Geri Bildirim
Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
365
ISBN:
9789751019363
Kitabın türü:
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.

Rauf'un en önemil eseri olan Eylül; zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir.

Romanda, Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyLe cesur bir dille anlatılmaktadır.
Günümüze kadar gelmiş psikolojik bir başyapıt.Eserin ilk başları biraz ağır olsada Suad'ın aşkı, suçluluk duygusu ,bunalımları ve vicdan muhassebesini yaptığı güzel bir eser...
Eylül ,ismi gibi hazin bir yasak aşkın romanı...
İlk okuduğum psikolojik romandı Eylül fakat kitaplığımın en şansız kitabıydı aynı zamanda da. Kitaplığıma 2011 yılında öğretmenim tarafından katılmış bu kitabı şimdi okuduğumu duysa bakışlarını tahmin edebiliyorum ama ne bileyim sırası, zamanı gelmemiş sanırım gerçi şanssız kitabım benim elimdeyken bile bir çırpıda okuyamadım ki seni elimde sen aklımda şiir dizeleri olarak okudum seni affet beni Mehmet Rauf yanlış zamanda aldım elime seni =)
Kitaba gelirsek bir daha incelemeleri okuyamayacağım tüm spoileri aldığım için acaba bu ne zaman olacak şu olay hangi sayfada derken kendimi olaylara kaptıramadım bir türlü... Evet keyif aldığım sayfalar oldu ve birazcık sıkıldığım bölümler ama okuduğum içşn pişman mıyım hayır, hatta elimdeki kitap kapağı sitedeki ile aynı olsatdı daha önce bile okuyabilirdim. Neyse size keyifli okumalar bana da şiirlere koşma zamanı =)

Benzer kitaplar

  • Sergüzeşt
    7.6/10 (937 Oy)723 beğeni4.952 okunma283 alıntı13.607 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.015 Oy)883 beğeni4.935 okunma335 alıntı14.390 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.078 Oy)921 beğeni3.878 okunma836 alıntı26.568 gösterim
  • Acımak
    8.6/10 (894 Oy)830 beğeni3.769 okunma209 alıntı16.225 gösterim
  • İntibah
    7.6/10 (642 Oy)501 beğeni3.524 okunma345 alıntı11.679 gösterim
  • Anna Karenina
    8.7/10 (823 Oy)841 beğeni3.288 okunma941 alıntı25.485 gösterim
  • Araba Sevdası
    6.9/10 (538 Oy)390 beğeni3.136 okunma133 alıntı11.688 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (973 Oy)986 beğeni3.829 okunma1.179 alıntı20.808 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.0/10 (782 Oy)663 beğeni4.801 okunma219 alıntı13.277 gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (670 Oy)533 beğeni3.170 okunma309 alıntı19.661 gösterim
Kitap için çevremdekiler sıkıcı olduğunu ve sadece ilk psikolojik roman olduğu için okunduğunu söylemişlerdi.Bu yüzden kitabı elime alırken biraz endişeliydim acaba yarım mı bırakacağım, çok mu sıkıcıdır diye.Ama öyle olmadı.Yani tabii her kitapta olduğu gibi bu kitapta da sıkıcı bölümler vardı ama, kitabın bitişi o kadar muhteşemdi ki diğer bölümleri sildi attı!

Suad ile Necib'in arasındaki o aşk, o tutku o kadar güzeldi ki Süreyya'ya hiç acıyamadım.Hacer'den ve Fatin'den aldığım gıcığı kelimelerle anlatmak pek mümkün değil..

Son olarak kitap kesinlikle müthişti.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmış ve gelişen zaman süreçte büyük beğeni toplaması neticesinde, 1901 yılında kitap haline getirilerek Türk edebiyatı klasik romanları arasında kendisine pay edinmiştir.

Etkin olduğu koşullar ile günümüz koşulları arasında ki farklılıklara rağmen, Eylül hala okunabilirliğini muhafaza etmektedir. Çünkü Eylül, simgesel olarak yasak bir aşka konukseverlik yapmış olsa da, saf ve tertemiz bir aşka timsaldir. Bir aşk düşünün ki bedensel arzularla kirletilmemiş olsun! Bir aşk düşünün ki sadece gözlerdeki bakışlarda yaşansın. O bakışlar ki bütün varlığınıza tesir edip, ruhunuzu etkisi altına alsın...

Eylül, baharın sonlanması ile gelen kışın habercisi. Ya da şairlerin dizelerinde yansıttıkları gibi, keder ve ayrılığın ardından dile gelen hazan yağmurları. Nasıl ki yaprakların ağaçlara vedasının, ayrılan sevgililerin ardından dökülen gözyaşlarına benzetilmesi gibi... Boşuna mı hayıflanır insanoğlu, gelen kış mevsimini yansıtan o soğuk havaların dem vurmasıyla, geçen yaz günlerinin geçtiğini anladığı zaman.

Kurguda da Suat'a hayatının bu çağı, ömrünün, kadınlığının Eylül'ü gibi gelmektedir. Süreyya ile evli olan Suat'ın hayatında bir şeyler eksiktir. Belki de son zamanlarda Süreyya'nın vurdumduymaz tavırlarıdır, kendisini değersiz ve önemsiz hissetmesini sağlayan. Kim bilir... Ne yazık ki çiftler arasında paylaşım azalınca ilişkilerin ortak resmidir duygusal sadakatsizlikler. Aradığı ilgiyi yasak ilişkide bulan Suat, mantığı ve hisleri arasında sıkışıp kalır. Bir okur olarak Suat'ın yerinde olmak istemezdim. Her ne kadar vâki olanda hayır var, deseler de zordur seçim yapmak. Birine gitme, kal derken, diğerini yolcu etmek. Birini seçerken, diğerinden vazgeçmek...

Yazar, kitapta kişilik analizlerini derinlemesine irdelediğinden dolayı anlatım okuru biraz sıkabilir. Ama yazıldığı dönemi baz alırsak, yazarın neden kahramanlarının ruh hallerine ayrıntıyla değindiğini anlamamız mümkün olacaktır. Bana günümüz hayat koşullarında bile, hâlâ gözlerde yaşanan aşk var mı, dedirten Eylül'ü mutlaka okumalısınız...
İlk Psikolojik romanımızdır diyerek giriş yapayım. Sonra da nasıl okumaya başladığıma değineyim;
Bir süre önce üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan biriyle tanıştım. Kitaplar üzerine sohbet ederken derslerinde hocalarının söylediği kitapları okuduklarını ve ders esnasında incelediklerinden filan bahsetti. İstersen derse sende katıl demesi üzerine aklımda yokken Eylül romanını okumaya başladım ve sonrasında derse katıldım. Kitap da kaçırdığım ayrıntıları filan fark ettim. Yakın çevrem pek kitap olmadığı için başkalarının konu ve karakterler üzerinde neler hissettiklerini filan söylemeleri hoşuma gitti. Romanı okurken İlk başlarda biraz zorlansam da sonradan konusunu beni içine çekti. Necip karakterine hayran kaldım.

Kitabın konusuna gelirsek;
Babasının bağ evinde yaşamayı sevmeyen Süreyya ile eşi Suad denize bakan bir yalı tutup oraya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise ziyaretleri sırasında Suad’a âşık olur. Suad ise kocasına sadık olmasına rağmen zamanla Necip’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ve hikâyemiz böylece ilerlemeye başlar…
Süreyya bu aşkı öğrenecek mi?
Necip ve Suad birbirlerine kavuşabilecek mi?
Onları mutlu bir son mu bekliyor?

Servet-i Fünun da sanat için sanat anlayışı olduğundan dolayı genellikle iç çatışmaların, ruhsal çözümlerin konu olduğunu görüyoruz. Halit Ziya’dan etkilenmiş olmalı ki Mehmet Rauf bu romanında yasak bir aşkı anlatmış.

Necip kendi ile çatışmalar içindedir. Yalnızdır, Sevilmeye ihtiyacı vardır. Ruhsal sıkıntılar çekmektedir. Düşüncelerinde zıtlıklar vardır. Suad’a âşık olması fakat Suad’ın evli olması yüzünden beslediği bu duygulardan dolayı kendinden iğrenmektedir. Sürekli kaçmak ister ama bir türlü uzaklaşamaz. Ondan uzaklaştığı an acı çekmeye başlar. Birçok evli kadının namussuz olduğunu gördüğü için güven duygusu zedelenmiştir. Bu yüzden Suad’ın Süreyya’ya ne kadar sadık olduğunu gördükçe ona olan hayranlığı artar. Evlenmeye karşıdır fakat bazen bu konuda zaafa düşmektedir.

Süreyya babasının zıttı olarak otoriter olmayan bir adam. Bağ evini sevmez, denize bakan bir yalıda yaşamak ister, yalnız kalmayı tercih eder. Karısını mutlu etmeyi çok ister. Süreyya karakteri roman ilerledikçe ne kadar güçsüzleştirilmişse, Suad karakteri de sadakatinden dolayı bir o kadar yükseltilmiş.

Suad ise kocasına karşı çekingen bir karakterdir. İçinden geçirdiği şeyleri kesinlikle ona söyleyemez. Ne derse onu yapar. Necip’in gözünden baktığımızda eşine son derece sadık ve onunla mutlu olduğunu görüyoruz.

Süreyya’nın Otoriter babası kızı Hacer’i görücü usulü Fatin ile evlendirmiştir. Oysa Hacer onunla mutlu değildir. Suad’ı yüceltirken Süreyya’nın kız kardeşi Hacer de o kadar alçaltılmış. Kıskanç ve kötü biri olarak gösterilmiş.

Fatin ise tamamen kötülenerek anlatılmış. Çok cimri ve maddiyatçı bir kişiliktir. Süreyya’nın babası Fatin için mücevher buldum derken aslında kendisinin gençliği gibi olduğunu kastetmiş olabilir.

Babası otoriter ve katı bir kişi olduğu için Hanımefendi ezilen kişi konumunda, kendi istediklerini yapamıyor. Kocasının sözünden dışarı çıkamıyor.

Beyoğlu betimlenirken orada, hayatının eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı bir hali olduğuna değinmiş. Orada görünen bin bir renkli hayatın aslında tek renk olduğundan bahsetmiş.

Keyifli okumalar…
Kitap, psikolojik bir roman olup, ruhsal çözümlemelerde çok başarılı bir çalışma sergilemiştir. Şahısların ruh hallerini çok iyİ bir şekilde okuyucuya aktarmaktadır.
Yasak askin heyecani, aski ., hisleri ve duygulari insani mast ediyor ... Okuyan kisideki duygulari tekrar tekrar yasatiyor. Bu kitapta buyuleyici ve akici. Kendine ceken baglayan duygular on plandadir .herkese okunmasi gereken bir kitap oldugunu soyleyebilirim
#bu$®@ ve ayrica gunumuzdeki en onemli bas yapittir psikoloji kitap olarak
Kitabın başında isimler birbirine girdi dedim yok bu kitap olmaz. Ama yavaş yavaş okudukça karakterler kafama oturdu ve okuduğum kitaplar arasında da edebiyatımızda olduğu gibi önemli bir yere sahip oldu.
Kitabın içeriğine gelmek isterim. Ben bu kitapta genel olarak baş kısımda paradan bahsediklmesinden çok sıkılmıştım ama kitabın ona göre şekillendiğini gördükçe daha da hevesli okudum. İyiki okudum.
Öyle bir roman ve öyle bir aşk ki.. Okuyup, izleyip anlam veremediğim sahte, günlük aşklardan çok uzak, saf ve gerçek. Olayın bu yönü beni romana tamamen bağladı. Evet, bazen durgun ilerliyor ama sıkıcı olduğunu düşünmüyorum. Sadece sonu biraz daha farklı olsun isterdim :)
kitap sık sık tekrarlarla dolu haddinden fazla uzun en çokta insanın umuduna sıkılan kurşun gibi genellemelerle dolu. bitince diyosun ki şükür ki insandan insana fark var keşke mehmet rauf da bunu farketmiş olsaydı. aynı yolda olmadığımız gibi kendisiyle yan koltukta da iyi ki degiliz...
"Ama nasıl yaşıyorlar yarabbim.Sevmeden, sevilmeden nasıl yaşanıyor?"
Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini...Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü...
"Biliyor musun, sen de, sen de onlardansın.Bense bir şey zannetmiştim..."
"İnsan gariptir..."
Mehmet Rauf
Sayfa 147 - Tutku Yayınevi, 4. Basım
"Madem ki ölmek var, ne vakit olsa kolay..."
Mehmet Rauf
Sayfa 174 - Tutku Yayınevi, 4. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Eylül
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
365
ISBN:
9789751019363
Kitabın türü:
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
İlk defa 1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen Eylül'ün kitap halinde ilk baskısı 1901 yılında yapılmıştır.

Rauf'un en önemil eseri olan Eylül; zamanının ilk psikolojik romanı olarak kabul edilir.

Romanda, Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyLe cesur bir dille anlatılmaktadır.

Kitabı okuyanlar 4.367 okur

  • Merve Çakmak
  • zeze
  • BETÜL AKÇA
  • Şafak Kayabaşı
  • Fatih Arı
  • Kerem
  • Feyzan AKDEMİR
  • Muhammed Furkan GÖKSU
  • Nergis Öztaş
  • Büşra Ekşi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%6.5
18-24 Yaş
%27.9
25-34 Yaş
%33.2
35-44 Yaş
%16.6
45-54 Yaş
%6.6
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%79.6
Erkek
%20.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.2 (187)
9
%14.8 (130)
8
%23.5 (207)
7
%17.5 (154)
6
%9.2 (81)
5
%5.4 (48)
4
%3.6 (32)
3
%2.6 (23)
2
%1 (9)
1
%1.1 (10)

Kitabın sıralamaları