Gustave Flaubert

Gustave Flaubert

Yazar
7.7/10
3.573 Kişi
·
15,4bin
Okunma
·
807
Beğeni
·
24bin
Gösterim
Adı:
Gustave Flaubert
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rouen, Fransa, 12 Aralık 1821
Ölüm:
Rouen, Fransa, 8 Mayıs 1880
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir.

12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı.

1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir.

1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.

1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı.

1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü.

1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir.

Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir.

Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır.

Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu.

Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü.

Romanları
Salambo (Salammbô)
Duygusal Eğitim
Madam Bovary
Gönül ki Yetişmekte
Ermiş Antonius ve Şeytan
Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet)

Günlük
Kırlarda ve Kumsallarda (1886)

Anı
Bir Delinin Anıları (1838)
İnsan, hiçbir şeye karşı ilgisi, hiçbir şeyden umudu kalmayınca,
hayatın her gün değişmeyen tekrarı altında ezilir.
Gustave Flaubert
Sayfa 124 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 13.Basım
-Evet, birçok şeylerden mahrum kaldım; hep yapayalnızdım. Ah, hayatta bir gayem olsaydı, bir sevgiye rast gelseydim, birini bulsaydım..
Gustave Flaubert
Sayfa 149 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 13.Basım
Ama işte günler akşam oldu, kış geçip bahar geldi, yaz gidip sonbahar oldu, parça parça, sanki çöp çöp aktı bitti; kederimde geçti gitti, daha doğrusu dibe indi; çünkü ne de olsa bir şeyler kalıyor, nasıl söyleyeyim... Sanki insanın yüreğinin üstüne bir taş oturuyor!
Gustave Flaubert
Sayfa 20 - İş Bankası Kültür Yayınları
"Ya dostlarınız ne olacak?"

"Dostlarım mı? Peki hangileri? Dostum var mı benim?
Kim beni düşünüyor ki?"
Gustave Flaubert
Sayfa 148 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 13.Basım
Demek ki her mutluluğun yerini alabilecek daha büyük mutluluklar;bütün sevgilerin üstünde, aralıksız, sonsuz, artan, başka bir sevgi vardı!
"Siz benim benliğimde yüksek, sağlam, lekesiz bir yerde, bir ayaklığın üzerinde duran bir Madonna gibisiniz. Ama yaşamak için ihtiyacım var size! Gözlerinize, sesinize, düşüncelerinize ihtiyacım var. Arkadaşım, kardeşim, meleğim olun benim!"
"Peki sen nesin sayın okur? Kimlerden sayıyorsun kendini? Aptallardan mı, yoksa delilerden mi? Öyle kibirlisin ki, seç birini deseler deli olmayı seçerdin."
Gustave Flaubert
Sayfa 7 - Sel Yayınları
72 syf.
·Beğendi·7/10
Yunancada;
Biblion= (kitap)
Mania= (hastalık)
Evet, kitap hastalığı..Hastalık derecesinde kitap düşkünü olan kimse anlamına gelmektedir.


Huysuz , suratsız henüz 30 yaşında ve saçı başı ağarmış bir adam hayal edin ve bu adam Tanrı ‘dan sonra en fazla kıymet verdiği varlığını, parasını kitaplara feda etmiş ve yine yetinmemiş, insanın paradan sonra da en fazla kıymet verdiği varlık olan ruhunu da kitaplara teslim etmişti.O kadar saplantılı ve bir o kadar da takıntılı bir kitap aşığı.


İşin en ilginç yanı Kitaptaki baş karakter Giacomonun okuma yazması çok az okumasa da dokunmayı,koklamayı, ellerini kabartmalı el yazmalarında gezdirmeyi çok seviyor.Ve kitap koleksiyonu yapıyor.Bu tıpkı benim küre kolleksiyonuma benziyor çalıştırıp dinlemem müziğini, sadece karları sallayıp izlerim o kadar.

Her kitap sever kendinden birşeyler bulacaktır.En basiti çoğumuzda hunharca fütursuzca kitap alma hastalığı vardır. O kitapları elbette okuruz ama henüz bitmeden rafa yenileri konur,bu kısır döngü sürüp gider.Bibliyomaniye yakalanmamamız ümidi ile, keyifli okumalar :)
400 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar en beğendiğim klasiklerden olan Madame Bovary eseri genellikle okuyucuları betimlemelerinden dolayı çok eleştirmektedirler bence çok yerinde ve kusursuz bir şekilde kaleme alınmıştır.Teknik bakımdan batı tarzı ilk romanımız olan Aşkı Memnu yazılırken bu eserden esinlendiği söyleniyor.Bu eseri okurken Stefan Zweig’in Korku kitabı aklıma geldi Stefan Zweig de eserini yazarken esinlenmiş olabilir diye düşündüm.Kitaba gelecek olursam konu olarak Dr.Charles Bovary tedavi için gittiği bir çiftlikte Emma Bovary adında genç bir kadına aşık olurlar ve zaman içinde evlenmeye karar verip evlenirler.Evliliklerinde Emma yaşantısının sıkıcı ve monotonluğundan dolayı eşine olan bakış açısı değişir ve Emma yasak aşk yaşamaya başlar.Emma başka biriyle aşk yaşarken başkasını aldattığı için huzursuzdur.Emma’nın yasak aşkının yarı yolda bırakmasıyla mutsuz evlilik hayatına geri döner.
Keyifli Okumalar Dilerim
400 syf.
·7 günde·8/10
Zaman zaman uyuklayarak,esneyerek okumaya başladığım kitaptır kendileri.Betimlemeler önce kelime oldu,cümle oldu,paragraf oldu,bölüm oldu,bitmek bilmedi.Tam niyeti bozdum "Yeteer!" diye başımı duvarlara vurmak üzereyken kitap tüm tılsımını,güzelliğini bırakıverdi bir anda.İlk kez bir kitaptan özür dilemek zorunda kaldım.:)

Yazar,bilindiği üzere Natüralizm akımının öncüsüdür.Madame Bovary'nin şanı ise yazardan daha önde gitmekte.Zamanında hükümet tarafından toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklansa da temize çıkmıştır.

Konusu genel itibariyle;yaptığı evlilikte umduğu hayatı bulamayan Emma'nın kendince çırpınışlarınını anlatmakta.Gözü hep yükseklerde,gösterişli ve zengin bir yaşam sürmek ister.Aşkı dibine kadar yaşayabileceği birilerini arar.Bu arayışlar onun hayatında onarılmayacak sorunlara mâl olur.Sadece kendini de değil çocuğu ve onun bu ihtiraslarını bir türlü anlamayan kocası da bu ateşten nasibini alacaktır.

Bu eseri okumakta fayda var.Belki başlarda biraz sıksa da sonunda hayatınız boyunca unutamayacağınız bir hikayeye tanık olmuş olacaksınız.
408 syf.
·Beğendi·10/10
İlk kez bir kitap için inceleme yazısı yazacağım. Kitaba başlayıp 50'li sayfalarda bırakıp aylarca okumamıştım ama en sonunda merakıma yenik düşüp 1 günde bitirmeye karar vermiştim ki öyle de olmuştu. 1 günde bitirmiştim, ağır betimlemelerine, yer yer sıkıcı olaylarına rağmen. Ama bende çok büyük etki yaratmıştı.
Gerçekten beni çok etkileyen bir kitap oldu.


Madam Bovary yani Emma'da kısmen de olsa kendimi gördüm. Sevgiye muhtaç bir kadın. Okuduğu kitaplardaki güzel sevgilerle öyle çok doldurmuş ki kafasını gerçek hayattaki hiçbir sevgi tatmin etmiyor onu. Gerçek sevgiyi ararken ihtiraslarına, tutkularına yenik düşüyor, kendi ahlâkî değerlerine ters düşüyor.


Kocası Charles Bovary karısını çok seviyor ama onu anlamıyor. Evet çok iyi bir eş ama karısının isteklerini, duygusunu,hayallerini anlamıyor. En çok da bu yüzden uzaklaştı kocasından belki de Emma Bovary. Belki de tek isteği anlaşılmaktı. Hayallerinin anlaşılmasını isterdi. Ama kocası onu tüm o geniş hayallerine rağmen bir eve hapsetti.

Yaşama bakış açıları, istekleri birbirinden ayrı iki insandı onlar. Emma hayalleriyle yaşayan, Charles sadece gerçek hayatta yaşayan biri. Kitap biraz da olsa bunu anlatıyordu; hayatı boyunca hayallerle yaşayan bir kadının gerçekler karşısındaki hayal kırıklığı, umutsuzluğu.

Kitabı okumadan içeriği hakkında bir fikrim vardı bu yüzden Emma'ya karşı bir önyargı ile okumaya başladım ama sonlara doğru onu anladığımı hissettim. Hepimiz öyle değil miyiz zaten, sevgiyi arayan anlaşılmayı isteyen insanlarız.

Flaubert Emma Bovary'i salt kötü olarak oluşturmadı bence, sadece gerçekleri göstermek istedi. Bir kadının hayalini, iç dünyasını, isteklerini o kadar güzel bir anlatımla gözler önüne seriyor ki okurken yazara saygı duyduğunuzu hissedebiliyorsunuz.

Gerçekten okuma kültürüne sahip, birikimi olan her insanın okuması gereken bir kitap. Her bir karakter, her olay tamamen bizim yaşantımızdan. Mükemmel bir üslup, çok etkileyici bir kitap. Ağır ve uzun betimlemelerine dayanıp bitirebilirseniz hayatınızda yer edinecek bir karakterdir Madam Bovary.

Okuyun, okutturun!
353 syf.
·Puan vermedi
Aslında hepimizin içinde Bovary var...sadece dizginleyebilmek öne çıkıyor. Okunmalı. Bazen hepimiz saçma tutkular edinip hayatımızda o tutukluları en öne koyarız. Hayatımızı mahvetmek pahasına...
396 syf.
·5 günde·8/10
İlk defa bir kitaptaki karakterden bu kadar nefret ettim. Madame Bovary'e sinir oldum.
Madame Bovary, hep bir arayış içinde ne istediğini kendisi de bilmeyen bilmeyen bir kadın.
Doktor Charles Bovary'de fazlaca saf ve iyi niyetliydi. Böyle adamların olduğuna inanmak ta çok zor. Karısını o kadar seviyor ve güveniyor ki hiç şüphelenmiyor.
Kitapta en üzüldüğüm de küçük Berthe oldu. Annesinden hiç sevgi görmedi ve sonunda da kimsesiz kaldı.
Karakterlere ne kadar sinir olsam da kitabı sevdim.
396 syf.
·7 günde·9/10·
Madam Bovary, Fransız yazar Gustave Flaubert'in "Madam Bovary: Taşra Hayatı" orijinal ismiyle 1856'da yayınlanan ilk romanıdır. Yaşadığı sıkıcı ve sıradan taşra hayatından kurtulabilmek için sınırlarını umutsuzca zorlayan Madam Bovary'nin hikâyesini anlatır. Acaba bıraksam mi dediğim çok oldu ama sonra iyiki yarıda bırakmadım dediğim kitaplardan biri bülbülü öldürmek kitabından da aynı durum başıma gelmişti. Okurken sizi zorluyor uzun uzun betimlemelere yer veriyor, olayları en ince ayrıntısına kadar ele alıyor. Öyle ki bu cümleleri yeri geliyor birkaç defa okumanız gerekebiliyor. Fakat kitabı bi 100 150 sayfa okuduğunuzda artık yazarın üslubuna alışıyorsunuz ve kitap sizi içine çekiyor adeta. iyiki bırakmamışım dediğim kitaplardan biri okuduğum kitap karakterlerinden kolay kolay nefret etmem ama ilk kez bir karakterden nefret ettim. Emma (Madam Bovary)
Emma hep arayış içinde, her zaman bir şeylere sığınma derdinde hep daha iyisini arama derdinde lüks bir hayat derdinde sürekli o yüzden gırtlağına kadar borç batağına girip buna rağmen hiçbir şeyden ödün vermeyen biri madam bovary okunmasi gereken bir kitap fazla spoiller vermeme adina burada bırakıyorum.

Charles karakterine de değinmeden edemeyecem çocukluğundan beri kendi fikirleri olmayan annesi tarafından sürekli yönlendirilen annesinin isteği ile doktor olan annesi tarafından ondan yaşca büyük dul bir kadınla evlendirilen daha sonra hanımı vefat edince Emma ile evlenen Emma eğitimli güzel bir bayan onla evlendikten sonra onu mutlu etmek için
her türlü fedakarlığı gösterebilen bir karakter ama hanımı tarafından defalarca aldatılan biridir.

ALINTILAR

Toplumun mahkûm etmediği bir tek duygu var mı?
En soylu iç güdüler, en temiz sempatiler hırpalanıyor, kötüleniyor.

Sevdiklerimizi çekiştirmeye başladık mı onlardan kopmaya başladık demektir...

Charles Emma'nın sevdiği bu yüzün karşısında Rodolphe'nin karşısında hayaller içinde kayboluyordu.Olağanüstü bir şeydi bu!Şu adamın yerinde olmak isterdi...


Ruhunun derinliklerinde, bir olay bekliyordu. Tehlikede olan gemiciler gibi, yaşamın tekdüzeliği üzerinde umutsuzca göz gezdiriyor, uzaklarda, ufkun sisleri içinde bir ak yelken arıyordu.
88 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Flaubert'in Yerleşik Düşünceler Sözlüğü; ironik, esprili ve sıradan insanların kafasından geçenlere bazen sarkastik bazene hicivle yaklaşımından aynı zamanda Flaubert'in dediği gibi, daha yüksek bir toplumda yaşayan filozoflara olan bakış açısından da bahsediyor. Sayfaları üzerinde alfabetik olarak yazılmış çok sayıda nesne, fikir ve klişelerin "kabul edilmiş" tanımları mevcut. Kendisini kültür meraklısı bir vatandaşın görünümü vermek için bu fikirlerin nasıl kullanılacağına dair talimatları vurguluyor.
Örneğin:

Beethoven: Bitovan diye telaffuz etmeyin. Eserlerinden birini duyduğunuzda zevkle kendinizden geçin.


Yıkıcı mizah ve ironi çoğu zaman yerel Fransızca'daki ifadelere bağımlıdır, ve çeviriyi zorlaştırır, ancak bu güzel çeviri gerçekten eğlenceli bir kitap okuma deneyimi yaşayabilirsiniz.


Aptallar: Sizin gibi düşünmeyen insanlardır.

Arşimet: Adını duyar duymaz “Evreka! Bana bir kaldıraç verin dünyayı kaldırayım.” deyin. Bir de Arşimet Vidası vardır fakat kimse sizden onun ne olduğunu bilmenizi beklemeyecektir.

Akhilleus: Başına çevik diye eklerseniz Homeros okuduğunuzu belli edebilirsiniz.

Doğuştan Gelen Fikirler: Onlarla dalga geçin.

Dönem (şimdiki): Şiddetle karşı çıkın. Şiirsel olmadığından şikayet edin. Geçiş dönemi ya da çöküş dönemi diye nitelendirin.

Feodalizm: Ne olduğuna dair kesin bir fikriniz olmasa da kesinlikle karşı çıkın.

Hukuk: Ne olduğunu kimse bilmiyor.

III. Henry ve IV. Henry: Bu iki kraldan bahsederken, “Tüm Henryler de bahtsızdı.” demeyi unutmayın.

Matematik: Kalbi kurutur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gustave Flaubert
Unvan:
Fransız Romancı
Doğum:
Rouen, Fransa, 12 Aralık 1821
Ölüm:
Rouen, Fransa, 8 Mayıs 1880
Edebiyat eleştirmenleri tarafından modern romanın kurucusu kabul edilir. En tanınmış eseri, 19. yüzyıl toplumsal gerçekliğini çarpıcı biçimde aktaran ve dünya klasikleri arasına giren Madame Bovary'dir. 1857'de yayımlanan ve Fransa'da ciddi tartışmalara neden olan bu eserden sonra realist akımı başlatan kişi olarak gösterilmiştir.

12 Aralık 1821’de Fransa'nın Rouen kentinde doğdu. Bir hekim kızı ve dinsel bağlılıkları sahip bir aristokrat olan annesi Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu'de baş cerrahlık yapan orta sınıftan gelme babası Achille-Cléophas'nın ortanca çocuğuydu. Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı.

1832-1840 yılları arasında Rouen Koleji'nde öğrenim gördü. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Henüz 15 yaşındayken Trouville sahilinde tanıştığı kendisinden on yaş büyük ve evli bir kadın olan Elisa Schlésinger'e aşık oldu. Bu aşk, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Elisa Schlesinger daha sonra "Duygusal Eğitim" adı ile kaleme alacağı eserde Marie Arnoux karakterinin de temel kaynağı oldu. Öğrencilik yıllarında sürekli yazdı. "Bir Çılgının Hatıraları" (1838), "Smarh" (1839) ve 1840 yılında yazmaya başladığı "Kasım" lise öğrencisi olduğu dönemin ürünleridir.

1841'de Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Hukuk öğrenimi sırasında da yoğun bir şekilde yazmakla meşgul oldu. 1844 yılında sara kaynaklı ilk krizini geçirince, dinlenmesi gerektiğinden hukuk eğitimini yarıda bırakarak eve döndü. Hastalığı nedeniyle vaktinin çoğunu evde geçirmek zorunda kaldı.

1845’te "Duygusal Eğitim"in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber bir İtalya seyahatine çıktı. Cenova'da gördüğü ve onu çok etkileyen bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla “"Aziz Anthony'nin Baştan Çıkışı”'nı yazmaya başladı.

1846 yılında babasını, hemen ardından kız kardeşini kaybetti. Ölen kardeşinin küçük bebeğinin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Yeğeni ve annesi ile Rouen yakınlarındaki Croisset'ye yerleşti, hayatının tamamını burada geçirdi. Bu arada edebiyat dünyasında kendisinden uzatmalı sevgilisi olarak bahsedilen şair Louise Colet ile tanıştı (1846) ve ilişkileri sekiz yıl sürdü.

1849’da "Aziz Antoine" adlı eserinin ilk okumasını arkadaşlarına yaptığında büyük hayal kırıklığı yaşadı. Arkadaşları ona sıradan konular seçmesini ve bunu doğal bir üslupla, herkesin anlayabileceği bir dille yazmasını öğütlediler. Bu hayal kırıklığının ardından yakın dostu Maxime du Camp ile birlikte 18 ay süren bir Ortadoğu gezisine çıktı. Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya'yı dolaştı. Gezi esnasında mal varlığının çoğunu harcayan ve frengiye yakalanan Flaubert, içe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Madame Bovary’i de bu esnada kurgulamakta olduğu ifade edilir. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Sevgilisi Louise Colet’e mektupları ise edebî açıdan eserleri arasında sayılacak değerde kabul edilir.

Yakın Doğu seyahatinden dönüşünden üç ay sonra, Eylül 1851′de Madame Bovary'yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirdi ve eser tefrika edildi. Flaubert 1856′da "Baştan Çıkış"'ı tekrar kaleme ve "Salombo" üzerinde çalışmaya başladı (1857). Bu arada ilk romanı Madame Bovary, 1857’de kitap olarak basıldı. Eser “ahlaksızlık-sapkınlık” eseri olarak suçlanarak yasaklandı ve yazara dava açıldı. Savcıya göre kitapta eş aldatma yüceltilmekte, cinsel duygular abartılıp kışkırtılmakta, geleneklere hakaret edilmekteydi. Yargıç “namus cellâdı kadın”ın kim olduğu sorulduğunda, Falubert’in verdiği "Madam Bovary, c'est moi! (Madame Bovary benim!)” yanıtı meşhurdur. Avukatı Marie-Antoine-Jules Senard’ın başarılı savunması Flaubert’in aklanmasını sağladı. Bu nedenle avukat Senard’ın adı bu nedenle kitabın yeni basımında, daha ilk sayfada, ithaftan da önce, Flaubert’in kendisine hitaben yazdığı kısa bir teşekkür notuyla birlikte yer almıştır. Flaubert bu savunmadan sonra, yazdığı kitabın kendi gözünde bile umulmadık bir değer kazandığını söylemiştir.

Yazar, 1858 ilkbaharında Kuzey Afrika'da iki aylık bir araştırma gezisi yaptı. Salomo adlı romanını Nisan 1862′de tamamladı. 1864-1869 arasında Duygusal Eğitim’in son taslağını yazdı. Yirmi beş seneye yayılan bir çalışma sonunda ortaya çıkan bu eserde kendi gençlik yıllarından hareketle bir "nesil hikâyesi" anlatmıştır.

Yaşamının son yılları acılar, edebi başarısızlıklar ve maddi zorluklarla geçti. Bitiremediği son projesi "Bouvard ve Pécuchet"'yi ("Bilirbilmezler" ismi ile Türkçeye çevrildi) yazmaya 1874′te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877′de yayımlanacak olan "Üç Hikâye"'yi (Saf Bir Kalp, Konuksever Aziz Julien Efsanesi ve Hérodias) kaleme aldı. Çocukluk arkadaşı Laure le Poittevin'in oğlu Maupassant'ı manevi evladı olarak benimsemişti. Onu iyi bir yazar olarak yetiştirmeye çalıştı ve Maupassant'ın başarılarıyla avundu.

Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü.

Romanları
Salambo (Salammbô)
Duygusal Eğitim
Madam Bovary
Gönül ki Yetişmekte
Ermiş Antonius ve Şeytan
Bilirbilmezler (Bouvard ile Pécuchet)

Günlük
Kırlarda ve Kumsallarda (1886)

Anı
Bir Delinin Anıları (1838)

Yazar istatistikleri

  • 807 okur beğendi.
  • 15,4bin okur okudu.
  • 544 okur okuyor.
  • 8,1bin okur okuyacak.
  • 631 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları