Sevmedim, sevmedim ve sevmedim.(Oysaki Pastoral Senfoni kitabını hoş bulmuştum)
Kitapta iki insan birbirine aşıksa neden kavuşamadılar anlayamadım. Birisi tamamen ilahi aşka yöneliyor ve karşısındakini hayatında istemiyor
Yok arkadaş ben kavuşmalı bir aşk istiyorum, bu kitap beni sarmadı ,zar zor okuttu.
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
En dik yokuşun en iyisi olduğunu bana düşündüren, hep sana kavuşma ümidi olmuştur.
Çok acı çekiyorsun Jerome ! Ve bunu haketmiyorsun. Tıpkı benim gibi...
Dar Kapı, André Gide’in aşkı, inancı ve vicdanı zarif bir dille sorguladığı derinlikli bir roman. Jérôme’un kuzeni Alissa’ya duyduğu saf ve içten aşk, karşılık bulmasına rağmen, Alissa’nın ruhsal arayışları ve Tanrı’ya adanmışlık arzusu nedeniyle bir türlü gerçekleşemez. Bu karşılıksızlık, okura sadece bir aşk hikâyesi değil, aynı zamanda bir içsel çatışma ve ahlaki arınma öyküsü sunar.
Alissa’nın dar kapıyı seçmesi, yani dünyevi mutluluğu reddedip maneviyatı tercih etmesi, onu idealize ederken aynı zamanda insanlıktan da uzaklaştırır. Gide, bu tercih aracılığıyla okuru sorgulamaya iter: Gerçek iyilik, arzulara sırt çevirmek midir, yoksa onları kabul edip dengede yaşamak mı? Dar Kapı, sade dili ve güçlü temasıyla uzun süre zihinde yankı bulan bir roman.
Yazarla tanışma kitabım olan Andre Gide'den Dar Kapı adlı eserde iki gencin aşkını anlatırken Alissa ilahi kitaplara yönelip aşkının yönünü değiştirince Jerome ise kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Kitapta aşk ve din temaları yoğun bir şekilde mevcut. Yazarın dili benim için pek akıcı değildi ancak edebi yönüne söz yok :-) Dar KapıAndré Gide
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
Aşkı değil, aşka giden yola aşık olmak. İslamdaki tasavvuf inancına benzettim. İlahi aşka varabilmek için dünyalık aşkından vazgeçen Alissa. Jerome mi yoksa Alissa mı yaşadı gerçek aşkı diye sorgulattı. Biz yaradılanı yaradandan ötürü severiz, kitaptaki karakterimiz ızdıraplı bir yol seçerek hayatı kendine zindan ediyor. Her ne kadar okurken çileden çıksam da, Jerome’nin yanında Juliette’nin de gerçek aşkı yaşadığını söyleyebilirim. Aşk her şeye katlanmak mı yoksa kendinden vazgeçmek mi diye sorgulatıyor?
Dili anlatımı güzel, karşılıklı mektuplardan oluşması kurguya heyecan katmış. Gide’nin kendi hayat hikayesinden esinlenip yazması da güzel bir detay oldu benim için. Hem kısa olsun hem de edebi dili güzel olsun, okuyayım bitsin denilebilecek bir kitap.
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
Andre ile tanışma kitabım oldu. Tarzı o kadar hoş ki, sona yaklaştığım her sayfa bitmemesini ve bu edebi acının devam etmesini isteyerek yavaş yavaş okudum. Bittiği gibi de bir başka kitabını aldım. Yazar, aşkı orjinal kalıplarının dışında tutarak acı ile aynı düzleme getiriyor. Öyle yalandan sevenlerin hikayesi değil, ruhuna bir bahçe kurup, her gün bir yaprağını tek tek dökenlerin hikayesi.
İncelemem muhtemelen spoiler içerecek. Emin değilim açıkçası, zira kitabın arka kapağı bile her şeyi anlatıyor. Sonunu başını apaçık yazmışlar; benim incelemem ondan fazla kaçamaz.
Ana karakter Jérôme, sevginin sadece edebi değil, ruhsal boyutunu da yaşayan biri. İlk başta duygusal olarak Genç Werther’e benzetilebilir ama sonra kesin bir yol ayrımına giriyor. Eğer Werther’ı haklı buluyorsanız, bu kitap pek size göre değil. Karakterle kendimi az da olsa bütünleştirmiş hissediyorum, hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim.
Alissa ise adeta ruhsal bir detoks yapıyor; aşkı sadece maneviyatla yaşamak istiyor. Aşk onun için yaratıcı ile arasına giren bir duygu, Allah’a yaklaşmak için bir çok değerini göz ardı ediyor; Kitap okumayı seviyor, ama dünyalık kitapların hepsini atıyor, piyanosunu gönderiyor, deli gibi sevdiği çocuğu bırakıyor..
Ama işte edebiyat burada devreye giriyor. Gide aşkı öyle zarif, öyle içten yazmış ki, karakterlerin çektiği çileye sinirlenmek yerine hayran oluyorsun. Cümleler kadife gibi ama üzerine fazla eğilirsen bıçak gibi kesiyor. “Seni sevmem, sana kavuşmaktan daha değerli” gibi ifadelerle aşkı öyle bir yere taşıyor ki, mutlu olmalarını değil, o ince acının sonsuza dek sürmesini istiyorsun okuyucu olarak.
Alissa’nın gözünde; Dünya’da mutluluğu, imanla aynı anda yaşamak mümkün değil onun için, bilinçli olarak mutsuzluğu seçiyor. Jérôme ile mutlu olacağını
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
Benim bu kitapta Alissa ile empati kurmama engel olan bir durum vardı... Tanrı ile bağından dolayı aşık olduğu çocuğu zorla unutmaya çalışıyor fakat insanın "Tanrı" ya olan sevgisi, O'nun yarattığı aciz nir varlığa duyduğu sevgisi ile aynı kategoride olabilir mi? Olamaz. O yüzden Tanrı'ya bağlı olup yarattığı aciz bir varlığı da aynı zamanda sevebilirdi... Kendisine ve Jerome' a yaşattıkları eziyetten başka neydi? Tanrı bu halini, durduk yere kendisini harap ettiği ve bu yüzden de erken yaşta öldüğü hayatını erdem görüp mükafatlandıracak mıydı? Ben hiç öyle sanmıyorum, dinde insanın kendisine zarar vermesi de günahtır. Çok üzüldüm hele ki Jerome'un kalbini Alissa'ya kapatıp bir daha aşık olmayacağını söylediği sahnede çok üzüldüm. Ve Alissanın Jerome'un başka biriyle evlenip çocuğuna kendi kolyesini vermesini istediği sahne de çok acı vericiydi. İnsan bunu kendine neden yapar, bunun Tanrı katında erdem olacağını nasıl düşünür? Kendini Tanrı'ya adamak bu mudur? Peygamber'in de bir ailesi sevdiği bir eşi, yaşadığı bir hayatı vardı.
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
Sevdim bir dua gibi,içimde adını söyledim.Sen Tanrı’yı seçtin, ben seni;İkimiz de yandık,fakat farklı ateşle…
Bazı kapılar vardır ilk nazarda sade görünür ne cazibeli bir girişi, ne de gönülçelen bir azameti olur. Bu dar kapılar tenha ve sessiz olur, içlerinden geçmek cesaret ister. André Gide (1869-1951) Dar Kapı eserinde, işte böylesi bir kapının eşiğinde bekleyenlerin aşkını Tanrı’ya adayanların, dünyalık arzuları, saadeti feda edenlerin hazin öyküsünü anlatıyor. Okuduğum ilk eseri oldu kitabında klasik bir aşk hikâyesinden ziyade dünyevi sevginin değil, ruhsal çileciliği, içsel karmaşaları ve insanın kendine rağmen kendinden vazgeçişinin izine okuyucusunu da ortak ediyor.
“Sık kapıdan giriniz; çünkü helake götüren kapı geniş, yolu da enlidir. Bu yoldan gidenler çoktur. Hayata götüren kapı ise dar, yolu da sıkışıktır ve onu bulanlar azdır.” Matta 7:13–14) kitap isimini incildeki bu bölümden alıyor. İçinde yaşadığımız zaman çoğu zaman insanı kolay olanı seçmeye, rahat olanı tercih etmeye, kalabalığın gittiği yoldan yürümeye teşvik ediyor. Dar kapıya nazaran, bu geniş kapıdan geçmek kolaydır, sunduğu şeyler cezbedicidir, haz, özgürlük altındaki kayıtsızlık, kendini sorgulamadan yaşamaya dönüşebiliyor. Kitaptaki iki aşıktan birisi bu dar kapıyı seçiyor ve ahlaki bir sürüklenmeye doğru ilerliyor.
Eser anlatıcı ve başkahramanı Jérôme ile Alissa arasındaki derin aşkı konu ediniyor. Giriş bölümünde Jérôme, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Alissa ve onun kız kardeşi Juliette ile geçirdiği zamanı anımsar. Üçü de birbirlerine yakın, duygusal bağları güçlü kuzenlerdir. bu ilişkilerinde duygusal gerilimler başlıyor. Jérôme, Alissa’ya içten bir sevgiyle bağlı ve evlenmek istiyor. Alissa sevmektedir ancak bu sevgiyi yaşamak yerine Tanrı’ya
|ANDRE GİDE-DAR KAPI|
Alissa senin iki dünyada da yatacak yerin yok.
Seni son zamanların en kötü kalpli, bencil, narsist ve paranoid kişilik bozukluğu olan karakteri ilan ediyorum.
Böyle bir karakteri nasıl ve neden oluşturmak ister bir yazar, karakter gelişimi olacak mı, nereye gidiyor bu kitap diyerek bitirdim kitabı.
Uzman değilim ama karakterlerin psikolojik tahlillerini düşünmeyi çok severim ve bence Alissa Paranoid Şizofreni özellikleri gösteriyor.
Bu tip, şizofreninin en çok görülen tipidir. Bu şizofreni alt tipinde, bazen dine aşırı düşkünlük, metafizik, filozofik ya da cinsel uğraşlar görülebilir.
Andre Gide; 13 yaşındayken dayısını ziyarete gittiği bir gün, 15 yaşındaki kuzeni Madeleine Rondeaux'yu diz çökmüş ağlayarak dua ederken görür.
Madeleine ona, annesinin babasını aldattığını ve bunu gizlemek zorunda olduğunu söyler.
Bu duygusal durum ve sır Andre ile Madeleine'yi birbirine bağlarken, Andre'nin yaşamı boyunca tutunacağı bir aşka dönüşür.
Hayatının bu noktasından bir eser ortaya çıkarır Andre Gide. Roman kahramanımız Jerome babası öldükten sonra annesiyle dayısını ziyarete gitmeye başlar. Bu ziyaretler esnasında dayısının karısı Ballocui’yi defalarca uygunsuz vaziyetlerde görür. Bir keresinde onun tacizine bile uğrar. Sonrasında bu hanımefendi evi terk eder ve geride yaslı bir baba ve 3 çocuk kalır.
Joreme’nin ondan iki yaş büyük kuzeni Alissa ile aralarında zamanla oluşan bir dert ortaklığı gelişir. Alissa diğer kardeşlerinden oldukça farklıdır. Babasının da dert ortağıdır.
Alissa annesinin kaçışısından sonra evde daha da insanları çekip çevrilen bir konuma gelir ve kendi içine yönelirken bence oldukça hastalıklı bir yere gidiyor.
Roman Joreme ve Alissa arasında gelişen aşk gerilimi üzerine şekillenir.
Bu “Dar Kapı” aforizması İncil'deki :"Dar
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
Jérome'un Alissa'ya duyduğu karşılıklı ama umutsuz aşkını ve Alissa'nın da Jérome'a duyduğu aşktan da öte bulduğu Tanrı aşkını anlatan bir kitap. Alissa'nın seçtiği yol Tanrı olmasaydı belki kavuşacaklardı ancak o kapı oldukça Dar'dı ve iki kişi sığmazdı... Dar Kapı, hem ilahi fedakârlık hem de koca bir ömrün (bana göre) hiç yoktan öldürülmesini konu edinen ve o Dar Kapı'dan tek başına geçmeyi tercih etmiş bir kızın duygularına yer veren; akıl ile kalbi birbiriyle çatıştıran muazzam bir kitap.
Dar KapıAndré Gide · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,518 okunma
André Paul Guillaume Gide (22 Kasım 1869 Paris - 19 Şubat 1951 Paris) Fransız yazar. 1947 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi.
Gide, 22 Kasım 1869 tarihinde Paris, Fransa`da dünyaya geldi. Babası Protestan ve köylü kökenli, annesi Katolikti. 8 yaşında Paris'te Alsace Okulu'na gönderildi. Sık sık hastalandığı için öğrenimi kesintiye uğradı. Gide henüz 11 yaşındayken (1880) Paris Üniversitesi`nde hukuk profesörü olan babasını kaybetti. Ailedeki kadınların etkisi ve annesinin katı otoritesi altında büyüdü.
1889'da okuldan mezun oldu. Yaşamını yazarak geçirmeye karar verdi.Yazı hayatına 1891’de 21 yaşındayken yayımladığı André Walter'in Günlükleri(Les Cahiers d'André Walter) ve Narsis Üstüne İnceleme ile başladı. Ama ikisi de başarısız bulundu.
1893'te Kuzey Afrika gezisine çıktı. Arap dünyasının tümüyle farklı değerleriyle tanıştı. Fransa'ya döndüğünde oradaki katı Victorya dönemi yaşantısının olumsuzluklarından rahatsız oldu. 1894'te tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Burada Oscar Wilde ve Lord Alfred Douglas'la tanıştı. Onların yüreklendirmesiyle baskı altında tuttuğu eşcinselliğini kabul etti. Annesi hastalanınca Fransa'ya döndü.
1895'te kuzeniyle evlendi. 1896`da Normandiya`da bir komüne belediye başkanı oldu.
1908`de bazı seçkin yazarlarla birlikte Nouvelle Revue Française adında bir edebiyat dergisi kurdu. 1916`da 16 yaşındaki Marc Allégret ile sevgili oldu. Marc Allegret ile eşcinsel ilişkisi ailesinde huzursuzluk yarattı. Eşi Gide'nin kendisine yazdığı mektupları yok etti.
I. Dünya Savaşı yıllarında Kızılhaç ile gönüllü insani kuruluşlarda çalıştı. 1923'te ilk feministlerden ünlü Elizabeth van Byyselberghe ile olan yasak ilişkisinden tek çocuğu kızı Catherine doğdu. 1924 yılında Corydon adlı homoseksüelliği savunan bir kitap yayımladı, fakat eser ilk etapta kınandı.
1925'te Fransız Ekvator Afrikası'na gitti. Burada gördüklerinden de etkilendi. Dönüşünde sömürgeciliği eleştiren yazılar yazdı. 1925 yılında yayımladığı Kalpazanlar Gide`nin en önemli eserlerinden biri olarak görülür. 1926`da otobiyografik eser olan "Si le grain ne meurt"u yayımladı.
Komünizme ilgi duydu. 1936'da büyük umutlarla gittiği Sovyetler Birliği'nden hayal kırıklığı ile döndü. 1938'de eşini kaybetti.
II. Dünya Savaşı'nın başlamasından sonra 1942'de tekrar Kuzey Afrika'ya gitti. Savaşın sonuna kadar burada yaşadı. 1947'de Oxford Üniversitesi'nden "Edebiyat Doktoru" unvanı aldı. Aynı yıl Kasım ayında da Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi oldu. 19 Şubat 1951'de yaşamını yitirdi.
Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savundu. Edebi, siyasal ve toplumsal sorunlara karşı hoşgörülü bir tutum benimsedi. Genel ahlak anlayışının karşısında bireysel özgürlüklerin savunucusu oldu. Ama aynı zamanda 19'uncu Yüzyıl Fransız edebiyatının en önemli hümanist ve ahlakçı yazarı olarak tanındı. Düşüncelerindeki bütünlük ve soyluluk, üslubundaki arılık ve uyumla Fransız edebiyatının saygın isimleri arasında yer aldı.
Katolik kilisesi André Gide'in eserlerini 1952 yılında Yasak kitaplar listesi'ne koymuştur.