Ölüler Evinden Anılar

8,3/10  (226 Oy) · 
864 okunma  · 
200 beğeni  · 
5.474 gösterim
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (1821-1881): İlk romanı İnsancıklar 1846’da yayımlandı. Ünlü eleştirmen V. Belinski bu eser üzerine Dostoyevski’den geleceğin büyük yazarı olarak söz etti. Ancak daha sonra yayımlanan eserleri o dönemde fazla ilgi görmedi. Yazar 1849’da I.Nikola’nın baskıcı rejimine muhalif Petraşevski grubunun üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Kurşuna dizilmek üzereyken cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildi. Cezasını tamamlayıp Sibirya’dan döndükten sonra Petersburg’da Vremya dergisini çıkarmaya başladı. 1861-1862 yıllarında bu dergide yayımlanan Ölüler Evinden Anılar Dostoyevski’nin Sibirya’da geçirdiği sürgün yıllarının izlenimlerini bütün canlılığıyla yansıtır.
  • Baskı Tarihi:
    2013
  • Sayfa Sayısı:
    376
  • ISBN:
    9789944884051
  • Çeviri:
    Nihal Yalaza Taluy
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
15 Ara 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Suskunlar'ı izleyen var mı hiç aramızda? Kendi açımdan söylemek gerekirse bu dizi bittikten sonra hiçbir Türk dizisi izleyememiştim. İnsanın boğazında her daim kocaman bir yumru bırakan, yarım kalmış hayatları anlatan en güzel dizilerden biriydi bence. Yöneticilerin ve fiziksel olarak güçlülerin hapishanelerde her daim üstün geldiğini hatırlatırdı.

Esaretin Bedeli'nde insanın içinden alınamayacak ve başkalarının dokunamayacağı şeyden bahsedilirdi, yani umuttan. Umudu arayıştan. Bunu içinde bir kez olsun hissettin mi zaten hayatın boyunca o umut düşüncesi bırakmazdı insanı.

Prison Break'te ise aslında hapishanelerdeki iç bürokrasinin işleyişinin ne kadar pis kurallara, birtakım rüşvet, şantaj, para döngüsüne bağlı olduğuna ve kaçış fikrinin her ne kadar hapis hayatı boyunca canlı durmasına rağmen mahkumların çoğunun buna cesaret edemediğini görürdük.

Ölüler Evinden Anılar ise bu 3 dev yapımın tam olarak birleşimi. Yeri geliyor kırbaçlar, sayısı gittikçe artan sopalar sizin sırtınıza iniyor. Bazen de yeri geliyor her hapishanede en az 1 kere de olsa düşünülmüş olan kaçma düşüncesinin cezbediciliğine tanıklık ediliyor. Bazıları atılan binlerce sopaya hiç sesini bile çıkarmıyor, bazıları ise dayak yemeyi kanıksamış bir şekilde emri yeni verilen her dayağı alışkanlıkla karşılıyor. Zaten Dostoyevski de bu kitabının 11.sayfasında "İnsan, her şeye alışan bir yaratıktır." diyor bu sözleri kanıtlayacak nitelikte.

Gözyaşları ve neşenin çetin savaşının anlatılmasını o zamanlardaki Rus milletinde özgür düşüncenin -bırakın bahsedilmeyi- düşünülmesinin bile yasak olmasıyla, hayatında ilk kez kar yağışı görmüş gibi mahkum arkadaşlarıyla çocuklar gibi kartopu oynayarak etrafına gülüşler saçan mahkumlara pis pis, aşağılayıcı, ayıplayıcı, mutluluk antivirüsü gözlerle bakan üstlerle, fakat tüm bunlara rağmen de hapishaneye düşmüş insanların kültür seviyesinin standart Rus milletinin kültür seviyesinden yüksek olmasını 14. sayfadaki "Rus halkının büyük kitle halinde bulunduğu başka hangi yerde, aralarından ayıracağınız iki yüz elli kişinin yarısı okuma yazma bilir?" alıntısıyla anlayabiliyoruz. Dostoyevski olay örgüsünün içine böyle siyasi göndermeleri teker teker olsa bile çok ustalıkla serpiştiriyor.

Dostoyevski okurken yemek yediğimi hissediyorum sanki. Adamın edebiyatı gerçekten de insanın karnını, gözünü, yalnızlığını, ruhunun atmosferinin düşünce kirliliğindeki kaybolmuş fikirleri doyuruyor ve bu sadece fonksiyonel bir doygunluk da değil üstelik. Aynı zamanda "Biçim, işlevi takip eder." diyen bir Louis Sullivan gibi onu okurken hem günlük kalsiyum, magnezyum miktarı misali alınması gereken dozda belirtilen ihtiyaçlar gibi işlev kavramı dahilinde edebi zevk ihtiyacınızı karşılıyorsunuz hem de estetiksel, biçimsel ve daha çok da iğneleyici olarak araya serpiştirdiği ve bizim de bazı yemeklerde sevdiğimiz acı, tuzlu, ekşi tatlar gibi farklı tat ihtiyaçlarınızın giderilmesini sağlıyorsunuz.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski'nin sürgünden sonraki yazdığı Ezilenler kitabından sonraki 2. roman ve uzun yıllar sürgünde kalmanın verdiği deneyimle birlikte kendi hayat sürgünümüzü ne kadar sorgulayarak yaşadığımızı görmemizi de istiyor. Dedik ya başta, Esaretin Bedeli'nde nasıl umut düşüncesi hep sapasağlam ise ve 1984'te de insanların içlerinden her şeyin alınsa bile umudun, sevginin alınamayacağı düşüncesi ne kadar açık ve roman boyunca canlı ise, Ölüler Evinden Anılar'da da soylulardan farklı olarak aşağı sınıfla soylu mahkumların çatışmasına şahit olabiliyorsunuz. Hatta bazen yeri geliyor soylu mahkumlara "Fakat, siz bizle nasıl arkadaş olursunuz?" diyen bir mujik (aşağı seviyeden) adam çıkıyor karşınıza. O zaman diyorsunuz ki ulan arkadaşlıklar bile sınıf sınıf ayrılmış da haberimiz yok...

Ölüler Evinden Anılar, fiziksel olarak olmasa da ruhsal olarak ölü sayılabilecek insanların içlerindeki hayat belirtilerini Dostoyevski marka fenerle arayabileceğiniz bir roman, aynı zamanda bundan sonra gelecek olan Yeraltından Notlar, Suç ve Ceza, Budala, Ecinniler ve Karamazov Kardeşler gibi dev yapıtlar için bir referans kitabı olabilecek nitelikte. Bu yüzden böyle epik yazarları kronolojik sırasıyla okumanın elzem olduğunu düşünenlerdenim. Duyguları, sorgulamaları, anlatı yetenekleri Şahan'ın Tehlike Çanı'nda Reytingmetre'yi artırmak için masaya yumruğunu vurması gibi şaha kalkmaya başlıyor bu kitapta. Dostoyevski severler kaçırmasın.

Mahmut ÇAYIR 
16 Eki 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

60 yıla, birden fazla hayat sığdırabilmiş olan Dosto'nun, hapiste ve sürgünde geçirdiği dönemlerden esinlenerek yazdığı hüzün yüklü bir eser. Yaşadıklarını okuruna aktarabilmeyi başarmış. Tutsak altında olmanın hasıl bir his olduğunu merak ediyorsanız okumalısınız.

Ölüler Evinden Anılar benzeri kitaplar

Fırat Çağlar MANTAŞ 
11 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Hapishane ve mahkumlar o kadar güzel tasvir edilmiş ki, orada mahkumlarla birlikte yaşamış kadar oluyorsunuz. Her zamanki gibi muhteşem betimlemeler yapmış Dostoyevski. Mahkumiyetin, insanlar üzerinde yarattığı psikolojik ve fiziksel etkiyi anlamak için mükemmel bir kitap.

Murat Doğan 
16 Mar 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 7/10 puan

Kitabı okurken zorlandığımı belirtmek istiyorum. Nedeni ise, ortada bir hikayeden ziyade bölüm bölüm hapishanedeki karakterler ve genel ruh halinin anlatılması.

Bir Dostoyevski eseri olması itibariyle karakter tasvirleri ve duygu/düşünce betimlemeleri oldukça etkileyici. Ama sürükleyici bir olay örgüsü olmaması kitabı yorucu kılıyor.

Kısaca kitap hapishanenin karanlık dünyasını an be an anlatıyor. Bunu bilerek okuma listenize alın derim.

İyi okumalar.

Sadettin TANIK 
07 Nis 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yaşanmışlık üzerine yazılmış bir roman. Hapishane içerisinde geçen yılları kaleme almış olan Dostoyevski, muhteşem betimlemeler ve insanları sorgulayan karakterleriyle insanı yaşanan o döneme götürüyor. Okunması gereken muhteşem dünya klasiklerinden birisi.

Erkan Akdemir 
30 May 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine bir Dostoyevski eseri. Edebiyatın en iyi roman yazarı var mıdır bilmiyorum. Eğer varsa bu Dostoyevski'den başkası olamaz onu biliyorum. Ölümden tabiri caizse kıl payı ile kurtulan Dostoyevski yaşadığı hapishane hayatını bir yazardan çok bir araştırmacı gözü ile anlatıyor.
Her bir bölümünü okurken sanki o anlatilanlari yaşamış hisettiriyor insana. Yatılı okumuş biri olarak hapishane hayatını az da olsa tahmin edebiliyorum. Özellikle hamam kısmı benim lisede yaşadığım banyo ile neredeyse bire bir. Okurken lisede yaşadığım zorluklara dalıp gitmemek elde değildi. Bir hapishane ile yatılı okul hayatı bir olamaz diyebilirsiniz. Zaten ben de aynı olduğunu söylemiyorum ama hapishane hayatına en yakın hayat tarzı olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Hele ki okul da Kars'ta ise ve binaların yapımı Rus ise bana hak vereceğinizi düşünüyorum.
Konuya tekrar dönersek Dostoyevski'nin eseri okuyun işte. Daha fazla ne denilebilir ki.
Herkese keyifli okumalar.

Selen Kıreylioğlu 
20 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Dostoyevksi'nin sürgün yıllarını yazmış olduğunu kitabı. Kitaptaki adını Aleksandr Petroviç olarak ifade etmiş. Ama anlatıcıda Dostoyevksi izleri görmüyorsunuz okurken. Gözlemler kendisine ait evet ama anlatıcıya bir karakter büründürmesi oldukça gerçekçi kılıyor Petroviç'in varlığını. Ölüler evi tabiri hapishane olarak anlaşılıyor. Oradaki anılarını bölüm bölüm ele alıyor. Bölümlerde konu bütünlüğü ve akışı var fakat kitabın genelinde bunu söyleyemiyorum. Dostoyevksi yine o karakter tahlili gücüne hayran bıraktırıyor kendine. Buna betimlemeleri eklenince neredeyse o an yaşıyormuşçasına okuyorsunuz kitabı.

Betül Özge Demir 
01 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dostoyevski'nin kitabın başlarında paraya bu kadar vurgu yaptıktan sonra tiyatroda makhumlar özel yer ayırtınca birden paraya karşı bakış açısının değişmesi ve insanlığı vurgulaması benim için can alıcı bir çelişkidir.

Onur Erol 
 09 Ara 2017 · Kitabı okudu · 21 günde · Beğendi · 7/10 puan

Dostoyevski'nin sürgün anılarından oluşan kitabın bazı yerleri gerçekten çok ağır gidiyor. Akıcılığı çok düşük bir kitap. Okumakta zorlandığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Dostoyevski başka ne yazmış veya sürgünde yaşadıklarını merak ediyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.

Dostoyevski o kadar çok kişiyi bir arada anlatmış ki, belki de sadece aklınızda Albay, Akim Akimoviç, Şuşilov kalabilir. Belki 50 kişiyi bir arada anlatıyor. Ben bir ara bu kimdi demeden edemedim. Gerçekten çok fazla karakter var. Sonuçta hapishanede karşılaştığı bir sürü insan ve bu insanlarla yaşadıklarını içeren konulardan bahsediyor. Kitap uzun olduğu için bazı şeyler çorba olmuş. :)

Dostoyevski burada yaşadıklarından sonra insan psikolojisini çok iyi çözmesini sağlayacak çok fazla tecrübeyi bir arada yaşıyor. "Dostoyevski'yi Dostoyevski yapan sürgündür" lafını bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayabilirsiniz. Dostoyevski burada kendine Petroviç ismini takmış. Roman süsü verilmiş kocaman bir anlatı dinleyeceksiniz kendisinden. Sıkılmam okurum derseniz buyurun :)

Can 
15 Nis 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı okuduğum iki gün boyunca ben de sibirya cezaevindeydim. Aleksandr Petrovicle beraber cezaevine girdim, çektiği zorlukları, acıları, yattığı tahta yatağı, yediği lahana çorbasına kadar herşeyi sanki oradaymışım gibi yaşadım diyebilirim. Kitabın bitmesi ile ben de bugün Aleksandr Petrovicle beraber tahliye oldum. Betimlemeleri, ruhsal durum analizlerinin mükemmelliği yanında , cezaevlerine ve suçlulara bakış açısı, eleştireleri,önerileri bence günümüz için bile geçerli. Tekrar okumak isteyebileceğim bir kitap.

5 /

Kitaptan 322 Alıntı

Elif 
04 Kas 2016 · Kitabı okudu

Biz, dayak yiyen milletiz. Dövüle dövüle içimiz kopmuş da geceleri ondan bağırıyoruz.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 20)Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 20)
Elif 
06 Kas 2016 · Kitabı okudu

" İşte burada yıllarca kalmak zorundayım; işte şimdi, hiç istemeyerek, kederler içinde bulunduğum bu köşeden yıllar sonra ayrılırken belki de burayı arayacağım, " diyordum.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 77 - İskele Yayınları)Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 77 - İskele Yayınları)
Mustafa Yıldız 
21 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hiç tanımadığımız birinin gülüşü daha ilk karşılamanızda hoşunuza giderse, karşınızdakinin iyi bir adam olduğundan tereddüt etmeyiniz.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 47 - isbankasi)Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 47 - isbankasi)
Merve Çalıkuşu 
28 Nis 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsan her şeye alışan bir yaratıktır ve sanırım bu onun en iyi niteliğidir.

Ölüler Evinden Anılar, DostoyevskiÖlüler Evinden Anılar, Dostoyevski

Çok doğru düzgün bir insanın bile alışkanlık sonucu kötüleşebileceğine, insan olma vasfını yitirebileceğine inanıyorum.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 227)Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 227)
Mustafa Yıldız 
21 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Etrafın taşyürekli heriflerle doludur, ağlayacak tenha bir köşe bile bulamazsın.

Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 56 - isbankasi)Ölüler Evinden Anılar, Dostoyevski (Sayfa 56 - isbankasi)