İmam Gazali

İmam Gazali

Yazar
9.2/10
3.361 Kişi
·
10.951
Okunma
·
1.945
Beğeni
·
34708
Gösterim
Adı:
İmam Gazali
Tam adı:
Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed Tûsî, Gazâlî
Unvan:
İranlı İslam Âlimi, Filozofu, Mutasavvıfı ve Müderrisi
Doğum:
Tus, Büyük Selçuklu Devleti, 1058
Ölüm:
Tus, Büyük Selçuklu Devleti, 1111
Ebû Hâmid Muhammed bin Muhammed el-Gazâli (Arapça: أبو حامد محمد بن محمد الغزالي) (d. 1058 - ö. 1111), İranlı İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Lâkabları, Hüccet-ül-İslam ve Zeynüddin’dir. Genel olarak El Gazâli ve İmam Gazâli isimleriyle tanınmıştır.

Hayatı ve yaşadığı dönem

Gazali Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcan şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadi düşünce olarak Ebu Hasan Eş'ari’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin Baş Müderrisliği’ne tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. İçine girdiği ruhsal bunalımın da etkisiyle Sûfizm'e yöneldi ve Ebu Ali Farmedi'nin etkisiyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki görevini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında Hac'a gitti.

Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi.Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı Tekke'de müritleriyle birlikte Sûfi yaşamı sürdü. Gazali 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde vefat etti.

Gazali’nin yaşadığı dönemde İslam aleminde siyasi ve fikri büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfusu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devletigerilemekte idi.

İlk Haçlı Seferi de Gazali döneminde yapılmış, Gazali 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazali ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikri bir çöküntü tamamlıyordu.
Cahillik hastalığı, öğrenmekle tedavi olunur.
Cimrilik hastalığı cömertlikle, gurur hastalığı tevâzu ile, oburluk hastalığı zoraki bir şekilde yemeği kesmekle tedavi olunur. Nasıl ki ilacın acılığına ve iştahın çektiği şeylere sabretmenin şiddetine, hasta bedenleri tedavi etmek için katlanmak gerekiyorsa, tıpkı onun gibi hasta kal-bin tedavisi için de sabır ve mücâhedenin acılığına katlanmak lâzımdır.
Ebu Bekir Şibli hazretleri şöyle buyuruyor:
“Dört yüz kadar âlime hizmet ettim. Dört bin hadis ezberledim. Sonra yalnız bir tanesini seçip onunla amel ettim. Kurtuluşumun bu hadise bağlı olduğunu anladım. O hadis-i şerif de şudur:
“Ey insan! Dünya için orada kalacağın kadar çalış. Ahiret için de orada kalacağın kadar çalış. Allah için, O’na ihtiyacın kadar çalış. Cehenneme dayanacağın kadar da günah işle.
''bu ümmet hakkında en çok korktuğum münafık ilim sahibidir''
-diliyle alim , kalbi ve ameliyle cahil -

