1000Kitap Logosu
Resim
İpek Dadakçı
TAKİP ET
İpek Dadakçı
@ipeksayilan
1758 okur puanı
23 Eyl 2017 tarihinde katıldı
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
188 syf.
·
9/10 puan
Vittorini’den daha önce Fil’i okuyup çok beğenmiştim. Sicilya Konuşmaları’na bayıldım. Eser kısaca, babasından aldığı bir mektup üzerine, on beş sene sonra annesinin yanına, Sicilya’ya, doğup büyüdüğü köye giden gencin birkaç günde yaşadıklarını, daha çok da kafasından geçenleri ve hissettiklerini anlatıyor. Kitabın ilk sayfalarında Vittorini, karakterinin içinde anlamlandıramadığı öfkesi için “Yok olup gitmekte olan insanlıkla ilgili bir çeşit öfkelenmeydi bu” diyor (s.7). Sicilya Konuşmaları da Vittorini’nin içinde biriktirdiği, faşist sansürden dolayı rahatça kusamadığı öfkesini çoğunlukla üstü kapalı, yer yer de açıkça kaleme aldığı eseri. (Bugünün şartlarında üstü kapalı gelen anlatım aslında o dönem için cüretkar kabul edilmiş, nitekim eserin 1941’de yayınlanmasından 1 sene sonra Vittorini tutuklanmış.) Savaşlarda katledilenler, faşizm, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizlikler, bu bozuk düzenden payına düşeni göğüsleyen kadınların durumu Vittorini’nin öfkesinin temel sebepleri. Bozuk düzenden nemalananlar kadar sessiz kalan bencillere, vurdumduymazlara da öfkeli ve bu öfkenin sonucunda şiir gibi bir novella çıkmış ortaya. Faşist sansürden dolayı direkt dile getiremedikleri ayrı bir güzellik katmış esere. Halkı fişleyen polisin ‘Bıyıklı-Bıyıksız’ diye adlandırılması, çektiği yoksulluk içinde omuzlarına yüklenen annelik ve ev işi yükümlülüklerinin yanında güzellik kalıpları da dayatılan kadınların hayaletlerinin hesap sormak için dönüp bugüne musallat olması, düzenin bozukluklarını dile getiren, bir yerde halkın sesi olma gücüne sahip sanatın rolü, tüm mutsuzluklarından kaçıp alkole sığınan insanlar ve savaşta kaybedilen kardeş ile mezarlıkta hesaplaşma gibi muazzam metaforların dahil olduğu bölümler girmiş bu sayede romana. Romanın sonuna doğru Ay ve Şenlik Ateşleri’ni anımsatan şekilde, çocukluğunun nostaljik duygularına kapılan karakterin bu duygulardan hareket edip, yitirilen masumiyet ve çocuğun değişen gerçekliğini dünyanın acılarına bağlamasından çok etkilendim. Tarih ve geçmiş katliamlarla hesaplaşırken, sarhoşluk sayıklamaları ile hayal ve gerçeğin sınırlarının muğlaklaşıp, geçmiş ile bugünün iç içe geçmesi de keza çok etkileyiciydi. Vittorini’nin dili de ayrıca muhteşem; gerçekçi bir yazar olmasına rağmen oldukça şiirsel bir dille kaleme alınmış. Bu açıdan, anlatıkları kadar anlatımıyla da hayran bırakan nadir yazarlardan. Diyaloglar da mükemmel; hem metnin şiirselliğine uygun bir derinlikte, hem de gerçekçiliği ve doğallığı koruyan bir sadelikte. Çok, çok sevdim.
Okuyacaklarıma Ekle
360 syf.
·
9/10 puan
Ele aldığı meselelerle farklı, kurgusuyla eğlenceli bir klasik Bilirbilmezler. Roman, Paris’te kırk yedi yaşında iki adamın tesadüfen aynı banka oturarak tanışmalarıyla başlıyor. Kısa süre içinde yakın birer arkadaş olan karakterler, içlerinden birine miras kalmasıyla beraber hayallerini gerçekleştirip kırsala taşınıyorlar. Burada tarım, peyzaj, konservecilik gibi çok çeşitli uğraşlar edinip arkeolojiden tıpa, tarihten edebiyata, doğabilimden felsefeye birçok konuda okuyup araştırıyorlar. Ancak ne yazık ki ilgilendikleri hiçbir alanda bir sonuç elde edemiyorlar. Bu hikayeyle Flaubert, bir yandan yarı aydınları tiye alırken, diğer yandan dönemin çeşitli bilimlere bakışını eleştiriyor. Yazarın özellikle din ve Kilise eleştirisi, uzay ve evrenle ilgili öngörüleri, kız çocuklarının eğitimi ve sansür hakkındaki fikirleri döneminin çok ilerisindeydi. Arka planda 1848 Devrimi ile sunduğu politik felsefeye hakimiyeti ve politika eleştirisi hayranlık uyandırıcıydı. Oldukça keyifli ve eğlenceli bir kurgusu olan roman, aslında yazarın fikirlerinin ön planda olduğu eserlerden. O nedenle kurgu odaklı bir okursanız sıkılabilirsiniz. Flaubert’in kendisi ve çoğu edebiyat eleştirmeni tarafından yazarın en ustalıklı eseri kabul edilen Bilirbilmezler, benim de okuduklarım arasında (diğerleri Madame Bovary ve Duygusal Eğitim) en beğendiğim romanı oldu. Duygusal Eğitim’de kısmen gördüğüm bambaşka yönünü gözler önüne sermiş bu eserinde. Klasiklerden hoşlanıyorsanız bence es geçmeyin. Tahsin Yücel çevirisi dilini en beğendiğim çeviri oldu. İş Bankası tarafından Bouvard ve Pecuchet adıyla basılan Volkan Yalçıntoklu çevirisi de güzel. Flaubert, bu eser üzerinde çalışırken Yerleşik Düşünceler Sözlüğü adlı, romana kurgu ilerledikçe yedireceği fikirlerden oluşan, ansiklopedik bir liste kaleme almış. Bilirbilmezler tamamlanamayınca bazı yayınevleri bu bölümü de basmayı gerekli görmüş. Ben Tahsin Yücel’in önsözde belirttiği gibi bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Romanın, Flaubert tamamlayamadan ölmesine rağmen, aslında hiçbir şeyi havada ya da yarım bırakmayan, gayet güzel bir sonu olduğunun düşünenlerden olduğumu belirtmeden geçmeyeyim.
Bilirbilmezler
7.7/10 · 231 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
119 syf.
·
Puan vermedi
Amélie Nothomb aslen Belçikalı, diplomat babasının görevi nedeniyle Japonya’da doğmuş ve uzun bir süre burada yaşamış bir yazar. Kıran Kırana kendi yaşadıklarından yola çıkarak, bir Japon şirketinde bir yıl süreyle çalışan Amélie adlı Belçikalı, genç bir kızın bu süre zarfında başından geçenleri anlatan bir novella. Kitabın ilk yarısında daha çok Batı ve Asya kültürleri arasındaki farklılıklar ile bunların çalışma hayatına ve iş ahlâkına yansıması üzerinde duruyor yazar. Oldukça katı toplumsal kuralların yanında İkinci Dünya Savaşı’nın utancını üzerinden yeni yeni atmaya çalışan bir ülkede yaşamanın getirdiği bagajların insanların günlük rutinini, hayata bakışını ve iş yerindeki hiyerarşi ve düzen anlayışını nasıl etkilediğini işliyor. İkinci yarı ise metnin asıl güçlü kısmı. Japon kadınına toplum tarafından dayatılan rolleri ve kuralları, bunlarla oldukça sert ve dışına çıkılması söz konusu bile olamayacak kalıplara konan kadının iç dünyasını ve açmazlarını oldukça ümitsiz ve çekincesiz bir dille yazmış bu kısımda Nothomb. Amélie karakterinin yaşadıklarıyla da kendine uygulanan duygusal ve psikolojik şiddeti, bir kadının hemcinsine nasıl yansıttığını; gücü ancak buna yettiği için acısını, hıncını nasıl ona fatura ettiğini göstermiş. Hem günümüzde bizim toplumumuzda da beyaz yakalı çalışan olmak hem de kadın olmakla ilgili söyleyeceği çok şey olan güçlü bir novella.
Kıran Kırana
7.8/10 · 27 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
2
3
4
...
221
2.209 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.