Eylül

7,6/10  (514 Oy) · 
2.615 okunma  · 
399 beğeni  · 
7.459 gösterim
Bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri çarpıcı bir şekilde anlatılmaktadır.

Yasak aşkın heyecanı, imkânsızlığı, şüpheler, kıskançlıklar, vicdan azapları, öfke ve tutku, “karanlık” ve “erkeklik” halleri…

Kaderimizi biz mi çizeriz yoksa çevremizdekiler mi?

Ya da kaderin önüne geçilemez mi?
  • Baskı Tarihi:
    Nisan 2013
  • Sayfa Sayısı:
    336
  • ISBN:
    9786054756124
  • Yayınevi:
    Tutku Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Günümüze kadar gelmiş psikolojik bir başyapıt.Eserin ilk başları biraz ağır olsada Suad'ın aşkı, suçluluk duygusu ,bunalımları ve vicdan muhassebesini yaptığı güzel bir eser...
Eylül ,ismi gibi hazin bir yasak aşkın romanı...

Nida 
17 Ağu 17:08 · Kitabı okudu · 5 günde · 9/10 puan

Kitap için çevremdekiler sıkıcı olduğunu ve sadece ilk psikolojik roman olduğu için okunduğunu söylemişlerdi.Bu yüzden kitabı elime alırken biraz endişeliydim acaba yarım mı bırakacağım, çok mu sıkıcıdır diye.Ama öyle olmadı.Yani tabii her kitapta olduğu gibi bu kitapta da sıkıcı bölümler vardı ama, kitabın bitişi o kadar muhteşemdi ki diğer bölümleri sildi attı!

Suad ile Necib'in arasındaki o aşk, o tutku o kadar güzeldi ki Süreyya'ya hiç acıyamadım.Hacer'den ve Fatin'den aldığım gıcığı kelimelerle anlatmak pek mümkün değil..

Son olarak kitap kesinlikle müthişti.Kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Münzevi Okur 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · 8 günde

İlk Psikolojik romanımızdır diyerek giriş yapayım. Sonra da nasıl okumaya başladığıma değineyim;
Bir süre önce üniversite de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan biriyle tanıştım. Kitaplar üzerine sohbet ederken derslerinde hocalarının söylediği kitapları okuduklarını ve ders esnasında incelediklerinden filan bahsetti. İstersen derse sende katıl demesi üzerine aklımda yokken Eylül romanını okumaya başladım ve sonrasında derse katıldım. Kitap da kaçırdığım ayrıntıları filan fark ettim. Yakın çevrem pek kitap olmadığı için başkalarının konu ve karakterler üzerinde neler hissettiklerini filan söylemeleri hoşuma gitti. Romanı okurken İlk başlarda biraz zorlansam da sonradan konusunu beni içine çekti. Necip karakterine hayran kaldım.

Kitabın konusuna gelirsek;
Babasının bağ evinde yaşamayı sevmeyen Süreyya ile eşi Suad denize bakan bir yalı tutup oraya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise ziyaretleri sırasında Suad’a âşık olur. Suad ise kocasına sadık olmasına rağmen zamanla Necip’e karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Ve hikâyemiz böylece ilerlemeye başlar…
Süreyya bu aşkı öğrenecek mi?
Necip ve Suad birbirlerine kavuşabilecek mi?
Onları mutlu bir son mu bekliyor?

Servet-i Fünun da sanat için sanat anlayışı olduğundan dolayı genellikle iç çatışmaların, ruhsal çözümlerin konu olduğunu görüyoruz. Halit Ziya’dan etkilenmiş olmalı ki Mehmet Rauf bu romanında yasak bir aşkı anlatmış.

Necip kendi ile çatışmalar içindedir. Yalnızdır, Sevilmeye ihtiyacı vardır. Ruhsal sıkıntılar çekmektedir. Düşüncelerinde zıtlıklar vardır. Suad’a âşık olması fakat Suad’ın evli olması yüzünden beslediği bu duygulardan dolayı kendinden iğrenmektedir. Sürekli kaçmak ister ama bir türlü uzaklaşamaz. Ondan uzaklaştığı an acı çekmeye başlar. Birçok evli kadının namussuz olduğunu gördüğü için güven duygusu zedelenmiştir. Bu yüzden Suad’ın Süreyya’ya ne kadar sadık olduğunu gördükçe ona olan hayranlığı artar. Evlenmeye karşıdır fakat bazen bu konuda zaafa düşmektedir.

Süreyya babasının zıttı olarak otoriter olmayan bir adam. Bağ evini sevmez, denize bakan bir yalıda yaşamak ister, yalnız kalmayı tercih eder. Karısını mutlu etmeyi çok ister. Süreyya karakteri roman ilerledikçe ne kadar güçsüzleştirilmişse, Suad karakteri de sadakatinden dolayı bir o kadar yükseltilmiş.

Suad ise kocasına karşı çekingen bir karakterdir. İçinden geçirdiği şeyleri kesinlikle ona söyleyemez. Ne derse onu yapar. Necip’in gözünden baktığımızda eşine son derece sadık ve onunla mutlu olduğunu görüyoruz.

Süreyya’nın Otoriter babası kızı Hacer’i görücü usulü Fatin ile evlendirmiştir. Oysa Hacer onunla mutlu değildir. Suad’ı yüceltirken Süreyya’nın kız kardeşi Hacer de o kadar alçaltılmış. Kıskanç ve kötü biri olarak gösterilmiş.

Fatin ise tamamen kötülenerek anlatılmış. Çok cimri ve maddiyatçı bir kişiliktir. Süreyya’nın babası Fatin için mücevher buldum derken aslında kendisinin gençliği gibi olduğunu kastetmiş olabilir.

Babası otoriter ve katı bir kişi olduğu için Hanımefendi ezilen kişi konumunda, kendi istediklerini yapamıyor. Kocasının sözünden dışarı çıkamıyor.

Beyoğlu betimlenirken orada, hayatının eğlenilecek mevsimde bile nasıl bunaltıcı bir hali olduğuna değinmiş. Orada görünen bin bir renkli hayatın aslında tek renk olduğundan bahsetmiş.

Keyifli okumalar…

Bayan Okur 
30 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Kitabın başında isimler birbirine girdi dedim yok bu kitap olmaz. Ama yavaş yavaş okudukça karakterler kafama oturdu ve okuduğum kitaplar arasında da edebiyatımızda olduğu gibi önemli bir yere sahip oldu.
Kitabın içeriğine gelmek isterim. Ben bu kitapta genel olarak baş kısımda paradan bahsediklmesinden çok sıkılmıştım ama kitabın ona göre şekillendiğini gördükçe daha da hevesli okudum. İyiki okudum.

busra kucuk (YaZaR) 
 11 Nis 14:07 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Yasak askin heyecani, aski ., hisleri ve duygulari insani mast ediyor ... Okuyan kisideki duygulari tekrar tekrar yasatiyor. Bu kitapta buyuleyici ve akici. Kendine ceken baglayan duygular on plandadir .herkese okunmasi gereken bir kitap oldugunu soyleyebilirim
#bu$®@ ve ayrica gunumuzdeki en onemli bas yapittir psikoloji kitap olarak

Yaren T 
 26 Mar 18:22 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Edebiyatımızın ilk psikolojik romanıdır. Süreyya ve eşi Suat'ı yalıya taşınıp , Süreyya'nin akrabası Necip'in çok şık ziyarete gelmesinin üzerine olaylar başlar . Uzun uzun iç dünyasını yazması , bitmeyen betimlemeler ara sıra zorladıysa da Necip'in sanatkar kişiliği bende ilgi uyandırdı . Necip ile Suat 'in aralarında yasananlar ihanet algısı oluşturduğundan sonunda hakketiklerini buldular ,dönemde yaşayan hemen hemen bütün dünyadaki yazarların da yazdığı gibi .

Fuat YERLİTAŞ 
21 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Yazılışının üzerinden 115 yıl geçmiş olsa da bu güne kadar okuduğum en başarılı kitaplardan biri. Eskimeyecek ve her zaman okunmaya değecek bir kitap. Aslına bakıldığında kitaptaki olaylar ancak bir hikaye oluşturabilecek genişlikte ve olaylar karışmıyor. Basit bir kurgusu var; ancak kahramanların iç dünyasını işlemekteki başarısı sizi kitaba çekiyor. Olayları Necip'in ve Suat'ın gözünden ayrı ayrı görüyorsunuz. Bu bir taraftan onların iç dünyalarına girmenizi sağlarken, diğer taraftan dışarıdan görünenle içeride yaşananlar arasındaki tezadı görmenizi sağlıyor. Ayrıca insanların konuşamadıklarında nasıl yanlış anlamalara yöneldikleri ve yanlış değerlendirmelerin duygu dünyası üzerinde yarattığı yıkım da çıplak bir şekilde ortaya koyuluyor. Mevcut toplum düzeni içinde mutlu sonla bitmesi imkansız bir hikaye için olabilecek en mutlu sonu da yakalamış sanırım yazar. Hem ana kahramanların isteği bir bakıma gerçekleşirken, diğer taraftan toplum veya eserde toplumu da temsil eden diğer kahramanlar zarar görmemiş oluyor.

Güler Bilkay Aygün 
18 May 14:10 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kitap, başlarda sıkıcı geldi. İstanbul'un eski haline ait betimlemeler çok güzeldi. Konusuna gelince platonik anlamda yaşanan bir yasak aşkın öyküsü denilebilir. Evli bir kadına aşık olan uzak bir akraba, eşine sadık kalan ama zamanla bu akrabaya karşı yakınlık hissetmeye başlayan kadın. Ağır ilerleyen ama güzel bir kitap.

Murdock 
22 May 17:51 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Eylül, Türk edebiyatının ilk psikolojik romanıdır. Edebiyatımızdaki değeri önemlidir, benim için de önemli bir kitaptır. Suat ve Necip'in masum, sadece gözleriyle yaşadıkları aşk dokunulmaya kıyılamayacak bir serçe gibidir. Suat'ın evli olması birbirlerine kavuşmalarını imkansız hale getirse de kitap sonunda kötü de bitse bir şekilde kavuştuklarını varsayabiliriz. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri Mehmet Rauf'un piyano çalmayı seven Suat karakterinin çalmak istediği/çaldığı eserlerin ismini geçirmesi oldu. Hepsini de dinledim muhteşem bestelerdi.

Ayça Hoşer 
12 Mar 01:08 · Kitabı okudu · 17 günde · 10/10 puan

İlk başta Suad hanım - Süreyya bey karakter isimleri sebebiyle zor adapte olduğumu söylemeliyim. .... İlerledikce icine çekti. ..İlk okuduğum psikolojik roman ve saniyorum böyle değerli bir başyapıt seçmekte iyi etmişim. .. 1901 yılında kitap haline getirilmiş oldugu halde hala okunabilirligini muhafaza etmis olmasi bende merak uyandirmisti...Akıcı ve merak uyandıran bir eser degil...

Aslinda üç güçlü ana karekter etrafında gelişen , ayni zamanda günümüz koşullarında neredeyse rastlanilamayacak kadar büyük bir yasak aşk .... Bu aşk o kadar saf , temiz , masumane anlatiliyor ve o kdar yogun duygu iceriyor ki okurken bir yasak aşk hikayesi olduğunu unutuveriyorsunuz...

Kitaptan 244 Alıntı

Bir gün kendisinin de ölme ihtimalini...Dünyada üç saniyelik bir misafir olduğunu, bu misfirliğin böyle dertli ve acı şeylerle berbat edilmesinin ne kadar yazık ve zahmete değmez sıkıntıları bulunduğunu düşündü...

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf
Nida 
16 Ağu 21:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Evet, her şey çürüyor, her şey... İnsanlar da çürümeyecekler mi?

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf
Duygu Aktaş 
01 Haz 14:46 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"İnsan gariptir..."

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 147 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 147 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)
Nida 
16 Ağu 09:44 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Ama nasıl yaşıyorlar yarabbim.Sevmeden, sevilmeden nasıl yaşanıyor?"

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf
Nida 
14 Ağu 11:07 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

"Onların ruhlarını arayacağınıza kutup keşfine çıksanız daha iyi olur."

Eylül, Mehmet RaufEylül, Mehmet Rauf
Duygu Aktaş 
01 Haz 16:56 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

"Madem ki ölmek var, ne vakit olsa kolay..."

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 174 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 174 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)
Duygu Aktaş 
28 May 00:17 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Aşk denizine öyle bir girmişti ki çıkması mümkün değildi, sade aşkın derin sularını görüyordu.

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 129 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 129 - Tutku Yayınevi, 4. Basım)

Ah insanlar, şu insan kalbi… Yüzbin manalı bir muamma… İçinden çıkmak mümkün değil…

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 64)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 64)
Nida 
17 Ağu 16:51 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Ve ağladı.Başını yastıkların arasına sokarak, saatlerce ağladı...

Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 328)Eylül, Mehmet Rauf (Sayfa 328)
25 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi!
Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi! Eleştirmenler, yazarlar, akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve yayıncıların oluşturduğu 100 kişilik jüri ekibiyle Hürriyet Pazar eki ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı yeniden belirledi.