Adnan da ayağa kalktı: "ben taş devrinde Türk, Tunç devrinde Türk, Altın devrinde Türk olmak isterdim.
Bütün hilkat devirlerinde Türk, devirsiz hayatlarda Türk, hayatsız devirlerde Türk!...
Türk doğmak Türk ölmek!
Türk, Türk, Türk!...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siz İngilizlerin bir kere ayak bastığı yerden çekilip gitmediğini söylüyorsunuz. Öyleyse Çanakkale'den ne için defoldular? Bu o ingilizdir ki vaktiyle mesela Transvaal Savaşında sürekli mal mağlup olduğu ve dayak yediği halde çıkmamış kalmıştır. Başka kıtalardan çıkarılamamış, atılamamıştır belki, halbuki Çanakkale'de tutunamadı oturamadı, neden? Çünkü karşısında Türk vardı.
Yani Arap olsun, Ermeni olsun, daha dün sayemizde yaşar ve hayatlarını kazanırken bugün evlerimizi yakıp yıkmak, mallarımızı çalıp el koymak, karılarımızı, kızlarımızı melun keyiflerine alet etmekle zevk buldular. Mütareke olup da Osmanlı hükümeti dağılınca yağma, çapul, katletme ve cinayet bunların yapmadığı kalmadı. Ve hepsi de zavallı silahsız Türk'ün başına üşüştü. Irz, namus demediler, mal mülk demediler, çaldılar, yaktılar, yıktılar...
Ne yaparsam yapayım, iyi bir bakışım, faydalı bir hareketim, şefkatli isteğim yalnız Türk içindir. Çünkü bizde de başkalarında olduğu kadar, belki, belki değil şüphesiz daha çok avuntuya muhtaç kalpler ve himaye arayan canlar var. Ve bu canlar benim kanımdan, benim ırkımdan ve benim benliğimden oldukları için bence bin kere daha kutsaldırlar.