Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Beni Beni Niçeda'nı! (Spoiler içerir)
8/10
·514 syf.·
2023 46. kitabı
Aşk ve Nefret! Masumiyet ve İhtiras! Zarif ve Sakil! İyi ve Kötü! Bilge ve Aptal! Chopin ve Wagner! Her şey ne kadar da zıttıyla (ya da zıttı olduğunu düşündüğümüzle) daha anlamlı oluyor. Firdevs Hanım: Melih Bey Takımı Asil üyesi, Melih Bey kitapta Firdevs hanımın babasıdır. Düşük meşrepli oldukları için aşağılayıcı bir edayla bu şekilde hitap edilirler. Peki nedir onları milletin gözünde böyle lanse ettiren? Firdevs hanım rahat alışveriş yapma, zengin ve gösterişli bağımsız bir hayat hayali ile evlenir ancak evlilik genç yaşta onu anne olmaya ve yaşlılığa yaklaştırmaya neden olan bir engel haline gelir. Aşıkları da cabasıdır. Kendisini hep erkeklerin gözünü alamadığı, istenilen kadın olarak görür. Kızlarının da ezeli rakibidir. Onların evliliği ve çocuk yapması da onu yaşlılığa yaklaştıran nedenlerdendir ve asla istemez. Kocasına ihaneti ve ölümünden sorumluluğu da onu bu hitaba uygun kılar. Firdevs Hanım, siz ne kadar zerafete düşkün, gösterişli ve alımlı olsanız da zaman sizin elinizden kayıp gidecek ve o asla kaybetmek istemeyeceğiniz güzelliğiniz yok olup gidecek. (Dizi de daha güzel gösterilmişti bu) Peyker: Melih Bey Takımı ikinci üyesi, Nihad beyle yaptığı evlilik ve çocuklarıyla güzel bir aile kuran ve bu hitaba yakışmayan tek kişi. Bihter onu babasına benzetir. Zaten tip olarak da babasına benzemektedir. Bihter: Melih Bey Takımı üçüncü üyesi, bu hitaptan en rahatsız olan kişidir. Kendisi tip olarak annesine benzese de Peyker gibi babasına benzemek istemektedir. Babasının ölümünden sonra iyiden iyiye annesine düşman olur. Küçüklüğünden beri annesiyle rakabet halindedir. Hatta annesinin Adnan Bey'e ilgisi olduğu halde ona değil de kendisine ilgisi olduğunu görünce Adnan Bey yaşına rağmen Bihter'e cazip gelmiştir. Pek tabii bu ona cazip gelen tek şey
Aşk
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
Vedat
10/10
·514 syf.·
2020 1. kitabı
Yasak aşk tehlikeliydi yasak olduğu içinde cezbediyordu iki beden buluştu kalpler ayrıydı biri mecburdu diğeri geçici hevesle arzulamıştı bir birine dokundular ve sevdasız ilişkiler başladı Bihter sevdi mi kendi de bilemedi sadece boşluğunu doldurdu sandı ama boşluğa düştü.... Evlilik kutsaldı yıkıldı dert oldu yanan ocaklar söndürüldü birde çok önemliymiş gibi dizileri çıktı insanlara ahlaksızca görüntüler ilişkiler seyrettirildi sanki bur da yazar yasak aşkı anlatırken oğlu Vedat Uşaklıgil'i anlatmış...
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
Puan vermedi·514 syf.··
2022 81. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2022 00:00
Okumadan izlemeyin diye bir tavsiye görmüşsünüzdür kitap sayfalarında... Aşk-ı Memnu; büyük bir çoğunluğun okuduğu ve daha büyük bir çoğunluğun ise dizisini izlediği bir eser... Ben lise sıralarında iken okumuştum bir kez .Üzerinden 15 yıl geçmiş.Sonrasında pek meşhur dizisini de izlemiş biri olarak konuyu, başını , sonunu ,karakterlerini biliyordum.Lakin aradan bunca yıl geçmişken bir kez daha okumak istedim ve pek de memnun kaldım... Öncelikle; kitap, yazıldığı dönem itibariyle kişilerin kılık kıyafetleri, ulaşım araçları, iletişimleri vs. birçok açıdan diziden farklı olup dizide olan karakterlerin bir kısmı kitapta hiç yer almadığı gibi kitapta var olan kişilerin de dizide bulunmadığı, dizide yer alan bazı olayların ise hiç yaşanmadığı dikkatimi çekti. Karakterlerin birbirleriyle olan ve kendi içlerindeki çatışmalarını muhteşem bir şekilde yansıtan, yazarın tasvirleri ile dizi karakterlerini de gözümde canlandırarak (ister istemez oluyor ) çok severek okudum ve EDEBİ ANLAMDA kitabını okumak diziden çok daha keyifli geldi... Geçen yıl Vadideki Zambak ve Madam Bovary kitaplarını okumuştum.İşte buldum burda yansımalarını... İlk batılılaşma romanı olarak gösterilen Ask-ı Memnu'da ; Bihter Madam Bovary 'i ; Behlül de Vadideki Zambak kahramanı Kont Felix'i hatırlatacak size de... Okumadıysanız bu üç eseri de okuyun mutlaka...
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
Aşk-ı Memnu
9/10
·514 syf.··
2021 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2021 09:17
Aşk-ı Memnu kitabını bitirdiğimde Dostoyevski'nin sözü aklıma geldi. "Kolomb Amerika'yı bulduğunda mutlu olmadı,ararken mutluydu." demişti. Yani arzu edilene ulaşıldığında hiçbir anlam ifade etmemesi. Behlül arzularına söz geçiremeyen,uçarı bir kişilikti. Bihterse Behlül'ün arzusuna teslim olan kadındı ve ulaşıldığında da hiçbir anlam ifade etmedi. Batılı tarzda kaleme alınmış,nevrotik kişilikleri ortaya koyan güzel bir eser.1 puan kırmamın tek sebebi sayflar kısa vede sayfalarda öğütlenecek pek bir şey yok ama güzel bir eser
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
8/10
·514 syf.··
2020 37. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 05:52
Yasak bir aşk bir ailenin yıkımına neden olabilir, gerçekleri zamanında fark etmek  sevdiklerinin daha fazla üzülmesini engeller.    Bu romanda realizm etkisi ağırlıktadır, yer yer natüralizm etkisi de vardır Halit Ziya, anlatımına duygularını katmamış, kişiliğini gizlemiştir. anlatımına gözlemlerini katarak, anlattıklarını gözleme dayandırmıştır. Soyaçekim natüralizm akımının bir özelliğidir. Kötü insanların kötü çocukları olur. Romanda geçen şu ifade bu düşüncenin yansımasıdır: “Firdevs Hanım’ın kızı değil miydi?” Nihal bir gün rastlantı sonucu üvey annesinin gizli macerasını öğrenmiş. Nihal Bihter’e ait nefti çarşafını giymiş prova yapmaya başlamış Behlül bunu fark edememiş Nihal’i Bihter sanmış bir söz söylemiş. Nihal bunun üzerinden giderek olay ın iç yüzünü öğrenmiş. Bir akşam merdüven başında Bihter ile Behlül’ün konuşmasını gizlice dinlemiş duyduklarını inanamayıp zayıf vücudu dayanamayıp bayılmış, öğrendiklerini de böylece açığa vurmuş. Bihter Nihal ile Behlül’ün evlenmesine engel olmaya çalışmış. Çünkü Behlül’ e karı sevgi varmış içinde. O da Behlül’ü çok kıskanmaya başlamış. Sevdiği kişiyi elinden kaçırmak istemiyormuş. Beşir Bihter ile Behlül’ün gizli aşk yaşadığına defalarca tanık olmuş ama bunu Adnan beye ve Nihal e açıklayamamış. Bu karmaşık durum kendiliğinden son bulur. Nihal yaşadığı bu talihsiz olaydan dolayı bayıldığı geceden beri etkisinden kurtulamayıp yatağa düşer. Nihal’i yatakta gören Beşir artık dayanamayıp Nihal in yatağı başında Adnan beye gördüklerini, sezdiklerini duyduklarını bir bir anlatır. Karısının kendisini yeğni ile aldattığını öğrenen Adnan Bey deliye dönmüş şekilde Bihter i aramaya başlar. Bihter artık kendisi için çıkar yol kalmadığını ne yaparsa yapsın hayatını mutluluğunu ve yuvasını kurtaramayacağını anlamış. Baka şekilde
1000Kitap
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
Beni Beni Bihterini...
8/10
·514 syf.··
2020 84. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2020 14:50
Her ne kadar böyle bir kitabın incelemesini yapma hakkını kendimde görmesem de yazıyorum.Bu denli yoğun,karışık,tahlili zor ,bir kitap.Oldukça yoğun bir kitap olması yönünden ancak derine inildikçe verilmek istenen mesajlar algılanabilir.Yoksa ne görmek istersen onu görürsün.(Toplumun yaptığı) İki defa diziye uyarlanan kitabımız ,diziye uyarlanınca da hala ölümsüzlüğünü koruyor .Hiç izlemeyen ,okumayan bir insan bile ufak da olsa bir şeyler biliyor ama asıl soru nasıl bildikleri? Çünkü çoğunluk izlediğimiz,okuduğumuz şeyleri gözü kapalı,önyargıyla okuyor ve izliyoruz .”Burada vermek istenen mesaj ne?”,”ben ne anladım?”gibi sorulardan tamamen bağımsızız.Hiç merak etmiyoruz bile.Küçükken sırf diğerleri de izliyor diye oturup televizyonun karşısına boş boş bakardık bir şey anlamadan .Sonra bilindik öpüşme sahneleri çıkınca dizinin adı halk arasında ahlaksız diziye çıktı.Değeri son zamanlarda ortaya çıktı diye düşünüyorum ya da hep değerliydi.Kitapla dizi arasında bariz farklar olsa da verilmek istenen mesaj aynı görmek isteyene. Bizlerin böyle bulduğu, kitap ya da dizi fark etmez: Aslında bizlere o kadar güzel mesajlar veriyor .Yeter ki önyargılı olmayalım.Özü görebilelim. Eşini aldatan,eşinin ölümünden sebep olan ,kızlarını kıskanan; onların mutluluğuyla zerre ilgilenmeyen bir anne. Hayatı boyunca annesine benzememek için mücadele veren , annesinden kurtulmak için yaşlı bir adamla evlenmekten çekinmeyen,hayallerini gerçekleştirebileceğini uman,sonra yaşadığı hayattan tat almayan ,hayatın yalnızca para olmadığını,bir şeylerin eksik olduğunu farkeden ve nefsine,tutkularına esir olan dahasında yasak aşk yaşayan bir kız. Eşinin ölümünün ardından genç bir kızın babasının ölümünün hemen ardından ondan faydalanmak isteyen bir adam. Günübirlik aşklar(!) yaşayan
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
Ah benim mini mini Nihal'im...
9/10
·514 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 00:00
Öncelikle bu kitabı okuyacaklara tavsiyem, kitabın mevcut dizi ve filmlerinin yalnızca birer uyarlama olduğunu göz önünde bulundurunuz. Bir kere Nihal henüz gencecik bir kız. Bülent ve Beşir ise çocuk. Firdevs Hanım kızlarının ablası sanılabilecek kadar genç ve bakımlı. Adnan Bey de henüz yeni yeni şakaklarına kırlar düşmeye başlayan, yaşlı sayılamayacak bir adam. Kitabın başından itibaren yavaş yavaş Bihter'in Firdevs Hanım'a dönüşümünü görüyoruz. Bu onun en büyük korkusu aynı zamanda. Tam bir soya çekim hikayesi. Bu anlamda gerçek bir natüralist yapıt. Annesinden nefret etmesine neden olan şeyi yapıyor ve annesinden ne çektiyse bir nevi Nihal'e de onu yaşatıyor. Kitabın başlarında Adnan Bey ile izdivaç da dahil birçok konuda anne-kız arasındaki mücadele anlatılırken sona doğru bu mücadele, Bihter ile Nihal arasında Behlül aşkı başta olmak üzere yaşanıyor. Ancak kitapta öyle ustaca bir anlatım tekniği var ki herhangi bir konuda herhangi bir tarafı tutmanız çok zor. Bölüm bölüm karakterlerin gözünden anlatılıyor kitap. Olsa olsa erkek karakterleri suçlu bulabilirsiniz kimi zaman. Bihter'in başta hiç de böyle biri olmaması, hatta Nihal'le aralarından su sızmaması onun içindeki fırtınaları yansıtıyor. Nihal ise henüz bir çocuk neticede. Bütün bu hikayeyi, onu zamanla daha da yalnızlaştıran olaylar dizisi olarak görmesi de gayet anlaşılabilir. Ama bahsettiğim gibi bu hikayede suçlu aranacaksa belki Adnan Bey ile Behlül diyebiliriz. İkisinin de bir kadına sahip olma hırsı... Zaman zaman Adnan Bey'in aklına düştüğü gibi, bu izdivaç başından beri bir hataydı. Bihter'in o evin hanımı olamayacağını; kendisinin henüz genç ve taze tutkularına, heyecanlarına Adnan Bey'in yetemeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Behlül ise Bihter'i dilediği gibi kullanıp canı sıkılınca yeni
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
10/10
·514 syf.·
2020 31. kitabı
Dizilerden, oralardan buralardan zaten bildiğimiz Aşk-ı Memnu'yu nihayet kitap olarak okumuş bulunmaktayım. Aşk-ı Memnu, Halid Ziya'nın en övdüğü eseriymiş. Dili her zamanki gibi ağırdı. Dillere destan Aşk-ı Memnu dizisiyle alâkası yoktu. Dizide hep ön planda Bihter ve Behlül varken, kitapta daha çok Nihal ön plandaydı. Dizideki Behlül ne kadar çapkın ve umursamazsa, kitaptaki Behlül bir o kadar yaptıklarını ve neden yaptığını düşünüyordu. Nihal'in babasını kıskanması ve Bihter'in Behlül'ü kıskanması çok net bir şekilde işlenmiş. Kitaba genel olarak Nihal hâkimdi. Eski yıllarda çekilmiş olan birkaç bölümlük dizisi kitaba daha çok uyuyordu. Ne olursa olsun, kitabını okumak her zaman için daha keyif verici ve aydınlatıcı.
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
9/10
·514 syf.··
2020 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 08:03
Daha evvelinde yayınlanmış olan diziden ötürü kulaklarımızın aşina olduğu karakterleri okurken gözlerimin önünde hep tanıdık simalar canlandı. Kitabı okumak için tercih ettiğim sadeleştirilmemiş hali ise benin satırların arasında kaybolup bundan yüz yirmi yıl öncesinin İstanbul'una götürdü. İçinde bir çok anlamını bilmediğim Osmanlıca kelime barındırmasına rağmen okurken cümlenin bütünlüğünde hiç bir anlam kaybı yaşamıyorsunuz. Hikaye olarak Uşaklıgil'de benim favorim kesinlikle Mai ve Siyah. Orada ki aşk insanın içinden bir şeyleri koparıyor, göz yaşlarınıza engel olamıyorsunuz. Kısacası bana göre Mavi ve Siyah'ın bir adım gerisinde olmasına rağmen Türk edebiyatının parlayan bir yıldızı olarak karşımıza dikiliyor.
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma
6/10
·400 syf.··
2011 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2011 14:05
Puanım 3/5 (%62/100) Yaprak Dökümü gibi Aşk-ı Memnu da edebiyatımızın önemli eserlerindendir. Bunu da aynı Yaprak Dökümü gibi lise zamanlarımda okumuştum. Yaprak Dökümü'ne göre bir tık daha hoşuma gitmişti ama yine de bayıldığımı söylemem. Bunun tek sebebi de kitabın benlik olmaması yoksa kesinlikle kötü olduğunu düşünmüyorum. Halid Ziya Uşaklıgil de çok yetenekli bir yazar o ortada. Yıllar önce okudum bir daha okuyacağımı da sanmıyorum ama en azından herkesin 1 kere okuması gerektiğini düşünüyorum. Türk Edebiyatı için önemli bir eser konumuna gelmiş.
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Özgür Yayınları · 200822,8bin okunma

Yazar Hakkında

Halid Ziya UşaklıgilYazar · 62 kitap
Halid Ziya Uşaklıgil, Servet-i Fünûn ve cumhuriyet dönemi Türk romancı ve yazardır. Bazı edebi yazılarını Hazine-i Evrak dergisinde Mehmet Halit Ziyaeddin adıyla yayımlamıştır. Servet-i Fünun edebiyatının en büyük nesir ustası kabul edilir. İlk büyük Türk romanı olarak kabul görmüş Aşk-ı Memnu'nun yazarıdır. Aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun Sultan Reşat devri Mabeyn Başkatibi (1909-1912), ve Ayan Meclisi üyesidir. İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Babası halı tüccarı Halil Efendi, Uşak'tan İzmir'e göçmüş varlıklı bir ailedendi. Halit Ziya, o sırada İstanbul'a yerleşmiş olan Halil Efendi ile Behiye Hanım'ın üçüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Mahalle mektebindeki ilk eğitiminin ardından Fatih Askeri Rüştiyesi'ne devam etti. 93 Harbi'nin başlaması ile Halil Efendi'nin işleri bozulunca aile, İzmir'e yerleşti ve Halit Ziya öğrenimini İzmir Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından İzmir'de Ermeni Katolik rahiplerinin çocukları için kurulmuş yatılı bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi; Fransız edebiyatını yakından tanıdı. Fransızca çeviri denemeleri yaptıktan sonra henüz öğrenci iken ilk yazılarını yayımlamaya başladı. Önce İzmir çevresinde kendini tanıttı. Bazı edebi yazılarını İstanbul'da Hazine-i Evrak adlı önemli bir dergide "Mehmet Halid" adıyla yayımladı. Son sınıfta iken okuldan ayrıldı, babasının kâtibi olarak iş yaşamına başladı. Aynı yıl, Bıçakçızade Hakkı ve Tevfik Nevzat adlı arkadaşlarıyla Nevruz adlı bir dergi yayımlamaya girişti. 10 sayı kadar yayın hayatında bulunan ve İzmir'in ilk edebiyat dergisi olan bu dergide çeviri şiir ve hikâyeler, mensur şiirler, bilimsel yazılar yayımladı. Babasının yanındaki işi edebiyat merakı ile bağdaştıramadığından farklı bir iş aradı. İstanbul'a giderek hariciyeci olmak için başvurdu; başvurusu kabul edilmeyince İzmir'e döndü. İstanbul'da bulunduğu süre içinde Fransız edebiyat tarihi ile ilgili olarak uzun süredir yazmak istediği kitabı yazdı. Garbdan Şarka Seyyale-i Edebiye: Fransa Edebiyatının Numune ve Tarihi adlı kitabı 1885'te 84 sayfa olarak basıldı. Bu eser, onun basılan ilk kitabıdır ve Türkçede basılmış ilk Fransız edebiyatı tarihi olma özelliği taşır. İzmir'e döndükten sonra İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaptı, öğretmenliğe devam ederken Osmanlı Bankası'nda çalışmaya başladı. İzmir İdadisi'nin açılmasından sonra öğretmenliğe bu okulda devam etti; Fransızcanın yanısıra Türk edebiyatı dersleri verdi. Milli mücadele döneminde genellikle Ahmet Cevdet’in İkdam Gazetesi’ne yazılar gönderdi. Çoğunlukla dil ve edebiyatla ilgili yazılar yazdı. Cumhuriyet döneminde kendisini tamamen edebiyata verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında devletin şekillenmesini uzaktan izledi ve fazla eser vermedi. 1930’larda yazı hayatına büyük bir canlılıkla döndü. Cumhuriyet ve Son Posta gazetelerinde yazıları yayımlandı. Özellikle hatıra tarzında yazılarıyla edebiyat dünyasında aktüel bir isim haline geldi. Dil devrimi’ne gönülden inanan yazarın I. Türk Dili Kurultayı’nda (26 Eylül 1932) sunduğu, Türkçenin geçirdiği evreleri ve dil sevgisini sanatkârane bir üslûpla dile getiren bildiri çok ses getirdi.[3] Bazı eserlerini sadeleştirdi ve Latin harfleriyle yeniden yayımladı. 1937’de Tiran elçiliğinde görevli oğlu Halil Vedat’ın 33 yaşında intihar etmesi üzerine büyük bir yasa girdi. Acısını, yazmakla hafifletmeyi seçti. Her türlü tedaviyi reddettiği uzun bir hastalığın ardından 27 Mart 1945’te öldü. Bakırköy mezarlığında oğlu Halil Vedat’ın yanına gömüldü.