Türk Edebiyatı Klasikleri - 38

Eylül

Mehmet Rauf
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Başyapıt... Peki kime göre, neye göre?
2/10
·268 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 17:51
Bugün incelemesini yapacak olduğum kitap ömrümden ömür yiyen ve uzun bir süre Türk klasiklerinden uzak durmama neden olacak bir kitap. Türk edebiyatının ilk başarılı psikolojik eseri sayılan Eylül... Binlerce kişi tarafından okunulan, önerilen, hakkında incelemeler yapılan, okullarda okutulan bu kitabı dilerseniz bir de benden dinleyin. Arkanıza yaslanın, uzun bir inceleme olacak. Eylül gerçekten kült bir eser olmayı hak ediyor mu? Kitap Süreyya, Suat ve Necip isimli üç karakterimiz arasında dönüyor. Süreyya (erkek) ve Suat (kadın) evli bir çift ve Necip de aile dostları. Süreyya bulunduğu ortamdan son derece bunalmış bir haldeyken bir nevi tatil niyetine karısı Suat'la bir yalıya taşınıyorlar ve sonra dostları Necip de onlara misafir olarak geliyor. Süreyya ve Suat mutlu ve hallerinden mesut bir çift. Necip ise kadınlara güven olmayacağını düşünen biri ve dolayısıyla evlenmeye hayatı boyunca hiç yanaşmamış. Ancak yalıda bulunduğu süre zarfınca Süreyya ve Suat'ın ne kadar mutlu olduğunu görüyor ve acaba, diyor, acaba gerçekten böyle mutlu evlilikler mümkün mü? Cidden Suat gibi melek kadınlar da var mı? Ve bu şekilde başta çiftin mutluluğuna, ardından Suat gibi birinin hayaline ve en sonunda ise Suat'a aşık oluyor. Yorumuma geçmeden önce çok içtenlikle söylemek istediğim bir şey var. Allah belanı versin Necip, sevgiler <3 Bu kitabı okuma nedenim edebiyat okuma sınavımı bu kitaptan olacak olmamdı. Bana bu kitabın denk düştüğünü duyan arkadaşlarımdan biri öyle bir kitap ki kaldığın yeri kapatıp başka bir yerden devam etsen de değişen hiçbir şey olmuyor demişti. O kadar haklı ki... Kitabın doğru düzgün bir olay örgüsü yok. İki yüz küsür sayfa boyunca boğucu betimlemeler, asla umurumda olmayan ve nefret kustuğum karakterlerin ruhsal tasvirleri ve Necip ve Suat'ın o
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
uzun ve detaylı bir inceleme isteyen varsa.. buyurunuz
Puan vermedi·256 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2021 08:29
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen, Mehmet Rauf’un ''İlk eserim son üstadıma'' ifadesiyle Halit Ziya Uşaklıgil’e ithaf ettiği romanı, Eylül. Eylül, benim Mehmet Rauf’tan okuduğum ikinci eser oldu. Öncesinde Genç Kız Kalbi’ni büyük bir hayranlıkla okumuş ve çok sevmiştim. Yazarın, özellikle bir erkek yazarın, içinde yaşadığı dönemde böylesi bir kitap yazması, toplumsal eleştirilerini sakınmadan dile getirmesi, savunduğu fikirleri bende büyük bir hayret ve sevgi oluşturmuştu. İyi ki de Mehmet Rauf’u okumaya o eserle başlamışım. Çünkü direkt Eylül’ü okusaydım yazara dair düşüncelerim şimdikinden bir hayli farklı olurdu. Zira Genç Kız Kalbi, benim gözümde ve gönlümde Eylül’den öndedir. Eylül edebiyatımız içinde bir baş yapıttır gerçi, orası ayrı. Mehmet Rauf, Eylül’ü yazma hikâyesini şu şekilde anlatmıştır: ''Fikret gazeteye yeni bir tefrika arıyordu. Bir gün konuşurken tefrika için bana teklif etti… O esnada bir gün Halit Ziya’nın yanındaydım. Biz konuşurken kendisinin ziyaretine bir genç geldi. Lakırdı arasında bunun o hafta evleneceğini öğrendim. Düğünden ve düğünden sonraki tasavvurlarından bahsederken, bu adam balayını Büyükada’da geçirmek istediğini, orada tuttuğu köşkü döşettiğini anlatıyordu. Ben Halit Ziya’nın gözlerinde acı bir esef bulutunun karardığını fark ettim. Ve bana öyle geldi ki ruhu artık böyle bir saadetin kendisi için imkânsız olduğunu anlamaktan kaynaklanan bir acıyla burkulmuştu. İşte Eylül’ün esasını teşkil eden fikri, yani gençliğin akar bir su, esen bir rüzgâr gibi, engellenmesi ve geciktirilmesi mümkün olmayan bir surette uçup gittiğini takdir etmek, eylülde baharın geri gelmesi nasıl imkânsızsa şimdi her şeyin faydasız olduğunu anlamak, ziyan olarak geçen günlerin hasretiyle harap olmak fikrini buradan kaptım. Bu fikir bana
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Sonbaharın Gölgesindeki Yasak Aşk: Eylül
8/10
·268 syf.··
2024 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 20:25
EylülEylül, dışarıdan bakınca sakin ama içinde fırtınalar kopan insanların hikâyesi… Suat ile Süreyya evlidir; birbirlerine karşı saygıları vardır ama o derin, iç yakan sevgi evliliklerinde eksiktir. Süreyya neşeli, hayatı hafife alan bir adamdır. Suat ise sessiz, ince ruhlu, duyguları kolay kolay dışa vurmayan bir kadındır. Bu evliliğin dengesini değiştiren kişi, Süreyya’nın yakın arkadaşı Necip olur. Necip onların hayatına girince, üçü birlikte vakit geçirmeye başlar. Zamanla Necip, Suat’ın sessiz güzelliğine, olgun duruşuna, zarafetine kapılır. Aşkını söylemez, söyleyemez. Çünkü bu aşk hem yasaktır hem de ağır bir vebaldir. Suat da Necip’in duygularını sezer. Hatta kendini durdurmaya çalışsa da, Necip’in bakışlarına, inceliğine, kalbindeki o saf sevgiye karşı kayıtsız kalamaz. Fakat Suat için en büyük fren: vicdanıdır. Bu yüzden ikisi arasında tek bir açık söz bile geçmez. Onları bir araya getiren şey kelimeler değil; sessizlik, bakışlar ve saklanmış duygular olur. Yazlıkta geçen günler, düşlerini daha da ateşler. Fakat yaz biter… Eylül gelir. Sonbaharın o hüzünlü havası, aslında onların iç dünyasının aynasıdır. Çünkü artık bir yol ayrımındadırlar: Ya her şeyi yakacaklar, ya da her şeyi içlerine gömüp susacaklardır. Suat, doğru olanı seçer. Sessizce geri çekilir. Necip ise aşkını toprağa gömen bir adam gibi ruhen çöker. Tam da herkes duygularını saklamakla uğraşırken, kader son noktayı kendisi koyar: Bir gece yangın çıkar. Suat odada mahsur kalır. Necip, düşünmeden alevlerin içine dalar. Arkasından Süreyya da içeri koşar. Ama hiçbiri geri dönemez. Aşklarını söyleyemeyen bu üç insan, aynı alevlerin içinde beraber yok olur. Belki de romanın asıl acısı da budur: Söylenmemiş bir aşk, en yüksekten yanan ateştir. EylülEylül, aslında insanın içindeki “konuşamadığı
Psikolojik Roman
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Ekimde Eylül incelemesi
8/10
·268 syf.··
2023 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 13:03
Edebiyat derslerinden öğrendiğim ezber bilgi: İlk psikolojik roman Mehmet Rauf-Eylül. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap hakkında bazı kısımlarının sıkıcı olduğunu duymuştum, o yüzden elim bu kitaba hiç gitmiyordu. Kitaplığımda dururken sonunda daha fazla uzatmanın anlamı yok eylül ayı içerisinde okuyayım bari dedim :) Okul temposundan, iş yoğunluğundan kitabı okuyup bitirmem uzun sürdü ama daha kısa sürede okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü gayet akıcıydı. Açıkçası ben hiçbir kısımda sıkılmadım. Kitap, tam bir alıntı yuvası. Bazı sayfaların altını komple çizmiş olabilirim. Bazı sayfaları koparıp duvarıma bile asmak istemiş olabilirim fakat kitaplara asla böyle acımasızca davranamam :) Kitabı okurken, özellikle ilk zamanlarda, Süreyya'nın erkek, Suat'ın kadın ismi oluşu, alışılmadık olduğundan olacak herhalde, beni biraz zorladı. Ancak kitapta kişilerin psikolojilerinin, duygu ve düşüncelerinin anlatımı o kadar içten, o kadar samimiydi ki karakterleri dinliyor gibi olduğumdan, isimlerin hissettirdiği gariplik çabuk geçti. Kitapta yasak aşk var ama bu aşk bir anda oluşan bir yasak aşk değil; o aşkın kademe kademe oluşmasını, verdiği vicdan muhasebesini, yükünü, ağırlığını, kötü hissetirmesini siz de okurken hissediyorsunuz. "Sizi öyle değil, bilmeyerek sevdim; nasıl olduğunu bilmeyerek, bir kardeş gibi, bir anne gibi sevdim..." (s.141) Herkes her konu hakkında düşünür, uzaktan ahkam keser, engel olamazsın. Çünkü bazısının her konu hakkında bilgisi vardır keşke olmadığını kabul etse. "Bütün kabahat genelleştirme ve bundan sonuç çıkarmada!, diyordu. Belli bir görüşle bakıp genelleştirmek... İşte bir cinayet!" (s.77) Bazı durum ve duyguların altında oluşturdukları zorlukları bilmeden sadece olaya odaklanmak, insanları yargılamak çok yanlış.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2025 27. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 18:03
Mehmet Rauf / Eylül Mehmet Rauf’un Eylül adlı eseri, edebiyatımızda ilk psikolojik roman olarak anılır. Bu tanım, romanı okurken bende yüksek bir beklenti oluşturmuştu. Başlangıçta daha farklı ruh çözümlemeleriyle karşılaşacağımı düşünürken, aslında Necip–Suat–Süreyya arasında gelişen bir aşk üçgeninin olduğunu gördüm. Ancak roman sadece bir aşk hikâyesi olmaktan öte, bireylerin içsel çatışmalarını, sadakat ve arzular arasında bocalayışlarını psikolojik derinlikte işliyor. Özellikle Suat’ın iç dünyası ve Necip’in vicdan muhasebesi, dönemin roman anlayışına göre yenilikçi bir yaklaşım sunuyor. Kitap psikolojik bir eser olduğu için baş karakterlerin kısaca ruhsal çözümlemeleri: Necip: Kadınlara olan güvensizliği nedeniyle evliliğe uzak duran, Beyoğlu’nun şatafatına kapılmış biridir. Ancak Suat’ın zarif ve “farklı” tavırlarıyla karşılaştığında, tüm kadınlara dair önyargıları sarsılır ve Suat gibilerinin de var olduğunu anlar. Onu diğerlerinden ayrı görür, hisleri yoğunlaşır ama vicdanı ve ahlaki değerleriyle sürekli çatışır. Suat: Görünürde mutlu bir evliliğe sahip olsa da aslında sadece alışkanlıkların esiri olmuştur. Necip’le vakit geçirdikçe evliliğinin boşluğunu fark eder. Özgürce hissedebildiği bu duygular onda hem huzur hem de büyük bir içsel çatışma yaratır. Süreyya: Evliliğinden memnun gibi görünür fakat aile baskısıyla şekillenmiş biridir. Rutini sürdürür ama içinde, küçük arzularının ve heveslerinin peşinden gitme isteği vardır. Genel olarak kitap Tanzimat dönemine uygun nitelikte. Batı kültürünün yayıldığı o dönemde bu tarz eserler çokça vardır. Halit Ziya Uşaklıgil buna örnektir. Ben gelişen olayları doğru bulmamakla beraber bir çok yerin altını çizerek durup düşündüm. Bu kültür ters evet ama gözümüzü kapatarak da yok edemiyoruz maalesef. Belli bir
İnceleme
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
9/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2022 17:58
“Aşk; bir kişiyle felaket, iki kişiyle saadet, üç kişiyle cinayettir. Aşksız hayat ise tam bir sefalettir.” Aleksandr PuşkinAleksandr Puşkin İncelemeye bu alıntıyla başlamak istedim çünkü bu eserin hikayesine tam olarak uyuyor. Mehmet Rauf, üç aktörlü bir aşk hikayesini etkileyici ve psikolojik bir anlatımla bizlere sunuyor. Bu eseri lise yıllarımdan beri edebiyat derslerinde hep duyar ve eser adıyla yazar adını sınavlar için ezberlerdim. Şahsen bu yaşıma kadar okumayarak Eylül'e haksızlık etmişim. Eser psikolojik olduğu için önyargılıydım ve BulantıBulantı ÇöküşÇöküş Yeraltından NotlarYeraltından Notlar gibi ağır bir psikolojik iç anlatım barındırıyor zannetmiştim. Ancak eserdeki olay örgüsü, betimlemeler, duygu ve düşünceleri düzgün ifade eden cümleler, saf bir aşk konusunu ele alıyor olması nedeniyle Genç Werther'in AcılarıGenç Werther'in Acıları benzeri bir kalite gördüm. Benim için yerli klasiklerde ÇalıkuşuÇalıkuşu Aşk-ı MemnuAşk-ı Memnu Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna Kuyucaklı YusufKuyucaklı Yusuf gibi eserlerin yeri ayrıdır. Yeni bir yerli klasiği okurken acaba bu eser o çok beğendiklerimin arasına girecek mi diye hep kendime sorarım. İşte Eylül, benim için artık o grubun bir üyesi. Mehmet Rauf, kitaba "Halit Ziya'ya, ilk eserim son üstadıma" diye başlıyor. Teşbihte hata olmaz, boynuz kulağı geçmiş. Aşk-ı MemnuAşk-ı Memnu'yu çok beğensem de Eylül'deki saf, masumane, bedeni ihtirasa dayanmayan ruhani aşk beni daha çok kendi içine çekti. Bu nedenle hem konusu hem de psikolojik betimlemesiyle Aşk-ı MemnuAşk-ı Memnu'dan daha başarılı bir eser olduğunu söyleyebilirim. Kitaba dokuz puan verdim. Bir puanı fazla dramatik ve belirsiz bir sona sahip olması nedeniyle kırdım. Sonuç olarak Eylül, herkese tavsiye edebileceğim güzel bir yerli klasiktir. İncelememi kitaptan sevdiğim birkaç alıntıyla bitiriyorum. Herkese keyifli okumalar dilerim. Hayatında bir şey olabilecekken uğursuz bir tesadüfle kırılıvermiş olan bu aşkının hayali cenazesi arkasında sevdiğini
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2025 68. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2025 14:34
Mehmet Rauf’un Eylül’ü (1901), Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı addedilir. Bir yazlık köşkte, denizin serinliğiyle sarmaş dolaş olmuş tabiatın fonunda gelişen bir aşk-ı muhal, yani imkânsız sevda anlatılır. Süreyya, eşi Suat ve dostları Necip arasında sessiz, derin ve söze dökülmeyen bir üçgen… Asıl trajedi, dillendirilmeyen duyguların içte büyüyerek kalbi yangın yerine çevirmesidir. Rauf, kahramanlarının ruh halini ince ince işler; gönül sarsıntılarını bir terennüm-i hazin gibi duyurur. Romanın dili zaman zaman ağır, fakat musiki ahenginde akar. Melankoli, neredeyse her satırda duyulur; Suat’ın ince ruhu, Necip’in mahzun bakışları, hepsi “Eylül hüznü”yle örülüdür. Sonunda aşk, ateşe ve yok oluşa varır. Bu hazin akıbet, hem bireysel bir dram, hem de devrin kırılgan ruhunun bir aynasıdır. Eylül, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inen bir hikâye-i melâldir.
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 54. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 00:09
Bu kitap tam kalpten yüksek sesle konuşan bir roman. Suat, duygularını bastırdıkça boğulan bir kadın; Necip, sevmemesi gerekeni sevip içten içe çürüyen bir adam; Süreyya ise her şeyin ortasında, “mutluyuz sanan” ama aslında hiçbir şeyin farkında olmayan bir koca. Roman boyunca neredeyse hiçbir şey olmuyor gibi ama aslında her şey oluyor. Bir bakış, bir sessizlik, bir rüzgâr sesi bile aşk itirafı kadar gürültülü. Eldiven sahnesinde ise içimden “Abartt Necip” demek geldi ama Mehmet Rauf’un kalemi o kadar güçlü ki, cringe bile edebiyatın bir parçası oluyor :) Kitapta Eylül aslında bir mevsim değil, bir ruh hali. Hani yaz bitince o boşluk hissi gelir ya, işte kitap boyunca o his var. Mehmet Rauf demiş ki sanki: “Ben insanların kafasının içindekini yazıcam, dışarıda ne olduğu umrumda değil.” :\ Yani Eylül kitap biraz sabırlı okura hitap ediyor, aceleci okurlara göre değil. Ama yani tempo çok ağır. Aksiyon sıfır Çok yavaş ilerleyen bir kitap. Bazen diyorsun ki “hadi artık bir şey olsun!” olmuyor. Çünkü Eylül bir eylem romanı değil, bir iç hesaplaşma romanı. Ağır tempolu, ama son sayfada boğazında bir düğüm bırakıyor. Mehmet RaufMehmet Rauf EylülEylül
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
8/10
·268 syf.··
2024 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2024 19:43
Eylül, Türk Edebiyatı'nın ilk psikolojik eseri. Bunu kitapta çokça hissettim zaten. Karakterlerin genelde iç sorgulamaları şeklinde ilerleyen bu kitapta yasak bir aşk konusu var. Kitapta karakter sayısı ve mekan az. Bu yönden bazen sıkıcı gibi gelebilsede genel olarak anlatım tarzı ve iç sorgulamaları ben beğendim. Türk klasikleri sevenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Puanım 8.
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma
Puan vermedi·268 syf.··
2022 141. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2022 21:08
Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı olan EylülEylül, Mehmet RaufMehmet Rauf'un en başarı eseridir diyebiliriz. Kitapta yer verdiği psikolojik tahliller oldukça yerindedir. Ancak okurken bu durum sizi biraz sıkabilir ki ben yer yer sıkıldım. Kitabın konusuna gelecek olursak, Süreyya Bey ve Suat Hanım'ın mutlu bir evlilikleri vardır. Yazı, aile yanında geçirmektense bir yalı kiralayıp, oraya geçerler. Süreyya'nın yakın arkadaşı Necip sık sık onları ziyarete gelir. Bazen Sürayya ile balığa çıkarlar, bazen evde kalıp Suat ile muhabbet edip, piyano çalarlar. Necip böyle Suat ile vakit geçirdikçe ona aşık olmaya başlar. En yakın arkadaşının karısına aşık olmayı ilk kendine yakıştıramaz ve bir çıkmaza düşer. İşte bu durumdaki karakterlerin iç dünyalarını görüyoruz. Rivayet odur ki yazarımız Mehmet Rauf, Tevfik Fikret'in halasının kızı olan Sermet Hanımla evlendiğinde içgüveysi gider ve Tevfik Fikret'in eşine aşık olur. Bu ne kadar doğrulanmamış bir konu olsa da Mehmet Rauf'un romanda Necip'i çok iyi anlatması dedikoduları güçlendirmiştir.
Edebiyat
EylülMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549,9bin okunma

Yazar Hakkında

Mehmet RaufYazar · 40 kitap
Mehmed Rauf Servetifünun romancılarından, 1875 yılında doğdu, 1931 yılında İstanbul'da öldü. Bahriye Mektebi'ni bitirdi (1893), deniz subayı oldu, staj için Girit'e (1894), Kiel kanalının açılış töreninde bulunmak üzere Almanya'ya (1895) gönderildi, dönüşte İstanbul'da Tarabya'da elçilik gemilerinin irtibat subaylığına atandı. 1908'den sonra bahriye'den ayrıldı, hayatını yazarlıkla kazanmaya başladı. Cumhuriyet devrinde kadın dergileri çıkardı, ticaretli uğraştı. On altı yaşındayken yazdığı Düşmüş adlı hikayesini İzmir'e, Halit Ziya'ya göndermiş, Halit Ziya da Hizmet gazetesinde basmıştı, daha sonra İstanbul'da Mektep dergisinde yazıları çıktı. Halit Ziya, Cenap Şehabettin, Hüseyin Cahit'le böylece önceden tanışan Mehmed Rauf, sanatının en başarılı eserini Eylül romanıyla verdi; psikolojik roman örneği olan Eylül'de olduğu gibi öteki eserlerinde de özellikle aşk maceralarını konu yaptı. Romanları: Eylül (1901), Genç Kız Kalbi (1925), Böğütlen (1926), Define (1927), Son Yıldız (1927), Kan Damlası (1928), Halâs (1929) Hikâye Kitapları: İhtizar (Cançekişme, 1909), Âşıknâme (1909), Son Emel (1913), Hanımlar Arasında (1914), Bir Aşkın Tarihi (1915), Üç Hikâye (1919), İlk Temas İlk Zevk (1923), Aşk Kadını (1923), Eski Aşk Geceeri (1924) Mensur Şiir: Siyah İnciler (1901, 1925) Oyunlar: Ferdi ve Şürekâsı (1909, filme de alındı: 1917), Cidal (Kavga, 1911), Sansar (1920), Ceriha (Yara, 1927)