Cumhur Mısırlıoğlu

Cumhur Mısırlıoğlu

Çevirmen
8.6/10
4.108 Kişi
·
12.168
Okunma
·
0
Beğeni
·
29
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
▪ Daha önce Sherlock okumamış biri olarak Sherlock Holmes kitaplarına başlamak için öncelikle bir liste oluşturdum. Onlarca kitap arasından başlangıç için en iyi tercih Martı Yayınları'nın Sherlock kitapları serisi gibi görünüyordu çünkü kitapların hangi sırada okunacağı diğer yayınevlerine göre daha net ayrıca kapak tasarımları da son derece iyi. Ancak çok yüksek beklentiyle mi başladığımdandır bilemiyorum kitabı beğenmedim. Kitap gizemli olayları içinde barındıran 12 hikayeden oluşuyor ve her hikaye genel olarak 25-30 sayfa civarında. Tam olaylar rayına oturmaya başlıyor diyorsunuz bir bakmışsınız bölüm bitmiş. Sherlock karakterini bu kitapta sevemedim. Holmes, polisiye romanlar tarihinin belki de en ünlü ve en sevilen dedektifi ama bu kitaptaki hikayeleri artık bitsin diyerek okudum ve bir sonraki hikayeyi merak bile etmedim.

▪ Kitaptaki olaylar Sherlock Holmes'un yakın arkadaşı ve olayları birlikte aydınlattığı Doktor Watson'un ağzından anlatılıyor. Her bölümün başında bir kişi geliyor ve içinde bulunduğu karmaşık durumu anlatarak o konuda Sherlock'tan yardım istiyor. Bu kişilerin yaşadığı gizemli olayların yer aldığı 12 ayrı hikayenin neredeyse tamamı bende heyecan ya da merak duygusu uyandırmadı. Kitapla ilgili söyleyebileceğim olumlu tek şey olayların aydınlatılması sürecinde Sherlock'un ağzından duyduğumuz anlamlı cümleler. Yaptığım alıntıların neredeyse tamamı da diyaloglar sırasında Sherlock'un ağzından çıkan bu sözler. Serinin diğer kitaplarının da bu şekilde kısa hikayelerden oluştuğunu düşünürsek bu seri için beklenti yüksek tutulmamalı. Akıl Oyunlarının Gölgesinde benim için hayal kırıklığıydı.
İnsanları neler şaşırtıp, dimağlarında güzel bir etki yaratır? Sevdiğiniz bir kişiye sebebi olmadan hediye almak ya da onu ziyaret etmek ya da ona güzel şeyler söylemek ya da onla beraber bir şeyler yapmak ya da beklemediği anda yardımına koşmak. Karşıdan karşıya geçmek isteyen bir insana yardım etmek, tanımadığınız kişilerle selamlaşmak. Bunlar karşınızdaki kişinin şaşırmasına ve sonrasında mutlu olmalarına sebep olan şeylerdir. Beni şaşırtıp, dimağımda güzel bir etki yaratan da Tess Gerritsen okumak, onun olaylar yaşanırken yaşamdan gerçek kesitler yansıtan tarzını okumak.

Rizzoli&Isles serisi tüm hızıyla devam ediyor. Bu kez karşımızda serinin ilk kitabına adını veren Cerrah'ın yöntemlerini taklit eden bir Çırak var. Tek fark var Çırak kurbanlarının rahimlerini almıyor.(Cerrah, geçmişlerinde tecavüze uğramış, yaşadıkları saldırı nedeniyle hayatları alt üst olmuş kadınları ve bu kadınları kendisine kurban olarak seçen ve boyunlarını keserek öldüren bir katildi. Aynı zamanda kurbanlarının rahimlerini hatıra olarak saklıyordu.) Rizzoli bu olayın soruşturmasına başlamışken FBI'dan Ajan Gabriel Dean soruşturmaya ortak oluyor. Sıradan gözüken bir seri katilin soruşturmasına neden dahil olduğu bilinmeyen Ajan Dean, olacakları önceden tahmin ediyor, neden soruşturmaya dahil olduğunu sır gibi saklıyor ve Rizzoli'nin saklı kalmış korkularını yüzüne vuruyor. Rizzoli kendi soruşturmasına bir anda dahil olan Ajan Dean'in, otoritesine kesik attığını düşünüyor. Bu sebepten dolayı Ajan Dean ile yıldızı bir türlü barışmıyor. Ta ki Ajan Dean neden soruşturma için görevlendirildiğini açıklayana kadar. Sonra neler mi oldu? Gökten üç elma düşmedi tabii ki. Gerisi okursanız size kalmış.

Rizzoli&Isles serisinin ikinci kitabı olan Çırak, heyecanın tavan yaptığı, merakın kitap boyunca sürdüğü, dilin yalın kullanımıyla akıp giden bir kitap oldu. Tess Gerritsen geniş tıbbi ve kültürel bilgi birikimiyle bu gibi içeriksel ve tematik unsurları bir araya getirip polisiye türünde önemli bir yazar olduğunu ve olacağını kanıtlıyor. Hayattan kesitler sunan, polisiye bir kitabın sadece suçla ilgilenmediğini gösteren Rizzoli&Isles serisini okumanızı öneririm. İyi okumalar.
Çocukluk hayalidir uzay. Kağıttan uçak yapar uzaya gidiyor mu diye bakardık. Sallanırken ellerimizi uzatıp güneşi tutmaya çalışırdık. Uzaya ulaşmak için daha hızlı sallanırdık...

Büyüdük, çok şey değişti... Ne var ki uzaya olan tutkumuz değişmedi. Dünyanın gündelik işlerine hapsolduğumuzu fark ettiğimizde sığındığımız liman oldu. Biraz olsun rahatlamak için baktık, yürekteki özlemi dindirmek için baktık... Çocuklarımıza uzay adını verdik, dolunay oldu efsaneler anlattık, hilalle yıldız birleşti bayrağımıza anlam kattık... Farketmesek de hayatımızın bir parçası yaptık...

Dr. Emma Watson bu muhteşem güzelliği görebilme fırsatını elde etmiş sayılı insanlardan biridir. Hayalini kurduğu 'yerçekimsiz ortamın canlılar üzerindeki etkileri' deneyinin üzerinde nihayet çalışma fırsatı bulmuştur. Ne yıkılan evliliği ne de geride bıraktıkları umrundadır artık... Cesaret ve hayal varsa gerisi önemsizdir zaten...
Bir ekiple birlikte uzaya çıkar. Aklımızın alamayacağı bu güzelliği keşfedalar. Fakat işler hiç de istenilen gibi gitmez. Uzaya götürülen hayvanlar birer birer ölmeye başlar ve bu salgından araçta bulunan astronotlar da etkilenir. Ne yapacaklar, Dünya'ya sağ salim dönebilecekler mi?

Tess Gerritsen yine harikalar yaratmış. Boşuna demiyorum Tess ne yazsa okurum... Okuyucuyu bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor bu eserinde. Emma'nın ve eşinin acısına, çaresizliğine ortak olun derim...
Bu, okuduğum ilk Arthur Conan Doyle kitabıydı. Üslubu, anlatımda yer alan öğelerin tasviri ve akıcılığıyla beğendiğim bir kitap oldu. Sherlock hankında bir şey söylememe gerek yok sanırım. Ama hangisinden başlarsanız başlayın diğerlerini de okumak istiyorsunuz.
Bu kitabı henüz okuyamadım ancak incelemeye başlangıç olarak şimdiden birkaç satır yazmak istedim. Kendisi küçük, yüreği büyük insan sevgili Mehmet Sadık ın bugün doğum günü ve asırlardır süregelen bir klasiği bozarak kendi doğum gününde bana kitap hediye etti. Buradan tekrar doğum gününü kutluyorum. Nice sağlıklı mutlu yaşlar diliyorum.

İnceleme kitap okunduktan sonra eklenecektir.
Leon Gott'un, evinin garajında ölü bulunmasıyla başlar her şey. Altı yıl önce bir safari gezisindeki cinayetinde bağlanmasıyla, kitabı daha bir heyecanlı okumaya daldım. Her sayfası ayrı bir güzel ve merak dolu..Sanki ben yaşıyorum olayları.. :) Biraz maceraya ne dersiniz? :)
- Çırak, Rizzoli & Isles serisinin ikinci kitabı. Seriye ismini veren karakterlerden biri olan ve ilk kitapta görmediğimiz Dr. Isles karakteri de bu kitapla birlikte sahneye çıkıyor. Serinin ilk kitabı olan Cerrah, yüksek gerilimi ve heyecanıyla beni oldukça etkilemişti. Çırak'a başlarken "Ya beğenmezsem" şeklinde bir düşüncem olmadı zira bana göre Tess Gerritsen hiçbir kitabında ortalamanın altına düşmeyecek bir yazar. Çırak beklediğim gibi bir kitaptı tıbbi terimler, dehşet verici olaylar ve çok sevdiğim bir karakter olan Jane Rizzoli. İlk kitapta tanıştığım karakterlere Çırak'la birlikte iyiden iyiye yakınlık duymaya başladım.

- İlk kitapta, işlediği cinayetlerle tüm şehri dehşete düşüren ve "Cerrah" olarak bilinen katilin elinden kurtulan Dedektif Rizzoli olayların ağırlığını üstünden atamamışken Boston'da yeni bir cinayetler zinciri meydana gelmiştir. Evlerinde öldürülen erkekler, kaçırılan ve sonrasında vücutları parçalanmış halde bulunan kadınlar... Şehir yeni bir seri katille karşı karşıyadır ve bu yeni katil cinayetlerini bir taklitçi gibi Cerrah'ın yöntemlerine bağlı kalarak işlemektedir.

- Çırak beklentilerimi karşılayan, sürükleyen, heyecanlı ve gerilim dolu bir kitaptı. Tess Gerritsen aldığı tıp eğitimini ve yazarlık yeteneğini bir araya getirerek harika bir kitap daha ortaya çıkarmış. Yazarın ve serinin diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Yazar ilk kez bambaşka bir hayata yolculuğa çıkardı beni. Profesyonellik, akıcılık doruk noktasındaydı her zamanki gibi. Fakat işleyişi, kurgusu hele ki olay örgüsü çok farklı bir romandı. Bu kitaptan her ne kadar da farklı bir tat alsam yine de fevkaladenin üstünde bir etkileyiciliğe imza atmış yazar. Yörünge kitabı eski basım bir eser olduğu için bu zamana kadar okuyamamıştım. Ama okumayı da çok istiyordum. Bu yazarın kitapları gözüme takılınca hep bu eski basım kitabının adı aklıma geliyordu. Şimdi ise artık basımı olan bir kitap haline geldi. Üstelik en sevdiğim Martı Yayınevi çıkardı. İyi ki de okumuşum. Yazarın akıcı kalemi, başarılı tasvirleri sayesinde yepyeni ve bambaşka hayatlar yaşadım Emma karakteri ile birlikte. Emma'nın mücadelesi ve boşanmak üzere olduğu kocasına duyduğu aşk okunmaya değer diye düşünüyorum.
Azılı bir katil olan adli tıp doktorunun korkunç hikayelerini anlatan kitap serisinin bir üyesi. Konusu güzel ürpertici gerçekçi bir dille yazılmış. Olayın içine girip gerçekten yaşanıyor hissediyorsunuz.
Merhabalar...
İlk okuduğum Sherlock Holmes kitabı oluyor eser. Biraz geç oldu farkındayım ama durum böyle. Aslında pek yabancı değildim kendilerine. İki adet filmini seyretmiştim sinemada. 1940-50'lerde çekilen Sherlock bölümlerinin bir kısmını da izlemiştim. Ve de son olarak aktüel olan dizisini de severek takip etmiştim. Her ne kadar dizinin yeni bölümlerini beklemek ömür törpüsü olsa da... Kapıldım gittim gönlümün Agatha'sına, Arthur'u ihmal ettik. Kitabıyla tanışmak otuzuma kısmet oldu.

Kitap için uzun uzun Manas Destanı yazmayı düşünmüyorum. 12 adet birbirinden güzel öyküler bulunmakta. Favori öykülerim "Bohemya'da Skandal", "Mavi Yakut", "Bascombe Vadisi'nin Esrarı" adlı öyküler oldu. Sherlock'un kimsenin önemsemediği küçük nüanslar ile yaptığı çıkarımlar Hercule Poirot'un "küçük gri hücreleri" kadar nefisti.

Son olarak Sherlock okumalarıma devam edeceğimi belirtirken, "Sherlock başlangıç kılavuzluğu" için yardımını esirgemeyen fazi arkadaşıma bir kez de buradan teşekkürlerimi sunarım.

"İyi polisiye iyi edebiyat" mottosuyla kitabı okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.

Dizinin, canımın içi, keman solosuyla başbaşasınız, keyifli dinlemeler, iyi akşamlar.
https://www.youtube.com/watch?v=l6B-8V4LyaU

Yazarın biyografisi

Adı:
Cumhur Mısırlıoğlu

Yazar istatistikleri

  • 12.168 okur okudu.
  • 208 okur okuyor.
  • 4.834 okur okuyacak.
  • 108 okur yarım bıraktı.