Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 15:01
Selamlar efenim! İnceleme biraz uzun olabilir ama anlatacaklarım önemli :) İşçi haklarını zaten biliyoruz, kitabı da anlatma sürpriz olsun ,başımızı şişirme derseniz . Buyurun, çıkışlar sağda :) Okumak isteyenler, girişler SOLDA efendim!!️️ Maksim Gorki'nin Ana (1906) adlı romanı, Rus edebiyatının ve sosyalist gerçekçiliğin önemli eserlerinden biridir. Kitap, devrim öncesi Rusya’daki işçi sınıfının yaşamını ve devrimci hareketin doğuşunu konu alır. Gorki, bu romanı Önce bir dergide bölüm bölüm yayımlanmış. Sonra yetkililer okumuş, kaşlar çatılmış, “bu ne anlatıyor böyle?” deyip yasaklamışlar. Çünkü bu romanın içinde sadece hikâye değil, fazlasıyla gerçek var. "Ana" - Kapitalizme karşı sessiz ama kararlı bir direniş (Ve anneler, aslında çok şey biliyor). Maksim Gorki’nin Ana adlı romanı, sadece devrimci bir anlatı değil; aynı zamanda kapitalizme ve sisteme karşı bir kadının yükselişi. Pelageya, her ne kadar ilk başta sıradan bir taşra annesi gibi görünse de, oğlunun devrimci faaliyetlerine tanık oldukça birdenbire sistemin çarklarını anlamaya başlar. Hani biz de hep “Annem anlamaz, işleri bilmez” deriz ya, işte Pelageya, “Anladım, o zaman ben de bu işin içinde varım!” diyerek devrime atılıyor. Yani anlayacağınız, bu romanda “Annene söyle devrim yapsın” düzeyindeyiz. Kapitalizmin günlük yaşamımıza hâkim olduğu şu dönemde, Pelageya’nın değişimi bir tür uyanış gibidir. Bir gün oğlunun gizli toplantılarından şüphelenirken, ertesi gün onu desteklemeye karar verir. Kapitalist düzenin baskılarına karşı verdiği savaş, aslında işçi sınıfının sistemin yükünü omuzlarında taşımasına ve buna karşı durmasına dair güçlü bir simgeye dönüşür. Ve evet, oğlunun devrimci mücadelesine katılmak, bir annenin de hayatını değiştirebilir. (Şimdilerde anneler oğullarına TikTok videolarını
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
Ana - Gorki (Kütüphanemin en başındaki Kitap)
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2023 34. kitabı
Bu kitabı üniversitenin ilk senesinde okumuştum. Ufkumu açan, düşüncelerime, hayata bakış açıma temel oluşturan bir kitap. Çalıştığım yerde yönetici olmama rağmen hak arayanlara her zaman sempati duymama neden olan kitap. Beni derinden etkileyen ve kitabın başından sonuna kadar unutulmaz bir duygu seli yaşatan bir kitap oldu. O yüzden de bu kitabı okumak tüm insanlar için elzem olmalı..... Bir insan ya da insan toplulukları eğer haklarını aramıyorlarsa o insanlar veya ülke kaybetmeye mahkumdur. Çalışmanım karşılığı ücrettir eğer ücretler yeterli değilse yasal çerçevede bu hak aranmalıdır. bu hak arama sadece ücretle de sınırlı olmamalı her alanda bu yapılabilmelidir. Bende ki bu düşünceye ilk sebep olan kitaptır... Kitaba gelecek olursak ''Ana'' kitabının konusu Palageya(Ana) adındaki kendine güveni olmayan, sürekli itilip kakılan, sarhoş kocasından dayak yiyen bir kadının mevcut şartlar değişince oğlunun(Pavel) davasını ölümüne savunan bir annenin mücadelesini anlatıyor bu kitap. Pavel işçi haklarının olmadığı bir fabrikada çalışır, çalışma şartları nedeniyle işçi haklarına olan ilgisi daha da artar. Okuduğu yasaklı kitaplar ile artık baş kaldırması gerektiğini düşünür ve işçi haklarını anlatan gösteriler yapar. Bunun üzerine tutuklanır. Annesi artık oğlu adına mücadele etmeye başlar, bildirileri herkese yayarak insanların bilinçlenmesini sağlar. Özellikle oğlu hapisteyken Ana'nın yürütmüş olduğu hak arama mücadelesi gerçekten insanın içine işliyor. Bir anda kendisi halk kahramanı olur fakat bunun da bedeli sürgün olur. Son olarak her şeyin anlatıldığı bir bildiriyi Moskova’ya gidip dağıtmayı düşünür ama trende yakalanır. Her ne kadar trendekiler onu korumaya çalışsa da jandarma kadını döverek öldürür. Hala bu nadide eseri okumamış arkadaşlar varsa şiddetle
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
8/10
·416 syf.··
2025 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 22:56
Bu roman, tam anlamıyla devrim kokuyor! Maksim Gorki, “Ana”da Rusya’daki işçi sınıfının zorluklarını ve devrimci mücadelesini anlatıyor. Ama öyle kuru kuruya bir siyaset kitabı gibi düşünme. Hikâyenin merkezinde bir anne var: Pelageya. Başlarda sıradan, korkak bir kadın. Oğlunun devrimci hareketlere katıldığını görünce önce korkuyor, sonra anlamaya başlıyor ve sonunda oğlunun mücadelesini sahipleniyor. Oğlu Pavel, işçi sınıfının hakkını savunan, adalet arayan genç bir devrimci. Başta annesi onun bu işlere karışmasından korksa da zamanla Pavel’in ne için savaştığını anlıyor ve aslında onun mücadelesiyle gurur duymaya başlıyor. Öyle ki, Pavel hapse düşünce bile onun ideallerini devam ettiriyor. Pelageya’nın bu değişimi, romanın en vurucu yanlarından biri. Gorki, onun korkaklıktan cesarete, bilgisizlikten bilinçlenmeye geçişini öyle güzel anlatmış ki okurken bu değişimi sen de hissediyorsun. Yan karakterler de harika işlenmiş. Pavel’in arkadaşları Andrey ve Natasha, onun bu mücadelesinde hep yanında. Onlar da genç, idealist ve inandıkları şey uğruna her riski göze alıyorlar. Gorki’nin dili çok etkileyici ama aynı zamanda sade ve anlaşılır. Her sayfada işçilerin yaşadığı haksızlıkları ve onların uyanışını hissediyorsun. Kitap, sadece bir devrim hikâyesi değil; aynı zamanda bir annenin evladını anlaması, ona destek vermesi ve kendi kimliğini bulmasının hikâyesi. Bu kitabı okurken hem duygulanıp hem de düşündüğünü fark edeceksin. Pelageya’nın gözünden dünyayı görmek, onun cesaretini hissetmek gerçekten etkileyici. Eğer güçlü karakterleri ve toplumsal değişimleri okumayı seviyorsan, “Ana” kesinlikle kaçırmaman gereken bir roman!
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
Bu kitap, bir ideolojinin değil, insan onurunun romanıdır
Puan vermedi·416 syf.·
2025 1250. kitabı
Bir annenin uyanış hikâyesidir ama aslında bir halkın uyanışıdır. Fabrika dumanlarının içinde, sefaletin ortasında ezilen insanın bilince varışını, korkunun yerini umudun alışını anlatır. Gorki, bireyin kaderinin toplumun kaderinden ayrı olamayacağını, bir annenin oğlunu değil, insanlığı kucakladığı noktada gerçek devrimin başladığını gösterir. Gorki’nin dili yalın ; çünkü o, halkın diliyle konuşuyor. Sokağın sesini, fabrika kapısındaki yorgun bakışları, köyden kente sürüklenen insanların iç çekişlerini sayfalara taşıyor. Bu yönüyle roman, edebi bir eser olmanın ötesinde, bir çağrıdır: “Uyanın, kendi gücünüzü tanıyın.” Bugün hâlâ Ana’yı okurken, Pelageya’nın gözyaşlarında sadece Rusya’nın değil, tüm ezilenlerin hikâyesini görürüz. Bu kitap alın terinin ve vicdanın destanı!
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 29. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2024 02:14
İncelememe başka bir kitaptan alıntıyla başlamak istiyorum: "Kafeste doğan kuşlar uçmayı hastalık sanırlar." Kafeste doğmuş olan ve başına gelen her şeyi kaderi olarak kabullenen, sarhoş, işçi bir kocanın dayak yiyen karısı olarak yaşayan bir ananın üzerinden anlatılan sınıf mücadelesinin en güzel eserlerinden biriydi Palageya'nın yani Ana'nın bu hikayesi. İçerisinde bu konular hakkında daha önce hiç düşünmemiş olanın dahi gerçek ve güzellik tarafından nasıl adım adım doğru olana ve iyiye yöneltilebildiğini, haklı olanın kendisini her koşulda ve her eğitim durumunda anlatabildiğini gösteren çok güzel bir fedakârlık ve değişim öyküsüydü. Hislerden hislere savrulan, çocuğu için endişelenen bir Ana'dan haklı olan tarafta olduğu için çocuğu Sibirya'ya sürüldüğünde dahi gururlanan bir kadına dönüşümü o kadar erkileyiciydi ki..Palageya ve Pavel gerçekten bir gün çocuğum olursa olmak istediğim ana oğul modeli... Eğer ekonomi sistemlerine ve siyasete ilgi duyuyorsanız bu kitabı kesinlikle okumalısınız gerçekten bu kitap bir başyapıt.
Kitap Alıntısı
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2017 14. kitabı
Bir yanda 1917 Rus devrimi öncesi yazılan bir kitap, diğer tarafta 2017'de yaşanan gerçekler. İki farklı ülke ve yaşanan ortak insalık sorunları. Anlatacaklarım için eserle ne alakası var demeyin. Kitabı okuduğunuz zaman parmak bastığım yarayı göreceksiniz. Yani ben öyle umut ediyorum. Flaubert, hissederek yazmak için Emma'nın arseniğinden içmişti. Bense Ana'yı hissetmek için tam da Sibirya soğuklarının yaşandığı bir ocak ayında fabrikaya işçi olarak girdim. (tam bir delilikti.)Anlayacağınız kitabı okumakla kalmayıp yaşadım satır satır... Elmek kavgası, yaşam mücadelesi, alın teri, insanca yaşama isteği, özgürlüğe susamış insanlar ve iliklerime kadar hissettiğim soğuk... Pelageya'yı Pavel'i Nataşa'yı ve insanca yaşama mücadelesi verenleri anlamam için birkaç gün yetti de taştı aslında ama bir ay katlandım. Her an Pavel'in hazırladığı bildirilerden biri cebime sokuşturulacakmış ya da yemek dağıtılırken kirli yamalı elbisesiyle Ana, kulağıma yoldaşların toplanacağı yeri fısıldayacakmış gibiydi. Bembeyaz kara sinmiş fabrika dumanını ezerken gözlerim duvarları taradı ufacık bir iz aradım. Boştu. Burada herkes kaderini kabullenmişti. Kulağımda hâlâ devam eder yoldaşların hak ve özgürlük şarkıları... Doymak bilmeyen sürekli homurdanan makinelerin dişleri arasında öğütülen ömürlerin çığlıkları... Ciğerlerine sinen pis koku, çelikten sert soğuk, titreyişler, yorgunluktan yerlerde sürünen bedenler, uykuya hasret halkalı gözaltları... Bitmeyen ama durmayan da zaman... Lapa lapa kar yağıyor ve kapısı olmayan bir yerde sırılsıklam tere batarak çalışıyorduk. Tam iki ay boyunca atlatamadım yakalandığım hastalığı. Birde işçilerimizin can güvenliği bizim için çok önemli gibi baba laflar ettiler girişimde. Laf laf laf... Evet, sadece canımız sağdı... Çay içerek bile ısınmaya
Sağlık
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
8/10
·416 syf.··
2023 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2023 16:14
·
"Yeniden dirilen ruh öldürülemez" s.s430 Çarlık Rusya çadırının çatırdadığı bir dönemde yaşayan ve ortalamanın altında bir hayat süren Pelageya (ana) ve oğlunun düşünsel değişiminden bahseden bu kitapta zorba rejimin , kilisenin ve beyaz adamın(!) menfaati uğruna halkın her yönden sömürülmesiyle beraber az biraz mürekkep yalamış insanların sosyalizm düşüncesine doğru evrilmesi ve bu düşüncenin bir nebze de olsa toplumda karşılık bulması ile başlar kıyımlar, sürgünler, Sibirya'lar. "Neden dünyada her şey bol, ama ben açım?" S.s 265 . Evet haksızlığa karşı dipten gelen bir devrimi ana-oğul ekseriyetinde anlatıldığı Gorki'nin bu kitabını fazlasıyla beğendiğimi itiraf etmek isterim. Aklıma Charles Dickens 'ın İki Şehrin Hikâyesi kitabı geldi. Hoş tüm devrimlerin amaçları farklı olsa da ayak sesleri aynı değil midir? "Düşünceler vardır, ama birbirlerine bağlı değildirler, çobansız koyunlar gibi dolaşır dururlar kafalarda." S.s 339 İşte bu kafalarda dolaşan çobansız düşüncelerin derlenip toparlanması sürecinde; anneyi (Pelageya'yı) nereye koyacağımı daha doğrusu nasıl tanımlayacağımı bilemedim. Bizim bildiğimiz sözüm ona korumacı anneliğin çok ötesinde inandığı dava uğruna oğluna "git" diyebilen bir anneden bahsediyoruz sonuçta. Hayattaki tek varlığı olan oğlu (Pavel) için girdiği bu yeni dünya onun ruhunun derinliklerindeki hiç tanımadığı bir diğer yanını , gözler önüne sermekte. "Kentlerde, Tanrı'ya hiç de gerekli olmayan altınlarla, gümüşlerle dolu tapınaklar vardı, oysa bu tapınakların önünde yoksul insanlar, ellerine ne zaman bir bakır para bırakılacağını beklerken titriyorlardı." Olay akışının gayet sade ve anlaşılır bir biçimde verildiği bu kitapta sayfaların canını okuyacağınız bir serüven dilerim. İyi okumalar
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
Not: Bu kitap 1906 yılında yazılmıştır.
Puan vermedi·416 syf.··
2023 56. kitabı
''Ana'' kitabı; 1905 Rus Devrimi öncesi, Rus işçi sınıfının sefaletini anlatmaktadır. Hikayemizde öfkeli, küfürbaz bir fabrika işçisi olan Mihail Vlasov incebağırsak fıtığından vefat eder. Vlasov fabrikada hayvanlar gibi çalıştırıldıktan sonra eve geldiğinde eşine şiddet uygulayan yüzlerce işçiden biridir. Rus işçisi fakir, bezgin, öfkeli, saldırgan ve cahildir. Vefat eden Vlasov'un oğlu Pavel artık evin yeni erkeği olmuştur. Annesinin ondan beklediği fabrikaya girip birkaç kapik kazanmak olsa da Vlasov ondan bekleneni yapmaz. Gel zaman git zaman kendisi gibi gençleri evine getirmeye başlar. Farklı ekonomik sınıflara, farklı ırklara mensup bu gençlerin toplantıları Vlasov'un ''Ana'' sının pek hoşuna gitmese de sonradan gençler ve Ana kaynaşırlar. Okuma yazma bilmeyen Ana gençlerin sohbetlerine kulak kabarttıkça onların Sosyalist olduklarını öğrenir. Sosyalist gençlerin en gözde ismi kuşkusuz Pavel'dir. Birçok baskılı propaganda aracını fabrika işçilerine, köylülere, halka dağıtırlar. Elbette bilinçlenen halktan rahatsız olan Çarlık Hükümeti bu gençleri birer birer hapse tıkmaya başlar. Propagandaları sekteye uğrayan Sosyalist hareketin imdadına ise Ana yetişir. Ana yalnızca Pavel'in değil, bütün sosyalist gençlerin anası haline gelir. Yaşından ötürü dikkat çekmemesi ve üstün merhametiyle birçok bildiri ve gazeteyi gereken fabrika ve köylere ulaştırma görevlerini üstlenir. Gençler onu ne kadar göz önünde tutmak istemezse o daha da çok inisiyatif alır ve gençlere: ''Bana acıyorsunuz ama kendinize acımıyorsunuz.'' der. Halka göre sosyalistler, bir grup yoldan çıkmış üniversite öğrencisidir. Dinsiz, kitapsız, Çar karşıtı, terörist... Çar'a karşı oldukları doğrudur ve bunu mahkeme salonu da dahil, hiçbir yerde gizlemezler. Ama hareketin baş aktörlerinden Vlasov bir
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 65. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2024 18:38
1905 Rus Devrimi öncesi Rusya’da ki sosyalizme, işçi sınıfı ve köylüyü bilinçlendirmek adına bu yola gönül vermiş bir grup gencin hikayesi anlatılıyor. Kitaba ismini veren Ana grup lideri Pavel’in annesi Polegeya’dır. Oğlunun inandıklarının peşinden giden, bu yolda hayatını değiştirmeyi göze alan yaşlı bir kadın. Kitapta arkadaşlık, direniş, özgürlük hepsi var. Klasik okumayı sevenlere tavsiye ederim. #k:827. Maksim Gorki
1000Kitap
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma
10/10
·416 syf.··
2019 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 19:35
İçim acıdı okurken, çünkü onca zamandan bu zaman hiç birşey aslında değişmemiş. Sadece modenleşmiş bir sömürge var şimdiki hayatlarımızda. Sanırım tek fark sigortamız var. O da ömrümüzün nerede ise yarısı gidince aldığımız para. Bu düzen anladım ki yüz yıllar geçsede değişmeyecek. Hep halkı sömüren birileri olacak. İşte canımı acıtan tam da bu oldu...
AnaMaksim Gorki · Evrensel Basım Yayın · 201634,3bin okunma

Yazar Hakkında

Maksim GorkiYazar · 96 kitap
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir. 1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı. Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti. Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur. 1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır. Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar. Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır. 1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.