Mehmet Rauf

Mehmet Rauf

Yazar
7.7/10
5,9bin Kişi
·
27,6bin
Okunma
·
869
Beğeni
·
27,5bin
Gösterim
Adı:
Mehmet Rauf
Tam adı:
Mehmed Rauf
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 12 Ağustos 1875
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 23 Aralık 1931
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)

 
365 syf.
·5 günde·8/10 puan
İlk psikolojik roman Mehmet Rauf'un Eylül romanıdır. Bu naçizane genel kültür bilgisini alın ne yaparsanız yapın :)

Kitabın başlarında biraz yavaş ilerleme söz konusu ve bu durum sizi sıkabilir. İlerleyen sayfalar daha akıcı ve derin. Nihayetinde kitabı kapattığınızda iyi ki okumuşum diyebileceğiniz bir eser şüpheniz olmasın.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
302 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İlk psikolojik roman olması sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir Mehmet Rauf'un Eylül'ü. Bir bakışın, gülüşün tahlilini sayfalar, sayfalarca anlatarak bir psikolojik roman olmanın hakkını fazlasıyla veriyor. Konu örgüsü açısından zayıf olduğunu söylersem, haksızlık yapmış olacağımı sanmıyorum. Bir bağ evinde başlayan roman, oradaki ortamdan bahsederek aile bireylerini de tanımamızı sağlar. Sonrasında tatilin devamı için yalıya geçiş... Ve işte öykünün tamamına yakın bölümünün anlatılacağı sahne! Suat'ın olgun, sevecen, anlayışlı, iyi niyetli, uysal hâlleri, Süreyya'nın, ki Suat'ın eşi olur kendileri, şen şakrak, şakacı, yüzeysel, yer yer bencil, ciddiyetsiz fakat insancıl kişiliği ve Necip'in beyefendi, olgun tavırları öyle bir işlenmiştir ki yıllardır tanıyor hissini kazanıyorsunuz.
Roman kişilerinin ne iş yaptığına öyle pek dikkat edilmemiş. Tek işleri, gezmek, eğlenmek, sevmek! Para, hiç sorun olmuyor; eli cebe atınca, kendiliğinden çıkıveriyor! Tıpkı Aşk-ı Memnu'da olduğu gibi, Türk toplumunun küçük bir kesimi ele alınmış. Yalılarda, konaklarda yaşayan iyi eğitimli, müzikten anlayan, görgülü insanlar. Zaten dil olarak da Halit Ziya'ı anımsattığını söyleyebilirim. Buna rağmen, dönemin en değerli romanlarından biri. Psikoloji sevenler için birebir.
304 syf.
·5 günde·8/10 puan
Servet-i Fünun döneminde yazılmış olan bu eser, edebiyatımızdaki ilk psikolojik romandır. Baştan uyarayım psikolojik roman olduğu için bazı kısımlar size çok akıcı gelmeyebilir. Ancak kitabın anlatım tarzı ve konusuyla insanı kendine çektiğini düşünüyorum. Şunu da söylemeliyim ki Mehmet Rauf'un kalemiyle ilk kez Eylül romanıyla tanıştım. Diğer eserlerini de mutlaka okumak istiyorum.
Türk edebiyatında önemli olan bu eseri herkesin okumasını tavsiye ederim.
352 syf.
Olaydan ziyade durum ve psikoloji ağırlıklı bir kitap olduğu için yavaş ilerledi. Fakat anlatılan aşk, onu işleyiş, kurgusu ve finaliyle etkilendiğim ve tavsiye edebileceğim bir kitap.
360 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Servet-i Fünun Dönemi romancısı Mehmet Rauf'un eseri olan "Eylül", edebiyatçılarımız tarafından edebiyat tarihimizin ilk "Ruh çözümlemesi " kitabı olarak kabul edildiğinden "İlk Psikolojik Roman" olarak ta kabul edilir.

Evli bayan ile bekar bir erkek arasındaki yasak aşkın anlatıldığı romanda, kişi sayısı ve yaşanan olaylar oldukça az. Dil yazıldığı dönem göze alındığında akıcı ve sade denilebilir. Yazarın Eylül ayı ile ilgili betimlemeleri ( #57192616 ) eylülü hüzün ve ayrılık ayı olarak gören şair ve yazarlara esin kaynağı olmuş olabilir mi acaba?

İyi okumalar
365 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Günümüze kadar gelmiş psikolojik bir başyapıt. Eserin ilk başları biraz ağır olsa da Suad'ın aşkı, suçluluk duygusu, bunalımları ve vicdan muhasebesini yaptığı güzel bir eser...
Eylül, ismi gibi hazin bir yasak aşkın romanı...
365 syf.
·5 günde·9/10 puan
Kitap için çevremdekiler sıkıcı olduğunu ve sadece ilk psikolojik roman olduğu için okunduğunu söylemişlerdi.Bu yüzden kitabı elime alırken biraz endişeliydim acaba yarım mı bırakacağım, çok mu sıkıcıdır diye.Ama öyle olmadı.Yani tabii her kitapta olduğu gibi bu kitapta da sıkıcı bölümler vardı ama, kitabın bitişi o kadar muhteşemdi ki diğer bölümleri sildi attı!

Suad ile Necib'in arasındaki o aşk, o tutku o kadar güzeldi ki Süreyya'ya hiç acıyamadım.Hacer'den ve Fatin'den aldığım gıcığı kelimelerle anlatmak pek mümkün değil..

Son olarak kitap kesinlikle müthişti.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
365 syf.
Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmış ve gelişen zaman süreçte büyük beğeni toplaması neticesinde, 1901 yılında kitap haline getirilerek Türk edebiyatı klasik romanları arasında kendisine pay edinmiştir.

Etkin olduğu koşullar ile günümüz koşulları arasında ki farklılıklara rağmen, Eylül hala okunabilirliğini muhafaza eder. Çünkü Eylül, simgesel olarak yasak bir aşka konukseverlik yapmış olsa da, aslında saf ve tertemiz bir aşka timsaldir. Bir aşk düşünün ki bedensel arzular ile kirletilmemiş olsun! Bir aşk düşünün ki, sadece gözlerdeki bakışlarda yaşansın! O bakışlar ki bütün varlığınıza tesir edip, ruhunuzu etkisi altına alsın!

Eylül, baharın sonlanması ile gelen kışın habercisi ya da şairlerin dizelerinde yansıttıkları gibi, keder ve ayrılığın ardından dile gelen hazan yağmurları! Nasıl ki yaprakların ağaçlara olan vedası, ayrılan sevgililerin ardından dökülen gözyaşlarına benzetilmesi gibi!...
Boşuna mı hayıflanır insanlar, gelen kış mevsiminin habercisi olan o soğuk havaların dem vurmasıyla, geçip giden yaz günlerinin ardından!
Kurguda da Suat'a hayatının bu çağı ömrünün, kadınlığının Eylül'ü gibi gelir. Süreyya ile evli olan Suat'ın hayatında bir şeyler eksiktir. Belki de son zamanlarda Süreyya'nın vurdumduymaz tavırlarıdır, kendisini değersiz ve önemsiz hissetmesini sağlayan. Kim bilir! Ne yazık ki çiftler arasında paylaşım azalınca ilişkilerin ortak resmidir, duygusal sadakatsizlikler!
Aradığı ilgiyi yasak ilişkide bulan Suat, mantığı ve hisleri arasında sıkışıp kalır! Bir okur olarak Suat'ın yerinde olmak istemezdim. Her ne kadar vâki olanda hayır var, deseler de zordur seçim yapmak!
Birine gitme, kal derken, diğerini yolcu etmek! Birini seçerken, diğerinden vazgeçmek!

Yazar kitapta kişilik analizlerini derinlemesine irdelediğinden dolayı, anlatım okuru biraz sıkar fakat yazıldığı dönem baz alınırsa yazarın neden, kahramanlarının ruh hallerine ayrıntıyla değindiğini anlamamız daha mümkün olacaktır. Bana günümüz hayat koşullarında bile hâlâ gözlerde yaşanan bir aşk var mı, dedirten eser, mutlaka okunmalı!...
376 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10 puan
Evvela eski yazarlarımızı okumaktan çok keyif aldığımı dile getirmek isterim. Zira kitabın arka kısmındaki sözlükte 1300 civarı kelimenin açıklaması olduğunu belirteyim. Bu bize neyi gösteriyor peki, ne kadar az kelime ile okuyup yazdığımızı, yaşadığımızı gösteriyor. Bu bakımdan kendimizi fakir addetmemizde bir beis görmüyorum. Bu durumun düşünüş kabiliyetimizi bile etkilediği kuşkusuz çünkü insan kelimeler ile tefekkür eder.

Kitabı, edebiyatımızın ilk psikolojik romanı etiketiyle lanse edildiği için merak ediyordum. Keyifle okudum. Bir aşk hikayesi, yasak bir aşk hikayesi okuyoruz ve karakterlerin gel gitlerine, imkansızlıklarına, halet-i ruhiyelerindeki dalgalanmalara şahit oluyoruz.

Yazar karakterlerin psikolojilerini çok iyi tahlil etmiş ve okuyucuya geçirmeyi başarmış. Böyle derin aşklar elbette var ve yaşamayan bilemez. Burada tabi ihanet, namus, dostluk gibi kavramlar da ele alınmış.

Günümüz isim kullanımı bakımından Suat ve Süreyya isimlerine alışmak biraz zaman alıyor. Bizde şuan Süreyya kadın, Suat erkek ismi olarak -ağırlıkta- kullanıldığından.

"Necip karakterinin hiç mi işi gücü yok, ha bire gezer mi bu adam?" sorusu zihnimi kurcaladı. Pek başıboş bırakılmış gibi geldi bana. Psikolojik ruh halleri biraz daha konsantre olarak verilse aşırı uzatılmasa dediğim anlar da oldu lakin kitabın temel amacı bu olduğu için mazur gördüm. Biraz olay bekliyor günümüz okuru alıştığı aksiyonlu okumalarından mütevellit... Belki ben de "Hadi biraz olay" diyorum zaman zaman fakat hayat o kadar da aksiyonlar silsilesi halinde dönmüyor. Rutin bir yaşam söz konusu. Bu rutini burada çok derin hissettim.

Benim kanaatim kendi edebi köklerimizden beslenmeyi ihmal etmemek yönünde. Bu nedenle hem doğu, hem batı sentezini yapmak bakımından Türk Edebiyatını es geçmemeliyiz.
365 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Eylül, imkânsız bir aşkın romanıdır. Romanda, evli bir kadına duyulan ve karşılık bulan ama kavuşma imkânı olmayan bir aşkın öyküsü anlatılmaktadır. Necip ve Suat'ın karşılıklı olarak yaşadıkları aşk, heyecan, mutluluk, coşku, mutsuzluk, öfke, hayal kırıklıkları ve hasret temaları romanın genelini kapsamaktadır.
Ön planda, imkânsız bir aşk hikayesi anlatılırken arka planda Osmanlı'nın son dönem sosyal ve kültürel yaşamı konu edinilmektedir. Mehmet Rauf, bu romanında evlilik konusunu ve çiftler arasındaki uyum-uyumsuzluğu, kadın ve erkeğin evliliğe bakışı ve beklentileri, evlilik hayatının belirli bir süre sonra monotonlaşmasını psikolojik tahliller vasıtasıyla okuyucuya aktarmaktadır.
Eylül, edebiyat tarihimizin ilk psikolojik roman özelliğini taşımasının yanı sıra bireylerin aşk konusunda yaşadıkları duygusal gelgitleri başarılı şekilde ifade ettiğinden kesinlikle okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...

Yazarın biyografisi

Adı:
Mehmet Rauf
Tam adı:
Mehmed Rauf
Unvan:
Türk Yazar, Şair
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 12 Ağustos 1875
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 23 Aralık 1931
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)

 

Yazar istatistikleri

  • 869 okur beğendi.
  • 27,6bin okur okudu.
  • 767 okur okuyor.
  • 6,4bin okur okuyacak.
  • 832 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları