Adı:
Madame Bovary
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
400
ISBN:
9789754588316
Orijinal adı:
Madame Bovary
Çeviri:
Nurullah Ataç - Sabri Esat Siyavuşgil
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Gustave Flaubert (1821-1880); 1857'de yayımlanan ve kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yaratan ilk romanı Madame Bovary'den insanın bilmeyle olan derin mücadelesine odaklanan ancak tamamlayamadığı son romanı Bouvard ile Pécuchet'ye her romanında farklı yollar deneyen 19. yüzyılın en yenilikçi klasiklerinden biridir.
1856'nın son aylarında tefrika edilen Madame Bovary ise, yayımlanışının 150. yılı arifesinde, Hasan Âli Yücel Klasikler dizisinde çeviri edebiyatımızın iki önemli ustasının çevirisiyle
yeniden yayımlanıyor.

Nurullah Ataç (1898-1957): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkanı olmanın yanısıra, gerek çevirileri gerekse denemeleriyle Türkçeyi baştan aşağıya yenileyen bir
edebiyat ve dil ustasıydı.
Öncelikle bu incelemeyi yazma sebebim,
Son zamanlarda gördüğüm incele yazılarında ki temel düşüce yanlışlarını düzeltme çabasıdır.  

Birçok kişi Madam Bovary i tutkularının esiri olmuş, istek ve arzularının peşinde koşan bir kadının nasıl felakete sürüklendiğinin işlendiği bir roman olarak görmektetir. Ama işin aslı öyle değil :) 

Öncelikle Madam Bovary in Gustave Flaubert tarafından kurgulandığını ve Madam Bovary diye birinin gerçekte yaşamadığını söylemek isterim. Madam Bovary o zaman ki çağın ihtiyaçlarından doğup Gustave Flaubert tarafından bazı gerçekleri usulunce ortaya çıkarmak için yazılmıştır. Bu gerçekler; 

Bilim ve nesnel bilgilerle  gelişmekte olan erkek egemen Avrupasına, Kadınlarında, erkekler gibi arzu ve istekleri olabileceğini, kadınlarında istek ve arzuları doğrultusunda hareket edebileceklerini göstermektedir. Fransız ihtilali sonrası gelişmekte olan insan haklarında, cesur kadın hakları savunucuları seslerini duyurmaya başlamış, Olympe de Gouges “Kadınların darağacına çıkma hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da olmalı.” demiştir. Toplumda bir paradigma değişimi gerekiyordu. Böyle bir değişim için Madam Bovary gibi bir roman gerekiyordu ve Gustave Flaubert onu yazarak bu eksikliği giderdi :) Madam Bovary ilk yayınlandığı dönem o kadar çok ilgi çekti ki bir erkeğin bir kadının duygularını nasıl oluyorda bu kadar iyi anlata bildiği tartışma konusu oldu ve bazı kişiler Gustave Flaubert e eşcinsel yakıştırmasında bulundu. (Basit insan her dönemde vardır)  :) 

Madam Bovary felsefi açıdan da dönemin realist ve nesnel akımlarına, bireysel dünyada öznelliğin ve duyguların insan yaşamına önemini anlatan bir eser olmuştur. 

Her ne kadar kitapı okuyanlar Madam Bovary in etik değerler dışına çıktığı için cezalandırıldığını düşünler bile, gerçek bu değildir. Madam Bovary tek bir örnektir ve kadın olduğu için yanlış değerlendirilmektedir. Madam Bovary gibi birçok erkek tutkuları ve isteklerine ulaşabilmek için felaketlere uğramış ve uğramaktadır. Bir erkeğin istek ve arzuları peşinde koşması herkesce normal karşılanır ve kolay kolay da bir romanın konusu olamaz. Sıradan bir erkeğin duygularına, bir kadının da sahip olabileceğini göstermek için yazılmış bir eser olan ve klasikler arasındaki yerini hak eden Madam Bovary i çok seviyor ve okunması için tavsiye ediyorum :)
İncelememe başlamadan önce beni bu kitapla ve bunun dışında harika kitaplarla tanıştıran, hediye eden, sitenin bana kazandırdığı en değerli arkadaşlarımdan biri olan https://1000kitap.com/Afaki/Duvar/ ‘e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Uzun zamandır inceleme yazmadığımı fark ettim. Genelde inceleme yazdığım kitaplar bende büyük etkiler bırakan, çok sevdiğim ve bir an önce duygularımı paylaşmak istediğim kitaplar oluyor. Madam Bovary de bunlardan biri oldu.

Yazıldığı dönemde toplumun ahlakını bozduğu öne sürülerek hükümet tarafından yasaklanmış ancak daha sonra tekrar basılmıştır. Halit Ziya, Tolstoy, Proust, Tanpınar ve daha bir çok önemli yazarı derinden etkilemiştir.

Öncelikle bu kitabın kocamaan bir duygu denizi olduğunu belirtmek istiyorum. Okuduğu şeylerden ders çıkarma yeteneği gelişmiş biri olarak kesinlikle bu kitap bana bir sürü duygu kazandırdı. Herkes Madam (Emma) Bovary’den nefretle söz ediyor ancak ben kitap boyunca ondan nefret etmek yerine onu anlamaya çalıştığım için kitabı tam anlamıyla sindirebildiğime inanıyorum. Madam (Emma) Bovary’e çoğu yerde kızmama rağmen her zaman yaptığı davranışın kökünü irdelemeye çalıştım. Sizde kitabı okurken bu şekilde davranırsanız kitabın ana konusunu daha iyi hissedip anlayabilirsiniz.

Kitaba başlamadan önce bana çok ağır bir kitap olduğu söylenmişti ve bitirdikten sonra ben de aynı kanaate vardım. Kitap gerçekten ağır bir kitap… Cümleler uzun, betimlemeler çok fazla. 430 sayfanın 300 sayfası rahat betimleme diyebilirim. Betimleme ağırlıklı kitaplardan hoşlanmayan biri olarak kitap benim için çok zor ilerledi ama konunun özü itibariyle severek okudum. (Nasıl garip bir ikilem değil mi ? :D )

Kitabın ana karakteri olan Emma Bovary, evliliğinden istediği mutluluğu ve hazzı alamıyor ve kendini büyük bir arayış içinde buluyor. Bu süreçte nasıl yıprandığına, nasıl bir insanın kendi kendini tükettiğine, tutkuların nasıl bizi esir ettiğine, mutlu ve hatta aşık olma isteğinin bizi nelere sürüklediğine şahit oluyorsunuz.

Kitap başlarda sizi sıkabilir ancak pes etmeyin. Bazı gerçekleri fark ettirebileceğini düşündüğüm bir kitap. Ben kah sıkılarak kah üzülerek kah şaşırarak ancak genel itibariyle severek okudum. Okumanızı öneririm.

Keyifli okumalar diliyorum.

Benzer kitaplar

  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.113 Oy)960 beğeni4.003 okunma840 alıntı27.265 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (634 Oy)656 beğeni2.587 okunma527 alıntı19.742 gösterim
  • Anna Karenina
    8.7/10 (853 Oy)878 beğeni3.398 okunma993 alıntı26.443 gösterim
  • Açlık
    8.4/10 (916 Oy)839 beğeni2.753 okunma470 alıntı30.256 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (1.345 Oy)1.200 beğeni4.176 okunma844 alıntı26.427 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.271 Oy)1.137 beğeni4.111 okunma790 alıntı24.772 gösterim
  • Diriliş
    8.6/10 (568 Oy)564 beğeni2.004 okunma409 alıntı14.253 gösterim
  • Budala
    8.4/10 (603 Oy)600 beğeni2.213 okunma738 alıntı19.790 gösterim
  • İnsancıklar
    8.2/10 (992 Oy)939 beğeni3.422 okunma1.075 alıntı21.128 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (999 Oy)1.024 beğeni3.940 okunma1.208 alıntı21.489 gösterim
Halit Ziya'nın Aşk-ı Memnu'yu yazarken bu kitaptan esinlediği söylenir. Konunun genişliği ile alakalı her türlü eleştiriyi anlarım fakat bir kitabı betimlemeler yüzünden eleştirmek de nedir ? Aynı yaş pastanın içindeki kremadan şikayet etmek gibi. Siz Kahraman Tazeoğlu filan okumaya devam edin , ki ufkunuz inanılmaz ölçüde genişleyecektir , uzak durun klasiklerden.
Zaman zaman uyuklayarak,esneyerek okumaya başladığım kitaptır kendileri.Betimlemeler önce kelime oldu,cümle oldu,paragraf oldu,bölüm oldu,bitmek bilmedi.Tam niyeti bozdum "Yeteer!" diye başımı duvarlara vurmak üzereyken kitap tüm tılsımını,güzelliğini bırakıverdi bir anda.İlk kez bir kitaptan özür dilemek zorunda kaldım.:)

Yazar,bilindiği üzere Natüralizm akımının öncüsüdür.Madame Bovary'nin şanı ise yazardan daha önde gitmekte.Zamanında hükümet tarafından toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklansa da temize çıkmıştır.

Konusu genel itibariyle;yaptığı evlilikte umduğu hayatı bulamayan Emma'nın kendince çırpınışlarınını anlatmakta.Gözü hep yükseklerde,gösterişli ve zengin bir yaşam sürmek ister.Aşkı dibine kadar yaşayabileceği birilerini arar.Bu arayışlar onun hayatında onarılmayacak sorunlara mâl olur.Sadece kendini de değil çocuğu ve onun bu ihtiraslarını bir türlü anlamayan kocası da bu ateşten nasibini alacaktır.

Bu eseri okumakta fayda var.Belki başlarda biraz sıksa da sonunda hayatınız boyunca unutamayacağınız bir hikayeye tanık olmuş olacaksınız.
Madam Bovary yıllardır aklımda “sıkıcı” bir kitap olarak kalmış. Bu yüzden kütüphanemde yer kaplamasına, neredeyse her gün görmeme rağmen, hiçbir zaman oturup da okumayı düşünmedim. Bir yerde merak üstün geliyor. Öyle de olması gerekmiyor mu? Verilenin ötesini araştırmak, onu sorgulamak en doğal hakkımız değil midir? Kör olacak kadar iş işten geçmediyse hiçbir şey için geç değildir.

Evet, Madam Bovary için de fikrimi değiştiren bu merak duygusu oldu. İsmini sürekli duyduğum bir klasiği okumamak olmazdı. İyi de yapmışım.:)

Kitaba geçelim mi artık? Çok konuştum, girişi hep böyle uzatıp duruyorum. Direk konuya giremiyorum.

Madam Bovary, bilindiği gibi Flaubert’in en bilinen eseri, hatta kendi isminden bile daha çok bilinen eseri diyebiliriz. Madam Bovary önce gelir, Flabuert ise daha sonra. Diğer klasiklerde buna şahit olduğumu hatırlamıyorum.

Kitap 1857 yılında basıma girmiş. Flaubert, bu eseri yazdıktan sonra bir çok suçlamalarla karşı karşıya kalmış. Etkili olduğu söylenen savunması sayesinde hapse girmekten kurtulmuş.

Anlatım dilinin sıkıcılığından dem vuranların şikayetlerini, günümüz çok satan kitaplarındaki aceleyle olayların birbirine bağlanması şekline alışkın olmalarına bağlıyorum. Sırf bu yüzden acaba diyerek yaklaşıyorum artık yeni ve çok satan ibaresini gördüğüm kitaplara. Olaylar içinde boğulurken kişilerin psikolojisini anlayamayıp, hiçbir empati kuramadan kitap bitiyor. Bu tip yazarların, yarattıkları karakter ile okuyucu arasındaki empatiyi çok da umursadıklarını sanmıyorum. Anlık hoşlanmalarla bir an önce tüketip başka şeylere yönelinmesi onlar için bir şey ifade etmiyor olsa gerek.

Ooo çok başka yerlere daldım ben. Hemen dönelim. Kitaba ismini veren Madam Bovary olsa da asıl karakter Madam Bovary’nin gelini olan Emma’dır. Genç kızlığında okuduğu aşk romanlarının etkisinden sıyrılamayışı, hayalindeki mükemmel erkeğe, kusursuz aşka kavuşma çabaları Emma’yı ahlaksız sayılabilecek davranışlara iter. Kocası Charles’in, Emma’nın geçirdiği buhranlardan, dalgalanan ruh hallerinden hiç haberi yoktur. Hiç mi insan şüphelenmez anlamıyorum. Gerçi Emma öyle güzel idare etmiştir ki Charles’i, adamın gözü karısından şüphe etmek şöyle dursun, ona layık olmak için her şeyini feda etmeye hazır hale gelmiştir. Öyle ki, taşındıkları yöredeki düztaban bir genci ameliyat edip ünleneceğine bile inandırılır. Ameliyat felaketle sonuçlanır, gencin ayağı kangren olur. Emma başka erkeklerle gönül ilişkisini sürdürür, Charles uykudadır. Çok sonraları, Emma’nın uğradığı hayal kırıklıkları sonucu hastalanıp elindeki tek şeyin, yıllardır yanındaki kocası olduğunu anlamasıyla olaylar biraz açığa kavuşur. Charles gerçeği öğrenir öğrenmesine ama verdiği tepki inanılmazdır. Beklenen, intikam ateşiyle karısının sevgililerinden öç almasıdır ama bunu yapmaz. Gider onlardan biri ile içki içer. Bu kadar vurdumduymaz olmasına içerlemedim değil. Ölmüş bir kadının arkasından ne yapılabilir ki başka, hele ki onu tüm hayatı boyunca sevdiyse?

Olaylara çok fazla girmek istemedim, zira nette her yerde bulunabilir benzer içerikler. Ayrıca başta kısaca değindiğim sıkıcı anlatım tarzından hiç rahatsız olmadığımı da söylemem gerekiyor. Yazıldığı döneme göre düşünürsek, böylesine bir konuyu bu kadar açıklıkla ifade edebilmesine hayran kaldım. Evet, Emma bayağı diye tabir edebileceğimiz bir kadındır. Ne var ki çok daha kötülerine şahit olmaktayız. Bir erkeğin gözünden bir kadının iç dünyasının böylesine açıklıkla anlatılabilmiş olması, değerini bir kat daha artırıyor gözümde.
Lisede okuduğum bu roman edebiyat öğretmenime: "Aşk-ı Memnu' da da aynı konu ve benzer kahramanlar var, bu bizim edebiyatımızdaki Fransız modasının bir örneği midir?" diye sormama ve bu soru sayesinde kütüphane görevlisi olmama ve istediğim her an (özellikle fen bilgisi dersinde) bahaneyle derse girmeyip bana kütüphanede olma imkanı vermişti:). Affınıza sığınarak böyle bir anıyı paylaşmak istedim fakat kitaba gelecek olursak; baskın bir toplumun içinde yaşamanın verdiği bunalım ağı ve sıkıcı hayatın pençesinde heyecan arayan bir kadının yasak aşk macerası güzel dile getirilmiş. Kadının özgürlüğüne ışık tutan bir roman olması sebebiyledir ki! Fransa'da yayımlanması bir ara yasaklanmış. Şaşırdık mı hayır.
Saflık derecesinde iyi kalpli, hiçbir şeyden şüphelenmeden karısına gözü kapalı inanan bir doktor olan Charles Bovary ve daha iyi yaşayabilmek adına yapamayacağı hiçbir şey olmayan lüks tutkunu karısı Emma'nın hayatın monotonluğundan kurtulmak için çevirdiği entrikaların ve yaşadığı yasak aşkların hikayesi. Madam Bovary, yazıldığı dönemde bir çok eleştiri almış, müstehcenlikle suçlanmış, öyle ki Flaubert kitabının tümünü yayımlatabilmek için mahkemeye bile başvurmak zorunda kalmış. Okurken biraz zorlandım, uzun betimlemeler kimi zaman yorucu geldi ama gerçek bir başyapıt okuduğum için memnunum.
Evet ilk başlarda benim gibi uzun uzun tasvirlerden hoşlanmıyorsanız kesinlikle sıkılacak hatta 'acaba bıraksam mi?' diye düşüneceksiniz. Yavaş yavaş ruha dokunan küçük dokunuşlar; yuvarlana yuvarlana büyüyen bir kar topu misali sizi o kadar güzel ele geçiriyor ki ele geçirmenin en güzeli bu olsun dersiniz. Son sayfalara doğru ise artık kendinizi ılık bir meltem havasında buluyorsunuz.
Klasikleri okurken yapılan bir çok hatadan biri de kitapların yazıldığı dönemin şartlarını göz önünde bulundurulmadığını biraz tarih bilgisiyle bu tür kitaplardan daha çok haz alınacağına inanıyorum. Madam Bovary de 18. yüzyıl da tartışılması ve hatta konuşulması bile tabu olduğu bir dönemde, kadının, özellikle bir erkeğin kalemiyle yazılmış nadide kitaplardandır.Eğer tasfir ve uzun anlatımlardan hoşlanmıyorsanız,sıkıcı bulabilirsiniz. Ben Madam Bovary nin kadın ruhuna ve çektiği acılar ve karmaşalara dair yazılmış en güzel klasiklerden biri olduğunu düşünüyorum.
Karısına aşık ve çok güvenen bir adam Charles Bovary, hiçbir şey ile yetinmeyen hep daha fazlasını isteyen Emma Bovary. Kitabı okurken Emma yani Madam Bovary'nin istekleri, yasak aşkları, bir sonraki sayfada neler yapacakları oldukça ilgimi çekti ve kitabı kısa bir sürede bitirdim..

Kitap hakkında klasik bir yorum var, evet betimlemeler çok fazla. Bir evin dış görünüşünü bir sayfa boyunca betimleyebilecek bir yazar ile karşı karşıyasınız ve inanın bu da büyük bir başarı. Bu yüzden betimlemeler beni asla rahatsız etmedi tam tersi hayranlım duydum...
‘’Madame Bovary’’, Gustave Flaubert’in realizmin etkisiyle 1851’de yazmaya başladığı ve 1857’de yayımlanan en ünlü eseridir. Eserin yayınlanması ile ahlak kurallarını çiğnediği gerekçesi ile yargılanır. Mahkemede ‘’Madame Bovary benim.’’ dediği bilinir. Avukatının güçlü savunması ile beraat eder.
Kitap, iyi kalpli olmasına karşın sıradan bir doktor olan Charles Bovary'nin yüksek idealleri ve aşırı bir lüks tutkusu olan romantik karısı Emma Bovary'nin, yaşamının tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği durumları ve yaşadığı çeşitli gayrimeşru aşk ilişkilerini konu alır. Yazar Flaubert karakterlerin iç dünyalarını açıklarken realizmin gözlemci yönünü kullanmıştır.
Öncelikle karakterlerden başlayacak olursak, ilk incelenmesi gereken tabiî ki Madame Emma Bovary’dir. Annesiz ve küçük köy ortamında büyüyen Emma, çiftliklerine gelen Charles’a ilgi duyar ve evlenirler ancak Charles ile gittikleri bir davette lüks hayata özenen Emma’nın hayatı değişmeye başlar. Lükse düşer ve kocasından sıkılır. Gayrimeşru aşklara yönelir. İki erkekle aşk yaşamıştır. Bunların biri zengin ve lüks içindedir. Diğeri ise daha düz bir gençtir fakat Emma ikisini de gözünde ilahlaştırmıştır. İkisi de Emma’ya Charles kadar aşık olmayan, değer vermeyen erkeklerdir. Charles, Emma için her şeyini feda etmesine rağmen Emma’nın ondan sadece tiksinmesi ilginçtir. Bir diğeri de Emma’nın aşıkları ile buluşmadan önceki günler kocasına daha ılımlı ve daha sevecen yaklaşmasıdır. Emma romanda romantikliğin ve lükse düşkünlüğün getirdiği olaylar silsilesiyle beraber yaşanan rahatsızlıkların sembolüdür.
On beş yaşında kendinden on yaş büyük ve evli bir kadına aşık olan yazarın mahkemede “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda ‘’Madame Bovary benim.’’ demesi ile Madame Bovary’de kendi yaşantısına dair izler aramak çokta yanlış olmamalıdır.
Charles ise sakin ve düzenli bir hayat isteyen idealist bir doktordur. Karısını çok sevmesi adeta gözlerini kör etmiş, ona olan güvenini sorgulayamaz hale gelmesine sebep olmuştur. Onu her şeyden vazgeçecek kadar önemsemektedir. Charles romanda sadıklığın ve saf sevgiyle gelen güvenin sembolüdür.
Romanda incelenmesi gereken diğer iki karakter de eczacı Bay Homais ve papaz Mösyö Bournisien’dir. Eczacı’da Emma gibi lükse ve üne düşkün alt sınıfı aşağılayan ya da küçümseyen tavırlar sergilemektedir. Milli edebiyatımızdaki doğu-batı çatıışmasından ele alınsaydı Bay Homais kesinlikle yanlış batılılaşmış bir karakter olarak tanımlanırdı. Mösyö Bournisien ise geleneklerine daha düşkün bir din adamıdır ve bu çatışmadan ele alınırsa doğuyu temsil ederdi.
Yine de eczacı tamamıyla yanlış değildir. Bir konuşmasında kilisede tapındıkları için eleştirmiş ve yanlış bulduğunu belirterek kendisinin yalnızca yaratıcı olan Allah’a taptığını söylemiştir.
Yine bir cümlede geçen ‘’İnsan, hiçbir şeye karşı ilgisi, hiçbir şeyden umudu kalmayınca hayatın her gün değişmeyen tekrarı altında ezilir gibi olur.’’ sözü hem Emma Bovary’in hem yazarın yaptıklarının hayatın tekrarlamasına bağlandığı düşünülebilir.
‘’Fakat iki türlü ahlak vardır, dedi; biri, küçüğü, göreneğe kaçanı, insanların ahlak dediği şey, durmadan değişen ve yüksek perdeden atıp tutan, saman altından su yürüten, şurada gördüğümüz budala toplantısı gibi, çıkarcıların ahlakı. Fakat öbürü ebedi ahlak; etrafımızı saran peyzaj ve bizi aydınlatan mavi gökyüzü gibi, çepeçevre ve yukarda bulunan ahlak.’’ paragrafıyla ‘’ahlak’’ kavramına değinilmiş ve açıklanmıştır. Ebedi ahlak, Yaratıcı olarak tanımlanmıştır. Diğeri ise birtakım insanların kendi çıkarları uğruna uydurduğu ahlak olarak nitelendirilmiştir.
Benim kitapta en çok ilgimi çeken yer ise yıllarını çiftçiliğe vermiş bir kadına verilen ödül töreninde yaşananlar olmuştu. Kadının yıllardır hayvanlarla iç içe olduğundan onlar gibi dilsiz ve vurdumduymaz olduğunu belirtilmiş. Kadın önce ödül verilecek yerden ve oradaki insanlardan ürkmüştür. Sonrasında ödülü alıp onu namına ayin yapması için köyün papazına vereceğini söylemiştir.
‘’Bu yarım asırlık kölelik, neşe ile açılıp saçılan o burjuvaların karşısında işte böyle kalakalmıştı.’’
Kitap yazarın realitesi gereği bir ortamdaki hayatları ve insanları olduğu gibi aktarmasıyla geçer. Belli yerlerde belli noktaları ele alır. Dönemin zihniyetine bakış fırsatı verir.
Madame Bovary nin yani başındaki aşka kör olup aşkı başka yerlerde aramasıyla ve hep daha iyisini istemesinden yolla çıkılarak o dönemdeki burjuvaların kendi çıkarları icin hoş veya nahoş bir bicimde yapabileceklerini anlatıyor.
Bir erkek , en azından özgürdür.
Tutkudan tutkuyla, ülkeden ülkeye dolaşabilir, engelleri aşabilier, en erişimez mutluluklara ulaşabilir.
Bir kadın ise hep yasaklara sınırlıdır. ..
Sevdiklerimizi çekiştirmeye başladık mı onlardan kopmaya başladık demektir....
“İnsan bir gün mutlulukla karşılaşıyor”
diyordu.
“Evet, bir gün, aniden, hem de hiç umut etmediğin bir zamanda.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Madame Bovary
Baskı tarihi:
Ocak 2017
Sayfa sayısı:
400
ISBN:
9789754588316
Orijinal adı:
Madame Bovary
Çeviri:
Nurullah Ataç - Sabri Esat Siyavuşgil
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Gustave Flaubert (1821-1880); 1857'de yayımlanan ve kamuoyunda hayat-edebiyat ekseninde ciddi tartışmalar yaratan ilk romanı Madame Bovary'den insanın bilmeyle olan derin mücadelesine odaklanan ancak tamamlayamadığı son romanı Bouvard ile Pécuchet'ye her romanında farklı yollar deneyen 19. yüzyılın en yenilikçi klasiklerinden biridir.
1856'nın son aylarında tefrika edilen Madame Bovary ise, yayımlanışının 150. yılı arifesinde, Hasan Âli Yücel Klasikler dizisinde çeviri edebiyatımızın iki önemli ustasının çevirisiyle
yeniden yayımlanıyor.

Nurullah Ataç (1898-1957): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkanı olmanın yanısıra, gerek çevirileri gerekse denemeleriyle Türkçeyi baştan aşağıya yenileyen bir
edebiyat ve dil ustasıydı.

Kitabı okuyanlar 3.281 okur

  • Gamze
  • Burcu
  • Fikriye Dincel
  • Elif ÖNGÜN
  • BilgeSevgi
  • faruk yldz
  • Sebiha Türkoğlu
  • Bh
  • Hakan Sarul
  • Rana Kasapoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%22.7
25-34 Yaş
%31.1
35-44 Yaş
%24.2
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%74.9
Erkek
%25.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.3 (119)
9
%18.8 (129)
8
%24 (165)
7
%18.6 (128)
6
%10.2 (70)
5
%5.7 (39)
4
%2.8 (19)
3
%1.7 (12)
2
%0.7 (5)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları