·
Okunma
·
Beğeni
·
32283
Gösterim
Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.


Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.


Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.
400 syf.
Kadının sadakatsizliği üzerine yazılmış, mükemmellikleri ya da en iyi oldukları konusunda konsensüse varılmış üç roman vardır.
1) 1856’da yayınlanmış Gustav Flaubert’in Madam Bovary’si.
2) 1877’de yayınlanmış Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı
3) 1916’da yayınlanmış John Galsworthy’nin The Forsyte Saga’sı*.

Böyle bir tanıtım yapıp şereflerine kadeh kaldırıyor Raisa Enverovna. Bu ufak tefek kitap kurduna bakarken ne çok Enver oğlu, Enver kızıyla tanıştığım geliyor aklıma. Enver Paşa, Sovyet Türkleri için kendini ifade edebilmenin simgesi olmuş en karanlık günlerinde rejimin. Yazara da okura da içelim diyor, Tatyana Viktorovna. Gözleri gözlerime dikili devralıyor konuşmayı, herhalde okumayan olmadığı için de, itirazı olan yoktur, diyor. Onun derdi, İngilizce tıpkı basımını hediye etiği The Forsyte Saga’yı okuyup okumadığımı kontrol etmek. Gülümsüyorum. Evet, diyor muyum, demiyor muyum, sorun değil. Kadehimden kocaman bir yudum Seperavi eksiliyor.

Şostakoviç’in iki numaralı valsinin ortalarını bulmuşuz. Sahnede Anna, gövdesi ayaklarının izinden gidiyor. Gözle kaş arasında birbirlerini bulduklarını görüyorum. Vronski’nin Anna’ya bakışlarının içimde yeşerttiği haset dalgaları şiddet sosuyla halvet olup gözlerimin içine oturuyor. Gözlerim kızarıyor.
Durun, demek geliyor içimden, hepsi bu değil. “Aşkı Memnu” var. Ah Bihter. Behlül bir de. Filmiyle karıştırmayın ama. Bu bir roman. 1900 yılında yayınlanmış hem de. Zaten konumuz roman değil mi?

Kafamdaki Valsleri uğurluyorum. Bir muhasebe süreci başlıyor beynimde. Üç değil, dört roman, dört kadın olsun istiyorum. Flaubert’in Emma’sı, Tolstoy’un Anna’sı, Galsworthy’nin Irene’si, Uşaklıgil’in Bihter’i. Hepsinin ortak özelliği ruhsal yalnızlıklarını sona erdiren prenslerini bulmaları. Emma, içlerindeki en gözü kara olanı. Çok “günah” işliyor. Anna, Bihter ve Irene ise birer kez “uyuyorlar şeytana”

Flaubert “Emma benim der,” gözü kara savunur.

Tolstoy, Anna’yı, hatalarını mazur gördüğü, sempati duyabileceğimiz etten ve kemikten bir insana dönüştürür.

Galsworthy “İrene’ne nötrdür. Ne lehine ne alehine yorum yapar. Okura bırakır her şeyi.

Uşaklıgil “ Bihter’i sevmez. Basitleştirir, nefret öğesi yapar: Motifleri ve sebepleri yeterince işlenmemiş, çiğ bir Emma veya Anna’dan ibaret, atar okurun önüne.

Ben Bihter'e ne kızdım ne de affedecek denli taraf oldum. Yazarına da kızmadım Zeitgeist'e yenildi diye. Keşke, dedim, keşke Bihter'i önümüze atıp parçalatmasaydın. Aynı suda iki kez yıkanamazlığa küsüp kadehimi boşaltıyorum, bitiyor Seperavi..


*İlk ikisini Türk okurları çok iyi bilir. Üçüncüsü konusunda emin değilim. Ne Nobel sahibi yazarını ne de bu en önemli eserini tanırlar. Bihter'i zaten bilirsiniz.
400 syf.
·Beğendi·10/10
Aşk-ı Memnu'nun romanını da okudum, dizisini de izledim. İnsanlar orada bölünmüş aile yapısını, amcasını aldatan bir yeğeni, eşini aldatan bir kadını görüyor. Hatta daha da ileri giderek Behlül'ü Bihter'in baştan çıkardığını söylüyorlar. Halbuki hikaye, toplumun kadına bakış açısını muhteşem bir ustalıkla gözler önüne seriyor. Gelin bir de hikayeye şu açıdan bakın:

50 yaşlarında bir adam, kendi kızından yalnızca birkaç yaş büyük bir kızla evleniyor. Öyle bir zamanlama ki hem kızın babasının ölümünden kısa bir süre sonra hem de kız, annesinin babasına olan ihanetinden ötürü annesinden nefret ederken, onu suçlarken.. Çok manidar değil mi? Adnan Bey, kızı yaşında bir kıza göz dikmenin bedelini ödedi, kızın en zayıf anında, bir baba figürüne en çok ihtiyaç duyduğu anda ondan faydalandı. Ama insanlar bunu tamamen göz ardı etti ve Bihter'i suçladı.
Bihter, Behlül'den uzun süre kaçmaya çalıştı, reddetti. Behlül sürekli hep bir şekilde üzerine gitti. Dediler ki "Bihter'in bu davranışı Behlül'ü ayartmak içindi." Ama Bihter geri durmasaydı, yine kötü kadın gözüyle bakacaklardı, nitekim baktılar da.
"Adnan'la evlenmeseydi" diyeceksiniz, kız babasının, annesinin ihaneti yüzünden öldüğünü düşünüyor ve ondan nefret ediyor. Adnan'la evlenmeseydi nefret ettiği, dahası sızlanmaktan başka bir iş yapmayan bir kadınla aynı evde yaşamaya mahkum kalacaktı, dahası kalan borçlar için annesinin utanmadan babasını suçlamasını duyarak yaşayacaktı. Adnan'la evlenmek onun için bir çıkış oldu. Ama hayır, toplumun gözünde suç olan bu, bir adamın kızı yaşında kadına göz dikmesi değil!

Olanların vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını Bihter tek başına üstlendi. Adnan mutluydu, Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler ama Bihter öldü ve şimdi hala bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi?
400 syf.
Üç Kadın-Ortak Yazgı: Bovarizm Ekseninde Aşk-ı Memnu

Anahtar Kelimeler: Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnû, Edebiyat-ı Cedide, Bovarizm, Madam Bovary, Anna Karenina, Roman, Evlilik, Yasak İlişki.

Halit Ziya Uşaklıgil, Edebiyat-ı Cedide’nin roman dalında en önemli yazarı. Onun Bovarizm etkisinde yazdığı Aşk-ı Memnu romanı, Tanzimat döneminde modernleşmeye başlayan Türk nesri için yetkin bir avangard. Uşaklıgil’in bu romanından önce yazdığı romanları acemilik ürünleri olarak nitelendirilir ve bu acemilik ürünlerinin Aşk-ı Memnu’ya bir hazırlık olduğu kabul edilir. Dahası Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu’dan sonra yazdığı Mai ve Siyah’ta bile Aşk-ı Memnu’daki kadar başarılı olamadı. Teknik anlatı bakımından kusursuz sayılabilecek Aşk-ı Memnu, Türk edebiyatının başarılı ilk romanı olması bakımından bir yapı taşı ve kendinden önceki edebiyat ile kendinden sonraki edebiyatı birbirinden ayıran bir çizgi.

Aşk-ı Memnu, küçük yaşta, maddi çıkarlar uğruna, annesinin zorlamasıyla evlendirilen küçük Bihter’in yazgısına başkaldırışı. Bihter’in gerek baba motifinin eksikliğini doldurmak gerekse maddi kaygılar ve lüks yaşam beklentisiyle yapılan anlık seçimleri, Adnan’la evlenmeyi kabul etmesinin iki önemli nedeni. Bihter, Melih Bey takımı olarak adlandırılan babasız ailenin, borç batağındaki annesi Firdevs’in kızıdır. Firdevs hafifmeşrepliği ve paraya, lüks yaşama olan zaafıyla ün yapar. Bu ün, Bihter’in eş seçimini de sınırlar. Romana genel pencereden bakıldığında, Bihter’in de annesinin yolunda ilerlediği görülür. Genç Bihter’in damarlarında dolaşan Firdevs kanı, onu bir felakete götürür. Uşaklıgil’in romanını natüralist çizgide vermesi burada, “soya çekim”le desteklenir. Bihter ile Firdevs arasındaki fark, Bihter’in daha sonra bu yoldan dönmesi ve dönem dönem annesiyle hesaplaşmasıdır.

Bihter, ilk başlarda evliliğin büyüsüne kapılsa da büyü bozulunca bir birey olarak âşık olma ve seçim yapma ihtiyacını hisseder. Kadının toplumsal alandaki yerinin evle sınırlı olduğu Osmanlı toplumunda dar bir çevrede, bir yalıda yaşayan Bihter, yaşam alanı içinde kendi yaşına yakın ve beğenilerine uygun olan Adnan’ın öksüz yeğeni Behlül’e yönelir. Bihter’in duygusal yönelimine Behlül tensel arzuyla karşılık verir ve tensel arzunun doyuma ulaştığı anda da Behlül artık başka hedeflere, Nihal'e güdümlenir. Bihter ve Behlül’ün bu “aşk-ı memnû”su yani yasak aşkı, Behlül tarafından yüz üstü bırakılması sonucunda Bihter’in intiharıyla sonuçlanır. Bütün bu süreçte ise kurban, Behlül ile evlilik yolundaki yetim Nihal’dir.

Nihal’in yetim ve Behlül’ün de öksüz olması, Uşaklıgil’in romanındaki parçalanmış aile dramının izini sürer. Nihal ve Behlül’ün yetim ve öksüzlüğü ölüm dolayısıyla doğal bir yaşam akışı iken bu parçalanmış aile dramı, Bihter ve Behlül arasındaki ilişki nedeniyle doğal sebeplerin dışına çıkar ve Adnan Bey’in ailesi üçüncü defa kişilerin kendi tercihleri doğrultusunda parçalanır.

Dikkat çekilmesi gereken bir nokta Bihter’in intihar ediş biçimi. Çoğunlukla silah kullanılarak edilen intiharlarda silahın dayandığı nokta sağ ya da sol şakaktır. Bihter’in silahı kalbine dayaması ise kendisini bu sona getiren çetrefilli yolun kalbinden geçmiş olmasıdır. Bihter’in bu sembolik intiharı romanın kilit mesajlarından birini içerir. Bihter, bu yasak aşkın bedelini Emma Bovary ve Anna Karenina gibi canıyla öder.

Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu’da kullandığı sembolleri Bihter’in intiharıyla sınırlı değildir. Romandaki Ziyagil yalısı kentli, kültürlü ve soylu kesimin sesi olan Uşaklıgil için önemli bir mekân. Bu yalıda görev yapan siyahî hizmetçi Beşir’de yine dönem toplumundaki kadın cariye ve erkek köle geleneğini vurgular. Bunun yanında Nihal’in Fransız mürebbiyenin elinde yetişmesi ve piyano dersleri alması modernleşmeye gönderme yapar. Dönem romanlarında hem Fransız mürebbiye hem de piyano yönünü Batı’ya dönen Osmanlı toplumunun modernleşmesindeki simge. Bir başka dönem romanı Eylül’de de yine piyano modernleşmenin ifadesi.

Uşaklıgil’in romanında karakterlerin iç dünyası da dâhil her şeyi bilme yeteneğine sahip tanrısal anlatıcı söz sahibi. Olayın akışına müdahalede bulunmayan anlatıcı, olay, durum, karakter ve mekânları incelikle ve realist olarak betimler. Uşaklıgil’in dili günümüz Türkçesi ile karşılaştırıldığında ağır. Fakat Uşaklıgil’in dilini yaşadığı dönemin Türkçesi içinde değerlendirmek gerekir.

Özet olarak Aşk-ı Memnu, içerdiği yenilikler ve kurgusal mükemmelliğiyle hem Uşaklıgil’in en yetkin romanı hem de Türk edebiyatının modernleşme sürecindeki ilk ve döneminin en önemli eseri. Eserde, eş seçiminin doğru yapılmamasının bireyi ve bireyle birlikte onun çevresindekileri de felakete sürüklemesi, dönemin sosyolojik yapısına yapılan göndermelerle anlatılır. Natüralzim’den Bovarizm’e geniş bir etki alanı olan romanın dili bugünün okuyucusunun sözlüksel çalışmayla ya da dipnotlu, parantez içli sadeleştirmeyle okuyabileceği düzeyde. Uşaklıgil’in telif haklarının son yıllarda ortadan kalkmasıyla pek çok yayınevi tarafından romanın günümüz Türkçesine uyarlanmış basımları yapıldı. Ancak Uşaklıgil’in şiirsel dilinin eserlerini başarılı kılan bir unsur olduğu unutulmamalı.
400 syf.
·3/10
Bilindiği üzere 1925 yılında yayımlanan ilk Batılı eser olarak bilinmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünun ve Cumhuriyet dönemi ses getiren en önemli ilk yazarlar arasındadır. Aşk- ı Memnu en başarılı eseri olarak biliniyor. Kurgusu ve olay örgüsü ile çok dikkat çeken bir eserdir. Toplumsal olaydan ziyade, aşk ve kişisel duygu zinciri içerisinde toplanmıştır. Adnan Ziyagil, zengin bir adamdır.Hayata daha rahat devam edebilmek adına sevgi adı altında maddiyata önem veren Bihter evliliğe adım atar fakat beklenmedik bir şekilde eşinin yiğenine aşık olur. Uzun bir birliktelik sonunda işler karışır. Bihter ile olmaktan hem mutlu hem de sıkıntı içinde olan Behlül, Firdevs Hanımın sözü ile Nihal' le nişanlanır. Beşir ile gerçekler gün yüzüne çıkar fakat olay ne yazık ki hiç ummadık şekilde sonlanır. Bihter daha fazla dayanamaz ve intihar eder. Behlül çeker gider. Bunun üzerine aldıkları ağır ihanet darbesi üzerine baba kız birbirine adayarak hayata iki kişilik çerçeveden devam ederler. Unutmak adına çekip gitmek sadece acı soğutur geride kalan unutmak kelimesi mümkün olmayanlar arasında adını korumaya devam eder. Halit Ziya Uşaklıgil, romanındaki kahramanlarını yüksek kesim, zengin, kültürlü ve aşka önem veren insan topluluğundan oluşturmaktadır. Ne yazık ki romanın en eksik tarafı da bu olmaktadır. Toplumda olan insanları kültür ile değerlendirmesi henüz Cumhuriyet dönemi edebiyatında bir yer bulmuştur. Onun dışında olay örgüsü hayal dünyam kadar zengin, alaycı, aşağılık ve bir o kadar boşluktur.
Ne yazık ki insan hayatı iki kişilik duygu halatından ibaret değildir. Toplum hayatını geride tutması insanı ister istemez hayal dünyasına sürüklüyor. Hayal dünyası yaşanılabilir olduğu kadar yaşanılması boş bir film gibidir. Hayaller kitap, masal, hikaye, film vs. yerinde değerlendirme bulabiliyor, onun dışında insanı bir süre sonra boşluğa itiyor.
Huzurlu Okumalar
400 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Yıllar önce okuduğum kitapları tekrar okumak bana çok iyi geliyor. Her ne kadar karşımıza bir ara televizyon dizisi olarak çıkmış olsa da
-ki, başarılı bir diziydi- satırlarda gezinmenin zevki bir başka. Bu kadar güzel eserlerimizin dünya çapında iş yapmaması ve ödül almaması çok üzücü. Tabi bu politik bir durum. Benim gözümde Aşk-ı Memnu'nun hiç bir ödüle ihtiyacı yok, zira Aşk-ı Memnu'nun kendisi zaten bir ödül.
469 syf.
·8 günde·6/10
Aşk-ı Memnu hakkında çok konuşulan ekranlara yansıyan bir kitap olmasına rağmen beğenemedim. Nihal'in buhranları, Bihter' in hırsları, Behlül'ün kendince oluşturduğu hayat felsefesi hepsi birbirinden anormal. Aşırıya gidilmiş karakter ve ruh tahlilleri, yasak aşklar, gençlik heveslisi yaşlılar hepsi bu kitapta toplanmış. Dönemin lüks yaşantısını gözler önüne seren ve paranın mutluluk getirmediğini anlayabileceğiniz bir roman.
400 syf.
Kitapta edebi kelimeler çok ağırdı tane tane okudum. Konusu Bihterin dramıydı olaylar onun vicdan azabını, hayal kırıklığını, acısını tek başına üstlenişini anlatıyordu kocası Adnan mutluydu, kocasının yeğeni Behlül mutluydu, umursamadan devam ettiler hayatlarına ama sadece Bihter öldü ve şimdi hala filmini izleyenler bir şekilde Bihter'i suçluyorlar. Çünkü suçlu olan daima kadın, öyle değil mi? Suçlu herkesti. Okunacak güzel bir kitap dili keşke biraz daha sade olsaydı.
432 syf.
·4 günde·9/10
İlk defa Türk Dizisi olarak ekranlara uyarlanan Türk Klasiği Servet-i Fünûn döneminde yazılan kitaplardandır. Kitabın genel olarak konusu ekranlarda da gördüğümüz gibi 22 yaşında'ki Bihter'in Melih Bey takımına karşı çıkıp kendinden yaşça büyük Adnan Bey'le evlenmesi ve bu aşktan pişmanlık çekip Adnan Bey'in yeğeni saydığı arkadaşının oğlu Behlül ile aşk yaşamasıdır. Birçok yabancı uyarlamada da olduğu gibi dizidekinden farklılıkları olan bu Türk Klasiği ismi gibi Yasak Aşk'ın yasak aşkın bir aile'ye yaşattığı dramı okuyucuya aktarıyor.
464 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Kitabı okurken içimde sürekli istemsiz yapılan bir kıyas vardı olan dizisiyle ve gerçek kitabın kıyası aslında o kadar farklı şeyler ki özellikle en çok dikkatimi çeken nokta Bihter’in dizide çok kötü bir karaktermiş gibi gösterilen bir kadın olması beni çok rahatsız etti aksine Bihter bir kurtuluş düşüncesiyle daha önce sevgi görmemiş ve anlamını bilmeyen biri olarak kendisinden çok yaşça büyük biriyle evlenir ve hemen hemen kendi yaşıtında olan çocuğa iyi bir anne olmaya çalışır kitapta ama diziyi izleyen kesim hep onu suçlar Bihter Behlül diye oysa annesinde ya da Adnan Bey’de hatayı arayan kimse yok, onun sonradan düştüğü tek hata yanılmak sevmediğinin farkına varıp ve orada gerçek hakikati görmesi bu bir hataysa da onun hayatına hatta tüm ailenin yıkımına sebep olmuştur ancak herkesin içinde yalnız hatta annesinin düşmanlığını da ekleyerek tek başına içinden mahvolmuşsa da herkese karşı güçlü durabilmiş fakat sonunda artık dayanamayıp olanlara ölümü çare bulup son vermiştir. Bir diğer konu insanların duyguları dizide çok basite alınmış ama bu kitapta öyle bir yaşatıyor ki bunları size aslında yasak aşka ya da ihanetlere hiç takılmıyorsunuz bile acısını yaşıyorsunuz daha böyle yazabilirim sanırım hiç bitmez kesinlikle önyargıları kırmak için çok güzel bir kitap ayrıca kitap daha önceden çok ağır ağdalı bir dille yazılmış ve şu anki hali daha sadeleşmiş olmasına rağmen yine de çok kelimelerde takılıp o ustalık karşısında kelime haznenizin iyi ya da zayıf olduğunu görebiliyorsunuz bence okunulması gereken bir kitap özellikle dizisinden bilinmemeli...
744 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Yıllar önce yayınlanmış olan dizisi tekrar yayınlanmaya başlayınca kitabını da aynı anda okumak istedim.
Aşk-ı Memnu yani yasak aşk.Bu kitapta yasak aşk yaşayan karakterlerimiz Behlül Bey ve Bihter Hanım'dır.Bihter Hanım kendisinden yaşça büyük olan ve zengin Adnan Bey'in eşidir.Behlül'de Adnan Bey'in yeğenidir.
Kitap bizlere hisler karmaşısını anlatıyor.
Behlül'ün Bihter e olduğunu sandığı aşkı gerçekten Bihter'e miydi yoksa onunlayken tanıdık birilerine yakalanma korkusuna mu? Bihterle aralarındaki muaşaka heyecan ve korkunun temeline mi kurulmuştu yoksa saf aşka mı? Aşk ve korku bibirinin sebebiydi,Behlül aslında bu sebebi mi istiyordu yoksa Bihter'i mi? Bihter de olupta diğer kadınlarda olmayan neydi?
Bihter'in onun yengesi olmasıydı.Bu onu gözünde zor,elde edilmesi güç ve cezbedici yapıyordu. Aslında gizlice buluşmaları,birilerinin onları görmesi,bilmesi korkusu onu cezbeden şeydi,Bihter değil.Hatta Bihter'in onun kollarına bu kadar çabuk gelmesi,bu muaşakanın bu kadar kolaylıkla ilerlemesi, Behlül'ün ortada asıl aşık olduğu korkuyu görememesi Bihter'i aldatmasına vesile olmuştu.Hatta Bihter'in bu kadar kolay onun olması Behlül'ün gözünde Bihter'i bitirmişti.Çünkü o Bihter'i değil,Bihter'in beraberinde getirdiği o olmaması gerekeni,yanlışı istiyordu.Peki çoğu insanda da olmuyor mu aynı şey? Sahip olduklarımızdan daha çok sahip olamadıklarımızı düşünmüyor muyuz? Yasak olan şeyler daha cazip, daha güzel gözükmüyor mu gözümüze? Oluyor, her insanda oluyor .Ama bunu düşünmek istemiyoruz ve genelde göz ardı ediyoruz.
Peki neden hevesimiz sadece sahip oluncaya kadar sürüyor? Neden çoğu şeyin devamını getiremiyoruz? Ne istediğini bilmemekten mi yoksa bilmediğin şeyi istemekten mi? Bihter en başlarda Behlül'den uzak durulması gerektiğini düşünürken nasıl birdenbire Behlül'e aşık oldu? Bunlar duygu bilinmezliği gibi geliyor bana.Bir duygu eksikliğimizi diğeriyle kapamaya çalışıyoruz,onunkini diğeriyle,diğeriyle derken aslında hiçbir şey yerine oturmamış oluyor.Ve kendimizi kandırmış olmakla ,karşımızdakini boş ümitlere boğmuş olmakla kalıyoruz.Kitap aslında çoğu insana kendisini anlatıyor.Ne hissettiğimizi ne istediğimizi sorgulattırıyor.Bence okunulması gereken ve cevap bekleyen soruların olduğu bir kitap.İyi okumalar...
463 syf.
Aşkı Memnu'yu incelemesem olmazdı. 2010 yılında dizisinin yapıldığı bu kitabın kurgusu ve olay örgüsü çok iyi.
Kitabını da çok sevdim. Kitap bitsin diye sabaha kadar okudum.
Uşaklıgil'in betimlemesi o kadar iyi ki, hem eski zamanlardaki çarşaflı Bihter zihnimde canlanırken, hem de dizideki Bihter zihnimde canlandı. Fakat diziyle çok alakası yoktu.
Şahaneydi.
Herkesin dizisini de izlediğini düşünerek kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.

Filmden çıkardığım dersler:
- Kimse kınadığını yaşamadan ölmez.
- İnat uğruna evlenilen evlilikten hayır gelmez.
- İhanetin sonu kötü biter.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Aşk-ı Memnu
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053849452
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yakamoz Yayınları
Bu sayfa, bu mutluluklar, güneşler vaat eden sayfa o kadar umutsuz ve gözyaşlarıyla harap olmuş sayfalardan sonra geliyor, onların acılıklarına öyle parlaklık ve neşe ile son veriyordu.


Aşk-ı Memnu’nun ihtiras ve trajedi dolu satırları her dönemde ilgiyle okunmuştur.


Halit Ziya Uşaklıgil’in edebiyatı açısından da doruk nokta kabul edilen, Yasak Aşk’ı birçok karakterin dünyasından görebileceğimiz, edebiyat tarihimizin en önemli eserlerinden Aşk-ı Memnu, yazarın üslubuna müdahale edilmeden günümüz Türkçesine uyarlanmış hâliyle okuruyla buluşuyor.

Kitabı okuyanlar 5.830 okur

  • Pınar
  • Zeynep K.
  • Zeynep sen
  • Ggkc
  • Mehmet Toyran
  • Özen Bağ
  • Goksel isiklar
  • Ayşe YANAR
  • kitap kokusu
  • Erdi HIRAMAN

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%25.9
25-34 Yaş
%32.4
35-44 Yaş
%20.9
45-54 Yaş
%8.2
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.4
Erkek
%16.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.2 (129)
9
%8.6 (91)
8
%9.8 (104)
7
%10.4 (110)
6
%3.5 (37)
5
%1.6 (17)
4
%1.1 (12)
3
%0.8 (8)
2
%0.1 (1)
1
%0.5 (5)

Kitabın sıralamaları