Adı:
Vadideki Zambak
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328582
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Lys Dans la Vallée
Çeviri:
Volkan Yalçıntoklu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Taşra Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Vadideki
Zambak 1836 yılında yayımlandı. Roman, gençlikten yetişkinliğe uzanan yolu, evli bir kadına duyduğu aşkla
kateden Felix’in hikâyesini anlatıyor.
Aşk bedende değil ruhta yaşanmali ve aşk, geçici değil sonsuz olmali tüm benliğiyle. Ve de çokça ve de çocukça olmalı tüm saflığıyla....
Iste Balzac tamda boyle anlatıyor, asla birlikte yaşayamacakları iki sevgilinin hikayesini. Sürükleyici, bir solukta okumak isteyeceğiniz güzel bir yapıt olmuş..:)
Yine okuyup etkisinde kaldığım güzel klasiklerden birisi.Kitabımıza aile sevgisini göremeyip, mutluluktan bihaber olan karakterimiz Felix'in Natalie de Manerville'e yazdığı mektupla başlıyor. Kendi hayatını, hayatındaki zorlukları
ve evli olan Henriette'ye duyduğu o imkansız aşkı konu ediniyor.
Aslında Henriette de evliliğinden memnun değildir. İkisi de birbirini sevmektedir. Araya birde Leydi Dudley geldikten sonra romanın seyri değişmekte. Kitabın sonunda da yine Natalie'den gelen bir mektupla son buluyor. Yalnız Natalie yazdığı cevap da haklıda olsa bana göre biraz ağır gibi geldi. Aslında yazacak çok şey var ama ne kadar çok yazarsam o kadar spoiler vermiş olacağım. Okumanızı tavsiye edebileceğim kitaplardan. Şimdiden
okuyacaklara keyifli okumalar dilerim...
  • Sefiller
    9.1/10 (3.902 Oy)4.558 beğeni15.236 okunma2.135 alıntı97.574 gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (1.430 Oy)1.351 beğeni5.004 okunma853 alıntı41.941 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.0/10 (828 Oy)706 beğeni5.072 okunma229 alıntı13.815 gösterim
  • Kaşağı
    8.1/10 (653 Oy)537 beğeni4.957 okunma10 alıntı15.626 gösterim
  • Denemeler
    8.5/10 (1.447 Oy)1.384 beğeni5.702 okunma2.428 alıntı23.774 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.114 Oy)973 beğeni5.353 okunma426 alıntı15.462 gösterim
  • Şu Çılgın Türkler
    8.7/10 (1.447 Oy)1.314 beğeni5.127 okunma305 alıntı23.413 gösterim
  • Beyaz Diş
    8.4/10 (1.972 Oy)1.820 beğeni7.861 okunma632 alıntı45.533 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.6/10 (1.009 Oy)791 beğeni5.340 okunma309 alıntı14.536 gösterim
  • Sofie'nin Dünyası
    8.4/10 (1.565 Oy)1.593 beğeni5.380 okunma1.064 alıntı45.939 gösterim
Balzac'la tanışmam bu kitapla birlikte oldu. Masum bir aşk hikayesi. Masum ve imkansız. Çaresiz ve hasret dolu... Ben kitabı okurken pek çok satırın altını çizdim. Felix'in ailesi tarafından dışlanması, Natalie'ye karşı duyduğu tutku, Natalie'nin anaç ruhunun Felix'i sarması, birlikte ettikleri sohbetler... Kitap sarsıyor. Tasvirler kimilerine sıkıcı gelebilir ama ben hiç bir satırının boşa yazılmış olduğunu düşünmüyorum. İnce ruhlu insanların anlayabileceği, diğerlerininse ahlak bekçiliğine soyunacağı bir kitap.
Ben de bir sıkıntı var galiba okurken bu kadar mi sıkılır insan bir kitabı, dünya klasiği olmuş bu günlere kadar okuyucular severek okumus ama ben bir aydır iteleyerek okuyorum sonunda bugün bitirdim. Basladigimdan beri kaç kitap bitirdim ama bu kitap yok bitmedi.Betimlemeler içinde boğuldum koptum resmen icerikten, sonlara doğru diyaloglar arttı da akicilasti biraz.
Kitabin istediği sonsuz ve imkansiz ask ikilisini çok guzel yansitmis Balzac. Insanlarin icindeki gelgitleri, duygusal devinimlerini sonuna kadar hissettim okumalisiniz benden daha cok zevk alicaginiza eminim:(
Kitabın ön sözündeki Tahsin Yücel'in Vadideki Zambak'ı anlatışını çok beğendim. Bu kadar genel bir inceleme yapamayacağımı öngörerek olduğu gibi paylaşmak istiyorum. Benimde beğendiğim gibi çoğu kişiye okuma vesile olacağına inancım tamdır. Kitapta Balzac'ın "horgörü" tanımını çok defa denk geldim. Bu tanım Balzac'a hoşgörüyle bakmak için bir başlangıç olabilir. Nice "horgörü"süz günlere...

