Madame Bovary

7,6/10  (289 Oy) · 
1.584 okunma  · 
193 beğeni  · 
8.851 gösterim
Gustave Flaubert (1821-1880): İlk romanı Madame Bovary 1856 yılının son aylarında tefrika edildi, 1857’de yayımlandı. Kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yarattı. Flaubert ilk romanından, insanın bilmeyle olan derin mücadelesini konu alan, ancak tamamlayamadığı son romanı Bouvard ile Pécuchet’ye kadar her eserinde farklı yollar deneyen 19. yüzyılın en yenilikçi yazarlarından biri oldu.

Nurullah Ataç (1898-1957): Hasan Âli Yücel’in kurduğu Tercüme Bürosu’nun başkanı olmanın yanısıra, gerek çevirileri gerekse denemeleriyle Türkçeyi baştan aşağıya yenileyen bir edebiyat ve dil ustasıydı.

Sabri Esat Siyavuşgil (1907-1968): Yedi Meşaleciler şairlerinden biri olmanın yanısıra, Karagöz üstüne incelemeleri de olan bir psikoloji hocası ve Cyrano de Bergerac’tan Değirmenimden Mektuplar’a dilimizin önde gelen Fransızca çevirmenlerindendi.
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2013
  • Sayfa Sayısı:
    385
  • ISBN:
    9789754588323
  • Orijinal Adı:
    Madame Bovary
  • Çeviri:
    Nurullah Ataç, Sabri Esat Siyavuşgil
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mahmut Çayır 
 18 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

160 yıl önce yazılmış olan eser, yayımlandıktan sonra şiddetli eleştirilere maruz kalmış, hatta dava bile açılmış. Dava tutanaklarına ve Flaubert’in “çok etkili olduğu söylenen” savunmasına ulaşamadığım için bilgi veremiyorum. Lakin bu durum konuşmayacağım anlamı taşımıyor.

Charles’a soruyorum; Aşk, körü körüne sevmek midir? Gözü kapalı güvenmek ya da hiç şüphelenmemek midir? Sadece severek ilgisiz bırakmak mıdır? Ya da her hatasına göz yumup affetmek midir?

Emma’ya soruyorum; Aşk, makam mevki sahibi biri ile mi yaşanır sadece? Birisinin sevgisini elde ettikten sonra başkalarınınkinin peşinde koşmak mıdır? Nabzı arttıran her şeyin peşinden gitmek midir? Ya da değeri, kaybedildikten sonra anlaşılan mıdır?

Ahlaksızlıkla suçlayan kesime soruyorum; kağıda dökülenler yaşanmış olmak ya da yaşanmak zorunda mıdır?

Ademoğluna soruyorum; kınadığını yaşamadan göçen oldu mu hiç? Şu sıralar E. L. James'in “50 Tonu” serisi ile ilgili kınamalara çok sık rastlıyorum. İleride o kınadıklarınızı yaparken aklınıza gelecek mi şimdiki anlarınız? Kınama ademoğlu kınama, çünkü kınarsan en çok kendine zarar verirsin.

Günümüzde Emma (bovarizm bir hastalıktır ve hastalık cinsiyet ayrımı gözetmez, Emma’yı bir kadın olarak düşünmemelisiniz, ki yargıcın; "kim bu namus düşmanı Bovary?” sorusuna yazarın verdiği “benim” cevabı da bunu gösterir) ile karşılaşmak için çok gezmenize gerek yok, nüfusu da giderek çoğalıyor gibi. Benzer durumlarla karşılaşıp hayatı kendisine ya da çevresindekilere zehir ederek sürekli “neden?” diye soranlar; cevabı Flaubert 160 yıl önce vermiş, tabi anlayana…

Duygu Kr 
11 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Saflık derecesinde iyi kalpli, hiçbir şeyden şüphelenmeden karısına gözü kapalı inanan bir doktor olan Charles Bovary ve daha iyi yaşayabilmek adına yapamayacağı hiçbir şey olmayan lüks tutkunu karısı Emma'nın hayatın monotonluğundan kurtulmak için çevirdiği entrikaların ve yaşadığı yasak aşkların hikayesi. Madam Bovary, yazıldığı dönemde bir çok eleştiri almış, müstehcenlikle suçlanmış, öyle ki Flaubert kitabının tümünü yayımlatabilmek için mahkemeye bile başvurmak zorunda kalmış. Okurken biraz zorlandım, uzun betimlemeler kimi zaman yorucu geldi ama gerçek bir başyapıt okuduğum için memnunum.

Emre Dinç 
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'yu yazarken bu kitaptan esinlediği söylenir. Konunun genişliği ile alakalı her türlü eleştiriyi anlarım fakat bir kitabı betimlemeler yüzünden eleştirmek de nedir ? Aynı yaş pastanın içindeki kremadan şikayet etmek gibi. Siz Kahraman Tazeoğlu filan okumaya devam edin , ki ufkunuz inanılmaz ölçüde genişleyecektir , uzak durun klasiklerden.

Döngüsel 
25 Kas 2015 · Kitabı okudu · 12 günde · 7/10 puan

Madam Bovary yıllardır aklımda “sıkıcı” bir kitap olarak kalmış. Bu yüzden kütüphanemde yer kaplamasına, neredeyse her gün görmeme rağmen, hiçbir zaman oturup da okumayı düşünmedim. Bir yerde merak üstün geliyor. Öyle de olması gerekmiyor mu? Verilenin ötesini araştırmak, onu sorgulamak en doğal hakkımız değil midir? Kör olacak kadar iş işten geçmediyse hiçbir şey için geç değildir.

Evet, Madam Bovary için de fikrimi değiştiren bu merak duygusu oldu. İsmini sürekli duyduğum bir klasiği okumamak olmazdı. İyi de yapmışım.:)

Kitaba geçelim mi artık? Çok konuştum, girişi hep böyle uzatıp duruyorum. Direk konuya giremiyorum.

Madam Bovary, bilindiği gibi Flaubert’in en bilinen eseri, hatta kendi isminden bile daha çok bilinen eseri diyebiliriz. Madam Bovary önce gelir, Flabuert ise daha sonra. Diğer klasiklerde buna şahit olduğumu hatırlamıyorum.

Kitap 1857 yılında basıma girmiş. Flaubert, bu eseri yazdıktan sonra bir çok suçlamalarla karşı karşıya kalmış. Etkili olduğu söylenen savunması sayesinde hapse girmekten kurtulmuş.

Anlatım dilinin sıkıcılığından dem vuranların şikayetlerini, günümüz çok satan kitaplarındaki aceleyle olayların birbirine bağlanması şekline alışkın olmalarına bağlıyorum. Sırf bu yüzden acaba diyerek yaklaşıyorum artık yeni ve çok satan ibaresini gördüğüm kitaplara. Olaylar içinde boğulurken kişilerin psikolojisini anlayamayıp, hiçbir empati kuramadan kitap bitiyor. Bu tip yazarların, yarattıkları karakter ile okuyucu arasındaki empatiyi çok da umursadıklarını sanmıyorum. Anlık hoşlanmalarla bir an önce tüketip başka şeylere yönelinmesi onlar için bir şey ifade etmiyor olsa gerek.

Ooo çok başka yerlere daldım ben. Hemen dönelim. Kitaba ismini veren Madam Bovary olsa da asıl karakter Madam Bovary’nin gelini olan Emma’dır. Genç kızlığında okuduğu aşk romanlarının etkisinden sıyrılamayışı, hayalindeki mükemmel erkeğe, kusursuz aşka kavuşma çabaları Emma’yı ahlaksız sayılabilecek davranışlara iter. Kocası Charles’in, Emma’nın geçirdiği buhranlardan, dalgalanan ruh hallerinden hiç haberi yoktur. Hiç mi insan şüphelenmez anlamıyorum. Gerçi Emma öyle güzel idare etmiştir ki Charles’i, adamın gözü karısından şüphe etmek şöyle dursun, ona layık olmak için her şeyini feda etmeye hazır hale gelmiştir. Öyle ki, taşındıkları yöredeki düztaban bir genci ameliyat edip ünleneceğine bile inandırılır. Ameliyat felaketle sonuçlanır, gencin ayağı kangren olur. Emma başka erkeklerle gönül ilişkisini sürdürür, Charles uykudadır. Çok sonraları, Emma’nın uğradığı hayal kırıklıkları sonucu hastalanıp elindeki tek şeyin, yıllardır yanındaki kocası olduğunu anlamasıyla olaylar biraz açığa kavuşur. Charles gerçeği öğrenir öğrenmesine ama verdiği tepki inanılmazdır. Beklenen, intikam ateşiyle karısının sevgililerinden öç almasıdır ama bunu yapmaz. Gider onlardan biri ile içki içer. Bu kadar vurdumduymaz olmasına içerlemedim değil. Ölmüş bir kadının arkasından ne yapılabilir ki başka, hele ki onu tüm hayatı boyunca sevdiyse?

Olaylara çok fazla girmek istemedim, zira nette her yerde bulunabilir benzer içerikler. Ayrıca başta kısaca değindiğim sıkıcı anlatım tarzından hiç rahatsız olmadığımı da söylemem gerekiyor. Yazıldığı döneme göre düşünürsek, böylesine bir konuyu bu kadar açıklıkla ifade edebilmesine hayran kaldım. Evet, Emma bayağı diye tabir edebileceğimiz bir kadındır. Ne var ki çok daha kötülerine şahit olmaktayız. Bir erkeğin gözünden bir kadının iç dünyasının böylesine açıklıkla anlatılabilmiş olması, değerini bir kat daha artırıyor gözümde.

Seda Köktürk 
17 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi

Klasikleri okurken yapılan bir çok hatadan biri de kitapların yazıldığı dönemin şartlarını göz önünde bulundurulmadığını biraz tarih bilgisiyle bu tür kitaplardan daha çok haz alınacağına inanıyorum. Madam Bovary de 18. yüzyıl da tartışılması ve hatta konuşulması bile tabu olduğu bir dönemde, kadının, özellikle bir erkeğin kalemiyle yazılmış nadide kitaplardandır.Eğer tasfir ve uzun anlatımlardan hoşlanmıyorsanız,sıkıcı bulabilirsiniz. Ben Madam Bovary nin kadın ruhuna ve çektiği acılar ve karmaşalara dair yazılmış en güzel klasiklerden biri olduğunu düşünüyorum.

tülay abaza 
09 Şub 21:07 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gerçekten mükemmel bir başyapıt. Madame Bovary 19.yy. sonlarında Fransız hükumeti tarafından yasaklanmıştır. Gerekçe olarak toplumun ahlak anlayışını yerler altına aldığı öne sürülmüştür. Halk tarafından okunmasının sakıncalı olduğu gibi geçersiz bir bahane sunulmuştur. Realist bir yazar olan Flaubert uç noktalara değinmeden (cinsellik) kendi devrinin olaylarını ele almıştır. Okunması gereken bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum. İyi okumalar...

Merve 
09 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Flaubert kitaptaki Emma karakteri benim diyor evet belki de yazar kendini karakterle özleştirdiği için
bu kadar güzel bu kadar içten ve unutulmaz bir kitap. Keyifli okumalar.

Çağdaş BRAD 
03 Kas 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazıldığı dönem itibariyle dönem içinde bir kadının ihtiraslarını gözler önüne seren muhteşem bir eser. Okurken kendinizden de birşeyler bulacağınıza eminim. Bitmesini hiç istemedim. Son sayfayı okuduktan sonra uzun süre etkisinde kaldım. Klasik seven herkese tavsiye ederim.

feyza dilber 
14 Şub 17:18 · Kitabı okudu · 7 günde · 6/10 puan

Emma Bovary... Bambaşka umutlarla girdiği evlilik yolunda beklediklerini asla bulamayan bir kadın. Her geçen gün cehennemi yaşadığı evliliğinde yaşadığı buhranlara, psikolojik değişimlere tanıklık ediyorsunuz okurken. Kimi zaman mutluluğun doruklarında kimi zamansa umutsuzluğun dibinde buluyorsunuz kendinizi ve vicdanınızın sesi susmuyor. Bazen onun gibi düşünüyor bazen de tam karşısında dikiliveriyorsunuz.
Tüm bunların yanında olaylar satır aralarında geçiyor. Kitabın çok büyük bir bölümü betimlemelerle ilerliyor. Benim zor bitirdiğim bir kitap oldu, fakat etkisi uzun sürecek gibi. Klasik severlere önerilebilecek bir eser Madame Bovary.

Uğur Erdoğan 
31 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Betimlemelerin fazla yer kapladığı bir roman.Bir kadının penceresinden hikaye anlatılıyor.Emma bir doktor ile evlenmiş bir kadındır.Ancak gerçek aşkı bulamadığını düşünen birisidir.Bunun için yaşadığı hayattan memnun değildir.Emma'nın ihanetlerini,hayal kırıklıklarını,sevincini,hüznünü okuyacaksınız.
Bana göre Emma hayatta tam olarak ne istediğini bilmeyen kararsız bir kişilik.
Aşk romanlarını ve betimleme sevenlerin kaçırmaması gereken bir roman

4 /

Kitaptan 96 Alıntı

kitapları seven 
20 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir erkek , en azından özgürdür.
Tutkudan tutkuyla, ülkeden ülkeye dolaşabilir, engelleri aşabilier, en erişimez mutluluklara ulaşabilir.
Bir kadın ise hep yasaklara sınırlıdır. ..

Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 105)Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 105)

Gerçekten de akşamları rüzgar camlara vururken, lambayı yakıp elinde bir kitapla ocak başında oturmaktan daha güzel bir şey olur mu?

Madame Bovary, Gustave FlaubertMadame Bovary, Gustave Flaubert

Kadın
Alman kadın uçarı, Fransız kadın çapkın, İtalyan kadın tutkulu olurmuş.
Leon, " Ya zenci kadınlar?" diye sordu.
Homais, "O, bir sanatçı zevkidir." dedi.

Madame Bovary, Gustave FlaubertMadame Bovary, Gustave Flaubert
kitapları seven 
 20 Nis 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sonra yavaş yavaş, günler birbirini kovaladı.
Kıştan sonra bahar, bir yazın arkasından da bir sonbahar geçince, hepsi azar azar, parça parça akıp gitti.
Geçti gitti, uzaklaştı.
Bitti demek istiyorum.

Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 27)Madame Bovary, Gustave Flaubert (Sayfa 27)

Kitapla ilgili 5 Haber

Beyin Geliştiren On Kitap
Beyin Geliştiren On Kitap Edebiyatın tedavi edici, sağaltıcı bir işlevi olduğu varsayımına dayanan bir grup bilim insanı, roman okumanın insan beynini geliştiren bir etmen olduğunu kanıtladı.
İkinci Dilden Çeviri Sorunu ve Çeviri İlkeleri
İkinci Dilden Çeviri Sorunu ve Çeviri İlkeleri Türkçe olarak yayınlanmış kaç tane Suç ve Ceza baskısı var ve bunlardan kaç tanesi Rusça aslından tercüme? Peki Türkçe basılmış olan 38 madam Bovary çevirisinden kaç tanesi özgün çeviri? Klasikleri okuyoruz ama çeviri ve çevirinin ilkeleri üzerine üzerine bir okur olarak yeniden düşünmemiz gerekir.
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter
Sayfalar Arasından Zihinlere Temas Etmeyi Başaran 14 Kadın Karakter Edebiyat sahnesinin gizemli figürleri daima kadınlar olmuştur. Geçmişten günümüze ataerkil olan dünyanın hazineleri de, hep onların arasından çıkar. Zihne, yüreğe, fikre işleyen 14 müthiş kadın:
Klasikleri okurken
Klasikleri okurken Okuduğumuz bir klasiği, bugüne dek bize verilmiş okuma biçimlerinin dışına çıkıp nesnelliğimizi koruyabileceğimiz bir uzaklığa koyduktan sonra kendi öznelliğimizle devreyi bağlayarak okumak. Yapılacak olan bu.