Yine İbn Mes'ûd: "Kişinin kendi vaziyetini yoklamasına lüzum yok. Eğer Kur'ân'ı seviyor ve oradaki hükümler hoşuna gidiyorsa, Allah'ı ve Resûlünü seviyor demektir. Eğer Kur'ân-ı Kerîm hoşuna gitmiyorsa, Allah'ı ve Peygamberi sevmiyor demektir."
İbn Ebu Hatim, İbn Mes'ud radiyallahu anh’m şöyle dediğini nakletti:
"Bize Kur'an'dan açıklanmadık bir şey bırakılmadı. Lâkin biz bunları anlama bakımından aciz kaldık." Ve İbn Mes'ud radiyallahu anh şu ayeti okudu:
"Sana zikri (Kur'arı'ı) insanlara açıklayasın diye indirdik.” (Nahl: 44)
İmam Şafii rahmetullahi aleyh dedi ki:
"Allah-u Teâlâ Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in doğru yolu gösterdiğini şu ayetiyle açıkladı:
"Biz O'nu (Kuran'ı) bir nur kıldık ki O’nunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola eriştirelim. Muhakkak sen, Allah'ın yoluna hidayet edicisin." (Nur: 52)
İmam Şafii rahmetullahi aleyh dedi ki:
"Allah-u Teâlâ, göndermiş olduğu vahye (yani Kur’an’a) ve Rasûlullah sallaUahu aleyhi ve sellem in sünnetine tabi olup itaat etmelerini bütün insanlara farz kılmıştır. Kerim olan Allah-u Teâlâ kitabında şöyle buyurur:
"Gerçek mü'minler ancak o kimselerdir ki Allah'a ve rasûlüne iman ederler, toplanmayı gerektiren bir meselede peygamberle bir araya geldikleri zaman, peygamberden izin almadan ayrılmazlar.”