"Vadideki Zambak’ın ilk yayımlanışında (1836) daha çok olumsuz bir biçimde karşılanması, bunun sonucu olarak da ilk elden “iki bin” satmak yerine topu topu “bin üç yüz” satması Balzac’ı büyük bir düş kırıklığına uğratır. Ama Balzac bir an bile başarısızlığın suçunu kendi üzerine almak istemez: Ona göre kimi kiliseye gitmiyor, diye yermiştir romanını, kimi gazete yönetmeninin kişisel kini yüzünden, kimi bir başka nedenle; ama, eleştirmelerin gerekçelerine verdikleri görünüş ne olursa olsun, bu nedenlerin hiçbiri yazınsal değildir. Olamaz da, çünkü Balzac yapıtını tasarladığı sıralarda da, yazdığı sıralarda da, bitirdikten sonra da en büyük romanlarından birini yarattığı kanısındadır. Bu konuda söyledikleri bir yana, öteki yapıtlarından çok daha uzun bir süre, çok daha büyük bir özenle çalışır Vadideki Zambak üzerinde. Vadideki Zambak’ı gerek konusu, gerek kahramanları, gerekse biçimi açısından bir kusursuzluk örneği olarak görmekten hiçbir zaman vazgeçmez.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu roman, bir Goriot Baba’nın, bir Langeais Düşesi’nin sürükleyiciliğinden, bir Köylüler’in, bir Eugénie Grandet’nin gerçekçiliğinden, bir Altın Gözlü Kız’ın, bir Sarrasine’in büyülü havasından yoksun görünür; üstelik, belki de günahtan çok erdemin romanı olduğu için yer yer ağır, yer yer gereğinden fazla özenlidir. Bu yüzden olacak, kimileri Vadideki Zambak’ı Balzac’ın başyapıtı olarak nitelerken kimileri de sıradan romanlarından biri olduğunu söylemişlerdir. Ne olursa olsun, zaman Balzac’ı haklı çıkarır: Vadideki Zambak, Balzac’ın en çok okunan romanlarından biri olur, Balzac’ın en çok okunan romanlarından biri olmak da, belirtmek gerekir mi bilmem, dünyanın en çok okunan romanları arasında yer almak anlamına gelir. Ama, bugün bulunduğumuz noktadan bakılınca bu büyük ilgiyi açıklamak hiç de zor değildir.

Bir kez, Vadideki Zambak on dokuzuncu yüzyıl Fransız yazınının iki büyük yöneliminin, romantizmle gerçekçiliğin kavşak noktasında, aşk izleği çevresinde gelişir: Henriette de Mortsauf’un büyük tutkusuyla görev duygusu arasındaki çileli çırpınışları bu yapıtı, Genç Werther’in Acıları gibi, dünyanın en ünlü aşk romanlarından biri durumuna getirir. Üstelik Balzac, Henriette de Mortsauf’un arı aşkıyla yetinmez: Félix de Vandenesse’in, Lady Dudley’nin, Natalie de Manerville’in tutkuları aracılığıyla aynı duygunun başka biçimlerini de verir. Hepsine de kişilikler, bedenler, toplum ve doğa (özellikle de doğa) arasında içten bağlar kurarak derin bir gerçeklik kazandırır. Öte yandan, İnsanlık Komedyası’nın ünlü önsözünde, “Indre’in bir vadisinde, Madam de Mortsauf’la tutku arasında açılan bilinmedik savaş belki de bilinen savaşların en ünlüsü kadar büyüktür,” diyerek bireysel tutkuyu öne çıkarır görünmekle birlikte Balzac, Vadideki Zambak gibi bir aşk romanında bile, çağının toplumsal olgularını, toplumsal koşullarını yansıtmaya büyük özen gösterir. Böylece, romanda bir bencillik ve anlayışsızlık örneği olarak karşımıza çıkan Mösyö de Mortsauf, büyük devrim sırasında sürgüne gitmek zorunda kalmış, sonra topraklarına geri dönmüş soyluların durumunu somutlaştırır. Balzac gururla vurgular bunu: Mösyö de Mortsauf’un kişiliğinde “sürgün”ün heykelini yükselttiğini, toprağına dönmüş sürgünün bütün özelliklerini tek bir kişide topladığını söyler. Aynı biçimde, Félix de Vandenesse’in XVIII. Louis’yle ilişkileri, toplum içindeki baş döndürücü yükselişi, başardığı işlerse, bize Restorasyon döneminin belirgin özelliklerini, toplumsal törelerin geçirmekte olduğu derin değişimi sezdirir.

Bu arada, Vadideki Zambak’ın en egemen izleklerinden biri “yetişim” izleğidir: Henriette de Mortsauf’un yaşama atılmak üzere Paris’e giden genç sevgilisi Félix de Vandenesse’e verdiği uzun mektup bireyin benzerleriyle ilişkileri, toplum içinde yükselme koşulları konusunda başlı başına bir inceleme niteliği taşır. Félix de Vandenesse de onun gösterdiği yolu izlediği, onun belirttiği kurallara uyduğu ölçüde yükselir. Böylece, Félix de Vandenesse, çocukluğu ve ilkgençliği süresince, kendisini hep ezmiş, hep azarlamış, hep küçümsemiş, hep yanından uzak tutmaya çalışmış ana babasından çok, sevdiği kadının çocuğu, yani, bir bakıma, kendi aşkının ürünü olarak çıkar karşımıza. Bu da romanın belkemiğini oluşturan aşk izleğine bambaşka bir boyut kazandırır.

Baudelaire, “Balzac’ta herkesin bir dehası vardır,” diyordu; Vadideki Zambak, aşkın da yaratıcı bir dehası olduğunu gösterir."

Tahsin Yücel
hayır ben kımseyı sevmedim yalnizca col ortasinda susadim

gonlum kartaldan daha yukseklere ucacak cunku beni orda hic aldatmayacak bir sevgi var
Umutsuz bir aşk hikayesini konu alıyor kitabımız. Felix adında bir çocuk ailesinde bulamadığı göremediği sıcaklığı gençliğinde yani 21 li yaşlarındayken, evli bir kadında buluyor ve ona aşık oluyor. Etik olarak doğru olmayan fakat iki tarafında karşılıklı hislerine engel olamadıkları bir hayat başlıyor böylece. Kavuşamıyorlar ama birbirlerini hep sevip aşklarını gönüllerinde yaşatıyorlar. Ta ki Felix in bir başka kadınla münasebeti başlayana kadar. Bu durum kıskançlıklara ve duygusal yıpranmalara neden oluyor. Felix in yasak aşkı Madam de Mortsauf bu olaylara daha fazla dayanamarak hasta olup hayatını kaybediyor. Felix in yaşadığı bu gelgitli hayat, imkansız bir aşkı zorlayıp bir hayatı yok etmesi ve tüm bunlar dahilinde hayattan ve kadınlardan elini ayağını çekmesi süreciyle pişmanlıklarıyla acılarıyla yüzleşmesiyle son buluyor kitap. Kitabın başlangıç olarak okuyucu çok içine hapsedebileceğini düşünmüyorum bazen fazla betimleye ve detaylara giriliyor konudan ziyade. Çok akıcı ve sürükleyici gelmedi bu yüzden bana. Ama ilerleyen sayfalarda konu ve duygu bakımından daha yoğun bir hal alıyor. Ayrıca karakterlerin duyguları güzel işlenmiş. Özellikle kitabın sonlarına doğru o duygularla okuyucuyu bütünleştirebiliyor. Genel anlamda beğendim ama kitabin sonunu zor getirdim diyebilirdim.
Okurken kendimi sürekli Felix'in yerinde olsaydım ne yapardım sorusuyla buluşturdum. Ruhsal aşk ve tensel aşk... Siz olsaydınız hangi yollarla başvururdunuz,kişisine göre değişir tabi. Bir tarafta umutsuz bir aşk, diğer tarafta şehvetli bir tutku ...
Sonu mutlu bitmeyen romanlar insanın içinde ukde bırakıyor hep. Tıpkı duygularını dile getiremeden ölen kontes'in hikayesinde olduğu gibi. Hayatın içinden güzel bir hikayesi var Vadideki Zambak'ın. Aşk, iffet, erdemlilik adına çok güzel bir eser. Burjuva kesiminde geçen imkansız bir aşkın hikayesi. Roman ara ara Balzac'ın gerçek hayatından da izler barındırıyor. Sade, anlaşılır bir anlatımı var. Tavsiye ediyorum.
Önceki devirleri anlamak için klasikleri okumanın gerekli olduğunu söylerler. Bu kitapları bu kadar yücelten okurlar, klasiklerin her devrin eseri olacağını da eklerler. Vadideki Zambak yazıldığı devri tarihi olaylardan soyutlayarak çok iyi yansıtmakla birlikte bu devrin eseri değil. Benim düşünceme göre bugün hiçbir erkek Felix gibi sevemez. Henriette'nin ona ısrarla kardeş, dost gözüyle baktığını bilirken yine de taparcasına onu sevemez, durum bu kadar vahim, bu kadar umutsuzken başka kadınlara gönlünü kapatamaz. İşte bu yüzden Felix karakterini bir türlü bugünün, kendi dünyamın içine alamadım. Çok uzaklarda kalmış, bugüne göre haddinden fazla soylu, sahte bir karakter gibi geldi bana. Çocukları için yaşayan ve aşklarını içlerine gömen Henriette'ler ise sanırım hala yaşamakta.

