1000Kitap Logosu
Resim
Tahsin Yücel

Tahsin Yücel

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.2
1.562 Kişi
4.491
Okunma
389
Beğeni
18,3bin
Gösterim
Unvan
Türk Öykü ve Roman Yazarı, Denemeci, Eleştirmen ve Çevirmen
Doğum
Elbistan, Kahramanmaraş, Türkiye, 17 Şubat 1933
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 22 Ocak 2016
Yaşamı
Hayatı Kunduracı olan Ahment Yücel'le Nuriye Münevver Hanım'ın oğludur. İlköğrenimini Elbistan Gazi Paşa İlkokulu'nda tamamladıktan sonra 1945'te İstanbul'a gelmiştir. 1953'te Galatasaray Lisesi'ni, 1960'da da İÜEF Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Fakülteyi bitirdikten sonra, İstanbul'da kalmayı tercih etti ve 1969'da doktorluk, 1972'de doçentlik, 1978'de de profesörlük ünvanlarını aldı. 2000 yılında emekliliğe ayrıldı. Tahsin Yücel, çalışmalarına öykücülükle başladı. İlk öyküsü olan ¨Dert Çok, Hemdert Yok!¨, bir derlemede (Yeni Hikâyeler 1950) yayımlandı. Daha sonraları Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Yeryüzü, Beraber ve Mavi gibi dergilerde öyküleri yayımlanmaya devam etti. Bu dönemlerde; kullandığı yalın dil, kullandığı modern sözcükler, Anadolu insanına yaklaşımındaki tutarlılık ve anlatımındaki ustalık dikkat çekti. Behçet Necatigil gibi isimlerden yorumlar aldı. Uçan Daireler, Haney Yaşamalı ve Düşlerin Ölümü adlı öykü kitaplarını yayımlayarak kariyerine devam eden Yücel, bu kitaplarda kendi geçmişinden bazı öğeler kullandı. Bunları ele alırken oldukça karamsardı; ancak daha sonraları bunu dönemin akımlarından etkilenerek yaptığını belirtmiştir. Bu kitaplarla daha çok tanınmaya başladı. 1970'li yıllara gelindiğinde, öncelikle "Yaşadıktan Sonra" ve "Dönüşüm" kitaplarıyla, daha sonra da "Vatandaş ve Ben" ve "Öteki" kitaplarıyla tarzında bir değişiklik gözlemlendi; daha derin kişilikler yaratıp, ¨çevreyle¨ daha az ilgilenmeye başladı. Bu kitaplarıyla karışık yorumlar alan Yücel, kariyerine Komşular adlı kitabıyla devam etti. Bu kitabın konusu, diğerlerinden farklı olarak, insanların politika hakkındaki görüşlerinin eleştirisiydi Fethi Naci, bu kitabındaki bir öyküsünü bir başyapıt olarak değerlendirdi. Tahsin Yücel aynı zamanda bir romancıdır. Romanları (Peygamberin Son Beş Günü, Mutfak Çıkmazı, Bıyık Söylencesi) genel anlamda, halka karşı ironik eleştiriler barındırır. Bunlardan Peygamberin Son Beş Günü fazla solcu bulunduğundan dolayı politik anlamda da eleştiriler almıştır. Öykü ve roman dışındaki eserlerine bakıldığında, Yazın, Gene Yazın ve Tartışmalar adlarında iki deneme kitabı görülür. Bunlardan ilki, genellikle kendi hayatından alıntılar içerirken, ikincisi, dilsel konuları alan polemikleri konu alır. Aynı zamanda, Türkiye'ye göstergebilimi tanıttığı çalışmaları da vardır. Yurtiçi ve yurtdışında ses getiren yazınsal incelemelerinin yanı sıra, hatrı sayılır çevirileri de vardır. Öykülerinden bazıları, İsveççe ve Fransızca'ya çevrilmiştir.
672 syf.
·
10 günde
·
Puan vermedi
Çok beğendiğim, beni şaşırtan ve sindirmek için zamana ihtiyaç duyduğum kitaplardan nasıl bahsedeceğimi pek bilemem. Fakat öyle çok sevdim ki Yalan'ı bir iki kelam etmeden geçemeyeceğim. Sözün yazıdan önce var olduğu bilinen bir gerçektir. Peki birisi çıkıp bunu tersinin de geçerli olabileceğini söylese inanır mısınız? Peki bu sav, ne kadar tutarlı gerekçelerle savunulabilir? Tahsin Yücel, dil hakkında hiç düşünmediğim yerlere götürüyor beni. Dilin felsefesi bir kurgu içinde, anlaşılır bir biçimde, üstüne üstlük güzel bir edebiyat şöleniyle işlenebilir mi? Pek de güzel işlenmiş. Bir ülkenin aydın diye adlandırılan insanları neye göre belirlenir? Kocaman bir topluluk kocaman bir yalana bile isteye inanabilir mi? Yalan, dil felsefesinin yanında çok iyi bir toplum eleştirisi kitabıdır bana göre. Tahsin Yücel, insanların bilinçsizce nasıl hareket edebildiğini ve bunu pek güvendikleri akıllarını dayanak alarak yaptıklarını gösterdikçe, zihnimde Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde çizdiği resim belirdi ve buna benzer bir tat aldım. Ah canım kitap. Bununla da kalmıyor, aynı zamanda çok gerçek karakterler oluşturarak okuyucuyu kurguya hapsediyor. Bireysel varoluş karmaşasının yarattığı eylemsizlik halinden tutun da bir Anadolu insanın davranışlarına kadar her ince detayı düşünülmüş, ilmek ilmek işlenmiş. Ana karakterin (Yusuf Aksu) haricinde öyle bir karakter var ki, unutamayacağım roman kahramanlarından biri olacağına eminim: Erkek Cemile. Bana göre İnce Memed'in Hürü Anası ne ise, Yusuf Aksu'nun Erkek Cemile'si odur. Birebir aynı minvalde olmasa dahi, keskin tavırları doğrultusunda yarattığı değişimler birbirine çok paraleldir. Yaptığım göndermelerden anlaşılmıştır belki, Yalan'da Türk Edebiyatı'nın pek güzide eserlerinin harmanlanışını ve bunu yazarın kendine has kalemiyle ortaya koyuşunu okudum. Bundan sebep pek sevdim. İyi okumalar.
Yalan
8.7/10 · 479 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
151 syf.
·
4 günde
Türk akademisyen, öykü ve roman yazarı, denemeci, eleştirmen ve çevirmen Tahsin Yücel'in 1975 yılında basılan bu kitabında 6 öyküsü yer alıyor. Sahafta hem uygun fiyata olduğunu hem de ilk basım olduğunu görünce merak edip aldım. Ancak bu hikayelerin, hem konularının işlenişi hem de dilinin alışılmışın dışında olması yönüyle beni biraz zorladığını itiraf etmeliyim. Yazar, eserlerinde öz - arı Türkçe yeğlediği için yazdıklarını anlamak da ayrı bir birikim, çaba gerektiriyor, anladığım kadarıyla. Hikayelerde geçen uslamlama, dizge, belirtke, tecimsel, düşleme, benlem... gibi kelimelerin anlamı için sık sık sözlüklere başvurmam gerekti. Bununla birlikte hikayelerde yer alan kahramanlar için seçilmiş isimler de bana alışılmışın dışında geldi: Altındiş, Yusufa, Nurhaklı, Kâtiba, Beşira, Yarpızlı... Hikayelerin anlatıcısı her şeyi bilen anlatıcı konumunda olsa da bazı hikayelere kendini de dahil etmiş. Bu altı hikayenin ortak öğesi ise Memedali karakteri. Her hikaye, diğerinden farklı olsa da Memedali'nin değişmeyen bir rolü var. Ölüsüyle, dirisiyle, acıları ve sevinçleriyle Ötegeçe kasabasının avucunun içi gibi bilen, hikayedeki diğer kahramanları iyi tanıyan, içinde bulundukları durumlar ile ilgili akıl yürütmesi yapan biri konumunda. Hikayelerin içeriğine kısaca değinmek gerekirse; • Dizge: Topal Durmuş'un cenazesiyle başlayan hikaye iki koca arasında serbest gidip gelebilen Altındiş'in, Yusuf'a ve Topal Durmuş ile olan garip ilişki ağını anlatıyor. • Benlem: yaşanan tatsız bir hadiseden sonra bir türlü eskisi gibi olamayan İdris'in görme ve konuşma yeteneğini kaybederek çıldırmasını konu alıyor. • Yürümek: Kâtiba'nın gençlik aşkı Zöhre bacı için yıllar sonra Ötegeçe'ye tekrar gelmesini, Zöhre bacıyla tekrar karşılaşabilmek için kendi evi ile onun evi arasındaki gidip gelişlerini konu alıyor. • Giz: Kocasından başka herkese kapısı kapalı olan Dudu bacının, eşi Halil Efe'nin ölümünden sonra ark arkaya evlendiği erkeklerle olan ilişkilerini anlatıyor. • İkilem: Mizacı gereği küsmeden yaşayamayan bir karakter olan Beşira'nın karısı Seyyar bacı ile olan kavgalarını, fikir gel-gitlerini, zıtlıklarını konu alıyor. • Dönüşüm: arkadaşı Karadede ile birlikte savaşta esir düşmüş olan Yarpızlı'nın tutsaklıktan kalma yıllarından duyduğu 'Dokuzuncu' adıyla geçen müziğe bağlanmasını ve arkadaşının ölümünden sonra geçirdiği dönüşümü anlatıyor. Benim için zor bir okuma oldu bu nedenle herkese tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Bazı hikayeleri anlamlandırmak için tekrar tekrar okuduğum sayfalar, cümleler oldu. Belki de Tahsin Yücel'i ilk kez okuyor olmamdan kaynaklanıyor bu durum. Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim.
Dönüşüm
6.3/10 · 12 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.