Adı:
Jane Eyre
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055420154
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jane Eyre
Çeviri:
Ceren Taştan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
 
Yayınlandığı ilk günden itibaren edebiyat dünyasına bir bomba gibi düşen Jane Eyre, çok geçmeden bütün okurların ve eleştirmenlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Kimsesiz bir çocuk olarak baskı altında geçen yılların ardından, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başaran özgür ruhlu genç kadın, patronunun sakin ve gizemli doğası karşısında, yüreğine daha fazla söz geçiremeyerek yenik düşer.

Ama her aşkın bir bedeli vardır ve herkes kendi payına düşeni ödemek zorundadır.
Charlotte Brontë’nin tartışmasız herkes tarafından başyapıt olarak nitelenen bu ölümsüz eseri tutkulu romantizmi ve büyüleyici diliyle halen bütün zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri olma özelliğini koruyor.
576 syf.
·Puan vermedi
İlk kez kitap incelemesi yapıyorum. Öncelikle yazardan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Charlotte Bronte. Yazar kendi hayatından bazı parçaları bu kurgu yoluyla bizlere aktarmakta. Yazarın kız kardeşi Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler klasiğini hepiniz duymuşsunuzdur. Bahsettiğim yazarlar üç kız kardeş, hepsi yazar ve o dönemde -yine- erkek egemenliği baskın görüldüğü için kendi kitaplarının okunmayacağı düşüncesiyle, takma erkek isimleriyle eserlerini yayınlamışlar. Kitabın konusuna gelirsek; aşk klasiklerinin baş yapıtlarından biri. Romantizm ve Viktorya Dönemi kendini baskın olarak gösteriyor. Adından da anlaşıldığı üzere baş karakterin ismi Jane Eyre ve bu karakterimiz zorluklarla, öksüz bir çocuk olarak büyüyor. Olayların ayrıntılarına girerek kitabın tadını kaçırmak istemiyorum ama Jane, Bay Rochester'in evine mürebbiyelik yapmak için gittiğinde; zorluklardan sonra gelen mutluluğu, aşkı burada bulur. Kitabın ana fikrine gelecek olursak; erkeklerin kadınlardan üstün olmadığını, kadınların ise gerekli durumlarda seslerinin çıkması gerektiğini, zorlukların üstesinden bazı güzel ve önemli tesadüflerin gelebileceğini, dış görünüşün hiçbir zaman önemli olmadığını, üzgün olduğumuz zamanlarda illa ki mutlu rolü yapmamız gerekmediğini ve duygularımızı gizlemeyip açıklığa kavuşturduğumuzda bir şey kaybetmeyeceğimizi okuyucuya iyi aktarıyor. Benim gibi klasikleri seven biriyseniz, kesinlikle kitabı okumanızı tavsiye ederim.
576 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Charlotte Bronte 'den okuduğum ilk kitap. Zaten yazarın kısa ömründe yazdığı sadece dört eseri var. Bunlardan ''Vilette isimli eserini de aldım ve sırası gelince okuyacağım.Ama diğer iki eseri olan ''Profesör'' ve ''Shirley'' in maalesef Türkçe baskılarını şu anda kitap sitelerinde bulamadım. Eğer baskıları yapılırsa onları da mutlaka okumak isterim.

Jane Eyre, yazarın en ünlü eseri olarak kabul edilmektedir. Kitap, her ne kadar roman özelliğini taşısa da, yazım tekniği olarak direk okuyucuya hitap eden bir günlük veya anı kitabı özelliğine daha yakın görünümde kaleme alınmıştır. Konu itibariyle ise, anne ve babasının ölümüyle yalnız kalan küçük bir çocuğun, dayısının himayesi altına girmesi, ama maalesef dayısının ölümünden sonra ise ailenin onu kabullenmemesi sonucu büyüyüp yetişkin olana kadar ki başına gelenlerin, kendi ağzından anlatımından ibarettir. Tabii ki yetişkinliğinin ilk dönemleri de bu anlatıma dahildir.

Kitapta ayrıca, yazıldığı dönemdeki ve yerdeki sosyal ve çevre yapısı ile ilgili geniş bilgiler verilmektedir. Jane 'nin dünyaya geldiği andan beri süren kadersizliğini okurken, tesadüflerin insan hayatında olumlu veya olumsuz ne kadar etkili olduğunu yazarın bize vurguladığına şahit oluyoruz. Jane Eyre ' nin, temkinli ve mantıklı hareket eden, sağlam ve güçlü bir karaktere sahip olması, olumlu veya olumsuz tüm olaylar karşısında aynı tutumundan taviz vermemesi, bence o dönemde olmayan güçlü kadın imajına bir özlem olarak değerlendirilmelidir. Yazarın bu durumu özellikle bilerek ve isteyerek kurguladığını düşünüyorum.

Dünya Edebiyat Tarihinin bu önemli klasiği hakkında çok daha fazla yazmaya gerek görmüyorum. Kisaca , mutlaka okunması gereken kitaplardan biridir diyorum.
576 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Evet, nadiren yaptığım incelemelerden biriyle daha sizlerle karşı karşıyayım.

Jane Eyre aslında World Romance Classıcs (Dünya Romantizm Klasikleri) kapsamında bir eser ama kitap yalnızca romantizm içeriğine sahip bir kitap değil.Pek çok klasik gibi anlatmak istediği hadiseler ve vermek isteği mesajlar var.Kitapta bir kadının çocuk yaştan itibaren türlü zorluklardan geçerek,tek başına verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.
Daha bebekken anne ve babasını kaybeden Jane,verildiği akrabasının yanında da kısa zaman içinde kaybettiği dayısıyla bir kez daha ölümle karşılaşır.Hayata hep kayıplarla başlayan Jane çocuk yaşta sevgisiz büyümenin de ne demek olduğunu yengesi ve bencil kuzenleri sayesinde öğrenir.
Bu kötü şartlar altında hayata tutunmayı bir şekilde başarır ve kendisini o dönemdeki pek çok kadından daha iyi yetiştirir.Zamanla hayat ona,ele avuca sığmaz karakterinin de katkısıyla bambaşka pencereler açar ve farklı insanlarla tanışır. Hayatında iyi bir mürebbiye,çevresi tarafından sevilen, sayılan bir insan ,sevgi dolu anlayışlı eş rollerini üstlenir.Yaşadığı ağır şartlar onu acımasız bir insana değil de tam tersine daha anlayışlı ve olgun bir şahsiyete çevirir.


Roman 1.tekil şahıs ağzından yazıldığı için,benim gibi Mr.Rochester'ın ya da diger karakterlerin duygu ve düşüncelerini öğrenmek isteyebilirsiniz.Ama bu anlatım tarzının faydaları da olmadı diyemem.
Karakteri daha kolay anlamamı sağladı ve onunla empati kurabilmemi kolaylaştırdı.
Victoria döneminin İngilteresi'nin anlatıldığı bu kitapta sınıf farklılıklarıda göze batıyor.Jane Eyre'nin,yazarın kendi hayatından esinlenerek kaleme alınmış bir eser olduğu söyleniyor.Hatta Jane'in okuduğu okulun,yazarın ablalarıyla birlikte öğrenim gördüğü Cowan Bridge'deki gittikleri şartları pekte iyi olmayan okul olabileceği,romandaki ölüm sahnesinin ablasının ölümüyle bire bir olduğuda da söylentiler dahilindedir. (Bronte kız kardeşlerin hayatını anlatan kitapta/The Bronte Sisters) Kadın yazarlar Viktorya döneminde ciddiye alınmadığı için yazar, eseri bir erkek ismi olan "Currer Bell" adıyla yazmış,takma isimle başarı yakalayamayınca kendi ismiyle eseri tekrar basmış ve başarıyı yakalamıştır.Tabi bu başarı diğer Bronte kardeşlere de yaramıştır.

Ayrıca kitabın en hoşuma giden kısımlarından biride yazarın ara ara "Sevgili Okuyucum" diye okura hitap etmesi oldu.Yazar bu şekilde bir deneme havasında okuyucuyla sık sık iletişime geçiyor ve dikkati sürekli kitaba topluyor.

Jane Eyre'yi okumanızı naçizane tavsiye edebileceğim bir eser olarak görüyor ve kendisinden ders alınılabilecek sağlam bir karakter olduğunu düşünüyorum.

Okumak isteyenlere şimdiden,İYİ OKUMALAR DİLERİM...
632 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Herkese merhaba. Lütfen toplanın çünkü hem ilginç bilgiler vereceğim sizlere yani bilgilendirici bir inceleme olacak hem de oldukça eğlenceli...

İşin bilgilendirici kısmından başlayalım. Bu yaz İngiltere Edebiyatı'na bir hayli aşina olmaya başladım, özellikle Victoria Dönemi diye geçen 19.yy kitaplarına. Bu dönemde en göze çarpan özellik, toplumda kadınlara oldukça kötü ve sıradan gözlerle bakılması. Dönemin düşünce anlayışına göre kadınlar sadece yemek yapar, çocuk yapar, iş yapar ama asla kitap falan yazamazlar. Jane Eyre kitabının yazarı Charlotte Bronte ile Uğultulu Tepeler'in yazarı Emily Bronte kardeşler. Bir de Anne Bronte adında kardeşleri var.

3 kız kardeş o dönemde bir şiir kitabı çıkarmışlar ancak kadın oldukları için ve dolayısıyla kimsenin okumayacağını düşündükleri için kitabın yazar kısmına erkek isimleri koymuşlar ve isimlerini baş harfleri aynı kalacak şekilde Currer,Ellis ve Acton olarak değiştirmişler. Bu enteresan durum beni gerçekten çok etkiledi, üstüne şiir kitaplarının da başarıyla yorumlandığını öğrendiğim zaman iki kat mutlu oldum.

Uğultulu Tepeler ile ilgili fikirlerimi zaten kitabın incelemesinde belirtmiştim, hayran olduğum kalemleri Bronte kardeşler arasında genetik sanırım, zira Charlotte olağanüstü hikaye becerisiyle beni benden aldı...

Kitaba gelelim, yazarın yazdıklarını yaşadığı, etkisinde kaldığı çok belli. Jane Eyre isimli bir kız annesiz babasız kaldıktan sonra teyzesinin ve onun 3 şımarık çocuğunun kaldığı eve sığıntı olarak yerleşiyor. Bir süre sonra yatılı okula giderek kendini geliştiriyor ve öğretmen oluyor. Okulda sıkılınca kendisine daha iyi bir iş arıyor ve bir konakta küçük bir kıza eğitim vermek üzere işe başlıyor. Konağın efendisine aşık oluyor ve her şey burada başlıyor...

626 sayfalık bu muhteşem kitabın her sayfasını yaşadım, her satırına gülümsedim. İngiliz Edebiyatı'nın o mükemmel betimleme gücü beni yine etkisi altına aldı ve Bronte'un kaleminin büyüsüne kapıldım. Kitap o kadar akıcı ki eğer bir gün 60 saat olsaydı 60 saatimi ayırıp bitirirdim mutlaka. Kitabın içinde o konakta yaşadım resmen. Ben Mr.Rochester oldum ve bana ait Jane Eyre'i aradım o güzel kasabanın içinde...

Teşekkürler Charlotte Bronte...

''Yakınımda olduğun zamanlar...Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış .''
632 syf.
·8 günde
“Hayır, kendi kendini sen çekip ayıracaksın, kimse sana yardım etmeyecek. Kendi elinle sağ gözünü oyacaksın. Kendi elinle sağ elini keseceksin. Kendi yüreğini kendin deşeceksin.”
O kadar guzel bir kitapsin ki bittiğin icin ağlamak istiyorum... Bazen insanların benim delicesine sevdiğim şeylerin farkında olmamaları çok güzel, sanki o şeyle benim aramda kimsenin fark edemediği, hissedemediği bir bağ varmış gibi. Ömür, insanlara adapte olmaya yetmeyecek gibi görmüş olduk, tutunmanın ön koşulu adaptasyonken ve tutmanın arayışına da bir kez girildiyse eğer, insan devrikleşir. Eylemlerini sıraya koyamaz. İnsan, nasıl ayak uyduracağını bilememenin tökezidir artık başka ne söylenebilir..
576 syf.
·Beğendi·10/10
Jane Eyre, belki de benim bu hayatta koşulsuz kalbimi açabildiğim nadir insanlardan biridir. Bakmayın öyle, onu yalnızca bir kitap karakterinin içine sıkıştırmak çok ayıp olur.
Peki kimdir bu Jane? Sahi, insanların ya da benim gönlümde nasıl taht kurmuştur?
Haydin başlayalım.
Romanın ilk cümlesi şöyleydi, yanılmıyorsam 'o gün yürüyüş yapmak olanaksızdı.' Ve işte bu cümle ile bütün bir roman boyunca kolunuz Jane'in kolunda dağları tepeleri aşıp zorluklara göğüs gerip kırık bir çanak misali olan hayatı alabildiğin dolduruyorsunuz.
Jane Eyre için bir aşk romanı demek yasaklanmalı, evet içinde belki de 'ideal koca adayı' ismine hak kazanıp size her fırsatta tebessüm hediye edecek bir Bay Rochester var mamafih Jane Eyre gibi bir romanı aşk teması içerisine sıkıştırmak hem Jane'e hemde onunla birlikte yaşanılan her anıya hakaret niteliği taşır.
Karışık kuruşuk yazımı hafiften şöyle kenara itecek olursak bir de yazım diline değinelim.
Birinci ağızdan yazılmış olması Jane'i dost bellerken çok etkili oluyor, inkar etmeyelim. 'Sevgili okuyucularım' diyerek başlanan cümleler sizi Jane'in hayatında gizli bir gözlemciden ziyade olayları ilk elden öğrenen en önemli kişiye dönüştürüyor. Bur'da yadsınamaz bir şekilde gönlünüze taht kuracak olan yazarımızı unutmamak lazım sanırım.
Charlotte Bronté!
Bir süre sonra olan şey şu, Jane ile çay içerken Charlotte tarafından yapılmış enfes kurabiyeleri tatmak!
Velhasıl kelam, ne Jane Eyre yalnızca bir roman, karakter, genç bir bayan değil, ne de sevgili yazarımız Charlotte Bronté alelade bir yazar değil. İkisi de uzun bir süre, sol omurganızın altında ki o şeyi avuçlarında yüceltip size güzel tebessümler hediye edecek iki harika kişi.
Kalbiniz kadar zarif iki leydi.
576 syf.
Bu kitabı 5 sene önce okumuştum.Okadar güzel bir kitap ki sizleride içine çekeceğine eminim.Zorlukla başlayan bu mücadelede en sonunda zafere ulaşmış bir kızın hikayesi...
576 syf.
·Beğendi·10/10
Janenin ailesi ölmüştür dayısının yanında yaşamaya başlar fakat dayısı da ölüm döşeğindedir yengesi kocasına söz verdiği için Jane’e ismese de bakmak zorundadır fakat dayısının başka çocukları da vardır onlar Jane’i hiç sevmezler Jane kendini o evde fazlalık olarak görmeye başlar yengesinin ve kuzenlerin acımasızlıklarından kaçmanın tek yolunu kitaplara sığınmakta bulur yengesi Jane’e daha fazla katlanamayarak onu yatılı bir okula verir Jane orda sekiz yıl eğitim gördükten sonra artık öğrenci olduğu okulda öğretmenlik yapmaya başlar fakat tifüs salgını çıkar ve okudaki işini bırakmak zorunda kalır öğretmenlik ilanları vermeye başlar tek 1 yerden cevap alır Thornfield konağı ve orda işe başlar evin sahibi olan Bay Rochester ile tanışır Jane ve Bay Rochester ilk başlarda her konuda fikir ayrılıklarına düşerler ve birçok tartışma yaşarlar fakat sonra ikisi arasında sıkı bir dosluk oluşur bakalım bu dostluk aşka dönecek mi okuyarak öğrenin :) bu arada Jane konakta tuhaf şeyler yaşamaya başlar çatı katından acayip sesler geldiğini duyar konak çalışanlarına sorular sorar ama kimseden cevap alamaz ve çatı katına çıkması yasaktır devamını okuyarak öğrenin ....
632 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Gerçekten çok sürükleyici bir kitaptı.Kendinizi hikayenin içinde hissediyorsunuz. Dizilerde sonraki bölümü merak edersiniz ya bu kitapta da hep sonra ne olacak diye düşünüyorsunuz.Anlatımı yalın,merak uyandırıcı.Etkileyici bir aşk hikayesi.Uzun zamandır böyle güzel bir kitap okumamıştım.Filmi de varmış onu da izleyeceğim.Okuma alışkanlığını yeni kazanmış okurlar bu kitaba bakabilir. Jane Eyre hafızamda asil ve güçlü bir kadın olarak kalacaksın. Jane Eyre
632 syf.
·Puan vermedi
Sırf arka kapak değil, bugüne değin kaynak alınıp uyarlanmış, kitap ve film sayısının çokluğuyla “Jane Eyre”, konusunun bilinirliği, evrensel seviyede bir eser. Bu yüzden ben de, muhteviyatı sakınmak hususunda, eli rahat bi haldeyim. Yine de yakın zamanda, okuma listenizde bulunuyorsa, eseri okumayı bitirdikten sonra, yazdıklarıma göz atarsanız daha sağlıklı olur.
Bir kısım Türk okur ya da okura dışarıdan bakıp yorumlayan kimselerce “Historical Romance /Tarihi Aşk” tür olarak, aman canım sende “okuduğu da kitap olsa, aşk romanı işte” şeklinde, enteresan bir üst perdeden değerlendirmeye tabi tutuluyor. Bunu yapabilmek için nice eseri hatmetmiş olmalılar elbet, ben yine de gereksiz bir tahakküm olduğu kanısındayım. O türü küçük görenlere müjdelerim, klasik olması onu tür dışı bırakmıyor, Jane Eyre bir historical romance:)
Akrabalarının yanında yaşayan kimsesiz bir kızın hikayesi. Sığıntı olarak geçirdiği yıllar, akabinde yatılı okul günleri ve Thornfield (Diken Tarlası / bu isim, kardeşinin Uğultulu Tepeler’i ile benzer bir mantıktan) Malikanesine varan mürebbiyelik günleri. On sekiz yaşında, hayat fukarası, fiziksel özellikleriyle asla dikkat çekmeyen bir genç kız, feleğin çemberinden geçmiş, kırk yaşında namlı bir hovardayı kendine aşık eder. Gidişat içinde böylesi bir yakınlaşma masalsı bulunabilir. Yine aşka nerden bakıldığına göre değişen bir içe sindirip sindirmeme meselesi (sindiremedim).
Tek kafa sesi, tek ağız, başkarakterden okuduğumuz hikaye, kendi hariç, diğer karakterlerin de; davranış düşünce ya da his olarak aktarımını , genel geçer değil, kişisel gözlem ve değerlendirmeleriyle nakşettiğinden, her daim bir yanlı hal söz konusu. Zira birçok noktada, kişilerin kişilik özelliklerini alın, burun, ağız gibi uzuvlarına bakıp bilen, esas kızımız, bu minvalde Freud’a pabucunu ters giydirir:)
Çeşitli olayların sonucunda, Eyre sevdiği adam ve işinden yani malikaneden, bir yok hiç yok beş kuruşsuz ayrılmak zorunda kalır. Birkaç gün sürünür bla bla, nihayetinde dilenecek kadar düşer. Dilenip sığındığı kapıda, kendine geldiğinde evin emektar hizmetçisi sorar;
“Yoksa terzilik mi yapıyordun?”
Yanıt şahane bence :)
“Yok, terzi değildim. Yalnız, sen bana aldırma. Kafanı benim için yorma da burasının neresi olduğunu söyle.”
Evin sahibine de benzer bir üslupla yanıtlar verir, kurtarıldı, ağırlandı, müteşekkir..:)
Aradan zaman geçer, ki bu zaman aralığı teolojik argümanlar silsilesidir. Alt metin filan değil, direkt direkt din propagandası bolca yapılır. Dere tepe düz gidilerek, varılıp sığınılmış yer, meğer kuzenlerinin evi olmasın mı:) Bu güzel sürpriz, yine bir görev aşkı ile kuzen yakınlaşması (döneme has diyor geçiyoruz) olarak taçlanır.
ve kilometrelerce öteye varan, üç günlük mesafeden duyulan sevgilinin sesi. Burada da “yüce Tanrı istedi” oldu, aşkın üzerini mucizelerle bezedi hali devam.
Artık sona giderken, duyduğu sese kayıtsız kalamayan Eyre, sevdiği adama geri döner vs vs. Erkek egemen toplumda, kadının güçlü duruşunu gerçeklikle harmanlayıp ... diye gidiyor değerlendirmeler. Bana ilginç gelen bazı noktalar var.
Anne babasız kaldığında, yaşamak zorunda kaldığı ev zengin. Gönderildiği okul, paralı yatılı. Aldığı eğitim neticesinde, öğretmenlik yaparken, tercihini özel ders vermekten yana kullanıp gittiği yer malikane. Aşk yaşadığı adam malikanenin sahibi. Kaçıp süründüğü dönem kapısına vardıkları, hiç haberi olmadığı kuzenleri, arada hiç tanışmadığı amcadan kalan miras (yani temelde paranın ona sağladığı imkanlara dolaylı ya da dolaysız sahip) ve gaipten ulaşan sesler. Ne kadar rasyonel ne kadar irrasyonel, karakterimiz size göre ne kadar güçlü, okuyun konuşalım:)
Çeviriye gelince, tembihlemek yerine sıkılamak derken, beni de bi sıkıladı, bilhassa belirteçlerde sıkıntı olduğunu düşünüyorum, güncellenmeli.
Saygılarımla..
626 syf.
·9 günde·10/10
Jane Eyre sen neler neler yaşadın, Charlotte Bronte sen de onları ne güzel anlattın öyle!

Kitapla hatırladığım kadarıyla tanışmam 'Anne with an e' dizi sayesinde olmuştu. Anne bu kitabı öylesine seviyordu ki ben de Anne'i çok sevdiğim için onun zevkine güvendim ve ilk fırsatta kitabı edindim. Ama bugün yarın derken ancak şimdi okuyabildim. Anne'in bu kitabı neden çok sevdiğini şimdi anlayabiliyorum. İkisi sanki farklı insanlarla, farklı yerlerde ve zamanlarda yaşasalar da aynı insan gibiler. Yazgı benzerliği sanırım kendimizi bir insana yakın hissetmemizde ve ona yürekten bağlanmamızda büyük etkiye sahip!

Tekrar konuya dönecek olursam, son zamanlarda yaptığım, bende hayal kırıklığı yaratan kitap seçimlerimden sonra gönlüme su serpti bu güzel kitap. Her şeyden önce Charlotte, sen mükemmel bi yazar, mükemmel bir kadınsın! Woolf'un deyimiyle belki de 'kendine ait bir odası' bile olmayan, bazı 'erkler' tarafından kendine layık görülen görev ve sorumluluklarla sınırlandırılan, asla kendini geliştirmesine ya da öğrenmesine izin verilmeyen hatta küçük görülen, yetenekleri veya zekası azımsanan kadınların bugün hala çok sevilen eserlere imza atabilmiş olması beni derinden etkiliyor ve inanılmaz gururlandırıyor. Onların o cesaretleri, öğrenme hevesleri, azim ve kararlılıkları olmasaydı belki günümüz kadını şuan bulunduğu -pek iç açıcı olmasa da eskiye kıyasla epey ilerleme olduğu da aşikar- konuma gelemeyecekti. Bizlere ilham verdikleri, toplumda kendilerine güzel yerler edinebildikleri ve başkaları tarafından onlara biçilen kalıplara, sınırlara karşı durdukları için kendi adıma minnettarım.

Kitapta da halihazırda sanki bu karşı duruş Jane Eyre karakteriyle ses, vücut bulmuş. Jane Eyre ilkeli, azimli, kararlı, mücadeleci bir mürebbiye. Tabi bu aşamaya gelene kadar yaşadıkları bir cümleyle anlatılamayacak kadar derin. Kitap onun çocukluğuyla başlayıp okul ve iş hayatıyla devam ediyor, evlenmesiyle son buluyor. Ne bir kopukluk ne bir anlam karmaşası ne de teknik açıdan gözüme çarpan herhangi bir problem oldu. Her sayfada Charlotte beni yeteneğine, zekasına, duruşuna daha fazla hayran bıraktı.

Bu kitap salt Jane'in başına gelenlerden oluşan olaylar örgüsünden ibaret değil elbette. Karakter olarak donanımlı olmanın getirileri, insan ilişkilerinde takınılan tutumun etkileri, insanın başına gelen kötü hadiselerin ve çekilen acıların insanı aslında nasıl daha güçlü kıldığı ve sabretmenin sonunda insanı çeşitli güzelliklerin beklediği gibi manidar dersler barındıran enfes bir roman okudum. Kitabı bitirdiğim şu dakikalarda bile aklımdaki tek düşünce şu: keşke geçmişe gidebilsem de dizinin dibine oturup Jane Eyre'i yazarkenki duygularına, heyecanına ortak olabilsem, onunla saatlerce sohbet edip vereceği öğütlerle avunabilsem ve onu tanıma fırsatı bulabilsem!

Hacimli olmasından korkarak daha fazla ertelenmesin. Henüz edinmemiş olanlarsa tavsiyemdir, tez edinsin.

Keyifli okumalar dilerim.
626 syf.
·19 günde·Puan vermedi
Bir çırpıda bitecek bir kitabı bile isteye uzun bir zaman zarfına yaydım sebebi ise sindire sindire okuma isteğimdi, ki öyle de oldu. Jane Eyre'i sanki tanıyormuşum hayatımın içindeymiş gibi hissettim, olaylara onunla birlikte sevindim, üzüldüm, duygularına onunla eşlik ettim diyebilirim. Bu kitaba başlama nedenim iki sebepten ötürüdür; biri arkadaşımın övgüyle ısrarı, ikincisi de Anne with an E dizisi. Sevgili Anne Shirley dizide Jane Eyre'den oldukça bahsetmesi ve alıntılarına yer vermesi beni iyice meraka sürükledi. Anne'in neden Jane Eyre'i sevdiğini kitabı okuyunca anladım. İyi ki okuma mutluluğuna erişmişim diyorum. 'Sevgili okuyucu'su olarak hayatımda daima hatırlayacağım bir kitap karakteri olarak kalacak Jane Eyre. Tavsiyemdir.
En parlak yıldızların bile üzerinde lekeler vardır.
Bazı insanlar yıldızların parlaklığını göremezler
de ancak ufak tefek lekeleri görürler.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Jane Eyre
Baskı tarihi:
Temmuz 2013
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055420154
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Jane Eyre
Çeviri:
Ceren Taştan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Martı Yayınları
 
Yayınlandığı ilk günden itibaren edebiyat dünyasına bir bomba gibi düşen Jane Eyre, çok geçmeden bütün okurların ve eleştirmenlerin gönlünde taht kurmayı başarmıştır. Kimsesiz bir çocuk olarak baskı altında geçen yılların ardından, kendi ayaklarının üzerinde durmayı başaran özgür ruhlu genç kadın, patronunun sakin ve gizemli doğası karşısında, yüreğine daha fazla söz geçiremeyerek yenik düşer.

Ama her aşkın bir bedeli vardır ve herkes kendi payına düşeni ödemek zorundadır.
Charlotte Brontë’nin tartışmasız herkes tarafından başyapıt olarak nitelenen bu ölümsüz eseri tutkulu romantizmi ve büyüleyici diliyle halen bütün zamanların en büyük aşk hikâyelerinden biri olma özelliğini koruyor.

Kitabı okuyanlar 5.641 okur

  • Bilge çavuş
  • Nevroz Aktimur
  • Semra Yılan
  • İbrahim Peri
  • Özlem Ataünal
  • elifiremince
  • Fatmanur
  • Hüsna arslan
  • İrem Sara
  • Mehmet Toyran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.8
14-17 Yaş
%8.7
18-24 Yaş
%25.6
25-34 Yaş
%25.7
35-44 Yaş
%21.5
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%89.8
Erkek
%10.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.2 (285)
9
%8.7 (162)
8
%6.9 (129)
7
%3 (57)
6
%1.3 (24)
5
%0.6 (12)
4
%0.3 (6)
3
%0.3 (6)
2
%0.1 (1)
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları