Sema Soykan

Sema Soykan

Yazar
9.0/10
92 Kişi
·
182
Okunma
·
23
Beğeni
·
1.086
Gösterim
Adı:
Sema Soykan
Unvan:
Türk Roman Yazarı, Araştırmacı, Köşe Yazarı, İş kadını
Doğum:
Sinop, Türkiye, Ağustos 1973
İlk, orta ve lise öğrenimini çeşitli il ve okullarda tamamladı.
Lisans ve yüksek lisansını Çukurova Üniversitesinde yaptı.
Tekstil iş kolunda faaliyet gösterirken, dergilerde ve sosyal medyada araştırma yazıları ve
makaleler yazıyor.
Önceliği çocuk, kadın ve girişimcilik olan sivil toplum kuruluşlarında
üyeliği bulunuyor.

Eserleri;
KEŞKE- Bir Köy Enstitüsü Romanı (Roman)
ADSIZ ROMAN-1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı (Roman)
Aşk Her Kadına Yakışır (Roman)
Aşka Dair (Şiir)
Kız çocuklarının babaya bağı, hayranlığı başkadır. O senin kahramanın, prensin, yıkılmaz dağındır. Ne zaman ki sevilmediğin gerçeğiyle yüzleşirsin, işte o gün dağın başından çukurun dibine düşersin, yüreğin, aklın paramparça olur.
KEŞKE; Özlem ya da pişmanlık ifadesi; Hatalarını görenlerin ortak kelimesi; Yanlış kararlarınızın çektirdiği sancı; Kalbi kanatan isyandır...
500 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir romana maksimum ne kadar bilgi sığdırabilirim, diye denemiş bu kitapta resmen yazar:)..
Sema Soykan 4. kitabı KEŞKE ile, Türkiye için her zaman büyük önem taşımış olan bir konuya ışık tutuyor; ‘Keşke-Bir Köy Enstitüsü Romanı’, yaşanmış olaylardan esinlenerek aydınlanma sürecimizde büyümüş olan Sabia ve Fikret isimli 2 öğretmenin yaşam öykülerini, ülkelerine duydukları bağlılıkları, masum sevgilerini ve aynı zamanda eğitimin gençlerin özgürleşmesinde ve bir ülkenin aydınlanmasındaki yerini anlatıyor.
Yazar ‘Keşke’de, TDK’nın dilek anlatan cümlelerin başına getirilerek, ‘ne olurdu’ anlamında ‘özlem veya pişmanlık’ bildiren bir söz, ‘bari, keşki’ olarak tanımladığı ‘keşke’ kelimesine bambaşka bir çerçeve ekliyor.
Sema Soykan iki buçuk yılda yüzlerce kaynak tarayarak 500 sayfaya o kadar çok tarih ve bilgi sığdırmış ki, hayran kalırsınız. Ne büyük emek, ne özel bir kurgu, kendisini sosyal medya hesaplarından takip edenler bilir zaten onun nasıl profesyonel bir araştırmacı olduğunu. Paylaşımları kadar bu kitabı da mükemmel.
KEŞKE hemen bitmeseydi...
316 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Beni çok etkileyen bir kitabı paylaşmak istiyorum sizlerle: “Adsız Roman 1864”..Şu hayatta yersiz yurtsuz kalmaktan daha kötü bir şey yok sanırım. Kendi vatanından kopartılmak, sürgün edilmek. Bu kitap Çerkes Sürgününü ve Soykırımını anlatıyor. Yıllarca çektikleri sıkıntıları, verdikleri savaşları. Kuzey Kafkasya’dan Karadeniz’e göç eden Çerkes halkları göç öncesinde ve sonrasında derin acılar yaşamıştır.
Köyleri Ruslar tarafından yakılıp yıkılan, dağlardan kıyıya inen; haftalarca teknelere binmeyi beklerken sahilde açlıkla, hastalıkla mücadele etmişlerdir.
Teknelere binebilenlerin bir kısmı da fazla yolcu alındığı için batan teknelerde boğulmuştur.
Romanda anneannesi tarafından kaleme alınan Adsız Roman’ı, satmak istediği küpün içinde bulan Neri ve Aras’ın öyküsü ile Janset-Jankat-Elbruz’un 1864 deki öyküsü birbirine paralel gitmektedir.

Karar, aklın durması halidir. Durduğun yeri doğru seçemezsen, ömür boyu ‘keşke’ler düşmez dilinden...
Bu kitap hakkında daha o kadar çok şey anlatabilirim ki, gerçekleri anlatan, içinde bolca bilgi bulunan bu romanı kesinlikle okumalı ve kitaplığınızda bulundurmalısınız...
Sevgili araştırmacı yazar Sema Soykan’ın kaleme almış olduğu, “Keşke” kitabını bitireli bir-iki gün oldu aslında. Lakin yorumumu özellikle bugün yazmak istedim. Çünkü; bugün, günlerden 17 Nisan. Yani Köy Enstitülerinin Kuruluş Yıl Dönümü.

Bir kitap düşünün, hemen hemen her sayfası bilgi yüklü olsun, her sayfası merak ettiren. Ben bu kitabı bu yönünden ötürü biraz matruşka bebeğe benzettim. Okuyanlar, zaten ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaktır. Aynı zamanda okurken hiç sıkılmayacağınız son derece akıcı bir kitap “Keşke”.

İçerisinde yok yok. Aile bağları, arkadaşlık, dostluk,sırlar, vefa, sadakat ve aşk ki öyle bir aşkı inanın herkes yaşamak ister. Özellikle Sabia Hanım ile Fikret Bey’in aşkını. Aşk demek aslında biraz hafif kalabilir, onların ki kara sevda. Aynı zamanda kitapta: Köy Enstitülerinin kuruluş aşaması, kurulurken neler olduğu ve nasıl özverili çalışıldığı, yaşanan siyasi olaylar; dış güçlerin ülkemiz üzerinde oynadığı sinsice oyunlar ki yok artık bu kadarı da olmaz diyeceksiniz. (Ben yazılanların bir kısmını biliyordum açıkçası ama bilmediğim birçok şeyi de öğrenmiş oldum.) Sadece dış güçler mi suçlu? Tabii ki hayır. Ülkemizdeki siyasetçilerin ve akabinde halkın birçoğunun at gözlükleri takarak etrafında olup bitenlere, bitecek olanlara göz yumması da dış güçlerin ekmeklerine yağ sürmüş. Öyle ki o güzelim eğitim öğretim yuvası olan, ülkemizi ileri seviyelere taşıyacak hatta taşımakla kalmayıp tüm dünyaya örnek olacak Köy Enstitülerinin kapanışına neden olan olaylar zinciri… Ve bugün Köy Enstitüleri kapanmamış olsaydı 81 yaşında olacaktı.

İşte “Keşke” kitabı genel hatlarıyla bunları bizlere aktarıyor. Kitabı okurken sevgili yazar Sema Soykan’ın kalemine bir kez daha hayran oldum. Gerçekleri cesurca ortaya koyması beni çok ama çok etkiledi.

Kitabı alın okuyun, okumakla kalmayın, okutturun. Hatta okullarda öğretmenler bu kitabı öğrencilerine aldırtıp DERS KİTABI gibi okutsunlar. Hiç abartmıyorum, bu cümleyi de her kitap için yazmam.
500 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Pişmanlığın dilde vücut bulmuş hali, KEŞKE...
.
.
Keşke, yaptığımız hataların gecikmiş çığlığıdır!...
.
.
Merhabalar sevgili kitap dostlarım sizleri, kendisini bilime, eğitime, ülkesine adamış Fikret Sağlam 'ın, Nedret' Öğretmenin , Sabia'nın, Tarık'ın ve pek çok isimsiz kahramanın dünyasına, köy enstitüsünün her taşında alın teri olan pırıl pırıl gençlerin çabalarına, 60'ların, 70'lerin,80'lerin çalkantılı zamanlarına, mücadeye, aşka, şiirlerle yüklü duygulara, keşkelerin ördüğü kalplerin çaresiz harkırışlarına ortak etmek istiyorum... "KEŞKE" kitap yorumuyla geldim
.
.
Binbir mücadele ile köy enstitüsüne okumaya giden Fikret, büyük hayallerle girdiği köy enstitüsünde, büyük aşkı Sabia'yı da bulacağını bilmiyordu. Öyle büyük sevdi ki, büyük hataları, büyük fedakarlıkları, büyük keşkeleri getirdi hayatına. Sabia, o yıllarda okutulmayan kız çocuklarının arasından sıyrılıp, elde ettiği bu şansı en iyi şeklide değerlendirmek istiyordu. Ancak, kalbine de söz geçiremiyordu. Birbiri için atan iki kalp, kalplerinden taşan kocaman bir sevdayla , zamanla ve pek çok zorlukla sınanırken, ne şiir yazmaktan vazgeçtiler, ne bir gün kavuşmaya olan inançlarından... Fikret Sağlam, hayatındaki iki Sabia'sını, Sincan Cezaevinde yazdığı günlüğüne ince ince işlerken, 1940 ile 1980 arasındaki toplumsal sorunları, eğitime vurulan darbeleri, emperyalizmin ülkemizdeki etkilerini satırlara döküyor...O yazdıkça rahatlıyor, biz okudukça yazılanlar anlam buluyor.. Okurken, bildiğimiz pek çok gerçek yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor...
.
.
Toplumsal konulara, ince detaylara, darbe zamanına, şiirlere, aşka, sosyal mesajlara değinen, akıcı dili ve dolu dolu doyurucu kurgusuyla okunulası bu güzel eser tavsiyemdir der hepinize şimdiden keyifli okumalar dilerim Kitapla Kalın
500 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Sayın Sema Soykan’ın kalemine sağlık. Çok beğenerek okudum bu kitabı. Kitap tarihi ve aşk kitabı. Biraz da ansiklopedi havası var. Yoğun bir bilgi ile yazılmış bir eser. Kitapta üç konu çok dikkattimi çekti.
Birincisi köy enstitülerinin kurulması ve sonrasında yaptıkları muazzam eserler. Eğitimin uygulamalı ve yaşayarak öğrenme boyutunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Enstitüde yetişen bir öğretmenin ne kadar donanımlı olduğunun ve aldığı eğitimin kalitesini görmek mümkün. Bu kadar yoğun ve kaliteli eğitim verilen bir yerin çıkarlar, daha doğrusu gelişmemek için çıkarılan engeller sonucunda kapatılması.
İkincisi Fikret ve Sabia arasındaki müthiş aşk. Aşk o kadar masum ve fedakarlık ile anlatılmış ki hayran kalmamak elde değil. Birbirini yıllarca görmemelerine rağmen büyük aşklarının hiç bitmemesi ve ikisinin de kimseyi sevmemesi.

Üçüncü ise neye hizmet ediyoruz ne için hizmet ediyoruz kısmını sorgulamak. Ülkemizin yakın tarihinin ne kadar karanlık ve çıkarlar üzerine kurulduğunu görmek için bu kitap okunmalı. Gelen yönetimlerin aslında hizmet ettikleri gerçekleri görmek için bu kitap okunmalı. Halk ve yöneticileri düşünün, yöneticiler karşımızda iken her şeyi bizim duymak istediğimiz gibi aktarıyorlar. Sonra yöneticiler perdenin arkasına geçince her şey onların ve onların hizmet ettiği güçler gibi olur. İşte bu kitap o perdeyi kaldırıyor ve sizin önünüze perdenin arkasındaki danışıklı dövüşü sunuyor. Neye hizmet ediyorsak bir daha oturup düşünmek lazımın ette kemiğe bürünmüş halini bu kitapla görmüş oluyoruz. Herkese tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar diliyorum
316 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
alfakitap tarafından
5.Baskı Aralık 2019’da basılmış,
315 sayfa,
1864 Çerkes Sürgünü ve SOYKIRIMI’nı anlatan efsane bir roman.
Romanda anneannesi tarafından yazılan Adsız Roman’ı,antikacıya satmak istediği küpün içinde bulan Neriman ve Aras’ın sıradışı öyküsü ile 1864 yılında birbirine paralel giden başka olaylar silsilesi birbirine uyumla harmanlanmıştır.
3 sayfalık kaynakçası ile ilmek ilmek dokunmuş.
Kitabın perde arkasında çok emek,çok uykusuz gece var besbelli!
İnsanın insana yaptığını içim yana yana,
çoğu kısımda gözyaşlarımın kendiliğinden akıp gittiği,
olay örgüsüne kendimi kaptırıp,
soluksuz okuduğum bir kitap oldu
Tek kelimeyle ; B a y ı l d ı m !!!
Emeğine,
yüreğine sağlık @semasoykan
500 syf.
·23 günde·10/10 puan
“İşte köyden on yumurtayla çıkan çocuğun öğretmen, subay, mühendis, milletvekili hatta cumhurbaşkanı olabildiği yönetime Cumhuriyet denir evladım.”

#gececiler okuyor grbumuzda Ebrar bu kitabı öve öve bitirememişti ben de o zaman konusuna bakmış “daha sakin bir zamanda okurum “ diye düşünüştüm. Sonra Ebru okuyoruz dedi biz de okumaya başladık. İyi ki de demiş, iyi ki de okumuşum.
“Köy Enstitüleri” ile ilgili detaylı bilgim yoktu ve kitabı okurken “keşke daha önce bu yaşananları okullarda falan anlatma zahmetinde bulunsalardı da elimizdeki imkanların kıymetini bilirdik” diye düşündüm. Bu kadar kitap okuyorum ama bazen öyle bir kitap çıkıyor ki insan kendine kızıyor. Bu ülkede yaşayıp bunlardan nasıl habersizim diye.
Yazarın kalemi kitabın akışını o kadar güzel ki hayran kaldım.
Köy Enstitüleri ve Ülkemizin genel Tarihi ile ilgili harika bilgiler var. Tarih okumayı sevmeyenler hemen korkmasın. Çünkü tüm bu bilgiler kitabın arasına ustaca serpiştirilmiş. Bir yandan karakterlerin hayatlarını merakla okurken bir yandan da bu bilgilere ulaşıyorsunuz.
Köy Enstitülerinin verdiği eğitim, kuruluşundaki emek ve sonrası beni en çok etkileyen kısımlardan biriydi. Böylesine donanımlı bir eğitim sisteminden sonra Beden eğitimi ve resim derslerinde ‘matematik’ dersleri işlediğimiz günler aklıma geldi. Nereden nereye?
Hayran kaldım tek tanımı bu, kesinlikle hayran kaldım. Ve bu sistemin şu an hayal boyutunda olması gerçekten bir çok şeyi sorgulattı bana ve nedenlerini de okurken öğrendim.
Çok kıymetli bir kitap. Özellikle içerik olarak, lütfen alın ve okuyun. Konusu ilginizi çekmiyorsa eğer “Köy Enstitüleri” hakkında bilgi edinin. Abarmıyorum her sayfasının altını çizdim ve yorumumla kitabı size anlatabilmem mümkün değil. Ben geç kaldım, siz geç kalmayın
Sevgili Sema Soykan
kaleminize, yüreğinize ve inancınıza sağlık. Hayatımda “iyi ki okumuş” dediğim kitaplar arasında bu kitap ve bu sizin kaleminiz ve arkası dopdolu olan verdiğiniz bilgiler sayesinde.

Tıpkı Hasan Âli Yücel’in dediği gibiydi:
“Biz köy Enstitülerini sadece içerisinde nazari tedrisat yapılan bir müessese olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, marangozluk gibi ameli birtakım faaliyetlerde bulunduğu için okul adıyla anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi uygun gördük”
500 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Selammm, sizlere bugün harika bir kitap ile geldim @semasoykan dan #keşke kitabı, iyi ki okumuşum ve iyi ki beni bu kitap ile tanışırdın bibliyofil okuur

Yorumu yazarken ciddi anlamda çok fazla düşündüğüm bir kitap niye diye sorarsanız Kitap o kadar güzel ve bilgi yüklü ki her sayfa da yeni bir şeyler öğreniyorum ve bu yüzden nasıl bir yorum yazarsak yazalım yetersiz gelecekmiş gibi hissediyorum.. Yazarın kalemi, anlatım dili ise cidden çok çok güzel. Kitap bittiğin de vayy be dedirten cinsten. Normalde bu tarz kitap hiç okumadım ama iyi ki okumuşum diyorum böyle bir güzelliği kaçırsaydım gerçekten pişman olurdum.. Sırada ki kitabı adsız romani da aynı keyifle okuyacağıma eminim..

Yaşanmış olayları da baz alarak ve güzel bir araştırma ile yazılan bir kitap Keşke..
Türkiye'nin aydınlanma sürecinde yetişen iki öğretmen Fikret ve Sabia onların aşklarını, yaşamöykülerini, vatan sevgilerini ve mücadelelerini okuyoruz.. Köy Enstitülerinin açılışından kapanışına, işleyişine, eğitimine ve Türkiye'nin 1940 dan başlayıp da 1980 yıllarına kadar uzanan siyasi, eğitim ve ekonomi konusunun toplum üzerinde etkilerini okuyoruz..
Peki şuan ki Türkiye olarak neredeyiz?
Ileriye mi gittik ülkece yoksa daha da mı geriledik??
Ya eğitim ne halde?
500 syf.
·9/10 puan
Meselemiz vatanımıza sahip çıkmaksa,kimin sağda kimin solda durduğunun ne önemi var.
Unutmayalim ki, birlik olmayan toplumlar zayıflar, bütünlüğüne sahip çıkamaz.
Keşke'nin dini, mezhebi,siyasi görüşü olmaz.
Keşke, özlem ve pişmanlık ifadesidir.
Keşke, yanlış kararlarınızın çektirdiği sancıdır, kalbi kanatan isyandır.
Keşke, elden gidenlere,yitirdiklerinize yaktığınız ağıttır. Dizlerinizi dövdüğünüzde geride kalan acıdır.
Vatanımız, özgürlüğümüz ve geleceğimiz.
İşte bu yüzden eğitim, işte bu yüzden üretim, işte bu yüzden demokrasi.
İşte bu yüzden günahıyla, sevabıyla tarihimizi kabul edip, geçmiş hatalarımızdan ders çıkarma zamanı.
İşte bu yüzden CUMHURİYET...
Çok beğendim.Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, buna alet olanlar... Bence özellikle gençler mutlaka okumalı.
Teşekkürler Sema Soykan.
500 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
#okudumbitti #kitapyorum
#birköyenstitüsüromanı #keşke

.
ATATÜRK, "Unutmayın ki en büyük savaş, cehalete ve gericiliğe karşı yapılan savaştır." dememiş miydi?
#canımatam
.
YAZMAK SESSİZ BİR ÇIĞLIK, GÜÇLÜ BİR İSYANDIR.
.
Herkese Merhaba
.
İlk defa bir kitaba yorum yaparken zorlandım, çünkü bu kitap için ne yazsam az kalır. Her sayfasında, her kelimesinde insan etkilenir mi, ben etkilendim. Kitabın tamamını çizerek okudum.
Yazarın daha önce #adsızroman kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Lakin bu kitabını anlatmaya kelimeler yetersiz. Yaşanmış olaylardan esinlenerek yazılmış, Türkiye'nin aydınlanma sürecinde yetişmiş iki öğretmen; Sabia ve Fikret.
.
Kitabın isminden de anlaşıldığı gibi Köy Enstitülerinin açılışından kapanışına, işleyişinden benzersiz eğitimine ve Türkiye'nin 1940-1980 yılları arasında yaşadığı siyasi süreçleri okurken yüreğim acıdı.
.
<Fikret Sağlam>
Sincan Hapishanesi- Ankara
Neden tutuklu olduğunu bile bilmeden hapise atılıyor. Döneme dikkat ederseniz anlarsınız nedenini. Hapishanede yazdığı yazılar ve hayatında en önemli iki kadın. Biri yanlış veya mecbur kaldığı için verdiği kararlar yüzünden kavuşamadığı aşkı, diğeri ise ustasına verdiği sözü tutmak için sahiplendiği aileden geriye kalan kızı. Her ikisinin adı SABİA.. Kitapta bölümler arasında Fikret Bey'in hapishanede yazdığı mektuplarda, yaşadıklarını kendi anlatımıyla okuyoruz.
.
Gelelim 203 numaralı odaya, bir nevi direnişin, hak aramanın, cesaretin odası..
Altı hayatın değişmesine, yıllarca gizli kalmış sırların ortaya çıkmasına vesile olan, KEŞKE'leri İYİ ki'lere çevirecek kadar şaşırtıcı sürprizlerle dolu bir odaydı. O oda ki, neller yaşandı. Özellikle ayraç konusu.
Bazı sırlar ne kadar ağırdı..
Ama ben bu odada en çok Fatma'yı sevdim. KEŞKE her insan biraz Fatma olabilse..
.
Kitabın sonunu ise gözyaşları içinde okudum. Ahh ATAM keşke 10-20 yıl daha yaşayabilseydi. Yazarın da dediği gibi; Emin olun bizi kimse tutamazdı.
.
"TARİH OKUMAYAN GEÇMİŞİNİ BİLMEZ,
GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN GELECEĞİNİ GÖREMEZ."
.
Aşk, tarih ve bilgi dolu bu kitabı tüm kalbimle tavsiye ediyorum.
OKUYUN, OKUTTURUN net.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sema Soykan
Unvan:
Türk Roman Yazarı, Araştırmacı, Köşe Yazarı, İş kadını
Doğum:
Sinop, Türkiye, Ağustos 1973
İlk, orta ve lise öğrenimini çeşitli il ve okullarda tamamladı.
Lisans ve yüksek lisansını Çukurova Üniversitesinde yaptı.
Tekstil iş kolunda faaliyet gösterirken, dergilerde ve sosyal medyada araştırma yazıları ve
makaleler yazıyor.
Önceliği çocuk, kadın ve girişimcilik olan sivil toplum kuruluşlarında
üyeliği bulunuyor.

Eserleri;
KEŞKE- Bir Köy Enstitüsü Romanı (Roman)
ADSIZ ROMAN-1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı (Roman)
Aşk Her Kadına Yakışır (Roman)
Aşka Dair (Şiir)

Yazar istatistikleri

  • 23 okur beğendi.
  • 182 okur okudu.
  • 20 okur okuyor.
  • 169 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.