Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2019 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2019 19:45
Herkese merhaba. Lütfen toplanın, çünkü hem ilginç bilgiler vereceğim sizlere yani bilgilendirici bir inceleme olacak, hem de oldukça eğlenceli... İşin bilgilendirici kısmından başlayalım. Bu yaz İngiltere Edebiyatı'na bir hayli aşina olmaya başladım, özellikle Victoria Dönemi diye geçen 19.yy kitaplarına. Bu dönemde en göze çarpan özellik, toplumda kadınlara oldukça kötü ve sıradan gözlerle bakılması. Dönemin düşünce anlayışına göre kadınlar sadece yemek yapar, çocuk yapar, iş yapar ama asla kitap falan yazamazlar. Kadınların arka plana dahil atılmadığı bir dönemde bir kadın olarak kitap yazmak kulağa imkansız gibi geliyor elbette. Neyse ki Virginia Wolf, Jane Austen, Mary Shelley gibi kadın yazarlar her şeye rağmen ellerine kalemi almışlar ve yüreklerindeki cesaret ateşiyle kağıtlara bir şeyler karalamışlar. Bronte Kardeşler de kısacık ömürlerine rağmen başyapıt olacak birer eser bırakmışlar İngiliz Edebiyatına. Emily Bronte'un Uğultulu Tepeleri ve Charlotte Bronte'un Jane Eyre'i. Bronte Kardeşler o dönemde bir şiir kitabı çıkarmışlar ancak kadın oldukları için ve dolayısıyla kimsenin okumayacağını düşündükleri için kitabın yazar kısmına erkek isimleri koymuşlar ve isimlerini baş harfleri aynı kalacak şekilde Currer, Ellis ve Acton olarak değiştirmişler. Bu enteresan durum beni gerçekten çok etkiledi, üstüne şiir kitaplarının da başarıyla yorumlandığını öğrendiğim zaman iki kat mutlu oldum. Bu dönemin kitaplarında sizin de dikkatini çekti mi bilmiyorum ama benim dikkatimi en çok çeken şey, muazzam mekan tasvirleri. Malikaneler, konaklar, bağlar bahçeler, ovalar, dağlar, ağaçlar o kadar güzel ve özenle anlatılıyor ki, kitabı okurken sanki Claude Monet tablosuna bakıyor gibi oluyoruz. Neden Monet dedim, çünkü özellikle doğa teması kitaplarda muhteşem işleniyor ve
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2022 08:59
"Yalnız, anlatmak istediğimi anlatabilmek de pek güç." İnceleme yazmak istiyorum ancak tam olarak yukarıdaki satırlardaki gibi hissediyorum. Ah Jane Eyre nasıl bir kitaptın sen! Dili lâl olmuş aşık gibiyim, nasıl anlatayım şimdi ben seni? Kitabı okurken fikrimi paylaşmayı incelemeye saklayamayıp alıntılarımın altında yorum olarak sık sık hayranlığımı dile getirdim. Yeri geldi kitaba ilan-ı aşk ettim :) Çünkü onca kitap okudum, onca klasik okudum hiçbir kitapta böyle bir duygu yoğunluğu, böyle bir hayranlık hissetmedim. Kitabı okurken kapağını okşayıp açtım mesela, kitaba sarılmak geldi bazen içimden. Satırlarının büyüleyici güzelliğiyle gözlerim doldu. Olaylardan dolayı değil, bir kitap nasıl bu kadar güzel olabilir, nasıl böyle güzel yazılabilir diye doldu gözlerim. Jane Eyre, 19. yüzyıl İngiltere'sinde, kadına yönelik baskı ve tutuculuğun hakim olduğu Victoria döneminde geçiyor. Kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk romanlardan biri kabul ediliyor bu kitap. Yazarı Charlotte Brontë'nin yaşamından izler taşıyor #k:119621. Zor bir yaşam süren küçük bir kızın, güçlü bir kadına dönüşmesini şiirsel bir üslupla anlatıyor. Kitap oldukça akıcı, okurun merak duygusunu hep zinde tutacak kadar da sürükleyici. Biraz da kitaptaki olaylara değineyim: Jane Eyre, küçük yaşta öksüz kalan ve kendisini hiçbir zaman sevmeyen ancak dayısının vasiyeti üzerine bakımını üstlenen yengesiyle zor bir yaşam süren küçük bir kız çocuğu. Sevgi, hoşgörü görmeyen Jane Eyre yatılı bir okula gönderiliyor, burada da başka zorluklarla yüzleşiyor. Okul bittikten sonra ise öğretmen oluyor. Mürebbiye olarak iş buluyor. Evin efendisi Rochester'a aşık oluyor. Sonrasında ise onu yine sıkıntı ve zorluklar bekliyor... Dikkatimi çeken bir konuya da değinmek istiyorum. Bir kitabı okumadan önce kimler okumuş
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Kimseye değil kendime aitim :)
10/10
·626 syf.·
2026 29. kitabı
Bu kitabı sadece okumadım… hissettim. Her sayfasında biraz daha kendime yaklaştım. Onu sevmemin sebebi yalnızca güzel bir hikâye anlatması değil. Sanki satır aralarında beni anlatıyordu. Bana, sustuğum duyguları, içimde sakladığım o kırılgan ama güçlü yanımı hatırlattı. Yoksul bir kızın hayatta kalma ve kendini bulma hikâyesi gibi başlıyor her şey. Ama aslında bundan çok daha fazlası… Jane Eyre; sevgiyle, özgürlükle ve saygınlıkla sınanan bir ruh. Sürekli seçim yapmak zorunda kalıyor… ve en sonunda, belki de en zor olanı seçiyor: kendini. Kimseye ait olmamayı… kendine ait olmayı. İşte tam da bu noktada kalbime dokundu. Çünkü bazen yalnız kalmak korkutucu değil, aksine insanın kendine sarılabildiği en gerçek yer. Bu kitap bana şunu fısıldadı: Aşk, sana kendini unutturmamalı. Sevgi, kendinden vazgeçmek demek olmamalı. Sanki yazar, her kadının içinde sessizce büyüyen o gücü görmüş ve kelimelere dökmüş. Okurken defalarca durup düşündüm, altını çizdim… çünkü aslında hepimizin içinde aynı cümleler yankılanıyor, sadece çoğu zaman dile gelmiyor. Bu kitap benim için sadece bir hikâye değil… bir his, bir yüzleşme, bir hatırlayıştı. Ve bu yüzden benim için kusursuzdu. 10/10. Eğer bir gün kendinize biraz daha yaklaşmak isterseniz, bu kitabı mutlaka okuyun. Sevgiyle kalın :)
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
En çok alıntı paylaştığım kitap!(+Spoiler)
Puan vermedi·626 syf.··
2023 68. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2023 18:26
Charlotte Brontë, Bronte Kardeşlerin ablasıdır. Anglikan bir Hristiyan'dır. Proust ve Joyce un bilinçakışı tarzının atası olarak da kabul edilir. Jane Eyre kitabında kızımız Jane gibi kendisi de erken yaşlarda mürebbiyelik yapmıştır. Emily Brontë ve Anne Brontë ye yani kız kardeşlerine de evde ders vermiştir. Zaten bakıldığı vakit, kız kardeşlerinin izlediği yol ve edebi tarzları ablalarına çok benzemektedir. Üç kız kardeş ne yazık ki çok erken yaşta hayata veda etmişlerdir. Hatta en üzücü kısmı da en son ölenlerinin ablaları Charlotte olmasıdır. Kız kardeş Emily 30, Anne ise sadece 29 sene yaşayabilmiştir. Charlotte de 38 yaşında ölmüştür. Hamileliği sırasında yaşadığı hamilelere özgü bir hastalıktan dolayı o da hayata erken veda etmiştir. 3 kız kardeşin hayatlarının beni en çok üzen kısmı, bu kadar kalite bir edebi dile sahip iken, çok az kitaplar yazabilmeleri oldu. Bilinenin aksine 3 kız kardeş değildir. 5 kız, 1 oğlan olmak üzere 6 kardeştirler. Ama Charlotte ve onun büyüttüğü kardeşleri sadece edebi dünyaya girebilmişlerdir. Jane Eyre'deki Lowood Okulu kendi hayatında okuduğu okulla büyük ölçüde benzerlikler göstermektedir. Örneğin, tüberküloz muhabbeti gerçek hayatında da yaşanan bir hadisedir. Robert Southey isimli dönemin ünlü şairine hayranlığı olan Charlotte, ona bir mektup yazdı. Mektuba kısa sürede cevap veren Southey, şu satırları yazmıştır : "Edebiyat bir kadının hayatının işi olamaz ve olmamalıdır. Kadın uygun görevleriyle ne kadar çok meşgul olursa, bir başarı ve eğlence olarak bile ona ayıracak boş zamanı o kadar az olacaktır.'' Charlotte bu tavsiyeyi pek tabi dinlememiştir ve İngiliz Edebiyatının en ünlü kalemlerinden biri olmuştur. İsyankar ve yürekli kafalar, yüksek tepelere isimlerini yazdırır çünkü. Şimdi bir diğer Jane Eyre sahnesine daha gidelim; Charlotte'a
Edebiyat
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Kuşlar Bu Kızın Kulağında Küpedir.
Puan vermedi·626 syf.·
2026 111. kitabı
Kuş değilim ben. Kafesim de yok. Bağımsız, irade sahibi, özgür bir insanım, şu anda da irademi sizden ayrılmak üzere kullanıyorum.” (s.356) Jane Eyre bu sözle yalnızca karşısındaki insana değil, hayat boyunca onu sınırlamaya çalışan herkese cevap veriyor gibi duruyor. Hikayesi sevgiye aç büyüyen ama buna rağmen kendi özünü kimseye teslim etmeyen bir kadının öyküsü olarak derinleşiyor. Romanı okurken sık sık Nilgün Marmara ’nın dizeleri dokundu. Sanki Charlotte Brontë Marmara’nın mısralarına dokunan hayat çizgisinde yaşayan bir karakter oluşturmuş gibi hissettirdi. Bu yüzden kitabın bende uyandırdığı duyguları dile getirirken, Nilgün Marmara’nın şiirinden Jane Eyre’ın dünyasına uzanan bir yankıya yer veriyorum. “Kuşlar bu kızın kulağında küpedir” dizesiyle sanki Jane’nin bütün varlığına değiyor, çünkü Jane’nin ruhundaki kuş, sadece zarif bir imge değil, aynı zamanda özgürlüğün, iç direncin ve kafese sığmayan ruhun simgesi gibi duruyor. Bir yanıyla da Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna… dizesiyle bu romanın duygusuna usulca karışıyor. Çünkü Jane’in güzelliği dış görünüşüyle birlikte yaşadıklarına rağmen içindeki iradeyi koruyabilmesinde beliriyor. Bazı hayatlar sevgisizlikle başlasa da insanın içindeki güç yine de sönmüyor. Jane’in çocukluktan başlayarak taşıdığı kırgınlıklar, suskunluklar, özlemler ve yaşama direnci, Bronte’nin kalemiyle okuyanın kalbine usul usul yerleşiyor... Charlotte Brontë eserini 1847 yılında yayımlıyor, Jane Eyre yazarın yaşadığı yalnızlıklar, kayıplar ve güçlü durma hali, eserin ruhuna da açıkça yansıyor. Edebi olarak Jane Eyre, gotik atmosferle duygusal derinliği birleştiren, aynı zamanda insanın iç dünyasını öne çıkaran güçlü bir roman olarak öne çıkıyor. Eserin konusu, Jane Eyre’ın çocukluktan başlayarak hayat içinde kendi yerini
Düşünce
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Jane Eyre Kitap Hakkında
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2024 12:58
Merhaba, sevgili kitap dostları, Bugün sizlere kalbimde kocaman bir yer açan, adeta dostum olan Jane Eyre'den bahsetmek istiyorum. Charlotte Brontë 'nin, sade ama o kadar güçlü bir dille yarattığı bu dünya, beni alıp bambaşka bir zamana, bir duygu okyanusuna sürükledi. Daha ilk sayfadan, o küçük ve yürekli kızın hayatına dahil oldum, adeta ben de onunla birlikte büyüdüm, acı çektim ve sevdim. Bu kitabın sayfalarında Jane ile birlikte yürürken, bana hayatı anlatan, özgürlüğü hissettiren ve kendime olan inancımı pekiştiren satırlar arasında kayboldum. Jane Eyre, dışarıdan belki yalnızca bir aşk hikayesi gibi görünebilir. Ama bu kitap, sevgi ve özgürlüğün ötesinde, kendini bulma, ayakta kalma ve dimdik durma mücadelesi. Jane'in küçük yaşlardan itibaren yaşadığı zorluklara karşı verdiği mücadele, her zaman doğruluğu seçmesi ve asla kendinden ödün vermemesi beni o kadar etkiledi ki… Sanki onunla bir dost olmuş, hayatın o sert köşelerinde beraber yürümüş gibiyim. Jane öyle bir karakter ki, okudukça ona hayran kalıyor, gücünden ve kalbinin büyüklüğünden etkileniyorsunuz. Bay Rochester ile olan ilişkileri de bambaşka bir boyut… Onların arasında öyle bir çekim var ki, sayfalardan adeta taşarak ruhunuza işliyor. Ama bu aşkın güzelliği sadece romantizminde değil, iki yaralı ruhun birbirini bulmasında ve birbirlerine kendilerini en saf halleriyle açmalarında yatıyor. Son olarak, eğer Jane Eyre’yi henüz okumadıysanız, size içten bir tavsiye: Bu kitap, bir dostun yanında hissettirecek, kalbinize dokunacak ve hayata dair farklı pencereler açacak. Klasik bir hikaye olmasının çok ötesinde, Jane’in kendini bulma yolculuğu sizde de izler bırakacak. Bu değerli eseri okuduğunuzda, ruhunuza dokunan o sıcaklığı hissedeceğinize eminim. Sevgilerimle...
