Adı:
Ay Işığı Sokağı
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950722
Kitabın türü:
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ay Işığı Sokağı
Ay Işığı Sokağı
Ayışığı Sokağı
Ay Işığı Sokağı
Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.
Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…
Bu kitabın incelemesini uzun tutmayacağım. Çünkü kitap kısa ve beni o kadar etkilemedi. Açıkçası modern klasikler dizisinin 98. Kitabi olması ve elimdeki kitabın 2. Basım olması beni biraz tedirgin etmişti. Yani Stefan Zweig'a ait bir kitabı neden bu kadar geç yayınladılar?
Cevabı kitabın o kadar iyi olmamasıymış.
Kitap 74 sayfa ve 5 tane hikayeden oluşuyor. Çoğu da Stefan Zweig'ın ruhsal bunalımda olduğunu belli ediyor bana göre. Çoğu hikayenin sonunda ana karakter intihar ediyor. Yıllar sonra yazarın da edeceği gibi...
Hikayeler beni etkiledi ama derinden sarsmadı. Yani etkileyiciydiler ama bir Zweig kitabı gibi göremedim ben nedense.
Yine de son sözüm okunabilirler bence.
Kitap beş kısa öyküden oluşmaktadır.İlk öykü kitaba adını vermiştir.Öyküler ızdırap,intihar,hırs,sevgi genel olarak üzüntü temalıydı.Olay analizleri , betimlemeler her zamanki gibi güzeldi kendinizi olayların içinde hissediyorsunuz yine güzel bir esere imza atmış Zweig ve yine insanların iç dünyalarındaki duygulara hislere güzel değinmiş.Çok daha iyi eserlerini okuduğum için bu biraz basit kaldı.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.394 Oy)19.159 beğeni43.691 okunma3.022 alıntı184.223 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.601 Oy)8.884 beğeni28.911 okunma842 alıntı140.567 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.774 Oy)13.494 beğeni34.763 okunma3.440 alıntı147.055 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.501 Oy)8.094 beğeni22.957 okunma848 alıntı90.511 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.942 Oy)8.905 beğeni26.497 okunma2.694 alıntı115.626 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.615 Oy)9.117 beğeni25.516 okunma1.531 alıntı127.783 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.693 Oy)5.797 beğeni19.797 okunma836 alıntı101.953 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.750 Oy)11.492 beğeni28.654 okunma1.591 alıntı150.108 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.061 Oy)6.409 beğeni16.939 okunma2.947 alıntı86.612 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.338 Oy)9.298 beğeni25.833 okunma1.847 alıntı119.657 gösterim
Yazar eşiyle birlikte intihar etmiş, hayatı böyle sonlanmış. Bu kitapta beş hikaye var ve kahramanları da ya intihar ettiler ya da öldürüldüler. Bu ne yaman çelişki.
Stefan Zweig'den dramatik beş kısa öykü içeren bir kitap.
Zweig bu kitabında yer alan kısa öykülerinin her birinde farklı yapıdaki bir kişinin hikayesini anlatmaktadır.

Kitaba ismini veren birinci öyküde, eşinin terk ettiği bir kocanın, ''Leporella'' isimli öyküde kimsesiz büyümüş bir hizmetçi kadının, ''Nişan'' isimli öyküde savaş yaptığı ülkede tek başına kalmış bir albayın, ''Leman Gölü Kıyısında'' adlı öyküde, ülkesine dönmek isteyen eski bir askerin, ''Avare'' isimli öyküde ise bir öğrencinin dramatik hikayeleri anlatılmaktadır. Tabii ki bütün öyküler Zweig'e özgü bir uslupla yazılmış olup dramın bütün özelliklerini insanın içine işletmektedir.

Yazarın diğer kitapları gibi beğenerek okuduğum bu kitabının da, okunmasını tavsiye ederim.
Stefan Zweıg yazarının okuduğum ilk kitabı oldu.
Kitap 5 ayrı bölümden(hikâyeden) oluşmakta.
-Ay Işığı Sokağı
-Leporella
-Nişan
-Leman Gölü Kıyısında Olay
-Avare

Stefan Zweıg'in bu kitabını çok büyük bir beklentiyle okumuştum. Ama öyle olmadı. Ya da ben mi beğenemedim..
Hikayeler az çok da olsa iyiydi.
Ama yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum. Merek ettiğim diğer kitapları hakkında, incelemelerini, alıntılarını okudum. Onları beğendim güzel buldum.
Her şeye rağmen akıcı bir kitaptı.
Kitabı tavsiye etmekle ve etmemekle kararsız kaldı. Tamamen size bırakıyorum. Okuyacak olanlara keyifli okumalar..
Psikoloji okuyanlar ya da merakı olanlar zweig'ı okumalı...
Stefen zweig yine gerilim ve Soğuk duş etkisi sonlarla karşımızda, iyi bir betimleme tasvir ve adeta yüz hatlarını sanki gerçekmişçisine çizen bir ressam edası var.
betimlemelerinde birçok duyguyu basit kelimelerle insanın ruhuna dokundurur adeta, hikayeyi canlandırır birden fazla duyularla 10D film etkisi yapar, hissettirir.
hikayeye gözlemlerle başlar donuk bir anlatımı vardır Bunu bizim edebiyatımızda daha çok Sabahattin Ali ye benzetirim ama Sabahattin Ali cümlelerinde ve anlatımında üslubunda bir sıcaklık vardır. Zweig da ise anlatım hafiften soğukluğa bırakır. Hatta gerilim arttıkça soğuk terler dökersiniz
Hikaye Kahramanları'nda hep şöyle bir etki vardır bilinçaltı kişi kendini değiştirse de bu hemen olmayacağından kelimeleri onu ele verir daha çok buna dil sürçmesi deriz. Bunu kullanır.
İnsanların Değer yargılarına karşı bir ezme politikası güder. Gurur yalvartma insana ait duygulara karşı sadistleşme.
İlk iki hikaye bana amok koşucusunu hatırlattı; çünkü amok koşucusunda da şöyle bir durum vardı pişmanlık etkin pişmanlık adeta yalvarır casına üstünü başını yırtarcasına pişmanlık işte Ay Işığı Sokağı ve loperalla hikayesindeki pişmanlığın verdiği derbederlik konu edinir.
Ve ani dönüşler.krizler. Şaşırmalar ne yapacağını bilememeler... korkular ve suç ortagını görmeme... ondan nefret etme...burjuvadaki asalet ve kibir hizmetçinin uşaklığı köleliği robotlaşması efendinin tanrılaştırılması, sınıflar arası mesafe...
Duyguların aşırılığından ortaya çıkan hatalar...
Ani bir şekilde kahramanın öldüğünü söyleme ya da nesnenin intiharı gibi basit sıradanmışçasına dillendirme.
Zweig okudukça soğursunuz.. :))
Yıla girerken Stefan Zweig okuyacağım bu sene diye iddialı bir giriş yapmıştım, sanırım sonra o iddiam azcık söndü ama bu kitap ile birlikte okuduğum 3. Stefan Zweig kitabı, diğer ikisine bakarak sönük bulsam da çok beğendim. Kitabı bana hediye eden felsefik'ciğime (Merve Nur) teşekkür ediyorum onun sayesinde bir Stefan Zweig daha okumuş oldum. Oldum da başıma bu kitap yüzünden neler geldi neler... Her neyse... Benim için her zaman değerli olacak bu kitabımı da hediye kitaplar kategorime kattım, baktıkça kitabı okurken başıma gelenler ve kitabı hediye eden güzel arkadaşımı anacağım... Neyse giriş kısmı çok uzadı sanırım gelelim Kitabımıza;

Stefan Zweig'in güçlü kaleminden yine ters köşe yapacak şekilde yazdığı 5 güzel öykünün bulunduğu bu kitapta sanki Zweig içindeki ruh halini dışına yansıtmış hatta sanki demek bile fazla belki de. Karakterleri için tek tek kendi sonunu yazmış, bazılarını ise öldürtmüş. Karşılaştırma yapmak istemesem de elimde olmadan yapıyorum sönüktü ama kesinlikle okuduğuma pişman değilim, okurken etkilendim ama etkisinde kalmadım, öyle güzel bir okumaydı, Zweig'den soğumadım fırsat buldukça Zweig yılını devam ettireceğim...
Keyifli okumalar =)
Zweig'ı merak eden ve kitaplarıyla tanışmak isteyen okurlar için Zweig'a başlamak açısından doğru bir tercih olmayacak kitaptır.

Bugüne kadar neler okuduk?
Olağanüstü Bir Gece'de, yapay heyecanların doğal olanına doğru evrimini, hırsızlık idini ve insanın ruhsal devinimini,
Gömülü Şamdan'da, kutsal bir nesne için çıkılan yoldan insanın tinsel arayışına doğru tümevarım yapılabilecek bir süreci,
Mecburiyet'te, savaş ve aşk dilemmasının mecburiyet kavramı dahilinde karşılaştırılmasını,
Bir Çöküşün Öyküsü'nde, devletler gibi aynı şekilde ruhsal olarak dibe vurabilecek insanoğlunu,
Amok Koşucusu'nda, hedeflere koşulan yerlerin gerçekten de koşup koşmamaya değip değmeyeceğini,
Korku'da, korkmaktan bile korkan hale getirilen insanların trajikomik durumunu,
Yakıcı Sır'da, psikoloji bilimindeki neredeyse bütün savunma mekanizmalarını,
Mürebbiye'de, özellikle de Kadın ve Yeryüzü adlı en sevdiğim novellasında, doğa olaylarıyla insan ilişkilerinin paralelliğini,
Satranç'ta, siyasi bir temel altında rütbe hiyerarşisinden ve katı kurallardan beslenen bir olay örgüsündeki kazanma arzusunu,
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat'te, yine ülkelerin siyasi ilişkileriyle paralellik kurulabilecek insanlarla birlikte onların kumar arzusunu ve cevapları aranan soruları cevapsız bırakmama hırsını,
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nda, esas güzelliğin bilindik ve daha çok tanıtılması gereken sevgilerde değil gizli ve bilinmeyen olarak kalanlarda olduğunu,
Biyografilerinde Balzac, Dostoyevski, Dickens, Montaigne, Stendhal ve Tolstoy gibi isimleri gördük.

Ay Işığı Sokağı'nda ne var derseniz, bu soruyu cevaplayamam. Fakat Ay Işığı Sokağı'nda ne yok derseniz, yukarıda yazdığım temalardan neredeyse hiçbiri kullanılmamıştır.

Bir zamanlar epey tutkulu bir Zweig okuru olmama rağmen bu kitaptaki novellalardan hiçbiri üstte yazdığım kitapların çizgisine erişemez, ne heyecan ne sürükleyicilik ne süreç ne de bitiricilik açısından.
Stefan Zweig'in elimde bulunan son kitabıydı. Yine akıcı ve sade bir dille yazılmış; 5 farklı hikayeden oluşan bir kitap. Diğer kitaplarına nazaran bazı hikayeler oldukça kısaydı. En beğendiğim hikaye ise Leporella oldu. Kurgusu ve özellikle son kısmı gerçekten mükemmeldi. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
Intihar eden ünlü yazarlardan Stefan Zweig'ın beş adet kısa öyküsünden oluşan Ay Işığı Sokağı kısa sürede okuyup bitirdiğim kitaplardan biri oldu. Genelde uzun öyküleriyle tanıdığımız yazarın kısa öykü performansını merak ederek başladım ve iyi bir izlenim edindiğimi söyleyebilirim. Genel olarak uzun öykülerindeki yoğun anlatım burada da devam ediyor ve bir sayfada size pek çok ayrıntı veriyor. Bir sayfayı okurken üç sayfa ilerledim hissi vermesi olasılıklar dahilinde. Noktanın hemen gelmemesi ve satır arasında mola vereyim derken sizi kendine bağlaması kitabın etkilerinden bazıları. Öykülerin ortak özelliği hiçbirinin mutlu sonla bitmemesi. Hepsinde en az bir ölüm meydana geliyor. Zweig çok akla gelmeyen ve üzerinde durulmayan konulardan oluşturmuş hikayelerini. Hepsinde birbirinden farklı kişilikler ve ilginç yaşamlar mevcut. Avrupa'nın o soğuk yüzü gözünüzün önünden gitmiyor ve havayı hissettiriyor eser. Öykülere kısaca bir göz atarsak; açılış öyküsü olan Ay Işığı Sokağı, arka sokaklarda gezen bir adamın bilmediği bir evden duyduğu şarkıyla konuk olduğu mekanda acayip insanların entrikalı yaşamına şahit oluyor. Luporella adlı öyküde efendisine aşırı derecede bağlı bir hizmetçi kadının patronuyla olan derin ilişkisi ve bozuk kişiliğini okuyoruz. Nişan öyküsü İspanya'da savaş esnasında hayatta kalma mücadelesi veren Fransız albayı anlatıyor bize. Leman Gölü Kıyısında Olay, bir balıkçı tarafından bulunan bir Rus savaş esirinin evine dönme çabası ve özlemini aktarırken, son öykü olan Avare ise akranları üniversiteye giderken sınıfta kalmaktan başı dönmüş bir lise öğrencisinin öğretmenine olan isyanından bahsetmekte. Genel olarak baktığımızda çaresiz ve yitik tipleri okuyoruz. İnsan hayatta kalmak ve kendini kurtarmak için neler yapabilir Zweig bize bunları anlatıyor. Söz konusu hayat olunca insan hiçbir şeyi nasıl umursamazın basılı bir belgesi gibi. İnsan ve mekan anlatımları oldukça başarılı, zaten yazar karakter psikolojisini hissettirmeyi iyi biliyor. Ay Işığı Sokağı ve Luporella benim en beğendiğim öyküler oldu, diğer üçü de oldukça güzeldi. Öykülerde fazla özel isim yok, yazarın eserlerinde sıkça karşılaştığımız bir durum bu. Nişan öyküsünde düşman üniforması giyip yiyecek dilenen albaya oldukça üzülmüştüm, askersin ama ölmemek için ülkenin onurunu hiçe sayıyorsun. Anlatırsam heyecanı kaçar o yüzden kısa öykü sevenler bir göz atsınlar. Crescenz gibi hizmetçilere dikkat etmek lazım kocanızı elinizden alırlar ruhunuz duymaz.
Kitap toplam beş hikayeden oluşmakta. Benim en sevdiklerim kitaba da ismini veren Ay Işığı Sokağı ve Leporella oldu.Patronuna kölece bağlılığı yüzünden karanlığa sürüklenen bir hizmetçi , savaşta yaralanıp düşmanlarının ülkesinde hayatta kalmaya çalışan bir albay , yurt özlemi çeken bir savaş esiri ve öğretmeninin otoritesine isyan eden bir genç ve bütün karakterlerin ödediği ağır bedeller.Zweig yine karakterlerin psikolojik tahlillerini ustaca yapmış.Beğendigim bir kitap oldu.
Beş kısa öyküden oluşan eser de Zweig, daha çok insan psikolojisinin üzerinde ki olumsuz düşüncelerin sağlıklı da olsa bir bireyi nasıl uç noktalara taşıyabileceğine örnek niteliğinde...

Kişi kendini kısıtlanmış, anlaşılmamış veya yalnız hissettiğinde, yanlışlarına zihninde kurduğu sanrılarını nasıl gerçeklik boyutuna taşıdığını, Stefan Zweig, yalın, sade fakat edebi bir dil ile kaleme almış. Modern Klasiklerde oldukça iyi eserleri olan yazar bu kitabı ile başarılı olsa da, insanı derinlere çekip içine işlemeyi başaramıyor...

Umutsuzluğun insanı adım adım intihara sürükleyen süreci oldukça iyi kaleme alan yazar, karakterlerin içsel dünyasını oldukça başarılı bir şekilde tasvirlemiş olsa da, sanki öykülerinde yarım kalmış bir şeylerin var olduğunu daha çok hissettirdi bana...
Çaresizliğin, umutsuzluğun, değersizlik hissinin çokça betimlendiği eseri okurken; duyguların bu derece ustaca yazılmış olması yüreğinize dokunacak türden...

Eğer Stefan Zweig kitapları ile henüz tanışmadıysanız bu kitapla onu tanımaya başlamayın. Kalemi çok güçlü olan yazarın diğer kitaplarını tercih etmenizi öneririm...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ay Işığı Sokağı
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052950722
Kitabın türü:
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Ay Işığı Sokağı
Ay Işığı Sokağı
Ayışığı Sokağı
Ay Işığı Sokağı
Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.
Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…

Kitabı okuyanlar 3.274 okur

  • Zeynep Aydın
  • Yağmur Sayrıs
  • Furkan Muhammed Gülhan
  • Esra Kirik
  • Gözdenur Çelik
  • Yeşim Eren
  • Aylin Hrzm
  • kübra demir
  • Mahir Aydın
  • Sena Kale

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.2
14-17 Yaş
%18.5
18-24 Yaş
%27.8
25-34 Yaş
%24.4
35-44 Yaş
%13.1
45-54 Yaş
%3.9
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%69.9
Erkek
%30

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.6 (177)
9
%13.7 (155)
8
%23.4 (265)
7
%26 (294)
6
%11.9 (135)
5
%5.1 (58)
4
%2 (23)
3
%0.7 (8)
2
%0.8 (9)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları