Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.


Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.


Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.
Kadının sadakatsizliği üzerine yazılmış, mükemmellikleri ya da en iyi oldukları konusunda konsensüse varılmış üç roman vardır.
1) 1856’da yayınlanmış Gustav Flaubert’in Madam Bovary’si.
2) 1877’de yayınlanmış Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı
3) 1916’da yayınlanmış John Galsworthy’nin The Forsyte Saga’sı*.

Böyle bir tanıtım yapıp şereflerine kadeh kaldırıyor Raisa Enverovna. Bu ufak tefek kitap kurduna bakarken ne çok Enver oğlu, Enver kızıyla tanıştığım geliyor aklıma. Enver Paşa, Sovyet Türkleri için kendini ifade edebilmenin simgesi olmuş en karanlık günlerinde rejimin. Yazara da okura da içelim diyor, Tatyana Viktorovna. Gözleri gözlerime dikili devralıyor konuşmayı, herhalde okumayan olmadığı için de, itirazı olan yoktur, diyor. Onun derdi, İngilizce tıpkı basımını hediye etiği The Forsyte Saga’yı okuyup okumadığımı kontrol etmek. Gülümsüyorum. Evet, diyor muyum, demiyor muyum, sorun değil. Kadehimden kocaman bir yudum Seperavi eksiliyor.

Şostakoviç’in iki numaralı valsinin ortalarını bulmuşuz. Sahnede Anna, gövdesi ayaklarının izinden gidiyor. Gözle kaş arasında birbirlerini bulduklarını görüyorum. Vronski’nin Anna’ya bakışlarının içimde yeşerttiği haset dalgaları şiddet sosuyla halvet olup gözlerimin içine oturuyor. Gözlerim kızarıyor.
Durun, demek geliyor içimden, hepsi bu değil. “Aşkı Memnu” var. Ah Bihter. Behlül bir de. Filmiyle karıştırmayın ama. Bu bir roman. 1900 yılında yayınlanmış hem de. Zaten konumuz roman değil mi?

Kafamdaki Valsleri uğurluyorum. Bir muhasebe süreci başlıyor beynimde. Üç değil, dört roman, dört kadın olsun istiyorum. Flaubert’in Emma’sı, Tolstoy’un Anna’sı, Galsworthy’nin Irene’si, Uşaklıgil’in Bihter’i. Hepsinin ortak özelliği ruhsal yalnızlıklarını sona erdiren prenslerini bulmaları. Emma, içlerindeki en gözü kara olanı. Çok “günah” işliyor. Anna, Bihter ve Irene ise birer kez “uyuyorlar şeytana”

Flaubert “Emma benim der,” gözü kara savunur.

Tolstoy, Anna’yı, hatalarını mazur gördüğü, sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüştürür.

Galsworthy “İrene’ne nötrdür. Ne lehine ne alehine yorum yapar. Okura bırakır her şeyi.

Uşaklıgil “ Bihter’i sevmez. Basitleştirir, nefret öğesi yapar: Motifleri ve sebepleri yeterince işlenmemiş, çiğ bir Emma veya Anna’dan ibaret, atar okurun önüne.

Ben Bihter'e ne kızdım ne de affedecek denli taraf oldum. Yazarına da kızmadım Zeitgeist'e yenildi diye. Keşke, dedim, keşke Bihter'i önümüze atıp parçalatmasaydın. Aynı suda iki kez yıkanamazlığa küsüp kadehimi boşaltıyorum, bitiyor Seperavi..


*İlk ikisini Türk okurları çok iyi bilir. Üçüncüsü konusunda emin değilim. Ne Nobel sahibi yazarını ne de bu en önemli eserini tanırlar. Bihter'i zaten bilirsiniz.
Üç Kadın-Ortak Yazgı: Bovarizm Ekseninde Aşk-ı Memnu

Anahtar Kelimeler: Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnû, Edebiyat-ı Cedide, Bovarizm, Madam Bovary, Anna Karenina, Roman, Evlilik, Yasak İlişki.

Halit Ziya Uşaklıgil, Edebiyat-ı Cedide’nin roman dalında en önemli yazarı. Onun Bovarizm etkisinde yazdığı Aşk-ı Memnu romanı, Tanzimat döneminde modernleşmeye başlayan Türk nesri için yetkin bir avangard. Uşaklıgil’in bu romanından önce yazdığı romanları acemilik ürünleri olarak nitelendirilir ve bu acemilik ürünlerinin Aşk-ı Memnu’ya bir hazırlık olduğu kabul edilir. Dahası Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu’dan sonra yazdığı Mai ve Siyah’ta bile Aşk-ı Memnu’daki kadar başarılı olamadı. Teknik anlatı bakımından kusursuz sayılabilecek Aşk-ı Memnu, Türk edebiyatının başarılı ilk romanı olması bakımından bir yapı taşı ve kendinden önceki edebiyat ile kendinden sonraki edebiyatı birbirinden ayıran bir çizgi.

Aşk-ı Memnu, küçük yaşta, maddi çıkarlar uğruna, annesinin zorlamasıyla evlendirilen küçük Bihter’in yazgısına başkaldırışı. Bihter’in gerek baba motifinin eksikliğini doldurmak gerekse maddi kaygılar ve lüks yaşam beklentisiyle yapılan anlık seçimleri, Adnan’la evlenmeyi kabul etmesinin iki önemli nedeni. Bihter, Melih Bey takımı olarak adlandırılan babasız ailenin, borç batağındaki annesi Firdevs’in kızıdır. Firdevs hafifmeşrepliği ve paraya, lüks yaşama olan zaafıyla ün yapar. Bu ün, Bihter’in eş seçimini de sınırlar. Romana genel pencereden bakıldığında, Bihter’in de annesinin yolunda ilerlediği görülür. Genç Bihter’in damarlarında dolaşan Firdevs kanı, onu bir felakete götürür. Uşaklıgil’in romanını natüralist çizgide vermesi burada, “soya çekim”le desteklenir. Bihter ile Firdevs arasındaki fark, Bihter’in daha sonra bu yoldan dönmesi ve dönem dönem annesiyle hesaplaşmasıdır.

Bihter, ilk başlarda evliliğin büyüsüne kapılsa da büyü bozulunca bir birey olarak âşık olma ve seçim yapma ihtiyacını hisseder. Kadının toplumsal alandaki yerinin evle sınırlı olduğu Osmanlı toplumunda dar bir çevrede, bir yalıda yaşayan Bihter, yaşam alanı içinde kendi yaşına yakın ve beğenilerine uygun olan Adnan’ın öksüz yeğeni Behlül’e yönelir. Bihter’in duygusal yönelimine Behlül tensel arzuyla karşılık verir ve tensel arzunun doyuma ulaştığı anda da Behlül artık başka hedeflere, Nihal'e güdümlenir. Bihter ve Behlül’ün bu “aşk-ı memnû”su yani yasak aşkı, Behlül tarafından yüz üstü bırakılması sonucunda Bihter’in intiharıyla sonuçlanır. Bütün bu süreçte ise kurban, Behlül ile evlilik yolundaki yetim Nihal’dir.

Nihal’in yetim ve Behlül’ün de öksüz olması, Uşaklıgil’in romanındaki parçalanmış aile dramının izini sürer. Nihal ve Behlül’ün yetim ve öksüzlüğü ölüm dolayısıyla doğal bir yaşam akışı iken bu parçalanmış aile dramı, Bihter ve Behlül arasındaki ilişki nedeniyle doğal sebeplerin dışına çıkar ve Adnan Bey’in ailesi üçüncü defa kişilerin kendi tercihleri doğrultusunda parçalanır.

Dikkat çekilmesi gereken bir nokta Bihter’in intihar ediş biçimi. Çoğunlukla silah kullanılarak edilen intiharlarda silahın dayandığı nokta sağ ya da sol şakaktır. Bihter’in silahı kalbine dayaması ise kendisini bu sona getiren çetrefilli yolun kalbinden geçmiş olmasıdır. Bihter’in bu sembolik intiharı romanın kilit mesajlarından birini içerir. Bihter, bu yasak aşkın bedelini Emma Bovary ve Anna Karenina gibi canıyla öder.

Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu’da kullandığı sembolleri Bihter’in intiharıyla sınırlı değildir. Romandaki Ziyagil yalısı kentli, kültürlü ve soylu kesimin sesi olan Uşaklıgil için önemli bir mekân. Bu yalıda görev yapan siyahî hizmetçi Beşir’de yine dönem toplumundaki kadın cariye ve erkek köle geleneğini vurgular. Bunun yanında Nihal’in Fransız mürebbiyenin elinde yetişmesi ve piyano dersleri alması modernleşmeye gönderme yapar. Dönem romanlarında hem Fransız mürebbiye hem de piyano yönünü Batı’ya dönen Osmanlı toplumunun modernleşmesindeki simge. Bir başka dönem romanı Eylül’de de yine piyano modernleşmenin ifadesi.

Uşaklıgil’in romanında karakterlerin iç dünyası da dâhil her şeyi bilme yeteneğine sahip tanrısal anlatıcı söz sahibi. Olayın akışına müdahalede bulunmayan anlatıcı, olay, durum, karakter ve mekânları incelikle ve realist olarak betimler. Uşaklıgil’in dili günümüz Türkçesi ile karşılaştırıldığında ağır. Fakat Uşaklıgil’in dilini yaşadığı dönemin Türkçesi içinde değerlendirmek gerekir.

Özet olarak Aşk-ı Memnu, içerdiği yenilikler ve kurgusal mükemmelliğiyle hem Uşaklıgil’in en yetkin romanı hem de Türk edebiyatının modernleşme sürecindeki ilk ve döneminin en önemli eseri. Eserde, eş seçiminin doğru yapılmamasının bireyi ve bireyle birlikte onun çevresindekileri de felakete sürüklemesi, dönemin sosyolojik yapısına yapılan göndermelerle anlatılır. Natüralzim’den Bovarizm’e geniş bir etki alanı olan romanın dili bugünün okuyucusunun sözlüksel çalışmayla ya da dipnotlu, parantez içli sadeleştirmeyle okuyabileceği düzeyde. Uşaklıgil’in telif haklarının son yıllarda ortadan kalkmasıyla pek çok yayınevi tarafından romanın günümüz Türkçesine uyarlanmış basımları yapıldı. Ancak Uşaklıgil’in şiirsel dilinin eserlerini başarılı kılan bir unsur olduğu unutulmamalı.
  • Yaban
    8.2/10 (1.229 Oy)1.092 beğeni5.874 okunma514 alıntı16.909 gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.7/10 (1.200 Oy)1.017 beğeni6.178 okunma361 alıntı17.421 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.0/10 (562 Oy)532 beğeni3.173 okunma216 alıntı11.489 gösterim
  • Vadideki Zambak
    7.8/10 (1.262 Oy)1.154 beğeni5.612 okunma2.440 alıntı36.316 gösterim
  • Madame Bovary
    7.7/10 (797 Oy)652 beğeni3.797 okunma814 alıntı22.838 gösterim
  • Kiralık Konak
    7.8/10 (505 Oy)396 beğeni2.714 okunma215 alıntı9.518 gösterim
  • Acımak
    8.6/10 (1.081 Oy)1.016 beğeni4.520 okunma346 alıntı18.587 gösterim
  • Ateşten Gömlek
    8.0/10 (534 Oy)498 beğeni2.639 okunma223 alıntı17.936 gösterim
  • Anna Karenina
    8.7/10 (988 Oy)1.045 beğeni3.894 okunma1.395 alıntı30.494 gösterim
  • Dudaktan Kalbe
    8.3/10 (263 Oy)252 beğeni1.440 okunma96 alıntı6.027 gösterim
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın:

50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı.
Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da.
"Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil!

Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi?
Bu kitabı okurken bir hayli boş zamanım vardı.Baştan belirtmek gerekiyor ki yeteri kadar vaktiniz yoksa başlamayın uzun süre bir kenarda tozlanacaktır aksi halde.Eser edebiyat tarihimizde ilk batılı tekniğe uygun roman olarak biliniyor ancak ben psikolojik tahlillerin çok başarılı olduğunu ve Eylül'den önce basıldığına göre ilk psikolojik roman olması gerektiğini de düşünüyorum.Dizisinden malum herkes karakterleri kendince tanıyor.Sözü uzatmak yerine asıl olaydan bahsetmek uygun olacaktır.Öncelikle 'Memnu' kelimesi yasak demektir.Yani kitabın kurgusu 'Yasak Aşk ' üzerinedir.Kitabın kurgusunu sağlamlaştıran ise psikolojik tahlillerin üst düzeyliği ve kahramanların özelliklerini çok iyi yansıtmalarıdır.Firdevs hanım aslında tüm kurgunun başıdır.Onun yalı düşkünlüğü ya da maddi emelleri olmasa tüm olaylar meydana gelemezdi.Bihter ise annesi gibi olamaktan korkan-annesi aslında kocasını aldatmış bir kadındır- bu durumdan kaçmak için yaşayan biridir.Behlül ise dönemin batılı hayranlığını tatmin edecek ölçüde her açıdan muhteşem biridir.Yaşam amacı neredeyse kadınlardır.Arsız biridir ve istediğini elde edene kadar asla vazgeçmez.Bihter aslında Behlül'e aşık değildir.Korktuğu ve kaçtığı her şeyin başına gelmesi kaçınılmazdır.Çünkü yaşlı kocası Adnan Bey onun ruhundaki boşluğu asla dolduramayacaktır.Behlül aslında Bihter'in ruhundaki boşluğu doldurmaktadır.Maddi her şeye kavuşmuştur ancak o boşluk tüm maddi eşyaları içine alıp yok etmektedir.Sonuçta kaçınılmaz arayış herkesin acı çekmesine mal olacak en çokta annesini çok erken kaybeden naif ruhlu Nihal zarar görecektir.Ancak bu zararı babasıyla birlikte yeni umutlarla yok etmek için zamanları vardır.Bihter bu fırsata asla sahip olamayacağını bildiği için o derin boşluğa sürüklenip intihar edecektir.Behlül ise yalnızca utanç duymuştur tüm bu olanlardan.Ancak böylesine bir karakterin sonu getirilmemiş ve zihinlerimizde yaşamaya devam edecek.Arada kurgu içerisinde bir çok olay geçer bunları okumanız için size bırakıyorum.
Aşk-ı Memnu 2008 yılında günümüz şartlarına uyarlanarak dizi haline getirilmisti. Ancak gerek dönem farkı gerekse günümüz şartları dolayısıyla, karakterler farklılıklar göstermis doğal olarak.

(Açık konusmak gerekirse kitap daha iyiydi.)
Lise yıllarımda okuduğumda Bihter ve Behlül'ün aşkından çok etkilenmiştim. Daha sonraki yıllarda önce filmini, sonra televizyonda dizi olarak izledim. Güzel bir kitap.
Aşk-ı Memnu romanının yeri bende başkadır. Bu kitap ilk gençlik yılımda okuduğum, Türk Edebiyatımızın direği, ölümsüz bir başyapıttır. Aynı zamanda benim de kütüphanemin en değerli üyesi başucu kitabımdır. Çoğunuz okumuşsunuzdur bu ünlü eseri zaten. Okumayanlar da okumalı diye düşünüyorum. Okudukça tekrar tekrar okumak istenilesi bir roman. Şimdi okusam eminim ki ilk defa okuyormuşum gibi büyük bir heyecanla alırım bu değerli kitabı elime. HALİD ZİYA UŞAKLIGİL gelmiş geçmiş bütün yazarlara örnek olabilecek romanları kaleme alıp, yazarlığında hakkını veren sayılı yazarlardan bir tanesi.
Yıllardır heryerde görürdüm. Yeni versiyon olan Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ un oynadığı diziyi de gözümü kırpmadan izledigim halde kitabını okumaya yıllardır elim gitmemişti.
Kitabı okuduktan sonra diziyle hiç mi hiç alakası olmadığını farkettigim an gerçekten üzüldüm. Bir reyting uğruna o entrikaların yapılması karakterlerin bu şekilde yapılması biraz farklı geldi.Tabiki birebir yapmak bu zamanla çok alakasız olur ama biraz da benzer olsa iyi olurmuş. Sonra youtube da gezerken 1975 yapımı bihter karakterinin Müjde Ar'in oynadığı versiyonuna denk geldim neredeyse kitapla birebir uyumlu çekilmiş. Kesinlike okunması gereken bir klasik. İyi okumalar.
1975 yılı versiyonunun bihterin ölüm sahnesinin olduğu final videoyu da ekledim :) i

https://youtu.be/424xosStRKY
Türk dizilerini nerdeyse hiç sevmem ama aşk-ı memnu'nun dizisini baştan sona kadar izledim.Efsane diziydi.Oyuncular rollerin hakkını veriyorlardı.Onların bu çabaları romanın ününe ün kattı.Ben de o zaman tanıştım bu eserle.Diziyi izlediğim için karakterleri oyuncularla canlandırıyordum.Kısa sürede de okudum.Tabi ki edebi yönden daha değerli bir kitap bunu unutmuyoruz ama dizi de fena değildi.Unutmadan bildiğim birşeyi de paylaşayım bu kitap gazetede yayınlanıyormuş.O zamanlar aile ahlakını bozuyor diye yayın yasağı konmuş sonradan kitaba dönüştürülüp tamamlanmış.Ben de bir yerde okumuştum.Neyse çok uzatmayayım son olarak efsane bir kitap okuyun değerini bilin.
Annneleriyle rekabet halinde olan iki kiz kardes; "Bihter ve Peyker". Onlar Melih bey takimindalar. Bihter genç ve güzel bir kadin. Annesine inat yaşlı ama zengin, kendine bir ömür rahat ve konfor bir hayat saglayacak Adnan bey ile izdivaç edecektir. Ilk bas cekici gelen bu izdivac, daha sonralari kendisine işkenceye dönusecektir. Çünkü Bihter ile Adnan beyin yegni Behlül arasinda müthiş bir ask kivilcimi olusacaktir. Bir müddet devam eden bu gizli kaçamaklı aşk, Behlül'ün tehlikelerden korktuğu icin Adnan beyin kizi Nihal e yönelmesiyle bitecektir.Behlül ün Nihalle izdivaca karar verdigini gören Bihter intikam atesiyle yanar. Caresiz düşer ve sonrasinda.......... okuyalim :) gerci dizisini muhakkak izlemis olabilirsiniz. Lakin kitabi ve dizisi arasinda gerçekten büyük farklar var. O yüzden bu eseri Halid Ziya dan okumanizi mutlaka tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar:)
Öncelikle dizisinden çok sonra okuduğum bir kitap . Açıkçası dizisinide izledim diyemem ama arada denk geldiğim kadarıyla özellikle dönem farklıyla açık ara önde kitap . Dizi de özellikle annesine benzemek istemeyen Bihterin

aslında annesine benzediği özelliklere ve bunu kaldıramadığına şahit oluyoruz . Aslında kitapla benzer bir yanı burası da bihter annesine benzemeyi kaldıramıyor sanki . Ama kitap dizinin aksine daha çok Nihal’in üzerine odaklanmış sanki kızın psikolojisi ve yaşamına da yansımış ayrıca tabii birde Bihter ile Behlül arasında geçen Yaşak Aşk . Burasıda sanırım ailedeki kopukluğu, akraba duygusunu fazla öne vuruyor . İhanet de cabası tabiki hem eşinin hem yeğeninin ihaneti . Velhasıl kelam dizi ile kitabı karşılaştırırsam kitap tabii ki çok daha güzel .
Kitap okumaya yeni baslayanlar icin biraz agir olabilir .Pek cok suslu bir dil kulanilmis olan bu kitap okuyana hem merak hemde estetik bir zevfk vermektedir
Ölmek! Kim bilir bu ne güzel bir şeydi! Fakat ne korkunç bir şey... Asıl korkunçluğunda bir güzellik bulunuyordu.
"... uzun bir kışın siyah günlerini kafesinde güneşler düşünerek geçiren bir kanarya gibiydi."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.


Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.


Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.

Kitabı okuyanlar 2.356 okur

  • Seval Arslan
  • Cemile Adar
  • Ada inci
  • Özge
  • Sozdar Atan
  • Seda Aksoy
  • Yasemin Kurt
  • Serife Keserci
  • Serdar Küçükbozdöl
  • Birsen Kurt

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.4
Erkek
%16.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.3 (91)
9
%15.9 (65)
8
%16.9 (69)
7
%20.8 (85)
6
%7.1 (29)
5
%3.4 (14)
4
%3.2 (13)
3
%1.2 (5)
2
%0
1
%1 (4)

Kitabın sıralamaları