Kalpazanlar

8,5/10  (13 Oy) · 
39 okunma  · 
15 beğeni  · 
1.536 gösterim
"André Gide'in yirminci yüzyılımızın ilk yarısında, özellikle de iki büyük savaş arasında, kusursuz anlatımı, ilginç yapıtları, yazınsal, toplumsal, siyasal sorunlar karşısındaki özgür, önyargısız, değişik, değişken, ama hep aynı ölçüde derinden kavrayıcı bakışıyla Fransız yazınını giderek Fransız kamuoyunu etkisi altında tutmuş, büyük bir yazar ve düşünür olduğu bilinir."
-Tahsin Yücel-

Kalpazanlar, yazdıklarını anlatı ya da uzun öykü olarak nitelendiren André Gide'in roman olarak adlandırdığı tek eseridir ve edebiyat tarihçileri tarafından da yazarın en önemli yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Geleneksel roman anlayışının dışında kaleme alınan Kalpazanlar, bu türü neredeyse baştan tanımlamak istemesi ve bir roman arayışının romanı olarak da edebiyat tarihinin yapı taşlarından biri sayılır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2000
  • Sayfa Sayısı:
    408
  • ISBN:
    9789755101286
  • Orijinal Adı:
    Les Faux Monnayeurs
  • Çeviri:
    Tahsin Yücel
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Esra Koç 
 16 Nis 18:31 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Dünya Klasiklerini okuma serüvenim çok eskilere dayanmasa da; yaklaşık bir yıldır okuduğum kitaplar arasında yerlerini aldı.Önce tabii ki Fyodor Dostoyevski ,Suç ve Ceza ile başladım.Ne muazzam bir eserdir ki içimde tüm klasikleri okuma hevesi uyandırdı.Tolstoy, Kafka, Zola, Stendal, Sartre derken Andre Gide'nin Kalpazanlar romanını da bitirmiş oldum.

Andre Gide 19 yy Fransız edebiyatının kurucularından; aynı zamanda dönemin cesur sayılabilecek yazarları arasında yer almakta. Nobel Ödülü ile yazarlığı dikkat çeken Gide edebiyatın hemen hemen tüm dallarında eserler vermiş. Yaşamı boyunca toplumsal ve bireysel ahlakın en önemli ölçütünün, bireyin içtenliği ve kendisini tanıması olduğunu savunmuş. Genel ahlak anlayışına karşıt olarak bireysel özgürlüğü savunan Andre Gide eserlerinde de dönemin alışık olmadığı konuları eleştirel üslubuyla kitaplarında ele almıştır. Andre Gide ''Corydon'' adlı eserinde homoseksüelliği savunmuş; kitap o dönemde kınanmış ve bir dönem Katolik kilisesi eserlerini 1952 yılında yasak kitaplar listesine koymuş. Yine de fikirlerini özgürce ortaya koymaktan vazgeçmeyen Gide Kalpazanlar kitabında da eş cinsellik, gayri meşru çocuk, yasak aşk gibi konuları genel ahlak anlayışını eleştirerek sorgulamıştır. Kalpazanlar ifadesi de bize bu ahlakı dayatanlar ve onu uygulayanlara bir göndermedir.
Andre Gide birçok romanı olmasına rağmen sadece Kalpazanlar 'ı roman olarak nitelendirmiş ve farklı bir roman anlayışı ile birlikte ''Bach 'ın füg sanatıyla müzikte gerçekleştirdiğini, edebiyatta gerçekleştirmeyi amaçladığını söylemiştir. Ancak roman eleştirmenleri eserinin ustaca bir plan dahilinde kurulmadığını söylemişlerdir.

Kitaba dair yorumlarım:
Kalpazanlar sadece bir roman olmayıp; roman yazımı üzerine düşünme, yapıtın yazılma süreci ve kısa kısa roman kahramanlarının başından geçen olayların öyküsünden oluşuyor. Romanın en dikkat çeken tarafı yazılma sürecini Eduard 'ın günlüğü başlığı altında okuyuculara sunmasıdır. Kitabı okurken bu kısımların yoğunluğu olay örgüsünü aksatsa da bir müddet sonra kitabın üslubuna alışmış oluyorsunuz.
Roman Bernard 'ın annesine yazılmış aşk mektuplarını bulup gayri meşru olduğunu öğrendikten sonra evden kaçmasıyla başlar. Olivier, Bernard 'ın en yakın arkadaşı aynı zamanda babası sandığı adamın; yakın arkadaşının oğludur. Bernard Olivier 'in yanına sığınınır ve Olivier 'in abisinin evli bir kadını hamile bıraktığını öğrenir. Bu kadın Olivier 'in üvey dayısının eski aşkıdır. Olivier ise üvey dayısı Eduard 'a gördüğünden beri ilgi duymaya başlar. Eduard aynı zamanda yazardır ve sekreter olarak Olivier 'i yanına almak ister. Olaylar Eduard 'ın eski aşkının ona yazdığı yardım mektubu ile farklı bir boyut kazanır ve esas olayların başlangıcına temel atar.

Romanda kahramanların birbirleriyle ilintili yaşamlarına; karışık aşk ilişkilerine, aldatma, aldatmaca yani kalpazanlıklarına şahit oluyoruz.
Romanda Olivier'in üvey dayısına duyduğu aşk ise; dayısının korumacılığı ile masumca yansıtılmış. Aynı zamanda yazar bu konu ile eş cinselliği kendi üslubuyla ortaya koyuyor.
Bana göre, kitapta yer alan Eduard' ın günlüğünden alıntılar kitabın omurgasını oluşturmuş.Yazar çok kahramanlı ve karışık ilişkiler barındıran kitabına bu bölümlerle farklı bir soluk getirmiş.
Klasik severlere keyifli okumalar...