Kuyrukluyıldız metaforu üzerinden cehaleti eleştiren yazar, bunu mahallenin dedikoduları ve gerçeğe değil söyleme inançları üzerinden işler. Oysa ölüm zaten kaçınılmaz bir gerçektir; zamanını bilmek bu hakikati değiştirmez. Helallik almak ve ahlaki bir muhasebe yapmak için kıyametin kopmasını beklemek gerekmez. Buna rağmen romanda, cehalet kaynaklı korku ve heyecan, dedikodularla birlikte büyüyerek toplumu etkisi altına alır.
Eser, mahalle dedikodusunun ne olduğunu sorgulatıyor. İnsan kendiyle baş başa kalamadığında başkaları üzerinden var olmaya çalışır; kendine söyleyemediklerini başkaları hakkında konuşarak dile getirir.
Her dönemin sorunu olan, ilme ve bilime karşı direnç gösteren cehaletin kaba ve yorucu tavrı dikkat çeker. Buna karşılık düşünen insanların, hata yapsalar bile öğrenme çabası içinde olmaları, hayata tutunma biçimlerinin bir göstergesidir. Hüseyin Rahmi Gürpınar bunu mizahi bir dille, oldukça başarılı şekilde kaleme almıştır.
İrfan ile Deli Çirkin Kızın mektuplaşmaları ise cehaletin içinde bir farkındalık alanı açar. Ve bu, sanırım kitabın vermek istediği mesajı öteki tarafıyla da okura düşündürtmek içindir