Bu kitabı ilk olarak ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum ama gittiğim her kütüphanenin baş köşesine yerleşmiş kitaplardan biriydi. Açıkçası sadece merak ettiğim için okudum ve yeterince zevk almadım. Herkesin okumayacağı, okuyamayacağı ve okumak istemeyeceği kadar ağır bir kitap bu. Kitabı okurken bir betimlemeler okyanusunun içinde yüzüyorsunuz ve bu betimlemeler bulunulan ortamı tarif etmekten ziyade soyut nesneleri ve duyguları dışa vuruyor. Bu da haklı olarak okuyucuyu sıkıyor. Maalesef MEB'in 100 temel eseri arasına girmiş ve okulda okutulmaya başlanan ilk kitaplardan biri. Bizzat şahit olduğum için söylüyorum, okumaya bu kitapla başlayan bazı kişilerin kitap okuma macerası başlamadan bitiyor.

Kitapta dikkatimi çeken birkaç nokta oldu. İlki, ısrarla üzerinde durulan bir konu: sevgiliye hangi isimle hitap edileceği meselesi. Bayan de Mortsauf, Felix'e değer vermeye başladığında kendisine teyzesinin seslendiği isimle, Henriette diye hitap etmesini ister. Aynı durum Romeo ve Juliet'te de karşımıza çıkıyor. Sevgiliye özel tek bir ad olmasını istediklerinden kaynaklanıyor olsa gerek. Bahsetmek istediğim ikinci nokta ise şu: Roman Fransız Devrimi'nden sonraki zamanda geçiyor. Napoleon'un tahta bir inip bir çıktığı zamanlar. Elde anlatacak bu kadar zengin bir olaylar dizisi varken Balzac'ın sadece Felix'in Henriette'e duyduğu aşkı anlatması yazarın, kişinin aşık olduğunda bütün dünyayı görmediğini anlatmaya çalışmasından ileri geliyor. Zaten bu durum romanda da Felix tarafından sıklıkla belirtiliyor.

Kitapta karakter sayısı bir romana göre oldukça az ve olaylar çok durağan. Bu da zaten akıcı olmayan romanın okunmasını daha da zorlaştırıyor. Balzac bu kitapta çok saygıdeğer, bir ömre bedel bir aşkı anlatıyor ve ne olursa olsun karakterlerinin soyluluğunu korumayı başarıyor. Ne mutlu Henriette gibi sevilebilenlere!

Unutmadan söyleyeyim. Kitabı Oda Yayınları'ndan okudum. Bu yayın evinden okuduğum ikinci kitap ve şu kanıya vardım: Bu yayın evinden bir kitabı sakın almayın ve gördüğünüz yerde koşarak uzaklaşın. Çevirme ve basım o kadar özensiz ki kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Kitapta üzüm üzüm üzülmek, çan sıkıntısı gibi ifadeler bulunuyordu. Ne demek istediğimi anladınız sanırım.

Kitaba karşı biraz acımasız bir eleştiri olduğunun farkındayım ama Vadideki Zambak bu basit sözlerden etkilenmeyecek kadar büyük bir eser. Keyifli okumalar...
◇ Bu aralar hep Fransız edebiyatı ağırlıklı kitaplar okuyorum.Daha önce okuduğum Tuna Kılavuzu da Fransız edebiyatına aitti. :))

◇ Yine klasikleşmiş,ses getiren,ellerden ve dillerden düşmeyen bir kitap ve yine ben.Sahi "Vadideki Zambak" adını işitmeyen kaldı mı? Romantik kitapların atalarından sayılıyor bu kitap.Arka kapak yazısında "Tutkunun ateşten çekiciyle dövülmüş büyük bir yapıttır," demiş yayın evi.Büyük bir yapıt olduğu bariz.Kuşaktan kuşağa aktarılan ve günümüzde bile getirdiği sesi devam ettiren,Fransız Edebiyatı'nın önemli romanlarındandır.Yazar Balzac'ın üzerinde en çok çalıştığı romanı,en kusursuz kitabı saydığı bir romandır ayrıca.

◇ Sizin hiç gün ışığım dediğiniz birisi oldu mu? Gününüzü güzelleştiren,kalbinize ışık veren,onun yanında kendinizi güvende hissettiğiniz biri.Felix için bu kişi Tours adında bir yerde yaşayan Henriette.Kitabımız Felix'in Kontes Natalie'ye yazdığı mektupla başlıyor.Bu mektup romanımızı oluşturuyor.

◇ İki karakterimiz var kitabı şekillendiren.Biri Felix.Ailesi tarafından serseriden başka bir kişi olamayacak,tembel,işe yaramaz,hayta gibi görülen Felix.Kalabalık çevresinde kendini yapayalnız hisseden,düşüncelerinin denizine dalıp giden bir Felix var kitapta.Sevgiden yoksun,tek başına.Değersiz.Çorak bir arazi gibi.Çiçek vermeyen,kuru ve varlığı yokluğu fark etmeyen bir araziydi Felix.Daha çocukluğunda bile terk edilmiş bu kalp,aşkı Indre bölgesindeki vadide bulacaktı.Hayatını değiştirecek aşkı.Istırapla dolu bir geçmişiniz olsaydı siz ne yapardınız?

◇ Bir diğer karakter ise Henriette.Nam-ı diğer Vadinin Zambağı...Felix'in gözbebeği,Mösyö Mortsauf'un eşi,Jacques ve Madeleine'in annesi.Vadiyi erdemiyle dolduran narin bir çiçek Madam Henriette.Felix'in gözüyle anlatılan bu kadına hayran olmamak imkansız.Aşk,hiç kimseyi "o"ndan güzel kılamıyor.Vadinin Zambağı Henriette,duyguları ve değerleri arasında seçim yapmaya mahkum.Beraber mutsuz olduğu eşi mi yoksa kalben bağlı olduğu Felix mi? Duygularına söz geçiremeyen ama yuvasına ihanet etmeyi düşünmeyen bu kadın ve çocukluğundan beri terk edilmeye mahkum Felix'in hikayesine bir göz atmak,seçimlerine ortak olmaya ne derdiniz? O zaman Madam de Mortsauf ile tutku arasında,Indre bölgesinin bir vadisinde patlak veren ve kimsenin bilmediği savaşın hikayesiyle tanışın.

◇ Günümüzdeki çoğu aşklar o kadar bayağı ve sıradan ki.Gönül eğlendirmenin,yüz güzelliğine vurulmanın,ufak bir hoşlantının,sadece tensel çekim hissetmenin adı aşık olmak olmuş.(Aşk her türlü yaşanır orası ayrı ama bu saydıklarımı yapıp çok aşığım triplerine girilmemeli bence.)

◇ Büyük aşkların çoğu geride kaldı şimdi.En güzel aşk,bence uğruna fedakarlık yapılan aşktır.Her türlü zorluğa göğüs germektir,sadakattir.İki kalbin sıcacık duygularla birbirine bağlanmasıdır.

◇ Bir kadın düşünün...Soylu bir kadın,nikahlı bir kadın ve çocuklu bir kadın.Ve ona umutsuzca bir aşk beslediğinizi düşünün.O kadın ruhunun aynası,yaşamının bir parçasıdır artık.Senin gözünde eşi benzeri bulunmaz bir kadındır.Çocuğu senin çocuğundur,evi senin evindir,eli senin elindir,acısı senin acındır.Diyor ki Felix : "Notaların bir flütün içinde ayrılması gibi,onun ruhunun nefesi de hecelere dağıtılıyordu."

◇ İçerdiği yoğun romantizm,ayrıntılı mekan betimlemeleri,güçlü anlatım ve özgün karakterlere sahip güzel bir roman.Kitabın ilk yarısını tebessüm ederek ve Felix'in karşılıksız aşkına tanıklık ederek okuyorsunuz.Orta yarılarda da Felix'in Paris'e gitmesini okuyoruz,Madam Mortsauf ile biraz daha samimi olmaların okuyoruz.Leydi Dudley de kitabın içine girince olaylar sarpa sarıyor ve gidişat değişiyor.(Tabi ben de Felix'e kafa göz dalmak istiyorum.)

◇ Son kısmında da yüreğinizde bir acı hissediyorsunuz ve boşluktaymış gibi oluyorsunuz.Öfkeleniyorsunuz,karakterlere kızıyorsunuz ve burukluk hissediyorsunuz.Henriette'in son mektubunda yüreğim acıdı ve gözlerim doldu.Son kısımlarında yüreğimin burkulduğu ve "Keşke sonu farklı bitseydi," diye içimden geçirdiğim,etkileyici bir sondu.

◇ Vadideki Zambak,güçlü etkiler yaratacak bir aşk kitabı olmuş.Yazarın kitaba büyük bir emek sarf ettiği belli.Betimlemeler mekanı gözünüzün önünde canlandırmanıza yetecek kadar kuvvetli,her cümle ilmek ilmek işlenmiş ve özenle yazılmış.Altını çizeceğiniz pek çok anlamlı cümle var.Kitabın gidişatına kapılıyorsunuz.Sözcükler,cümlelere dönüşüyor.Cümleler,paragraflara.Paragraflar,sayfalara.Okunması zor,idrak edilmesi zor,uzun cümleleri anlamaya çalışmak zor,yoğun betimlemelerle dolu satırları okumak zordur biliyorum.Lakin...

◇ Saf bir aşkla donatılmış bu roman güçlü bir etki bırakıyor.Aşkı sorgulatıyor.Size 1800'lü dönemlerden pek çok esinti sunuyor.Kendinizi soylu bir ailenin bir dostu olarak vadide buluyorsunuz.Bir şatodasınız.Karakterlerle gülüp ağlıyorsunuz.İçinizi bunaltan gereksiz detaylar olsa da Vadideki Zambak,aşk duygusunun mükemmel etkisini bir kez daha vurguluyor.(Tabi Felix'in "Sana Tanrı'dan daha fazla tapıyorum." cümlesi yanlış.Bir kadına çok aşık olabilirsin ama bu cümle kurulamaz bence,abartı olmuş.)

◇ 19.yüzyıla yolculuk etmek ve kendinizi gösterişli şatonun vadisinde bulmak istiyorsanız,öfke,neşe,burukluk,heyecan gibi pek çok duyguyu duyumsamak istiyorsanız...En önemlisi aşkın anlamını bir kez daha sorgulamak istiyorsanız bu eseri tercih edebilirsiniz.Kirlenmiş aşklar olan medya,magazin ve gösteriş aşklarından uzaklaşıp 1800'lü yıllardaki sıcak ve çalkantılı bir aşk hikayesinin ortasında bulmak isteyenler için bu yapıt güzel bir seçim olacaktır.Herkese keyifli okumalar ve bol huzurlu günler.

KISA BİR DEĞERLENDİRME

~Konu ve kurgunun güzelliği :
Konu aslında yaratıcı sayılmaz.Pek çok insanın aklına gelebilecek bir konu.Ama Balzac,kendine özgü diliyle kitaba yön veriyor.İşleyiş yavaş olsa da kitap kendini merak ettiriyor.

~Akıcılık ve sürükleyicilik :
Henriette ve Felix'in arasında neler yaşanacağını merak ettiğim için hızlı okumaya çalıştım ama neticesinde çok betimleme ve anlamı güçlendirmek için kullanılan kelimeler okumayı yavaşlattı.Yıldırım hızıyla okunmasa da,aşırı sıkıcı bir kitap değil.Ağır ilerlediği de bir gerçek tabi.

~Karakterler :
Henriette'in zarafetini çok sevdim,naifliğini ve kişiliğini de öyle.Çocukları uğruna sevmediği bir adamın çilesini çekmeyi göze almış bir karakter.Felix'i de çok sevdim ama Henriette'e ettiği ihanet kabul edilemezdi.Leydi Dudley'den ilik ilik nefret ettim.Ama genel olarak sevilesi karakterler vardı.Ve Aşk ve Gurur'da olduğu gibi karakter kalabalığı yoktu.

~Çeviri :
Çevirmen Meriç Selvi,kitabı günümüz diline uygun olarak çevirmiş.Bilmediğim bir kelimeye neredeyse rastlamadım.Çeviri yeterince anlaşılır.Bence çok güzel bir çeviriydi,kitabın özünü de bozmamış.Selvi'ye kocaman bir alkış!

~Baskı :
Martı Yayınları'nın baskılarına bayıldığım gibi bu kitabın baskısı da çok özenliydi.Üstelik böyle bir baskıyı dört liraya almak da ayrı bir mutluluk oldu benim için.Tam metin olması da çok güzel.Sadece gözüme bazı yazım yanlışları çarptı.

~Kapak tasarımı :
Kapak görseli olsun,süslemeleri olsun çok güzel.Kapaktaki kadın tam zihnimdeki Henriette'i yansıtmış.Kırmızı renk,kitaba çok yakışmış.Ben kapağı çok sevdim.

~Orijinal İsim :
Kitabın Fransızca adı Le Lys Dans la Valleé.İngilizce adı da The Lily of The Valley.Her iki isim de Vadideki Zambak'ı karşılıyor.Yani isim de orijinaline uygun.

~Son :
Sonunu Henriette'in yazdığı ve Natalie'nin yazdığı mektuplar dışında pek beğenmedim.Kitaba yaraşan son kesinlikle böyle değildi.
:((

~Genel Düşüncem : Bayılarak olmasa da severek okuduğum bir roman oldu.
Balzac'ın en tanınmış ve en sevilen eserlerinden biri. İmkansız bir aşkı, temiz ruhları ve saflığı konu alan bir roman. Girişi oldukça acıklı olsa da (okurken çok üzülmüştüm), ilerleyen bölümlerde aşkın derinliklerinde yüzüyor ve umut ile umutsuzluk arasında hikayenin sonunu merakla bekliyorsunuz.

"Her acının öğrettiği bir şey vardır, onca acı çektiğim için bilgim derindir."

Kitaptaki karakterler hem güçlü hem de özgünler. Gerçek aşk ve sevgiyi irdeliyor ve saf sevginin ne olduğunu düşünmeye başlıyorsunuz. Her karakter sevginin başka bir biçimini temsil ediyor, hepsi hayatın içinden hepsi olağan, bununla birlikte hepsi kusurlu.

Ben kitabı yaklaşık iki haftada okudum, zaman bulup başına hiç geçemediğim günler oldu, bu da kitapla arama girdi ne yazık ki. İstediğim etki bende tam anlamı ile uyanmadı, daha kısa bir sürede okusam daha çok seveceğime eminim. Uzun betimlemeler bazen hikayeden kopmanıza sebep olsa da sevginin çeşitli hallerini okumak ve inceleme fırsatı bulmak hoşuma gitti. Vadideki Zambak'ı ne kadar sevsem de Goriot Baba hala favorim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vadideki Zambak
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053328582
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Le Lys Dans la Vallée
Çeviri:
Volkan Yalçıntoklu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Taşra Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Vadideki
Zambak 1836 yılında yayımlandı. Roman, gençlikten yetişkinliğe uzanan yolu, evli bir kadına duyduğu aşkla
kateden Felix’in hikâyesini anlatıyor.

Kitabı okuyanlar 5.131 okur

  • Ayşegül Yeni
  • Aysel şahin
  • Ece Akbayram
  • Kübra küçük
  • e
  • SULE SARPKAYA
  • Gizem BOLAT
  • Ayşenur
  • Aziru
  • Adem Sansar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.2
14-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%24.7
25-34 Yaş
%27.6
35-44 Yaş
%20.1
45-54 Yaş
%7.2
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%68.6
Erkek
%31.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.8 (263)
9
%15.8 (182)
8
%24.5 (282)
7
%17 (196)
6
%11.2 (129)
5
%4.5 (52)
4
%1.7 (20)
3
%0.6 (7)
2
%0.9 (10)
1
%0.9 (10)

Kitabın sıralamaları