Aşk-ı Memnu

7,8/10  (220 Oy) · 
1.511 okunma  · 
182 beğeni  · 
4.779 gösterim
Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.


Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.


Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    400
  • ISBN:
    9786053849452
  • Yayınevi:
    Yakamoz Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kadının sadakatsizliği üzerine yazılmış, mükemmellikleri ya da en iyi oldukları konusunda konsensüse varılmış üç roman vardır.
1) 1856’da yayınlanmış Gustav Flaubert’in Madam Bovary’si.
2) 1877’de yayınlanmış Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı
3) 1916’da yayınlanmış John Galsworthy’nin The Forsyte Saga’sı*.

Böyle bir tanıtım yapıp şereflerine kadeh kaldırıyor Raisa Enverovna. Bu ufak tefek kitap kurduna bakarken ne çok Enver oğlu, Enver kızıyla tanıştığım geliyor aklıma. Enver Paşa, Sovyet Türkleri için kendini ifade edebilmenin simgesi olmuş en karanlık günlerinde rejimin. Yazara da okura da içelim diyor, Tatyana Viktorovna. Gözleri gözlerime dikili devralıyor konuşmayı, herhalde okumayan olmadığı için de, itirazı olan yoktur, diyor. Onun derdi, İngilizce tıpkı basımını hediye etiği The Forsyte Saga’yı okuyup okumadığımı kontrol etmek. Gülümsüyorum. Evet, diyor muyum, demiyor muyum, sorun değil. Kadehimden kocaman bir yudum Seperavi eksiliyor.

Şostakoviç’in iki numaralı valsinin ortalarını bulmuşuz. Sahnede Anna, gövdesi ayaklarının izinden gidiyor. Gözle kaş arasında birbirlerini bulduklarını görüyorum. Vronski’nin Anna’ya bakışlarının içimde yeşerttiği haset dalgaları şiddet sosuyla halvet olup gözlerimin içine oturuyor. Gözlerim kızarıyor.
Durun, demek geliyor içimden, hepsi bu değil. “Aşkı Memnu” var. Ah Bihter. Behlül bir de. Filmiyle karıştırmayın ama. Bu bir roman. 1900 yılında yayınlanmış hem de. Zaten konumuz roman değil mi?

Kafamdaki Valsleri uğurluyorum. Bir muhasebe süreci başlıyor beynimde. Üç değil, dört roman, dört kadın olsun istiyorum. Flaubert’in Emma’sı, Tolstoy’un Anna’sı, Galsworthy’nin Irene’si, Uşaklıgil’in Bihter’i. Hepsinin ortak özelliği ruhsal yalnızlıklarını sona erdiren prenslerini bulmaları. Emma, içlerindeki en gözü kara olanı. Çok “günah” işliyor. Anna, Bihter ve Irene ise birer kez “uyuyorlar şeytana”

Flaubert “Emma benim der,” gözü kara savunur.

Tolstoy, Anna’yı, hatalarını mazur gördüğü, sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüştürür.

Galsworthy “İrene’ne nötrdür. Ne lehine ne alehine yorum yapar. Okura bırakır her şeyi.

Uşaklıgil “ Bihter’i sevmez. Basitleştirir, nefret öğesi yapar: Motifleri ve sebepleri yeterince işlenmemiş, çiğ bir Emma veya Anna’dan ibaret, atar okurun önüne.

Ben Bihter'e ne kızdım ne de affedecek denli taraf oldum. Yazarına da kızmadım Zeitgeist'e yenildi diye. Keşke, dedim, keşke Bihter'i önümüze atıp parçalatmasaydın da bir dördüncü roman da sen olsaydın. Aynı suda iki kez yıkanamadığıma küsüp kadehimi boşaltıyorum, bitiyor Seperavi..


*İlk ikisini Türk okurları çok iyi bilir. Üçüncüsü konusunda emin değilim. Ne Nobel sahibi yazarını ne de bu en önemli eserini tanırlar. Bihter'i zaten bilirsiniz.

Mustafa KUVA 
15 Ağu 17:34 · Kitabı okudu · 59 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitabı okurken bir hayli boş zamanım vardı.Baştan belirtmek gerekiyor ki yeteri kadar vaktiniz yoksa başlamayın uzun süre bir kenarda tozlanacaktır aksi halde.Eser edebiyat tarihimizde ilk batılı tekniğe uygun roman olarak biliniyor ancak ben psikolojik tahlillerin çok başarılı olduğunu ve Eylül'den önce basıldığına göre ilk psikolojik roman olması gerektiğini de düşünüyorum.Dizisinden malum herkes karakterleri kendince tanıyor.Sözü uzatmak yerine asıl olaydan bahsetmek uygun olacaktır.Öncelikle 'Memnu' kelimesi yasak demektir.Yani kitabın kurgusu 'Yasak Aşk ' üzerinedir.Kitabın kurgusunu sağlamlaştıran ise psikolojik tahlillerin üst düzeyliği ve kahramanların özelliklerini çok iyi yansıtmalarıdır.Firdevs hanım aslında tüm kurgunun başıdır.Onun yalı düşkünlüğü ya da maddi emelleri olmasa tüm olaylar meydana gelemezdi.Bihter ise annesi gibi olamaktan korkan-annesi aslında kocasını aldatmış bir kadındır- bu durumdan kaçmak için yaşayan biridir.Behlül ise dönemin batılı hayranlığını tatmin edecek ölçüde her açıdan muhteşem biridir.Yaşam amacı neredeyse kadınlardır.Arsız biridir ve istediğini elde edene kadar asla vazgeçmez.Bihter aslında Behlül'e aşık değildir.Korktuğu ve kaçtığı her şeyin başına gelmesi kaçınılmazdır.Çünkü yaşlı kocası Adnan Bey onun ruhundaki boşluğu asla dolduramayacaktır.Behlül aslında Bihter'in ruhundaki boşluğu doldurmaktadır.Maddi her şeye kavuşmuştur ancak o boşluk tüm maddi eşyaları içine alıp yok etmektedir.Sonuçta kaçınılmaz arayış herkesin acı çekmesine mal olacak en çokta annesini çok erken kaybeden naif ruhlu Nihal zarar görecektir.Ancak bu zararı babasıyla birlikte yeni umutlarla yok etmek için zamanları vardır.Bihter bu fırsata asla sahip olamayacağını bildiği için o derin boşluğa sürüklenip intihar edecektir.Behlül ise yalnızca utanç duymuştur tüm bu olanlardan.Ancak böylesine bir karakterin sonu getirilmemiş ve zihinlerimizde yaşamaya devam edecek.Arada kurgu içerisinde bir çok olay geçer bunları okumanız için size bırakıyorum.

Gülce ERİŞMİŞ 
02 Şub 02:10 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın:

50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı.
Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da.
"Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil!

Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi?

Ceren Acer 
02 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Aşk-ı Memnu romanının yeri bende başkadır. Bu kitap ilk gençlik yılımda okuduğum, Türk Edebiyatımızın direği, ölümsüz bir başyapıttır. Aynı zamanda benim de kütüphanemin en değerli üyesi başucu kitabımdır. Çoğunuz okumuşsunuzdur bu ünlü eseri zaten. Okumayanlar da okumalı diye düşünüyorum. Okudukça tekrar tekrar okumak istenilesi bir roman. Şimdi okusam eminim ki ilk defa okuyormuşum gibi büyük bir heyecanla alırım bu değerli kitabı elime. HALİD ZİYA UŞAKLIGİL gelmiş geçmiş bütün yazarlara örnek olabilecek romanları kaleme alıp, yazarlığında hakkını veren sayılı yazarlardan bir tanesi.

Güler Bilkay Aygün 
09 Haz 22:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Lise yıllarımda okuduğumda Bihter ve Behlül'ün aşkından çok etkilenmiştim. Daha sonraki yıllarda önce filmini, sonra televizyonda dizi olarak izledim. Güzel bir kitap.

Funda Esmek 
28 Ağu 19:40 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Annneleriyle rekabet halinde olan iki kiz kardes; "Bihter ve Peyker". Onlar Melih bey takimindalar. Bihter genç ve güzel bir kadin. Annesine inat yaşlı ama zengin, kendine bir ömür rahat ve konfor bir hayat saglayacak Adnan bey ile izdivaç edecektir. Ilk bas cekici gelen bu izdivac, daha sonralari kendisine işkenceye dönusecektir. Çünkü Bihter ile Adnan beyin yegni Behlül arasinda müthiş bir ask kivilcimi olusacaktir. Bir müddet devam eden bu gizli kaçamaklı aşk, Behlül'ün tehlikelerden korktuğu icin Adnan beyin kizi Nihal e yönelmesiyle bitecektir.Behlül ün Nihalle izdivaca karar verdigini gören Bihter intikam atesiyle yanar. Caresiz düşer ve sonrasinda.......... okuyalim :) gerci dizisini muhakkak izlemis olabilirsiniz. Lakin kitabi ve dizisi arasinda gerçekten büyük farklar var. O yüzden bu eseri Halid Ziya dan okumanizi mutlaka tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar:)

Üniversite 3. sınıftayken Yeni Türk Ede. dersi için okumuştum.Dilinin ağır olması belki okuduğum bölüm yüzünden zorluk çıkarmamıştı bana; ama anlatımı, yazarın üslubu kitaptan keyif alamamıştım nedense Bihterin ayna karşısında kendini izlemesi o bölümü sayfalarca betimlemesi okuyucu olarak beni yormuştu. Halid Ziya erken Cumhuriyet döneminde eseri tekrardan kendisi sadeleştirmiştir Allahtan. Şu an Türk romani varsa Halid Ziya sayesindedir.Kitabının konusu tabuları yıkması bakımından da Türk edebiyatının mihenk taşıdır.

Zehra Dalmış 
16 Tem 13:13 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Kitap okumaya yeni baslayanlar icin biraz agir olabilir .Pek cok suslu bir dil kulanilmis olan bu kitap okuyana hem merak hemde estetik bir zevfk vermektedir

Beytullah Ömer DUMLU 
28 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Türk dizilerini nerdeyse hiç sevmem ama aşk-ı memnu'nun dizisini baştan sona kadar izledim.Efsane diziydi.Oyuncular rollerin hakkını veriyorlardı.Onların bu çabaları romanın ününe ün kattı.Ben de o zaman tanıştım bu eserle.Diziyi izlediğim için karakterleri oyuncularla canlandırıyordum.Kısa sürede de okudum.Tabi ki edebi yönden daha değerli bir kitap bunu unutmuyoruz ama dizi de fena değildi.Unutmadan bildiğim birşeyi de paylaşayım bu kitap gazetede yayınlanıyormuş.O zamanlar aile ahlakını bozuyor diye yayın yasağı konmuş sonradan kitaba dönüştürülüp tamamlanmış.Ben de bir yerde okumuştum.Neyse çok uzatmayayım son olarak efsane bir kitap okuyun değerini bilin.

Bennu Akay 
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Edebiyatımızın en güzel eserlerinden...
Yasak aşk, ihtiras ve duygu fırtınası...
Unutulmayan karakterler, özgün konu... Her haliyle farklı nitelikte ve yeri dolmayacak bir kitap... Sadece bir gün bir yerde bir yazı okumuştum: Aşk-ı Memnu'nun konu olarak çalıntı olduğu yazılmıştı. Kim aynı fikirde bilmiyorum ama her kitabın yeri ayrıdır.

4 /

Kitaptan 50 Alıntı

Onun kırılmış kalbinden parçalar, birer şikâyet nevhasıyla işitilmez sesleri titreyen kırılmış hisleri var? Onları duymuyorlar mıydı ?

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 135)Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 135)

Sevmek, sevmek istiyordu.
Hayatında yalnız bu eksikti
fakat hayatta her şey bundan ibaretti.

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Can Yayınları)Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Can Yayınları)

Ölmek! Kim bilir bu ne güzel bir şeydi! Fakat ne korkunç bir şey... Asıl korkunçluğunda bir güzellik bulunuyordu.

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya UşaklıgilAşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil

Gülmek! Ama o bizde kuraldır, biz her şeye gülerek başlarız. Fakat bu, bizi gizli gizli, ta içimizden, hatta genel olarak kendimizden bile saklayarak yapanları kıskanmaktan, yapılan şeyleri beğenmekten alıkoyamaz. Güleriz, gülmekle yapmamak hüsranının öcünü alırız; sonra yavaş yavaş bizde yaparız, artık gülünüp eğlenmekten usanç doğduktan sonra yapmakta bir sakınca görmeyiz; fakat vakit geçmiş, o şey adileşmiş, bayağılaşmıştır.

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 209)Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 209)

Hayatında yalnız bu eksikti fakat hayatta herşey bundan ibaretti: Sevmek, evet, bütün mutluluk yalnız bununla elde edilebilirdi.

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya UşaklıgilAşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil

Sonra bütün bu beyazlıkların üzerinde koşan alay alay gölgeler, bu beyaz dünyayı siyah bir ölüm nefesi içinde saran bulutlar;ve her tarafta büyük bir sessizlik;ne bulutlarda küçük bir ezgi ne dalgalarda hafif bir hışırtı; hiç, hiçbir şey yok, yalnız bu ölmüş gecenin üstüne ta uzaklardan, kim bilir nerelerden, belki var olan dünyanın ötesinden evrenin hayatına ağıt yakan bir ses;sonunda kefenlerinin altında dinlenen bu ıstırap mahşerinin üstüne bir rahmet kevseri gibi dökülen son inilti...

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 257)Aşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil (Sayfa 257)
Sena 
23 Oca 18:12 · Kitabı okudu · 8/10 puan

"Birtakım rivayetler vardır ki başkalarının aleyhine hizmet edecek şeylere halkın kolaylıkla itimadı neticesiyle tetkik olunmak zahmeti ihtiyar edilmeksizin [incelemek zahmetine katlanmaksızın] revaç bulur [değerlendirilir], hatta ihtimal tetkik olunursa hakikatı sabit olamayacağı [gerçekliği kanıtlanamayacağı] ve o halde bunlara inanmak lezzetinden mahrum kalmak icap edeceği için bu rivayetlerin neşredildikleri suretle [yayıldığı şekilde] kabul olunması mukarrerdir [kararlaştırılmıştır]."

Aşk-ı Memnu, Halid Ziya UşaklıgilAşk-ı Memnu, Halid Ziya Uşaklıgil
5 /

Kitapla ilgili 4 Haber

Halid Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz başyapıtı Ferdi ve Şürekâsı
Halid Ziya Uşaklıgil’in unutulmaz başyapıtı Ferdi ve Şürekâsı Ferdi ve Şürekâsı, hem orijinal metniyle hem de günümüz Türkçesiyle Can Yayınları tarafından yeniden basıldı.
“Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle yayımlandı.
“Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle yayımlandı. Halid Ziya Uşaklıgil’in ölümsüz eseri “Mai ve Siyah” günümüz Türkçesiyle ve açıklamalı orijinal metinle iki kitap olarak Can Yayınları tarafından yayımlandı.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.