hz Ömer
İmam Gazali
Sayfa 38 - ışık yayınları
767 syf.
·45 günde·10/10
Mükâşefetü'l-Kulûb konu itibariyle tasavvufî bir eserdir. İçerik itibariyle kalpleri hâssâs bir İslâmi hâyâtâ sevk etmeyi, oraya sâf bir İslâmî hayatı anlatan Şaheserdir. Mükâşefetü'l-Kulûb yani 'KÂLPLERİN KEŞFI' Kalpleri, hakikate erişemeye yardımcı son derece etkileyici bir kitaptır..
Durumları olayları tespit ve keşfedip aralayarak, ortaya çıkararak ıslaha çalışmayı öğreten bir hâzine..
Tasavvuf kâlp ile meşgul olan bir ilimdir.
Malûmdur ki, kalp nasıl olursa dış âzâ ve yaşayış da ona uygun bir manzaraya arz eder.
ÂLLâH'u Teâlâ'nın; Her kulun kalbini günde birkaç kere kontrol ettiği hadisinin mânâsına amellerin zuhur mahali olan kalp ele alınmıştır.
Hayatım da hiç bir kitap beni bu kadar etkilemedi.
İnsanın kalbine Mânevi hastalıklarına karşı bu kadar iyi bir ilaç olamaz. Okurken üzüleçek, ağlayaçak ve ürpermenin yanı sırâ ruhun da, bir rahatlıkta göreceksin.
Dünya evi meşguliyetinden bir an önce kurtulmanın gerekliliği daha iyi anlatılamazdı.
Kalp hastalıklarını manevi yönden incelemiş ve açıklamış. Kitabın başında en cok da ahiret hayati ile dunya hayati arasindaki o ince cizginin ve o ince cizginin ayrintilari icinde dehşete kapılıp (ben ne yapıyorum! Ne yapmaktayım?
Akibetimi kendi elimle hazirlayip ucurumdan atmak icin yaşiyordum!) dememek elde değil..!
Kitap ÂLLÂH `ın varlığına ve sonsuzluğuna çok derin açıklamalar yapılmasını fani aklının sınırları dışında olduğunu da açıklıyor.
Kendi kalbini keşfetmek isteyenler bu kitabı okusun mutlaka.
Bu kitaptan sonra kalplerinize bir kere daha dokunun.
Eski yeni karşılaştırmasını kesin yapacaktır.
Temiz sandığın kalpler; batak hane, lağim vs gibi düşüncelere daldıracak..
Tabi beni çokça etkiledi diye herkeze aynı etkiyi sağlarımı bilmem.
Bildigim;
benim, bütün dünya görüşümü 'İYİ' anlam da ve hayata bakışımı ters düz ettiğidir. Diyerek sözü Muhteşem kitaptan bir alıntıyla sonlandırıyorum..
Dünyada başınıza gelen sıkıntı ve kötülüklere üzülüp feryat etmeyin. Çünkü mutlaka bir gün sona erecektir. Nimet ve güzelliklerine de çok sevinmeyin. Onlar da bir gün son bulacaktır...
140 syf.
·10/10
İlk önce farklı tür kitap okuma etkinliğini #28167510 oluşturan Necip G./Duvar/ abim ve bu kitabı ısrarla okumamı isteyip, ayrıca kitabı hediye eden kardeşim Mustafa Diyar/Duvar/ a teşekkürler. Etkinlik henüz başlamadı ama kitap erken gelince beklemek istemedim.

Evet İmam Gazali denilince korktuğum doğrudur. İmam Gazali isminin ağırlığındandı belki de korkum. Ve de sufizm’e uzak oluşum. İmam Gazali den bahsedecek olursak hayatını ilme adayan bir düşünür. Öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikri akımları araştırmasına neden olur. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördüğünü söyler. Kendiside doğru gördüğü tasavvuf yolunda ilerleyerek hakikati aramıştır.

Kitap konusunda ilkin çok tereddüt ettim. Her kadar Mustafa Diyar çok seveceksin dili hafif dese de kendisi bir ilahiyat fakültesi öğrencisi olduğundan kitabının dilinin ona hafif geldiğini beni zorlayacağını düşündüm. Ama yanılmışım su gibi aktı geçti sayfalar.

Kitap İmam Gazali tarafından öğrencisine verilen cevaplardan oluşan bir kitap. Bir nasihat kitabı. Öğrencisine oğul diye sesleniyor. İmam Gazali'nin öğrencisi mektuplarla hocasına sorular soruyor. İşte eser bu mektuplardan oluşuyor. Kesinlikle kafa karıştırmıyor. İnsanın kendi kendisiyle ahlaki yönden kendini sorgulamasını ve vicdanen bir muhasebe yapmasını sağlıyor.

Kitabın ismimden yola çıkarak şunları söylemek istiyorum; Birine oğul diyebilmemiz için ya kan bağı olması gerekiyor ya da çok samimi olduğumuz birini oğlumuz gibi özümsememiz gerekiyor. İşte buradan hareketle İmam Gazali öğrencisine bu mektuplarda oğul diye seslenerek bu ilim davasında ne kadar samimi bir profil çizdiğini bu satırlar arasında gözler önüne seriyor. Cevap verirken İslam'ın edebini özümsemiş biri olarak cevap veriyor ve cevapları bir nasihat halini alıyor.

Dili inanılmaz bir derece yalın. Her satırının altı çizilmesi gereken bir başucu kitabı. Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra İmam Gazali gibi ilmin güzelliklerini özünde eritmiş biriyle tanışmış oluyorsunuz. Normalde bir saatte bitirilebilecek bir kitap ama ben kendimi sorgulayarak ağır ağır okumak istedim. Tekrar okunacaklar rafıma ekledim.

Son olarak imam gazalinin bazı öğütleriyle yazımı sonlandırıyorum.
1- Boş sözden uzak dur
2- Ağırbaşlı ol
3- Herkese hoşnut davran
4- Fırsatları kaçırma
5- Az kelime ile çok şey anlat
6- İnsanları iyi tanı
7- Kendini herkesten aşağı gör
8- Fazla konuşma
9- Kendinden fazla söz etme
10- Tamahkar olma
11- Dargınları barıştır
12- Merhametli ol
3600 syf.
·Beğendi·10/10
İlim deryasına dalmaya niyet etmiş herkesin bu kitabın başına geçip oluk oluk su içmesi gerek diye düşündüm okurken.Ve suya doydum derken kitap bittiğinde asıl susuzluğunuzun yeni başladığını fark edeceksiniz.Hayırlı okumalar...
800 syf.
·23 günde·9/10
Muhteşem bir hazineyi tutmuşum elimde.Yaşamımızda ki degistirmemiz gerekenleri başta Peygamber Efendimiz (s.a.v) 'in, sahabelerin , alimlerin yaşantısından örnek almalıyız ki ,hadisler, ayetler , kıssalar ile her cümlesi kalplere hitap ediyor.Ondan dolayı kitabın ismi Mükaşefetü'l Kulüb (Kalplerin Keşfi) olsa gerek . Bildiğimizi düşünüp,okumak istemediğimiz konuları bir kez daha okuyarak eksiğimizi görme, düzeltme adına mutlaka okunulması gereken bir kitap .Cennet, cehennem ...Tüyler ürpertici gerçekler.Ve hüzün dolu bir son . Peygamber Efendimiz (s.a.v) 'in vefatı.

Bir Duâ ile ;
Ey Rabbimiz, Bizi, batılı batıl bilip, batıldan kaçanlardan eyle.
Sevgili Peygamberimize salat-ü selam, vesile, üstünlük ve yüksek dereceler ikram eyle.
O’nu vaat ettiğin makam-ı mahmud’a nail eyle.
Şüphesiz sen vaadinden dönmesin.
Ehl’i beytini, ashabını ve O’nun izinde yürüyenleri her türlü ihtirama ve muhabbete nail eyle.
Sen affedicisin, affı seversin, bizi ve bütün inanları affeyle.
(Amin)
311 syf.
Okumak üç türlüdür: dilin okuması kıraat, aklın okuması tefekkür, kalbin okuması hayattır.
(İmam Gazali)

İmam Gazali'nin de dediği gibi inşAllah kalbin okumasını görenlerden oluruz.

Gazzali 1058 yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuş, buhranlı dönemlerinden sonra tasavvufa yönelmiştir.

Bu nedenle İmam Gazali
'Şüphe duymayan hakikati bulamaz.'
der şüphenin hakikati bulduran bir araç olduğunu düşünür.
Ve yine aynı şekide bu imam 1111 yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde gerçek hayata gözlerini açmıştır.

İmam Gazali'nin ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen dili gayet akıcı ve anlaşılır.
Kitabın tam adı'Yola Gidenlerin Klavuzu ve Arayanların Bahçesi'.

Ayrıca yazılmış bir eser de olabilir çünkü yazara ait 500 eser(Ancak günümüze sadece 75 eser ulaşabilmiştir) var veya İhya-u Ulumi'd-din'in bir parçası da olabilir.

Kitap bu konu hakkında pek bilgi verilmemiş.
Sadece üçüncü risale olduğu belirtimiş.

Kitap önsözünden sonra 39 fasıldan oluşuyor.Fasılların her biri ayetlerle, güçlü hadislerle desteklenmiş ve yıllar öncesinde yazılmasına rağmen yaşadığımız sorunların,işlediğimiz günahların,aklımızdaki sorunların birebir cevabını veriyor.

İmanın temellerinden, 'Vusul,Visal,Kalp,Ruh,Nefes' gibi
ramazan programlarında veya "sorularla bilmem ne" gibi entrasan soruların sorulduğu platformlara benzemiyor.

Beni en çok etkileyen bölüm 'Dil Afetleri' oldu.

İmam Gazali'de bir zamanlar şüpheye düşmüş, hakikatı aramak için yollara düşmüş,felseye göz kırpan eserleri de okuyan biri olarak çoğu insanın inanmadığı veya aklında şüphe duyduğu soruları 'samanlıkta iğne arar gibi' incelemiş ama yazıya dökerken gayet de 'halk dilinde' anlaşılır bir eser ortaya koymuş.

Hatta bir sözünde şöyle söylemiş:

'Gençliğimden itibaren 50 yaşımı aştığım bu ana gelinceye kadar, bu engin denizlerin derinliklerine dalmaktan hiç geri durmadım.

Coşkulu denizlere çekingen korkaklar gibi değil, cesur kimselerin dalışı gibi daldım, gördüğüm her meselenin üzerine atladım. Her fırkanın inanış ve fikirlerini inceliyor, her grubun tuttuğu yolun inceliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyordum.

Araştırdığım fırkaların hak veya batıl, sünnete uygun veya bidat sahibi olmaları konusunda ayrım yapmıyordum.
Felsefe yolunu tutmuş olanların, sahip oldukları felsefeyi bütün esaslarıyla öğrenmeye özen gösterdim.
Hiçbir kelâm âlimini dışarıda bırakmadan kelamdaki yöntemini ve mücadelesini öğrenmeye çaba gösterdim.
Bütün gücümle ne kadar sufi var ise onun sufiliğindeki sırları öğrenmeye, ne kadar abid var ise bu ibadetleriyle neler kazandığını araştırmaya çalıştım.

Bütün zındıkların, Allah’ın varlığını ve sıfatlarını kabul etmeyenlerin, bu inanış veya inkarlarının arkasında yatan sebepleri titizlikle araştırdım. Her şeyin hakikatini öğrenmeye karşı duyduğum susamışlık; baştan ve gençliğimden beri tuttuğum yol ve benim bir hasletim olmuştur.

Bunun sonucunda çocukluğumun coşkulu çağlarından itibaren taklit bağlarından sıyrıldım ve büyüklerimizden miras kalan sırf taklide dayalı inanç esaslarından koptum.

Çünkü Hristiyan çocuklarının hepsi bu din üzere yetiştiklerini, Yahudi çocuklarının sürekli bu dinin esaslarına göre büyüdüklerini, Müslüman çocuklarında istisnasız İslam dini üzere yetişmekte olduklarını görmekteydim.
Yaratılıştan gelen asli hakikati ve ana baba ile hocalar aracılığıyla kazanılan sonraki inanç esasları ve taklit unsurlarının hakikatini öğrenme konusunda içimde büyük
bir istek oluştu. Taklit, başlangıçta birtakım telkinlere dayanmaktaydı. Bunların da hangilerinin hak ve batıl olduğu konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktaydı.

Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir.'

demiş ne kadar da güzel anlatmış hakikati bulmanın özetini...

İslamiyet, bizim önümüze altın tepsiyle geldiği için çoğu kez araştırmıyoruz araştıranlar ise ilk şüphesinde 'ateist' olmak daha kolaylarına geldiği için veya hakikate ulaşmanın veya ulaşamanın iki-üç tane saçma temeller üzerine yazılmış tez veya kitap okuyarak her şeyi çözdüğünü sanarak yoldan çıkıyorlar.

Kısacası:

'Uzun mesafelere ulaşmak, yakın mesafeleri aşmakla mümkündür.' diyor yine Gazali yani inkar etmek ne o kadar 'dil' ile kolaysa da 'kalp' ile bu kadar kolay olmamalı.

Hiçbir şey diyemem 'kalpler Allah'ın elinde' ama İmam Gazali gerçekleri ölünceye kadar araştırmış bu işe ömrünü vermiş

'Allah da yok Kuran da, müslümanlar böyleyse dinleri nasıldır?'gibi bir sürü mazeret cümleleri kurabilecekken bize 500 tane muhteşem eser yazmayı tercih etmiş.Lakin günümüze 75 eser kalmış.

Allah ondan ebeden razı olsun.

Kısacası eğer şüpheleriniz varsa kolaya kaçmak istemiyorsanız,hakikate gerçekten merak duyup gerçekleri ayetlerle,hadislerle, muhteşem örneklerle görmek istiyorsanız,
veya unuttuklarınızı hatırlamak,imanınızı güçlendirmek istiyorsanız,

mutlaka bu kitabı ve diğer 75 eseri okuyun.
248 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Yediden yetmişe herkesin kesinlikle okumasını tavsiye ettiğim bir eser olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum..
Gel gelelim kitaba...
Açıkçası okumadan önce bazı okur arkadaşlarının alıntılarına denk geldiğimde çok beğenmiştim. Bu yüzden beklentim oldukça yüksekti de. Eser yüksek beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Bunu belirtmek isterim...

İmam Gazali'nin yüreğine sağlık ki, böyle güzel bir eser meydana getip yazmış. Kitabı hem kendi yorumlarıyla hem de Peygamber Efendimiz (s.a.v) başta olmak üzere birçok saygıdeğer kişinin dil, konuşmak veyahut susmak hakkında görüşlerini dile getirerek susmanın ne derece önemli olduğunu ve eğer konuşulacaksa da nelere dikkat edileceğini çok güzel bir şekilde beyan etmiş.

Açıkçası kitaptan çok zevk aldığım için ve içinde geçen sözleri daha iyi kavramak için sindire sindire okudum desem yeridir. Çünkü kitabın en başta dediğim gibi yediden yetmişe herkesin kesinlikle okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.

Bu kitabı okumadan konuşmaktan çok susmanın öneminin ne derece etkili olduğunu bilmiyordum. Tabiri caizse "Boş konuşmak" deyiminin nelere yol açtığını, dinen ne kadar doğru olduğunu çok güzel anlatan bir eser.

İmam Gazali bu konu hakkında görüşlerini dile getirmiş lakin dil ile ilgili ne kadar hadis ve söz varsa hemen hemen hepsini burda toplamış okura sunmuş. Okuyunca susmanın önemini anlayacaksınız.

Ve son olarak bu güzel eserin sıradan bir eser olmadığını ve vakit buldukça insanın sık sık okuması gereken bir eser olduğunu söylemek istiyorum. Ben şahsen ilk okuyuşta hayran kaldım. Dilerim aramızda okumayan okur arkadaşlar varsa onlar da en kısa zamanda okuyup böyle güzel bir nimetten faydalanır.
248 syf.
Okuyun!!! Okyun ki dil'in hangi belalara sürüklediğini görün ... Okunmalı ki gafletten , gıybetten , belalardan kurtulabilelim. Okunmalı ki harcadığımız her nefesin ve her sözün bize nasıl geri döneceği bilinmeli ...

Sadece Okuyun ... Korkacaksınız ve kendinize çeki düzen vereceksiniz. Yaşamış ve yapmış olduklarınızdan , söylemiş olduklarınızdan pişman olacaksınız ama!!! Okuduğunuza pişman olmayacaksınız...

Yazarın biyografisi

Adı:
İmam Gazali
Tam adı:
Muhammed bin Muhammed bin Muhammed bin Ahmed Tûsî, Gazâlî
Unvan:
İranlı İslam Âlimi, Filozofu, Mutasavvıfı ve Müderrisi
Doğum:
Tus, Büyük Selçuklu Devleti, 1058
Ölüm:
Tus, Büyük Selçuklu Devleti, 1111
Ebû Hâmid Muhammed bin Muhammed el-Gazâli (Arapça: أبو حامد محمد بن محمد الغزالي) (d. 1058 - ö. 1111), İranlı İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Lâkabları, Hüccet-ül-İslam ve Zeynüddin’dir. Genel olarak El Gazâli ve İmam Gazâli isimleriyle tanınmıştır.

Hayatı ve yaşadığı dönem

Gazali Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcan şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadi düşünce olarak Ebu Hasan Eş'ari’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin Baş Müderrisliği’ne tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. İçine girdiği ruhsal bunalımın da etkisiyle Sûfizm'e yöneldi ve Ebu Ali Farmedi'nin etkisiyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki görevini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında Hac'a gitti.

Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi.Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı Tekke'de müritleriyle birlikte Sûfi yaşamı sürdü. Gazali 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde vefat etti.

Gazali’nin yaşadığı dönemde İslam aleminde siyasi ve fikri büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfusu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devletigerilemekte idi.

İlk Haçlı Seferi de Gazali döneminde yapılmış, Gazali 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazali ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikri bir çöküntü tamamlıyordu.

Yazar istatistikleri

  • 1.945 okur beğendi.
  • 10.951 okur okudu.
  • 1.224 okur okuyor.
  • 9.872 okur okuyacak.
  • 274 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları