Edebiyat toplumun aynasıymış, yani aynaya benzetebilirmişiz onu. Tutkular, düşünceler herşey apaçık görünürmüş bu dünyada. Toplumun kötü yanlarını kimseyi incitmeden, güzel güzel eleştirirmiş. İnsanları eğitirmiş.
Sayfa 99 - İletişim Yayınları / 5. Baskı 2018, İstanbul/
Tolstoy'u ya anlamıyorlar ya da anlaşılmasını istemiyorlar. Onun dehasına ulaşamayanların, onu küçümseme çabaları bile Tolstoy'un hakikaten zirvede olduğunu gösteriyor. Tolstoy'u anlamak Hıristiyanlığı sorgulamak demek. Bunu kim ister!? Hiç kimse! Tolstoy'u anlamak Hz. İsa'nın (aleyhisselâm) yolunu arama çabası demek; hayatın anlamını aramak demek, insanı yüceltmek ve özgürleştirmek demek. Bunu ise hiç mi hiç istemezler. Fakat, onun yüksek sanatı aşılmaz engel olarak önlerinde dağ gibi dikilir durur. Dolayısıyla, sosyalistler kendi zihniyetleri içinde bir Tolstoy profili inşa etmek isterler. Komunistler yine aynı şekilde. Ve diğerleri... Hepsi aynı şekilde. Derin psikoloji arayanlar bile, nedense, Tolstoy eserlerinde psikolojinin edebi estetikle (bediyyat/bedii edebiyat) nasıl ustaca harmanlandığını görmezler. Akrabam olsaydı biraz daha övmek isterdim. Bir Rus yazarı işte.
Tolstoy'dan ne okuduysam hep hayranlığımla baş başa kaldım. Onu anladığımı düşünüyorum. Belki de sahiplenmem bundandır.
Sizlere söylüyorum, nasıl olur da aynı karından dünyaya gelmiş iki kardeş birbirine düşman kesilir? Ferapont İlyiç! Anna İlyinişna! Biraz aklınızı başınıza toplayın...
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / I. Basım, Ocak 2016, İstanbul