Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 21 dk.
Sayfa Sayısı:
224
Basım Tarihi:
Nisan 2026
Yayınevi:
Kapı Yayınları
ISBN:
9786258521245
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ehline düşmeyen her şey ziyan olur. /790. İnceleme
9/10
·224 syf.··
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 07:54
Bilir misiniz kaşıkçı elmasının hikâyesini? 17. yüzyıl… Bir kâğıt toplayıcısı çöplükte bulur elması, anlamaz tabii değerini, gider bir kaşık ustasına üç kaşık karşılığında satar, kaşık ustası durur mu? O da hemen birkaç akçe karşılığında doğru bir kuyumcuya… Hepsi kendine göre kârlı bir iş yapmıştır. Hiçbiri bilmez elindeki elmasın değerini, geçip gittiğinde, yitip bittiğinde bile. “O yüzden ki elmaslar sultanlar içindir evlat! Çöplükte bulduğunu üç kaşığa değişen zavallı elmasın değerini biliyor olsaydı…” “Taht ki bahttır, kime nasip olacağı belli olmaz. Aşk ki tahttır, kime tac giydirir bilinmez.” Takvimler 1826 yılının sonbaharını gösteriyor, Tahtta ülkeyi tek başına ayakta tutmaya çalışan Sultan 2. Mahmut! Zaman, mutsuz insanlar zamanı… Osmanlı’nın görkemli günlerinden eser kalmamış, ayak bastığı yeri titreten devlet şimdi kendi içinde dahi zor zamanlar geçirmekte, Mora ayaklanmış, yıllarca bir arada, kardeşçe yaşayan insanlar başlamış Türkleri katletmeye… “Filik-i Eterya canileri Mizistre’de Türkleri kırıyorlarmış diye duyup imdada gittiydim. Meğer buradaki yandaşları fırsat kollarmış, yokluğumdan istifade evimi basmış. Geldiğimde ikisinin de deşilmiş cesetleri kokmak üzereydi.” Tarihin unuttuğu bir soykırım, akıl almaz zulümler, tecavüzler… “Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı aslan değil tilki olmalı.” “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi,” diye başlıyor Charles Dickens İki Şehrin Hikâyesi’ne, “Hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık, hem inancın devriydi hem şüpheciliğin…” Tam da öyle zamanlar… Bir soygun planlanıyor, sarayın en değerli mücevherini çalmak için! Sarayın en iyi korunan odasından en değerli mücevheri, kaşıkçı elmasını çalmak! Kim yapabilir bunu? Zindan Şeyhi Müderris Ubeydullah Ağa, namı diğer Aslan, arastada
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
“SOYGUN”
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:00
İskender Pala’nın son kitabı Soygun tarihle polisiye ve aksiyon türünü ustaca harmanlayan hareketli bir eser. Hikâye oldukça kısa ve dili akıcı olduğu için çabuk bitirilebilir. Kitapta güzel özlü sözler de yazılı. Hikâye 1826 sonbaharının puslu ve sert günlerinde, ‘Vaka-i Hayriye’ denilen Yeniçeri Ocağının Kaldırılmasının hemen ardından başlar, Sultan II. Mahmut dönemi. İstanbul o dönemlerde karışık ve entrikalarla doludur. Devlet yeni bir düzene geçmeye çalışırken saray içi güç mücadeleleri, halk arasındaki huzursuzluk ve eski düzenin kalıntıları güçlü bir şekilde hissedilmektedir. Kitap, birbirinden çok farklı 3 adamın etrafında şekilleniyor. Zindanda yatan bir müderris (medresede ders veren alim), arastada çalışan bir mücellit (kitap ciltçisi) ve Kapalıçarşı’da usta bir elmastıraş. Sonradan ekibe dahil olan Cündi Beşe ve Aşık Zahid de gruba katılır. Bu beşli sarayın en değerli ve efsanevi (Kaşıkçı) Elmasını çalmak üzere zorlu bir plana dahil edilir. Planı hazırlayan ve emri karşı konulmaz olan kişi, sarayın içinden tilki gibi kurnaz bir yüksek makam sahibidir. Ekip, ona itaat etmek ile etmemek arasında sıkışıp kalır. Emre uymazlarsa başlarına gelecek dert büyük; soygunu başarıp yakalanırlarsa ise çok daha büyük bir felaket onları beklemektedir. Hikâyeye gözü kara bir kadın karakter de dahil olur ve olayları karmaşık hale getirir. Kitaptan en sevdiğim ve yazarı takdir ettiğim bölümlerden biri de, Mora İsyanında Türklere yapılan soykırımın ele alınması. Oradaki nefret öyle büyüktür ki, Türkleri mezarlarından çıkarıp kemiklerini yakacak kadar gözü dönmüşlüklerini okuruz, bu gerçeklerden çok etkilendim. Kısacası, tehlikeli bir soygun planı üzerinden 19. yüzyıl başlarında Osmanlı İstanbulu’nun karanlık ve entrikalı bir kesitine tanık oluyoruz. Tarihi ve polisiyeyi