1000Kitap
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
10/10
·626 syf.·
2025 7. kitabı
Hüzünlenmek de hislenmekdir ama hislenmek sadece üzüntü duymak değildir. Jane Eyre'i okurken beni farklı hallerimle hislendirmesinden hoşlandım. Hikayeye gelecek olursak; öksüz kalan Jane üstüne dayısının ölümüyle yengesinin yanında büsbütün sahipsiz olmasa bile tam anlamıyla sevgisiz kalmıştır. Yatılı okul genç yaşlarının bir nebze kurtuluşu olmuş, reşit olduğunda mürebbiye olarak dış dünyayla ilk temasını kurmuştur. Gittiği evin sahibi bay Rochester evden çok ondaki boşluğu dolduracaktır. Jane de Rochester için tanrının lütfudur. Ama Jane, kazandığı kalbin üzerine hesap yapan Rochester'a kendini kolayca bırakacak mıdır, yoksa tesadüflere çıkan başka bir yolda kalbinin işaret edeceği yolu mu bulacaktır, bunu okuyarak göreceksiniz. Bunun dışında sadece kitabın finali çok çok özel diyebilirim... Romanda özellikle Jane'ın zor seçimleri okuyucuların kalbini kazanıyor, Charlotte Bronte kalemiyle Jane'in iç sesini okuyucunun iç sesine düğümlüyor. Alt metinlerde dönemin İngiltere'sinin eğitimde ve toplumsal cinsiyette katı anlayışını, dindar halk modellemesini, az birazcık da milliyetçilik havasını bulabilirsiniz. Ayrıca Charlotte Bronte Jane'i o kadar gösterişsiz, sıradan bir güzellikte betimliyor ki sırf bir sinema filmi uyarlaması uğruna, şahsen aklımdaki tazahürü silmek istemem. Yazarımızın kendisinin otuzdokuz, kardeşinin otuz yaşında hayatını kaybettiğini aklıma getirince, başkarakterimiz Jane'in onsekiz yaşında olmasına kalbim kırılarak itiraz edemiyorum. Kurguladığı karakter yüzyılı aşkındır özellikle kadın okuyucuların özsaygı modeli olarak kitaplığında yerini alıyor. Charlotte Bronte genç yaşta ölse de Jane Eyre onun göbek adı gibi dilden dile yaşıyor!
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Güçlü Bir Kadının Hikâyesi
9/10
·626 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:00
Toplanın Jane Eyre 'in incelemesini yapıyorum. Okuduktan sonra sevdiğim birçok kitabın pabucunu dama atan kitabın yani. Hayruş ✮⋆˙ bunun için en sevdiğim İngiliz klasiği demiştii, muhtemelen benim de bir süre öyle olacak. Konusuyla başlayalım, Jane Eyre öksüz yetim bir kızdır. Kimsesiz kalınca dayısı ona sahip çıkar, onu öz çocuklarından ayırmaz. Ama dayısı Mr. Reed de ölünce, Jane de kendisini en başından beri istemeyen yengesi Mrs. Reed ve üç kuzeniyle bir başına kalır. Hep dışlanır, erkek kuzeninden şiddet görür, iftiraya uğrar ve bunun sonucunda cezalandırılır. En büyük isteği bu evden bir an önce ayrılmaktır. Mrs. Reed, on yaşına gelen Jane'i Lowood ismindeki yatılı okula yollar ve tatillerde dahi orada kalmasını ister. Lowood'un imkanları da şahane değildir ama Jane, yengesi ve acımasız kuzenleriyle yaşamaktansa buradaki yoksulluğa ve disipline katlanır. Pek çok zorluğa rağmen burada eğitimli, yetenekli, hanımefendi bir genç kız haline gelir. Altı yıl öğrencilik, iki yıl ise öğretmenlik yaptıktan sonra on sekiz yaşına geldiğinde, en sevdiği öğretmeni de evlenip okuldan ayrıldığında kendisini Lowood'a bağlayan hiçbir şey olmadığına karar verir. Halihazırda çok özgür ruhlu olan Jane buradan ayrılmak, daha uzak yerlere gitmek ve bağımsız bir şekilde hayatını sürdürmek ister. Gazeteye verdiği mürebbiyelik ilanına aldığı cevapla Thornfield Malikanesi'ne doğru yola çıkar. Burada, aslen Fransız olan Adèle Varens ismindeki küçük bir kıza mürebbiyelik yapacaktır. Tabii malikanenin sahibi olan Mr. Rochester ve o hayatına girdikten sonra yaşayacaklarından bihaberdir. Burada duralım ve yorumlara geçelim. İngiliz edebiyatı eserimiz Victoria döneminde geçiyor. Bazılarımızın bugünlerde; tarzıyla, giyimiyle, verdiği nostaljik hisle "keşke o zamanlarda yaşasaydık" dediği
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Puan vermedi·626 syf.··
2023 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2023 03:09
Kitabı o kadar beğendim ki önüme gelene tavsiye etmek istiyorum.Okurken Jane'in o naifliği, Edward ve papaz kuzenin dümdüz karakterleri, dönemin özellikleri, betimlenen harika yerler ile tamamen büyüleyici bir hava oluşmuş.Tamamen gerçekçi bir büyü.Okurken her şey kafanızda o kadar açık ve net oluyor ki bir an durup o yorucu ağdalı cümleleri arıyorsunuz.Bu kadar yalın bir anlatımla böylesine derinlik katılmış olması da apayrı bir yetenek örneği doğrusu.Keşke bir seri olsaydı da devamını da çabucak okusaydım.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
"Onu görmek, dinlemek nasıl bir zenginlik?"
10/10
·626 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Jane Eyre. İçindeki o hülyalı hava, sanki zarif bir ele, ipeksi bir karahindibaya dönüştü de kalbimin en hassas taraflarına dokundu. Charlotte Brontë, duyguları öylesine derinden hissettirmiş ki, bazı cümlelerin ardındaki anlamı betimlemesine bile gerek kalmamış. “Evet, küçüğüm, senin gibi bir mücevheri kaybetmemek için göğsümde taşıyacağım.” Roman, bir yandan alışık olduğumuz kusurlu ama güçlü hayatı, diğer yandan alışık olmadığımız bir bağlılık ve sadakati; aynı zamanda hayatta kalma savaşının dilini sayfalara işlemiş. Brontë’nin karakterlere verdiği derinlik, yalnızca bireysel bir hikâye değil, aynı zamanda kadın kimliğinin, özgürlüğün ve aşkın da çarpıcı bir sorgulaması haline geliyor. Şimdiye dek okuduğum romanlar arasında ruh halimi en çok etkileyen, kitaplığımın en üst raflarında yer alması gereken eserlerden biri oldu. Umarım sizler de okuduğunuzda beğenir, kalbinize hayat dolu bir umut yerleştiğini hissedersiniz.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma

Yazar Hakkında

Charlotte BrontëYazar · 25 kitap
Charlotte Brontë, 1816 doğumlu İngiliz yazar. İngiliz Edebiyatı'nın klasikleri arasına yerleşmiş eserleriyle tanınan 3 kardeşin (Charlotte Brontë, Emily Brontë, Anne Brontë) en büyüğü. En ünlü eseri 'Jane Eyre', bir asırdan fazla geçmişiyle halen büyük ilgi görüyor. Ayrıca ailenin kısa ve acıklı hayat hikâyesi de birçok esere konu oluyor. Charlotte Brontë, 21 Nisan 1816’da Yorkshire, İngiltere’de doğdu. Annesi Maria Branwell idi. Babası Partick Brontë, İrlandalı bir rahipti. Charlotte Brontë, çiftin 6 çocuğundan 3. olanıydı. Nisan 1820'de aile Haworth'a taşındı. Anneleri Maria, 15 Eylül 1821’de kanserden ölünce, 5 kız ve bir erkek çocuğuna bakma görevi teyzeleri Elizabeth Branwell’e düştü. 1824 yılında 3 kız kardeşiyle birlikte 'Clergy Daughters' adlı okula başlayan Brontë, buradaki sağlıksız koşullar dolayısıyla okuldan hiç hoşlanmadı. Yazarın sağlığı bozuldu, hatta kardeşleri 1814 doğumlu Maria'yı ve 1815 doğumlu Elizabeth'i de okuldaki koşullar yüzünden 1825'te tüberküloza kurban verdi. Bir yıl sonra okuldan ayrıldı. Gençlik yıllarında, sağ kalan 4 kardeş; Charlotte, Branwell, Emily ve Anne, babalarının kütüphanesinde bolca vakit geçirmeye başladılar. Kurgusal krallıklar kuruyorlar ve bu krallıklarla ilgili hikâyeler ve şiirler yazıyorlardı. Edebiyata karşı ilgileri de bu yıllarda başlamış, hayal güçleri kardeşlerin tümüne ileride geliştirecekleri araçlar sunmuştu. Brontë, eğitimine Mirfield’daki Roe Head adlı okulda devam etti. 1831 ve 1832 yıllarında burada okudu ve bu okul, en iyi arkadaşları Ellen Nussey ve Mary Taylor ile tanıştığı yer oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra bu okula öğretmen olarak döndü ve 1835-1838 yılları arasında burada öğretmenlik yaptı. 1839’da Yorkshire'daki birçok ailenin evinde mürebbiyeliğe başladı ve 1841’e kadar bu işle uğraştı. 1842’de kardeşi Emily'yle Brüksel'e, Constantin Heger ve karısı tarafından işletilen okulda Almanca ve işletme dersleri almaya ve çalışmaya gitti. Önceleri öğrenci olarak katıldıkları okulda daha sonra bir miktar para ve kalacak yer karşılığında Brontë İngilizce, Emily de müzik öğretmenliği yapmaya başladı. Ancak Brüksel'de yeni kurdukları bu hayat, teyzelerinin ölümüyle yarıda kesildi. 1842'de bu yüzden İngiltere'ye döndüler ancak Brontë, 1843'te tekrar Brüksel'e gitmeye karar verdi. Brüksel'deki serüveninin 2. yarısı yazar için pek de iyi geçmedi. Yalnız kalmıştı, evine ve kardeşlerine karşı büyük bir özlem duyuyordu ve okulun sahibi Constantin Heger'e aşık olmuştu. Burada geçirdiği günleri, kitapları 'The Professor' ve 'Villette'ye ilham kaynağı oldu. Yazar, Ocak 1844'te İngiltere'ye geri döndü. 1846'da 3 kız kardeş Charlotte, Emily ve Anne, 'Currer Bell', 'Elise Bell' ve 'Acton Bell' isimlerini kullanarak ortaklaşa 'Poems by Currer, Elise and Acton Bell' isimli bir şiir kitabı çıkarttı. Kitap sadece 2 adet satarak büyük bir hayal kırıklığı yaratsa da kardeşler yılmadı ve ilk romanlarını yazmak için kolları sıvadı. Charlotte Brontë, ilk iki romanında 'Currer Bell' ismini kullanmaya devam etti. Ailenin tek oğlu olan Branwell, 1848'de bronşit yüzünden öldü. Aynı yıl Emily Brontë ve 1849'da Anne Brontë tüberkülozdan hayatını kaybetti. Charlotte Brontë, babasıyla kalmıştı. “Jane Eyre”in gördüğü büyük ilgi üzerine bir yayıncı, yazarı sık sık Londra’ya davet ediyordu. Bu ziyaretler sırasında Brontë geniş bir sosyal çevre edinmiş, Harriet Martineau, Elizabeth Gaskell gibi isimlerle tanışmıştı. Ancak sürekli olarak yaşlı babasının yanında olmak istediğinden Londra seyahatlerini birkaç haftadan daha uzun tutmadı. Haziran 1854'te Charlotte Brontë, babasının yardımcısı Arthur Bell Nicholls'la evlendi. Hamileliğinin dokuzuncu ayında, 31 Mart 1855'te öldü. Ölüm nedeni tam olarak bilinmese de tüberküloz, tifüs ya da hamileliğin ilk safhalarındaki bir rahatsızlıktan dolayı öldüğü sanılıyor. Brontë'nin eserleri halen büyük ilgi görüyor ve İngiliz Edebiyatı'nın klasikleri arasında sayılıyor. Aynı zamanda 'On the Death of Anne' ve 'Brontë' isimli iki şiir kitabı bulunuyor.