Emily Brontë

Emily Brontë

Yazar
8.4/10
5,9bin Kişi
·
18,3bin
Okunma
·
815
Beğeni
·
20,3bin
Gösterim
Adı:
Emily Brontë
Tam adı:
Emily Jane Brontë
Unvan:
Yazar, Şair, Mürebbiye
Doğum:
Thornton, Yorkshire, İngiltere, 30 Temmuz 1818
Ölüm:
Haworth, Yorkshire, İngiltere, 19 Aralık 1848
Emily Jane Brontë (30 Temmuz 1818 - 19 Aralık 1848), İngiliz roman yazarı ve şair. Kaleme almış olduğu tek roman, Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) bugün İngiliz edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak anılmaktadır.
Emily Bronte 1818 yılında Thornton, Yorkshire'da doğdu. 6 çocuğun beşincisi olan Emily, Charlotte Brontë'nin küçük kız kardeşi idi. 1820'de aile Haworth'a taşındı. Çocukluk yıllarında, annelerinin ölümünün ardından, üç kız kardeş (Charlotte, Emily ve Anne) ve erkek kardeşleri Branwell Brontë hayalî yerler düşlemişlerdir ki bunların isimlerine hikâyelerinde rastlanmaktadır. Emily'nin o dönemde kaleme aldığı çalışmalarından çok azı bugüne ulaşabilmiştir. Emily 1838'de Halifax yakınlarındaki Mis Patchett'in Kızlar Akademisinde (Miss Patchett's Ladies Academy) çalıştı. Daha sonra kardeşi Charlotte ile birlikte Brüksel'deki özel bir okula devam etmiştir.
Emily'nin şiirdeki yeteneğinin ailesi tarafından keşfedilmesiyle, kız kardeşleri Charlotte ve Anne ile birlikte, 1846'da ortak bir şiir kitabı yayımlamışlardır. Eseri, dönemin kadın yazarlara karşı önyargılı tavrından sıyrılabilmek amacıyla, hem erkek hem de kadın ismi olarak kullanılan mahlaslarla basmışlardır. Kullandıkları mahlaslar gerçek isimlerinin baş harfleriyle aynı baş harfe sahipti: Charlotte için Currer Bell, Emily icin Ellis Bell ve Anne için Acton Bell.
1847'de tek romanı olan Uğultulu Tepeler'i yayımlamıştır ki bu roman üç ciltlik bir setin ilk iki cildini oluşturmaktaydı. Son cilt kız kardeşi Anne tarafından yazılan Agnes Grey isimli romandır. Romanın yenilikçi yapısı eleştirmenleri bir anlamda şaşırtmıştır. Her ne kadar ilk çıktığında hem iyi hem de kötü yorumlar alsa da, roman zamanla bir İngiliz edebiyatı klasiği haline gelmiştir. 1850'de Charlotte romanı yayına hazırlayıp, düzenlemiş ve Emily'nin gerçek ismiyle, tek başına bir eser olarak Uğultulu Tepeler ismiyle yayımlamıştır.
Kız kardeşleri gibi Emily'nin sağlığı da evde ve okuldaki zor şartlar sebebiyle zayıflamış, kötüleşmiştir. Erkek kardeşinin Eylül'deki cenazesi sırasında soğuk algınlığı kapmış, ve her türlü tıbbî müdahaleyi reddettikten sonra 19 Aralık 1848'de tüberküloz sebebiyle vefat etmiştir. Haworth, West Yorkshire ("Batı Yorkshire"), İngiltere'de defnedilmiştir.
"İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir."
Ama saat ona kadar uyumanız hiç doğru değil. Sabahın en güzel saatlerini kaçırmış oluyorsunuz. Bir insan, günlük işlerinin yarısını saat ona kadar bitirememişse, öbür yarısını ertesi güne bırakmak zorunda kalabilir.
Ona olan aşkımı asla sözcüklere dökememiştim, ama eğer bakışların da bir dili varsa, dünyanın en aptal insanı bile onun için deli divane olduğumu anlayabilirdi.
“Hiç kitabınız yok mu?” dedim. “Burada kitap olmadan nasıl yaşıyorsunuz, diye sorabilir miyim? Doğruyu söylemek gerekirse, kitaplarımı elimden alsalar çıldırırım.”
500 syf.
·3 günde·9/10 puan
Wuthering Heights yani Uğultulu Tepeler. İntikam duygusunun herşeyden güçlü olduğunu gösteren bir aşk romanı. Okurken neredeyse bütün kahramanlarla kavgalı ayrıldım. Emily Brontë ye sormak geliyor içimden acaba aşk gerçekten böyle keskin birşey mi? Zengin kız Fakir oğlan her dönemin hikaye konusu olabilir ama bu kadar nefret ve saplantılı bir hikaye daha olur mu işte onu bilemem. Bu saatten sonra bu kitap kırmızı çizgimdir dosta düşmana duyurulur :)

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
392 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitabı bitirir bitirmez bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Yahu ben ne okudum böyle vay be! dedirten cinstendi. Unutulmaz kitaplar arasına girdi benim için. Tartışmasız okuduğum en iyi klasiklerdendi. Kitapta ana tema olarak mükemmel bir nefret, intikam olgusu işlenmiş. Ve bana göre bu bütün duyguların önüne geçmişti. Okurken atalarımızın "Acıma yetime, döner koyar g..." atasözü aklıma geldi sık sık.
---Spoiler---
Küçükken aileye evlatlık olarak alınan Heathcliff ile, ailenin küçük kızı Cathy arasındaki arkadaşlığın zamanla aşka dönüşmesini ve sonra Heathcliff'in hırsını, kötülüğünü, nefretini ve bolca hastalıklı düşüncelerini okuyorsunuz. Aslında kitapta ki bütün karakterler itici ve bir o kadar da bencildiler. Buna karşın hikaye de bir o kadar akıcı ve etkileyici idi.
İki Şehrin Hikayesi nasıl o zaman ki Fransa'yı mükemmel bir sekilde aktarıyorsa, Uğultulu Tepeler de bir o kadar güzel İngiltere'yi anlatıyordu.
Ah, Heathcliff kitabın sonuna kadar başına cok kötü olayların gelmesini, bir an için hırsının bitmesini ve yerini pişmanlıklarının almasını bekledim ancak ölürken bile mutlu oluşun beni hayalkırıklıgına ugrattı. Iki aileyi birden mahvettiğin halde ölürken biraz olsun acı çekmeni isterdim ancak sevgili yazarımız sana böyle bir son vermemiş ne yapalım :). Son olarak kitapta ki en sevdiğim karaktere değinmeden geçemeyeceğim. Edgar Linton, Bence kitaptaki en iyi kalpli, naif, çok iyi bir eş ve çok iyi bir babaydı. Catherine ile olan baba kız ilişkisini gıpta ederek okudum.
480 syf.
·19 günde
Hayatımda okuduğum en itici karakterlere sahip olabilme yeteneğinde mükemmel eser. Böyle güzel bir kurguyu her zaman okumak mümkün olmayabilir. Bu yüzden bu incelemeyi okumaya başlayıp sonunu getirmeyecek arkadaşlarım için sona yazacağım şeyi bu sefer başa yazıyorum; okuyun arkadaşım. Bu kitabı okuyun!

Kitap, karakterlerden birinin bir diğerine geçmişi anlatması şeklinde yazıldığı için fazla samimi bir hava oluşturuyor. Okurken kendinizi çayınızı çekirdeğinizi almış dedikodu dinliyor gibi hissediyorsunuz. Ve pek tabi karşınızda eline örgüsünü almış size durmadan, nefessizce ve heyecanla anlatan Nelly... Canım Nelly, ben bu kitapta en çok seni sevdim, diğer herkesi tokatlamak istiyorum.

Kitapta aşk, nefret, intikam, tutku, esaret ve buna benzer türlü duygular işlenmiş. Bana göre aşk böyle bir şey değil ama kitaptaki baş kahramanların arasındaki aşkın sonradan çevresine nefret olarak dönmesi ve bu nefretin intikam ile birleşmesi kitabın temasını oluşturuyor.

Şimdi gelelim Bay Heatcliff'e... Bay Heatcliff, bu adam nefret ve intikamın ete kemiğe bürünmüş hali. Hem de bu nefret ve intikam duygusu kimsesiz bir çocuk olarak kabul edildiği evin nesilden nesile çocuklarına karşı duyuluyor. Hani insan bazen bir dur der kendine, hani insan bazen evet yaptım ama artık olgunlaştım yeter der. Yok. Bay Heatcliff dur durak bilmiyor, türlü oyunlar ile intikamını almaya devam ediyor. Yetmiyor intikam alacağı insanların çocuklarına da bulaşıyor. Ömrü yetse torunlardan da devam ederdi diye düşünüyorum. Hayatımda okuduğum en itici karakterlerden birisiniz Bay Heatcliff, tanıştığımıza hiç memnun olmadım.

Diğer karakterlerden de tek tek bahsetmeyi çok isterdim ama kitap ile ilgili fazla ipucu vermekten çekiniyorum.

Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yalnızca başlarda karakterleri karıştırma sıkıntısı yaşayabilirsiniz ve bu İngiliz edebiyatının bir özelliği olsa gerek. Ama sonra taşlar yerine oturuyor ve canı yanmış hırslı bir adamın intikamının nelerle sonuçlanacağını görüyorsunuz.

Yalnız Edgar Linton'un evliliğinde eşi yanındayken Bay Heatcliff tarafından uğradığı hakaretlere aşırı derecede sinirlendiğimi, erkek kadın fark etmez hiçbir kimsenin böyle hakaretlere uğramasını hiç hoş bulmadığımı belirtmek isterim. Okurken o bölümlerin bir an önce bitmesini istedim.

Bir de bu Koridor Yayınlarının bez ciltli klasikleri çok güzel ya. Okurken elinizde çok değerli bir eser tuttuğunuzu hissediyorsunuz. Fiyat performans açısından da oldukça avantajlı. Bu güzel ciltli kitaplara bir de ip ayraç yakışırdı sanki o eksik kalmış ama olsun.

Tartışmasız en iyi klasiklerden biri olan Uğultulu Tepeler'in saf bir aşk romanı olduğunu sanıyorsanız epey yanılıyorsunuz sevgili okur. Bu bir intikam romanı... Her neyse Nelly'ye söyleyin de örgülerini alsın gelsin.

Ee anlat Nelly...
500 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle, Emily Bronte'in ne yazık ki yazdığı tek kitap olan ve muhteşem ötesi diye tanımlanabilecek bu kitabı okurken çok üzüldüğümü bildirmek isterim. Hayır kitabın içinde yazılanlara üzülmedim. Ben, Yazarın bu ilk kitabını yazdıktan bir yıl sonra ölümü nedeniyle, Dünya Edebiyatının ve dolayısıyla da kitap severlerin neler kaybetmiş olduğunu düşünerek üzüldüm. İlk kitabı olarak böylesine muhteşem eser yazan genç bir yazar, eğer daha uzun süre yaşamış olsaydı kimbilir neler yapardı, bizlere okunacak kaç tane daha muhteşem eser bırakırdı diye düşünerek üzüldüm.

Bugüne kadar okuduğum, kısa veya uzun yazılmış, sayısız dünya klasikleri içinde, bu kitap kadar akıcı, bu kitap kadar sürükleyici ve aynı zamanda da kapsamlı olanına rastlamadım.

Kitapta yazar, bir anlık acıma duygusunun yol açtığı olayları anlatırken, başta hastalık derecesindeki aşırı sevgi olmak üzere, aşk, nefret, iyilik, kötülük, dostluk, düşmanlık, sadakat, korku, intikam, hata , pişmanlık, zayıflık, güçlülük, .. vs. gibi temaları muhteşem bir şekilde işliyor. Bütün bu duyguları içeren hikayeyi müthiş bir şekilde kurgulayıp elinizden bitirmeden bırakamayacağınız bir sürükleyicilikle bize yansıtıyor. Olayların anlatımında, özellikle bütün karakterleri tanıyan ve olayların tamamının içinde olan bir kişinin kullanılmasının da, bu sürükleyicilikte ve kitabın daha kolay okunmasında, büyük pay sahibi olduğunu düşünüyorum.

Kısaca, büyük bir yetenek sahibi usta bir yazarın kaleminden çıkmış bu muhteşem eserin, mutlaka ama mutlaka okunması gerektiğine inanıyorum. Böyle bir eseri hatırlatarak, okumama vesile olan 1K' da ki kitapsever dostlarıma da ayrıca binlerce teşekkür ediyorum.

Son cümle olarak, keşke yazar daha uzun yaşasaydı ve bize okuyacağımız daha çok eserler bırakabilseydi diye de çok üzüldüğümü tekrar bildirmek istiyorum.
480 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bay Lockwood' un kiraladığı çiftlik sayesinde İngiltere'nin sığ serin tepelerinde gezintiye götüren bir kitap, Bayan Dean'ın geçmiş anıları şuan yaşanıyor gibi anlatması mükemmel bir hava katmış.

İlk başlarda karışık gibi görünen kitap içine girdikçe sizi o Uğultulu Tepelere doğru yolculuğa çıkarıyor.
Karakterlerin çoğu insana yeter ama dedirtecek cinstendi.
Aşkın en gerçekçi ama bir o kadar da acımasız hali, yıllar yılı süregelen bir intikam ateşi ile yanıp tutuşan Heathcliff.

Çok sinir bozucu bir karakter olmasına rağmen kendine çeken bir hali de hoşuma gitmedi değil.
Ah! Bay Heathcliff böyle mutlu ölmeni beklemezdim.

Unutulmaz klasikler arasında yerini aldın...
429 syf.
·7 günde·9/10 puan
Emily Bronté  30 Temmuz 1818 yılında İngiltere’de doğmuştur. Henüz 30 yaşında tüberküloz dan dolayı hayatını kaybetmiştir.
Bronte kardeşlerin ortancasıdır. Yazarın kaleme aldığı tek romanı Uğultulu Tepeler edebiyat klasikleri içinde önemli bir yere sahiptir. Bronte kardeşler, kadının edebiyatla uğraşmasının hoş görülmediği zamanlarda, önce erkek ismiyle şiirler yazmış sonra kendi adlarıyla, klasikler arasında yer alacak üç önemli romana imza atmışlardır.

Öncelikle Bronte'nin tek kitabı olmasından dolayı çok üzüldüm bazı yazarlardan bazı kitapları okuyunca o yazarın diğer kitaplarını okuma hevesi oluşuyor bende ne yazık ki yazarın tek kitabı olmasından dolayı üzüldüğümü belirtmek isterim.

Her şey iki çocuk sahibi babanın iş gezisinden gelirken bir erkek çocuğunu evlatlık olarak getirmesiyle başlıyor. Bu evlatlık çocuğa Heatcliff adı veriliyor. Heatcliff bilinmez çok sert ve hırçın bir çocuktur ama evin güzel kızı olan Catherine ile arkadaşlık etmeye başlar. Evin oğlu olan Hindley ise Heatcliff'e karşı inanılmaz bir nefret beslemektedir. Hindley babası vefat ettikten sonra rahat bırakmıyor Heathcliff'i türlü türlü eziyetler ediyor ve ondan nefret ediyordu. Heathcliff ile Catherine'nin arkadaşlığı zamanla aşka dönüşür. Ama Catherine kendine Heathcliffe layık görmez bir gün Nelly dean ile konuşurken Heathcliff gibi biriyle evlenmesinin kendisini küçük düşüreceğini söyledi ve bir rastlantı sonucu bunu duyan Heathcliff uğultulu tepelerden kaçtı ve üç yıl aradan sonra varlıklı bir şekilde uğultulu tepelere geldi. Geldiğinde Catherine Edgar linton ile evlenmişti. Heathcliff'i gelmesiyle aralarındaki tutku tekrar ortaya çıktı. Ama Heathcliff bu duruma isyan etti onun bu isyanı ile uğultulu tepelere hemde Linton'a karşı konulmaz bir kötülüğün etkisine kaldı. Linton' nin kız kardeşiyle evlendi. Ne onları ne de doğan çocukları hiçbir şekilde rahat bırakmadı. Heathcliff adeta kötülüğün sembolü haline gelmişti. Öç alabilmek için her yolu denedi Heathcliff. Heathcliff yaptığı tüm kötülerin tek sebebi vardır oda Catherine olan aşkı bence. Heathcliff sahip olduğu aşk ve kötülük çok uç noktadadır. İlk kez bir kitap incelerken hakkında spoiler vermiş olacam kitapla ve sağlıkla kalmanız dileğiyle.

ALINTILAR

“Hiç kitabınız yok mu?” dedim. “Burada kitap olmadan nasıl yaşıyorsunuz, diye sorabilir miyim? Doğruyu söylemek gerekirse, kitaplarımı elimden alsalar çıldırırım.”

İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. Eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır. Fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır. Ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir.

Birini öldürmek için ne tuhaf bir yöntemdi bu! Catherine tam on sekiz yıl beni boş bir ümit peşinde koşturarak aldatmış, beni santim santim değil, milim milim öldürmüştü!'

Ama o kitapların çoğu kafamın içine yazılmış, yüreğime kazınmıştır. Beni onlardan yoksun edemezsin ya!

Tüm umutlarımı yitirmiş olarak yalnızlığa ya da beni hiç sevmemiş ve hiç sevmeyecek olan kimseler arasında yaşayama yazgılı olduğum sürece, neşemi nasıl bulur, nasıl iyi olurum?

Kötüleri cezalandırmak Tanrı'nın işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz.

Kötüleri cezalandırmak Tanrı'nın işi; bizler bağışlamayı öğrenmeliyiz.
408 syf.
·5 günde·7/10 puan
Kitap ile ilgili söylemem gereken ilk şey şu sanırım: İlk 100 sayfayı bırakmadan devamına geçtiyseniz şayet, bravo kazandınız! Tıpkı Oblomov gibi bir eserdi. İlk kısımlarda ben ne okuyorum ya acaba diye düşündükten sonra, isimleri, işlerini, kimin kim olduğunu, kimle ne olduğunu anladıktan sonra kurguya dahil olabiliyorsunuz. Sonrasında işte tam o zaman akıp gidiyor roman. O yüzden bence siz de eğer ki okumaya başlayacaksanız, sayfaları geçtikçe soy ağacı çıkarıp yanınıza koyunca o zaman keyifleniyorsunuz. :)
Eleştireceğim şöyle bir konu olabilir ki; eserde kendi çocuklarının isimlerini bile kendi isimlerini ya da soy isimlerini vermeleri. Ya binlerce isim var neden kendi isimlerini veriyorsunuz yazar efendi?!
Konusuna gelecek olursam müthiş bir duygular silsilesi yaşatan bir roman. Yani sizin duygularınızı tek tek değirmenin mekanizmalarına koyuyor döndükçe farklı bir duyguya kapılıyorsunuz. Asıl tema aşk gibi sunulsa da iliklere kadar işletecek kin duygusu buram buram kokuyor burnunuza. Onun yanında nefret, kıskançlık, zulüm bir bir fısıldıyor kulaklarınıza.
Daha önce birinden nefret ettiğinizi ya da kindar biri olduğunuzu düşünüyorsanız lütfen okuyun ve kendinizi sınayın.
Kitap bitimine kadar nefret damarlarımda gezip durdu, neyse ki sonunda bi “ohh” dedirtti.
Keyifli okumalar dilerim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Emily Brontë
Tam adı:
Emily Jane Brontë
Unvan:
Yazar, Şair, Mürebbiye
Doğum:
Thornton, Yorkshire, İngiltere, 30 Temmuz 1818
Ölüm:
Haworth, Yorkshire, İngiltere, 19 Aralık 1848
Emily Jane Brontë (30 Temmuz 1818 - 19 Aralık 1848), İngiliz roman yazarı ve şair. Kaleme almış olduğu tek roman, Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) bugün İngiliz edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak anılmaktadır.
Emily Bronte 1818 yılında Thornton, Yorkshire'da doğdu. 6 çocuğun beşincisi olan Emily, Charlotte Brontë'nin küçük kız kardeşi idi. 1820'de aile Haworth'a taşındı. Çocukluk yıllarında, annelerinin ölümünün ardından, üç kız kardeş (Charlotte, Emily ve Anne) ve erkek kardeşleri Branwell Brontë hayalî yerler düşlemişlerdir ki bunların isimlerine hikâyelerinde rastlanmaktadır. Emily'nin o dönemde kaleme aldığı çalışmalarından çok azı bugüne ulaşabilmiştir. Emily 1838'de Halifax yakınlarındaki Mis Patchett'in Kızlar Akademisinde (Miss Patchett's Ladies Academy) çalıştı. Daha sonra kardeşi Charlotte ile birlikte Brüksel'deki özel bir okula devam etmiştir.
Emily'nin şiirdeki yeteneğinin ailesi tarafından keşfedilmesiyle, kız kardeşleri Charlotte ve Anne ile birlikte, 1846'da ortak bir şiir kitabı yayımlamışlardır. Eseri, dönemin kadın yazarlara karşı önyargılı tavrından sıyrılabilmek amacıyla, hem erkek hem de kadın ismi olarak kullanılan mahlaslarla basmışlardır. Kullandıkları mahlaslar gerçek isimlerinin baş harfleriyle aynı baş harfe sahipti: Charlotte için Currer Bell, Emily icin Ellis Bell ve Anne için Acton Bell.
1847'de tek romanı olan Uğultulu Tepeler'i yayımlamıştır ki bu roman üç ciltlik bir setin ilk iki cildini oluşturmaktaydı. Son cilt kız kardeşi Anne tarafından yazılan Agnes Grey isimli romandır. Romanın yenilikçi yapısı eleştirmenleri bir anlamda şaşırtmıştır. Her ne kadar ilk çıktığında hem iyi hem de kötü yorumlar alsa da, roman zamanla bir İngiliz edebiyatı klasiği haline gelmiştir. 1850'de Charlotte romanı yayına hazırlayıp, düzenlemiş ve Emily'nin gerçek ismiyle, tek başına bir eser olarak Uğultulu Tepeler ismiyle yayımlamıştır.
Kız kardeşleri gibi Emily'nin sağlığı da evde ve okuldaki zor şartlar sebebiyle zayıflamış, kötüleşmiştir. Erkek kardeşinin Eylül'deki cenazesi sırasında soğuk algınlığı kapmış, ve her türlü tıbbî müdahaleyi reddettikten sonra 19 Aralık 1848'de tüberküloz sebebiyle vefat etmiştir. Haworth, West Yorkshire ("Batı Yorkshire"), İngiltere'de defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 815 okur beğendi.
  • 18,3bin okur okudu.
  • 961 okur okuyor.
  • 7,2bin okur okuyacak.
  • 548 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları