce büyüyen bir kıpırtı hissettim; sanki uzun zamandır görmediğim bir dostum bana el sallıyordu. Hatırladım bir yaz sabahı, pencere kenarında oturup yağmurun ritmiyle kendi ritmimi karıştırmaya çalıştığım anları. O zamanlar yazdığım şiirler kimseye gösterilmezdi; kendime saklanır, bir gün belki birilerine gösteririm diye hayal ederdim. Julia Cameron, o hayallerimi gerçek kılmak için cesaret verdi. Yalnızca yaratıcılığımdan korkmamam gerektiğini değil, onu beslememin, beslerken kendimi de beslemenin önemini fark ettim. Kitap bana, yaratıcılığın bir varoluş biçimi olduğunu, kendi içimdeki sesi dinlemenin hayatın kendisiyle kurduğum bağ kadar değerli olduğunu hatırlattı. Bir gün, öğleden sonra elimde kitabım ve eski defterimle otururken, yıllardır ertelediğim bir çizimi tamamladım. İlk çizgiyle birlikte kalbimde bir hafiflik hissettim; sanki uzun süredir kilitli kalmış bir kapı açılmıştı. O çizgi sadece kağıtta bir işaret değildi; kendi iç dünyama açılan bir pencereydi. Kitap bana gösterdi ki yaratıcılığı beslemek, sadece sanat üretmek değil, kendinle barışmak, kendi ruhunu onurlandırmak demekti. Cameron’un önerdiği günlük yazılar ve sabah ritüelleri, başlangıçta bana garip geldi; ama uyguladıkça fark ettim ki, kendi iç sesimi duymanın, hayallerimi fark etmenin en gerçek yolu bu küçük eylemlerdi. Eski bir arkadaşımın bana söylediği bir söz geldi aklıma: “Yazdıkça kendini bulursun.” İşte, kitabı okudukça bu sözün ne kadar doğru
İnsan ve Hayat
Sanatçının YoluJulia Cameron · Butik Yayınevi · 2023826 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dilin Aynasında Kendimiz İllüzyonlarla Örülü Gerçeklik
10/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2025 234. kitabı
Kelimeler… Çoğu zaman masum görünen ama aslında içimizde dağlar kadar ağırlık bırakabilen, bazen de tek bir dokunuşla yaraları iyileştiren büyülü taşlar gibi. Robert Dilts’in Dil İllüzyonları’nı okurken, kendi hayatımda kelimelerin nasıl bir oyun kurucu olduğunu yeniden fark ettim. Çünkü bu kitap sadece bir dil çözümlemesi değil, aynı zamanda insanın hayatını şekillendiren görünmez bağların haritası. Benim için dil her zaman hem bir sığınak hem de bir tuzaktı. Çocukken duyduğum bazı sözler hâlâ kulağımda çınlar; küçücük bir “yapamazsın” cümlesi nasıl da içime korku ekmişti. Yıllar sonra, aynı dilin içinde bir “sen yaparsın” sözünün insanın kanatlarını nasıl açtırdığını gördüm. İşte Dilts’in satırları tam da bu noktada beni kendimle yüzleştirdi. Dili sadece iletişim aracı olarak değil, bilinçaltını şekillendiren bir güç, düşüncelerimizi bile yönlendiren bir araç olarak gösterdi. Kitap boyunca fark ettim ki kelimeler aslında zihin için aynalardır. Birine ne söylediğimiz kadar, kendimize ne söylediğimiz de hayatımızı belirliyor. Ben, kendimle konuşurken çoğu zaman serttim. “Yine başaramadın”, “yeterince iyi değilsin” cümleleri sessizce içimden yankılanırdı. Oysa Dilts, bu içsel diyalogların hayatımızın en büyük illüzyonlarını yarattığını gösteriyor. Çünkü biz, gerçeği değil, dile dökülen algıyı yaşıyoruz. Bunu okurken eski bir anım aklıma geldi. Bir gün biri bana “zor insansın” demişti. O cümle o kadar yapışmıştı ki üzerime, uzun süre ilişkilerimde kendimi zor biri gibi hissettim. Oysa belki de sadece anlaşılmamıştım. İşte dilin illüzyonu buydu: başkasının ağzından çıkan birkaç kelime, senin kim olduğuna dair içsel hikâyeni yeniden yazabiliyordu. Dilts’in kitabı bana bir şey daha öğretti: Sözcükler bazen zincir, bazen de anahtar olabilir. Onları nasıl kullandığımıza
Duygu ve Düşünce
Dil İllüzyonlarıRobert Dilts · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2014150 okunma
Güven ile Kaygı Arasında İçimizdeki Kemirgen
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 233. kitabı
Şüphe… İnsan zihninin en ağır zincirlerinden biri. Bernard Victor Dryer’in Şüphe’sini okurken, içimde yıllardır bastırdığım o küçük kıpırtıların, cevapsız kalan soruların, “ya öyle değilse?” diye başlayan tüm cümlelerin canlandığını hissettim. Kitap yalnızca bir sorgulama değil, aynı zamanda insan ruhunun kendi kendisiyle yaptığı en sancılı hesaplaşmalardan birine ayna tutuyor. Benim için şüphe, çoğu zaman geceleri sessizce yanımda duran, uyumama izin vermeyen bir gölge gibi olmuştur. İnsanın hayatında güvendiği şeylerin altını kemiren bir kurt… Dryer’in satırları, bu gölgenin nasıl hem bir düşman hem de bir öğretmen olabileceğini hatırlattı bana. Çünkü şüphe, bazen bizi çökertir, bazen de gerçeğe en yakın yolu gösterir. Kitap boyunca, şüphenin sadece bireysel bir duygu değil, aynı zamanda insan ilişkilerinin, inançların ve toplumsal düzenin merkezinde duran bir güç olduğunu gördüm. Birine güvenmek ile ondan kuşkulanmak arasındaki o ince çizgi… Bir fikri sahiplenmekle, onun yanlış olabileceğini kabul etmek arasındaki çatışma… Bunların hepsi kendi yaşamımdaki deneyimlerle iç içe geçti. Özellikle insan ilişkilerinde hissettiğim o ince kaygı, “acaba bana gerçekten mi bağlı, yoksa bir gün sırtını mı döner?” sorusu yeniden canlandı içimde. Dryer’in dili, bana göre hem yalın hem de keskin. Her cümle, bir bıçak gibi zihnimin derinlerine indi. Ve fark ettim ki ben de hayatımın farklı dönemlerinde, şüphe sayesinde kendimi korudum; ama aynı şüphe yüzünden en yakınlarımı kaybettim. Çünkü şüphe, sınır tanımaz. Bir kez içeri girdiğinde, sevgiyi, dostluğu, inancı ve hatta insanın kendi kendine duyduğu güveni bile kemirir. Bununla birlikte kitap bana başka bir şeyi daha düşündürdü: Belki de şüphe, aslında özgürlüğün kapısıdır. Körü körüne inanmak yerine sorgulamak, başkalarının
Duygu ve Düşünce
ŞüpheBernard Victor Dryer · Kalipso Yayınları · 2015114 okunma
Kurtuluş Hayalinin Bedeli Yoksulluğun Sessizliği
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2025 232. kitabı
İnsanın sahip olduklarıyla sınandığını, hatta bazen en büyük lanetin en parlak armağanların içinde saklı olduğunu hissettim. Küçük bir balıkçı köyünün sessizliği, denizin tuzlu kokusu ve yoksulluğun çaresizliği arasında bir inci bulunuyor; ama bu inci, aslında sadece zenginlik değil, aynı zamanda açgözlülük, kıskançlık, korku ve yıkımın simgesi haline geliyor. Hikâyede en çok beni çarpan şey, insanın hayallerinin bazen kendisini nasıl yutabileceği gerçeğiydi. Kino’nun eline geçen inci, bana kendi hayatımda “büyük şans” dediğim anları düşündürdü. İlk başta umutla parlayan, bana yepyeni bir kapı açacak sandığım fırsatlar… Ama sonrasında o fırsatların, beklentilerin yükü altında beni nasıl ezdiğini, çevremdeki insanların bakışlarını, gizli kıskançlıklarını ve kendi içimdeki hırsı nasıl büyüttüğünü hatırladım. İnci, sadece Kino’nun değil, aslında hepimizin içinde taşıdığı bir sınav gibiydi. Kitap boyunca hissettiğim şeylerden biri de, yoksulluğun sadece açlık ya da sefalet olmadığını fark etmemdi. Yoksulluk bazen, “hiçbir şeyin değişmeyeceğine” olan inançsızlıkla gelir. Kino’nun ailesi için inci, bir kurtuluş hayaliydi. Ama aynı zamanda bu hayal, onları en savunmasız, en kırılgan noktalarına taşıdı. Ben de kendi yaşamımda, bazen tek bir hayalin peşine düşerken aslında her şeyimi riske attığım anları düşündüm. Hırsla, korkuyla, umutla… Hepsi birbirine karıştı. Steinbeck’in dili sade ama ağır; okurken her cümlenin altında sanki daha derin bir acı, daha evrensel bir ders gizliydi. Bazen insanın en büyük trajedisi, istediğine ulaşmasıdır; çünkü ulaşınca aslında neyle yüzleşeceğini bilemez. İnci’nin bana bıraktığı en derin iz, “sahip olmak” ile “mutlu olmak” arasındaki farkı yüzüme çarpması oldu. Biz çoğu zaman mutluluğu bir şeye ulaşmakla eşdeğer sanıyoruz; oysa belki de
İnsan ve Duygular
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Başkasının Senaryosuna Hapsolmamak, Hayatın Kahramanı Olmak
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 231. kitabı
Mutluluk, aradığımız bir hedef değil, yürüdüğümüz yolun kendisi. Yıllardır belki de hepimiz, mutluluğu bir köşe taşında, bir dönemeçte ya da gelecekteki büyük bir olayda bulacağımıza inanıyoruz. Ama Campbell, öyle sakin ve derin bir sesle fısıldıyor ki Mutluluk seninle beraberdi, sen sadece gözlerini kapatmıştın. Kendi hayatımda kaç kere ertelediğimi düşündüm mutluluğu. Üniversiteyi bitirince, o işe girince, o insanı bulunca, o şehre taşınınca… Hep bir sonrasına bıraktım. Ama hayat bana defalarca gösterdi ki, mutluluk erteledikçe solup giden bir çiçek gibi. Campbell’in sözleri, işte bu unuttuğum hakikati tekrar hatırlattı: Mutluluk, ertelenmez. O, her nefesin içinde. Çocukluğumdan bir anı geldi aklıma. Yaz akşamlarında, elektrikler kesildiğinde mahallemizi karanlık sarardı. Annem mum yakar, biz de karanlıkta birbirimize hikâyeler anlatırdık. O anlarda hiçbir şeye sahip değildik belki, ama içimde tarifsiz bir huzur olurdu. Campbell’in satırlarını okurken anladım ki, işte o anlar saf mutluluktu. Hayatın bütün yüklerinden sıyrılıp, sadece var olmanın sevinciyle dolduğum zamanlardı. Aynı zamanda şunu da düşündürdü Mutluluk, başkasının bize verdiği bir şey değil. Kendi yolculuğumuzu sahiplenmek, kendi mitimizi yazmak ve kendi hayatımızın kahramanı olmakla ilgili. Campbell, mitleri, sembolleri ve hikâyeleri anlatırken aslında hepimize şunu söylüyor Senin hayatın da büyük bir hikâye ve sen o hikâyede sıradan bir yolcu değil, kahramansın. Bazen bizler kahraman olmayı unuturuz. Çevrenin dayattığı rolleri giyer, kendimizi başkalarının senaryosuna hapsetmeye razı oluruz. Ama içimizde bir yer, hep fısıldar Senin yolun bu değil. İşte Campbell, o sesi duymaya cesaret etmeyi öğretiyor. Ben kendi hayatımda, bu sesi defalarca susturdum. Ama her seferinde susmayan bir tarafım oldu
Duygu ve Düşünce
Saf MutlulukJoseph Campbell · Doğan Kitap · 202391 okunma