Roman-Polisiye-Tarih-Edebiyat
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Naçizane Yorumumdur…
9/10
·224 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 09:20
Bir İskender Pala kitabına inceleme yazmak ne haddime fakat ben de birkaç yorum yapmaktan kendimi alıkoyamadım. Çoğu kitabını okuyup anlayabilmekten çekinsem de yeni bir kitap çıkardığını duyduğumda hemen sipariş verdim. Elime ulaştığı an derhal okumaya başladım. Bölüm sonları bölüm başlarıyla bağlanırken her bir sayfada yeni bir sır gün yüzüne çıkıyordu. Okurken kendinizi Osmanlı döneminde gezinirken hayal etmekten geri duramıyorsunuz. Keyifle okudum ve sonunu okurken kitabın kapağını mutlulukla kapadım. Herkesin okumasını geniş yüreklilikle tavsiye ediyorum
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 23:42
İskender Pala'nın, Soygun romanı, tarihi anlatımı modern polisiye kurguyla birleştirerek Ayasofya’dan çalınan kutsal bir emaneti takip eden hızlı tempolu bir hikâye sunuyor. Roman, yalnızca bir hırsızlık meselesi değil, aynı zamanda küresel bir kültürel yüzleşme teması işliyor. Yazar, tarihi eser kaçakçılığını bir suçtan öte, milletin hafızasına ve kimliğine bir saldırı olarak değerlendiriyor. Eser, aksiyon dolu sahneleri ve İstanbul’un gizemli tarihini ustalıkla harmanlıyor. Hızlı ilerleyen olay örgüsü, derinlemesine işlenmiş karakterler ve uluslararası şebekelerin karmaşık yapılarıyla zenginleşiyor. Yazarın zarif üslubu, modern dünyanın teknik detaylarıyla birleşerek hem sürükleyici bir macera hem de kültürel mirasın korunması yönünde güçlü bir mesaj sunuyor. "Soygun", tarihten günümüze uzanan ve merak uyandıran etkileyici bir eser. Keyifli okumalar, kitaplarla kalın..
İnceleme
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Tadımlık Bir Tarih Serüveni
9/10
·224 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 10:34
​İskender Pala kitaplarını okuyanlar bilir; onun kaleminden çıkan her satır, bizi bugünden alıp Osmanlı’nın o kendine has atmosferine, ihtişamlı ama bir o kadar da gizem dolu sokaklarına götürür. "Soygun" da bu geleneği bozmuyor. Yazar, çalınan değerli eşyaların etrafında kurguladığı hikâye de Sultan Mahmut'un saltanatından yola çıkarak dönemin sorunlarına da ufaktan değinmiş görünüyor. Kitabın başından sonuna kadar kendinizi dönemin ruhuna uygun hoş bir sohbetin içinde buluyorsunuz. Her bir karakterin durumu hikâyeye itinayla işlenmiş. ​Yazar, bu kez daha kısa ve öz bir anlatımı tercih ederek okuyucuları yormadan hikâyenin merkezine çekmek istemiş gibi. Bölüm sonlarının bir sonraki bölümün başlangıcına ustalıkla bağlanması ve her sayfada yeni bir sırrın okuyucuya sunulması merak duygusunu üst seviyede tutmuş görünüyor. Pala’nın dili, her zamanki gibi naif ve etkileyici; okurken kendinizi o devrin bir parçası gibi hissetmekten alıkoyamayacaksınız. Derinlik olarak çok bir şey vadetmese de tadımlık, etkileyici bir eser olduğu kesin. ​Keyifli okumalar.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Elmasın ışığında saklanan İhanet
Puan vermedi·224 syf.··
2026 60. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 23:09
“Bir çakalın en korkuncu, kuzu postuna bürünmüş çakaldır…” Soygun kitabı ile İskender Pala yine biz okurlarını tarihin tozlu sayfaları arasında soluksuz bir yolculuğa çıkarıyor. Tarih, polisiye ve aksiyonu ustalıkla harmanlayan yazar; bu kez Osmanlı’nın en karanlık, en entrikalı dönemlerinden birinin kapılarını aralıyor. Kitap, 1826 yılında Sultan II. Mahmud döneminde Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla başlayan çalkantılı süreçle açılıyor. Saray içindeki entrikalar, mücadeleler,halk arasındaki huzursuzluk ve devletin içinde büyüyen güvensizlik hissi satırlara güçlü bir şekilde yansıtılmış. Tüm bu karmaşanın ortasında ise göz kamaştıran Kaşıkçı Elması ve onun etrafında örülen büyük bir soygun planı var. Elması çalmak için kurulan ekip oldukça dikkat çekici: Zindanda yatan bir müderris, bir mücellit ve bir elmas ustası… Hepsi Tilki’nin yönlendirdiği zekice hazırlanmış bir planın parçası oluyor. Ama kitabı sürükleyici yapan şey yalnızca soygun değil; karakterlerin sakladığı sırlar, birbirlerine duydukları güvensizlik ve her sayfada değişen dengeler. Peki Tilki kimdi? Sarayın içinden biri mi, yoksa gölgelerin arasına saklanan başka bir isim mi? Aşık zaid ile cündü beşe neden bu plana dahil oldular? Ve çalınan elmasın sahte çıkmasıyla değişen bütün dengeler… İşte tam da burada kartlar yeniden dağıtılıyor. Sadakat sorgulanıyor, güven parçalanıyor ve herkes birbirinden şüphe etmeye başlıyor. “İnsan kimseye güvenmiyorsa niye sahiptir?" Dirayetli, zeki ve neyi ne kadar anlatacağını bilen bir kadın... Bazı insanlar kelimeleriyle değil, sustuklarıyla yön verir olaylara; Onun dahil olduğu her sahnede hikâyenin yönü değişiyor, taşlar yerinden oynuyor. Ayrıca roman yalnızca bir soygun hikâyesi anlatmıyor. Mora İsyanı sırasında Türklere yapılan katliamları ve dönemin siyasi karmaşasını
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
9/10
·224 syf.··
2026 18. kitabı
Bir İskender Pala kitabı daha bitti. Kitabın elime geçmesini sabırsızlıkla bekledim ve gelir gelmez başladım. Yazarımız bu sefer kısa bir hikaye sunmuş bize ama yetmedi. Hikayesiyle bizi yine Osmanlı sokaklarına taşıyan yazarımız, dilinin güzelliğiyle de hoş sohbet oluşturmuş. Ama hikaye aceleye gelmiş gibi. Hızlıca bitti, bazı yerler çabuk ilerledi. Seçilen hikaye çok iyi ama yazar İskender Pala olunca da daha büyük beklentiye girmeden edemiyorum. Hele ki kitabın sonunda anlatılan bazı hikayelerden ayrı ayrı kitap çıkarmış. Kısaca güzeldi ama daha güzel olabilirdi.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Alışılmışın biraz dışında bir İskender Pala
5/10
·224 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 19:50
İskender Pala denince aklımıza genellikle tarihi ayrıntılarla bezeli, edebi yönü güçlü ve okuru bambaşka yüzyıllara götüren o derin anlatılar gelir. Ancak Soygun, yazarın bu klasik çizgisinin dışına çıkarak modern bir polisiye-gizem kurgusuna adım attığı farklı bir deneme. Kötü bir kitap diyemem; yazarın kalemi ve anlatım becerisi yine kendini hissettiriyor. Ancak dürüst olmak gerekirse, İskender Pala’nın diğer eserlerinde beni içine çeken, sayfaları heyecanla çevirten o "alıp götüren" büyüleyici atmosferi bu kitapta tam olarak bulamadım. Kurgu fena olmasa da, yazarın alıştığımız o derin ruhu ve edebi yoğunluğu bu modern aksiyonun içinde biraz gölgede kalmış gibi geldi. Farklı bir İskender Pala kalemi görmek ve hafif tempolu bir gizem hikayesi okumak isteyenler şans verebilir. Ama yazarın o eski, kalbe dokunan edebi büyüsünü arıyorsanız, beklentiyi biraz makul tutmakta fayda var. Eklemeden geçemeyeceğim hikayede beni en çok üzen konu kitabın sonunda bazı sırların hala saklı kalmasıydı.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Puan vermedi·
“Serpintili yağmur ve sert rüzgâr altında sadaret landosu Bab-ı Hümayun’dan dörtnala girdi. Ayasofya müezzinleri akşam ezanını okuyordu; Haydin kurtuluşa!... Kurtulabilecek miydi acaba? Daha üç saat evvel çıktığı kapıdan tekrar girerken içindeki duygular karmakarışıktı. Cuma selamlığından sonra Sultan Mahmut Hazretleri başının ağrıdığından şikâyetle bir parça istirahat edeceğini söylemiş, o da Paşakapısı’na dönmüştü. Padişahı düşündü. Zavallı adam, tek başına bir ülkeyi ayakta tutmaya çalışıyordu. Mektepler açtırıyor, ıslahatlar yaptırıyor, ülkeyi kalkındırmaya çalışıyordu. Ama zaman, mutsuz insanlar zamanıydı. Halkı fikren çatlamış, herkes birbirine çemkirir olmuştu. Devlet aleyhine çalışan şer şebekeleri her yandaydı. Yüzyıllarca ülkenin şanı ve şerefi olmuş Hacı Bektaş’ın kutsal kazanı yine devrilmiş, ordu ile millet karşı karşıya gelmişti.” 1826 sonbaharının puslu günleri… Zindanda bir müderris, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı’da bir elmastıraş. Sarayın en değerli mücevherini çalmaları gerekiyor. Bir cündîye ihtiyaçları var, bir de hırsıza… Peki ya hırsız âşık ise?!.. Nefesler kesen bir macera; İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 00:27
İskender Pala’nın son romanı Soygun, II. Mahmut döneminde Kaşıkçı Elması’nın çalınmasını merkezine alan, temposu hiç düşmeyen bir tarihi polisiye. Kaşıkçı Elması’nı çalmak üzere, eski bir hırsızdan usta bir mücevher işçisine kadar birbirinden farklı karakterlerden oluşan beş kişi bir araya geliyor. Biz de bu ekibin, hem soygun öncesindeki hazırlıklarına hem de sonrasındaki hayatlarına tanıklık ediyoruz. Roman, İskender Pala’nın her zaman yaptığı gibi yalnızca bir soygun hikayesi anlatmakla kalmıyor aynı zamanda dönemin ruhunu da yansıtıyor. Kitap bir kurgu olsa da II. Mahmut, dönemin sadrazamı ve Vaka-i Hayriye gibi tarihten gerçek olaylarla kendimizi Osmanlı döneminde buluyoruz. Dil oldukça akıcı ve sürükleyici ancak yazarın diğer eserlerine kıyasla daha kısa ve sade bu yüzden uzun uzun betimlemeler yok ve hep alıştığımız ağır ve edebi dil yerine daha çok olay odaklı cümleler var. Soygun, benim gibi İskender Pala’nın çoğu kitabını okumuş okurlar için biraz hafif kalmış. Biraz daha uzun olmasını isterdim. Yine de sürükleyici bir hikaye okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,206 okunma

Yazar Hakkında

İskender PalaYazar · 103 kitap
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı. 1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi. 1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi. 1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı. 1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı. 1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı. 1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı. 1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı. 1997 Öğretim yılı İstanbul Kültür Üniversitesi 2004 İBB Kültür Daire Başkanlığı 2004-2010 İBB Kültür Danışmanlığı 2006-2012 Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyeliği 2008-2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yönetim Kurulu Üyeliği 2009-2012 Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi 2013-2017 Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyeliği 2013-2017 Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. 24 Temmuz 2025'te Türk Telekom'un Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliğine atandı. İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır. Ödülleri : 1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü) 1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden) 2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü, 2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü, 2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü 2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü