Selamün aleyküm..
Tekrar tekrar sindire sindire okunması gereken bir eser.
Ne kadar kısa olursa olsun diğer genel yazımlı edep ve ahlak kitaplarını kapsadığını düşünüyorum.
Mutlaka okumalısınız.
Teşekkür ederim
Kitap çok akıcı ve günlük yaşantımızda değiştirmemiz gereken birçok şeyleri anlatıyor tekrar tekrar okunulacak ve size yön verecek bir eser mutlaka okumalısınız..
Kitap günümüz diline tercüme edilmiş çok güzel herkesin okuması gereken insanı terbiye eden bir kitap. Dünyanın asabilik terbiyesizlik ve hayasızlığı marifet olarak gören bir yere doğru gittiği şu dönemde yüreğime su gibi serpilen bir kitap.Kitap iyi ve güzel ahlakın
hayanın ve kalbi nefsi arzulardan ve aşırı şehvetten korumakla alakalı eğitmek için kaleme alınmış. Allah'ın yanından en çok sevilen insan aslında insanlar arasında da en çok sevilenler yani güzel ahlaklı olanlardır . Tabiki herkes kendini güzel ahlaklı olarak görür ancak güzel ahlaklı olmanın bazı tabileri bulunuyor anlamak açısından alıntı olarak ekleyeceğim ancak en ilginç ve insan nefsine en zor geleni sanırım sizden birşey istendiğinde tıpkı bir köle gibi yapmaktır ifadesi , bana çok ilginç geldi bunu yapabilecek kadar mütevazı insan kalmamamıştır diye düşündüm ki diğer taibr edilen vasıflarda insanlara denk geldiğimde onları güzel ahlaklı değilde "saf" "ennayi" olarak nitelendirildiği bir devirde yaşıyoruz üzgünüm ki .
Ancak güzel ahlaklı bir insan ibadetlerini bile yapmaya çalışıp tam yapamamışsa sırf ahlakından ötürü cenneti hak edecek derecededir diye sık sık vurgulanmış kitapta o kadar değerlidir aslında.
Genel olarak nefis terbiyesi ve ahlakı güzelleştirmek adına ayetleri, hadisleri, menkıbeleri, büyüklerin sözlerini ve nihayet kendi yorumlarını aktarıyor Gazâlî. Neredeyse bin yıl önce yazılmış bir eserde yapılan sosyal eleştirilerin bugün hâlâ yapılıyor olmasını görmek ilginçti (kadınlara benzemeye çalışan erkekler, hakiki bir hoca bulamamak). Bugüne gelindiğinde tasvip edilmeyecek tavsiyeler de vardı (öğretmenlerin öğrencilerini dövmesi, çocukların korkuyla terbiye edilmesi, mürşid-mürid ilişkisinde sorgulama olmaması).
Çeviri iyi. Adı geçen belli başlı kişilerin kim olduğuyla ilgili sayfa altına not düşülmesi, bilinmeyecek bazı kelimelerin anlamlarının verilmesi faydalı. Bugünün okuyucusu için bilinemeyecek daha çok kelimenin anlamı verilebilir. Okuyacaklar vakit kaybetmeden okumalı..Kitaptan bir dua ile sonlandırmak istiyorum incelemeyi:
“Allah’ım beni ahlâkın en güzeline ulaştır. Zira senden başka kimse güzel ahlâka ulaştıramaz. Allah’ım, beni kötü ahlâktan uzaklaştır! Zira beni senden başka kimse ondan uzaklaştıramaz.”
-Amin.
Kitaptan bir kaç alıntı bırakmak istiyorum:
“Şunu bil ki; güzel ahlâk, peygamberlerin efendisinin sıfatı, sıddıkların amellerinin en faziletlisidir.” (11)
“Güneş’in buzu eritmesi gibi, güzel ahlâk da günahları eritir.” (21)
“Ebû Osman güzel ahlâkı: “Allah’ı razı etmek.” şeklinde tarif etmiştir.” (29)
Selamün aleyküm
İmamı gazali'nin Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme bu kitap İhyâ-u Ulumi'd-Din (4 Cilt Takım) kitabının içeriğinin bir kısmından yazılmış çok lezzetli bir kitaptı tadı damagimda kaldı diyebilirim. Güzel ahlakı en güzel şekilde anlatıyor neler yapabiliriz veya yapmamaliyiz gibi soruların cevapları hepsi var çocuk eğitiminde çok güzel örnekler verilerek biz okurlara sunuyor.
Mevki makam bunlar ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gördük ve bunun sayesinde böbürlenmememiz kibirlenmememiz gerekiyor çünkü bugün var olan bir şey yarın olmayabilir. İmam Gazali Allah kendisinden razı olsun böyle güzel bir eseri bizlere bıraktığı için .
Keyifli okumalar dilerim
Nasıl söylenir nasıl anlatılır bilinmez. Paylaşılacak bi sürü alıntı ,örnek alınması gereken bir sürü cümle. Okuyan herkesin bi daha okuyacağı bir başucu kitabı. Şu dünyada savaş verdiğimiz en çetin düşman olan nefisle ilgili nefis bilgiler, okuyanın kendini sorgulamasını sağlayan vurgular var . Nefis ve ahlakla ilgili verilen örnekleri okuyunca kendi ahlakınızı ve nefsinizi sorgulayacaksınız. Ayetler ve hadislerle de desteklenerek anlatılan bu kitabı tekrar okuyunca daha farklı anlamlar çıkaracaksınız .Dediğim gibi ne yazsak havada kalıcak. İlk başta bize bu eseri bırakan İmam Gazali hazretlerine ve bize kadar ulaşmasını sağlayan herkesden Allah razı olsun. Herkesin istifade etmesi dileğiyle. Hayırlı okumalar .
Nefs Terbiyesi ve Ahlâkı Güzelleştirme
Gazali bu eserinde, insanın en büyük düşmanının dışarıda değil kendi nefsinde olduğunu söyler. Nefsi; şehvet, öfke, kibir, hırs gibi olumsuz yönleriyle tanımlar ve bunların kontrol altına alınmasının insanı “hakiki insan” hâline getireceğini savunur.
Gazali’nin yaklaşımı, hem ahlaki bir rehber hem de psikolojik bir içsel analiz gibidir. Tasavvufun derin etkilerini taşır ama aynı zamanda insanın kendini tanıma yolculuğuna akılcı bir düzen getirir.
Sohbeti huzur veren dedeler olur. Kızmadan, incitmeden ve yargılamadan güzeli söyler. Umut verir. Dinlemek iyi gelir insana.Bu kitapta öyleydi.
Az ye,az uyu,az konuş ve az insanla ol diyor gazali ve devam ediyor; Öfkeni ve dünya şehvetini atıp,kalbine Allah sevgisini kazıman için bol zikretmeli ve nefsin ne istiyorsa tam tersini yapmalısın.
Dili sade,akıcı,bol istifadeli,ayet ve hadis örnekli güzel bir kitaptı.Lise 2 den itibaren öğrencilerinize tavsiye edebilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.
İmam Gazali Hz. nefsin terbiyesi hususunda riyazet ve mücahede yoluyla ne yapılması gerektiğini, insanın kendi kusurlarını bilmesinin yollarını ve tedavi edilmesini ayet, hadis ve alimlerin sözleriyle anlatmıştır. Nefisle mücadele ederken dönüp tekrar tekrar okuyacağınız harika bir başucu kitabı. Tüm kitabın altını çizebilirsiniz...
Sehl-i Tüsteri’ye güzel ahlak sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:”En alt derecesi eziyete katlanmak, kötülüğe karşılık vermemek, zalime acıyıp onun için istiğfarda bulunmak ve ona şefkatle muamele etmektir.”(Sayfa:29)
Nefsin terbiyesi şöyle olur:Öncelikle dünyevi nimetlere bakmaktan, onlarla ünsiyet kurmaktan ve onlarla neşelenmekten mahrum bırakılır. Hatta ölüm ile yok olup gidecek her şeyden menedilir.Ona:”Neyi seversen sev, ondan ayrılacaksın.” denildiği zaman nefis, sevdiği şeyden ayrılmanın kaçınılmaz olduğunu ve onun ayrılığının acısını çekeceğini anlar ve ayrılığa başkaldırarak kalbini, ayrılmayacağı şeylerin sevgisi ile meşgul eder. O meşguliyet de Allah’ı zikretmektir.Zira Allah’ı zikretmek onu kabirde bile bırakmayacak bir dosttur.(Sayfa:84)
Yusuf b Esbat şöyle demiştir: güzel ahlakın on tane alameti vardır.
1- İnsanlara muhalefet etmemek.
2- İnsanlara insaflı ve güzel davranmak.
3- İnsanların kusurlarını araştırmayı bırakmak.
4- Gördüğü nahoş olayları iyiye yormak.
5- İnsanların özürlerini kabul etmek.
6- İnsanların eziyetlerine katlanmak.
7- Kendi nefsini yormak.
8- Başkasının kusurlarına değil de kendi kusurlarına bakmak.
9- Küçüğe de, büyüğe de güler yüz göstermek.
10- Kendinden alt veya üst seviyedeki insanlara yumuşak konuşmak.(Sayfa:97)
İnsanın yüzüne gerçekleri tokat gibi çarpan eserlerden bir tanesi. Şaşırdım mı? Hayır. Kitabı yazan belli. En sevdiğim İmam-ı Gazâlî.
Güzel ahlâk: Senle ilişiği kesene gitmen, seni mahrum edene vermen ve sana zulmedeni bağışlamandır.
(Sayfa 15)
Bana namaz kılmak, oruç tutmak zor gelirdi. Eseri okuyunca dedim ki hayır asıl zorluk bu değilmiş.
Asıl zor olan güzel ahlaklı olmak.
Kul ibadette zayıf olduğu hâlde güzel ahlâkı sayesinde âhiretin yüce ve değerli mertebelerine ulaşır.
(Sayfa 23)
Kalbin gıdası ancak hikmet, mârifet ve Allah sevgisidir.
(Sayfa 51)
Kendi nefsimizden çocuklarımıza kadar nasıl terbiye edeceğimizi anlatıyor.
Okurken doğmamış çocuğun sorumluluğunu hissettim.
Okuyun, okuyun, okuyun.
Size iyi çok şey katar ve sizden kötü çok şeyi götürür. (Çabalarsan, çabalarsam.)
Gazzâlî (Farsça: الغزّالی) (d. 1058, Tus - ö. 18 Aralık 1111, Tus), Büyük Selçuklu Devleti devrinin İslam âlimi, filozofu, mutasavvıfı ve müderrisi. Fars asıllı olduğu sanılan Gazzâlî'nin lakapları Hüccetü’l-İslâm ve Zeynüddîn'dir. Genel olarak Gazzâlî ve İmam-ı Gazzâlî isimleriyle tanınmaktadır.
Gazzâlî Hicri 450 (Miladi 1058) yılında Horasan'ın Tus şehrinde doğmuştur. İlk öğrenimini Tus'ta Ahmed bin Muhammed er-Razikânî’den almış, daha sonra Cürcân şehrine giderek Ebû Nasr el-İsmailî’den eğitim görmüş daha sonra 28 yaşına kadar Nişabur Nizamiye Medresesi’nde öğrenim görmüş, itikadî düşünce olarak Ebü'l Hasan Eş'arî’den ve ameli görüş olarak ise Şafiî'den etkilenmiştir. Hocası İmam-ı Harameyn lakaplı Abdülmelik el-Cüveynî 1085 yılında ölünce Nişabur’dan Büyük Selçuklu Devleti’nin veziri Nizamülmülk’ün yanına gider. Nizamülmülk'ün huzurunda olan bir toplantıda verdiği cevaplarla diğer bilginlerden üstünlüğünü kanıtlayarak 1091 yılında Bağdat’taki Nizamiye Medresesi'nin baş müderrisliğine tayin edilir. Burada bilgisi ve edindiği öğrenci topluluğuyla kısa sürede ün ve saygınlık kazandı. Tasavvuf'a yöneldi ve Ebû Alî Farmedî'nin tesiriyle bu alanda yoğunlaştı. Bu ilgi ve hac arzusuyla medresedeki vazifesini bırakarak 1095 yılında Bağdat'tan ayrıldı ve Şam'a gitti. Şam da iki yıl kaldıktan sonra 1097 yılında hacca gitti.
Hac sonrası Şam'a döndü ve buradan Bağdat yoluyla Tus'a geçti. Şam ve Tus'ta bulunduğu sürede uzlet yaşamı sürdü ve tasavvuf alanında ilerledi. Bağdat'tan ayrılışından on bir yıl sonra 1106 yılında Nizamülmülk’ün oğlu Fahrülmülk'ün ricası üzerine Nişabur Nizamiye Medresesinde tekrar eğitim vermeye başladı. Buradan kısa süre sonra Tus'a dönerek yaptırdığı tekkede müritleriyle birlikte sufi yaşamı sürdü. Gazzâlî 1111 (Hicri 505) yılında doğum yeri olan İran'ın Tus şehrinde öldü.
Gazzâlî’nin yaşadığı dönemde İslam âleminde siyasî ve fikrî büyük bir karmaşa hakimdi. Bağdat’ta Abbasi halifelerinin gücü zayıflamasına karşın Büyük Selçuklu Devleti’nin sınırları genişliyor ve nüfuzu artıyordu. Melikşah’ın veziri Nizamülmülk savaş meydanlarında zaferler kazanıyor, ilim meclisleri denilen tartışma ortamlarını ve medreseleri açıyordu. Bu dönemde Mısır tahtında Şiî-Fâtımî hanedanı vardı. Avrupa’da ise Endülüs Emevi Devleti gerilemekte idi.
İlk Haçlı Seferi de Gazzâlî döneminde yapılmış, Gazzâlî 40 yaşında iken Antakya haçlılarca kuşatılmış bir yıl sonra da Kudüs ele geçirilmiştir. Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam da Gazzâlî ile aynı çağda yaşayan tanınmış kişilerdir. İslam âlemindeki bu karışıklığı fikrî bir çöküntü tamamlıyordu.
Gazzâlî'nin öğrenme merakı onun çok sayıda dini ve fikrî akımları araştırmasına neden oldu. Yaşadığı dönemde hakikati bulmak isteyen insanların dört kısıma ayrıldığını ve her birinin hakikati kendi yolunda aradığını gördü. Bunlar; felsefeciler, kelâmcılar, sûfiler, bâtınîlerdi. Hepsinin görüşlerini inceleyerek; kelâm, felsefe ve Bâtınîlik yolunu kitaplarında ayrıntılarıyla tenkit etti ve sûfilerin yolu olan tasavvufa yönelerek hakikati bu yolda aradı.