Bir annenin uyanış hikâyesidir ama aslında bir halkın uyanışıdır.
Fabrika dumanlarının içinde, sefaletin ortasında ezilen insanın bilince varışını, korkunun yerini umudun alışını anlatır.
Gorki, bireyin kaderinin toplumun kaderinden ayrı olamayacağını, bir annenin oğlunu değil, insanlığı kucakladığı noktada gerçek devrimin başladığını gösterir.
Gorki’nin dili yalın ; çünkü o, halkın diliyle konuşuyor. Sokağın sesini, fabrika kapısındaki yorgun bakışları, köyden kente sürüklenen insanların iç çekişlerini sayfalara taşıyor.
Bu yönüyle roman, edebi bir eser olmanın ötesinde, bir çağrıdır: “Uyanın, kendi gücünüzü tanıyın.”
Bugün hâlâ Ana’yı okurken, Pelageya’nın gözyaşlarında sadece Rusya’nın değil, tüm ezilenlerin hikâyesini görürüz.
Bu kitap alın terinin ve vicdanın destanı!