Kuyrukluyıldız metaforu üzerinden cehaleti eleştiren yazar, bunu mahallenin dedikoduları ve gerçeğe değil söyleme inançları üzerinden işler. Oysa ölüm zaten kaçınılmaz bir gerçektir; zamanını bilmek bu hakikati değiştirmez. Helallik almak ve ahlaki bir muhasebe yapmak için kıyametin kopmasını beklemek gerekmez. Buna rağmen romanda, cehalet kaynaklı korku ve heyecan, dedikodularla birlikte büyüyerek toplumu etkisi altına alır.
Eser, mahalle dedikodusunun ne olduğunu sorgulatıyor. İnsan kendiyle baş başa kalamadığında başkaları üzerinden var olmaya çalışır; kendine söyleyemediklerini başkaları hakkında konuşarak dile getirir.
Her dönemin sorunu olan, ilme ve bilime karşı direnç gösteren cehaletin kaba ve yorucu tavrı dikkat çeker. Buna karşılık düşünen insanların, hata yapsalar bile öğrenme çabası içinde olmaları, hayata tutunma biçimlerinin bir göstergesidir. Hüseyin Rahmi Gürpınar bunu mizahi bir dille, oldukça başarılı şekilde kaleme almıştır.
İrfan ile Deli Çirkin Kızın mektuplaşmaları ise cehaletin içinde bir farkındalık alanı açar. Ve bu, sanırım kitabın vermek istediği mesajı öteki tarafıyla da okura düşündürtmek içindir
Kendim de dahil, çok konuşarak çok şey kazanan birine pek rastlamadım. Aksine insan, dilinin alıp götürdüklerini fark ettikçe suskunluğun kıymetini anlıyor.
Ne yazık ki bizler anlamakta zorlanıyoruz. Konuşursak anlaşılacağımızı, konuşursak haklı çıkacağımızı sanıyoruz. Oysa her sözün bir hesabı, her susuşun da bir hikmeti var.
Gazali, çok konuşmanın zararlarını dinî yönleriyle birlikte anlatıyor. Nefsim bunların ne kadarını uygular bilmiyorum; fakat anladıklarımı hayatıma geçirmek için çabalamaya niyetliyim.
Rabbim gücümü eksik etmesin, nefsime de beni mağlup etmesin.
Dil Belasıİmam Gazali · Semerkand Yayıncılık · 202216,7bin okunma