Mustafa Kutlu’nun Beyhude Ömrüm adlı eseri, kurak ve kıraç topraklarda herkesin imkânsız gördüğü bir idealin peşinden koşarak Islak Kaya’dan su çıkaran ve orada yeşillikler içinde bir cennet bahçesi kuran adsız bir Anadolu köylüsünün dokunaklı hikâyesini anlatır. Ancak modernleşmenin, değişen çağın ve köyden kente göçün acımasızlığıyla ana karakterin çocukları toprağı bırakıp İstanbul’a gider; onun hayatını adadığı bu kutsal sığınak, yeni nesil için sadece bir yük haline gelir. Kitabın adındaki beyhude kelimesi, dışarıdan bakanlar için ömrün nihayetinde kuruyup gidecek bir bahçeye harcanmasını simgelese de, yazar bize asıl değerin varılacak sonuçta değil, bir ideal uğruna verilen emek ve sadakatte saklı olduğunu fısıldar. Şehrin betonlaşmış hızı karşısında toprağın ve sabrın kutsallığını hatırlatan bu sıcak taşra hikâyesi, insanın doğayla ve kendi özüyle kurduğu derin, hüzünlü ve anlamlı bağı tek bir solukta yüzümüze çarpar.
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu